Vize+Final Uluslararası İktisat Teorisi Vize-Final Ders Özeti

admin

Administrator
Yönetici
Admin
4 Eyl 2018
380
83
28
#1
ULUSLARARASI İKTİSAT TEORİSİ Ünite 1: Uluslararası Ticaret Teorisi Analizleri

Merkantilizm

temel amaçları doğrultusunda izledikleri politikaları daha somut olarak söyle belirtebiliriz:

  • İhracatın artırılmasına birinci derecede önem verirler.
  • Mamul mal ithalinin sıkı biçimde kısıtlanması öngörülür.
  • Buna karşın, ham maddelerin ithali serbesttir..
  • Merkantilistler altın girişlerini artırmak için ticaret filosunun geliştirilmesine de büyük ağırlık vermişlerdir.
  • Sömürgelerle olan ticaret yollarının korunması için aynı zamanda güçlü bir ordu ve donanmaya gerek vardı.
  • Deniz aşırı ticaret yapma yetkisi de kral veya hükümdarlar tarafından özel imtiyazlı bazı firmalara verilmişti.
  • Merkantilist doktrine göre dünya serveti (altın ve değerli maden stoku) sabittir.
  • Ricardo ve Karşılaştırmalı Üstünlük Modeli
  • Adam Smith’ten yaklaşık kırk yıl sonra David Ricardo, Mutlak Üstünlük Teorisi’ne ilişkin analizleri geliştirerek Karşılaştırmalı Üstünlük Teorisi’ni ortaya attı. Uygulamada karşılaştırmalı üstünlük teorisi yerine, “mukayeseli avantajlar teorisi”, “karşılaştırmalı maliyetler doktrini” gibi değişik ifadeler kullanıldığına da dikkat etmek gerekir.
  • Ricardo’ya göre bir ülke, diğerine göre hangi malların üretiminde göreceli bir üstünlük sahibi ise o mallarda uzmanlaşmalıdır. Yani, uluslararası ticaretin temelini mutlak değil, karşılaştırmalı üstünlükler oluşturur. Tüm ülkeler karşılaştırmalı üstünlük modeline uygun hareket etmekle kıt kaynaklarını en ekonomik biçimde kullanmış ve ekonomik refahlarını maksimum düzeye ulaştırmış olurlar.
  • David Ricardo: Karşılaştırmalı Üstünlük Teorisi’nin kurucusudur; her ülke başkalarına göre karşılaştırmalı olarak ucuza ürettiği mallarda uzmanlaşmalı ve o malları ihraç etmelidir, biçiminde ifade olunabilir. Dış ticaretten tarafların sağlayacakları yararların ölçüsü uluslararası fiyat oranına bağlıdır.
  • Üretım Hacmi ile Maliyet Arasındaki İlişkiler
  • Artan maliyetler: Azalan verimlerle aynı, üretim hacmi genişledikçe fırsat maliyetlerinin de yükselmesi, içbükey üretim olanakları ile temsil edilir. Sabit fırsat maliyetleri varsayımının doğal sonucu üretimde “tam uzmanlaşma” dır. Ricardo modeli sabit maliyetlere dayandığı için böyle bir tam uzmanlaşma ile sonuçlanır.
  • Azalan maliyetler durumunda ise aktarılan her kaynağın üretimde sağladığı artış bir öncekinden daha fazladır. Verimlilikteki bu artışlar iktisatta içsel ve dışsal tasarrufa ya da ölçek ekonomileri ile açıklanır.
  • Dışsal ekonomiler ise bir işletmenin sırf kendi üretim hacminden değil, aynı zamanda onun bağlı olduğu endüstrinin bir bütün olarak genişlemesinden dolayı da ortaya çıkan etkilerdir.
  • Eksik uzmanlaşma: Bir malın yurt içi fiyatları dünya fiyatlarından daha düşük olduğu için o malda uzmanlaşmaya gidilirken tüm kaynaklar o endüstride toplanmadan önce uzmanlaşmanın sona ermesi, artan fırsat maliyetlerinin bir sonucu.
  • İçsel tasarrufa: Bir malın üretim hacmi genişlerken firma içinden kaynaklanan etkilerle maliyetlerin düşmesi.
  • Dışsal tasarrufa: Bir malın üretim hacmi genişlerken firma dışından fakat firmanın bağlı olduğu endüstrinin büyümesinden kaynaklanan etkilerle her bir firmanın maliyetlerindeki düşme.
  • Dönüşüm Eğrileri Bir ülkenin, veri teknoloji ve tam çalışma koşulları altında sınırlı kaynaklarıyla üretebileceği mal bileşimlerini gösteren eğriye dönüşüm eğrisi veya “üretim olanakları eğrisi” adı verilir. Fırsat maliyetleri geometrik olarak en açık biçimde dönüşüm eğrileriyle gösterilebilirler.
  • Üretim olanakları eğrisi: Sınırlı kaynak stoku ve veri teknoloji koşulları altında ülkenin iki maldan üretebileceği çeşitli mal bileşimlerini gösteren eğri (veya doğru).
  • Sabit Maliyetler ve Dış Ticaret Sabit maliyet (verim) koşulları altında üretim olanakları eğrisi düz bir doğru şeklinde olur. Üretim olanakları eğrisinin düz bir doğru seklinde olması, bu maliyet oranının değişmemesinin bir sonucudur.
  • Çoğalan Maliyetler ile Dış Ticaret Analizi Kaynakların her malda aynı derecede etkin olmaması nedeniyle bir alanda uzmanlaşmaya gidilirken belirli noktadan sonra “azalan verimler Kanunu’nun işleyişi kaçınılmaz olur. Her yeni aktarılan kaynağın aynı kalitede olmaması veya her malın üretiminde aynı sabit faktör kullanım oranının geçerli olmamasının bir sonucudur.
  • Çoğalan maliyetler özellikle tarım kesiminde etkilidir. Kaynakları sanayi kesiminden çekip tarıma yatırdıkça, üretimdeki artış bir süre sonra giderek çoğalan maliyetlerle gerçekleştirilebilir. Çünkü öteki faktörler toprak kadar tarımsal üretime elverişli değildir.
İçbükey dönüşüm eğrisi: Çoğalan maliyet koşulları altında üretim olanakları eğrisinin şekli.

Marjinal dönüşüm haddi: Herhangi bir noktada dönüşüm eğrisine çizilen bir teğetin eğimi, iki maldan birbiri yerine geçen miktarlar arasındaki oranı (fırsat maliyetlerini) ifade eder. Piyasa ekonomisinin geçerli olduğu toplumlarda kaynak aktarımını sağlayan faktör kâr maksimizasyonudur. İç üretim maliyetleri, dış fiyatlardan küçük olduğu sürece ihraç malı üretiminin arttırılması firmaların kârlarını yükseltir.

Çoğalan maliyet koşulları altında dış ticaret genellikle ülkeyi tam uzmanlaşmaya götürmez.

Eksik uzmanlaşmanın nedeni iç fiyatların çoğalan maliyet koşulları dolayısıyla yükselmesi ve tam uzmanlaşmaya ulaşılmadan dünya fiyatlarına eşitlenmesidir.

Azalan maliyet koşulları Azalan maliyet koşulları altında, üretim olanakları eğrisi orijine göre dış bükeydir.

Dışbükey: Azalan fırsat maliyetleri durumunda dönüşüm eğrisinin sekli.



ULUSLARARASI İKTİSAT TEORİSİ Ünite 2: Uluslararası Ticaret Teorisi: Arz ve Talep Faktörleri ile Analiz

Uluslararası Fiyat Oranının (Dış Ticaret Hadlerinin) Oluşumu

Ricardo’ya göre, ülkelerin yurt içi üretim maliyetleri oranı uluslararası ticarette denge fiyatlarının veya ticaret hadlerinin sınırlarını belirler.

Uluslararası ticaret dengesini sağlayan göreceli fiyat oranının (dış ticaret hadlerinin) hangi düzeyde oluşacağını ülkelerin arz faktörlerinin yanında aynı zamanda onların talep koşullarına bağlıdır.

Dünya piyasalarında da denge fiyatları ihracat arzı ile ithalat talebini birbirine eşitleyen fiyatlardır.

İhracat arzı ithalat talebini aşıyorsa bu fazlalığın doğurduğu baskılar sonucu uluslararası fiyatlar denge sağlanıncaya kadar düşecektir.

Eğer cari ticaret hadlerinden bir ithalat talebi fazlası varsa bu kez dünya fiyatları yükselecek ve yeni bir denge oluşacaktır.

Kârlı ticaret alanı: İki ülkeli modelle ilgili şekilde ülkelerin iç maliyet doğruları arasında kalan alan. Bu alan içinde yer alan tüm uluslararası fiyat oranlarından ticaret iki ülke için de kârlıdır.



Teklif Eğrileri

Karşılıklı talep teorisi, ünlü İngiliz iktisatçısı Alfret Marshall tarafından geliştirilen ve teklif eğrileri adı verilen şekillerle incelenmiştir. Ülkenin belli miktar veya hacimdeki ithal malı karşılığında önerdiği ihraç malı tutarına teklif adı verilir. Bir teklif, aynı anda şu üç şeyi ifade eder: İhraç miktarı, ithal miktarı ve uluslararası fiyat oranı.

Teklif eğrisi: İthal malı birer birim artırılırken, bunların karşılığında ülkenin kendi malından önereceği miktarları gösteren eğriye teklif eğrisi denir

Karşılıklı talep kanunu: İki ülkeli modelde bir ülkenin karşılıklı talebi, onun kendi malından vereceği bir birim karşılığında öbür ülkenin malından ne miktarlarda talep edeceği ile ölçülür.

Teklif eğrisi üzerindeki her nokta, hem teklif ve talep edilen miktarları, hem de bunların birbirine oranı olan uluslararası göreceli fiyatı, gösterir.

Teklif eğrisi iç maliyet doğrusunun altına inemez. Çünkü ticaret hadlerinin iç maliyetlerden düşük olması durumunda, ülkenin ithal malını da kendisinin üretmesi dış ticaretten daha kârlıdır.



Teklif Eğrisi Modelinin Yararları

Model iki ülke, iki mal ve iki üretim Teklif eğrilerine dayalı model uluslararası ticaret analizlerine ilişkin birçok temel bilgi içermektedir. Bunlar, ülkelerin arz ve talep koşulları faktörünü (emek ve sermaye) kapsamakta olup tam bir genel denge analizi durumundadır. Arz ve talep koşullarındaki bir değişmenin etkileri de model yardımıyla kolayca gösterilebilir.



Ekonomide Genel Denge

Kapalı Ekonomide Denge Sonsuz sayıdaki kayıtsızlık eğrilerinden herhangi birisi dönüşüm eğrisine teğet olur. Dış ticarete kapalı bir toplumda üretim ve tüketim dengesi bu noktada gerçekleşir. Kapalı bir ekonomide tüketim üretime eşitlenmek zorundadır.

Açık Ekonomilerde Denge Açık ekonomilerde üretim ve tüketim miktarları birbirinden ayrılır. Hangi malların ne miktarlarda üretileceğine, kâr maksimizasyonu amacı doğrultusunda, üreticiler karar verir.



Üretici dengesi: Açık ekonomide, uluslararası fiyat oranı doğrusunun üretim olanakları eğrisine teğet olduğu noktada gerçekleşir.

Tüketici dengesi: Açık ekonomide, uluslararası fiyat oranı doğrusunun bir toplumsal kayıtsızlık eğrine teğet olduğu noktada gerçekleşir ve toplumun refah düzeyini yansıtır. Optimizasyon kuralı uyarınca geometrik olarak üretici dengesi, dönüşüm eğrisinin fiyat doğrusuna, tüketici dengesi de bir kayıtsızlık eğrisinin yine fiyat doğrusuna teğet olduğu noktalarda gerçekleşir.

Optimizasyon kuralı: Açık bir ekonomide uluslararası fiyat oranları doğrusunun dönüşüm eğrisine teğet olduğu noktada üretici dengesinin, bir toplumsal kayıtsızlık eğrisine teğet olduğu noktada tüketici dengesinin gerçeklemesi, böylece toplumun olabilen en yüksek refah düzeyine ulaşması durumunu ifade eder.

Dış ticaret üçgeni: Dönüşüm eğrisi ve toplumsal kayıtsızlık eğrisini kullanan geometrik yaklaşıma dayalı dış ticaret analizlerinde bir kenarı ihracat miktarını, diğer kenarı ithalât miktarını ve üçüncü kenarı (hipotenüsü) uluslararası fiyat oranını gösteren üçgen.

Dış ticaretin tüketim kazançları: Dış ticarete açılan bir ülkede üretimde uzmanlaşma gerçekleşmese bile mevcut mal üretiminin bir bölümünün daha yüksek uluslararası fiyatlardan satılabilmesi dolayısıyla elde edilen refah artışı. Tüketim kazancı ile birlikte toplam dış ticaret kazancını oluşturur.

Dış ticaret kazançları: Tüketim kazançları ve üretim kazançları olarak ikiye ayrılır. Bazen birincisi ne değişim, ikincisine de uzmanlaşma yararları dendiği olmaktadır.



ULUSLARARASI İKTİSAT TEORİSİ Ünite3: Faktör Donanımı (Heckser-Ohlin) Teorisi

Uluslararası Faktör Fiyatları Eşitliği Teoremi

  • Teorem, “serbest mal ticareti yoluyla ülkeler arası faktör fiyatları eşitliği nasıl sağlanır?” sorusunu yanıtlamayı amaçlar.
  • Klasiklere ait olan, üretim faktörlerinin ülke içinde tam hareketli, ülkeler arasında tam hareketsiz oluşu, varsayımı Heckscher-Ohlin modelinde de geçerlidir.
  • Modele göre her ülke bol olarak sahip olduğu üretim faktörüne yoğun bir şekilde ihtiyaç duyan mallarda uzmanlaşmaya gider.
  • Türkiye emek-yoğun olan tekstil, Almanya ise sermaye-yoğun motor üretiminde uzmanlaşmaya gider.
Faktörlerin tam hareketliliği, uluslararası alanda hiçbir engelle karşılaşmadan faktörlerin bir ülkeden diğerine göç etmesi varsayımıdır. Faktörlerin tam hareketsizliği, ülkeler arasında fiziki alanda hiçbir faktör akımının olmaması varsayımıdır.

Yeni Teoremler

Nitelikli İş Gücü Teoremi

Belirli türdeki mesleki veya nitelikli işgücü bakımından zengin ülkeler, üretimi büyük ölçüde bu faktörlere bağlı olan mallarda uzmanlaşırlar. Öte yandan niteliksiz emeğe bol olarak sahip bulunan ülkeler ise, yoğun biçimde niteliksiz emeği içeren malların üretiminde üstünlüğe sahiptir.

Teknoloji Açığı Teoremi

Sanayileşmiş ülkeler arasındaki ticaretin büyük bir bölümü yeni mal ve üretim süreçlerine dayalıdır. Bunlar çoğunluğu ileri sanayileşmiş ülkelerde kurulu bulunan yenilikçi firmalar tarafından geliştirilir. Yenilikler, patent ve fikri mülkiyet hakları yasaları ile korunur. Yeniliği ilk kez bulan firma onun monopolcüsü olur.

Ürün Dönemleri Teoremi

Bu hipotez, teknoloji açığı hipotezinin genelleştirilmiş ve geliştirilmiş şeklidir. Buna göre, teknolojik yenilikler ve yeni malların geliştirilmesi ileri sanayileşmiş ülkelerde oluşur. Bu durum yüksek derecede eğitilmiş işgücünün ve AR GE ye yapılan yüksek yatırımın bir sonucudur.

Tercihlerde Benzerlik Teoremi Bu teorem homojen olmayan sanayi ürünleri ticaretini konu alır. Bu malların ticareti üretim maliyetlerinden çok, ülkeler arasındaki zevk ve tercihlerin benzerliğine yani talep koşullarına bağlıdır. Zevk ve tercihleri belirleyen temel etken de göreceli gelir düzeyleridir.

Ölçek Ekonomileri Teoremi Ölçek ekonomileri için içsel ve dışsal tasarrufların olması ülkelerin bu tür endüstrilerde uzmanlaşmaları için daha güçlü bir teşvik sağlar. Ülke, iç piyasada tüketicilerin satın alacakları çok sayıdaki maldan az miktarda üretmek yerine, ölçek ekonomilerine sahip birkaç endüstri üzerinde uzmanlaşmaya gider ve ihtiyacı olan diğer malları dışarıdan ithal eder.





ULUSLARARASI İKTİSAT TEORİSİ Ünite4: Dış Ticaret Teorisi ve Ekonomik Büyüme Analizleri

Teknolojik Gelişme

Teknolojik gelişmenin ortaya çıktığı sanayileşmiş ülkelerde emek kıt ve pahalı, sermaye bol ve ucuz bir faktör olduğu için, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin hedefi, üretimde emek yerine sermaye ikamesine olanak verecek yeniliklerin icat edilmesidir. Bu görüşe “uyarılmış teknolojik gelişme tezi” de denmektedir. Teknolojik gelişme yeni bir üretim yöntemi veya yeni bir mal icat edilmesi seklinde kendini gösterir. Başka bir deyişle ya piyasada mevcut mallar daha etkin yöntemlerle üretilir ya da tümüyle farklı nitelikte yeni mallar ortaya çıkartılır. Sapmasız (yansız) yenilikler emek ve sermayenin marjinal verimliliğini aynı oranda artırır. Bunlar, bir birim mal için gereken emek ve sermaye miktarlarını azaltarak iki faktörden aynı oranda tasarruf sağlarlar.

Yansız Büyüme Durumu

Emek ve sermayenin aynı oranda (yansız) büyümesi durumunda, ekonominin sermaye/emek oranı başlangıçtaki ile aynı kalır ve üretim olanakları eğrisi ilk şeklini koruyarak yalnızca dışarıya doğru hareket eder.

Ticarete Karşıt Yönlü Büyüme

Ülkenin faktör stokundaki artış, ülkedeki kıt olan faktörün (ithal edilen malda kullanılan) daha hızlı büyümesi biçiminde gerçekleşiyorsa ticarete karşıt yönlü bir büyüme söz konusudur. Emeğin bol olduğu bir ülkede, sermayenin emeğe göre daha büyük oranda artması buna örnek olarak verilebilir.

Rybczynski Teoremi

İki ülkeli ve iki-mallı soyut Uluslararası Ticaret Teorisi analizleri ile geliştirilen bir teori. Ülkelerde iki endüstri ve iki üretim faktörü bulunsun. Endüstriler ihraç edilebilir mal endüstrisi ile ithal edilebilir mal endüstrileri, faktörler de emek ve sermaye olsun. Bu durumda, emek ve sermaye faktörlerinden birinin arzı artarken diğerinin arzı sabit kalıyorsa, artan faktörü yoğun olarak kullanan endüstride üretim mutlak olarak artar, diğerinde de azalır. Diyelim ki ihraç edilebilir mal endüstrisi emek-yoğun, ithal edilebilir mal endüstrisi sermaye-yoğundur ve emek faktörü artarken sermaye sabit kalmaktadır. Böylece artan emek, emek-yoğun ihracat endüstrisinde kullanılacaktır. Fakat bu sektörde bir miktarı da sermayeye ihtiyaç vardır. Sermaye artmadığı için, gereken miktar ithal ikamesi endüstrisinden çekilecektir. Dolayısıyla sonuçta, ihraç edilebilir malların arzı artacak, ithal edilebilir malların arzı ise mutlak olarak azalacaktır. Rybczynski Teoremi, dış ticaret ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkilerin analizinde ele alman özel bir durumdur. Üretim faktörlerindeki artışlar üretimde çeşitli biçimlerde genişlemeye yol açarak, talep etkileriyle birlikte ticaret hadlerini değiştirir.

Yoksullaştıran Büyüme

Dış ticaret hadlerindeki bozulmaya bağlı olarak, ekonomik büyüme ülke refahını arttırmak yerine azaltıcı etki edebilir. Ekonomik büyümenin dış ticaret hadlerini bozması nedeniyle ülkenin zarara uğratılmasını ilk olarak Edgeworth incelemiştir. 1958 yılında teorik olarak Jagdish Bhagwati tarafından geliştirilen yoksullaştıran büyüme teorisine göre dış ticaret haddindeki artış üretimi arttırmasına rağmen belli bir ölçüde refah kaybına neden olmuştur.



ULUSLARASI İKTİSAT TEORİSİ Ünite5: Uluslararası Özel ve Resmi Mali Kaynaklar

Dünya Bankası Grubu: Dünya Bankası, 1944 yılında IMF ile birlikte Bretton Woods Konferanslarında Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (International Bank for Reconstruction and Development: IBRD) adıyla kuruldu. Üye sayısı artıp ihtiyaçların değişmesiyle birlikte, Dünya Bankası topluluğu da genişledi ve aşağıda incelenecek olan beş organdan oluşan bir grup hâline geldi. Dünya Bankası Grubunun çalışmaları, az gelişmiş ülkelerde ekonomik kalkınmayı hızlandırmak ve yeryüzünde yoksulluğu azaltmak genel amacına yöneliktir. Dünya Bankası Grubu, yukarıda da belirtildiği gibi, küresel düzeyde kalkınma projelerini desteklemek üzere birbiriyle yakından ilişkili beş kuruluştan oluşmaktadır:

  • Uluslararası İmar Ve Kalkınma Bankası-IBRD
  • Uluslararası Kalkınma Birliği (International Development Association: IDA)
  • Uluslararası Finans Kurumu (International Finance Corporation: IFC)
  • Çok Yanlı Yatırım Garanti Kurumu (Multilateral Investment Guarantee Agency: MIGA)
  • Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkları Çözüm Merkezi (International Center for Settlement of Investment Disputes: ICSID)
Uluslararası Tahvil Piyasaları

Tahvil ihraç etmek, uluslararası banka kredilerinden ayrı olarak dış piyasalardan ödünç sermaye elde etmenin bir yoludur. Uluslararası tahviller, bir özel şirket, hükûmet veya resmî kurum tarafından çıkartılıp, ülke dışında satışa sunulan borçlanma araçlarıdır. Her tahvilin bir nominal değeri (face value) vardır, buna vade değeri (maturity value) de denir ve ödünç verene (tahvil sahibine) vade sonunda yapılacak ödemeyi gösterir. Kupon ödemesi, tahvil yoluyla borçlanmanın karşılığında ödenen faiz anlamına gelir. Uluslararası tahviller, üçe ayrılır:

  • Yabancı tahviller
  • Eurotahviller
  • Global tahviller
Yabancı tahviller: Yabancı tahviller, bir şirket, hükûmet veya hükûmet kuruluşunun belirli bir yabancı piyasada satılmak üzere, o ülkenin ulusal parası ile çıkarttığı ve genellikle bir kredi sendikasyonu veya yükleniciler grubu tarafından piyasaya sunulan uzun vadeli borçlanma araçlarıdır.

Eurotahviller: Eurotahviller, çok uluslu bir kredi sendikasyonu aracılığıyla, çok sayıda ülke piyasasında satışa sunulmak, dolayısıyla çok sayıda ülkede yerleşik kişilere satılmak üzere çıkartılan uluslararası tahvillerdir

Global Tahviller: Eurotahvillerin bir türü de global tahvillerdir ancak Eurotahvillerden farklı olarak global tahviller borsaya kayıtlı menkul değerlerdir.





Uluslararası Hisse Senetleri İle Kaynak Sağlama

Hisse senedi çıkartılması, dağıtılmamış kârların yatırımda kullanılması dışında firmaların öz kaynak elde etmek için kullanacakları temel araçtır. Borçlanma işletme için bir firma dışı kaynak iken hisse senedi bir öz sermaye kaynağıdır.

Portfolyo Teorisi: Portfolyo teorisine göre yatırımcı, farklı şirketlerin hisse senetlerini satın alarak portfolyosunu çeşitlendirirse, optimum bir portfolyo oluşturabilir. Çeşitlendirmede menkullerin getirileri arasındaki korelasyonun düşük olması kilit önem taşımaktadır. yatırımcı bakımından uluslararası hisse senedi satın alımının önemli bir nedeni, portfolyo çeşitlendirilmesi ile riskin azaltılması veya aynı risk düzeyinde daha yüksek bir getiri elde etme beklentileridir.

Uluslararası Piyasalarda Yeni Hisse Senedi Satışı: Şirketlerin hisse senedi satışı yaparak uluslararası piyasalardan sermaye fonu toplamalarının çeşitli yolları bazıları aşağıdaki gibidir:

Yabancı hisse senedi ihracı: Belli bir yabancı piyasadaki yatırımcılara satılmak üzere, o ülkenin yatırım kuruluşları kanalıyla hisse senedi çıkartılmasıdır.

Euro hisse senedi ihracı: Firmanın çıkarttığı hisse senetlerinin, bir konsorsiyumun taahhüdü altında, aynı anda yurt içi piyasa dahil, dünyanın birçok yöresinde satışa sunulması yöntemidir.

Uluslararası Resmî Sermaye Akımları: Dış Yardımlar

Uluslararası Resmî Kredi Türleri aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir:

  • Proje Kredileri ve Program Kredileri
  • Bağlı ve Serbest Krediler
  • İki Yanlı Hükûmet Kredileri ve Çok Yanlı Krediler
  • Mali Yardımlar ve Teknik Yardımlar
  • Gıda Maddeleri Yardımı
  • Dış Yardım Konsorsiyumları
  • Eximbank Kredileri


ULUSLARARASI İKTİSAT TEORİSİ Ünite6: Dolaysız Yabancı Sermaye Yatırımları

Ev Sahibi Ülkenin Yabancı Sermayeden Kazanç ve Kayıpları

Dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının yararları aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Ekonominin üretim kapasitesinin artar
  • Üretim artışı ve istihdam yaratılır
  • Yeni teknoloji ve yönetim bilgisi getirir
  • Döviz girişi sağlar
  • İhracat artar
  • İç tekelleri kırar, rekabet ve dinamizm yaratır
  • Ölçek ekonomisi yaratır
  • Devlet hazinesine vergi geliri sağlar
Dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının olumsuz etkileri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Ekonomi üzerinde yabancı denetimi artar
  • Yerli şirketler karşısında haksız rekabet üstünlüğü oluşur ve yerel ekonomide tekel kurulur
  • Dış ticaret kısıtlamaları aşılır
  • Yerli yatırımları azaltıcı etki yaratır
  • Döviz giderlerini artırıcı etki yaratır
  • Kur dalgalanmalarına neden olur ve mali kriz ortamı oluşturur • İhracatı kısıtlar
  • Teknolojik bağımlılık yaratır
  • Ekonomik bütünlük bozulur ve işsizlik artar • Şirket satın almaları biçiminde gelen yabancı sermayenin yararları sınırlıdır
  • Transfer fiyatlandırmasından oluşan olumsuz etkiler
Özel Bazı Dolaysız Yabancı Sermaye Yatırımları

Farklı bazı özelliklere sahip dolaysız yabancı sermaye yatırımları;

  • Montaj sanayi yatırımları
  • Yap-işlet devret modeli
  • Zorunlu yeni yatırımları
Montaj sanayi: Montaj özel bir dolaysız yabancı sermaye yatırımı yöntemidir. Dışarıdaki ana firmadan sağlanan temel nitelikteki ara malları, ev sahibi ülkede yapılan bazı basit parçalarla birleştirilerek üretimin son aşaması ana merkezin dışında gerçekleştirilir. Montaj sanayiinde yabancı sermayedarın amacı az gelişmiş ülkedeki düşük ücretlerden yararlanmak, tüketici piyasasına daha yakın olmak veya taşıma giderlerinden tasarruf sağlamaktır.

Yap-işlet devret modeli: Bu model, bir ülkede temel alt yapı yatırımlarının yapılmasında, özel kesime açılmayı ve yabancı sermaye katkısını sağlamayı amaçlar. Bu sayede, çok büyük elektrik santralleri, barajlar, hava alanları, metrolar ve bazı kara yollarının yapımı gerçekleştirilir.

Zorunlu yeni yatırım: Eğer yabancı sermaye şirketi kârlarını ana ülkesine transfer edemiyorsa bunları yerel ülkede yeniden yatırıma yöneltebilir. Başka bir deyişle bu fonları kullanarak yeni üretim tesisleri kurabilir veya mevcut tesisleri geliştirici yatırımlar yapar. Ancak bu bir “zorunlu” veya “gönüllü olmayan” yatırım türüdür.

Dolaysız Yabancı Sermaye Yatırımlarını Açıklayan Teoriler

Dolaysız yabancı sermaye konusunda ortaya atılan ve test edilen birçok teori, daha çok belirli bir faktör üzerinde durarak yabancı sermayeyi açıklamaya çalışmakta, o nedenle de dar bir alana yönelik kalmaktadır. Bununla birlikte yabancı sermaye konusunda geliştirilen çok sayıdaki teori genel bir yaklaşımdan hareket edilerek şu dört başlık altında toplanabilir:

  • Tekel üstünlüğü teorisi
  • Oligopolistik tepki teorisi
  • İçselleştirme teorisi
  • OLI modeli
Tekel üstünlüğü teorisi: Tekel üstünlüğü teoremi 1960’larda Stephan Hymer tarafından ortaya atılmıştır. Bu teoriye göre, çok uluslu şirketin yerel şirketler karşısındaki üstünlüğünün nedeni, ona tekel gücü sağlayan etkenlerdir.

Oligopolistik tepki teorisi: Oligopolcü tepki teoremine göre, birkaç büyük firmanın egemen olduğu bir piyasada firmaların birisinin kâr, fiyat, satış, yatırım vs. gibi kritik konularda aldıkları bir karara, diğerleri de benzer bir kararla tepkide bulunurlar.

İçselleştirme teorisi: Bir firmanın sahip olduğu özel bilgilerden tam olarak yararlanabilmesinin, o yeni bilgilerin başkalarının eline geçerek üretimde kullanılmasını önlemenin en etkin yolu, onu içselleştirmek, yani lisans anlaşmaları yerine bu bilgileri şirketin kendi üretiminde kullanmasıdır.

OLI modeli: OLI modeli, içerdiği kavramların İngilizcedeki baş harferinin bir araya getirilmesinden oluşur. Buna göre O (ownership) sahiplik üstünlüklerini, yani işletmenin yalnız kendisinde bulunan üretim ayrıcalıklarını, L yerle ilgili üstünlükleri (location), yani yatımın yapılacağı piyasa konumuyla ilgili üstünlükleri, I de içselleştirme (internalization) üstünlüklerini, diğer bir deyişle, şirketin bir piyasaya neden başka yollarla değil de doğrudan yatırım biçiminde gireceğini açıklamaktadır.



ULUSLARARASI İKTİSAT Ünite 7: Uluslararası Teknoloji ve İş Gücü Akımları

Teknolojiyi “İçsel” veya “Dışsal” Kullanma

Üretimin yurt dışında yapılması maliyet yönünden bazı üstünlükler sağlıyorsa (ucuz işgücü, tasıma giderlerinden tasarruf, vs.), bu teknolojiler üretim tesisler ile birlikte yurt dışına taşınır (yatay bütünleşme) ve böylece firma çok uluslaşama sürecine girer. Burada cevap verilmesi gereken önemli bir soru vardır: Bir teknolojik yenilik icat eden firma, bu yeniliği hangi koşullar altında, lisans anlaşması gibi yollarla yabancı üreticilere kiralamalıdır. Yada hangi koşullar altında da kendi üretiminde kullanarak elde edeceği ürünü dış piyasalara ihraç etmelidir? Yenilikçi firma açısından bunlardan birincisi teknolojinin dışsal, ikincisi de içsel kullanımı olarak adlandırılır.

Teknoloji Transferi Kanalları

Teknoloji ya sermaye mallarına dönüşmüş olarak ya da yalın biçemde ithal edilir. Buna göre başlıca teknoloji transferi kanalları aşağıdaki gibi belirtilebilir:

  • Sermaye malları ithaliyle sağlanan teknoloji
  • Dolaysız yabancı sermaye yatırımları
  • Yalın biçimde teknoloji ithali
o Yabancı teknolojinin patentini satın almak,​

o Lisans anlaşmaları ile teknoloji kiralamak,​

o Ücretli danışmanlık hizmetlerinden yararlanmak.​

  • Bilimsel konferanslar, teknik bültenler ve yabancı bilim adamı değim programları
  • Teknik yardım programları


ULUSLARARASI İKTİSAT Ünite 8: Uluslararası Hizmetler Ticareti

Hizmetlerin Kapsamı

Klasik Ekolün kurucusu olan Smith, hizmetler sektörünü ekonomide birer kısır faaliyet alanı olarak nitelendirmişti. Günümüzde ise bilhassa bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin gelişimi hizmetler sektörünü vazgeçilemezler arasına taşımıştır. Hizmet sektöründe üretim ile tüketiminin aynı yerde ve eş anlı olarak gerçekleştirilmesi, diğer bir deyişle, hizmet sağlayan ile bundan yararlanan arasında doğrudan bir ilişki bulunması, hizmetlerin saklanamaması ve elle tutulamaz nitelikte olması sektörün ortak özelliklerdir. Hizmetler sektörü geleneksel ve bilgiye dayalı olanlar (yüksek bir beşeri sermaye gerektirmektedir) olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Günümüzde hizmetler alanında yaşanan ve devrim diye nitelendirilebilecek gelişmelerin şu iki özelliği dikkat çekicidir: Birisi, bilgi temelli hizmetlerdeki (genellikle üretime yönelik hizmetler) hızlı genişleme, diğeri de hizmetlerin artan oranda ticaret edilebilir duruma gelmesidir.



Dünya Hizmetler Ticaretinin Kapsamı ve Artış Hızları

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) tarafından yayımlanan 2013 yılının dünya hizmet ihraç ve ithaline ait verilere göre değinilen yılda dünya hizmet ihracı toplamı 4.645 milyar doları bulmaktadır. Bunun yüzde 19,5’i taşımacılıktan, yüzde 25,5’i turizmden ve yüzde 54,9’u da diğer hizmet türlerinden oluşmaktadır. Ticari hizmetler ithali de benzer bir durum göstermektedir. Toplam hizmet ithali 4.380 milyar dolar olup bunun içinde taşımacılık, turizm ve diğer hizmetlerin payları sırasıyla yüzde 26.6, yüzde 24.5 ve yüzde 47.6 oranındadır. Dünya hizmet ihracat ve ithalatında ilk sırada gelen ülke ABD’dir. Bu ülke, 662 milyar dolarlık ihracatla dünya hizmet ihracatının yüzde 14,3’ünü, 432 milyar dolarlık

ithalatla da dünya ithalatının yüzde 9,8’ini karşılamaktadır. İhracatta ABD’den sonra İngiltere, Almanya, Fransa ve Çin gibi ülkeler sıralamadaki yerlerini almaktadırlar. Türkiye ise 46 milyar dolarlık ihracatı ve yüzde 1,0’lık payı ile 27. sırada gelmektedir.



Uluslararası Hizmetler Ticareti Genel Anlaşması: GATS

Uruguay görüşmelerinde uluslararası hizmet ticaretinin çok yanlı olarak serbestleştirilmesini sağlamak üzere Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (General Agreement on Trade in Services: GATS) imzalanmış ve hizmetler de mal ticareti gibi Dünya Ticaret Örgütü (WTO)’nün kapsamına alınmıştır. GATS’ta dünya hizmet ticaretinin serbestleştirilmesine yönelik olarak üye ülkelerin uymaları gereken bazı yükümlülüklere yer verilir. Bunların en önemlileri aşağıdaki gibidir: En çok kayırılmış ülke kuralı: Bir ülke, başka üye ülkeye ait bir hizmet firmasına uyguladığı ticaret serbestisini, kayıtsız biçimde tüm öteki üye ülkelerin firmalarına da sağlamak zorundadır, Piyasaya giriş ve ulusal ayırımcılık yükümlülükleri: Üye ülkenin, bir başka üye ülke firmasına, anlaşmaya taraf olmayan ülkelerin firmalarına tanıdığından daha kötü koşullar uygulamayacağı taahhüdünü ifade eder. Taahhüt listeleri: Serbestleştirme sürecinde, hâlen her üye ülkenin yurt içi hizmet kesimlerine yabancı firmaların girişini kısıtlamak amacıyla uyguladığı engelleri ne ölçüde indireceğini veya tamamen kaldıracağını gösterir.