Final Türk Anayasa Hukuku Final Çıkabilecek Sorular

admin

Administrator
Yönetici
Admin
4 Eyl 2018
566
173
43
#1
ANAYASA ÇIKABİLECEK FİNAL SORULARI

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde kanun teklifinin kabul edilebilmesi, yani kanunlaşabilmesi için, Anayasa’nın 96’ncı maddesi uyarınca üye tamsayısının (600) en az üçte biriyle toplanan Meclis Genel Kurulunun, toplananların salt çoğunluğu ile kabul oyu kullanması gerekir. Toplantı yeter sayısı üye tamsayısının en az üçte biri olan 200’dür. Karar yeter sayısı ise, kural olarak toplantıya katılanların salt çoğunluğudur. Ancak bu sayı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından (151) az olamaz.
Toplantı yeter sayısı 200 - Karar yeter sayısı 151
Meclisin görev ve yetkileri şunlardır:
1. Anayasayı değiştirmek.
2. İçtüzük yapmak.
3. Anayasa’nın 119’uncu maddesindeki şartlar çerçevesinde verilen olağanüstü hâl ilan edilmesi kararını onaylamak ve gerektikçe dört ayı geçmemek üzere uzatmak.
4. Olağanüstü hâl sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini üç ay içinde görüşüp karara bağlamak.
5. Kamu Başdenetçisini seçmek.
6. Anayasa Mahkemesine üye seçmek.
7. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyelerini seçmek.
8. Hâkimler ve Savcılar Kuruluna üye seçmek
Geçerli oyların yüzde 10’unu geçemeyen partiler milletvekili çıkaramazlar
Devamsızlık nedeniyle üyeliğin düşürülebilmesi için üye tamsayısının % 51 gereklidir
Kanun hükmünde kararnameler bazı yazarlar tarafından yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinin bir istisnası olarak kabul edilmektedir
Kanun tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesine ilişkin usul ve esaslar İçtüzükle düzenlenmiştir. (Anayasada DÜZENLENMEMİŞTİR)
Anayasa’ya göre (m.88), kanun teklif etmeye Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri yetkilidir.
Anayasa’nın 89’uncu maddesine göre, kanunların yayımlanması görevi Cumhurbaşkanına aittir.
TBMM seçimleri 5 yılda bir Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile aynı günde yapılır.
Yasama organı, Anayasa'ya aykırı olmamak kaydıyla istediği her konuda istediği kadar ayrıntılı düzenleme yapma yetkisine sahiptir. Yasama organı bazı konuların genel çerçevesini çizip ayrıntıları düzenleme yetkisini yürütme organına bırakabileceği gibi böyle bir tercihte bulunmayabilir de. Bu durum aynı zamanda yürütme organının mahfuz düzenleme alanının bulunmadığı anlamına da gelmektedir. Yani Anayasa uyarınca yürütme organına özgülenmiş konular bulunmamaktadır, yasama organı istediği her konuda düzenleme yapma yetkisine sahiptir.
Yürütme organının mahfuz düzenleme alanının bulunmaması -Yasama Yetkisinin Genelliği ile ilgilidir.
Şeklî anlamda kanunda, kanunun muhtevası ve kapsamı önemli değildir. Kanun onu yapan organa göre nitelendirilir. Bu anlamda belli bir kişiye maaş bağlanmasına ilişkin kanun, bireyleri belli bir duruma sokan vatandaşlık ve kadro kanunları, Maliye Bakanlığının vergi toplama ve harcama yapmasına izin ve yetki veren bütçe kanunu gibi hukuk normu koymayan kanunlar da, yasama organınca yapıldıkları için şeklî anlamda kanun sayılırlar.
Bütçe Kanunu şekli anlamda bir kanundur
Parlamenter sistemin yürürlükte olduğu dönemde Anayasada yer alan ve hükümetin siyasi sorumluluğunu ortaya çıkarmak amacıyla kullanılabilen “gensoru, başkanlık sistemine geçilmesi nedeniyle 2017 değişikliğiyle Anayasadan çıkartılmıştır. Çünkü başkanlık sisteminde Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçilir ve siyasi sorumluluğu da halka karşıdır.
Gensorunun 2017 değişikliğiyle Anayasadan çıkartılma nedeni, başkanlık sistemine geçilmesidir.
Anayasa’nın 96’ncı maddesine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi, yapacağı seçimler dahil bütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri (200)ile toplanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasada başkaca bir hüküm (Anayasanın ilgili maddelerinde yer alan özel karar yeter sayıları) yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin (151) bir fazlasından az olamaz.
250 milletvekilinin katıldığı Genel Kurul'da karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamayacağı için, 151'dir.
Genel Kurula katılan milletvekili sayısının 360 olduğu durumda 200 kabul, 100 ret oyu çıkarken 60 milletvekili oy kullanmamıştır. Bu durumda karar yeter sayısı 181 olacaktır. Zira Genel Kurulda bulunup da oylamaya katılmayanlar yeter sayıya dâhil edilirler.
151 milletvekilinin katıldığı Genel Kurul'da karar yeter sayısı 151'dir; çünkü karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından (151) az olamaz.
Devletin üç temel hukuki fonksiyonundan biri olan yasama fonksiyonunu yerine getirme yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir.
Maddi bakımdan yasama fonksiyonu, genel, sürekli, objektif ve kişisel olmayan işlemler yapmak, yani kural koymak anlamına gelir. Şeklî anlamda yasama fonksiyonu ise yasama organı tarafından yasama usullerine uygun olarak yapılan bütün işlemlerdir.
Türk Anayasa Hukuku bakımından yasama fonksiyonunun şeklî ve organik kritere göre tanımlanması gerekir. Çünkü, Anayasada yasama işlemlerinin mutlaka genel, soyut, objektif ve gayrişahsî olması gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
Yasama organının, yürütme ya da yargı organının yerine geçerek yapacağı idari işlemler ile yargısal işlemler, “yetki gasbı” nedeniyle “yok” hükmünde sayılmalıdır.
Yasama yetkisinin genelliğine rağmen, yasama organı Anayasa tarafından yetkisiz kılındığı veya yetkisi sınırlandırıldığı için bazı işlemleri yapamaz.
Anayasanın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenleneceğini belirttiği konularda kanun çıkarılıp çıkarılamayacağı hususu gündeme gelmektedir. Anayasada bu konuların özel olarak Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle düzenleneceği belirtildiği için bu konularda Meclisin kanun çıkarması mümkün değildir. Çünkü bazı konuların “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenleneceği” özel olarak belirtilmiştir.
Şeklî ve organik anlamda kanun, Anayasanın öngördüğü yetkili organ tarafından, Anayasada belirtilen usul ve biçimde kabul edilerek yürürlüğe konulan yazılı hukuk kurallarıdır.
Maddi kanunlar yazılı, genel, soyut ve sürekli olma özelliğine sahiptir.
1982 Anayasası’na göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi, “Milletçe genel oyla seçilen 600 milletvekilinden kuruludur”
Temel hak ve hürriyetlerden “Sözleşme Hürriyetini” herhangi bir sınırlama içermediği takdirde Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenmesi mümkündür
Olağanüstü hal, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Cumhurbaşkanının istemi üzerine, her defasında dört ayı geçmemek üzere uzatılabilir.
Anayasa Mahkemesinin yerleşmiş kararlarına göre, kanunla yapılması gereken bir düzenleme, parlamento kararıyla yapılırsa bu bir “usul saptırması” olarak değerlendirilir ve yapılan işlemin adı karar dahi olsa denetlenir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayası'na göre Başkanlık Sisteminde Cumhurbaşkanını bakanlarını “Gerekçe Göstermeden” görevden alabilir
Günümüzde yürütmeyi temsil eden makam cumhurbaşkanlığıdır.
Usulüne uygun olarak yapılmış uluslararası anlaşmaları TBMM onaylar.
2017 yılında Anayasada yapılan değişiklikle Türk hukukuna giren Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan doğruya Anayasadan aldığı yetkiye dayanarak çıkarılan düzenleyici işlemlerdir.
Cumhurbaşkanı kararlarına ve Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere karşı, ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da dava açılabilir
Anayasa Cumhurbaşkanına vekalet etme görevini, Cumhurbaşkanı yardımcısına vermiştir. Cumhurbaşkanı, seçildikten sonra bir veya daha fazla Cumhurbaşkanı yardımcısı atayabilir
Bir Cumhurbaşkanı yardımcısının göreviyle ilgili işlediği bir suçtan ötürü Yüce Divan'a sevk edilebilmesi için en az 400 (üye tamsayısının üçte ikisi) milletvekilinin bu yönde bir karar alması gerekir.
Olağanüstü hal durumlarında Cumhurbaşkanlığı kararları TBMM tarafından denetlenebilir ve değiştirilebilir.
Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini çıkarmaya yetkili organ Cumhurbaşkanı’dır. Kararnameler kanunlara eşit normlar içermekle birlikte yürütme işlemi olduğundan, idari usullere göre hazırlanır ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmakla kabul edilmiş olur. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihî olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir
Anayasaya göre Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa’ya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Bir yürütme işlemi olmakla birlikte, Anayasada açıkça belirtildiği için Cumhurbaşkanlığı kararnameleri anayasa yargısı alanına dahildir ve bunlar hakkında hiçbir şekilde idari yargı denetimi yapılamaz.
TBMM veya Cumhurbaşkanı tarafından, seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde, bu karar kırk sekiz saat içinde Resmî Gazete’de yayımlanarak ilân olunur. Bu kararın verildiği günden sonra gelen altmışıncı günü takip eden ilk Pazar günü Cumhurbaşkanı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi birlikte yapılır (Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu, m.3/4).
Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır. Bu yetkilerden bazıları ise şunlardır:
Anayasa Mahkemesine üye seçmek (m.146),
Danıştay üyelerinin dörtte birini seçmek (m.155)
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini seçmek (m.154)
Hâkimler ve Savcılar Kuruluna üye seçmek (m. 159).
Türkiye Büyük Millet Meclisini gerektiğinde toplantıya çağırmak (m. 93/2).
Seçimlerin yenilenmesine karar vermek (m. 116).
Genelkurmay Başkanını atamak (m.117/3).
Millî Güvenlik Kuruluna Başkanlık etmek (m.118).
Olağanüstü hâl ilan etmek (m.119).
Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve Başkanını atamak (m.108).
Devlet Denetleme Kuruluna idari soruşturma, inceleme, araştırma ve denet-leme yaptırtmak. (m.108)

RTÜK üyeleri TBMM tarafından seçilmektedir.

Olağanüstü hâllerde kolluk yetkileri askerî makamlara geçmez. Ancak, Olağanüstü hâl Kanunu’na göre (m.21,22), bölge ve il valileri, olayları emirlerindeki kolluk kuvvetleriyle önleyemedikleri veya bastıramadıkları takdirde, bölge veya illerindeki en büyük askerî komutanlıktan yardım isteyebilirler.
Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel hak ve hürriyetlerin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenmesi anayasa tarafından yasaklanmıştır. Bununla birlikte, üçüncü bölümde yer alan sosyal ve ekonomik hakların sınırlama içermemek koşuluyla Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenmesi mümkündür.
Konut hakkı (Sosyal ve ekonomik hakları) olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile düzenlenebilecek hak ya da hürriyetlerdendir
Milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak TBMM'nin yetkilerindendir. Milletlerarası anlaşmaları onaylamak ise Cumhurbaşkanının görev ve yetkisindedir.
Savaş ve mücbir sebeplerle Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplanamaması hâli hariç olmak üzere; olağanüstü hâl sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri üç ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür ve karara bağlanır. Aksi halde olağanüstü hallerde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kendiliğinden yürürlükten kalkar
Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla soruşturma önergesi, TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğu (301) tarafından verilebilir.
1982 Anayasa’sında daha önce “olağanüstü hâl” ve “sıkıyönetim” adı altında iki tür olağanüstü hâl rejimi öngörülmüşken, 2017 değişiklikleri ile sıkıyönetim rejimi kaldırılmıştır
Cumhurbaşkanı yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hâl ilan edebilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanının istemi üzerine, her defasında dört ayı geçmemek üzere olağanüstü hâl süresini uzatabilir. Savaş hâllerinde bu dört aylık süre aranmaz
Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adli yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ile gizli oyla seçilirler
Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeleri TBMM ve Cumhurbaşkanı tarafından seçilmektedir.
2017 değişikliğiyle yapısı yeniden düzenlenen ve üyelerin TBMM ve Cumhurbaşkanı tarafından seçilmesini öngören Anayasanın 159’uncu maddesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulu on üç üyeden oluşur; iki daire halinde çalışır. Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun, üç üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, bir üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından Cumhurbaşkanınca; üç üyesi Yargıtay üyeleri, bir üyesi Danıştay üyeleri, üç üyesi nitelikleri kanunda belirtilen yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir.
Hâkimler ve savcılar altmışbeş yaşını bitirinceye kadar hizmet görürler ve kendileri istemedikçe bu yaştan önce emekliye ayrılamazlar.
Adli yargı alanında en üst mahkeme, Yargıtaydır. Yargıtay, adlîye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı nihai kararları ve hükümleri son merci olarak inceleyip karara bağlar. Ayrıca, kanunla belirtilen davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar. Bunun dışında Yargıtay, ülkede adli yargı alanında içtihat birliğini sağlamakla görevli üst mahkemedir.
İngiltere, klasik manada anayasa yargısına yer vermeyen bir ülkedir. İngiltere'de anayasa yargısının ön şartı olarak kabul edilen yazılı ve katı anayasa da bulunmamaktadır.
Kanunların ve anayasa değişikliklerinin şekil bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptal davası açma yetkisi ise sadece Cumhurbaşkanı ve TBMM üye tamsayısının beşte biri tutarındaki üyelere tanınmıştır.
Diğer yargı organlarına karşı bağımsızlık: Mahkemeler, üst mahkemelerin itiraz ve temyiz mercii sıfatıyla verdikleri kararlar dışında, kendileri dışındaki mahkemelerin kararlarıyla kural olarak bağlı değildirler. Bu nedenle, üst mahkemelerin alt mahkemelere davaların görülmesiyle ilgili olarak genel nitelikte emir ve talimat vermeleri mümkün değildir.
Türkiye’de Anayasa yargısına ilk olarak 1961 Anayasası’nda yer verildiğini görmekteyiz.
Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.
Anayasa, mahkemelerin bağımsızlığını sağlamak üzere “hâkimlik teminatı”nı getirmiştir. Buna göre, “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz
Anayasa Mahkemesi Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetlemek; Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından incelemek ve denetlemek
On beş üyeden oluşan Anayasa Mahkemesi’nin üç üyesi Türkiye Büyük Millet Meclisi, on iki üyesi ise Cumhurbaşkanı tarafından seçilir
Yargı bağımsızlığının sağlanması için hâkimlere de tayin, terfi, görevden alma, maaş ve diğer özlük haklarıyla ilgili güvenceler tanınarak, onların her türlü maddi ve manevi baskıdan uzak olarak huzur ve sükûn içinde tam bir serbestlik ve tarafsızlıkla görev yapabilmelerine imkân hazırlanmalıdır. İşte hâkimlere tanınan bu kişisel güvencelere “hâkimlik teminatı” adı verilmektedir. Hâkimlik teminatı, kural olarak savcıları da kapsamaktadır.
Bir mahkemede görülmekte olan bir uyuşmazlığa uygulanacak olan bir kanun hükmünün anayasaya uygun olup olmadığı sorununun ortaya çıkması hâlinde Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan denetime somut norm denetimi adı verilir.
Kanunlar, Anayasa yargısında somut norm denetimine tabidir.
Anayasa Mahkemesi'; Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hakimler ve Savcılar Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlarını görevleri ile ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan (Ceza Mahkemesi) sıfatıyla yargılamak. Cumhurbaşkanını görevi ile ilgili suçların yanı sıra kişisel suçlarından dolayı yargılamak. Yüce Divan’da savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı yapar. Yüce Divanın kararları kesindir
Anayasa Mahkemesince Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetlemek; Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından incelemek ve denetlemek (AY.m.148/1). Kanun hükmünde kararnameler ise, 2017 yılında Anayasada yapılan değişiklik ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler, yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürür. Yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler hakkında somut norm denetimi yolunun işletilebilmesi mümkündür
Hâkimler ve Savcılar Kurulunun yalnızca meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararlarına karşı yargı yolu açıktır. (2010 değişikliğiyle)
“Bir kimsenin kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaması,“mahkemelerin yasama organına karşı olan bağımsızlığını açıklamaktadır.
Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin son fıkrasına göre, “usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.”
Anayasaya göre yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.
2017 değişikliğiyle yapısı yeniden düzenlenen Hâkimler ve Savcılar Kuruluna, Cumhurbaşkanı'nın 4 üye seçme yetkisi vardır

  • 3 üye Adli yargı hakim ve savcıları arasından
  • 1 üye İdari yargı, hakim ve savcıları arasından
Hâkimlik teminatı" Yargı bağımsızlığının sağlanması için hakimlere sağlanan kişisel güvencelerdir.
Kanunların şekil bakımından anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptal davası açma süresi on gün, esas bakımından iptal davası açma süresi altmış gündür. Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin şekil ve esas bakımından anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptal davası açma süresi altmış gündür. Anayasa değişikliklerine ilişkin esas bakımından iptal davası açılamaz; şekil bakımından ise dava açma süresi on gündür.
Kanunlar için anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptal davası açma süresi Şekil 10- Esas 60
C.B Kararnameleri için anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptal davası açma süresi Şekil 60- Esas 60

  • Anayasa değişikliklerine ilişkin anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptal davası açma süresi Şekil 10 - Esas AÇILAMAZ
1982 Anayasasında 2017 yılında yapılan değişiklik ile askeri mahkemeler kaldırılmıştır. O yüzden artık yüksek mahkeme değildir.
Anayasa Yargı düzeni içinde,

  • Kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemek için Anayasa Mahkemesini;
  • Temyiz mercii olarak idari yargı alanında Danıştayı,
  • Adli yargı alanında Yargıtayı;
  • Mahkemeler arasındaki görev ve yetki uyuşmazlıklarını çözmek için Uyuşmazlık Mahkemesini;
  • İdarenin mali denetimi alanında görev yapmak üzere Sayıştayı
  • Seçim uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak üzere Yüksek Seçim Kurulunu öngörmüş bulunmaktadır.
HSK başkanı adalet bakanıdır. Yardımcısı da tabi üyedir.
1982 Anayasası ile getirilen askerî mahkemeler, 2017 değişikliğiyle kaldırılmış bulunmaktadır. Bundan böyle askeri uyuşmazlıklar da genel mahkemelerce görülecektir. Anayasanın 2017 değişikliğiyle getirilen hükmüne göre, “Disiplin mahkemeleri dışında askerî mahkemeler kurulamaz. Ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askerî mahkemeler kurulabilir.”

  • Disiplin mahkemeleri dışında askerî mahkemeler kurulamaz.
  • Savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askerî mahkemeler kurulabilir.
Anayasa Mahkemesi yüksek mahkeme üyelerini kişisel suçlar nedeniyle değil görevleriyle ilgili suçları nedeniyle yargılar.
Yargı fonksiyonunun amacı, hukuk düzeninin korunması ve adaletin gerçekleştirilmesidir. Yasama fonksiyonu ve yürütme fonksiyonunun amacı ise, kamu yararının gerçekleştirilmesidir.
Yargısal işlemde hâkim, önüne getirilen olayla ilgili hukuk kuralını tespit ederek olaya uygular. Bu nedenle, idari işlemlerin inşaî (kurucu) niteliğine karşılık, yargısal işlemler gösterici (tespit edici) bir nitelik taşırlar.
Yargısal işlemler kesin hüküm özelliğine sahiptir. Bu nedenle kural olarak kaldırılabilen ve değiştirilebilen yasama işlemleri ve idari işlemlerden farklı olarak, kesinleşmiş yargı kararlarının kaldırılmaları veya değiştirilmeleri mümkün değildir.
Yargı fonksiyonunu yürüten organlar (mahkemeler), idari organlardan farklı olarak bağımsızlık özelliğine sahiptirler.
Hâkimler ve Savcılar Kurulunun görevleri şunlardır

  • Adli ve idari yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak.
  • Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlamak.
  • Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek.
Anayasanın ilk düzenlemesinde Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararları tümüyle yargı denetimi dışında tutulmuştu. 2010 değişikliğiyle Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararlarına karşı yargı yolu açılmıştır
Kanun hükmünde kararnameler için yetki kanununa ihtiyaç varken Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin çıkarılması için yürütme organının yetkilendirilmesi gerekmez
Kanun hükmünde kararnameler, TBMM'nin onayına sunulurken Cumhurbaşkanlığı kararnameleri sunulmaz.
Kanun hükmünde kararnameler, kanun hükümlerini değiştirebilir ya da ilga edebilirken Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile böyle bir şeyin yapılması mümkün değildir.
Kanun hükmünde kararnameler de Cumhurbaşkanlığı kararnameleri de normlar hiyerarşisinde tüzüklerin üzerinde yer alır
Kanun hükmünde kararnameler de Cumhurbaşkanlığı kararnameleri de Anayasa Mahkemesi'nin denetimine tâbidir.
Anayasa yapımı veya Anayasa’nın değiştirilmesi bakımından, anayasa hukukçuları ve politika bilimcileri tarafından belirlenen çeşitli yöntem veya modelleri en genel biçimde üç kategori hâlinde inceleyebiliriz. Bu yöntemler hiyerarşik yöntem, organik yöntem ve sözleşme yöntemidir
Anayasa’nın, bir kişi, kurul ya da temsili olmayan bir meclisçe “tepeden inme”bir usulle kabul edilmesine Hiyerarşik yöntem denir.
Hiyerarşik yöntemde anayasa yapımı, Anayasa’nın, bir kişi, kurul ya da temsili olmayan bir meclisçe “tepeden inme” bir usulle kabul edilmesi biçiminde gerçekleşmektedir. Bu yöntemin klasik uygulaması, hükümdar ya da monarkın tek yanlı bir iradi tasarruf ile “ferman” biçiminde bir anayasayı kabul ve ilan etmesidir.
Organik yöntemde anayasalar mevcut anayasal kurumlar tarafından yürürlükteki usul ve kurallara göre, genellikle yasama işlemi biçiminde yapılır. Bu yöntemi, “tali kurucu iktidar” tarafından yeni bir Anayasa’nın yapılması veya mevcut Anayasa’nın değiştirilmesi olarak açıklamak da mümkündür. Organik yöntemi diğerlerinden ayıran en önemli fark, bu yöntemde anayasa yapımı sürecinin büyük ölçüde “nötr” bir şekilde işlemesidir.
Asli kurucu iktidar bir hukuk boşluğu durumunda ortaya çıkar, hukuk dışıdır. İhtilal sonrası ve yeni bir devletin kurulması sonucu ortaya çıkabilir. Asli kurucu iktidar için yürürlükteki anayasanın bir önemi yoktur. O sınırsız ve hukuk dışıdır.
Anayasa değişikliği için yapılan Halk oylamasının usulüne uygunluğu hakkındaki denetim yetkisi ise Yüksek Seçim Kuruluna aittir.
Anayasa değişikliği teklifini inceleyip gerekli değişiklikleri yaptıktan sonra vardığı sonuçları bir rapora bağlayarak Meclis Başkanlığına gönderen makam Anayasa Komisyonudur.
Anayasa Komisyonu, kendisine havale edilen bir anayasa değişikliği teklifini inceledikten sonra vardığı sonuçları bir rapora bağlayarak Genel Kurula sunulması için Meclis Başkanlığına gönderir.
Anayasa yapımcıları, temelde politika kararlaştırıcılar ve teknisyenler olarak ikiye ayrılabilir. Politika kararlaştırıcılar kavramı, Anayasa’nın yapılması kararını veren ve anayasada yer alacak temel tercihleri hukuken ve fiilen belirleme ve nihai olarak onaylama yetkisine sahip siyasal güçleri (politikacılar, siyasal gruplar ve partiler, hükûmetler, yasama organları ve halk gibi) ifade etmektedir. Teknisyenler ise politika yapımcılarının tayin ettiği çerçeveye göre anayasayı hazırlayan uzmanlardır.
Anayasa Değişikliklerinin Halk oylamasına sunulması Hakkında Kanuna göre, “Anayasa değişikliği halk oylaması, ilgili Anayasa değişikliği kanununun Resmî Gazete’de yayımını takip eden altmışıncı günden sonraki ilk Pazar günü yapılır (m.2). Halk oyuna sunulma işlemleri Yüksek Seçim Kurulunun yönetim ve denetiminde seçim kurullarınca yürütülür
Asli kurucu iktidar, sınırsız ve hukuk dışı bir olay olmasına karşılık, sosyolojik anlamda toplumdaki siyasal değer ve inançlar, siyasal güç dengesi, uluslararası ortam ve ülkenin dış ilişkileri gibi faktörlerle kendini sınırlı hissedebilir. Asli kurucu iktidarın aksine, tali kurucu iktidar hukuken sınırlı bir iktidar olup yaptığı yeni anayasa ya da anayasa değişiklikleri, geçerliliğini yürürlükteki anayasadan alır. Ancak "aslilik - talilik" kavramları; üstünlüğü değil, hukuk dışılığı ifade eder.
Çok Önemli "aslilik - talilik" kavramları; üstünlüğü değil, hukuk dışılığı ifade eder.
1982 Anayasası'nın 175'inci maddesi anayasa değişikliği sunma konusunda meclis üye tamsayısının en az üçte birinin yetkili olduğunu hüküm altına alır. Meclis üye tamsayısı 600 olduğu için bu sayı en az 200'dür.
Bir anayasa değişikliği teklifi TBMM tarafından üye tamsayısının beşte üçü ile veya üçte ikisinden az (yani, 360 oydan 399 oya kadar) bir oyla kabul edilirse, Cumhurbaşkanı bunu Meclise geri gönderebilir ya da zorunlu olarak halk oyuna sunar.
1876 anayasası iktidarın kendi yetkilerini bir ferman yoluyla sınırlaması şeklinde ortaya çıktığı için hiyererşik yöntemle yapılmıştır.
Tali kurucu iktidar, bir ülkenin anayasasını, mevcut anayasal kural ve usuller çerçevesinde tümden yenileyen ya da değiştiren iktidara denir.
Anayasa’nın değiştirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının en az üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebilir.
1982 Anayasasının “Anayasa’nın değiştirilmesi”ne ilişkin düzenlemesi şöyledir “Anayasa’nın değiştirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının en az üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebilir. Anayasa’nın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurulda iki defa görüşülür. Değiştirilme teklifinin kabulü Meclisin üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun gizli oyuyla mümkündür.
Politika yapımcılarının belirlediği çerçeveye göre anayasayı uygulayan uzmanlar teknisyenler olarak ifade edilir.
Bir devletin anayasasını yapan ya da değiştiren iktidara “kurucu iktidar” adı verilmektedir.
Anayasa’nın, Anayasa değişikliklerinin denetiminde koyduğu sınırlardan “teklif çoğunluğu”, değişiklik teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte biri tarafından yapılmasını ifade eder.
Anayasa değişikliği teklifinin görüşülmesinde ve kabulünde rol oynayan makamların doğru sıralaması; TBMM Başkanlığı, Anayasa Komisyonu, TBMM Başkanlığı, Genel Kurul, Cumhurbaşkanı şeklindedir.
Anayasa değişikliği teklifi TBMM tarafından üye tamsayısının üçte ikisi (400 veya daha fazla oy) ile kabul edilmiş ise, Cumhurbaşkanı bu anayasa değişikliği kanununu onaylayabilir, Meclise geri gönderebilir ya da ihtiyari olarak halk oyuna sunabilir.
Anayasa’nın 175’nci maddesinde yer alan Anayasa’nın değiştirilmesi usulündeteklif”, “görüşme”, “karar” ve “onay” olmak üzere dört safha bulunmaktadır.
Anayasa, Meclis Genel Kurulunda kabul edilen anayasa değişikliklerinin onaylanması yetkisini Cumhurbaşkanı ile halk arasında paylaştırmıştır.
3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halk oylamasına Sunulması Hakkında Kanuna göre, “Anayasa değişikliği halk oylaması, ilgili Anayasa değişikliği kanununun Resmî Gazete’de yayımını takip eden altmışıncı günden sonraki ilk Pazar günü yapılır. Halk oyuna sunulma işlemleri Yüksek Seçim Kurulunun yönetim ve denetiminde seçim kurullarınca yürütülür.” Halk oylamasının sonucu Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilan edilir. Anayasaya, “Halk oyuna sunulan Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların yürürlüğe girmesi için, halk oylamasında kullanılan geçerli oyların yarısından fazlasının kabul oyu olması gerekir.
Anayasa, sadece şekil bakımından denetimi kabul etmiş olup, bu denetimi de belli noktalarla sınırlamış bulunmaktadır. Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. “İvedilikle görüşülememe” ise Anayasa’nın değişik 175’inci maddesiyle getirilen “Anayasa’nın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurul’da iki defa görüşülür” hükmündeki iki defa görüşülme zorunluluğunu ifade etmektedir.
Anayasa değişikliği kanununun Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulması halinde değişikliğin kabulü için aranan asgari çoğunluk 'geçerli oyların yarıdan çoğudur'.
Bir anayasa değişikliği Anayasa Mahkemesince denetlenirken değişikliğin teklif ve oylama sayısı ile ivedilikle görüşülüp görüşülmediği incelenir.
Bir parlamentoda anayasayı değiştirecek çoğunluğa sahip bir iktidar partisinin diğer partilerin görüşlerini hiç dikkate almadan yaptığı anayasa değişikliği “organik yöntem” yapılmıştır
I.Meşrutiyete geçişi sağlayan 1876 Anayasasının yapım yöntemi, hiyerarşik yöntemde anayasa yapım yöntemine örnektir.
İtalya 1848 Anayasası hiyerarşik yönteme örnek gösterilebilir
Anayasa değişikliği tekliflerinin Genel Kurulda kabulü için 3/5 oranda evet oyu alması gereklidir
Anayasa değişikliklerinin şekil bakımından denetiminde iptale karar verilebilmesi için mahkeme başkanı veya bir başkan vekilinin başkanlığında en az on üye ile toplanacak olan Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğu ile karar vermesi şarttır
Mevcut rejim içinde anayasal değişmeye yol açan sosyoekonomik, kültürel ve teknolojik faktörlerin değişmesi durumunda, anayasayı, yürürlükteki anayasaya tâbi mevcut iktidarın, yani “tâli kurucu iktidar”ın yapmasına (ya da değiştirmesine) karşılık, yeni bir devletin kurulması veya siyasal rejimin değişmesi hâllerinde yeni anayasayı genellikle hiçbir hukuk kuralı ile bağlı olmayan “asli kurucu iktidar” yapar.
Ülkede siyasal rejimin değişmesi ya da kesintiye uğraması sonucunda yapılan anayasalara örnek olarak; Nazi Yönetimi’nden sonra yapılan 1949 tarihli Federal Alman Anayasası ve Türkiye’de siyasal rejimde kesintilere yol açan askeri müdahaleler döneminde yapılan 1961 ve 1982 Anayasaları gösterilebilir. Amerikan Anayasası’nın ise, Amerika Birleşik Devletleri’ni kuran bir anayasa olduğu söylenebilir.
Anayasayı hazırlayan uzmanlar "teknisyenler" sınıfında yer almaktadır