Final Yerel Yönetimler Ve Sosyal Hizmet Final Ders Notları

serkankacan69

Active member
12 Eyl 2018
152
57
28
#1
ÜNİTE 8=YEREL YÖNETİM BİRİMİ OLARAK KÖYLER VE İLLER BANKASI KÖYLER ***Köy yerleşimleri en fazla 2000-3000 nüfuslu, coğrafi olarak kırsal bölgelerde kurulmuş yerlerdir. Tarihimizdeki en eski ve sayıca en fazla (34.367 köy) yerel yönetim birimi olan köyler, kendiliğinden oluşan yerleşim birimleridir. ** köylere ilişkin düzenlemeye, Tanzimat Fermanı’ndan sonra, 1864 yılında çıkarılan "1864 Vilayet Nizamnamesi" ile gidilmiştir. Köylere tüzel kişiliğin tanınması, 1924 yılında çıkartılan "442 sayılı Köy Kanunu" ile olmuştur.Temelde, muhtarlık örgütünün ortaya çıkması ve gelişimi ile köylerin hukuki nitelik kazanması yakından ilişkilidir. Ülkemizde, “muhtarlık” adı altındaki ilk örgüt,1829 yılında İstanbul'da kurulmuş ve Müslüman mahallelerde "evvel" (birinci) ve "sani" (ikinci) olmak üzere iki muhtar seçilmiştir. **İstanbul dışında muhtarlık örgütü ise, ilk olarak 1833 yılında Kastamonu Sancağı’nda ortaya çıkmıştır. **köyün bir yerel yönetim birimine dönüşeceğine yönelik emareleri bünyesinde barındıran ilk yasal metin "1864 Vilayet Nizamnamesi"dir. **1864 Nizamnamesi’nin ardından "1870 Vilayet nizamnamesi" kabul edilerek muhtarların görev ve yetkileri genişletilmiştir. Buna göre muhtar, köyde hükûmetin emirlerini ilan etmek, vergileri toplamak, köydeki ölüm ve doğum gibi nüfus hareketlerini takip etmek ve yetkililere bildirmek ve suçluların devlete teslimine yardımcı olmak ile yükümlü kılınmıştır. Bu nizamnamede de köylere tüzel kişilik verilmemiştir. **1876'da İdare-i Nevahi" ismini taşıyan üçüncü bir Nizamname düzenlenmiştir. ** İkinci Meşrutiyet Dönemi'de köyün bir mahallî idare birimi olmasını amaçlayan "İdare-i Kura" (köy idaresi) isimli bir kanun tasarısı hazırlanmış, ancak bu tasarı yasalaşmamıştır. **Cumhuriyet Dönemi’nde, 1924 yılında, bugün hala geçerliğini koruyan ve köylerin ona göre düzenlendiği "442 sayılı Köy Kanunu" kabul edilmiştir. Böylece, köylere tüzel kişilik verilmiş ve köyler hukuki açıdan yerel yönetim birimleri arasındaki yerlerini almışlardır. !!!•442 sayılı Köy Kanunu hâlen yürürlükte bulunmakla birlikte, yeni bir köy kanunu tasarısı üzerinde çalışılmaktadır. Türkiye genelinde 52.000 köy ve mahalle muhtarının yanı sıra köylerde yaşayan vatandaşları yakından ilgilendiren kanun tasarısı taslağında, 87 yıllık Köy Kanunu'nda önemli değişiklikler yer alıyor. İçişleri Bakanlığı hukukçularının hazırladığı taslağa göre, muhtarlara yılda 30 gün izin hakkı verilecek. “İhtiyar Heyeti” kavramı da yerini “Köy Meclisi”ne bırakacak. Muhtarlar, izinde oldukları süre için yerine vekâlet edecek kişiyi Köy Meclisinden seçecek. Düzenleme ayrıca, köylerde ihtiyaç hâlinde mimar, mühendis, veteriner, teknisyen, tekniker ve işçi istihdamına da imkân sağlıyor. Köylerde görev yapacak personele ödenecek ücretin üst sınırı da aynı yasada hükme bağlanırken, köyün yıllık toplam personel giderlerine de sınırlama getiriliyor.
Nüfusu 1.500'den yukarı köyler birinci grup, nüfusu 250'den 1.500'e kadar olan köyler ikinci grup, nüfusu 250'ye kadar olan köyler üçüncü grubu oluşturacak. Köyün Kurulması Görevleri ve Organları : **Esasında köyler kendiliklerinden ortaya çıktıkları ve çok eskilerden beri var oldukları için yeni bir köyün kurulabilmesi ancak, göçebe aşiretlerin belli bir yerde yerleşmeye karar vermeleri veya doğal afet nedeniyle bir köyün yerinin değiştirilmesi gibi nedenlerle söz konusu olabilmektedir. Böyle yeni bir köy, idari bir işlemle, yani İçişleri Bakanlığının kararı ile kurulmaktadır. Ancak, öncelikle ilgili il idare kurulu ve il genel meclisinin, daha sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü almak gerekmektedir. ** Köy tüzel kişiliği dayanağını Anayasa'nın 127. maddesinden alır. **Bir yerde köy tüzel kişiliğinin kalkması, o yerin nüfusunun 150’den aşağı düşmesi ya da söz konusu yerin doğal afetler sonucu orda oturanlarla birlikte ortadan kalkması ile olmaktadır. Bu durumda İçişleri Bakanlığı, o yerdeki köy tüzel kişiliğinin kalktığını saptamaktadır. ***442 sayılı Köy Kanunu, nüfusu 150’den aşağı olan yerler için 89 ve 90.maddelerinde şunları öngörmektedir: >> Bu gibi yerler seçmenlerin yarısından çoğunun istemesi üzerine, yaya olarak bir saatten az bir mesafedeki bir başka köye bağlanabilir. >> Bu gibi yerler birden fazla ise, yine seçmenlerinin yarısından çoğunun istemesi üzerine, birleştirilerek ayrı bir köy hâline getirilebilir. >> Bu gibi yerler, Köy Kanunu’nun bazı hükümlerine tabi tutularak yönetilebilirler. Bu hükümler vali veya kaymakam tarafından belirlenebilir. >> Bu gibi yerler bir başka köye bağlanmaz, ayrı bir köy hâline getirilemez, vali veya kaymakam tarafından Köy Kanunu’nun hangi hükümlerine tabi tutulacakları belirtilemez ise, eski geleneklere göre yönetilirler. **442 sayılı Kanun (12- 14. md.), köyün görevlerini çok ayrıntılı bir şekilde düzenlemiş ve görevleri "Mecburi" ve "İsteğe Bağlı Olan İşler" olmak üzere iki grupta toplamıştır. >Köyün zaruri işleri; sağlık, temizlik, bayındırlık, tarım ve eğitim.köye içme suyu getirmek, kuyu ve su kanallarını temiz tutmak temizlik ve sağlık alanıyla ilgili zaruri görevlere; köy içi yollar, mescit, okul, konuk odası yapmak bayındırlık alanıyla ilgili zaruri görevler arasındadır. 442 sayılı Kanun’un 12. maddesini göre, köylü mecburi işleri yapmazsa ceza görmektedir. Köyün mecburi işleri, köylüler için bir kamu yükümlülüğüdür. >İsteğe bağlı işler ise köyün daha çok ekonomik ve toplumsal yönlerden gelişmesi ve güzelleşmesi ile ilgili işlerdir. Çarşı, hamam, pazar, çamaşırlık yapmak, orman yetiştirmek, sulama tesisi kurmak. Köy derneğinin yarısından fazlasının oyu ve illerde vali ve ilçelerde kaymakamın oluru ile isteğe bağlı bir iş zorunlu hale getirilebilir ve yapmayan da ceza görür. **Köy yönetimleri, görevlerini bir yerel yönetim birimi olarak veya genel yönetimin bir organı olarak yerine getirirler. Köy yönetimlerinin bir yerel yönetim birimi olarak: > Sağlık ve sosyal yardım (çevre sağlığı, sosyal yardımlar) > Bayındırlık ve imar (yol, cami, içme suyu vb.) > Esenlik ve kolluk > Kültür ve eğitim (köye okul yapılmasına katkı) > Tarımsal görevler > Ekonomik görevler
Köyün Organları ve Personeli : **Köy idaresinin organları, "Köy Derneği", "Köy İhtiyar Meclisi" ve "Muhtar"dır.
Köy Derneği:442 sayılı Köy Kanunu’na göre köy derneği, köyde bulunan kadın ve erkek seçmenlerden oluşan, köy muhtarı ve ihtiyar meclisi üyelerini seçen bir kuruldur. isteğe bağlı işlerin mecburi hâle getirilmesine karar vermek, merkezî idare tarafından atanan köy imamının bulunmaması hâlinde, köy imamını seçmek ve ödeneğini belirlemek, bekçi gibi köy görevlilerine verilecek ücreti saptamak gibi bazı idari görevleri de vardır. Köy derneği ile köylünün doğrudan yönetime katılımı gerçekleşmektedir. Bu yüzden doğrudan demokrasinin yerel yönetimler bağlamında uygulanmasına örnek oluşturmaktadır. Köy İhtiyar Meclisi:İhtiyar meclisinin görev ve yetkileri, Köy Kanunu’nun 43. ve 48. Maddeleri: > İmece ve salmaya karar vermek > Muhtarın harcamalarını denetlemek > Köy bütçesini kabul etmek > İmeceye katılmayanlara para cezası vermek > Kamulaştırmaya karar vermek
> Köylüler arasındaki ihtilafları uzlaştırma yoluyla çözmeye çalışmak Köyün ihtiyar meclisi “seçilmiş” ve “doğal” olmak üzere iki tür üyeden oluşmaktadır. Seçimle gelen üyeler, köy derneği tarafından tek dereceli ve çoğunluk sistemine göre beş yıllık bir süre için seçilmektedir. Muhtar:Muhtar köy idaresinin başı, yürütme organı ve devletin köydeki temsilcisidir.Muhtar, köy derneği tarafından, ihtiyar meclisi üyeliğine seçilme şartlarını taşıyanlar arasından çoğunluk sistemine göre seçilmektedir. Görev süresi beş yıl olan muhtarlar siyasi partiler tarafından aday gösterilemezler. Köy Kanunu muhtarın görevlerini "devlet işleri" ve "köy işleri" olarak ikiye ayırarak düzenlemiştir. >>> muhtarın devlet işleri= ** Hükûmetçe bildirilecek mevzuatı köy içinde ilan etmek ** Kanun, tüzük, yönetmelik ve emirlerle kendisine verilen işleri görmek ** Köy içinde güvenliği korumak ** Köylünün sağlığının korunmasına ilişkin tedbirleri almak ** Asker ve vergilerin toplanmasında yetkililere yardımcı olmaktır. Muhtarın köy işleri : ** Köy kamu tüzel kişiliğini temsil etmek ** Mahkemelerde davalı veya davacı olarak köyü temsil etmek ** Köy ihtiyar meclisi kararlarını uygulamak ** Köy işlerine harcanacak paraları toplamak ve harcama yapmaktır. ~~Köy idaresinde muhtarın dışında, "imam", "köy korucusu" ve "köy kâtibi"olmak üzere üç personel daha vardır. Ülkemiz genelinde nüfusu 150’den az olan yerleşim birimi 50.000’den fazladır. Buralar köy tüzel kişiliğine sahip değildir. İLLER BANKASI İller Bankası, belediyelere finansman desteği veren, altyapı yatırımlarının ilgili belediyeler adına uygulanmasına katkı sağlayan, özellikle küçük ölçekli yerleşim birimlerindeki belediye hizmetlerinin daha etkin yürütülmesine kolaylık tanıyan bir yerel yönetim kuruluştur. Tarihçe :Kurtuluş Savaşı’ndan sonra başlatılan kalkınma hamlesi çerçevesinde şehir ve kasabalarımızın yeniden imar ve inşası konusunda önemli görev ve sorumluluklar üstlenen İller Bankası A.Ş.'nin temeli, Atatürk'ün talimatlarıyla; > Belediyelerin imar faaliyetlerini finans etmek üzere, 11 Haziran 1933 tarihinde 2301 sayılı Kanunla, 15.000.000 sermaye ile “Belediyeler Bankası” adıyla kurulmuştur. > Bankanın Kuruluş Kanunu uyarınca yalnız belediyelere yönelik faaliyetlerde bulunması, kuruluş sermayesinin hızlı nüfus artışı ve şehirleşmeye paralel olarak artan kredi ihtiyacını karşılayamaması, ayrıca mali kaynağa ve teknik yardıma muhtaç il özel idareleri ile köylerin bu yardım dışında bırakılması ve faaliyet sahasının daha genişletilmesi gibi hususlar göz önünde bulundurularak Belediyeler
Bankasının değişik bir yapıya sahip kılınması düşünülmüş ve bu düşünceyle kurulan Belediyeler Bankasının, Mahallî İdareler İmar Bankasına dönüştürülmesi için 29.07.1944 tarihinde TBMM’ye sunulan kanun tasarısı hazırlanmıştır. Bu tasarının bütçe komisyonunda görüşülmesi sırasında Bankanın adı “İller Bankası”olarak değiştirilmiştir. > İl özel idareleri, belediyeler ve köyleri de içine alan İller Bankası A.Ş.,13.06.1945 tarihinde kabul edilen ve 23.06.1945 tarihinde de Resmî Gazetede yayınlanan 4759 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle Belediyeler Bankasının görevlerini üstlenerek resmen kurulmuştur. > 26.01.2011 tarihinde TBMM tarafından kabul edilen ve Resmî Gazete'nin 08.02.2011 tarihli nüshasında yayımlanan 6107 sayılı Kanun’la "İller Bankası A.Ş." ismini almıştır. ***İller Bankası A.Ş. özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sahip, özel bütçeli anonim şirket statüsünde bir kalkınma ve yatırım bankasıdır. İller Bankasının Temel İşlevleri ve Organları : **4759 sayılı ilk İller Bankası Kanunu 1945 yılında yürürlüğe girmiştir. Bugün yürürlükte olan kanun, 6107 sayılı ve 2011’de yürürlüğe giren İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun’dur. **İller Bankasının temel amacı kanunun 3. maddesinde şöyle belirtilmiştir: •İller Bankasının amaçları, il özel idareleri ve belediyelerin; •Finansman ihtiyacını karşılamak •Mahallî müşterek hizmetlere ilişkin projeler geliştirmek •Danışmanlık ve denetim hizmeti vermek •Merkezî hükümetin mahallî idarelere her türlü kaynak transferine aracılık etmek •Her türlü kalkınma ve yatırım bankacılığı işlevlerini yerine getirmektir. **Bankanın ortakları, yerel yönetimlerdir. İl özel idareleri, belediyeler ve köyler banka sermayesine katılmaktadırlar. Banka, sermayesini kamu hukuku kuralları ve denetimi dışında kullanma yetkisine sahip özel hukuk tüzel kişisi olarak yerel yönetimlere kredi vermekte, mali ve teknik aracılık yapmaktadır.İller Bankasının faaliyetleri Kanun’un 3. maddesinde sayılmıştır: a) Ortaklarına kısa, orta ve uzun vadeli her türlü nakdi ve gayri nakdî kredi açabilir. b) Faaliyetleri konusunda araştırma, proje geliştirme ve danışmanlık hizmeti yapabilir, yaptırabilir veya teknik yardım verebilir. c) Bankanın öncülüğünde şirket kurabilir ve devredebilir. ç) Sigorta acenteliği yapabilir. d) Gerekli izinleri almak kaydıyla yurt içinde ve yurt dışında şube ve temsilcilik açabilir. e) Yurt içi ve yurt dışı finansman kurumlarıyla iş birliği yapabilir, bunların katıldığı ulusal ve uluslararası kuruluşlara üye olabilir. f) Yurt içi ve yurt dışı finansman kuruluşları ile para ve sermaye piyasalarından ve her türlü fonlardan kaynak sağlayabilir. g) Amacının gerçekleşmesine yardımcı olacak her türlü kalkınma ve yatırım bankacılığı işlemlerini yapar. ğ) Ana Sözleşme’de belirtilen diğer faaliyetleri yürütür. h) Bakanlık tarafından talep edilen özel projeler ve kentsel altyapı projeleri ile yapım işlerini yapar veya yaptırır. ı) Bankaya kaynak temin etmek üzere, proje kaynağı için herhangi bir borç ve şartlı yükümlülük altına girmemek kaydıyla kâr amaçlı gayrimenkul yatırım projeleri ile uygulamalar yapar veya yaptırır. ****İller Bankası temelde aracı bir kurumdur. Merkezî yönetim ile yerel yönetimler arasında düzenleyici rolü vardır. Aracılık görevi, “mali” ve “teknik” olmak üzere iki boyutludur. 1. Teknik aracılık, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından programa alınan yerel yönetim birimi işlerinin inşaat ve sanayi sektörü ile yerel yönetimler arasındaki ilişkilerini tesis etmek ve yönlendirmektir. Bankanın teknik aracılık işlevi içinde, mali ve teknik gücü oranında belediyelerin harita ve imar planlarını hibe şeklinde yapması söz konusudur. 2. Mali aracılık, yerel yönetimler ile merkezî yönetim arasında fon akışını düzenlemek ve yerel yönetimlere kredi sağlamaktır. Örgütsel Özellikleri ;Bankanın üst yönetimi Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu ve Genel
Müdür’den oluşur. >>Genel Kurul: İl özel idarelerini temsil etmek üzere, il genel meclisi üyeleri arasından seçilecek yirmi kişiden; belediyeleri temsil etmek üzere, belediye başkanları arasından her bir ili temsilen seçilecek birer kişiden; İçişleri, Maliye,Bayındırlık ve İskân bakanlıkları ile Hazine Müsteşarlığını temsil etmek üzere görevlendirilecek birer kişiden oluşur. Genel Kurul; yıllık faaliyet raporu ve denetim kurulu raporları ile bilanço ve kâr-zarar hesaplarını inceleyerek Yönetim Kurulu ve denetçilerin ibrasını, Bankanın tahsili imkânsız görülen alacaklarının terkini karara bağlar. >>Yönetim Kurulu:Yönetim Kurulu, Genel Kurul’a karşı sorumlu karar organıdır. Yönetim Kurulu, Genel Müdür dâhil yedi üyeden oluşur. Yönetim Kurulunun görevleri 6107 sayılı Kanunun 8. maddesinde şöyle sıralanmıştır: Yönetim Kurulu; a) Kredi açılmasına, iç ve dış piyasalardan fon ve kredi temin edilmesine ve kullandırılmasına, b) Bankanın öncülüğünde, faaliyet alanıyla ilgili olarak şirket kurulması için Bakanlar Kurulu onayına sunulmak üzere teklifte bulunmaya, c) Yurt içinde ve dışında temsilcilikler, bölgeler, şubeler ve irtibat büroları açılmasına ve kapatılmasına, ç) Bankaya kaynak sağlanması için gerekli tedbir ve kararların alınmasına, d) Bankanın yıllık bütçesinin incelenerek onanmasına ve yıl içerisinde ihtiyaç duyulan değişikliklerin yapılmasına, e) Yıllık faaliyet raporu, bilanço ve kâr-zarar hesabının hazırlanarak Genel Kurula sunulmasına, f) Kredilerden doğan alacakların faiz oranlarını belirleyerek yeniden yapılandırmaya, g) Banka faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi için gerekli organizasyonu ve çalışma usullerini tespite, Genel Müdürlükçe hazırlanan yönetmelik ve yönergelerin onaylanmasına, ğ) Bankanın şirket ve iştiraklerindeki Yönetim Kurulu üyeleri ve denetçi adaylarının bu konuda uzman kişiler arasından seçilmesine, h) Banka merkezî dışından gelen Genel Kurul üyelerine harcırah ödenmesine,karar vermeye yetkilidir. *** Yönetim Kurulu, İller Bankasının en önemli karar organıdır. >>Denetim Kurulu: Bankanın Denetim Kurulu üç üyeden oluşur. Denetim Kurulu üyelerinin ikisi Bakanlık, biri Maliye Bakanlığı tarafından atanır. >>Genel Müdür: Bankanın birinci derecede yetkili ve sorumlu amiri olup, Bakan’ın teklifi üzerine Başbakan tarafından atanır. Bankayı temsil eder, yönetim kurulu kararlarına göre bankayı yönetir. **İller Bankasının yerel yönetimlerle ilişkileri mali ve teknik destek alanlarında söz konusu olmaktadır. ÜNİTE 9=YEREL YÖNETİMLERDE YENİ ANLAYIŞLAR **Genelde kamu yönetiminin ve özelde yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılma -sında en önemli etken küreselleşme sürecidir. **Ülkemizde yerel yönetimlerin daha etkili şekilde işlev görecek biçimde yapılanması süreci “Kamu Yönetimi Reformu” adı altında gerçekleşmektedir. KAMU YÖNETİMİNDE YENİDEN YAPILANMA **“Yönetsel Reform” kavramıyla kastedilen, merkezî ve yerel yönetimde yapılan düzenleme ve değişikliklerdir.Yönetsel Reform, “bir yönetim sisteminin (Bu bir bakanlık, bir genel müdürlük, bir daire ya da tüm kamu yönetimi mekanizması olabilir.) amaçlarına yönelik olarak işlevlerini daha hızlı, nitelikli, verimli ve etkili bir şekilde yapacak düzeye çıkarmak üzere örgütsel yapı ve süreçte, yönetsel yöntem ve tekniklerde ve/veya personel unsurunda yapılan bilinçli değiştirme, yeniden düzenleme girişimleri” olarak tanımlamaktadır.Reform, öncelikle planlı ve bilinçli bir değiştirme çabasıdır. Reformla kastedilen köktenci değişikliklerdir. Reform, toplumsal değişimle, ekonomik ve siyasal sistemdeki dönüşümlerle yakından ilişkilidir. Kamu yönetiminde reform yapma düşüncesi belli ihtiyaçlardan kaynaklan -maktadır: 1. Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler ve küreselleşme :Bilişim teknolojilerinin gelişmesi küreselleşme sürecinin oluşmasına ve hız kazanmasına etki ederken, küreselleşme de kamu yönetiminin yeniden yapılanmasına etki etmiştir.
2. Kamu örgütlerinin, özel sektör kuruluşlarının hizmet sunum modelini örnek alma gereksinimi:Kamu hizmeti veren örgütler, verimli ve etkili çalışabilmek için özel sektör kuruluşlarının yönetim tekniklerini model almaya başlamıştır. 3. Yönetime ilişkin mevzuatın değişen toplumsal koşullara ve taleplere yanıt verememesi :Yönetime ilişkin mevzuatın, değişen toplumsal ve örgütsel koşullara uyum sağlaması gerekmektedir. 4. Devletin görev ve sorumluluklarıyla ilgili temel anlayışta önemli değişimler yaşanması :Klasik refah devleti anlayışından yeni, liberal, küçük ölçekli devlet anlayışına doğru bir değişim yaşanmaktadır. 5. Demokrasi bilincinin gelişmesiyle vatandaşların yönetimle ve kendilerine sunulan hizmetlerle daha yakından ilgilenmesi:Demokrasi bilincinin gelişmesiyle vatandaşlar devlet işleriyle daha yakından ilgilenmeye, yöneticilerden hesap sormaya ve kendilerine daha kaliteli hizmet verilmesi için talepte bulunmaya başlamışlardır. Bunun sonucunda kamu yönetiminde “saydamlık”, “hesap verebilirlik” gibi kavramlar ön plana çıkmıştır. 6. Her örgütün, içinde bulunduğu çevrenin ortaya çıkan yeni koşullarına ve taleplerine cevap verebilmek için değişim gösterme zorunluluğu:Örgütler dinamik yapılardır ve doğaları itibarıyla sürekli değişim içindedirler. 7. Ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda atılımlar yapmak isteyen ülkelerin,yönetimi etkin bir kalkınma aracı olarak kullanma zorunluluğu:Etkili yönetim,toplumsal ve ekonomik kalkınmada temel araçlardandır. 8. Savaşlar ve ekonomik krizler gibi politik, ekonomik ve yönetsel yapılarda büyük değişikliklere neden olan dönemlerden sonra yeni oluşan şartlara uyum sağlamak ve normal koşullara dönmek için örgütsel yapıda değişiklikler ve düzenlemeler yapılması gereği:Olağan dışı durumlar, örgütlerde yeniden yapılanma ihtiyacı doğurur. 9. Yönetsel reformların yapılmasında uluslararası örgütlerin etkisi:Uluslararası Para Fonu (IMF), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Dünya Ticaret Örgütü (WTO), Avrupa Birliği (EU) gibi uluslararası kuruluşların önemli etkisi olmaktadır. Bu kuruluşlar raporlar hazırlayarak, reformla ilgili görüş bildirerek ülkelere reform haritaları hazırlamaktadır. Bu haritalar bazen tavsiye niteliğinde olmakta, bazen de zorlayıcı nitelik taşımaktadır. 10. Örgütlerde nitelikli personele duyulan ihtiyacın artması :Teknoloji gelişmekte ve örgütlerde uzmanlık bilgisine duyulan ihtiyaç artmaktadır. 11. Akademik alanda yaşanan gelişmeler ve yükselen yeni sağ ideoloji :. Yeni liberalizm ve yeni muhafazakârlıktan beslenen yeni sağ, serbest piyasa ekonomisi koşulları altında özel sektör temelli bir kalkınmayı ve bu paralelde bir dönüşümü benimsemiştir. Bu dönüşüm sürecinde etkinlik, esneklik, girişimcilik ruhu, kâr elde etme ve rekabet, kalite, müşteri önceliği gibi amaçlar ön plana çıkmıştır. Bunların yanında, serbest piyasa anlayışı, özelleştirme, yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluklarının artırılması söz konusu olmuştur. Bunların sözcülüğünü ve uygulamasını ise “Yeni Kamu Yönetimi”, “Yönetişim” ve “Toplam Kalite Yönetimi” gibi kavramlar altında yeni liberal görüşler yapmaktadır. 12. Geleneksel kamu yönetimi anlayışının sorunları çözmede yetersiz kalması. Reformun Alanları:Merkezî ve özellikle yerel yönetimlerde reformun alanları, yukarıda sıralanan reform nedenlerine yanıt olarak gelişmiştir. Bunlar; 1. İnsan kaynakları yönetimi :En iyi örgütler bile verimli ve etkili çalışabilmek için nitelikli personele ihtiyaç duyarlar.Günümüzde kamu kesiminde insan kaynakları yönetimiyle ilgili üzerinde en çok durulan nokta, memurların sınırsız iş güvenliğinin kaldırılması ve ücretlerin performansa göre belirlenmesi gerekliliğidir. 2. Örgütlenme ve çalışma yöntemleri :Reform çalışmaları sırasında görünüşte en kolay değişiklik yapılabilecek alan örgütsel yapı ve görevlerdir. Çünkü bu değişiklikler hukuki değişiklikleri, öneri ve tavsiyeleri içermektedir. •Örgütsel yapıya ilişkin düzenlemeler çoğu kez şekilsel olduğu, bürokratlar veya personel tarafından benimsenmediği, gerekli alt yapı tamamlamadığı için kâğıt üzerinde kalmakta ve beklenen değişiklikleri gerçekleştirememektedir.
3. Araç-gereç ve mevzuat :Yönetimin kendisinden beklenen hizmeti hızlı, verimli, kaliteli ve ekonomik olarak yerine getirmesi bir ölçüde maddi olanaklarının yeterli olmasına ve mevzuatın işleri zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı bir şekilde düzenlenmesine bağlıdır. 4. Kaliteli kamu hizmeti sunma: Kaliteli hizmet sunumunda, bir yandan bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin, diğer yandan vatandaşların kaliteli hizmet taleplerinin etkisi büyüktür. 5. Kamu mali yönetimi ve performans yönetimi :Kamu yönetimi reformlarının temel amaçlarından biri olan ekonomik etkinliğin sağlanmasında bütçe reformları ve performans yönetimi birer araç olarak kullanılmaktadır.Mali yönetim ve bütçe reformu, girdiler ve süreçlerden çok çıktılar ve sonuçlar üzerinde duran ve hesap verebilirliği çıktı ve sonuçlardan bekleyen bir uygulamadır.Bu uygulamada, kamunun öncelikli alanları belirlenir ve bütçe kararları buna göre verilir. Performans yönetiminde ise, temel amaç, bir yandan etkililiği artırmak,diğer yandan da siyasi otorite ile diğer kamu kurum ya da kuruluşları ve özel sektör arasında performans denetimini ve sonuç olarak da hesap verilebilirliği sağlamaktır. 6. Yerelleşme : Yetkilerin tek merkezde toplandığı, karar alma konusunda tek söz sahibinin merkez olduğu bir sistemde kamu hızlı, kaliteli ve verimli hizmet sunamamakta amacı gerçekleşmemekte, bu durum ise reforma başlı başına bir neden oluşturmaktadır.Çeşitli yetkilerin merkezden yerele aktarılmasıyla, bir yandan merkezîn yükü hafifletilirken, diğer yandan hizmet sunumunda kalite, hız ve verimlilik sağlanabilmektedir. Merkezî hiyerarşik yapıların desantralizasyonu ile yetki devri ve esneklik sağlama, kamu hizmetlerinde etkililiği artırma, hesap verilebilirliği sağlama ve hizmet üretiminde demokratik katılımı sağlamak amaçlanmaktadır. Bu noktada önemli olan, yetki ve sorumlulukların devriyle birlikte, yerele kaynak yaratma olanağının sağlanmasıdır. Mali yönden merkeze bağlı bir yerelleşmede özerklikten söz edilemezken, etkin bir yerelleşmeye de ulaşılamaz. 7. Bilişim teknolojilerini kullanma:Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler her alanı olduğu gibi kamu yönetimi alanını da derinden etkilemiştir. Bilişim teknolojilerindeki bu gelişmeler organizasyonların yapı ve işleyişlerini, hizmetlerin niteliğini ve çalışma ilişkilerini önemli boyutlarda etkilemektedir. !!!•Bunların dışında reforma konu olabilecek alanlardan biri de yönetim-halk ilişkileridir. Yönetimin halkla olan ilişkisi bugüne kadar hep ihmal edilmiş; yönetim, reform faaliyetlerini kendi içinde gerçekleştirmiştir. Halkın reform konusunda fikri alınmamış, ancak reformun uygulanması esnasında halk bu durumdan haberdar olmuştur. Bunun sonucunda ise, reformlar istenilen başarıya ulaşamamıştır. Reformun istenilen neticeye ulaşması için halkın bu konudaki fikrinin ve desteğinin alınması, reform girişimlerinin her aşamasında halkın bilgilendirilmesi gerekmektedir. Kamu Yönetiminde Reformun Yerel Yönetimler Boyutu : Yerel yönetimlerin karşı karşıya olduğu sorunların, temelde merkeziyetçi anlayış ve uygulamalardan kaynaklandığı söylenebilir. Türk kamu yönetimi yapısı içerisinde yerel yönetimin içinde bulunduğu sorunlar: 1. Demokratik niteliklerinin yetersizliği 2. Yürütülebilir karar almada yetersizlik 3. Halk katılımının yetersizliği 4. İdari ve örgütsel saydamlığın yetersizliği 5. Yerel yönetimlerin güçsüzlüğü 6. Yerel kamu hizmetleri üzerinde yetki ve sorumluluğun dar olması 7. Yerel yönetimlerin kesin, yürütülebilir kararlar alma yetkisinin kısıtlanmış olması 8. Mali kaynak yetersizliği ve kaynak oluşturma yetkisinin sınırlı olması 9. Çağdaş yönetim tekniklerinden yeterince yararlanamama 10. Yerel yönetimlerde nitelikli personel eksikliği **Anayasa’nın 123. maddesindeki, “İdarenin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.” ilkesini yaşama geçireceği, bu ikisinin dengesini hedefleyen bir yeniden yapılanma getireceği belirtilmektedir. YENİ KAMU YÖNETİMİ İŞLETMECİLİĞİ Yeni kamu yönetimi veya girişimci yönetim gibi kavramlarla tanımlanan yeni yönetim anlayışı, kamu yönetiminin piyasa benzeri koşullar içinde çalışmasını amaçlamaktadır. **Kamu yönetiminden kamu işletmeciliğine doğru meydana gelen bu değişim sürecini ortaya
çıkartan faktörler; kamu sektörü ve yönetimi üzerindeki neo-liberal eleştirilerin yoğunlaşması, ekonomik kuramdaki değişiklikler ve özel sektörde meydana gelen yeni yönetim teknik ve stratejilerinin kamu yönetimine olan etkileri olarak sıralanabilir. **Günümüz kamu yönetimi anlayışı “yeni kamu yönetimi işletmeciliği” adı altında kamunun özel işletmelerin yönetim araçlarıyla yönetilmeye başlanmasını içermektedir.Yeni yönetim anlayışı kamu örgütlenmesinin esnek, yumuşak hiyerarşi, küçük ve az elemanlı merkezî idari, geniş-yatay çevre ve ademimerkeziyetçi yapı öngörmektedir. **Kamu sektöründeki yeni yönetim anlayışında, performans hedefleri, hizmetlerin niteliği, etkinliği, verimliliği, müşteri odaklı hizmet anlayışı ve daha da önemlisi piyasa sisteminin özellikleri önemli hale gelmektedir. **Yeni bir yönetim felsefesine işaret eden "yönetişim" yaklaşımı, yerinden yönetimi öne çıkaran bir anlam içermektedir. Halkı yönetimde aktif ve etkin hâle getirmeyi amaçlayan yönetişim yaklaşımında, yerel düzeyde yönetim yetkilerinin yerel unsurların katılımıyla kullanılması öngörülmektedir. YEREL YÖNETİM MODELLERİ 1- Özerk Yerel Yönetimler Modeli :Özerklik modeli esas olarak, merkez ve yerel yönetimler arasında geleneksel ilişki görüşünü temsil ettiği için daha kolay açıklanabilir. Bu yaklaşım temelde yönetim alanının iki ayrı bölüme ayrılması ve yerel yönetimlerin faaliyetlerine merkezî yönetimin doğrudan müdahale etmemesi üzerine kuruludur.Özerk yerel yönetim modelinde yerel yönetimler, merkezî yönetimin belirli konularda izlediği ama kendi içinde bağımsız bir yapıda işlev görmektedir.Bu perspektif, liberal düşünceye oldukça yakın olup merkezî yönetim ile yerel yönetimler arasında tam bir görev ayırımının var olması esasına dayanmaktadır.Zaten yerel yönetimlerin geleneksel yapısı 19. yüzyılda hüküm süren “laissez-faire” (serbest model) ideolojisi tarafından şekillendirilmiş. 2- Entegrasyon Modeli :Bu model iki yönetim birimi arasında oldukça farklı bir yaklaşımla “uygun ilişki” üzerinde durmaktadır. Merkezî ve yerel yönetimler arasında esnek ve yarar gözeten bir yaklaşımla işlevsel bölümlendirmenin yapılması, bu yönetim birimlerinin entegrasyonunu kuvvetlendirmektedir. Özerk model liberal ideolojinin entegrasyon modeli ise müdahaleci yaklaşımın bir ürünüdür. KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE YEREL YÖNETİMİN DEĞİŞEN KONUMU Küreselleşme olgusu bir taraftan mesafeleri, sınırları anlamsız kılıp dünyayı "küresel köy" hâline getirirken, yaygın iletişim ağı aracılığıyla evrensel olan değerleri dünyanın hemen her köşesine ulaştırmakta, giderek daha homojen bir dünya toplumunun şekillenmesine öncülük etmektedir. Bu süreçte düşünce tarzları, değer yargıları, yaşam biçimleri, siyasal yaklaşımlar vb. giderek daha çok benzeşmekte, farklılıklar zenginlik olarak değerlendirilmekte, demokrasi, insan hakları, hukuk devleti ilkeleri vb. değerler tüm insanlığa yayılmaktadır. **Güncel olarak yaşanan söz konusu iki yönlü gelişme süreci bağlamında küreselleşme eğilimi,geleneksel ulus devlet kavramını ve ulus devletler arasındaki uluslararası ilişkilerin yapısını dönüştürmekte; buna karşılık yerelleşme süreci ise küreselleşme eğiliminin kendi bünyesinde taşıdığı tekdüze ve merkeziyetçi yapılanmaya karşı, tarihsel, kültürel ve fiziksel yerel kimlikleri yeniden üreterek ve birbirine eklemleyerek daha insani ve yaşanabilir bir dünyanın yaratılmasına katkıda bulunmaktadır. Bu gelişmelerin önemli bir sonucu olarak sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sürecine, merkezî ağırlıklı yönetim sistemlerinden güçlü yerel yönetime, temsilî demokrasiden katılımcı demokrasiye doğru gelişmeler eşlik etmektedir. **Birbirine zıt gibi görünen küreselleşme ve yerelleşme aslında birbirini tamamlayan paralel süreçlerdir. Her ikisi de merkeziyetçi ulus devlet modelinin dışındaki yönetim modellerini güçlendirmektedir. Giderek uluslararası örgütlerin ve yapıların etkisinde olan güçlü yerel yönetim modelleri oluşmaktadır. **yaşananın esasında "globalizasyon" (küreselleşme) değil, "glokalizasyon" (küyerelleşme) olduğu ileri sürülebilmektedir. Yerellik, yerel halkın günlük çalışma ve çalışma dışı hayatlarının tümünü geçirdikleri, kimliklerini
geliştirip yaşadıkları ve siyasal eylemlerini yürüttükleri yerlerdir. Yerelleşmenin üç temel nedeni vardır: *****Birinci olarak yerel yönetimler, küresel tekdüzeliğe karşı daha esnek ve uyarlanabilir seçenekler, diğer bir deyişle "farklılık" sağlamaktadırlar. Bunu da çok kez, yerel kimliklerin tarihsel, kültürel ve fiziksel özelliklerini koruyup yeniden üretilmelerine katkıda bulunarak gerçekleştirebilmektedirler. *****İkinci olarak , vatandaşların yönetimini ve sivil toplumun temsilini sağlayarak hızlı ve radikal bir biçimde dönüşüme uğrayan geleneksel ulus devlet yapılarına gerçek alternatifler sunmaktadırlar. *****Üçüncü olarak, ekonomik gelişmenin ana aygıtları arasında yer almakta ve özel olarak da toplumsal yeniden üretimin, -uygun bir toplumsal çevre, yaşama koşulları, eğitim, öğretim ve yaşam kalitesi sağlayarak- temelini oluşturmaktadırlar. Günümüzde ise yerelleştirme, merkezî yönetimin elindeki planlama, karar verme, kaynak oluşturma ve bunları yürütme gibi yönetsel yetkilerin taşra kuruluşlarına, yerel yönetimlere, yarı özerk kurumlara, meslek kuruluşlarına, gönüllü örgütlere (vakıflar, dernekler gibi) ve şirketlere aktarılması olarak kabul edilmektedir. ÜNİTE 10=ULUSLARARASI BELGELER **Yerel yönetimlerin kendi aralarındaki uluslararası örgütlenmeler gün geçtikçe güçlenmektedir. **Küreselleşme sürecinde uluslararası ve yerel nitelikteki sorunların birbirinin içine girmesi yerel yönetimlerin etkinliklerine uluslararası boyut kazandırmaktadır.Örneğin çevre sorunlarının uluslararası boyutu olmasına karşın, aynı zamanda yerel bir sorun olması, yerel yönetimlerin etkin yetki ve sorumluluğu ve katılımı olmadan çevre kirlenmesini önleme, çevreyi koruma, iyileştirme ve geliştirmeye ilişkin hizmetlerin etkili bir biçimde yürütülemeyeceğini ortaya koymaktadır. Çevreden küresel ısınmaya, bağımlılıktan insan ticaretine, günümüzde birçok sorunun çözümü hem yerel hem de uluslararası düzeyde iş birliği ve koordinasyon gerektirmektedir. AVRUPA KONSEYİ YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI Avrupa Konseyi tarafından 1988 tarihinde yürürlüğe konulan Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, Konseye üye olan 45 devletin, Türkiye dâhil, 42’si tarafından onaylanmıştır. Şartın “Yükümlülükler” başlıklı 12. maddesi gereğince tarafların Şartın bazı maddelerine çekince koyma hakkı da tanınmıştır. **1988’de yürürlüğe giren Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, seçilmiş kişiler tarafından yönetilen yerel yönetimlerin merkezî yönetimden özerkleşmesi ve kamusal etkinliğinin artırılması amaçlanmaktadır.Genel itibarıyla şartın içeriği incelendiğinde üç ana bölümden oluştuğu görülmekte: >>Birinci bölümde; özerk yerel yönetim kurumunun dayandığı başlıca ilkeler sayılmaktadır. Bu ilkeler: Seçilmiş yöneticilerin çalışma koşulları, yönetsel denetimin niteliği ve sınırı, yerel yönetimlerin kaynak özerkliği, yerel yönetimler arası ve merkezî idareler ile yerel yönetimler arası iş birliği ve dayanışmanın esasları ve yargısal denetimin sağlanması, Yerel yönetimler üzerindeki devlet denetiminin azaltılması ve kendilerine görevleri ile orantılı gelir kaynaklarının sağlanması. >>İkinci bölümde; bu Şart’ı onaylamış olan devletlerin yükümlülük ve sorumluluk -larıyla ilgili kurallar yer almaktadır. >>Şart’ın son bölümü uygulama ve yürürlülük koşulları ile ilgili kuralları kapsamaktadır. Şart’ın özerk yerel yönetimlerin görev alanlarıyla ilgili 4. maddesi, kendilerine tanınmış olan özgürlük ve haklardan tamamen faydalanabilmelerini içermektedir. 6. Maddede ise, merkezî yönetimlerin aldığı kararlar ve yaptığı düzenlemeler ile yerel yönetimlerin kendileri için uygun gelen örgütsel yapıları oluşturmalarını ve kendi personelini çalıştırabilmelerini hiç bir şekilde sınırlandırmaması istenmektedir. 8. maddede, vesayet denetimi konusu, yerel yönetimlerin takdir yetkilerinin ve etkinliklerinin sınırlandırılmamasına ilişkin güvence sağlanmasını özellikle öngörmüştür. Şart’ın gelir kaynaklarını ilgilendiren 9. maddesinde ise, yerel yönetimlerin gelir kaynaklarının, yerel yönetimlerin lehine ve onların merkeze olan bağımlılıklarını azaltacak şekilde artırılması
istenmektedir. Şart’ın 11. maddesi özerk yerel yönetimin yargısal korunması ile ilgilidir. Bunun anlamı; merkezî yönetimlerin yerel yönetimler ile ilgili olarak yapabilecekleri yetki gasbı ve özerkliğin çiğnenmesi gibi hareketlerin önüne geçilmesidir. Yargı güvencesinin sağlanması özellikle istenmektedir. AVRUPA KENTSEL ŞARTI : Kentli hakları alanında en önemli bölgesel belge, Avrupa Konseyi, Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Konferansınca 18 Mart 1992 tarihinde kabul ve ilan edilen Avrupa Kentsel Şartı’dır. Şart, Konsey anlaşmalarından farklı olarak hükûmetlerin değil yerel yönetimlerin(belediyelerin) imzasına açılmıştır. ***Şart’a göre Avrupa yerleşimlerinde yaşayan kentliler güvenlik, kirletilmemiş sağlıklı çevre, istihdam, konut, dolaşım, sağlık, spor ve dinlence, kültür, kültürler arası dayanışma, kaliteli mimari ve fiziksel çevre, katılım, ekonomik kalkınma, sürdürülebilir kalkınma, doğal kaynaklar ve zenginlikler, kişisel bütünlük, yönetimler arası iş birliği, eşitlik başlıklarıyla sıralanan haklara sahiptir.Sözü geçen hakların gerçekleşmesi, kentlilerin dayanışmacı ve sorumlu hemşeriliğe ait yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlıdır. **Avrupa Kentsel Şartı’nın temel amacı, nitelikli bir kent yönetiminin ve kent yaşamının eliştirilmesidir. **Avrupa Kentsel Şartı, 20 maddelik bir bildirge ve 13 maddelik şart ilkelerinden oluşmaktadır. Şart’ın amacı: >> Yerel yönetimler için kent yönetimi el kitabı oluşturmak >> Gelecekteki olası Kentli Hakları Kongresi için temel ilkeleri oluşturmak >> Şart’ın ilkelerini yerine getiren kentler için verilecek uluslararası ödüllere temel oluşturmak >> Fiziksel çevre ve yasalarıyla ilgili yaptırımlar için Avrupa Konseyinin bu konulara ilişkin katılımına bir vize oluşturmak >> Avrupa Konseyinin ve Daimi Konferansın kent sorunlarına ilişkin tüm çalışma sonuçlarının bir çözümlemesini yapmaktır. **Şart’ın önemle benimsediği temel iki ilke ise iş birliği ve dayanışmadır. **Ayrıca söz konusu hakların yaş, cinsiyet, ırk, inanç, milliyet, sosyo-ekonomik ve politik statü, ruhsal ve bedensel özür gözetmeksizin tüm insanlara eşit koşullarda uygulanmasını savunur. Aşağıda, Şart’ın amaçlarını gösteren Avrupa Kentli Hakları Deklarasyonu’na yer verilmiştir. Avrupa Kentli Hakları Deklarasyonu:Avrupa yerleşimlerinde yaşayan kentliler şu haklara sahiptir: 1. Güvenlik 2. Kirletilmemiş sağlıklı çevre 3. İstihdam. 4. Konut 5. Dolaşım: Toplu ulaşım, özel arabalar, yayalar ve bisikletliler gibi tüm yol kullanıcıları arasında, birbirinin hareket kabiliyetini ve dolaşım özgürlüğünü kısıtlamayan uyumlu düzenin sağlanması 6. Sağlık. 7. Spor ve Dinlence 8. Kültür. 9. Kültürlerarası Kaynaşma 10. Kaliteli Mimari ve Fiziksel Çevre 11. İşlevlerin Uyumu: Yaşama, çalışma, seyahat işlevleri ve sosyal aktivitelerin olabildiğince birbiriyle ilintili olmasının sağlanması 12. Katılım: Çoğulcu demokrasilerde; kurum ve kuruluşlar arasındaki dayanışmanın esas olduğu kent yönetimlerinde gereksiz bürokrasiden barındırma, yardımlaşma ve bilgilendirme ilkelerinin sağlanması 13. Ekonomik Kalkınma: Yerel yönetimlerin doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik kalkınmaya katkı konusunda sorumluluk sahibi olması 14. Sürdürülebilir Kalkınma: Yerel yönetimlerce ekonomik kalkınma ile çevre korunması ilkeleri arasında uzlaşmanın sağlanması 15. Mal ve Hizmetler: Erişilebilir, kapsamlı, kaliteli mal ve hizmet sunumunun yerel yönetimler, özel sektör ya da her ikisinin ortaklığıyla sağlanması 16. Doğal Zenginlikler ve Kaynaklar: Yerel doğal kaynak ve değerlerin; yerel yönetimlerce akılcı, dikkatli, verimli ve adil biçimde, yaşayanların yararı gözetilerek korunması ve yönetilmesi 17. Kişisel Bütünlük: Bireyin sosyal, kültürel, ahlaki ve ruhsal gelişimine, kişisel refahına yönelik
kentsel koşulların oluşturulması 18. Belediyeler arası İş birliği: Kişilerin kentle ya da uluslararası ilişkilerine doğrudan katılma konusunda özgür olmaları ve özendirilmesi 19. Finansal Yapı ve Mekanizmalar: Bu deklarasyonda tanımlanan hakların sağlanması için gerekli mali kaynakları bulma konusunda yerel yönetimlerin yetkili kılınması 20. Eşitlik: Yerel yönetimlerin tüm bu hakları bütün bireylere cinsiyet, yaş,köken, inanç, sosyal, ekonomik ve politik ayrım gözetmeden, fiziksel veya zihinsel özürlerine bakmadan eşit olarak sağlamakta yükümlü olmasıdır. ****Avrupa Kentli Hakları Deklarasyonu kişilerin sosyal işlevselliğinin korunması ve geliştirilmesi konusunu “kişisel bütünlük” maddesinde vurgulamaktadır. **Deklarasyonla bağlantılı olarak Avrupa Kentsel Şartı’nın 13 ana başlığı ise şunlardır: 1. Ulaşım ve Dolaşım:İlkeler: i. Özellikle özel araçlarla, seyahat hacminin azaltılması gerekliliği ii. Dolaşım, yaşanabilir bir kent oluşturmaya yönelik biçimde düzenlenmeli ve çeşitli ulaşım alternatiflerine izin vermeli iii. Sokağın sosyal arena olarak algılanması iv. Sürekli eğitim ve öğretimin gerekliliği 2. Kentlerde Çevre ve Doğa:İlkeler: i. Yerel yönetimlerin doğal ve enerji kaynaklarını uygun ve akılcı biçimde yönetme ve idareli kullanma sorumluluğu ii. Yerel yönetimlerin kirliliğe karşı politikalar uygulaması iii. Yerel yönetimlerin doğayı ve yeşil alanları koruma yükümlülüğü iv. Doğayı korumanın toplumsal bilinç ve bağlılığı geliştiren faktör olması 3. Kentlerin Fiziki Yapıları:İlkeler: i. Kent merkezlerinin Avrupa’nın kültür ve tarihî mirasının önemli sembolleri olarak koruma altına alınması ii. Kentlerde açık alanların oluşturulması ve yönetiminin kentsel gelişmenin vazgeçilmez parçası olması iii. Mimari yaratıcılık ve imarın kentsel görünümün kalitesindeki önemli rolü iv. Tüm insanların sağlıklı, yerleşik, güzel ve özendirici çevrede yaşama hakkı v. Kentin canlılığının, dengeli meskûn alanlar ve konut dokusunun korunmasıyla sağlanması ****sosyal hizmet mesleğinin kişi ve ailelerin refahının sağlanmasında önemli bir değişken olarak gördüğü, uygun barınma ve konut olanaklarına Avrupa Kentsel Şart’ı içinde özellikle yer verilmiştir. 4. Tarihî Kentsel Yapı Mirası:İlkeler: i. Kentsel korumaya hassas, yasal çerçevenin gerekliliği ii. Kentsel mirasın korunması için bilgilendirmenin gerekliliği iii. Yeni ve yeterli finans mekanizmaları ile ortaklıkların gerekliliği iv. Eski el sanatları ve yapı tekniklerinin yaşatılması ve canlandırılması gereği v. Tarihî kentsel dokunun planlamaya temel veri biçiminde katılarak çağdaş yaşamla bütünleştirilmesi vi. Ekonomik kalkınmanın kentsel mirasın korunmasıyla canlandırılması 5. Konut:İlkeler: i. Özel yaşamın gizliliği ii. Her insan ve ailenin güvenli, sağlam bir konut edinme hakkı iii. Yerel yönetimlerin konutta seçenek, çeşitlilik ve ulaşılabilirliği artırması iv. Sosyal ve ekonomik olanakları kısıtlı kişi ve ailelerin haklarının yalnızca piyasa mekanizması koşullarına terk edilmemesi v. Yerel yönetimler tarafından ev sahibi olabilme ve kullanım süresi güvencesinin sağlanması vi. Eskimiş konut dokusunun yenilenmesinin bedelinin burada oturan sosyo ekonomik seviyesi düşük gruplara yüklenmemesi 6. Kent Güvenliğinin Sağlanması ve Suçların Önlenmesi:İlkeler:
i. Güvenlik ve suç önleme politikasının alınacak önlemlerle yasal yaptırımlara ve ortak desteğe dayandırılması ii. Yerel güvenlik politikasının güncelleştirilmiş kapsamlı istatistiksel bilgi, veri ve bilgilere dayandırılması iii. Suçun önlenmesinin toplumun tüm üyelerini ilgilendirmesi iv. Etkili kent güvenliği politikası için emniyet güçleri ve yerel halkın yardımlaşması v. Uyuşturucu karşıtı yerel politikanın oluşturulması ve uygulanması vi. Suçların tekrarını önleyici programlar ve hapis cezaları yerine alternatif çözümler üretilmesi vii. Yerel güvenlik politikasının temel unsuru olarak mağdurların kollanması viii. Suçların önlenmesine öncelik verilmesi ve buna bağlı mali kaynakların yaratılması 7. Kentlerdeki Engelliler ve Sosyo-ekonomik Bakımdan Dezavantajlılar:İlkeler: i. Kentlerin herkesin her mekâna erişebilirliğini sağlayabilecek şekilde tasarlanması ii. Engelliler ve dezavantajlılara ilişkin politikaların hedef gruplar için aşırı himayeci değil, toplumla bütünleştirici olması iii. Bunları temsil eden derneklerin kendi aralarındaki iş birliği ve dayanışması iv. Konut ve iş yerlerinin engelli ve dezavantajlılara uyarlanabilir biçimde tasarlanması v. Seyahat, iletişim ve kamu ulaşımının tüm insanlar için erişilebilir olması ****Sosyal hizmet mesleğinin hizmet grupları arasında özel bir yeri olan engelliler için uygun kentsel koşulların oluşturulması Şart’ın başlıkları arasındadır. 8. Kentsel Alanlarda Spor ve Boş Zamanları Değerlendirme:İlkeler: i. Tüm kent sakinlerinin eğlence, dinlence ve spor faaliyetlerinde yer alma hakkı ii. Spor alanlarının sağlıklı ve güvenlikli biçimde tasarlanması iii. Her kent sakininin kişisel potansiyelleri doğrultusunda istediği sporu yapma hakkı 9. Yerleşimlerde Kültür:İlkeler: i. Tüm kent sakinlerinin kültürel faaliyetlerden faydalanma hakkı ii. Yerleşimlerin kültürel oluşumunun ekonomik ve sosyal gelişmeye katkısı iii. Güçlü bir bağ olarak farklı milliyet, bölge ve ülke halkları arasındaki kültürel ilişkiler iv. Kültürel gelişim ve gerçek demokrasi için yerel yönetimler, toplum birimleri, gönüllü kuruluşlar ve özel sektörün artan dayanışma gereksinimi v. Kültürel çoğulculuğun yenilikleri ve yenilikçi denemeleri öngörmesi vi. Yerel yönetimlerce dengeli biçimde tesis edilmiş kültür turizminin toplum üzerindeki olumlu etkisi 10. Yerleşimlerde Kültürler Arası Kaynaşma:İlkeler: i. Kent politikalarının temel unsuru olarak ayırımcılık karşıtlığı ii. Göçmenlerin yerel politik yaşama etkin katılımının sağlanması iii. Kültür ve eğitim politikalarının ayırımcı olmaması iv. Yerel yönetimlerin iş olanaklarından eşit faydalanmayı sağlaması v. Toplulukların sosyal ve fiziki çevresiyle bütünleşmesi anlamında kültürler arası kaynaşma sağlanması 11. Kentlerde Sağlık:İlkeler: i. Kentsel çevrenin tüm kentlilere iyi sağlık koşullarını sağlaması ii. İyi sağlık koşullarının temini için temel ihtiyaç maddelerinin güvenilir ve sağlıklı biçimde sunumu iii. Yerel yönetimlerin toplum tabanlı sağlık girişimlerini ve katılımları özendirmesi iv. Kent sağlığı uluslararası önem de taşıdığından yerel girişimlerin uluslararası programlarla ortak yürütülmesinin öngörülmesi 12. Halk Katılımı, Kent Yönetimi ve Kent Planlaması:İlkeler: i. Yerel politik yaşama halkın katılımını temin için halkın temsilcilerini özgür ve demokratik olarak seçebilme hakkı ii. Yerel politik yaşamda etkin katılım için halkın yerel, politik ve idari yapılarda belirleyici olması gereği ii. Toplum geleceğini etkileyecek her tür önemli projede halka danışma gereği iv. Kent yönetimi ve planlamasının kentin özgül niteliklerine ilişkin yeterli
bilgiye dayandırılması v. Yerel politik kararların uzmanlardan oluşacak ekiplerce gerçekleştirilecek kentsel ve bölgesel planlara dayandırılması vi. Karar verme süreci sonucunda ortaya çıkan politik tercihlerin anlaşılabilirliği ve hayatiyeti vii. Gençlerin toplum yaşamına katılımının yerel yönetimlerce sağlanması 13. Kentlerde Ekonomik Kalkınma:İlkeler: i. Yerel yönetimlerin yerel ekonomik kalkınmayı temini ii. Sosyal ve ekonomik kalkınmanın ayrılmaz bütünlüğü iii. Bölge ve yakın çevresinin sosyal ve ekonomik bir parçası olarak kent iv. Üretim ve gelişimi özendirecek yeterli altyapının varlığıyla sağlanacak ekonomik büyüme ve kalkınma v. Kent ekonomisinin büyümesi ve kalkınması için önemli bileşken olan kamu-özel sektör iş birliğinin gerçekleştirilmesi *** 1992’de Avrupa Konseyinin Avrupa Kentsel Şartı’nı kabul etmesiyle kent ve kentli sorunlarına insan hakları çerçevesinde yaklaşılmış; dayanışma hakları içinde kentli hakları ulusal ve uluslararası gündemlerde tartışılmaya başlanmıştır. YEREL YÖNETİMLER EVRENSEL BİLDİRGESİ Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve Avrupa Kentsel Şartı’ndan önce imzalandığı için her iki şarta da kaynak teşkil eden Yerel Yönetimler Evrensel Bildirgesi 21. yüzyılda yerel yönetimlerin nasıl bir görünüm ve içeriğe sahip olması gerektiğini göstermektedir.Bildirge Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği (IULA)’nın 1985 yılında Brezilya Rio de Janerio’da düzenlenen 27. Dünya Yerel Yönetimler Kongresi’nde kabul edilmiştir. ** Yerel Yönetimler Evrensel Bildirgesi, halk iradesinin yönetime daha çok katılımının sağlanmasını ve nihayetinde küresel ölçekte demokrasinin gelişmesini amaçlamaktadır.11 ana madde: Madde 1- Yerel Yönetime İlişkin Anayasal Temel Madde 2- Yerel Yönetim Kavramı Madde 3- Yerel Yönetimin Kapsamı Madde 4- Mevcut Yerel Yönetim Birimlerinin Korunması Madde 5- Yerel Yönetim İçin Yeterli İdari Yapılar Madde 6- Seçilmiş Yerel Temsilcilerin Görev Koşulları Madde 7- Yerel Yönetim Birimlerinin Faaliyetlerinin Denetimi Madde 8- Yerel Yönetim Birimlerinin Kaynakları Madde 9- Yerel Yönetim Birlikleri Madde 10- Uluslararası Bağlar Madde 11- Yerel Yönetimlerin Özerkliklerinin Yasal Yönden Korunması ******Görüldüğü gibi, Yerel Yönetimler Evrensel Bildirgesi, etkin bir yerel yönetimin yerel demokrasinin geliştirilmiş olduğu yapılar içinde kurulması gerektiğini ve halkın katkı ve katılımını sağlayan etkili bir kamu yönetimi sisteminin merkezî değil tamamen yerel yapılar üzerinden kurulabileceğini savunmaktadır. DÜNYA YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI Hazırlıklarına 1996 yılında (Habitat II Dünya İnsan Yerleşimleri Konferansı)başlanan Dünya Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, yerel yönetim birimlerinin hakve yetkilerini Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı gibi, ama ondan farklı olarak, bu kez dünya çapında düzenlemek, demokratik yerel yönetim ilkelerini tüm dünyada yerleştirmeye çalışmak amacını taşıyan uluslararası bir belgedir. >>Giriş dışında 3 bölüm ve 23 maddeden oluşan Şart'ın birinci bölümünde yerel yönetimlerin hak ve yetkilerini düzenleyen kurallar yer almaktadır. >>"Çeşitli Hü-kümler" başlıklı ikinci bölümde Şart’ın kabul edilmesi zorunlu olan maddeleri ve fıkraları, Şart’ta sözü edilen birimlerden ne anlaşılması gerektiği ve Şart'ın uygulanmasının denetimi; >>üçüncü bölümde ise, Şart'ın imzalanması ve onaylanması, yürürlüğe girişi ve feshi gibi konular bulunmaktadır. ***** Dünya Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, demokratik yerel yönetim ilkelerini dünya geneline yaymayı amaçlayan bir belgedir. ***Dünya Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nda iki önemli düzenleme vardır.
Birincisi, yerel demokrasilerde ve yerel birimlerin yönetilmesinde kadın ve erkek eşitliğinden; ikincisi, yoksul kesimler, engelliler gibi kentteki güçsüz kesimlerin güçlendirilmesinden ve ırkların eşitliğinin yerel yönetimler düzeyinde sağlanması gerekliliğinden söz edilmektedir. ***** Şart’ın maddelerine bakıldığında, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki maddelerin Dünya Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nda da aynen, ama daha ayrıntılı bir biçimde düzenlendiği görülmektedir. Bunlardan farklı olarak, "Yurttaşların Katılımı ve Ortaklığı" başlıklı yeni bir madde eklenmiştir. 11.ÜNİTE =YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL YARDIM UYGULAMALARI **Belediyelerin “yoksun kesim” olarak ifade edilebilecek gruplara sosyal yardım ve hizmet sunması, hem anayasal ölçütlerde sosyal devlet olmanın bir gereği hem de fonksiyonları gereğidir. Toplumların kanayan bir yarası olan yoksulluğa karşı, merkezî yönetim kadar yerel yönetimler de çözüm üretmek zorundadır. Hatta yerinden yönetim anlayışının bir gereği olarak yerel halkın sorunlarına karşı daha duyarlı olan yerel yönetimlerin yoksullukla mücadele alanında daha etkin politikalar geliştirmesi ve daha isabetli kararlar alması mümkündür. ***Yoksul ve yardıma muhtaç kimselere karşılıksız yardımlarda bulunulması, yoksullukla mücadelede başvurulan en yaygın yöntemlerden biridir. ***Yoksullukla ilgili yerel yönetimleri doğrudan yetkili kılan yasalar; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile 442 sayılı Köy Kanunu’dur. ***Sosyal koruma, gelişmiş ülkelerin sosyal politika gündemine giren yeni bir kavramdır. Sosyal koruma geniş bir güvenlik ağıdır ve bir ülkenin tüm vatandaşlarını kapsar. SOSYAL YARDIMIN KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ Sosyal yardımlar genellikle vergiler ile finanse edilmektedir. Herhangi bir karşılık söz konusu olmaksızın gereksinim içinde bulunan kişileri kapsamaktadır.Sosyal yardımlar, tek yanlı olarak devlet ya da kamu makamlarınca yasal yetki ve görev verilmiş gönüllü kuruluşlar tarafından yapılmaktadır. Yararlanan kişinin herhangi bir mali katkısı söz konusu değildir. Sosyal yardımlar kamu yardımları olarak da ifade edilmekte olup finansmanlarının sadece vergiye dayalı olması, karşılık gözetilmeden yoksul (muhtaç) kimselere verilmesi, sadece devlet bütçesinden karşılanması yönleriyle sosyal sigortalardan ayrılmaktadır. Sosyal yardımlara “primsiz sosyal güvenlik rejimi” de denilmektedir. Çünkü yardımdan faydalanan bireyin herhangi bir katkısı söz konusu değildir. Bu açıdan bakıldığında, sosyal sigortalardan daha gelişmiş ve daha insancıl olduğu ileri sürülmektedir . **Yoksulluğun ortadan kaldırılması için verilen mücadelede sosyal yardımlar, mikro ölçüde en sık uygulana gelen yöntemdir. Sosyal Yardımların Anatomisi : Yoksulluğun ortadan kaldırılması için verilen mücadelede sosyal
yardımlar, mikro ölçüde en sık uygulana gelen yöntemdir. Sosyal yardımlar, yoksulluk içinde hapsolmuş kişilerin yaşamsal ihtiyaçlarının giderilmesindeki en büyük destekçisidir. Sosyal yardımlarla ilgili olarak devletin bireylere veya hanelere doğrudan gelir ya da hizmet sağladığı üç temel mekanizma vardır: Birinci mekanizma, belirli bir sosyal kategori içindeki tüm vatandaşlara gelir ya da istihdam durumundan bağımsız olarak dağıtılan “evrensel” yardımlardır. İkinci mekanizma, yardımın istihdam durumuna ve bireyin programdaki katkı paylarına bağlı olduğu “sosyal sigorta sistem”dir. Söz konusu iki mekanizma bir arada da uygulanabilir. Üçüncü
olarak faydalanıcının cari ve sermaye kaynaklarına bağlı olduğu “ihtiyaç tespitine dayalı ya da gelirle orantılı olan yardımlar”dır.
>>>Kaynak tespitine dayalı sosyal yardımlar içinde üç ana grup tanımlanabilir: 1. Genel Yardımlar: Belli bir asgari standardın altında olan tüm kişilere nakit desteği sağlayan programlardır. 2. Kategorik Yardımlar: Yaşlılar, özürlüler ya da işsizler gibi belirli tanımlı gruplara nakit desteği sağlayan yardımlardır. İngiltere’deki aile kredileri, Almanya ve Hollanda’daki işsizlik yardımları, İtalya’daki sosyal yardımlar, Türkiye’deki 2022 sayılı yaşlı ve özürlülere yönelik aylık uygulaması gibi. 3. Bağlı Yardımlar: Konut, eğitim ya da sağlık hizmeti gibi belli başlı mal ya da hizmetlere ayni ve
nakdî şekilde erişmeyi sağlamaktadır. Türkiye’deki “Şartlı Nakit Transferi” programı bu gruba dâhil edilebilir. YOKSULLUĞUN TANIMI, NEDENLERİ VE SONUÇLARI Türkiye’nin yoksulluk profili incelendiğinde yoksulluğun hane halkı büyüklüğüyle doğru orantılı, eğitim düzeyiyle ters orantılı olarak değiştiği söylenebilir. Türkiye’de en riskli ve kırılgan gruplar arasında özürlülerin, çocukların ve emeklilerin yer aldığı; eğitim ve istihdam alanlarında, merkezî ve yerel karar verme süreçlerinde ve sosyal yaşantıda oldukça büyük bir cinsiyet eşitsizliğinin bulunduğugörülmüştür. Yoksulluk: Dünya Bankası’na göre; en düşük yaşama standartlarına ulaşamama durumudur. SHÇEK (mülga)’e göre; “kendisini ve bakmakla yükümlü olduğu kişileri bulundukları yerin hayat şartlarına göre asgari seviyede geçindirmeye yetecek geliri, malı veya kazancı bulamama hali” yoksulluktur. Yoksulluk; tanımlanması, sınırlarının belirlenmesi güç bir kavramdır ve yoksulluğun çeşitli görünümleri vardır. Yoksulluğun Nedenleri:Yoksulluğun nedenleri hakkında önemli bir sınıflama Zastrow tarafından yapıldı. >> Yüksek işsizlik. >> Fiziksel sağlığın olmayışı >> Fiziksel özürler. >> Duygusal problemler >> Kapsamlı tıbbi harcamalar. >> Alkolizm >> Uyuşturucu bağımlılığı >> Geniş aileler >> Otomasyonun neden olduğu işsizlik >> Kullanılabilir beceri eksikliği >> Düşük eğitim düzeyi >> Kadının ebeveyn olduğu aileler >> Sabit gelirlere karşın hayat pahalılığının artması >> Irk ayrımcılığı >> Eski hükümlü veya akıl hastası olarak etiketleme >> İstihdamın yetersiz olduğu coğrafi bölgelerde yaşama >> Boşanma, terk edilme ya da eşin ölümü >> Kumar >> Bütçe problemleri ve kaynakların iyi yönetilememesi >> Cinsiyet ayrımcılığı >> Bir suç kurbanı olma >> Yetersiz istihdam >> Düşük ücretli işler >> Zihinsel gerilik ******ülkemizde yoksulluğun belli başlı nedenlerini, bireysel ve toplumsal başlıkları altında iki grupta ele almak mümkündür: 1) Bireysel Nedenler :Bireysel nedenler; fiziksel, zihinsel, yaşa bağlı yetersizlikler, yetersiz eğitim ve öğretimden dolayı beceri yokluğu veya eksikliği, kültürel eksiklik, yeteneksizlik,güvencesizlik, kişilik bozukluğu olarak sıralanabilir. 2) Toplumsal Nedenler:Toplumsal nedenlerde ise ekonomik kriz, iş olanaklarının azlığı veya yokluğu,makineleşme ve otomasyon sonucu iş gücü talebinin azalması, teknolojik gelişme ile eski becerilerin geçersiz kalmasının işsizliğe, sonuçta yoksulluğa yol açması yoksulluk nedenlerinden sayılır. Yoksulluğun Sonuçları : >>Barınma >>Dışlama/ Dışlanma :Sosyal dışlama; hayattan dışlama/dışlanma, manevi dışlama/dışlanma ve ekonomik dışlama-dışlanma gibi üç şekilde de görülebilmektedir. >>Açlık : Açlıktan ölen insan sayısı, özellikle çocuk sayısı gün geçtikçe artmaktadır. >>İşsizlik :Yapılan araştırmalar, yoksulluğun en fazla kırsal kesimde yaşayanlar arasında olduğunu göstermektedir. >>Eğitimsizlik: Yoksul bölgelerde okulların kalitesi büyük olasılıkla düşüktür. Okullardan ayrılma oranı yüksektir. >>Sağlıksız Yaşam Koşulları >>Duygusal Gelişim :Yoksulluk; düşük benlik saygısı, üzüntü ve her yönlü gelişim geriliği yaratır. >>Göç:Ülkemizde yoksulluk en çok kırsal kesimlerde görülmektedir.Bu yüzden kırsal kesimden kentlere yoğun bir göç yaşanmaktadır. Ayrıca kırdan kente göçün çok olması nedeniyle de kentlerde alt yapı ve gecekondulaşma meydana gelmektedir.
YEREL YÖNETİMLERİN YOKSULLUKLA MÜCADELE NEDENLERİ Yerel yönetimlerin, yoksullukla mücadelelerinin başlıca nedenleri; yoksulların demokratik katılım bilincinin geliştirilmesi, bazı kamu hizmetlerinin daha kolay ve pratik sunulabilmesi, merkezî yönetimden kaynaklanan eksikliklerin giderilmesi ve yoksullukla ilgili bilgi ve bilinç düzeyinin artırılmasıdır.
Yoksulların Demokratik Katılım Bilincinin Geliştirilmesi:Demokratik yerel yönetimler ekonomik kalkınmaya;eşitsizlikleri azaltarak demokratik siyasal kültüre ve sivil topluma yönelik yerel demokrasiyi güçlendirerek olumlu katkılar sağlayabilirler.Yoksullukla mücadelede bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı yoksulluk sorununa karşı ilgiyi artırırken, toplumun en örgütsüz ve sessiz kesimini oluşturan yoksulların ise kendilerini ilgilendiren sürece katılımları beklenmektedir. Yoksulların yerel yönetimlere katılarak kendilerini ilgilendiren kararları sorgulaması,istek ve beklentilerini aktarması diğer kuruluşlara göre daha kolaydır.Ayrıca yerel yöneticilerin bir daha seçilememe kaygısı taşımaları,özellikle yoksulluk gibi önemli ve hassas bir konuda, onları daha dikkatli hareket etmeye zorlamaktadır.
Kamu Hizmetlerinin Daha Kolay ve Pratik Sunulabilmesi:Sorunların hızlı ve etkili bir biçimde çözüme kavuşturulması, yoksul ve yardıma muhtaç kesimlerin yönetime güven duygusunu da artıracaktır.Yoksullukla mücadelede merkezî yönetim düzeyinde yaşanan hantallık,işlerin yavaşlaması,kırtasiyecilik ve verimsizlik gibi olumsuzluklar,yerel yönetimler tarafından daha kolay giderilebilir.Yoksullara yönelik kararlar alan;Yerel yönetimlerin merkezîn onay ve görüşünü almadan serbestçe, uygun idari eylem ve işlemde bulunabilmeleri yoksulluk politikalarını etkinleştirebilmekte; dolayısıyla bu politikaları başarılı kılabilmektedir.
Merkezî Yönetimden Kaynaklanan Eksikliklerin Giderilmesi:Yerel yönetimleri merkezî yönetimden ayıran en temel farklılık, yerel halkın (il,belde ve köy halkının) desteğiyle iş başına gelmeleri,merkezîn bilgisi dışında kendine özgü bütçe,organ ve personelleriyle anayasa ve yasaların izin verdiği ölçüde haklara sahip olmaları ve bu hakları kullanabilmelerinden geçmektedir.Merkezî yönetimin yetersiz ve etkisiz kaldığı alanlarda yerel yönetimlerin devreye girmesi, kamu hizmetinin etkin ve yeterli sunumu açısından şarttır. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda (2001-2005),ülkede artan kentleşme,göç olgusu,yüksek enflasyon,gelir dağılımının bozulması ve yoksulluk gibi nedenlerden dolayı sosyal hizmet ve yardımlara ihtiyacın arttığı,buna dönük olarak dağınık kurumsal ve finansal yapılanmanın olduğu,kurumlar arasındaki eş güdüm ve iş birliği eksikliğinden kaynaklanan sorunların bulunduğu vurgulanmıştır. Dokuzuncu Plan’da (2007-2013) ise,var olan kurumsal boşluğu ve karmaşayı önlemek amacıyla merkezî yönetim ve yerel yönetimler ile sivil toplum kuruluşları (STK) başta olmak üzere tüm kesimlerin eş güdümlü çalışması amaçlanmıştır.Ayrıca bu planda, sosyal hizmet ve yardımlar alanında yerel yönetimler ile STK’ların faaliyetlerinin desteklenmesi de öngörülmüştür.
Yoksullukla İlgili Bilgi ve Bilinç Düzeyinin Artırılması:Yerel yönetimler sayesinde belde halkının yoksulluğa bakış açısı değiştirilirken,aynı zamanda yoksullara karşı neler yapılabileceği ve etkin yöntemlerin nasıl harekete geçirilebileceği de ortaya konabilmektedir.Hatta yerel halkla çeşitli vesilelerle görüşülüp onların yoksullukla ilgili bilgi ve bilinç düzeyi artırılabilmekte,kısaca “yoksulluk kültürü”olumlu yönde geliştirilebilmektedir.Yerel yönetimler yoksulluğun bir yazgı olarak algılandığı“yoksulluk kültürü”nü gerçekleştirecekleri etkinlik ve faaliyetlerle değiştirebilir,yeni düşünce kalıplarını ve davranış biçimlerini yoksullara kazandırabilirler.
Yoksullukla Mücadelede Yerel Yönetimlerin Yasal Dayanakları:İl,belde ve köy halkının müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere il özel idaresi,belediye ve köy olarak örgütlenen ve karar organları yerel halk tarafından seçimle oluşturulan özerk kuruluşlar olan yerel yönetimlere, bulundukları yörede yoksulluğu gidermek amacıyla yasalarla görev ve yetkiler verilmiştir.**Yerel yönetimleri doğrudan düzenleyen bu yasalar;5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu,5393 sayılı Belediye Kanunu,5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile 442 sayılı Köy Kanunu’dur.
İl Özel İdaresi Kanunu ile Verilen Görev ve Yetkiler:5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nda,il özel idareleri gençlik,spor, sağlık,tarım gibi birçok alanda olduğu kadar,yoksul,kimsesiz ve yardıma muhtaçların korunması amacıyla sosyal hizmet ve yardımlarda bulunulması ve yoksullara dönük mikro kredilerin verilmesi ile görevli ve sorumlu tutulmuşlardır.Bu görevin vatandaşları sıkıntıya sokmayacak biçimde bulundukları yerde en uygun yöntemlerle sağlanması esası getirilmiş ve bu hizmet gerçekleştirilirken özürlü,yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumu dikkate alınarak yapılması öngörülmüştür.***il özel idaresi organları içinde yalnız vali,yoksullukla mücadelede yetkili kılınmış;isterse il özel idaresi bütçesinden yoksullara ayrılan ödeneği,yoksul ve muhtaç kimseler için kullanabilme yetkisi verilmiştir.Yoksul,muhtaç,kimsesiz ve özürlülere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar,il özel idaresi giderlerinden biri sayılmıştır.
Belediye Kanunu ile Verilen Görev ve Yetkiler: Belediye Kanunu’nun buna ilişkin ilk maddesi“hemşeri hukuku” başlığı altında düzenlenmiş olup aynı beldede ikamet eden herkes hemşeri kabul edilmiştir.Buna göre belediyenin imar,su ve kanalizasyon,ulaşım vb. gibi mahallî müşterek nitelikte sayılan görev ve sorumluluklardan birisi de sosyal hizmet ve yardımlarda bulunmaktır.Bu hizmetleri, il özel idaresine benzer biçimde vatandaşlara en yakın yerde ve en uygun yöntemlerle,özellikle özürlü,yaşlı,düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemlerle sunması esastır.
**Özel idaresinde olduğu gibi, belediyenin organları içinde yalnızca belediyebaşkanına yoksullukla mücadele görevi verilmiştir.Buna göre,belediyeler “dar gelirli,yoksul,muhtaç ve kimsesizler ile özürlülere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar”yapmakla yükümlüdürler.
Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Verilen Görev ve Yetkiler:5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nda,büyükşehir belediyesinin görev ve sorumlulukları geniş biçimde açıklanırken,yürürlükteki İl Özel İdaresi ve Belediye Kanunu’ndaki gibi“dar gelirli”,“yoksul” ya da “muhtaç”kelimelerinden biri veya birkaçının kullanılmadığı;onun yerine“sosyal ve kültürel hizmetler” kelimesinin(…yetişkinler,yaşlılar, engelliler,kadınlar,gençler ve çocuklara yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek), kullanıldığı dikkat çekmektedir.Diğer yasalarda olduğu gibi, Büyükşehir Belediye Yasası’nda da yoksullara ayrılan ödeneği kullanma yetkisi, yürütme organının başındaki büyükşehir belediye Başkanına aittir.
Köy Kanunu ile Verilen Görev ve Yetkiler:442 sayılı Köy Kanunu’nun isteğe bağlı işler arasında köydeki yoksul ve muhtaçları korumaya dönük önemli birtakım düzenlemelere yer verilmiştir.Bu kanunla muhtara yoksullukla mücadele konusunda doğrudan bir görev ve sorumluluk verilmemiş;buna karşılık ihtiyar meclisine,“tarlası ve arazisi olmayan köylüyü arazi sahibi edindirmek”gibi önemli yetkiler verilmiştir.
Yerel Yönetimleri Sosyal Yardım Yapmaya Yönelten İlkeler:Yerel yönetimleri yoksullukla mücadeleye yönlendiren ya da bu sorunun giderilmesinde yerel yönetimleri öne çıkaran temel
ilkelerin başında“özerklik”,“yerinden yönetim”,“yönetişim” ve “hizmette yerellik”ilkeleri gelmektedir.Yerel yönetimlerin bu ilkelerin gereğine ve özelliklerine uygun hareket etmeleri,yoksullukla mücadelede başarılı olmalarının altında yatan en önemli nedenlerden biri sayılabilir.
Özerklik İlkesi:Yerel yönetimler açısından özerkliğin taşıdığı anlam,kendine ait organ ve görevlilerce yönetilen,dışarıdan hiçbir organ ya da kuruluşun talimatıyla harekete geçmeyen,kararlarını serbestçe alıp uygulayabilen;dolayısıyla idari ve mali serbestiyete sahip kamu tüzel kişiliği biçiminde örgütlenmektir.Yerel yönetimlerin karar organlarının seçimle meydana gelmiş olması,bu kuruluşları demokratik ve özerk kılarken;aslında bu özerkliğin de iki yönü bulunmaktadır:Birincisi,yerel yönetimlerin merkezî yönetimden tamamen bağımsız olmamasını;kendi görevini yerine getirirken merkezîn karışmamasını ve işini kendi imkânlarıyla görebilmesini içeren geniş bir özgürlükten yararlanabilmesini ifade etmektedir.İkincisi,yerel yönetimlerin halkla olan ilişkisinde seçilmiş organların halkı gereği gibi temsil edebilmesini ve bu temsil yöntemini ortaya koyabilmesini belirtmektedir.**Ayrıca yerel yönetimlerin özerk olabilmesi için yalnızca karar alma yetkisine sahip özerk organların varlığı kadar, bu kuruluşların kendilerine özgü gelir kaynaklarına da sahip olması gerekmektedir.**Yerel yönetimlerin başarısı özgürlük,etkinlik,demokrasi ve katılım ölçütlerine göre değerlendirilmektedir.Özerklik sayesinde,yoksulluğa ilişkin merkezîn bilgisi dışında kalan yöre halkının sorunlarına karşı kalıcı ve etkili önlemler alınırken,kaynakların etkin ve verimli kullanılması ile halkın sosyal yardımlaşma ve dayanışma duygusu da geliştirilmektedir.**Yerel yönetimlerin yetkisi, yerel hizmetlerin yönetimin bütünlüğü ilkesine göre yürütülmesi,kamu görevlerinde birliğin sağlanması,toplum yararının korunması ve yerel ihtiyaçların karşılanması amaçlarıyla sınırlandırılmıştır.
Yerinden Yönetim İlkesi:Yerinden yönetim,bir ülkedeki kamu hizmetlerinin yönetiminin merkezden yönetimden ayrı,özerk kamu tüzel kişilerine verilmesidir.Batı’da ortaya çıkan ve “desantralizasyon” olarak da anılan bu kavramın başlıca iki anlamı vardır;
Klasik anlamda desantralizasyon,merkezî yönetimden yerel yönetimlere yetki,görev ve kaynak aktarımını;modern anlamda desantralizasyon ise merkezîn elindeki planlama,karar verme ve kamu gelirlerinin toplanması gibi yönetsel yetkilerin bir kısmının taşra kuruluşlarına,yerel yönetimlere, federe birimlere,yarı özerk kuruluşlara,meslek kuruluşlarına ve STK’lara aktarılmasını; dolayısıyla, merkezî yönetimin küçültülmesi olgusunu açıklamaktadır.Yer yönünden yerinden yönetim kuruluşu olarak da bilinen yerel yönetimlerin yoksullukla mücadelede en temel işlevlerinden biri,yoksul ve yardıma muhtaç insanların sorunlarını çözerek onları yönetime katmaktır. Yoksulluğun kaynağının yerel yönetimlerce yerinde saptanması,hizmetin etkinliğini artırırken;kararların hemen sorunun bulunduğu yerde alınarak uygulanması, aynı zamanda masraf ve maliyetlerin düşmesine de yol açabilecektir.
Yönetişim İlkesi:Yönetişimle birçok aktörün (yerel yönetimler, yerel düzeyde etkinlik gösteren sermaye ve STK’ların)yönetimde rol aldığı, hiyerarşilerin yerine karşılıklı etkileşimin belirleyici olduğu bir yönetim süreci kastedilmekte;devletin bu süreçteki işlevi ise genellikle düzenleyicilik ve iletişim ağlarını oluşturmaktan geçmektedir.Dünya Bankasına göre yönetişim,ülkenin tüm kaynaklarının yönetilmesi durumudur.Bankaya göre“iyi yönetişim”,yoksullukla mücadeleye yardımcı olmakta ve yaşam standardını iyileştirmektedir. Bunun gerçekleştirilmesi için yönetişimin dünya ölçeğinde altı boyutu vardır:(1) Düşünce özgürlüğü ve katılımcılık (2) Siyasi istikrar ve
şiddetin ortadan kaldırılması (3) Yönetsel etkililik (4) Düzenleyici kalite (5) Hukukun üstünlüğü ve (6) Yolsuzlukların denetlenmesidir.
Merkezî yönetim,yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını sınırlandırmak yerine;teşvik edici,yol gösterici ve özendirici bir rol üstlenebilir.Bunun için yerel yönetimlerin yoksullukla mücadelede başarısı,merkezî yönetimin kaynakların etkin kullanması,iş birliği ve uyumu kapsamında verimsiz olduğu alanlardan çekilerek kendi görev ve yetkilerinden bir kısmını başta yerel yönetimler olmak üzere diğer kuruluşlarla paylaşmasına dayanmaktadır.
Hizmette Yerellik İlkesi:Bu ilkeyi “hizmetin halkın ayağına götürülmesi”biçiminde anlayanlar olsa da,asıl olarak hizmetin “yerinde” ve “yerinden”gördürülmesi anlaşılmaktadır.Hizmette yerellik ilkesine göre merkezî yönetim,yerel hizmetlerin yerel düzeyde hiç yerine getirilememesi ya da etkin biçimde yürütülememesi durumunda üstlenecektir.Yerel yönetimlerin beldede hizmet üretmede halka en yakın birimler olmaları nedeniyle,yoksullukla mücadelede yerel hizmetlerin merkezden ziyade yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilmesi daha uygun olacaktır.Hem hizmetin yerine ulaştırılmasından dolayı isabetlilik ve etkinlik sağlanırken hem de hizmetin yerinde karşılanmasından dolayı hizmetin maliyeti düşürülerek tasarruf edilecek ve kalite artırılacaktır.
YEREL YÖNETİMLERİN YOKSULLUKLA MÜCADELEDE SUNDUĞU KARŞILIKSIZ YARDIMLAR
Kamu sosyal yardımları olarak da anılan“sosyal yardımlar”,kendi güç ve çalışma olanaklarıyla geçimini sağlayamayanlara,muhtaçlık koşul ve denetimine bağlı olarak insan haysiyetine yaraşır bir yaşam düzeyini sağlamak amacıyla hiçbir karşılık ya da yükümlülük altına sokmadan devletin yetkili kuruluşlarınca yapılan ayni (mal) ya da nakdî (para) yardımlardan oluşmaktadır.Amaç,yardım görenin mümkün olan en kısa sürede yeniden çalışabilme ve geçimini sağlayabilecek gelir elde edebilme olanağına kavuşturulmasıdır.Ülkemizde yerel yönetimlerin somut olarak sunduğu sosyal yardımlar arasında ayni yardımlar,aşevi desteği ve asker ailelerine yardımlar sayılabilir. Sosyal yardımlar için ön şart olarak aranan muhtaçlık durumu, kişilerin gerekli asgari miktarda geçim kaynaklarına ve gelire sahip olmamasını ve bu suretle kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişileri geçindirememesini ifade etmektedir.Şartlı yardımlara en yaygın örnek olarak,“Her köyde köy sandığından bir anbar yaptırıp… herkesten… birer miktar zahire ödünç alınarak… muhtaç köylülere… ödünç vermek…”. “mikro kredi” uygulaması ve “şartlı nakit transferi”verilebilir.Şartsız yardımlar ise ya gıda,giyecek, yakacak,ilaç vb. olarak ayni ya da bazen kira borcunun kapatılması,elektrik,su faturasının ödenmesi ve tedavi giderlerinin karşılanması bazen de kişinin ve ailesinin yoksulluk ve muhtaçlık durumu dikkate alınarak sürekli veya bir sefere özgü nakdi yardımlar biçiminde gerçekleştirilmektedir.Belediyelerin yoksullara yönelik sunduğu sosyal hizmet ve sosyal yardımlarda bazı sorunların yaşanmaktadır.
*Devletçe gerçekleştirilmesi zorunlu görülen sosyal hizmet ve yardımların kapsam ve sınırları tam olarak tanımlanmalı ve bu hizmet ve yardımların hangi kurumlar ve/veya mahallî idareler tarafından yapılacağı net bir şekilde belirlenmelidir.*Belediyelerin sosyal hizmet ve yardımlarla ilgili görevlerinin ilgili mevzuatta çok geniş olarak tanımlanmış olması ve uygulamayı ise takdire bırakması nedeniyle yürütmek çok büyük farklılıklar görülmektedir.*Belediyeler ile diğer kamu kurumları ve STK'lar arasında iş birliği ve koordinasyon yeterince sağlanamamaktadır.
•Bu karmaşanın giderilmesi için,devlet kurumlarınca vatandaşa ulaştırılacak sosyal hizmet ve yardımların tanımlanması ve buhizmet ve yardımların hangi kurumlar ve/veya belediyelerce
gerçekleştirileceği,mükerrer uygulamalara imkân vermeyecek belirsizlik ve keyfî uygulamalara yol açmayacak şekilde ana hatlarıyla ilgili mevzuatta düzenlenmelidir.
12.ÜNİTE YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL HİZMETLER I
Kapsamlı bir tanıma göre sosyal hizmet; bireylerin, ailelerin, grupların ve toplumun iyilik hâlini artırmak için sosyal değişime, insan ilişkilerinde sorun çözmeye, güçlenmeye ve özgürleşmeye katkı sağlayan bir meslektir.Sosyal hizmet,insan davranışı ve sosyal sistem teorilerinden yararlanarak,insanların çevreleriyle etkileşim kurdukları noktalara müdahale eder. Sosyal hizmette insan hakları ilkeleri ve sosyal adalet temeldir.Sosyal hizmet uzmanı ise;birey,aile,grup ve toplumun sorun çözme ve baş etme kapasitelerini geliştirerek psikososyal işlevselliğin sağlanması,onarılması,korunması ve geliştirilmesi;sosyal değişimin desteklenmesi;sosyal politika ve programların insan ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla planlanması ve uygulanmasının sağlanması yönünde insan davranışına ve sosyal sistemlere ilişkin teorilerden yararlanarak sosyal hizmete özgü yöntem ve tekniklerle uygulamayı yerine getiren meslek mensubudur.Sosyal değişime katkı sağlama boyutu,sosyal hizmetin yerel yönetimler üzerinden uygulanmasında temel bir konuma sahiptir.
**Meslek ve disiplin tanımlaması yaparken kullanılan sosyal hizmetten farklı olarak sosyal hizmetler ise kişi,grup ve toplumların bünye ve çevrelerinin koşullarından doğan veya kendi kontrolleri dışında oluşan yoksunluk ve eşitsizlikleri gidermek;toplumun değişen koşullarından doğan ruhsal ve sosyal sorunları önlemek ve insan kaynaklarını geliştirmek;kişi,aile ve toplum refahını sağlamak amacıyla uygulanan planlı ve programlı hizmetleri ifade etmektedir.Sosyal hizmetler,sosyal hizmet mesleğinin uygulamalarını gerçekleştirdiği çalışma alanlarını ifade eden bir kavramdır.Yerel yönetimler,sosyal hizmetlerin sunulmasında idari bir gövde özelliği taşımaktadır.Sosyal hizmet, yöntemini; kendi bağlamına özgü yerel ve bölgesel bilgiyi de içeren,araştırmalardan ve uygulama değerlendirmelerinden sağlanan kanıta dayalı sistematik bir bilgi tabanına dayandırmaktadır. Sosyal hizmet mesleği karmaşık durumları analiz etmek ve bireysel,örgütsel,sosyal ve kültürel değişimleri kolaylaştırmak amacıyla insan gelişimi ve davranışı ile sosyal sistem kuramlarından yararlanır.Sosyal hizmet, toplumda var olan engelleri,eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri ele alır.Sosyal hizmet müdahaleleri öncelikle insan odaklı psikososyal süreçlerden, sosyal politika,planlama ve kalkınmaya dâhil olmaya kadar değişiklik gösterir. Bunlar hem danışmanlığı, klinik sosyal hizmeti,grup çalışmasını, sosyal pedagojik çalışmayı ve aile tedavisi ile terapisini hem de toplumda insanların hizmet ve kaynak edinmesine yardıma yönelik çabaları içerir.
•Yerel yönetimler yalnızca merkezî yönetimin yükünü azaltmak ve kentsel altyapı sorunlarını çözmekle görevli siyasal ve yönetsel kurumlar değillerdir.Yerel yönetimi bir alt sistem olarak kabul ettiğimiz zaman,bir ülkenin demokratikleşmesinin gerçekleşmesinde yerel yönetimler demokrasinin temel taşları olarak görülürler.Birçok uygulamacıya göre yerel yönetimler“demokrasi”,“verimlik/etkinlik”, “ özgürlük”,“özerklik”ve“yeniden paylaşım” olmak üzere beş temel değere dayanır.
Sosyal Hizmetlerin Kurumsallaşması:Sosyal devletin bir görevi hâline gelen sosyal hizmetler, özgür, çoğulcu ve demokratik bir toplumda gelişmeyi ve toplumu yaşatmayı sağlayıcı bir kurum olarak karşımıza çıkan “kamu yönetimi”içerisinde örgütlendirilerek halka verilmeye başlanmıştır.Sosyal politika,devletin bireylerin ekonomik durumlarını toplum geneline uygun hâle getirme,bireyin
bireysel gelişimini ve mutluluğunu artırma yönündeki politikalar olarak ele alınırsa;sosyal görev ve sorumluluklar üstlenmiş,halkına insan şeref ve haysiyetine yaraşır,maddi,medeni,kültürel ihtiyaçları içeren asgari refah şartları sağlamayı hedef almış,sosyal güvenlik kurumlarını geliştirmiş ve sosyal politika uygulayan çağdaş devletler de“sosyal devlet”ya da“sosyal refah devleti”olarak tanımlanabilir.
**1961 Anayasası ile Türkiye’de sosyal devlet ilkesi kabul edilerek bireylerin“insan” olmalarından kaynaklanan bazı hakları olduğu belirtilmiş, söz konusu hakları hayata geçiren düzenlemeler yapılmıştır.1961 yılında Türkiye’de sosyal hizmet eğitimi dört yıllık üniversite lisans programı olarak yapılmaya başlanmıştır.Bu önemli gelişme,sosyal hizmetler alanında sunulan hizmet ve programların kurumsallaşmasına ve profesyonelleşmesine yardım etmiştir.1961 Anayasası’ndan sonra 1982 Anayasası da toplumsal düzen bakımından ayrıntılı ve ileri düzeyde haklar sağlayıcı hükümler getirmiştir.Özellikle korunmaya ihtiyacı olan kesimlere yönelik hizmetler için devlete önemli görevler yüklemiştir.Anayasamızın 61.maddesi devlete, zor durumda olan,kendi kendine yetemeyen ve başkasından yardım almak zorunda kalan kişileri,sosyal hizmetler ve yardımlarla destekleme yükümlülüğü getirmiştir.
YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL HİZMETLERE DUYULAN GEREKSİNİM
İyi bir yönetim,yönetim uygulamalarında şeffaflığı sağlayan,halkın hizmetlerden memnuniyet duymasını gerçekleştiren ve katılımcı bir yönetim kültürü yerleştiren yönetimdir.Sosyal yardım ve hizmet açılımında bir taraftan yoksun durumdaki gruplara destek sağlamak yer alırken, diğer taraftan sosyal hizmet yönüyle de mahallî alanlarda herkes tarafından ihtiyaç duyulan sosyal içerikli hizmetler yer almaktadır.**Sosyal hizmetin yerel yönetimler bünyesindeki uygulamalarında toplum örgütlenmesi yöntemine sıklıkla başvurulur.
**Yerel yönetimlerin yerel toplum üyeleri tarafından yönetilmesi sosyal hizmetlerin etkili sunumunu artırmaktadır.Yerel yönetimlerde yerel toplum hem hizmet alan hem de hizmet veren konumundadır.
Sosyal Hizmetlerin Yerelden Sunumu:Bireylerin ve ailelerin sosyal sorunlarıyla ilgilenen ve onlara asgari bir yaşam düzeyi sağlamakla görevli olan sosyal devlet, toplumda sosyal adaleti sağlamak misyonu ile hareket eder.Sosyal devlet genellikle vatandaşların sosyal sorunlarıyla ve refahlarıyla ilgilenen,onların asgari bir yaşama düzeyini sağlamayı görev edinmiş devlettir.
**Sosyal hizmetlerin yerel niteliğinin genel niteliğinden fazla olması nedeniyle belediyelerce yerine getirilmesi daha etkili olmaktadır. Ortaya konulan sosyal belediyecilik kavramı,yerel yönetimlere sosyal alanlarda planlama ve düzenleme işlevi yükleyen bir modeli yansıtmaktadır.
Sosyal Belediyecilik:Geleneksel tarım toplumundan endüstriyel ve hizmet sektörünün ağırlıklı olduğu bir toplumsal ve ekonomik yaşama geçişin beraberinde getirdiği toplumsal değişim,sosyal hizmetlerde kamunun payının arttırılması sonucunu doğurmuştur.Bu değişim,özellikle 1990’lı yıllarla birlikte sosyal yardım ve sosyal hizmet sunumunda belediyeleri daha da ön plana çıkararak,“sosyal belediyecilik”kavramını doğurmuştur.Sosyal belediyecilik modeli,yerel yönetimlere sosyalleştirme ve sosyal kontrol işlevleri yükleyen bir modeldir.Sosyal belediyeciliğin işlevlerini:SosyalleştirmeSosyal kontrolRehabilitasyonDanışmanlıkSosyal korumaEkonomik yoksunlukları giderme
Belediyelerin sosyal hizmet çalışmaları:Çocuk yuvaları,ergen yetiştirme yurtları açmakKreş ve gündüz bakımevleri açmak Ayni (gıda,kömür,ilaç,giyecek malzemesi yardımları) ve nakdî (parasal)sosyal yardımlar sunmak,mikro kredi olanakları sağlamakYoksul kesimlere yönelik aşevleri kurmakÖzürlüler için ulaşım, eğitim ve sosyo-kültürel ortamlarda kolaylık sağlayıcı tedbirler almakSağlık merkezleri,sağlık ocakları,gezici sağlık otobüsleri,ön tanı merkezlerini hizmete sokmakHastanelerin yakınlarında hasta yakınları için konukevleri oluşturmak,Kültür,sanat ve spor tesisleri açmakMeslek ve beceri edindirme kursları açmakToplumsal gruplar,sivil toplum kuruluşları ve kitle örgütlerine rehberlik etmek,onlarla dayanışma ve yardımlaşmayı geliştirmekGençlerin, özürlülerin,ailelerin ve kadınların toplumsallaşmalarını sağlayacak merkezler açmak
**•Mikro Kredi:Mikro kredi;iş yapma fikri olup küçük bir başlangıç sermayesine (parasal)ihtiyacı olan yoksullara olanak verilmesi projesidir.Sadece güvene dayanan,teminatsız ve kefilsiz küçük sermaye şeklindeki mikro kredinin,yoksulların kendi kendilerine yoksulluktan kurtulmaları için etkili bir strateji olduğu öne sürülmektedir.
Yerel Yönetimlerin Artan Etkinliği:Yerel yönetimler,yeni sağ politikalar nedeniyle devletin asli sosyal görevlerinden boşalan alanı doldurmak gibi bir kamu yükümlülüğü taşımaktadırlar.Bu yükümlülüğü,devletin merkezî yönetiminin sosyal alandan çekilmesi nedeniyle bazı yerel yönetimler bir zorunluluk olarak yüklenmektedirler.Bu birimler sosyal hizmetleri,yeni sağ politikaların“yerelleşme” anlayışının savunduğu güçlü yerel yönetim yapılanmasından uzak olarak yürütmektedirler.Dolayısıyla,kamunun sosyal hizmetlerine gereksinim duyan kişilerin muhatap bulabileceği tek kamu kuruluşu olarak yerel yönetimler kalmaktadır.
**1945-1975 döneminde refah devletleri gibi,birçok ülkede, yerel yönetimler de “altın çağ” diye nitelendirilen bir dönemi yaşamışlardır.Refah programları başlangıçta ulusal nitelikli olmalarına rağmen,programların uygulanması ve yerel düzeyde yorumlanması yerel yönetimlerin düzenlenmelerine bağlı olarak gerçekleştirilmiştir.Yoksullukla mücadelede yerel yönetimlere sorumluluk yükleyen, ilk sosyal hizmet uzmanları olarak da adlandırılan gözlemcilere ülkedeki yoksulluğu izlemek için görevler veren İngiliz Yoksulluk Yasaları, sosyal politika önlemleri ortaya koyması açısından önem taşımaktadır.Yasa,gözlemcilere,yoksullara yardım fonlarını artırma ve bunları kullanabilme yetkisi verildiğini ve devlet yardımının aile,arkadaş veya komşu yardımından sonra en son çare olarak kullanılacağını düzenlemiştir.Ülkemizde 1930’lar sonrasında sosyal yardım ve hizmet görevleri,merkezî yönetimden çok belediyelerin görevleri arasında düşünülmekteydi.Türkiye’de 1984 sonrası yaşanan yeniden yapılanma ve gelirlerin artmasına paralel olarak, büyükşehir belediyeleri ve ekonomik durumu gelişmiş olan diğer belediyeler,merkezî yönetimin ilgi alanında bulunan sosyal hizmet ve yardımları yapar duruma ulaşmışlardır.Yerel yönetimler,dezavantajlı toplumsal kesimlere yönelik projelerin üretilmesinde ve gerçekleştirilmesinde, merkezî yönetime oranla daha etkin olma özelliğine ve gereksinimlere olanakları dâhilinde hızlı yanıt verme yetkisine her zaman sahip olmuştur.Yerel yönetimlerce (belediyeler ve il özel idareleri) yürütülen sosyal hizmetleri dokuz grupta ele alabiliriz:
Çocuklar:Kreş ve çocuk yuvaları,korunmaya muhtaç çocuklar için yuvalar,çocuk kulüpleri açılması;parklar,trafik ve eğitim alanları düzenlenmesi.Gençler:Gençlik merkezleri,spor tesisleri,danışma ve psikolojik yardım merkezleri,meslek edindirme kursları açılması ;çeşitli konularda eğitim programları düzenlenmesi. Kadınlar:Ana-çocuk sağlığı merkezleri,kadın sığınma
evleri,meslek edindirme kursları açılması,el emeğini değerlendirme organizasyonları düzenlenmesi,aile danışma merkezleri.Yaşlılar:Huzurevleri,hobi ve iletişim merkezleri açılması.Özürlüler:Temel eğitim okulları,meslek edindirme ya da beceri kursları,koruma vakıfları,özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri,spor ve iletişim imkânlarının sağlanması.Risk Grupları:Sokakta yaşayan,ihmale ve istismara uğramış çocukların aralarında bulunduğu grup için hukuki ve psikolojik yardım bürolarının açılması ve sosyalleşmelerinin sağlanması için çeşitli organizasyonların düzenlenmesi.Kriz Dönemi Hizmetleri:Savaş,terör,doğal afet gibi durumlarda barınma,beslenme,temizlik hizmetleri verilmesi;ilgili kurumların harekete geçmelerinin sağlanması.Yaygın Eğitim Organizasyonları:Okuma yazma,çocuk bakımı ve eğitimi,çıraklık eğitimi,beceri kazandırma kursları açılması;madde bağımlılığından korunma eğitim programlarının düzenlenmesine öncülük edilmesi.Sosyal Yardım Hizmetleri:Yukarıda sıralanan tüm gruplara yönelik olan ve ekonomik yoksunluk tespiti yapılarak uygulanan ayni ve nakdî sosyal yardım hizmetleri.
YASAL DAYANAKLARLA YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL HİZMETLER
Toplumsal yapı içinde kent yaşamında iki farklı grubun oluştuğunu söyleyebiliriz.Birinci grupta yer alanlar iyi eğitim görmüş,üst sosyoekonomik düzeyde olan,kentin her türlü olanaklarından yararlanan kentli kültürünün dokusunu oluşturanlardır.Bu grubun sosyal hizmetlere olan gereksinimi görece daha azdır.İkinci grup ise alt sosyoekonomik grupta yer alan insanlardan oluşmaktadır.Kırsal kesimden göç etmiş, eğitim düzeyi düşük,işsizlik ve yoksulluk sorunları yaşayan,ne kentli ne de bulunduğu koşuldan dolayı kırsal değerlerini yaşatamayan bir grubu oluşturmaktadır.Sosyal hizmetlere olan gereksinimleri yoğundur.
**2005 yılında yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu’ndaki sosyal hizmetlere ilişkin yetki ve görevlerin çerçevesi,ilgili maddelerde;”sosyal hizmet ve yardım”,“konut,kültür ve sanat,gençlik ve spor”,“kadın ve çocuklar için koruma evleri”,”özürlüler merkezî”,“dar gelirli,yoksul,muhtaç ve kimsesizler ile özürlülere yönelik sosyal hizmetler ve yardımlar”,”öğrencilere burs”,“meslek ve beceri kazandırma”,“hemşeriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması”biçiminde kavramlaştırılarak belirlenmiştir.Sosyal hizmetlerin görev ve yetkilerinde büyük değişikliklere yol açan düzenlemeler en belirgin şekilde Kamu Yönetimi Reformu’nun temel unsuru olan Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkındaki 5227 Sayılı Kanun’da (KYTK Tasarısı) yer bulmuştur.KYTK tasarısı ile merkezî idarenin görev ve sorumlulukları kısıtlanarak hâlen merkezî idare tarafından yürütülen hizmetler il özel idarelerine devredilmektedir.Yeni görev bölüşümüne göre Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından sunulan sosyal hizmetler yerel yönetim birimi olan il özel idarelerinin görev alanı içine girmektedir.Mevcut kamu harcamalarının % 1,5’ini yapan il özel idareleri,yeni dönüşümle birlikte kamu giderlerinin yaklaşık %20’sini yapan bir özelliğe sahip olmaktadır.
**Yerel yönetimlere ilişkin temel yasalar,2004 tarihinden itibaren yeniden düzenlenmiştir.İlk düzenleme 10.07.2004’te 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile başlamış;5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu 22.02.2005 tarihinde kabul edilmiş,5393 sayılı Belediye Kanunu da 03.07.2005 tarihinde değiştirilerek belediyelere ve il özel idarelerine sosyal hizmetlere ilişkin önemli görevler ve yükümlülükler getirilmiştir.**İl özel idareleri,yerinden yönetim ilkesinin uygulamasının temel göstergesidir
**Özetle, sosyal hizmetlerin yerel yönetimler tarafından sunulmasını sağlayan üç temel yasal düzenlemeyi şu şekilde sıralayabiliriz:1.5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu. 2.5393 sayılı Belediye Kanunu. 3.5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ile İl Özel İdarelerine Verilen Yükümlülükler:Kanunda,illerde valiliğe bağlı olarak çalışan il özel idarelerine verilen sosyal hizmet görevleri:
Yerel müşterek nitelikte olmak şartıyla,il sınırları içerisinde,sosyal hizmet ve yardımlarda bulunma,yoksullara mikro kredi sağlama, çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarının;yapım,bakım ve onarım ile diğer ihtiyaçlarının karşılanması.Hizmetlerin vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulması;hizmet sunumunda özürlü,yaşlı,düşkün ve dar gelirlilerin sunumuna uygun yöntemler uygulanmasıEğitim,kültür ve sosyal hizmetler,imar ve bayındırlık,çevre ve sağlık ihtisas komisyonlarının kurulmasıVali tarafından il halkının huzur,esenlik,sağlık ve mutluluğu için gereken önlemlerin alınması,il özel idaresi bütçesinde yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneğin kullanılması.Yoksul,muhtaç ve kimsesizler ile özürlülere yapılacak sosyal hizmet ve yardımların il özel idaresi giderleri arasında yer alması.Sağlık,eğitim,spor,çevre,trafik ve kültür hizmetleriyle yaşlılara,kadın ve çocuklara,özürlülere,yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında ilde dayanışma ve katılımı sağlamak,hizmetlerde etkinlik,tasarruf ve verimliliği arttırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygulamak.
*Öte yandan söz konusu hizmetlere ilişkin usul ve esasların belirlenmesi İçişleri Bakanlığına bırakılmıştır
5393 Sayılı Belediye Kanunu ile Belediyelere Verilen Yükümlülükler:5393 sayılı belediye kanununda:“Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’i geçen belediyeler,kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.”denilmiştir.“Belediye hizmetleri,vatandaşa en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur.Hizmet sunumunda özürlü,yaşlı,düşkün ve dar gelirlinin durumuna uygun yöntemler uygulanır.”hükmü getirilmiştir.Kanunun “Belediyelerin Görev ve Sorumlulukları”başlıklı 14.maddesinde,belediyelere sosyal hizmet ve yardım, meslek ve beceri kazandırma hizmetlerini yapma veya yaptırma görevi verilmiştir.Belediyeler Kanunu’ndaki ilgili diğer maddeler=Yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanma,özürlülere yönelik hizmetleri yürütme ve özürlüler merkezî oluşturma.Dar gelirli,yoksul,muhtaç ve kimsesizler ile özürlülere yapılacak sosyal hizmet ve yardımların belediye giderleri arasında yer alması.Belediye ve mücavir alan sınırları içinde kendisine,eşine veya 18 yaşından küçük çocuklarına ait konutu olmayan dar gelirli kişiler ile afete maruz kalanlara arsa tahsisi yapılabilmesiKanunun 75.maddesine göre,belediyeler görev ve sorumlulukları alanına
giren konularda,özürlü dernek ve vakıfları ile iş birliği içerisinde onların sorunlarının çözümüne katkıda bulunabilir.Sosyal yardımlaşma ve dayanışma,saydamlık,hesap sorma ve hesap verme,katılım ve yerinden yönetim ilkelerinin kent konseyi ile hayata geçirilmesi.Sağlık,eğitim,sosyal hizmet ve yardım hizmetleriyle yaşlılara,kadın ve çocuklara,özürlülere,yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak,hizmetlerde etkinlik,tasarruf ve verimliliği arttırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygulamak.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Büyükşehir Belediyelerine Verilen Yükümlülükler:1980’li yıllarda büyükşehir belediye modelinin yerel yönetim sistemi içine dâhil
edilmesinin ardından,1990’lardan itibaren ülkemizde büyükşehir belediyelerinin sosyal belediyecilik uygulamaları sıklıkla görülmeye başlamıştır.Kanunun“Büyükşehir,ilçe ve ilk kademe belediyelerinin görev ve sorumlulukları”başlıklı 7.maddesinde sosyal hizmetlere ilişkin şu sorumluluklar yer almıştır:Sağlık merkezleri,hastaneler, gezici sağlık üniteleri ile yetişkinler,yaşlılar,özürlüler,kadınlar,gençler ve çocuklara yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek,geliştirmek ve bu amaçla sosyal tesisler kurmak,meslek ve beceri kazandırma kursları açmak,işletmek ve işlettirmek,buhizmetleri yürütürken üniversiteler,yüksekokullar,meslek liseleri,kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile iş birliği yapmak.
**Yapılan yasal düzenlemelerde,merkezî yönetimle yerel yönetimler birbirlerinin alternatifi olarak görülmemekte,aralarında görev dağılımı olduğu vurgulanmaktadır.Yerel yönetimler,hizmet alanlara daha yakın oldukları için sosyal hizmetlerin sunumunda daha etkin ve verimli olacagı ifade edilmektedir.
**Mevcut yasal düzenlemeler,Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ile getirilen ilkelerle ve Maastricht Antlaşması’nın önemli bir yönünü oluşturan subsidiyarite (hizmette yerindenlik)ilkesiyle uyumludur.
ÜNİTE 13=YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL HİZMETLER II
Sosyal Hizmetlerin Niteliği ve Karşılaşılan Sorunlar:Belediye Kanunu,belediyelerin yerel toplumun ihtiyacı olan hizmetlerin ya belediye tarafından yapılmasını ya da yapılmasının sağlanmasını düzenlemektedir.Hizmetlerin yerine getirilmesinde önceliğin “belediyenin mali durumu ve hizmetin ivediliği”dikkate alınarak belirleneceği yasada vurgulanmaktadır.Belediyelerin görevlerinin belirlenmesinde “genellik ilkesi”nden yararlanılmaktadır.Belediye hizmetlerinin vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulacağı ifade edilerek“yerindelik ilkesi”ile alternatif hizmet sunma yöntemlerine olanak tanınmaktadır.Büyükşehir,ilçe ve ilk kademe belediyelerince hizmet sunulacak ve yardım yapılacak birey ve gruplar genel olarak çocuklar,gençler,yetişkinler,yaşlılar,özürlüler ve kadınlar olmak üzere sınıflandırılmakla birlikte:Özelde bakıma veya korunmaya ihtiyacı olan 18 yaş altı çocuğu bulunan ailelere,(aile içi şiddet,ihmal ve istismara maruz bırakılan her yaştan çocuk)ÖzürlülereKadınlaraİşsiz yetişkinlereKoruma ve bakıma muhtaç çocuklaraBağımsız olarak yaşamakta güçlük çeken 60 yaş ve üstü kişilereGünlük toplum hayatına ve toplumsal ilişkilere bağımsız olarak katılamayan veya ihtiyaçlarını gideremeyen kronik ve ileri düzeyde ruh sağlığı bozukluğu olanlaraDuygusal açıdan istismar edilen çocuk,genç,yetişkin ve yaşlılaraBaşta sokak çocukları olmak üzere,her türden madde bağımlılığı bulunan veya alkol ve uyuşturucu alması nedeniyle kendisini ve çevresindekileri zarar görme riskine maruz bırakan kişilereGöç ederek büyük şehir sınırları içerisine yerleşen ve kent hayatına uyum sağlamakta güçlük çeken birey ve gruplaraSuç işleme eğilimi bulunan veya suç işlemiş çocuk ve yetişkinlere olanaklar dahilinde, sosyal hizmet ve yardımda bulunulması gerektiği vurgulanmaktadır.
Yerel yönetimler için özürlüler ve yaşlılar özel hizmet gruplarıdır.Bu grupların kentin gündelik yaşamından soyutlanmadan yaşayabilmesi için sokaklar,parklar,diğer kamusal alanlar ve otoparklar gibi yerlerde fiziksel erişebilirliği sağlayıcı mekânsal tasarımların yapılması sorumluluğu da belediyelere aittir.Yerel yönetimlerde sosyal hizmetlerin etkili sunumu için sosyal hizmet uzmanlarının istihdam edilmesi temel bir zorunluluktur.Tüm bu gelişmelere karşın yerel yönetimlerin sosyal hizmetlere ilişkinçalışmalarında bazı sorunlar yoğunlukla
yaşanmaktadır.Bunlar:Sosyal hizmet uygulamalarına yönelik veri yetersizliğiAynı kentte bulunan il özel idareleri ve belediyeler gibi yerel yönetim birimleri arasındaki eş güdüm sorunlarıYerel yönetim birimlerinin mali kaynak yetersizlikleriSosyal hizmet alanı ile ilgili olarak merkezî yönetim tarafından yürütülen hizmetlerle birlikte çok başlı bir hizmet yapısının varlığıYerel yönetim birimlerinde yeteri kadar sosyal hizmet uzmanı personel bulunmamasıSosyal hizmetlere yönelik standartların belirlenememiş olmasıYerinden yönetim kuruluşlarında sosyal hizmetler ve yardımlar konusunda uygulama birliğinin ve standartların bulunmaması.Bu sorunlar yerel yönetimler tarafından sunulacak hizmetlerin pratikteki etkinliğini azaltmaktadır.Bu karmaşanın giderilmesi için,devlet kurumlarınca vatandaşa ulaştırılacak sosyal hizmetlerin ve yardımların tanımlanması,bu hizmet ve yardımların hangi kurumlar ve/veya belediyelerce gerçekleştirileceği,mükerrer uygulamalara olanak vermeyecek,belirsizlik ve keyfî uygulamalara yol açmayacak şekilde ana hatlarıyla ilgili mevzuatta düzenlenmesi gerekmektedir.
UYGULAMA ÖRNEKLERİ
Norveç Genelinde Sosyal Hizmetlerin Sunumu:İskandinav ülkelerinden olan Norveç’te hem sağlık hizmetlerinin hem de sosyal hizmetlerin verilmesinde ademimerkeziyet (desentralizasyon) modeli benimsenmiştir.Devlet,politikalar oluşturulmasından,bütçe hazırlanmasından,yasal düzenlemelerin yapılmasından ve personelin eğitiminden sorumludur.Hizmetlerin verilmesinden ise belediyeler sorumlu.
Belediyeler verdikleri hizmetler için devletten aldıklar hibeleri kullanmaktadırlar.Ancak özel öncelik verilen bazı alanlar için belediyeler ayrıca“tahsisli hibeler”almaktadırlar.Bu tip bir özel alan,yaşlı insanlara yönelik olarak verilen hizmetlerdir.Bir diğer örnek ise zihinsel özürlü insanlar için uyum sağlayıcı hizmetlerdir.Ülke genelinde belediyeler tarafından gerçekleştirilen sosyal hizmetlere şu örnekler verilebilir:Özürlü olduğu için yaş veya diğer faktörler sebebiyle ihtiyacı olan insanlara yardım sağlamakBakım ihtiyacı olan insanlara ve onların ailelerine kapsamlı yardım yapmakBoş zaman aktivitelerinde ve diğer insanlarla temas kurmakta yardıma ihtiyacı olan insanlara destek olmakŞiddet mağduru kadınlara sığınma evleri açmakKapsamlı bakım ihtiyaçları olan çocuklarına ya da akrabalarına bakan insanlara maaş vermekGeliri ya da sermayesi olmayan insanlara ihtiyaç temelli finansal destek sağlamak.
Alkol ve uyuşturucu madde kullanıcılarına verilen tedavi hizmetleri, sağlık hizmetleri altında yürütülmektedir.
Bournemouth Belediyesinin Yürüttüğü Sosyal Hizmetler:İngiltere,Bournemouth Belediyesinin hedef
grubunda özellikle şu kişiler yer almaktadır=Fiziksel engeli olanlarKronik hastalığı olanlarCiddi görme veya duyma zorluğu çekenlerHIV / AIDS hastası olanlar.
**Bournemouth Belediyesinin öncelikli hizmet grubunu özürlüler ve yaşlılar oluşturmaktadır.
Belediye,yatılı kuruluş bakımından ziyade evde bakım hizmetlerine öncelik ve önem vermektedir.Belediye hangi örgütlerin yaşlılara ve özürlülere yardım hizmetleri verdiği konusunda bilgi desteği sunmakta ve ayrıca yaşlılar ve özürlüler ile düzenli olarak ilgilenen bakıcı, akraba,arkadaş ve komşulara da çeşitli yardımlar sağlamaktadır. Belediyenin profesyonel bakım desteğine ihtiyaç duyanlara sağladığı sosyal hizmetler şöyle ifade edilebilir:
Evde Bakım Hizmetleri:Yataktan kalkma ve yatağa yatırma ile ilgili uygulamalı yardım.Yıkanma,giyinme ve tuvalet konusunda yardım.Yemek pişirme ve yemek yeme konusunda yardım.Evde Gece Bakım Hizmeti:Geceleri evde bakım hizmeti verilmektedir.
Sosyal Yardım Danışmanlığı:Sosyal yardım konusunda bilgilendirme ile ilgili her türlü danışmanlık hizmeti sağlanmaktadır.
Günlük Yaşam Destek Hizmetleri:Kişilerin günlük yaşamlarında rutin işlerinde hareket engelleri nedeniyle karşılaşabilecekleri sorunlarda belediye personeli ev işlerinin yapılması konusunda pratik tavsiyelerde bulunmaktadır.Özürlülerin hareket kabiliyetlerini artırmak amacıyla özel donanım sağlayan yerel tedarikçilerin ayrıntılı iletişim bilgileri sunulmaktadır.Bazı durumlarda,gerekli ekipmanların ödünç olarak verilmesi de sağlanmaktadır.
**Belediye,bir sivil toplum kuruluşu olan“Bournemouth Görme Özürlüler Birliğini”desteklemektedir.Kuruluşun kaynak merkezi ve özürlülerin alışveriş yapabilecekleri bir mağazası bulunmaktadır. Belediye aynı zamanda kendi bakım desteklerini ayarlayabilmeleri için bir plan kapsamında özürlülere ödeme yapmaktadır.Özürlülere belediye otoparklarını kullanabilmeleri için kimlik kartları çıkartılmaktadır.
Londra-Barnet Belediyesinin(İngiltere)Yürüttüğü Sosyal Hizmetler:Belediyede çalışan sosyal hizmet uzmanları tarafından nesnel ölçütlere göre bireylerin ve ailelerin sosyal hizmetlere muhtaçlık durumları saptanmaktadır.Sosyal hizmetler için başvuran kişilerin psikososyal, bakım ve ekonomik gereksinimleri çeşitli derecelere göre belirlenmektedir.
Belediyenin çocuklara yönelik sosyal hizmetlerini;günlük bakım,çocuk merkezleri,ücretsiz kreş ve çocuk kulübü hizmetleri olarak sıralayabiliriz.
**Günlük bakım,8 yaş altı çocuklara bakım hizmeti sağlayan bir hizmettir.Günlük bakım hizmetinin içeriği, herhangi bir gün için devamlı olarak 4 saat ve daha fazla süreyle bakılacak olan çocuğun evi haricinde bir yerde bakımının gerçekleştirilmesidir. Çocuk merkezleri, 5 yaş altındaki çocuklara yöneliktir.Çocuk bakımında bilgilendirme ve yönlendirme hizmetleri,aile psikososyal destek programları,doğum öncesi ve bebeklik dönemi anne çocuk sağlığı uygulamaları da yapılmaktadır.Aileler genelde ücretsiz kreş hizmetini, çocukları 3-4 yaşları arasındayken talep etmektedir.Kreşte çocukların günlük bakımı sağlanmakta eğitsel ve sosyal kapasitelerinin geliştirilmesi yönelik çalışmalar yapılmaktadır.Çocuk kulüplerinde,okul saatleri sonrasında ders çalışma, sanat, spor ve oyunla ilgili uğraşlar yaptırılmaktadır.
Belediyenin yaşlılara yönelik sosyal hizmetlerini;evde bakım,barınma,tele-bakım,günlük bakım,soğuğa karşı koruma,ilgili gönüllü sektörü destekleme,ücretsiz toplu taşıma,doğrudan yardım ve eve yemek servisi olarak sıralayabiliriz.**Evde bakım,65 yaş üstünde olan, kronik hastalığı bulunan yaşlılara yönelik bakım ve koruma hizmetlerini içermektedir.Huzurevi yerine kendi mekânlarında bakımlarının sağlanması tercih edilmektedir. Yaşlılar için yetişkinliklerini geçirdikleri,alıştıkları yerde ve mevcut sosyal çevreleri içinde yaşlılık süreçlerini geçirmelerinin sağlanması yaşlıların sağlığı ve genel iyilik hâlleri açısından daha uygundur.Bu da evde bakım hizmetleri ile olanaklıdır.*Barınma hizmeti düşük gelirli olan yaşlılara kira ve vergi ödeme yardımları olarak sağlanmaktadır.Tele-bakım,telefon bağlantısı yoluyla yaşlının gereksinim duyduğu hizmetlere ulaşmasını sağlayan teknik tabanlı bir hizmettir.Günlük bakım hizmeti bakıma
muhtaçlığı tespit edilen yaşlının evinden günlük olarak hizmet kurumuna gelmesi ve günde en az 4 saat kurumda bulunarak temel gereksinimlerini karşılaması yönünde çalışmaktadır.Soğuğa karşı yaşlıları koruma tedbirleri,kış mevsimlerinde yaşlıların kışlık yakıt masraflarının karşılanmasını sağlayan hizmetlerdir.Hizmetten ihtiyaç sahibi 60 yaş üstü yaşlılar yararlanmaktadır.Yaşlıların yalnızlık sorunlarını azaltmak amacıyla 60 yaş üstü yaşlılara ücretsiz şehir içi ulaşım olanakları sağlanmaktadır.Doğrudan yardım uygulamaları, belediye tarafından ekonomik yoksunluğu belirlenmiş yaşlılara düzenli nakit yardımları yapılmasını içermektedir.Bilişsel yeterliği olmayanlar ve hükümlü olan yaşlılara bu hizmet verilmemektedir.
Belediyenin özürlülere yönelik sosyal hizmetlerini;tele-bakım,kütüphane hizmetleri,ev bakım hizmeti,ücretsiz toplu taşıma,istihdam, sağlık ve sosyal bakım hizmetleri oluşturmaktadır.*Kütüphane hizmetleri,mobil ve ev kütüphane hizmetleri olarak verilmektedir. Hizmetten yararlanabilmek için yalnız yaşayan özürlü olunması gerekmektedir.Ev bakım hizmetinde,evin özürlü olan kişinin ihtiyacını giderecek durumda olmayan kısımları,ihtiyacı giderecek şekilde onarılmaktadır.Ayrıca taksi-kart hizmeti adı altındaki hizmetle,hareket kısıtlılığı olan özürlü bireylere kapıdan kapıya taksi ulaşım olanağı verilmektedir.İstihdam hizmetleri,kişilerin özür durumuna uygun çalışma olanaklarının eğitim desteğiyle sağlanmasını içermektedir.Sağlık ve sosyal bakım hizmetleri farklı türlerde verilmektedir. Birincil bakım türünde,öğrenme bozuklukları olan kişilerin düzenli sağlık kontrolleri hemşire desteği ile yapılmaktadır.Hastane yatak hizmetinde,hastanelerde özürlülere özel yatak olanağı verilmektedir.Zihinsel sağlık hizmetinde, öğrenme güçlüğü olan kişilere eğitim desteği sağlanmaktadır.Ayrıca özürlülere sürekli bakım finansmanı sağlanmakta,uzun dönem bakım gereksinimi olan kişilerin bakımları ekonomik olarak desteklenmektedir.
***1983 tarihli SHÇEK Kanunu ile devletin merkezî yönetimle sunduğu sosyal hizmetler de bir diğer yerel yönetim birimi olan il özel idarelerine devredilmeye başlamıştır.Bu kapsamda,SHÇEK’e bağlı olan çocuk yuvası,yetiştirme yurdu,huzurevi,kadın sığınma evi gibi sosyal hizmet kuruluşları yerinden yönetim birimleri olan il özel idarelerine ve büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerine devredilmeye başlamıştır.Başbakanlığa ve aileden sorumlu bir devlet bakanlığına bağlı olarak yönetilen SHÇEK Genel Müdürlüğü de 2011 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulmasıyla kapatılmıştır.Yeni yapılanmada merkezî yönetimin ülke genelindeki sosyal hizmetleri koordine etmesi,uygulamanın ise valiliklere bağlı olan il özel idareleri ve belediyeler tarafından yapılması yoluna gidilmektedir.***Ülkemiz belediyelerinin sosyal hizmetler alanındaki artan etkinliğine örnek Eskişehir,İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri incelenebilir.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin Yürüttüğü Sosyal Hizmetler:Belediyenin sosyal hizmetlerini ve yardımlarını,özürlüler servis aracı,giysi destek mağazası,gıda yardımları,kömür yardımları,meslek edindirme ve eğitim merkezi,kadın eğitim merkezi,ücretsiz ekmek dağıtımı ve alzheimer ve diyaliz hastaları servisi olarak olanaklıdır.Özürlüler Servis Aracı Hizmeti’nde,ring servisleri(aynı istikameti dolasan)yapılmaktadır.Giysi destek mağazasında kent sakinlerinden toplanan ikinci el giysilerin temizliği ve bakımı yapılarak ihtiyaç sahibi kişilere dağıtılmaktadır.Dağıtılacak giysilere puanlama yapılmaktadır.Her bir giysiye verilen puanların toplamı belirlenen tavanı geçememektedir.Randevu verilerek ihtiyaçlarını aldıklarında mağazada kendilerinden başka kimsenin bulunmamasıdır.Gıda ve kömür yardımları,gelir düzeyi düşük olan ve hiçbir sosyal güvencesi olmayan ailelere yapılmaktadır.Ücretsiz ekmek dağıtımı yapılmaktadır.İhtiyaç sahipleri ekmek kartı ile ekmek almaktadırlar. Meslek edindirme ve eğitim merkezinde üniversite hazırlık,
İngilizce,Almanca,bilgisayar,resim,satranç, seramik,masa tenisi,seminer programları düzenlenmektedir.Seminer programlarının konuları: Çocuk hakları,trafik eğitimi,kadın hakları,diş sağlığı ve taraması,aile planlaması ve anne bebek iletişimi.Kadın Eğitim Merkezinde ev hanımları ve genç kızların el işi ve nakış gibi alanlarda beceri kazanmaları hedeflenmektedir Alzheimer ve diyaliz hastaları servisiyle hastalar belediye tarafından tahsis edilen servislerle evlerinden alınıp tedavi sonrası yeniden evlerine bırakılmaktadır.Üç sefer yapılmakta,günlük 45-47 diyaliz hastası bu hizmetten yararlanmaktadır.*Belediyenin sosyal hizmetlerinde ağırlık sosyal yardımlardadır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Yürüttüğü Sosyal Hizmetler:İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kentte yaşayan yoksulları hem nicel olarak saptamak hem de nerelerde yoğunlaştığı sorularına cevap bulmak için “yoksulluk haritası”hazırlanarak dayanışmayı öne çıkaran ve yoksulluğun etkilerini azaltan projelere yönelmek amaçlanmıştır.Belediye bünyesindeki sosyal hizmetler koordinasyon merkezinin çalışmaları ve sosyal hizmet kuruluşları,sanat ve mesleki eğitim,darülaceze,özürlüler merkezi,kadın sağlığı koruma merkezi,sokak çocuklarına meslek edindirme merkezi,sosyal ve idari işler birimi,halkla ilişkiler birimi,evde sağlık hizmetleri ve yaşlı sağlığı hizmetleri olarak yapılandırılmıştır.Kent sakinlerine yönelik eğitim hizmetleri,eğitim müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. Eğitim Müdürlüğünün verdiği eğitimler arasında istihdama yönelik eğitimler, cezaevlerinde meslek edindirme eğitimleri ve özürlülere yönelik meslek edindirme eğitimleri bulunmaktadır. Darülaceze Müdürlüğünün ana görevleri arasında ihtiyaç sahiplerinin barınması ve bakımının yapılması ile sağlık hizmetleri vardır.Sadece Darülacezedeki yaşlılara değil,İstanbul’daki bütün yaşlı insanlara aynı sağlık ve sosyal bakım hizmetlerini sağlamak ise büyük şehir belediyesinin hedefleri arasındadır.Bu amaçla kurulan İstanbul Yaşlı Hizmetleri Danışma Kurulu,yaşlılara yönelik hizmet planlarında ilçelerde“Cep Darülaceze”(Mahalle Yaşlı Evleri) açılması ve 5-6 yaşlıyı barındıran bu evlerdeki yaşlılara maddimanevi destek sağlanması,belediyenin sunduğu hizmetlerin yaşlı ergonomisine uygun planlanması vardır.
*Özürlüler ve yakınları İstanbul Büyükşehir Belediyesi için özel bir hizmet grubudur.Belediye bünyesinde bir özürlüler müdürlüğü ve bu müdürlüğe bağlı 16 adet özürlüler merkezi bulunmaktadır.Verilen hizmetler görme,işitme,ortopedik,zihinsel ve kronik hastalıklarından dolayı özürlü olan kişilere ve yakınlarına ya da konuyla ilgili olanlara eğitim,psikolojik destek,tıbbi ve rehabilitasyon hizmetlerini içermektedir.
Belediyenin özürlülere verilen hizmetleri=Her yıl Mayıs ve Ekim ayları arasında Çiroz’da açılan Özürlüler Yaz Kampı’nda özürlü ve yakınına ücretsiz tatil imkânı sunulmaktadır.“Alo 153 Özürlü ve Yaşlı Ulaşım Servisi Hizmeti”yle her gün,toplu taşıma araçlarını kullanamayan 130 özürlüye ücretsiz servis hizmeti verilmektedir.Bedensel özürlülere akülü tekerlekli sandalye verilmektedir.Yılda yaklaşık 11.000 özürlüye medikal yardım(beyaz baston,ses kayıt cihazı,tekerlekli sandalye,koltuk değneği,işitme cihazı,hasta altı bezi,ortez–protez) yapılmaktadır.İstanbullu özürlülere yılda yaklaşık 17.000 seans psikolojik danışmanlık,17.000 seans ise fizik tedavi hizmeti sunulmaktadır.Her yıl ortalama 50.000 özürlü ve özürlü yakınına özürlülükle ilgili bilgilendirme,yönlendirme, danışmanlık hizmeti verilmektedir.Özürlülükle ilgili bilinçlenmenin okullardan başlaması gerektiği düşüncesiyle İl Milli Eğitim Müdürlüğüyle imzalanan protokolle bir proje hayata geçirilmiştir.Bu projeyle yılda 25.000 öğrenciye özürlülük bilincini yerleştirmeye yönelik eğitim verilmektedir.Özürlülüğün erken tespit edilmesine yönelik Denver Gelişim Testi ücretsiz olarak yapılmaktadır.Sporla rehabilitasyon çalışmaları kapsamında yılda 1.700 özürlü;yüzme,jimnastik,judo, basketbol,okçuluk ve futbol faaliyetlerinden ücretsiz olarak
yararlanmaktadır.Özürlüler Müdürlüğü tarafından özürlülere,eğitim amaçlı ahşap boyama,ebru,takı–tasarım,tiyatro,okuma– yazma,Türk İşaret Dili,resim, bahçıvanlık ve temizlik eğitimleri verilmektedir.
“Çocuklarımız sokakta suçun pençesinde kalmayacak”,sloganıyla yola çıkan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sokak Çocukları Meslek Edindirme Merkezi(İSMEM),biri Sirkeci'de İlk Değerlendirme İstasyonu,diğeri de Tuzla'da Meslek Edindirme Merkezi olarak iki birim hâlinde kurulmuş, Sirkeci’deki 10 çocuk kapasiteli merkez 2004 yılında kapatılmıştır.50 çocuk kapasiteli Tuzla Sokak Çocukları Meslek Edindirme Merkezinin amacı,15-18 yaş arası,sokakta yaşayan,toplum ya da aile tarafından ihmal ve istismara uğramış,süregelen madde bağımlılığı olmayan erkek çocuklarını meslek edindirerek yaşadığı topluma katkısı olan bireyler hâline getirmektir.Kuruma gelen gençler 3 sosyal hizmet uzmanı,çocuk gelişim uzmanı ve psikolog tarafından yapılan incelemelerden sonra yetenekleri ve ilgisi doğrultusunda mesleki eğitime başlamaktadır.Gençler,bir taraftan merkezde eğitim almakta diğer taraftan da açık ilköğretim ve açık liseye kayıt olup eğitimlerini tamamlamaktadır.
İstanbul’da korunmaya muhtaç çocuklar sorunu çoğunlukla kırdan kente göçen, kente uyum ve kentle bütünleşme güçlüğü içinde olan ailelerde ortaya çıkmaktadır.Terk edilmiş ya da buluntu çocukları,akıl hastalarını, kazaya ve afete uğrayanları koruyup gözetmek belediyenin zorunlu görevleri arasındadır.Bununla birlikte yoksul ailelerin çocuklarına, öksüz ve kimsesiz çocuklara yardım,bakım ve korunma ödevi yüklenen belediyelerin,yetimhane vb.bakımevi açma ve işletme görevleri de bulunmaktadır.Ayrıca“yersiz,yurtsuz olanlara iş bulmak,bunlardan garip olup çalışmayanları memleketine göndermek,kimsesiz kadın ve çocukları korumak”da belediyelere yüklenen görevler arasındadır.Evde sağlık hizmetleri kapsamında;sosyal güvencesi olmayan, yoksulluk sınırında yaşayan,evde bakıma muhtaç,kronik hastalığı olan,yaşlılar,kadınlar,özürlüler, hamileler ve gelişim süreci takip edilmesi gereken çocuklar tespit edilmektedir.Evde sağlık hizmetinin yetersiz kaldığı durumlarda,hasta en yakın sağlık kurumuna götürülerek ayrıntılı muayene gerçekleştirilmekte,muayene sonucunda ortaya çıkan sağlık sorunlarına göre;hasta,tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilmektedir.Evde sağlık hizmetine ihtiyacı olan hastaların tespiti sırasında yapılan ziyaretlerde muhtaç durumdaki aileler belirlenerek;gıda,giyim ve yakacak gibi sosyal yardımlar da yapılarak,bakıma ihtiyacı olan kimsesiz yaşlılar Darülacezeye, özürlüler ise İstanbul Özürlüler Merkezine sevk edilmektedir.Yaşlı Sağlığı Hizmetleri merkezinde 65 yaşın üzerindeki kişilere kendi evlerinde danışmanlık ve rehberlik hizmetleri verilmektedir.*2003'te Ümraniye’de pilot çalışma başlatılmıştır.1 doktor,1 hemşire,3 sosyal çalışmacının görev yaptığı yaşlı sağlığı projesinin 3 uygulama aşaması bulunmaktadır.
Tespit:Yaşlılar evlerinde ziyaret edilerek projeye uygun olanlar sosyal çalışmacı tarafından tespit edilir.Projede 300 yaşlı tespit edilmiştir. Evde değerlendirme:Tespit edilmiş projeye aday yaşlılara doktor,hemşire ve sosyal çalışmacıdan oluşan bir ekiple ikinci ziyaretler düzenlenerek,yaşlılar sağlık,sosyoekonomik ve bakım gereksinimi açısından değerlendirilmiş,projeye alınan yaşlılara bakım planı düzenlenmiştir.
Bakım:Sağlık bakımı ve Sosyal bakım olarak uygulanmıştır.Sağlık bakımı:Check-up,aylık kontroller,kişisel bakım(banyo,duş,tıraş, ağız bakımı,saç,tırnak bakımı)koruyucu bakım(aşı,eğitim)kronik hastalık bakımı (takip,diyet ve ilaç eğitimi)rehabilitasyona yönelik bakım(solunum terapisi,fizyoterapi,psikoterapi)girişimsel sağlık bakımı(ilaç uygulamaları,katater
uygulamaları ve bakımı)uygulanmıştır. Sosyal bakım:Danışmanlık ve rehberlik,ev bakımı(temizlik,onarım,tamir,yaşlıya göre evin düzenlenmesi)gıda desteği,yemek hazırlama ve sunma,giysi temini ve bakım onarımı,ısınma ihtiyacının karşılanması alışveriş ve fatura ödemeleri,yaşlının talep etmesi durumunda Darülaceze müracaatlarının yapılması,65 yaş aylığı başvurusu,her türlü refakat işlemleri, aktivasyon amaçlı sosyal faaliyetler,destekleyici bakım(yaşlının akrabalarıyla bağlarının güçlendirilmesi, psikolojik destek ziyaretleri).
*Belediyenin Kadın Koordinasyon Merkezi,gönüllü kadınların bir araya gelerek oluşturdukları bir yapıdır. İstanbul Kadın Koordinasyon Merkezinin çalışma alanları şu şekilde sıralanmaktadır:Göç eden ailelerin şehre uyum sorunlarına çözüm üretmekSosyal güvenceleri olmadığı için temel sağlık hizmetlerinden yararlanamayan yoksul ve muhtaçların sağlık sorunlarını gidermekKadınlar için çeşitli alanlarda (el becerileri, sağlık vs.) kurs ve eğitim seminerleri düzenlemekEğitimlerini maddi imkânsızlıklar nedeni ile sürdüremeyecek durumda olan çocuklara eğitimden kopmamalarını sağlayıcı yardımlarda bulunmakİlk ve orta dereceli okullarda okuyan ihtiyaç sahibi çocuklara kırtasiye ve kıyafet yardımında bulunmakYaşamlarını yoksulluk sınırında sürdüren muhtaç ailelere gıda,giysi ve mobilya yardımı yapmak ve bu konuda hayırsever vatandaşları harekete geçirerek gönüllülerin çalışmalarını yüreklendirmekKadınların sorunları,sosyal hayattaki çalışmaları vb.konularda araştırmalar yapmak.Kadınların ve ailelerin ihtiyaç duydukları konularda kitap,kitapçık ve broşür hazırlayarak yayımlamak ve dağıtmakKadın ve aile ile ilgili her türlü görsel çalışmalara ve film çekimlerine
katkıda bulunmak;bu bağlamda kadınlar için film şenlikleri gösterimleri düzenlemekÇeşitli nedenlerle mağdur olup cezaevine düşen kadınlar ve geride bıraktıkları çocukları için yardım çalışmaları yapmakKadınların sorunlarını tartışmak ve çözümler üretmek amacıyla ulusal ve uluslararası düzeyde konferanslar ve bilimsel toplantılar düzenlemekİstanbul’da yaşayan kadınlar üzerine akademik düzeyde araştırmalar yapılmasını teşvik etmek ve yapmak,bu konuda projeler geliştirmekŞiddete uğrayan kadın ve çocukların,çeşitli nedenlerle evsiz kalmış ailelerin kalabilecekleri sığınaklar ve misafirhaneler açmak.Ailesinden ve kocasından ayrı yaşayan kadınlara çocukları ile beraber sosyal ve ekonomik destek vermek,onlara barınak sağlamakKadınları var olan hakları konusunda bilgilendirmek,bu amaçla belli aralıklarla bilgilendirme toplantıları düzenlemek,bilgiye ulaşımı kolaylaştırmak için çeşitli noktalara yazılı dokümanlar bırakmak.
Ankara Büyükşehir Belediyesinin Yürüttüğü Sosyal Hizmetler:Belediyenin sosyal hizmet etkinlikleri Sosyal Hizmetler Dairesine bağlı olarak yürütülmektedir.Bu birimin görevleri şu şekilde sıralanmaktadır:5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun,belediyenin görev ve yetkilerini düzenleyen ilgili maddelerinde geçen ve sosyal hizmetler olarak tanımlanan tüm iş ve işlemleri yapmak ve yaptırmak.Kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi,manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine ve ihtiyaçlarının karşılanmasına,sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve hayat standartlarının ülke şartlarında ortalama bir seviyeye getirilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetleri yapmak, Yetişkinlerin,yaşlıların,engellilerin,kadınların,gençlerin ve çocukların;maddi,manevi ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması için her türlü sosyal faaliyeti yapmak ve yaptırmakKent halkının sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesi için Çocuk Kulüpleri,Gençlik Merkezleri,Yaşlılara Hizmet Merkezi,Yaşlılar Lokali,Engelliler Hizmet Merkezi,Engelliler Lokali,Madde Bağımlıları Rehabilitasyon
Merkezi,Sokakta Çalışan ve Sokakta Yaşayan Çocuklara Yönelik Merkezler,Çocuk Koruma Evleri,Şefkat Evleri,Çocuk Meclisi gibi sosyal hizmet merkezleri açmak ve faaliyetlerin devam etmesi için her türlü tedbiri almak ve aldırmakKent halkının hayat standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesi için sosyal faaliyetler yapmak ve yaptırmakDaire Başkanlığına bağlı şube müdürlükleri arasında iş bölümü yapmak ve şube müdürlüklerinin çalışmalarının ilgili mevzuat hükümlerine uygunluğunu denetlemekBelediye;sosyal hizmet ve yardım hizmetleriyle yaşlılara,kadın ve çocuklara,özürlülere,yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak,hizmetlerde etkinlik,tasarruf ve verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar yapmak ve uygulamakİlgili mevzuatta belirtilen ve Başkanlık Makamınca verilecek diğer görevleri yerine getirmek.
Belediyenin sosyal hizmetler kapsamında hizmet veren kuruluşları hizmete başladığı yıla göre şöyle sıralanmaktadır:1991 yılında Şentepe Çocuk Kulübü1992 yılında Ankara Sokaklarında Çalışan Çocuklar Merkezi1995 yılında Çocuk Meclisi1996 yılında Mamak Çocuk Kulübü2000 Yılında Sincan ve Çankaya Hanımlar Lokali2001 yılında Altındağ, Batıkent ve Etlik Hanımlar Lokali2002 yılında Dikmen Hanımlar Lokali ve Keçiören Çocuk Kulübü2003 yılında Demetevler,Bahçelievler ve Şafaktepe Hanım Lokalleri2003 yılında Altındağ Gençlik Merkezi,Altındağ Çocuk Kulübü ve Etlik Şefkat Evi2004 yılında Harikalar Diyarı Hanımlar Lokali,Sincan ve Dikmen Gençlik Merkezi,Aktepe Çocuk Kulübü,Sincan Engelliler Rehabilitasyon Merkezi,Görme Engelliler İnternet Cafe(2007 yılında adı Görme Engelliler Bilim ve Teknoloji Merkezi olarak değiştirilmiştir.) ve üniversite öğrencileri için Beşevler ve Kurtuluş’ta iki Giysi Yıkama Merkezi2005 yılında Ahmetler ve Aile Yaşam Merkezi Hanım Lokalleri;Mamak,Ansera ve Aile Yaşam Gençlik Merkezleri,Ahmetler ve Aile Yaşam Çocuk Kulüpleri;Rüzgârlı Şefkat Evi,Aile Yaşam Engelliler Lokali ve Aile YaşamMerkezi Yaşlılar Lokali2007 yılında Varlık Şefkat Evi,Sincan ve Harikalar Diyarı Çocuk Kulübü,İlkyuva Çocuk Koruma Evleri(11 adet)Ayaş-Sinanlı Çocuk Kulübü,Yaşlılar ve Gençler Bilgi Erişim Merkezi2008 yılında Çubuk Aile Yaşam Merkezi,Batıkent Çocuk Kulübü ve Gençlik Merkezi ve Gençlik Parkı Gençlik Merkezi2009 yılında Pursaklar Aile Yaşam Merkezi, Yenimahalle Aile Yaşam Merkezi,Planet Aile Yaşam Merkezi,Batıpark Çocuk Kulübü,Sincan Kapalı Spor Salonu,Gençlik ve Çocuk Sanat Merkezi hizmete açılmıştır.
Bu kuruluşlarda yürütülen hizmetlerin amaçları ise şöyle ifade edilmektedir:Gençlerin ve çocukların beden ve ruh sağlığını korumak, sosyokültürel gelişimlerini desteklemek,eğitimlerine katkı sağlamak,beceri kazandırmak, merkezlerde sosyal,kültürel faaliyetlerde bulunmak bu amaçla Gençlik Merkezleri (12 adet) ve Çocuk Kulüpleri(15 Adet) açılmıştır.Çocukların ihmal ve istismarını önlemek amacıyla Ankara Sokaklarında Çalışan Çocuklar Merkezi açılmıştır.Ankara’da yaşayan çocukların sorunlarını,taleplerini ifade etmelerini ve kendileriyle ilgili sorunların çözümünde aktif rol almalarını sağlamak,çocukların içinde yaşadığı ülkenin,manevi ve ahlaki değerlerini öğrenebilmeleri ve geleceklerine güvenle bakabilmeleri amacıyla Çocuk Meclisi kurulmuştur.Ankara’da geçici bir süre için hasta refakatçisi veya hasta olarak ikamet eden,ancak barınacak yeri ve maddi imkânı olmayan muhtaç,kişi ve ailelerin,varsa çocukları ile birlikte geçici bir süre için ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Etlik,Rüzgârlı ve Varlık Şefkat Evleri hizmete açılmıştır.
*Ankara Büyükşehir Belediyesinin en kapsamlı sosyal hizmetleri yaşlılara yönelik olarak verilmektedir.Psikolojik destek hizmetleri kapsamında,yalnız yaşayan yaşlılara öncelikli olmak üzere,klinik psikolog ve sosyal hizmet uzmanı tarafından periyodik olarak ev ziyaretleri
yapılmaktadır.Yalnızlık,stres,temel yaşam olayları(emeklilik, iş kaybı,yakın kaybı,doğal afetler vb.)sonrası uyum problemleri, iletişim çatışmaları,aile problemleri,uyku problemleri vb.konularda psikolojik destek sağlanmaktadır.Yaşlılar ruhsal bozukluklar hakkında bilgilendirilmekte, psikiyatrik tetkik-tedavi için ilgili sağlık kurumlarına yönlendirilmektedir.
*Ücretsiz sağlık kontrolü, sosyal güvencesi olmayan kişilere yılda bir kez Belediye Hastanesinde yapılmaktadır.Belediye tarafından düzenli olarak belirlenen bölgelerde sağlık taraması yapılmaktadır.Kişiler için ayda bir kere merkezde EKG ölçümü, kansızlık testi ve kemik taraması yapılmaktadır.
Belediyenin rehberlik,refakat ve danışmanlık hizmetleri,yaşlı danışma merkezine gelen ya da telefonla müracaat eden yaşlılara,sosyal hizmet uzmanları tarafından yürütülmektedir.Şefkat Evleri Ankara’da geçici süre için bulunan yoksul hastalara ve yakınlarına ücretsiz barınma hizmeti vermektedir.Kişiler hastanelerin sosyal hizmet birimlerinden yönlendirilmektedir.
Diğer Bazı Belediyeler:Konya Büyükşehir Belediyesinin ihtiyaç sahibi aileler için başlattığı uygulama ile vatandaşlar kendilerine verilen barkotlarla anlaşmalı bakkallardan ihtiyaçları oranında ekmek alabilmektedir.Oluşturulan seyyar göz polikliniği ile de yine ekonomik durumu iyi olmayan vatandaşların göz muayeneleri mahallelerinde yapılmaktadır.Kayseri Büyükşehir Belediyesinde verilen hizmetler;aşevlerinden ailelere sıcak yemek verilmekte, bunun yanı sıra günlük ekmek dağıtımı ile ihtiyaç sahiplerinin ekmek
ihtiyacı ücretsiz olarak sağlanmaktadır.Zaman zaman kuru gıda yardımı yapılmaktadır.Büyükşehir Belediyesi tarafından ihtiyaç sahibi kişiler evlerinden alınarak iaşe paketi depoda teslim edilmekte ve yeniden evlerine bırakılmaktadır.Sosyal konutun hedefi,her aileyi,ailenin ekonomik durumuna uygun,ödeyebileceği fiyatta,sağlık,güvenlik ve huzur sağlayacak meskenlere kavuşturmaktır.Sosyal refah devletleri tarafından gelir seviyesi düşük olan aileler için inşa ettirilen sosyal konutların dağıtımında ilk önce çok çocuklu aileler,bebek bekleyen aileler,genç ve yoksul evliler,tek ebeveynli aileler,yaşlı ve özürlülere bakmakla yükümlü olan aileler tercih edilmektedir.
Ülkemizde Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından birçok ilde geniş konut alanları yapılmaya devam etmektedir.
UNITE 14 = E-YEREL YÖNETİMLER
Yerel yönetimler;belediyeler,köyler ve il özel idarelerden oluşan bir yapıyı öngörmektedir.Yerel yönetimler denildiğinde belediyelerin akla geldiği bir gerçektir.Yerel yönetim ve belediye kavramlarının eş anlamlı olarak kullanıldığı görülmektedir.
E-Devlet ve E-Yönetim:E-devlet;kamu kuruluşları,vatandaşlar ve ticari kurumlar arasındaki bilgi,hizmet ve mal alışverişinde teknolojinin kullanılması ve bu sayede performans ve verimlilik artışının sağlanması olarak ifade edilebilir.Kamu yönetimi bağlamında e-yönetime ilişkin,“devletin günlük idari işlerinin kolaylaştırılmasında ve kamusal hizmetlerin üretilmesinde iletişim ve bilgi teknolojilerinin,elektronik araç ve tekniklerin kullanılması”şeklinde bir tanımlama yapılabilir.
E-yönetimin yararları genel olarak aşağıdaki gibi ifade edilebilir:Bilginin kullanılabilirliği: Kullanıcılar kendileri için en uygun zamanda bilgiyi elde edebilirler.Geleneksel uygulama olan sabah 8 akşam 5 mesaisi onları sınırlandırmamış olur.Rahatlık Yeni bir hizmet dağıtım
yöntemi:Telefon,posta ve yönetim merkezine gitme gibi yollara ek olarak web siteleri,bilgi ve hizmet dağıtımında yeni yöntemler önermektedir.Bilgi ve hizmetlerin dağıtım hızı.Bilginin doğruluk ve zaman yönü:Online veriler kamuoyunun gözü önünde olduklarından,çok çabuk ve basitçe düzeltilebilme şansına sahiptirler.Kullanıcılara yeni bilgi olanağı:Kullanıcılar web sitelerini ziyaret ederlerken,dikkatlerini çekmeyecek olan bilgiye ulaşma olanağı elde ederler.Maliyetlerden tasarruf:Birbirleriyle online iletişim kuran kamu kurumları ve memurlar posta,kâğıt,mürekkep,zarf gibi maliyetlerden tasarruf ederler.Veri sürecini bütünleştirme:İnternet;verileri biriktirme,bilgi sağlama ve işlemleri yönetme gibi bölümler içindeki süreçleri bütünleştirmek için kullanılabilir.
Yerel Yönetimlerde Elektronik Tabanlı Hizmetler:
>Klasik yerel yönetim anlayışı=1)paylaşılmayan idari karar almalar.2)Uzun bürokratik iş akışı.3)Halka ilişkin kararların,konuya dair fazla bilgi toplanmasına gerek görülmeden,yöneticiler tarafından verilmesi.4)Yönetim-vatandaş ilişkisi.5)Yetkili birimlere başvurmada süreç zorlugu.6)Diger kamu kurumlarla olan ilişkilerde uzun bürokratik süreçler.7)Büroktatik denetleme
>E-Beldiyecilik Uygulamalarını da İçeren Yeni Yönetim Anlayışı=1)Alınan kararların elektronik ortamda paylaşımı.2)Hızlı ve seri elektronik süreç.3)Yerel halk dilek ve önerilerinin anket şikayet beyaz masa vb.yöntemlerle toplanarak degerlendirilmesi.4)Hizmet sunan-müşteri ilişkisi.5)Erişilebilirligin ve sürekli gelişmenin ilke edinilmesi.6)Kurumlar arası entegrasyon ve etkinlik 7)Bireysel katılımcılık ve performans ölçümü
Bu doğrultuda elektronik belediye (e-belediye),belediye yönetimi ile yerel yönetim hizmet ve faaliyetlerinde enformasyon teknolojilerinin kullanımı,vatandaş ve işletmelere internet üzerinden etkin bir biçimde hizmet sunumu,kurum içi birimlerin bilgisayar ağları ile bütünleşmesi ve ilgili dış birimlerle ağ üzerinden iletişimin sağlanmasıdır.En basit anlatımıyla e-belediyecilik ile yerel yönetimin,daha demokratik,kolay ulaşılabilir ve şeffaf olması amaçlanmaktadır.E-belediyecilik,vatandaşın yönetime katılması;şeffaflığın,hesap verilebilirliğin sağlanması için önemli bir ortam hazırlar.E-belediyecilikte“vatandaş odaklı hizmet”anlayışı esas alınmaktadır.Bu da,21. yüzyılın kamu yönetimine ışık tutması hedeflenen yönetişim olgusunun ilkeleri ile doğrudan ilintilidir.E-belediye,yerel halkın istek ve şikâyetlerinin;yönetimin yetki alanı içine giren konulardaki işlevleri hakkında bilgi alma istemlerinin,ruhsat ve başvuru işlemlerinin ve yönetimce tahsil edilen yasal ödemelerin internet üzerinden yapılmasının,yerel yönetime ait bilgi ve verilerin diğer kamu kurumları ile bağlantısı sağlanarak paylaşılmasının sağlanması şeklinde ele alınmaktadır.Yerel yönetimler,e-belediye uygulamasına geçişte belirli faydalar elde etme fikrinde olmalı ve uygulama stratejilerini bu yönde belirlemelidirler.Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:
1.Yerel halka sunulacak hizmetleri,geleneksel kamu yönetimi anlayışı olan mesai saatlerinin dışına çıkararak 7 gün 24 saate yaymak,2.Dünya ile bütünleşme bakış açısıyla ele alındığında,yerel yönetim hizmetlerinin internet ortamına yansımasıyla sözü edilen hizmetlerin izlenebilirliğinin yerelden dünyaya açıldığını algılayabilmek.3.Bürokratik evrak yoğunluğunu azaltabilmek.4.Vatandaşların bazı bilgileri elektronik ortamda alabilme özgürlüğü dolayısıyla çalışanların yoğunluğunun azalmasını sağlayabilmek.5.Hem çalışanlar hem de vatandaşlar açısından,yapılacak işlemler bazında zaman tasarrufu sağlayabilmek.6.Belediye-vatandaş ilişkilerinin güçlendirilmesini sağlayabilmek.7.İş yoğunluğunun belli bir miktar azalması ve iş süreçlerinin daha düzenli hâle gelebilmesi nedeniyle çalışan memnuniyetini sağlayabilmek.8.Kent gündeminin rahatça izlenebilmesini sağlayabilmek.9.Kent verilerine ilişkin bilgilerin daha rahat
toplanabilmesini sağlayabilmek. 10.İnternet ortamında yapılacak anketler sayesinde halkın beklenti,talep ve şikâyetlerini daha rahat öğrenebilmek.
Diğer bir kaynağa göre e-belediyecilik uygulamalarının sağlayabileceği yararlar şu şekilde özetlenebilir:1.Yönetim ve karar alma süreci şeffaflaşmaktadır.2.Hizmette zaman ve mekan sınırlaması ortadan kaldırılabilmektedir.3.Kurum ve yerel halk açısından hizmet maliyetinde düşüş gözlenebilmektedir.4.Paydaş ruhu ortaya çıkmış,kentlilik bilinci dolayısıyla yerel halkta katılımcı bir anlayış yerleşmeye başlamıştır. Demokratikleşme sürecinde önemli yol alınmıştır.5.Vatandaşın kendi işini kendisinin yapmasından yola çıkarak, yerel yönetimlerdeki istihdam fazlalığı sorunu ortadan kalkabilecektir.6.Katılımcılık ve izlenebilirlik kavramlarının yaygınlaşması dolayısıyla verilen hizmet kalitesinde artış olabilmektedir.7.Dünya ile bütünleşebilme açısından bakıldığında e-belediyecilik uygulamalarının sayısı arttıkça,halkın bilgi teknolojilerini kullanımında da artış gözlenebilmektedir.8.Hizmet sunumunda vatandaş odaklı bakış açısı sayesinde, halkın yerel yönetimlere olan güveninde artış görülebilmektedir
E-devletin önemli bir unsuru olan e-belediyeden beklenen faydaları diğer bir kaynak şu şekilde sıralamaktadır:1.Yerel hizmetlerin yerel halkın gereksinimlerine göre düzenlenmesi ve sunulması.2.Yerel hizmetlerde maliyetlerin düşürülmesi.3.İnternete aktarılabilen yerel hizmetlere 7/24 saatte ulaşabilmesi. 4.Belediye hizmet ve eylemleri ile belediye yönetiminin kararlarının denetlenmesi.5.Belediye faaliyetlerinin ve gündemlerinin her yerden izlenebilmesi.6.Farklı semt ve mahallelerde yasayan yerel halka eşit mesafede olma ve eşit düzeyde hizmet götürülebilmesi.7.Yerel halkın belediye faaliyetlerine ve demokratik süreçlere daha aktif bir biçimde katılabilmesi8.İmar,parsel,ihale vb.faaliyetlerde rüşvet ve yolsuzlukların önüne geçilmesi.9.Daha fazla yerel hizmetin internete aktarılmasıyla bürokratik işlemlerin azaltılması.10.Hesap verebilir ve daha şeffaf bir belediye yönetimi tesis edilebilmesi.11.Yerel halkın talep ve şikâyetlerine kısa sürede yanıt verebilen bir belediye yönetimi oluşturması.12.Vatandaşla yerel yönetim arasındaki engellerin ortadan kalkması ve etkileşimin artması.13.Merkezî yönetimle yerel yönetimler arasında etkili bir ağ yapısının oluşturulması ve bilgilerin karşılıklı olarak paylaşılması
**E-Belediye,belediyelerin kentliye daha kaliteli,hızlı ve sürekli hizmet sunması,bilgilendirmesi ve kentlinin belediyelerdeki karar süreçlerine katılmasını sağlayan internet ortamındaki çağdaş uygulamaların bütünüdür.E-belediyenin araçları yerel yönetimlerin tüm görev alanlarına yayılan bir bilgi şemsiyesi oluşturan kent bilgi sistemleri,belediye web sayfası ve belediyenin kablosuz hizmet sunma (WAP) uygulamalarıdır.Bu sistemlerin getirmiş olduğu en önemli avantaj,bilgiye erişimin kolaylığı ve açıklığıdır.
E-belediye çalışmalarının başarısı,belediyenin bütün birimlerinde“teknoloji kültürü”nün zümsenmesi,çalışanlar ve bölümler tarafından sahiplenilmesinden geçmektedir.Belediye için gerekli yazılım ve donanım ihtiyaçlarının temini,vatandaş ve işletmelerle internet üzerinden etkileşimin sağlanabilmesi,kamu bilgi işlem teknolojilerinin etkin bir biçimde kullanılması,personelin yeni duruma adaptasyonu ve eğitim gereksinimlerinin karşılanması, hukuki ve teknik altyapıların yeniden planlanması,belediyecilik yasa ve düzenlemelerinin değişimi yani e-belediye içeriğinin belirlenmesi gerekmektedir.
E-Yerel Yönetimlere İlişkin Örnekler
Aktel’in 75 il belediyesinin web sayfalarını incelediği çalışmasında,web sayfaları üzerinden sunulan belediye hizmetlerinin oransal dağılımlarına bakıldığında:%82’sinde itfaiye;%71’inde zabıta;%77’sinde su arıza,%77’sinde evlendirme;%83’ünde cenaze;%17’sinde meslek edindirme kursları,%25’inde online hal fiyatları;%19’unda belediye bursları;%52’sinde e-ödeme,%36’sında başvuru birimleri (beyaz,mavi masa gibi);%45’inde ambulans;%64’ünde sağlık;%25’inde kadın;%23’ünde yaşlılar;%28’inde çocuklar;%27’sinde engelliler;%23’ünde hayvanlar;%7’sinde yerel gündem 21 uygulaması;%11’inde kardeş belediye;%5’inde otoparklar,%4’ünde afet yönetimi;%15’inde enerji verimliliğine ilişkin çalışmalar hakkında bilgiler sunulmuştur.
-Antakya Belediyesi=Antakya Belediyesinin sunduğu e-belediyecilik hizmetleri kapsamında;tahakkuk, tahsilat,borç bilgilerini internet ortamında görüp,emlak,çevre temizlik vergisi,ilan reklam vergisi borçlarının kredi kartı ile ödenebilmesi ile arsa m² fiyatlarını,aşınma oranlarını,bina ve inşaat maliyetlerini öğrenebilme olanağı bulunmaktadır.Alo-cenaze,e-belediye imar durumu ve mezarlık bilgi sistemi (MEBİS) diğer linklere göre daha aktiftir.
-İzmir Büyükşehir Belediyesi=İzmir Büyükşehir Belediyesinin web sayfasında,“e-belediye”kavramı yerine “eişlem”kavramı kullanılmıştır.Bununla birlikte,yangın sigorta vergisi,enfekte atık,taksi-dolmuş-servis araçları ruhsat ücretleri ve kira borcu gibi diğer e-belediye uygulamalarında çok fazla rastlanmayan işlemlerin yer aldığı görülmektedir.
-Ankara Büyükşehir Belediyesi=Ankara Büyükşehir Belediyesi web sayfasında “e-belediye” yerine,“e-tahsilat” ifadesi kullanılmıştır.Bu tercih,belediyenin e-belediyeyi tahsilat ve ödeme amaçlı kullandığını göstermektedir.
-Antalya Büyükşehir Belediyesi=E-ödeme gibi temel işlemlerin yanında,nikah başvurusu ve rezervasyonu,evrak takip,evlenenler ve vefat edenler gibi işlemler ve bilgilendirmeler de yer almaktadır. Bununla birlikte diğer belediyelerde çok yaygın olmayan SMS ile bilgilendirme ve hatırlatma hizmetleri de göze çarpmaktadır.
-İstanbul Büyükşehir Belediyesi=Evde sağlık başvurusu hizmeti,bu bölümde incelenen diğer belediye web sayfalarında görülmemektedir.İ.B.B.web sitesinin en çok ziyaretçi aldığı sayfalar şu şekildedir=
1.Online Trafik Görüntüleri:İstanbul’un 10 önemli kavşağından 24 saat canlı trafik görüntüsü yayınlanan sayfa,ziyaretçiler tarafından en fazla ilgi gören sayfa olma özelliğini taşımaktadır.2.Kent Rehberi:İstanbul’un sokak sokak,cadde cadde taranabilmesine imkân tanınan Kent Rehberi sayfası,ibb.gov.tr’nin ziyaretçi yoğunluğu yaşayan diğer sayfalarından biridir.3.İhaleler:Bir devlet kurumu olması ve İstanbul’a dair yüzlerce projeyi hayata geçirmesi bakımından İ.B.B. her gün birçok ihale gerçekleştirmektedir.Geriye yönelik olarak arşiv taraması ve sorgu imkânı tanır.4.Kültür Sanat:İ.B.B. bünyesinde sergilenen tüm kültür ve sanat faaliyetleri her ay düzenli olarak yayına verilmektedir.5.Ulaşım Rehberi:İstanbul’lular için önem taşıyan İETT,İDO,Şehir Hatları(TDİ),Hafif Metro,Banliyö Trenleri şehir içi ulaşım bilgileri sitede güncel olarak yer almaktadır.6.360 Derece İstanbul Görüntüleri:İstanbul’un tarihî mekânlarının,meydanlarının ve büyükşehir belediyesine ait projelerin 360 derece görüntüleri sitede ilgiyle izlenen sayfalardan birisidir.
-Bursa Büyükşehir Belediyesi=Belediyenin elektronik tabanlı hizmetleri şu şekildedir:
Mühendis,mimar ve sürveyan kayıtlarıBorç sorgulamaİmar değişiklikleriSeyahat kartı sorgulamaEvrak takibiE-ödemeKent içi ulaşım ağıKütüphane kitap sorgulamaMezarlık bilgi sistemiHal fiyatlarıBursa zemin haritasıHava kalitesiİnteraktif sms sistemi.
Sonuç:E-belediyede hizmet başlıkları genel olarak;şehir ve bölge planlama,harita,imar uygulaması ve kadastro işlemleri,teknik altyapı hizmetleri,yeşil alan yapım ve yönetim hizmetleri,kentsel denetim/yönetim,vergi ve harçlar,kriz yönetimi,ulaşım,trafik,toplu taşımacılık,ticaret ve sanayi,turizm,toplum sağlığı,eğitim,adres numarataj bilgi sistemi,hizmet masaları şeklinde özetlenebilir.Bazı belediyeler internet sayfalarında,e-belediyenin yanı sıra,m-belediye(mobil belediye),t-belediye(telefon belediyeciliği) ve s-belediye(sicil belediyeciliği),e-mevzuat,e-kent gündemi,e-vatandaş gibi açılımlar yapmışlardır.E-belediyecilik uygulamalarında;Vatandaş odaklı Daha katılımcıDaha şeffafDaha etkin bir yerel yönetim yapısının oluşturulması için;Yasal,idari ve teknik altyapının oluşturulmasının göz ardı edilmemesi gerekmektedir.
 
Son düzenleme: