Final Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Final Ders Özeti

admin

Administrator
Yönetici
Admin
4 Eyl 2018
380
85
28
#1
TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI

ÜNİTE-5

Toplumsal Cinsiyet ve Sanat

*Sanat eylem; İnsanın alt beyninde kodlanmış milyonlarca yıllık bilgi olan sezgi gücü ile üst beyninde yer alan toplumsal süreçlerin şekillendirdiği kavrama ve üretme yetilerini buluşturarak, her insanda var olan bu yetiler yeteneğe dönüştürmesidir

*Normlar, belli değerlere dayalı olarak geliştirilen kurallar ve insanların belirli durumlarda nasıl davranmaları gerektiği konusunda yaptırımı olan beklentilerdir.

*Feminist Hareket; kadın-erkek arasındaki ilişkiyi aile, eğitim, iş dünyası, siyasi hayat, kültür ve tarih bağlamında sorgulayan ve kadın-erkek arasındaki iktidar ilişkisini değiştirmeyi amaçlayan siyasi bir harekettir.

*Paradigma, herhangi bir alan için geçerli varsayım, kural ve uygulamaların; o alana ait kavrama biçimi ve yaklaşımların tamamıdır. Olaylara ve olgulara bakma biçimimizdir. Bir paradigma mevcut durumu açıklamakta yetersiz kaldığında, paradigmayı oluşturan kavramsal çerçeveleri ve varsayımları yeniden değerlendirmek; bazen de paradigmayı değiştirmek gerekir

*İmge, gerçekliğin tıpatıp kopyası değil, zihinsel süreçlerle yeniden kurulmuş biçimidir. Her insan; imgeler arasında yeni ilişkiler kurma, yeni kavram ve düşünceler oluşturma yetisine sahiptir. Buna imgelem diyoruz. Sanat; imgeler arasında beklenmedik, alışık olmadığımız yeni ilişkiler kurmaya çok açık bir alandır. Bu yönüyle sanat, yaratıcı imgelemin alanıdır.



*Kendisini feminen/maskülen özellikleriyle birlikte resmettiği oto-portrelerinde toplumsal cinsiyetin belirsizliğini vurgulayan Meksikalı sanatçı Frida Kahlo’nun 1940’da yaptığı eseri “Kesik Saçlı Oto-portre “ dir

*İngilizcede ‘tuhaf, acayip’ anlamına gelen ‘queer’ sözcüğü, önceleri toplumun cinsiyet kodlarının dışında kalan kişiler için kullanılan dışlayıcı bir ifade biçimi iken; zaman içinde bu cinsiyet kodlarını sorgulayan hareketin genel adı olmuştur. Queer Hareketi, cinsel kimlikler de içinde olmak üzere, genel anlamda kimlik olgusunun sabit bir durum olmadığını, sürekli olarak yeniden inşa edildiğini vurgular. Queer Sanat, cinsel kimliklerin toplumsal ve kültürel normların etkisiyle şekillendiğini öne süren Queer Teori’nin başlattığı hareketin sanat alanındaki yansımalarıdır.

*Kült; bir inanç sistemini oluşturan figür, anlatı, motif ve tapım törenlerinin tamamıdır. Örneğin Ana Tanrıça Kybele kültü; kendisine tapınılan Kybele, Kybele’nin öyküsü, Kybele heykelleri, Kybele onuruna düzenlenen törenler ve bu törenleri düzenleyenlerin tamamını içine alır.

*İdol: Genellikle yassı forma sahip küçük boyutlu tanrı ya da tanrıça heykelcikler

*Hadım etme bazı toplumlarda cezalandırma biçimi olarak karşımıza çıkmakla beraber; kişisel tercih veya tıbbi zorunluluk olarak gerçekleştirildiği uygulamalara da rastlamaktayız. Pagan topluluklar dışında, Hıristiyan ve Müslüman toplumlarında da örnekleri mevcuttur. Örneğin, 15. yüzyılda yaşamış Amasyalı hekim Şerefeddin Sabuncuoğlu’nun Cerrahiyetü’lHâniye kitabını resimleyen bir İran minyatüründe; yaşlı bir hekim, hünsâ/hermafrodit tedavisi için genç bir erkeği hadım ederken betimlenmiştir.



*Bani, mimari yapıların inşasında ve sanat eserlerinin üretiminde maddi destek veren kişidir.

*‘Janr’, Fransızca ‘tür’ anlamına gelen ‘genre’ sözcüğünün Türkçe okunuşudur. Avrupa’da 16. yüzyıldan başlayarak yaygınlaşan janr/tür resmi, sıradan insanların gündelik hayatından sahneleri konu edinir.

*Fransızca ‘ölüdoğa’ anlamına gelen ‘natürmort’, meyve ve çiçeklerle cansız nesnelerden oluşan kompozisyonların resmidir. Örnekleri çok erken dönemlerden beri görülmekle birlikte, Avrupa resminde 17. yüzyılda yaygınlaşır.

*İsveç; kadınlara sanat eğitimi hakkını Fransa, Almanya ve İtalya’dan önce tanımış bir ülkedir. Hilma af Klint ise bir amiralin kızıdır. Aslında bu durum, bir kadının bireysel çaba ve yeteneğinin kendiliğinden tanınmasından ziyade; toplumsal ve sınıfsal kodların, toplumsal cinsiyet kodlarıyla ilişkisini gösteren bir örnektir.

*Kadın ve doğurganlık özelliklerinin vurgulandığı en ünlü eser M.Ö. 30.000 yıl civarına tarihlenen Kadınlık ve doğurganlık özelliklerinin vurgulandıgı bu heykelciklerin en ünlüsü, Avusturya’da bulunduğu kasabanın adıyla anılan Willendorf Venüsü’dür.

*Osmanlı’da kadının toplum içindeki yerine iliskin tartısmalar, Tanzimat Dönemi’ndeki modernlesme çabalarıyla birlikte başlamıştır.

*Oryantalizm; Dogu toplumlarını “zevk düskünü, düsünme yetisinden yoksun, iradesi zayıf” yapılar olarak tanımlayan Batı algısıdır. Bu algı, yönetmek istedigi bu toplumları analiz edebilmek için araştırma alanları ve kurumları inşa etmis, Dogu kültürlerini kendi yorumuyla aktardıgı metinler ve sanat eserleri üretmistir.

*1985’de New York Modern Sanatlar Müzesi’nde açılan ‘Uluslararası Resim ve Heykele Bakıs’ sergisinde169 sanatçıdan yalnızca 13’ünün kadın olmasına tepki göstermek amacıyla bir araya gelmislerdi. Müzede isi sergilenen kadın sanatçıların sayısının erkek sanatçılardan az olmasını, müzedeki nü (çıplak) kadın resim ve heykellerine yaptıkları göndermeyle eleştirdikleri posterleri (“Do Women Have to be Naked to get into the Metropolitan Museum? / Kadınların Metropolitan Müzesi’ne Girmeleri Için Çıplak mı Olmaları Lazım?”) (Resim 5.9) oldukça ses getirmistir.

*erkek tahakkümünü yansıtan ve genel bir anlamla yüklü olan kavram Ataerkilliktir.

*Damar, klasik, tutucu gibi kavramlarla karşılanan işlevselci, nicel ölçümler ve sınanabilir varsayımlara öncelik veren iletişim çalışmaları"
Ana akım medya çalışmaları.
*Kadınların kendilerini ifade etme olanaklarından mahrum bırakılmalarından duydukları hıncı anlatan "Hınçla Sevmek" adlı kitabın yazarı Tania Modleski dir.


TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI

ÜNİTE-6

Edebiyatta Kadın ve Toplumsal Cinsiyet

*Orta Çağ’ın sonlarında Avrupa’da yaşamış olan Christine de Pisan Orta Çağ kültüründe yaygın olan kadın düş- manlığına karşı mücadele eden ilk kadın şairdir. e Book of the City of Ladies (Kadınlar Kentinin Kitabı) isimli yapıtı, Orta Çağ’da kadının ötekileştirilmesine yönelik itirazları dile getiren önemli bir eserdir.

*18. yüzyılda İngiliz yazar Mary Wollstonecra kadın hareketinin ilk önemli yapıtı olan A Vindication of the Rights of Woman (Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi)’ı yazar. Wollstonecra, Aydınlanma Çağı’yla birlikte kadın haklarını gündeme getiren ilk kadın olarak tarihe geçer.

*Saçma: (Fr. absürde) Varoluşçuluk felsefesinde anlamsızlıkla eş anlamlı kullanılmıştır. İnsanın bu dünyada oluşunun raslantısallığı, ölümlü bir varlık olduğunun bilincinde olması, onu yönlendiren bir “insan doğası” yahut içgüdü, seçimlerine yön verecek bir nedensellik bulunmaması nedeniyle insan, dünyayı ve kendi varlığını anlamsız, “saçma” bulur.

*Özgürlük: Varoluşçuluğa göre insan için varoluş özden önce gelir; insan önce var olur, sonra özgür seçimler yoluyla kendini inşa eder, ne olacağına kendisi karar verir ve ne olduğundan sorumludur. İnsan kendi özünü özgürce kurar. Sartre’ın deyişiyle “özgürlüğe mahkûm”dur.

*Woolf ’a göre özgür bir kadın olabilmenin en önemli koşulları tarihi bilmek ve sorumluluk sahibi olmaktır.

*Woolf, kadın olduğunu unutan bir kadının, yüksek bir duyarlılığa sahip, hevesli ve özgür bir kadın olarak ne yazması gerektiğini düşünmeden ‘’temel duygular’’, ‘’insanlığın ortak noktası’’, “insan yüreğinin derinlikleri’’ gibi evrensel konulara dokunabileceğini düşünür.

*Efendi-köle diyalektiği: Hegel’in felsefesinde anahtar öğelerden biridir. İki bilinç karşı karşıya geldiğinde birbirlerini görmezden gelmeyi tercih ettikleri zaman her biri diğer bilinci yalnızca nesne olarak görür.

*Teali-yi Nisvan: (Nisvan: kadın, teali: yükselme) ‘’kadınların yükselmesi’’ anlamına gelen Arapça tamlama. Cemiyet kadınların sosyal hayatta durumunu iyileştirmek ve kişisel gelişimlerine yardımcı olmak amacıyla kurulmuştur.

*Manda (Fr. Mandat): I. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’nin toprak bütünlüğünü koruması ve ekonomik kalkınmasını sağlaması için Amerikan desteğini savunma düşüncesi. Bir çok Türk aydını tarafından desteklenmiştir.

Fettan: Ara bozucu, gönül ayartıcı, cilveli kadın anlamına gelen Arapça kelime.

*Geçmişten günümüze kadının edebiyatta nasıl bir yol izlediğine bakacak olursak: • Erkeğin yanında esâmesi okunmayan kadın • Erkeğin gölgesinde kalan kadın • Erkekle eşit olan kadın • Erkeğe üstün olan kadın Halide Edib’in romanlarındaki kadınlar, bu sürecin son aşamasını yansıtırlar.

*Zihnin hem kadınsı hem erkeksi yanının birlikte kullanılmasına ANDROJEN denir.

*Virginia Woolf ’un Üç Gine adlı denemesinde “eğitimdeki kadın-erkek eşitsizliği’’ fikirlerinin çıkış noktası olmuştur.

* YENİ TURAN Halide Edib Adıvar’ın ilk ideolojik romanıdır.

*"Şiddete uğrayanın şiddet uygulayana bağımlı olması, şiddetten kaçamayacağı düşüncesinin hakim olması ve bu durumu normal olarak görmesi" Stockholm Sendromudur.

*19. yüzyıla kadar kadın edebî eserlere “Erkek kahramanın hikayesinde bir nesne”olarak yansıtılmıştır.

*19. yüzyıla kadar kadın yazar olarak edebiyatta Gerçek kimliklerini saklamak zorunda kalmışlardır

*Simone de Beauvoir İkinci Cins adlı denemesinde Varoluşçuluk felsefesini temel almıştır.

*Halide Edib Adıvar’ın karakterlerini Doğu-Batı çatışmasından yola çıkarak inşa ettiği romanı Sinekli Bakkal dır

TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI

ÜNİTE-7 MEDYA VE TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI

*Enformasyon toplumunun sanayi toplumundan farkı ekonominin bilgi üretimine dayanmasıdır.

*Küresel ölçekte örgütlenmeyi mümkün kılan,bilgi ve enformasyona erişim ve yayılımı kolaylaştıran etmen iletişim teknolojileridir.

*TEMSİL:Medyada insan,kurum,ülke veya bir değere dair kurulan anlamlara temsil denir.

*Betty Friedan “ Kadınlığın Gizemi”

*Suffrage Hareketi kadının politik hakları yani seçme ve seçilme hakkı için verilen mücadeleyle daha da genişler ve kadınların mülk edinme, miras hakkı gibi hakları için mücadeleye devam eder.

*Feminist medya çalışmları Medyada kadının temsilini 3 boyutta inceler.Bunlar

1-Kadınların medyada sunum ve temsil edilme biçimleri

2-Medya ürünlerinin kullanıcıları ya da tüketicileri olarak kadınlar

3-Kadınların medya sektöründe istihdamı

*Betty Friedan Kadınlığın Gizemi adlı kitabını 1963 yılında yayımlar.Kitabında bir kadın gazeteci olarak hem meslek yaşamı içerisinde kadın olmanın hem de II.Dünya Savaşı sonrasında ABD de kadın kimliğini (1945-1960 yılları arası dönemi) sorgulamaya açar.

*Feminist mücadele seçme ve seçilme eşit işe eşit ücret,eğitim alma gibi haklarda ve fırsatlarda verilen mücadele kadar,KADINLARIN SEMBOLLERLE KURGULANAN ANLAM DÜNYASINDA da MÜCADELEYİ önemli görmektedir.





*2015 YILINDA YAPILAN ARAŞTIRMALARA GÖRE KADIN GAZETECİLERİN HABER YAPMA KONULARI VE ORANLARI şöyledir.

Bilim ve Sağlık %50

Ekonomi %39

Toplum ve Hukuk %39

Magazin,sanat,medya ve spor %34

Suç ve Şiddet %33

Politika ve hükümet %31

*Rasalinda Coward tarafından 1993 yılında yayımlanan Kadınlık Arzuları: Günümüzde Kadın Cinselliği adlı kitabında “Modaya uygun olmak başka bir şeydir.Her zaman egemen olan ideallerin kabulüdür.” Derken modanın en elverişli alan olduğunu beliryir.

*Cam Tavan:Kadının en üst pozisyonu görmesi ve yasal bir engel olmamasına rağmen erişememesi; görünmez bir engelle karşılaşmasına cam tavan veya cam duvar olgusuyla açıklanır.

*Feminist medya çalışmalarında erkek bakışı “Kadın temsillerinin erkeğe haz verme eksenli oluşturulmasıdır”

*Feminist teorinin kadınların ev içi yaşam ve maruz kaldıkları ayrımcılığa vurgu yapan dönemi “Birinci Dalga” dönemidir.

*Kadınlarda medyada üretkenlik ve uzmanlıklarıyla yer almaması; kadınların toplumun yarısını oluşturmalarının aksine medyada yer almayışlarına “ Simgesel Yok Edilme” denir.

*Medyada kadına bakış genel olarak şu şekildedir.Reklamlarda kadınlar çoğunlukla geleneksel rol modelleriyle temsil edilir.Dizilerde şirket yöneticileri genellikle erkektir.Medyada kadınlar tüketim kültürle özdeş sunulur.Yakın zamana medyada süper kadın imgesi görülmeye başlamıştır.



  • *“Bilgi iktidardır” diyen ve aklı eril,doğayı dişil ilke olarak gören BACON dur.
  • *LAQUEUR ‘un cinsiyetlerin ortaya çıkışı ile ilgili tezi “Bildiğimiz anlamda cinsiyetin 18. Yy da ortaya çıktığıdır.”
  • *Kadın cinayetlerinin basında daha çok yer almasının sebebi öldürülmenin diğer şiddet olaylarından daha çok meydana gelmesi değil ,dayak ve cinsel taciz gibi daha yaygın şiddet türlerinin olağan olaylar olarak görülüp, haber değeri atfedilmemesinden kaynaklanmaktadır.

  • ÜNİTE -8 TOPLUMSAL CİNSİYET AYRIMCILIĞININ SONUCU OLARAK KADINA KARŞI ŞİDDET
*Toplumsal Cinsiyet Ayrımcılığı; kadınların yalnızca kadın olmaları nedeniyle maruz kaldığı ayrımcılığın adıdır.

*Sağlık hakkı insanların sahip oldukları n temel haklardandır. Her alanda görüldüğü gibi bu alanda da kadına karşı ayrımcılık yapılmaktadır.Örneğin toplumsal normlar ve değer yargıları altında teşhis için sağlık kuruluşuna başvuramamaları ve tedavi olamamaları yüzünden her yıl daha fazla kadın HIV/AIDS kurbanı haline gelmektedir.

*Türkiye’de istenmeyen gebeliklerin 10. Haftaya kadar sonlandırılması yasal hale getirilmiştir.

*Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi tarafından 2016 yılında gerçekleştirilen bir araştırmaya göre kadın doğum bölümü bulunan 431 devlet hastanesinden yalnızca %7,8 ‘inde isteğe bağlı kürtaj verilmektedir.

*UNESCO (2015) tarafından yayınlanan rapora göre temel eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalanların çoğunluğunu ve dünya üzerindeki düşük okuryazarlık düzeyine sahip gençlerin ve yetişkinlerin üçte ikisi kadındır.

*Cinsiyetçi İşbölümü: Kadın ve erkeğin yaptığı işler arasında,bu iki toplumsal cinsiyetten biri ötekine göre daha avantajlı kılan yapay bir ayrışma bulunmasıdır. Kadının çalışmasını erkeğinkine göre daha az değerli kılmakta ve kadını aile içinde konumlandırarak ,talebe göre ücretli çalışmaya katılımının koşullarının belirlenmesine ya da bütünüyle engellenmesine temel oluşturmaktadır.

*Kadının maruz bırakıldığı erkek şiddeti;fiziksel şiddet,psikolojik şiddet,cinsel şiddet,ekonomik şiddet ve son olarak dijital şiddettir.

Fiziksel Şiddet:Kadının yakını olan ya da tanımadığı,bir erkeğin eyleminden fiziksel olarak zarar görmesi,fziksel olarak cezalandırılmasıdır.

Psikolojik Şiddet:Kadının üstesinden gelemeyeceği ya da yapmak istemediği beklentilerde ve isteklerde bulunulması ve kadının hakerete maruz bırakılması olarak tanımlanabilir. Aşağılama,kıskançlıl,sevdiği şeylere ya da kişilere zarar verilmesi,duygusal ihtiyaçların karşılanmaması gibi davranışlar psikolojik şiddettir.

Cinsel Şiddet:Kadının cinsel çıarlar doğrultusunda kullanılması,cinsel ilişkiye zorlanması kadına karşı cinsel şiddettir.Aldatma,cinselliği bir ödül veya ceza aracı olarak kullanma,tek taraflı cinsel doyuma yönelik cinsellik, kadının istememesine rağmen cinsel organlarına dokunmak cinsel şiddet biçimleridir.

Dijital Şiddet:Teknolojinin kadınları kontrol etmek için kullanılmasının sonucu olarak doğan şiddettir.Uygulamalar ve Sosyal medya aracılığıyla kadınları denetlemek,nerede olduğunu bildirilmesini istemek,çıplak görüntülerini çekip yaymakla tehdit etmek,kadını küçük düşüren hakaret nefret içeren paylaşımlarda bulunmak dijital şiddete örnektir.

Ekonomik Şiddet: Kadının çalışmasına engel olma ya da işten ayrılmasına neden olma,ev harcamaları için para vermeme, kadının gelirini elinden alma,k adının aile içinde maruz kaldığı ekonomik sıkıntılar ekonomik şiddet e örnektir.

*Türkiyede 1980 yılından itibaren bilinç yükseltme gruplarında gerçekleştirilen özel alana dair tartışmalar,kadına karşı şiddeti,kadın hareketinin öncelikli gündemine dönüştürmüştür.

*1990 yılında Devlet Bakanlıklarından biri Kadın ve Aileden Sorumlu olarak görevlendirilmiştir.

*1993 yılında Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü (KSSGM) kurulmuştur.

*Sığınma evleri; mevcut şiddetin ortadan kaldırılmasından çok, şiddetin varlığı halinde kadınların başta yaşama hakkı olmak üzere temel insan haklarının korunmasını sağlayacak temel mekanizmalar olarak varlık gösterir.