Vize Sosyal Hizmet Mevzuatı Vize Ders Notları

serkankacan69

Active member
12 Eyl 2018
152
57
28
#1
ÜNİTE 1=MÜLAKAT (GÖRÜŞME):TANIMI, ÖZELLİKLERİ ve UNSURLARI **Mülakat; bireyi tanıma çalışmalarında en yaygın olarak kullanılan bir tekniktir.Belli bir amaçla yüz yüze gelen iki veya daha fazla kişinin, sözel ve sözel olmayan davranış ve teknikler kullanarak yaptıkları bir etkileşim sürecidir. Bu yardım sürecinde: 1. İlişki kurma, 2. Problemleri derinliğine araştırma, 3. Danışan kişi ile birlikte çeşitli çözüm yollarını gözden geçirip uygulama vardır. Mülakat ve Konuşma Arasındaki Farklılıklar MÜLAKAT: *Bir kasıt, planlanmış bir amaç ve hedef vardır. *Sosyal hizmet uzmanı ve müracaatçının rolleri açık olarak tanımlanmıştır. *Sıklık, zaman, yer ve süre spesifik olarak belirlenmiştir. *Konuşma kalıpları formeldir, belli bir şekilde yapılandırılmış ve organize edilmiştir. *Taraflar arasında eşit güç ve otorite yoktur. *Taraflar kültürel olarak farklı olabilir. KONUŞMA : *Kasıtlı olmayabilir, bir plan ya da amaç içermeyebilir. *Roller açık olarak tanımlanmaz. *Sıklık, zaman, yer ve süre formüle edilmemiştir. *Konuşma kalıpları informel de olabilir. *Konuşmacılar/taraflar eşit güç ve otoriteye de sahip olabilir. *Konuşmacılar/taraflar kültürel olarak çoğu zaman benzerdir. Mülakat ve Konuşma Arasındaki Benzerlikler >> İletişim: Hem mülakatta hem de konuşmada sözlü ve sözsüz iletişim unsurları yer almaktadır. >> Etkileşim: Birbirini karşılıklı olarak etkileme işine etkileşim denir ve yüz yüzelik esastır. >> Etkileme: Başkalarının bizim görüşümüzü ya da görüşlerimizi hoşgörüyle kabul etmesidir. >> Doyum: İyi ve amacına ulaşma bir mülakat taraflara doyum ve memnuniyet sağlar. Mesleki görüşmeler biçimlerine göre; 1. İlk görüşme 2. Destekleyici görüşme 3. Çalışmayı sonlandırma görüşmesi ve 4. İzleme görüşmesi diye gruplandırılabilirler. Mülakatın temel amaçları 1. Kişilere önemli kişisel kararlar alma konusunda yardımcı olma, 2. Kişilere sorunları/gereksinimleri konusunda yardımcı olma, 3. Sağlıklı kişisel gelişimi tamamlama konusunda yardımcı olmadır. MÜLAKATIN AŞAMALARI Mülakatın aşamaları çeşitli yazarlara göre farklı şekillerde sınıflandırılmaktadır. Bunlar: ** Yapılanma:sosyal hizmet uzmanının rolü ve yapabileceği yardımın nitelikleri, müracaatçının mülakat süreci ile ilgili görevlerini ve mesleki uygulama oluşumunun kurallarını içerir. ** Problemi Ortaya Koyma: müracaatçı problemini anlatmaya ve probleminin etrafındaki duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışır. ** Çözüm İçin Gerekenleri Ortaya Koyma: çözüm için mevcut olan seçeneklerden birini tercih etme ve karar verme süreçleri yaşanır. Burada kararı verecek ve uygulama için sorumluluğu alacak olan müracaatçıdır.
*** Sonuçlandırma:Alınan kararların uygulamaya konulması ve sonuçların değerlendirilmesi de mesleki uygulamanın bir parçasıdır.Bir diğer yazara göre mülakatın aşamaları 3’e ayrılmaktadır: * Problemin Aydınlatılması Aşaması: * Amaçlar Oluşturma Aşaması: * Harekete Geçme Aşaması: Özetle mülakat sürecinin aşamaları: Aşama 1: İlk mülakat Aşama 2: Müracaatçı tarafından sunulan gereksinim ya da sorunun tanımlanması Aşama 3: Hedef ve amaç oluşturma, somutlaştırma Aşama.4: Mesleki görüşmelere (planlı değişim sürecine başlama) seçenekler oluşturma ve uygulama Aşama 5: Sonlandırma ve takip MESLEKİ İLİŞKİ Sosyal hizmet uzmanı ile müracaatçı arasında yer alan ilişki kendine özgüdür ve “mesleki ilişki” olarak adlandırılır. Etkili iletişim için : >> Empatik anlayış >> Gerçekçi ve doğal davranmak >> Genellemelerden kaçınmak, ön yargılardan uzaklaşmak >> Bireyin/müracaatçının (müracaatçı sisteminin) bulunduğu yerden başlamak, >> Karşıdaki kişiye saygı duymak, onların varlığını kabul etmek, önemli ve değerli olduğunu hissettirmek, olduğu gibi benimsemek >> İyi bir dinleyici olmak, yani etkin ve katılımlı dinleyici olmak >> Sözsüz iletişim teknikleri etkin ve yerinde kullanmak gerekir. İletişim, bir bireyin bilgiyi kasten ya da kazara bir başkasına ilettiği bir süreçtir. İletişim duyuların işleyişine (örn., görme, işitme, vs.) ve beynin bilişsel faaliyetlerine bağlıdır ki bunlar "dikkat" (belirli uyarıcılara odaklanıp diğerlerini göz ardı etme); "algı "(duyularımızca alınan uyarıcıları yorumlamak üzere dikkat, şablon tanıma ve duyusal hafızayı kullanma); "dil "(sözlü ve yazılı sözcük ve sembolleri yorumlama, ifade etme ve hatırlama);" kavramsallaştırma" (bilgi ve fikirleri kategoriler hâlinde örgütleme); "akıl yürütme "(bilgilerden sonuçlar çıkarma) ve" karar" almadır. Bu bilişsel süreçler iç içe geçmiştir ve birbiriyle kesişir. MESLEKİ İLİŞKİNİN ÖZELLİKLERİ 1. Mesleki ilişki belli bir süre devam eder. 2. Sosyal hizmet uzmanına belli sorumluluklar yükler. 3. Mesleki ilişkinin belli bir amacı vardır. 4. Uygulamada, mesleki ilişki çerçevesinde bazı yetkilerin kullanımı söz konusudur: Bu yetki iki kaynağa dayanır. Bunlardan ilki uzmana mesleğini uygularken belli teknik ve becerileri kullanabilmesi için ona mesleki eğitiminin sağladığı yetkidir. İkincisi ise çalıştığı kurumun ona tanıdığı temsil yetkisi ile kurum hizmet ve olanaklarından başvuru sahiplerini yararlandırma yetkisidir. 5. Mesleki ilişki sorun çözücü, tedavi edicidir. Mesleki ilişkide var olan temel unsurlar: 1. Başkalarına ilgi gösterme 2. Anlaşma 3. Kabul ve beklenti 4. Empati 5. Otorite ve güç 6. İçtenlik ve açıksözlülüktür.
Sosyal hizmet uzmanının mesleki ilişki sırasında göz önünde tutması gereken bazı ilkeler : 1. Bireysellik ilkesi 2. Duyguların anlamı biçimde iletilmesi ilkesi 3. Kabul etme ilkesidir. yardım edici özelliği ile sosyal hizmet uzmanına bakacak olursak: >> O anda yaşadıklarını doğrudan karşısındaki kimseye ifade edebilme >> Bu mesajları çarpıtmadan iletebilme >> Başkalarının mesajlarını çarpıtmadan dinleyebilme >> Mesajını iletme süreci içinde gerçek güdüsünün farkında olma ve açığa vurma >> Başkalarıyla iletişiminde spontan ve özgür olma >> Başkalarının gereksinimlerine anında tepkide bulunma >> “Doğru” zamanı bekleme ve “doğru” tepkide bulunmak için kendine zaman tanıma >> Kendisinin “hassas” taraflarını ve içdünyasındaki “şeyler”i genellikle açığa vurma >> “Şimdi ve burada”yı yaşama ve bunu iletme >> Bağımsızlığını arama >> Psikolojik olarak yakın olmaktan hoşlanma >> İletişimlerinde somut olma >> Başkalarına yardım etmeye istekli olma Sosyal hizmetin temel amacı ** İnsanların sorun çözme ve baş etme kapasitelerini geliştirme ** İnsanlara kaynak, hizmet ve şanslar tanıyan sistemler ile insanları bağlantılandırma ** Bu sistemlerin etkili ve insancıl çalışmasını geliştirme ** Sosyal politikanın geliştirilmesine ve ilerlemesine katkıda bulunmadır. Bu amaçlardan hareketle sosyal hizmet mülakatlarının temel amaçları: 1. Bazı mülakatlar bilgi toplama amacını taşımaktadır. 2. Bazı mülakatlar da yardım etme amacını taşımaktadır. Bazı yazarlar ise mülakatları amaçlarına göre 3’e ayırmaktadır. 1. Bilgi toplama 2. Teşhis koyma ve 3. Tedavi etme mülakatlarıdır. Mesleki görüşmelerde gerçekleşmesi beklenen amaçlar, (1) yakın, (2) orta vadeli ve (3) uzak amaçlar üç başlık altında ifade edilebilir. 1. Yakın vadeli amaçlarla, her mülakatın sonunda ulaşılmaya çalışılan sonuçlardır.Mülakatın temel amacının o mülakat sonunda ulaşılmasıdır. >> Sosyal hizmet uzmanı ve müracaatçı arasında güvene dayanan açık bir ilişkinin kurulması, >> Müracaatçının rahatlaması, şikâyet konularının kaybolması, >> Müracaatçının problemi ifadelendirmesi, >> Müracaatçının problem konusunda içgörü kazanması gibi amaçlar yakın vadeli amaçlar olarak sayılabilir. 2. Orta vadeli amaçlara mülakat seansları sonunda ulaşılmaya çalışılır. >> Problemin çözümü >> Müracaatçının kendi gücünü ve olanaklarını daha iyi tanıması, geliştirmesi >> Karar verme becerisi kazanması >> Kendisiyle ilgili alternatifler yaratabilmesi ve bunlar arasından seçim yapabilmesi orta vadede kazanılması gereken amaçlardandır. 3. Uzun vadeli amaçlar, insanlığın genel olarak ulaşması arzulanan amaçlardır. Bunlar: >> Kişisel bütünlüğün sağlanması
>> Varoluşunu sürdürme >> Kendini oluşturma ve kendini gerçekleştirmedir. MESLEKİ İLİŞKiNİN GELİŞMESİNE ENGEL OLAN DURUMLAR Damgalama: “Olumsuzluk içeren bazı ifadelerle karşıdaki kişinin bazı davranışlarını tanımlamaya çalışma, o kişinin bize olan güven duygusunu olumsuz etkiler. Emir Verme: “Yapmalısın, etmelisin” gibi emirlerdir. Bu ifadeler karşımızdaki kişinin duygu, ihtiyaç ve problemlerinin önemsiz olduğunu anlatır. Soru Sorma: Nerede geziyordun? gibi. Karşımızdaki kişide güvensizlik ve şüphe uyandırır. Suçlama: “Hep problem çıkarıyorsunuz!” ifadesi karşıdaki kişinin benlik saygısının aşınmasına neden olur ve karşı eleştiriye sebep olur. Alay Etme: “Bu soruya böyle bir cevabı Einstein bile veremezdi.” gibi cümleleri kullanmadır. Onaylama: Bir davranışı değerinden fazla takdir etme ve abartma, güven duygusunun zedelenmesine yol açar. Kişi bu takdiri hak etmediğini bilir. Reddetme: Bir davranışı değerinden eksik takdir etme veya reddetme, danışanın danışmana olan inancının kaybolmasına yol açar. İsimle Çağırma: Kişiyi gerçek isimi yerine başka bir isimle çağırmadır. Çözüm Odaklı Mülakat :Çözüm odaklı mülakat iki uygulama faaliyetine göre şekillenir. ***İlki müracaatçının referans çerçevesi içerisinde müracaatçı ile birlikte gerçekleştirilen iyi yapılandırılmış amaçların geliştirilmesi faaliyeti, ***ikincisi ise yine müracaatçı ile birlikte geliştirilen istisnai gelişimlerdir. 1)İyi Yapılandırılmış Amaçlar :özellikleri; a) Müracaatçıya göre amaçlar önemlidir. Amaçlar, müracaatçı tarafından ve müracaatçının dilinden belirlenirse iyi yapılandırılmış olur. Ancak bu prensip, müracaatçının güçleri ve baş etme kapasitesinin kendisine ya da başkalarına zarar verme durumu oluştuğu düşünülürse bu ilke gözardı edilir. b) Amaçlar daha küçüktür. Küçük amaçlara ulaşmak büyüklere ulaşmaktan daha kolaydır. Örneğin, “iş başvuru” formunu doldurmak “işe girmekten” daha kolaydır. c) Amaçlar somut, belirli ve davranışsaldır. Önemli ölçüde belirlenmiş amaçlar, sürecin nasıl ilerlediğini anlamada sosyal hizmet uzmanına ve müracaatçıya yardım eder. Bu çerçevede, “bir arkadaşla haftada iki kere yemeğe çıkmak”, “ diğerleri ile daha sık bir araya gelmeye” tercih edilir. d) Amaçlar yokluktan ziyade var olana yönelmiştir. Müracaatçılar kendilerine amaçlarını soran sosyal hizmet uzmanına yaşamlarından çıkartmak istedikleri şeyleri sıklıkla söylerler. “Hayal kırıklığına uğramak” tecrübesini hayatları boyunca yaşamak istemeyeceklerini söylemeleri buna örnek bir ifadedir. e) Müracaatçıların belirledikleri amaçlar “son”lar değil, “başlangıç”lardır.Ancak “başlangıç”larla geliştirdikleri amaçlarının varış noktası güzel sonuçlardır. (örn :iyi bir evlilik yapmak) f) Amaçlar, müracaatçının yaşam bağlamı içerisinde gerçekçidir. Bu özellik, genellikle önceki amaçlar yönünde otomatik olarak başarılır. Bununla birlikte sosyal hizmet uzmanı, amaçlar belirsiz olduğunda, müracaatçıya bu belirli amacın onun hayatında niçin önemli olduğunu onun ile birlikte açıklayabilir. g) Amaçlar, müracaatçı tarafından “sıkı çalışmayı” gerektiren şeyler olarak algılanır. Amaç, müracaatçının onurunu korur; çünkü eğer müracaatçı amacı başarırsa, başarı dikkate şayandır. Eğer müracaatçı başaramazsa, bunun anlamı sadece yapılacak işlerin hala var olduğudur. 2)İstisnalar,müracaatçının yaşamında oluşabilecek, fakat oluşmamış durumlardır. Örneğin, bir çift “devamlı kavgadan” dolayı sorunlu ilişkiden şikayet ediyor iseler, çözüm odaklı uygulamacı,
çiftlerden birlikte bulundukları fakat kavga etmedikleri ya da en azından daha az yıkıcı kavga ettikleri zamanları tanımlamalarını ister. Çözüm Odaklı Mülakat Becerileri Çözüm odaklı mülakatı gerçekleştirirken sosyal hizmet uzmanının sahip olması ve uygulaması beklenen bazı beceriler vardır. Bunlar; >> Sosyal hizmet uzmanının sözsüz davranışları >> Tekrar ya da netleştirme soruları sormak >> Açık uçlu soru sormak >> Özetlemek >> Tolere etmek ya da sessiz kalabilmek >> Müracaatçının sözsüz davranışlarını gözlemleyebilmek >> Süreci gözlemlemek >> Kompliman yapmak >> Müracaatçının kabullerini dikkate almak >> Empati >> Odağı müracaatçıya çevirmek >> Farklılıkları ortaya koyabilecek sorular yoluyla çözüm konuşmasını tasarlayabilmek ve uygulayabilmektir. Çözüm Odaklı Mülakat Soruları Mucize Sorusu:Bu soru, müracaatçının ilgisini zorluklardan uzaklaştıracak ve problemin çözüldüğü bir gelecek düşlemesi üzerinde odaklanmak üzere oluşturulmuş bir dizi uydu (satellite) sorusunun başlangıcıdır.Uydu sorularının amacı, müracaatçıya detaylı bir şekilde, mucize olduğunda hayatında nelerin “farklı” olacağını formüle etmesi konusunda yardım etmektir. İstisna Soruları:İstisna soruları, sosyal hizmet uzmanı tarafından, müracaatçının amaçlarına yönelik olarak şu anki ve geçmişteki başarılarını keşfetmek için kullanılır. Bu başarılar, çözüm üretmede kullanılır. Ölçme soruları:Ölçme soruları müracaatçının yaşamının karmaşık özelliklerini daha da somutlaştırmanın akıllıca bir yolu olup hem sosyal hizmet uzmanı hem de müracaatçı için uygundur. Sosyal hizmet uzmanları sıklıkla müracaatçının kendi kendisine 0’dan 10’a kadar numara vermesine dayalı ve müracaatçının belirli bir noktada olduğunu en iyi gösteren formları kullanırlar. Sosyal hizmet uzmanı, genellikle, 10 değerini en pozitif değer olarak alır. Baş etme Soruları:Shu umutsuzluk hisseden, varlıklarının ne kadar berbat olduğunu ve geleceğe ne kadar olumsuz baktıklarını anlatan müracaatçılarla da karşılaşılmaktadır. Zaman zaman bu müracaatçılar, umutsuzluklarını güçlendiren akut krizler yaşarlar, diğer zamanlarda umutsuzluk kendi kendini ifade etmenin ve diğerleri ile ilişkili olmanın biçimi hâline gelir.Bu sorular müracaatçının algılarını kabul eder ve müracaatçının böylesi zor durum ve duygularla nasıl başedebildiğini anlamaya çalışır. Dolaylı Sorular:Dolaylı sorular müracaatçıya başkalarının onun hayatıyla, davranışlarıyla ve gelecekteki değişimi ile ilgili neler hissedebileceklerini ya da söyleyebileceklerini düşündürmeye davet eder.
UNITE 2=MÜLAKATIN AŞAMALARI: BAŞLANGIÇ VE GELİŞME (ORTA) AŞAMASI MÜLAKATIN BAŞLANGIÇ AŞAMASI Mülkatın başlangıç aşamasında yapılacak olan hazırlıklar şu şekildedir: *Müracaatçı hakkında genel bilgileri toplama: Müracaatçı hakkında yapılan psiko-sosyal inceleme
raporu, sosyo-ekonomik ve demografik durumu hakkında bilgi, şu anki sosyal işlevselliği hakkında elde edilen bilgileri tekrar mülakat öncesi gözden geçirme. *Sosyal hizmet uzmanının geçmişi: Sosyal hizmet uzmanının sosyoekonomik ve demografik durumu, mezun olduğu okul, aldığı eğitimler, hizmetiçi eğitimler, etik ve mesleki kurallara uygunluğu, çalıştığı kurumun niteliği vs. *Kurumu seçme ve karar verme süreci: Çeşitli kurum ve kuruluşlar olmasına rağmen müracaatçı ”neden o kurumu” seçmiştir? Bu konuda da hazırlanmak gerekir. Sonuçta kendi kararıyla, doğrudan doğruya ya da durumu fark eden başka kişilerin aracılığıyla sosyal hizmet kurumuna başvuruda bulunur. Bu nedenle de kuruma gelen herkesi başvuran-müracaat sahibi olarak nitelemek doğru olmaz; çünkü bazı başvurular hizmete ihtiyacı olan kimse adına, başkaları tarafından da yapılabilmektedir.Mülakata gelmeden önce müracaatçının önceden yaşadığı olumsuz duygular mülakatı etkileyebilir. Kurumun imajı da bu tür duyguları ve müracaatçının karar verme süreçlerini etkilemektedir. *Mülakata gelme: Müracaatçı mülakata gelirken kendisini zihinsel olarak hazırlamaya başlar. Kurumun işlevleri, sosyal hizmet uzmanının kim olduğu, ona neler söyleceği vs. zihinden geçirmeye başlar. Bu da müracaatçı da gerginlik ve stres yaratır. Sosyal hizmet uzmanının tüm bu etkenleri gözönünde tutmasında yarar vardır. *Sekreterlik hizmetleri ve karşılanma: Müracaatçı sosyal hizmet uzmanının odasına ve görüşmeye girene kadar kurum içinde sekreter, güvenlik hizmetleri ya da danışma masalarına uğrayabilir. Bazen tüm bunlar sinir bozucu deneyimlere neden olabilir. *Bekleme: Müracaatçı kurum içerisinde mülakat sürecine kadar bekleyebilir. Kamu kuruluşlarında uzun kuyruklar, bekleme süresi uzun olabilir, oturduğu sandalyeler rahat değildir çoğu zaman, rahatsızlık verebilir, kalabalık koridorlar vardır, gecikmeler olabilir, randevu sırası kayabilir, sosyal hizmet uzmanı sayısı az olabilir vs. Tüm bunlar müracaatçı için başka gerginlik yaratan konulardandır.Burada sosyal hizmet uzmanının iletişim ve etkileşimsel becerileri devreye girmeli ve müracaatçı ile ilk karşıltığı esnada onu rahatlatmalı; gerginliğini empatik anlayışla karşılamalı ve anlayış sergilemelidir. Burada müracaatçının duygularına saygı duyulmalıdır ve bu ona iletilmelidir ki müracaatçı mülakata başlamadan rahatlamalıdır. Tüm bu süreç mülakatın sağlıklı, amacına uygun şekilde geçmesine yardımcı olacaktır. Sosyal Hizmet Uzmanının Hazırlanması Fiziki düzenlenmenin yapılması: Fiziksel çevre, başarılı bir müakat için oldukça önemlidir. Mülakata başlamadan önce aşağıdaki hususları Sosyal hizmet uzmanının gözden geçirmesinde yarar vardır. Bunlar: -Gürültü var mı yok mu? Sağlıklı bir mülakat için sessiz bir ortamın olması gerekir. -Sandalye rahat mı? -Isınma sorunu var mı? -Oda görüşme yapmak için uygun mu, kesintiler olabilir mi? -Telefon vs bağlanması engellendi mi? -Oda müracaatçının ilgisini dağıtmayacak şekilde düzenlendi mi? Masa üzerinde müracaatçının ilgini çekecek gazete, dergi, evrak vs var mı? -Oda aydınlık ya da karanlık mı? Oturma düzeninde dikkat edilmesi gereken en önemli husus, sosyal hizmet uzmanının müracaatçıyı gözlemleyebileceği bir mekân ve alan yaratmasıdır. Mülakat için fiziksel gizlilik ve düzenleme kadar pskolojik gizlilik ve düzenleme de gerekir. Sosyal hizmet uzmanı öfkeli müracaatçılar için kendisini
koruyacak bir fiziki düzenleme de yapmalıdır. Müracaatçının çocukları varsa ona göre bir düzenleme de yapılmalıdır. ****Çocuklar için ayrı uygun bir ortam sağlanmalıdır. Görüşme yerinin her zaman yukarıdaki niteliklere sahip olması olanaklı değildir. Bu durumda, koşullara göre, örneğin hastanede, birkaç kişinin yattığı bir koğuştaki hasta ile görüşmek gerektiğinde, diğer hastaların odada bulunmadıkları bir zamanı seçmek, hastanın sağlık durumu uygun ise izin alarak hemşire, asistan, doktor odasında görüşme yapmak, hastayı tekerlekli sandalye ile görüşme yerine götürmek, kapıya “meşgul” levhası asmak, bir süre odaya girilmemesini ilgililerden talep etmek vb. gibi yollara başvurulabilir. Mülakat yapılan yer- Ev mülakatları: Bazı müracaatçılar için ise ev mülakatlarının yapılması gerekmektedir. Örneğin koruyucu aile olmak isteyen ailenin incelenmesi, taburcu olmuş bir hastanın izlenmesi gibi durumlarda ev ziyaretleri ile mülakatlar gerçekleşebilir. Bu durumlarda evdeki görüşemelerin de sağlıklı olmasına dikkat etmek gerekir.Ev mülakatları iyi düzenleme ister. Evde yapılacak olan mülakat için mutlaka müracaatçı ile önceden bildirmek gerekir. Ziyaretin saati, günü önceden müracaatçı ile paylaşılmalıdır. Ev ödevleri: Sosyal hizmet uzmanı müracaatçısına hangi ödevler vereceği konusunda hazırlık yapmalıdır. Müracaatçı ile ilgili bilgiler toplamalı ve mülakat öncesinde okumalı ya da gözden geçirmelidir. Çünkü mülakat sadece fiziksel olarak hazırlanmak değil sosyal hizmet uzmanının kişisel ve profesyonel ve de zihinsel olarak kendini hazırlamasını gerektirir. Müracaatçı hakkında aklında tutması gereken bilgileri not alabilir ve hatırma notu olarak masasında bulundurabilir. Örneğin evli ve 3 çocuklu ve bir çocuk engelli gibi. Sosyal hizmet uzmanının bilişsel harita için kendisini hazırlaması: Sosyal hizmet uzmanı ne tür bilgiler alacağını, toplayacağını bilmelidir ve bu bilgileri ne amaçla kullanacak buna da karar vermiş olmalıdır. Zaten müracaatçı psikolojik olarak yorgun ve gergin gelecekir mülakatlara çoğu zaman; her bilgiyi toplayarak müracaatçıyı ektsradan yormak doğru olmayacaktır. Bilgi işlevsel olmalıdır. Ne kadar çok şey bilinirse o kadar da sorumluluk gerekir. Sosyal hizmet uzmanı bunu unutmamalıdır. Sosyal hizmet uzmanının kendisini mülakata başlamadan önce bilişsel anlamda hazırlanması ve bilişsel haritasını yapılandırmasında yarar olacaktır. Sosyal hizmet uzmanı mülakat sürecinin nasıl olacağı konusunda rehber hazırlamalıdır. Mülakat ile neyi getirmek istediği hakkında açık fikri olmalıdır. Mülakatın amacı açık seçik olmali müracaatçı da bunu anlamalıdır. Sosyal hizmet uzmanının amacı, müracaatçının amacı ve her iki amacın nasıl gerçekleşeceğine dair sosyal hizmet uzmanı hazırlık yapmalıdır ve mülakata dair bir çerçevesi olmalıdır. Bu çerçevede olması gerekenler: -Hangi sorular sorulacak? -Nasıl sorulacak? -Hangi içerik kullanacak? -İçeriğin sırası nasıl olacak? Rol imajı: Sosyal hizmet uzmanının müracaatçıya ilişkin rol imajı oldukça önemllidir. Bunu belirleyen en önemli etken sosyal hizmet uzmanının görev yaptığı kurumun niteliğidir. Örneğin cezaevinde görev yapan bir sosyal hizmet uzmanı müracaatçıyı kaba, kötü ve suç işlemiş biri olarak ele alabilir. Burada sosyal hizmet uzmanının damgalamalardan uzak bir şekilde mesleki etik ilke ve değerlerle müracaatçıyı ele almadır ve profesyonel bir ilişki geliştirmesi beklenir. Her mülakat zor olabilir. Sosyal hizmet uzmanı açısından “oynanırken yazılan bir oyunun ögesi” olması istenebilir. Bu nedenle sosyal hizmet uzmanının yeterli derece hazırlık yapması gerekir. Bu hazırlık müracaatçının kaygısını azaltmaya, gerginliğini ortadan kaldırmaya, sosyal hizmet uzmanı ve müracaatçı arasında sağlıklı mesleki ilişki geliştirmeye yaracaktır. Müracaatçı mülakata ne kadar
az stresli girerse mülakat amacına o denli ulaşmış olur. Mülakat bekleme odasından mülakat yapılan yere kadar geçen bir yolculuktur bir anlamda.
Sosyal hizmet uzmanının mülakata başlamadan önce: -İyi bir gözlemci olması -Bekleme odasında veya koridorda da müracaatçıyı gözlemlemesi -Sözsüz iletişim unsurları ile müracaatçıyı ele alması, giyim, alışkanlıklar, beden duruşu, gözler ve bakış gibi - Müracaatçıya nasıl hitap edeceğine karar vermesi, ne çok resmî ne de informel bir hitap olmamalı; burada yaş önemli bir belirleyicidir; yani çocuk yaşta bir müracaatçıya ismiyle hitap etmek daha olumlu bir ilişki kurulmasına yardımcı olmaktadır. -Tokalaşmaya önem vermesi; çünkü selamlaşmanın sembolik ifadesidir. -Müracaatçının üzerinde manto, kaban, mont vs. varsa çıkarması ve askıya almasına yardımcı olmak, sandalyeye oturmasını beklemek. Sıcak bir şekilde müracaatçıyı karşılamasında yarar olacaktır. Örneğin depresif ya da yas içindeki bir müraccatçıya gülümsemesi ya da 5 yaşında bir çocukla tokalaşması uygun olmayabilir. Sosyal hizmet uzmanı karşılamada “buz kırıcı” olmalıdır. - Görüşmeye vaktinde başlama, görüşme sırasında bireyi dikkatle dinleme, rahat bir biçimde oturmasını sağlama, kendini ifade etmede güçlük çekiyorsa yardımcı olma ve nazik muamele etme gibi hususlar uzmanın onu önemsediğini, ona değer verdiğini, saygı duyduğunu ifade eder ve aralarında iletişim kurulmasını hızlandırır. Sosyal hizmet uzmanı söz ve davranışları ile başvurana “anlattıklarınızla ne demek istediğinizi,yaşadığınız sıkıntıları anlıyorum; sizinle beraberim” mesajını verebilmelidir. Mülakata başlamadan önce örneğin havadan vs. bahsetmek veya genel sohbete girmek uygun olabilir. Müracaatçıya tanıdık gelen konuşmalar sağlanmalıdır. Müracaatçının sosyal kimliği hakkında konuşmak ve buradan müracaatçı kimliğine doğru yavaş, temkinli bir geçiş sağlanmalıdır. Burada müracaatçının rol değişimine geçmesi konusunda ısınma turları yapılır. Çünkü unutulmamalıdır ki müracaatçı için: - Yardım almak kolay değildir. - Bir kimsenin kendisini değişmeye adaması zordur. - Sosyal hizmet uzmanının etkilemesine izin vermek zordur. Yardım etmek bütünlüğü, bağımsızlığı ve saygıyı tehdit edici bir durumdur. -Bir yabancıya güvenmek ve onunla açık olmak kolay değildir. -Bir kimsenin ilk bakışta problemlerini açıkça görmesi kolay değildir. -Bazen problemler çok büyük, çok bunaltıcı veya kolaylıkla paylaşılamayacak kadar özel olarak görünür. Görüşme sırasında kişinin sosyal hizmet uzmanına soracağı örneğin kurum hizmetleri, bunlardan yararlanma koşulları, sorunun çözümü için gerekli olan süre ile ilgili sorulara cevap verilmelidir. Açılış /Başlangıç Soruları=Sosyal hizmet uzmanı ve müracaatçı karşı karşıya gelip de mülakata hazır hâle gelince sosyal hizmet uzmanı açılış soruları ile mülakata yani bir anlamda konuşmaya davete başlamalıdır. •Sizi buraya getiren nedir? •Gelişteki amacın nedir? Buraya gelirken neler hissettin? •Daha önce yaşadığı durumla ilgili neler yaptığı, ne tür çözümler bulmaya çalıştığı vs? •Kurumla ilk temasının nasıl gerçekleştiği? •Bizden ne bekliyorsunuz?
•Bu çalışmadan neler bekliyorsun? tarzında sorular olabilir. Bu aşamada özellikle psikolojik terimlerle konuşmaktan kaçınmakta yarar olacaktır. Sanıldığı kadar anlaşılır olmayacağı gibi müracaatçıyı ürkütebilir de. Bir diğer dikkate alınması gereken husus da karmaşık, kafa karıştıracak çıkarımlar ve yorumlardan kaçınmak gerekir.Tarafların, yani uzman ile başvuranın sorunu çözme amacı doğrultusunda yakınlaşmaları ve birlikte çözüm yolu bulmaları engellenir. Çünkü mesleki ilişki ile sosyal hizmet uzmanı ve müracaatçı ortaklık geliştirecektir, sürece ilişkin karşılıklı rol ve sorumlulukları olacaktır.Başvuranın sorunu, aslında sosyal bir sağlıksızlığın, uyumsuzluğun göstergesidir. Sorun bireyin iç dünyası veya bedensel sağlığı ile ilgili olsa bile, ister istemez ailesi, çevresindeki insanlar, objeler ve kurumlarla arasındaki ilişkilere (ailesi, akrabası, dersleri veya çalışırken kullandığı alet, işi ile ilgili sorumlulukları vb) yansır. Başvuran ile iletişim kurulup sorunlarını tartışmaya hazır olduğu anlaşıldıktan sonra açık uçlu sorularla psiko-sosyal inceleme süreci başlatılmalıdır. Sorular, başvuranın esas sıkıntısının anlaşılmasına imkân veren cevapları alacak biçimde yöneltilmelidir. Bu amaçla aynı konuda birden fazla soru sormak, kişiyi cevap vermeye teşvik etmek ve sözlerinin dikkatle dinlendiği izlenimini vermek için baş eğme, “evet” anlamında göz kırpma gibi mimikler kullanılmalı, arada bir cümle sonları tekrar edilmelidir. Üzerinde durulan konu ile ilgili kısa sorular sormak ve özetler yapmak, başvuranın verdiği bilgilerin iyi anlaşılıp anlaşılmadığından emin olmak açısından gereklidir. Kültürel nedenlerle bilgi vermekte çekingen davranan kişilerin dolaylı yollarla bilgi verebilecekleri unutulmamalıdır. Cevapların içeriği gözden geçirildiğinde hangi ek soruların sorulmasına ihtiyaç olduğu anlaşılmış olur.Sorular genelden başlayıp ayrıntıya inecek biçimde sorulmalıdır. MÜLAKATIN GELİŞME (ORTA) AŞAMASI Bu aşama keşfetme aşaması olarak da adlandırılmaktadır. Mülakatın ana aşaması olarak ele alınır ve mülakatlarda zaman en çok bu aşamada harcanır.Sosyal hizmet uzmanı bu aşamada aşağıdaki işlevlerden sorumludur: -Müracaatçı hakkında psiko-sosyal inceleme yapar. -Müracaatçıya gerekli olan bilgileri paylaşır. -Sorunun keşfi sağlanır. -Müracaatçı hakkında açıklamalar veya değerlendirme yapılır. -Gerekirse birlikte kararlar alınır. - Müracaatçının sorununa dair çözümler ya da tedavi için yardımcı olunur. -Müracaatçının endişesi azaltımaya çalışılır. -Müracaatçının sorun çözme becerilerini kullanmasına olanak verilir. -Müracaatçının sorununu gerçek yönleriyle görmesine ve yeni sorun çözme stratejileri geliştirmesine yardım edilir. -Müracaatçıya sorununu çözmede başarılı olacağı konusunda cesaret verilir. -Bireysel ve çevresel olanaklara dikkatini çekilir. -Yalnızlık, çaresizlik duygusu giderilir. OLUMLU İLİŞKİNİN UNSURLARI Empati=Sosyal hizmet uzmanın bir müracaatçının duygu ve öznel tecrübelerini doğru bir biçimde algılama ve müracaatçı için ne anlama geldiklerini kavrama kapasitesini göstermektedir. Empati bazen müracaatçının gözlüklerini takmak, duygularını hissetmek ve olan biteni onun gözleriyle görmek olarak tanımlanmaktadır. Müracaatçının Kişiliğine Saygı Gösterme (Olumlu Kabul)=Müracaatçıya saygı duymayı ve onu olduğu gibi kabul etme: Sosyal hizmet uzmanı müracaatçıyı olumlu ve olumsuz yönleriyle olduğu
gibi görmek ve mesleki açıdan da gerekeni yapmak durumundadır. Müracaatçıyı kabullenen ve ön yargılardan uzak duran sosyal hizmet uzmanı,müracaatçıya kendisi olma ve kendini doğal ve rahat bir şeklide ifade etme olanağı da vermiş olacaktır. Müracaatçıya karşı saygı duyar, soğuk davranmaz, yargılamaz, sadece anlayış gösterir. Müracaatçıya İlgi Göstermek=İlgi gösterme (dikkat etme) karşımızdaki kişi üzerinde odaklanmadır. Müracaatçıya ilgi göstermek müracaatçının başına gelenleri samimi olarak dikkate almak ve bu duyguyu ona iletebilmektir. Yardım ilişkinin temel unsurlarından olan müracaatçıya ilgi göstermek; sorumluluk duygusunu, dikkat ve saygıyı, başka insanlar hakkında bilgiyi ve onların yaşamlarını kolaylaştırmayı da kapsamaktadır. Müracaatçının Kendi Kendine Karar Vermesi (self determinasyon)=Müracaatçı kendi yaşamı hakkında seçenekler oluşturmalı ve bunlar arasından da seçim yapmalıdır. Müracaatçının kendi kendine karar vermesi konusunda müracaatçı cesaretlendirilmeli ve katılımı sağlanmalıdır. Müracaatçınım girişimlerine saygı duyulmalıdır. Sorunun çözümünde tüm mesleki ilişki sürecinde müracaatçı aktif olmalıdır; bu sağlanmalıdır ve birlikte çalışılmalıdır. İçtenlik ve özgünlük=Özellikle tedavi edici mülakatlarda olumlu ilişki için gerekli koşullardandır. İçten davranan sosyal hizmet uzmanları spontan davranışlar ve tepkiler geliştirir. İçten olmak; sözler, duygu ve düşünceler arasındaki tutarlığın da bir göstergesidir. Duygularını inkâr etmez, hatalarını da kabul eder. Gizlilik=Sosyal hizmet uygulama ve hizmetlerinde gizlilik esastır. Bir müracaatçı hakkında sosyal hizmet uzmanı tarafından alınan bilgi ya da gözlemlerin gizli tutulması ve sadece sosyal hizmet uzmanının yasal ya da mesleki olarak kullanabileceğini belirtmesidir. Sosyal hizmet uzmanı müracaatçı ilişkisi çok özel ve kişiseldir. Özetle gizlilik: 1. Müracaatçıdan sadece sorunuyla ve verilecek hizmetlerle ilgili bilgilerin alınması 2. Verilen bilginin yalnızca müracaatçıya hizmetin verilmesinden doğrudan veya dolaylı şekilde sorumlu olan kişilerle paylaşılması 3. Bilgiyi paylaşma konusunda müracaatçıdan izin alınması ve verilecek bilgi sınırları dışına çıkılmaması 4. Dosyada bulunacak bilgilerin neler olacağı ve kimler tarafından nasıl kullanılacağının önceden belli kurallara bağlanması şeklinde sıralanabilir. Bilgilendirilmiş Onay=Bilgilendirilmiş onayın içeriği; bilgilendirilmiş onay süreci, müracaatçı ile yapılan ilk görüşmeden mesleki ilişki sürecinin sonuna kadar devam eder. Bu süreç verilecek bilginin çok fazla olması ile çok az olması arasında bir dengeyi gerektirir. Mesleki ilişkinin niteliğine ilişkin bilgi verme Mesleki ilişki sürecine ilişkin bilgi verme (genel olarak sürecin nasıl işleyeceği, sosyal hizmet uzmanı ve müracaatçının rol ve sorumlulukları vs) Eğer ki özel sektörde ve ücret karşılığında bir mesleki uygulama gerçekleştirmekteyse bunun maliyeti hakkında müracaatçıya bilgi verme Mesleki ilişkiye dair kurallar ve müracaatçı haklarına ilişkin bilgi verme (kayıtlar, oturumlara zamanında gelme, amaç ve hedefleri birlikte planlama vs) Mesleki ilişkideki gizlilik ve bunun sınırları hakkında bilgi verme Sözsüz İletişim Becerileri=Sözsüz davranışlar, genellikle mesajın duygusal boyutunu taşırlar (örneğin, müracaatçının ayağını sallaması, yarım gülümsemesi, ellerini oğuşturması, ellerini göğsünde kavuşturması gibi) ve bu nedenle de iletişim sisteminde daha az kontrol edilebilen ilkel kısmı oluştururlar. Sözsüz davranışlar genellikle pek çok yoruma açıktırlar.
Sorunun Keşfi=Sorun bireyin yaşamında yer alan yaşanmış bir durumdur; değişik ölçülerde fiziksel, ekonomik, ruhsal ve sosyal öğeler içerir. . Burada özellikle sosyal hizmet uzmanı müracaatçısında 4 unsura dikkat etmelidir. Bunlar: 1. Müracaatçının kullandığı kelimeler, 2. Müracaatçının ses tonu; kızgın bir kişi hızlı konuşur, kıyaslama yaparken daha sessizdir ve denetim altına bir ses tonu vardır, kaygılı kişi sık sık kekeler “…sizin de bildiğiniz gibi…” ifadeleri sıklıla kullanır. 3. Müracaatçının yüz ifadesi dikkatle anlaşılmalıdır; öfkeli bir kişi sabitle aynı yere bakar, depresyondaki bir kişinin bakışları aşağıya doğrudur ve durgundur gibi. 4. Sosyal hizmet uzmanının kendi çıkarımları: yorumlama sistemi, mesleki bilgi ve becerisi. Amaç Oluşturma=Müracaatçıda değişimi sağlayarak kendine olan saygısını geliştirmeye ve kendi gücünü ortaya çıkarmasına ve etkili kullanmasına yardım etmektir. İyi belirlenmiş ve ifade edilmiş amaç değişimin düzeyini, koşullarını, miktarını da içinde barındırır.
UNITE 3=MÜLAKATIN SONLANDIRMA AŞAMASI Sosyal hizmet mülakatının son aşaması sonlandırmadır. Sonlandırma aşaması,mülakatın bitiş aşaması olarak adlandırılır.Sosyal hizmette yapılan mülakatların amacı farklı olabilir. Soysal hizmette farklı amaçlar doğrultusunda aşağıdaki mülakat türleri kullanılmaktadır: Bilgi toplama veya sosyal inceleme amacıyla yapılan mülakatlar Bilgi verme amacıyla yapılan mülakatlar Tanı ya da karar verme amacıyla yapılan mülakatlar Tedavi amaçlı yapılan mülakatlar ***Bilgi toplama veya sosyal inceleme amacıyla yapılan mülakatların amacı, sosyal işlevsellik yönünden birey, grup, aile ve toplum hakkında bilgi toplamaktır. Mülakat birey ve aile ile yapılıyorsa, mülakatın amacı doğrultusunda bireyin ve ailenin pskio-sosyal işlevselliği, yaşam döngüsü, çalışma, iş, komşuluk, sosyal destek sistemleri ve ekonomik durumları gibi konularda bilgi toplanır. Bu bilgileri toplamanın amacı, birey veya ailenin problemini veya talebini anlamaya çalışmak ve bu doğrultuda onlara yardımcı olmaktır. Mülakat gruplarla yapılıyorsa grubun amacı, büyüklüğü, hedefleri, üyeleri, üyelerin, kişisel özellikleri vb konularda bilgi toplanır ve bu doğrultuda mülakat sürecinde bir sonlandırma aşaması gerçekleştirilir.
***Bilgi verme Amacı ise, belirlinen bir konuda müracaatçı veya müracaatçı sitemini bilgilendirmektir. ***Tanı veya karar verme mülakatlarının amacı ise, müracaatçıya ve müracaatçı sitemine hizmet ve yadrım sağlamak için uygun tanı koyma ve bu tanı doğrultusunda değerlendirme ve karar vermedir. ***Tedavi amaçlı mülakatların amacı, müracaatçı ve müracaatçı sisteminde ve sosyal durumunda değişmeyi etkilemektir. Terapötik değişiklikler sonucu müracaatçının sosyal işlevselliğinin kazandırılması veya geliştirilmesi hedeflenir. SONLANDIRMA TEKNİKLERİ Sosyal hizmet uzmanı, mülakat boyunca belirlenen süre ve bu sürenin kullanımı konusundan sorumludur ve bunun farkında olmalıdır. Çünkü sosyal hizmet uzmanı, hedeflenen amaca ulaşmak için belirlenen sürede ulaşma konusunda süreyi iyi ayarlamalıdır. Sosyal hizmet uzmanı, sonlandırma aşamasında, bazı geçişleri hızlı ve bazılarına ise daha az zaman harcamalıdır. Eğer süreç beklenden daha hızlı gelişiyorsa, sosyal hizmet uzmanı burada müracaatçının zamanını koruma adına görüşmeyi sonlandırmaya yönelik hazırlık yapmalıdır.Sonlandırma sürecini müracaatçı ile birlikte
kontrol etmenin faydası vardır.Müracaatçının da sosyal hizmet uzmanı gibi görüşme sürecinin sonlandırılması konusunda özgür olduğu belirtilmelidir. ***Sonlandırma için hazırlık yapmada içeriği etkileyen bir başka faktör ise hızlanmadır. Sonlandırmaya doğru duyguların yoğunluğu rahatlıkla gözlenebilir.Sosyal hizmet uzmanı, müracaatçı ile içerik tartışmasına girmemeli; çünkü bu onu yoğun bir şekilde duygulandırabilir. Bu aşamada sosyal hizmet uzmanı müracaatçıyı duygusal yönden rahatlatmalı. Bu durumun aksine:
•Sosyal hizmet uzmanı, bir genç yetişkin ile evlilik planlaması hakkında tartışmaktadır. Evleneceği kadının doğuştan bir genetik anomalisi olduğu ve evlediğinde eğer hamile kalırsa bunun nasıl olacağı konusunda tartışmışlardır. Görüşmenin sonuna doğru sosyal hizmet uzmanı,:“ Diğer bir seçenek çocuk yapmamak, evlenmek ve koca olarak kalmak, fakat çocuksuz ve çocuk olmadan.” der.
•Sürecin tamamlanması istiyorum ve bu son seçeneği tartışırken Ruth için olan seçenekleri tamamlamaya çalışıyorum. Çocuk yapmama konusundaki fikrini ve reaksiyonlarını tartışmak için zamanımızın olmadığını bildiğim hâlde, bu fikri Ruth’a iletmemiz belki de kucağına bırakılmış bir bomba etkisi yarattı. Bu onun yüzündeki ifadede görülüyor ve bu fikrin onu çok sinirlendirdiği anlaşılıyor. Eğer onunla görüşmenin sonuna kadar kalsaydım, bunun bilinçaltıma yerleşip yerleşmeyeceğini merek ederdim. Ancak bununun Ruth’un incinmesi ile ilgisi yok. ***Eğer müracaatçı mülakatın süresinin sınırının farkında değilse veya unuttuysa sosyal hizmet uzmanı bunu nazik bir şekilde ona hatırlatmalı veya uyarmalıdır.Görüşmenin sonlandırılması konusunda sosyal hizmet uzmanı müracaatçıya bazı işaretler vermelidir. Bu işaretler sözel ve sözel olmayan (mimik, jest) şekilde olabilir.Ayrıca sonlandırma ile ilgili olarak bunu dış bir nedene bağlayarak da müracaatçıya gösterebiliriz. Aynı şekilde sosyal hizmet uzmanı, görüşmenin sonlandırılma aşamasına gelindiğini ortaya koyan sözel ve sözel olmayan birtakım hareketleri birlikte de yapabilir. ***Sosyal hizmet uzmanı görüşmeyi aniden ve müracaatçıyı bilgilendirmeden bitirirse, müracaatçı bu durumda kendinin reddildiğini ve sosyal hizmet uzmanının kendisine karşı saygısızca davrandığını, görüşmek istemediğini ve bu nedenle sosyal hizmet uzmanını saygısız biri olarak algılamasına neden olabilir. Bu nedenle sosyal hizmet uzmanı görüşmeyi aniden ve müracaatçıyı bilgilendirmeden sonlandırmamalıdır. ***Sosyal hizmet uzmanının mülakatı sürdürmeye devam etmesi için hangi sebebi olursa olsun, müracaatçının gereksimleri sonlandırma sürecinde etkili olmaktadır.Sosyal hizmet uzmanı mülakatı sonlandırma konusunda kaçamak bir açıklama yapmamalıdır. İiletişime devam etmek istediğine dair bir açıklama yapmasında fayda var.Sosyal hizmet uzmanı ile müracaatçı arasındaki yakınlık, bazen mülakatın sonlandırılması konusundaki müracaatçının direncini kırma konusunda başarı sağlar. Böyle durumlarda müracaatçı ile sosyal hizmet uzmanı arasında güven ilişkisi oluştuğundan sonlandırma daha kolay olabilir. ***Sosyal hizmet uzmanı tüm bu önerileri toleranslı bir şekilde uygulamalı ve müracaatçının bireyselliğini ön planda tutarak hassas, fedakâr ve sağduyulu davranmalıdır. Müracaatçının sonlandırmaya doğru gereksinimlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalıdır. Sosyal hizmet uzmanı, müracaatçının sahip olduğu gereksinimleriyle ilgilenmelidir. Çünkü bu gereksinimler mülakat sürecinde müracaatçıyı dolaylı olarak etkileyebilir. ***Mülakatlar amaca ulaşılması ya da tartışılan konunun bitmesiyle sona erer.Ancak bazı mülakatlarda amaca ulaşmadan süre dolabilir. Bu durumlarda,tamamlanamayan konu bir sonraki
mülakata bırakılmalıdır.Sosyal hizmet uzmanı ve müracaatçı, sonlandırma gerçeğinin farkında olmalaılar ve mülakatın bir şekilde sonlanabileceğini kabullenmelidirler.Sonlandırma aşamasında yeni bir materyal veya tartışılacak yeni bir konu getirilmemelidir. Mülakatın son aşamasında yeni bir materyal veya tartışılacak bir konu getirilecek ise mutlaka bir sonraki mülakata getirilmesi için zaman ve yer ayarlanmalıdr.Mürcaatçının da sosyal hizmet uzmanı gibi mülakatı sonlandırma özgürlüğü vardır. ***Mülakat çok süreli olmaması gerekir. Uzun süren mülakatlar hem sosyal hizmet uzmanını ve hem de müracaatçıyı yorar ve sağlıklı kararlar almalarını güçleştirebilir. Ayrıca sosyal hizmet uzmanın diğer müracaatçılar yapması gereken görüşmeleri de engelleyebilirir, onların ertelenmesine neden olabilir veya sürelerini uzatabilir. ***Sonlandırma aşamasında sosyal hizmet uzmanı mülakatı bitirmek amacıyla bir konuşma yapmalıdır. Bu konuşma mülakatın akışına, müracaatçının durumuna ve ihtiyaçlarına, mülakat sonrası gereken şeylere göre değişebilir. Bu konuşmalar kısa ve doğal olmalı. Ayrılırken, “güle güle,hoşçakalın, tekrar görüşmek üzere” gibi ifadeler kullanılmalıdır. MÜLAKATI YENİDEN GÖZDEN GEÇİRME ve DEĞERLENDİRME Sosyal hizmet uzmanları, müracaatçının sonraki mülakat süreci için salim kafa ile hazırlık yapmalarını ve bunu yapmaları için mülakatlar arasında serbest zamanlarını programını yapmalıdır. Bunun mülakatın başlangıcında yapılmasında fayda vardır. Bu süreçte sosyal hizmet uzmanının sağlıklı bir görüşme değerlendirme yapması için onun da zamana ihtiyacı vardır. ***Sosyal hizmet uzmanı, her mülakatın sonunda, mülakatı yeniden gözden geçirerek değerlendirme yapması önemli ve yararlıdır. Kadushin (1997), sosyal hizmet uzmanının mülakatın yeniden gözden geçirilmesi ve değerlendirilmesi için kendisine aşağıdaki soruları sorması gerektiğini belirtmektedir. Bu sorular: Bu mülakatın amacı ne idi (hem kurum hem de müracaatçı açısından)? Başta saptanan amaç veya amaçlara hangi düzeyde ulaşıldı? Hangi amaçlar gerçekleştirilmedi? Saptanan hedeflere ulaşıldı mı? Saptanan hedeflerden hangisi veya hangilerine ulaşıldı? Hangi müdahaleler başarıyı engelledi? Hangi müdahaleler amaca ulaşmada yardımcı oldu? Mülakat sürecinde zayıf yönlerim hangileriydi? Güçlü yönlerim hangileriydi? Hangi durumlarda duygularım çok olumlu idi? Hangi durumlarda duygularım çok olumsuzdu? Müracaatçıya ilişkin duygularım nelerdir? Ne söyledim ya da ne yaptım? Boyutuna ilişkin duygular nasıl gösterilmiş olabilirdi? Şayet müracaatçıya karşı empatik davrandıysam müracaatçı bunu nasıl algıladı ve bu ilişkin olarak mülakata karşı tepkisi ne oldu? Mülakat ne zaman akıcılık kazanıyordu? Mülakatta ne zaman tutukluk oluyordu? Müracaatçı hangi durumlarda rezistans gösterdi ve direnç noktaları hangileriydi? Müracaatçı hangi durumlarda sinirlendi? Müracaatçı hangi durumlarda sessiz olmayı seçti? Hangi sözlerim veya davranışlarım müracaatçıyı sinirlendirdi ve direnç göstermesine neden oldu? Hangi durumlarda mülakat kesildi, aksadı, sohbete veya tartışmaya dönüştü? Mülakatı profesyonel bir havada sürdürebildim mi?
Mülakat sürecini iyi yönetebildim mi? Gerektiği yerlerde müracaatçıya söz hakkı verdim mi? Müracaatçının kendi problemi veya gereksinimini iyice tanımlamasına fırsat verdim mi? Müracaatçının problem veya gereksinimlerini anlayabilmek için yeterince çaba gösterdim mi? Bu mülakatı başarılı bir şekilde sonlandırabildim mi? Sonlandırma sürecini tekniklerine uygun mu yaptım? Mülakat tek görüşmelik ise müracaatçıyı yeterli düzeyde bilgilendirdim mi? Bu mülakat genel olarak müracaatçıyı memnun etti mi? Müracaatçının bu mülakata ilişkin hayal kırıklıkları varmıydı? Mülakat sürecinde mülakat tekniklerini başarılı bir şekilde uygulayabildim mi? Gerekli yerlerde uygun sorular sorabildim mi? Müracaatçının tanısını başarılı bir şekilde koyabildim mi? Genel olarak bu mülakat bana neler öğretti? Eğer bu mülakatı yeniden tekrar etmem gerekseydi, hangi değişiklikleri yapardım?
Ünite-4= SOSYAL HİZMETTE GÖRÜŞME İLKE VE TEKNİKLERİ Shu,görüşme sürecinin başlangıcından sonuna kadar tutmayı düşündüğü kayıtlar için müracaatçı ile görüşerek ve "ondan izin alarak" bunu yazılı formalara yazabilir veya bilgisayarına kaydedebilir. -----Mülakatta Kayıt Tutma ve Rapor Hazırlamanın Amaçları----- Sosyal hizmet mülakatlarında tutulan yazılı ve görsel kayıt ve raporlar,pratik,idari, öğretim ve araştırma amacıyla kayıt tutulur. >>Pratik Amaçlı Kayıt Tutma ve Rapor Hazırlama=Başlıca işlevi,müracaatçı ve müracaatçı sisteminin durumunu,problemi,problemine ilişkin olarak ne/neler yaptığı ve shu'nun bu sürece ilişkin yardım veya tedavi sorumluluğunu nasıl taşıdığını ve buna nasıl ortaya koyduğunu göstermektir.Sosyal hizmet kurum ve kuruluşlarında tutulan bu kayıt ve raporlar,göreve yeni başlayan shu'lara ve sosyal hizmet stajyer öğrencilerine önemli bir kaynak olur ve önemli bir örnek teşkil eder. >>İdari Amaçlı Kayıt Tutma ve Rapor Hazırlama=Her kurum ve kuruluş için yasal bir zorunluluktur. Kurumlarda shu'lar tarafından hazırlanan raporlar ve istatistikler,idari açıdan performanslarının bir göstergesi olmaktadır,kurumun sonraki dönemler için vermeyi planladığı hizmetler için de bir bilgi kaynağı oluşturmaktadır. Müracaatçılara yardım konusunda ihtiyacın ve önceliklerin saptanması için bir bilgi kaynağıdır.Yetersiz,etkisiz ve kaynak israfına neden olan uygulamaların ve politikaların düzeltilmesinde,kaldırılmasında veya revize edilmesinde önemli bir etkisi vardır. >>Öğretim Amaçlı Kayıt Tutma ve Rapor Hazırlama=Sosyal hizmet öğrencilerinin,rapor yazma ve hazırlama,kayıt tutma ve dosya hazırlama yeteneklerinin gelişmesine yardımcı olur,mülakatın içeriğinde rapora geçirilmesi gereken bilgilerin seçimini yapma,bu bilgileri özetleme ve değerlendirme alışkanlığı kazanmalarına yardımcı olur. >>Araştırma Amaçlı Kayıt Tutma ve Rapor Hazırlama=Müracaatçıların değişen ihtiyaç ve sorunlarının çözümü için farklı çözüm yöntemlerinin geliştirilmesi,yeni hizmet ve kaynakların belirlenmesi ve bu kaynak ve hizmetlerin harekete geçirilmesi kurumun kayıtları üzerinde yapılan araştırmalarla gerçekleşebileceğini belirtmektedir. -----Kayıt Tutma ve Rapor Yazma Teknikleri----- **Müracaatçının dikkatini dağıtmayacak şekilde not alınmalıdır.Eğer shu,başta not almasının bir zorunluluk olduğu müracaatçı ile paylaşırsa görüşme esnasında bu sorun olmayabilir. **Notebook üzerinde harekete hazır bir kalem “Bana dahasını anlat.” olarak sözel olmayan bir mesaj anlamını verir.
**Müracaatçının özel bilgileri olan kimlik bilgileri,telefon numaraları,adres gibi bilgileri mülakatın başlangıç aşamasında not alınmalıdır. **Shu mülakat sürecinde tuttuğu bütün notlar,video,teyp vb. diğer tüm kayıtları inceleyip derledikten sonra bu kayıtları sosyal hizmet mülakat raporları tutma tekniğine uygun bir şeklilde raporlaştırmalıdır. **Shu,öncelikle hangi amaçla rapor yazdığını bilmeli ve raporunu bu amaç ve neden doğrultusunda hazırlaması gerektiğinin bilincinde olmalıdır. **Shu,rapora aktaracağı bilgilerin müracaatçının sorunu ile bağlantılı olmasına dikkat etmelidir. **Shu,hangi raporda hangi bilgilerin yer alması gerektiğini iyi bilmelidir ve bu doğrultuda raporunu hazırlamalıdır. **Shu,hazırladığı raporda rapor türüne ve amacına göre ifadeler kullanmalıdır.Ayrıca mülakat video, teyp vb. bir ses kayıt cihazı ile yapılyorsa,müracaatçı ile ilgili bilgiler,orada anlatıldığı gibi değil,bunu hikâye şeklinde anlatılarak aktarılabilir. **Shu,rapordaki bilgileri başlıklar altında toplayarak kolayca okunmasını sağlayabilir.(kişisel bilgileri, sağlık durumu,fiziksel özellikleri,sorunu,öz geçmişi,tanı, tedavi ve öneriler gibi) Başlıkla içerik uyumlu olmalıdır. **Hazırlanan raporlarda,açık,anlaşılır ve yalın ifadeler kullanılmalıdır.Ancak raporun içeriğinde mesleki bilgileri içeren kavram ve ifadeler ağırlıklı olmalıdır. **Yanlış anlaşılmalara neden olacak ifadelerin kullanılmasından kaçınılmalıdır. **Mülakat raporları,amaç doğrultusunda karar verici olmalı,ikilimlere olanak vermemelidir. **Mülakatın hemen ardından rapor düzenlemelidir. **Raporlar bilgisayar ortamında hazırlanmalıdır. **Mahrem bilgi içeren dosyaların kilitli dolaplarda saklanması,elektronik ortamdaki verilere de erişim yetkisi olmayanların ulaşılmaması sağlanmalıdır. MÜLAKAT SÜRECİ İLE İLGİLİ TUTULAN RAPOR TÜRLERİ Mülakat Raporları 1.Süreç Raporları:Hamilton (1961)’nun belirttiği gibi hikâye şeklinde yazılan süreç raporu,karşılıklı ilişkileri göstermek amacıyla tutulur.Müracaatçı ile shu arasında geçen konuşmalar,müracaatçının fiziksel özellikleri,kişisel bilgileri,davranışları,reaksiyonları, etkileşim süreci,shu'nun sürece katkısı,duygu düşünce,yorum ve değerlendirmeleri ayrıntılı bir şekilde yer alır.Çalışılan kurumun adı,müracaatçının adı,soyadı,mülakat tarihi,shu'ya ait kurum bilgileri,süreç ve planlama yer alır.İlk süreç raporunda bu bilgiler verilir ve sonraki raporlarda bu bilgilerin tekrar edilmesine gerek yoktur. ***Süreç raporları mülakatlarda en fazla tutulan ve detaylı olarak yazılması gereken rapordur. 2.Özet Raporlar:Mülakat sürecinin kısa ve özet olarak anlatıldığı rapor türüdür.Mülakat sürecindeki önemli görülen noktalar ve durumlar hikâye şeklinde yazılarak belli bölümler şeklinde düzenlenerek yazılır. 3.Değerlendirme Raporları:Mülakat raporlarının değerlendirilmesi ve mülakatın özünün belli başlıklarla düzenlerek yazıldığı rapor türüdür.Psiko-sosyal inceleme ve değerlendirme veya sosyal inceleme raporu olarak da adlandırılır.Bu raporlar,inceleme,tanı,tedavi (sosyal hizmet müdahalesi) ve öneri bölümlerinden oluşmaktadır.Bu rapor,müracaatçı hakkında karar verme ve uygulama sürecidir. ***Tanı mülakatın en önemli bölümüdür.
UNITE 5=İLK MÜLAKAT
İLK MÜLAKATIN AMAÇLARI
İlk mülakat sürecinde müracaatçının rahatlatılması,benlik saygısı ve kendine güveninin artırılması beklenir.İlk mülakatın amaçları;
a) problemlerin çeşitli bakış açılarından açık bir şekilde tanımlanması,
b) hizmetin verilmesi sonucunda ulaşılması istenen istendik müracaatçı sonuçlarını çeşitli bakış açılarından açık bir şekilde betimlenmesi,
c) müracaatçının güçlü yönleri, gereksinimleri, sahip olduğu kaynakları ve destek sistemlerinin başlangıç düzeyinde anlaşılması,
d) müracaatçıyla çalışma fikri ve çalışma ilişkisine bir başlangıç şeklinde sıralanabilir.
İLK MÜLAKATTA TEMEL KOŞULLAR/İLİŞKİ DEĞİŞKENLERİ
Gerek olumlu terapötik ilişkide, gerekse olumlu kişilerarası ilişkilerde bulunması gereken temel koşullar; empati, saygı, saydamlık, somutluk, ilişkinin şimdi ve buradalığı (anlık olma), kendini açma (sosyal hizmet uzmanının kendini açığa vurması), yüzleştirmedir.
Yardım ilişkisinde ve tüm profesyonel ilişkilerdeki temel ögeler şunlardır:
a) Bir başkasına ilgi b) Taahhüt ve zorunluluk c) Kabul ve beklenti
d) Empati e) Otorite ve güç f) Samimiyet ve uygunluk
İlk mülakat sürecinde;
a) göz ilişkisinin olup olmaması b) bedenin yönü (ileriye veya geriye dönük olması,
c) bedenin duruşu (direkt veya direkt olmaması) d) mesafenin yakın veya uzak olması,
e) baş ve yüz hareketleri, f) sözel kalite ve kişisel alışkanlıklar önemlıdır.
İLK MÜLAKAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONULAR
İlk mülakatın etkili ve yukarıda belirtilen amaçlara ulaşılabilmesi için dikkat edilmesi gereken bazı konulara aşağıda yer almaktadır:
a) Sessizliğin müracaatçının anksiyetesini arttıracak kadar uzamaması
b) Müracaatçıyı, konuşmaya hazır olmadığı konularda konuşması için zorlamamak
c) Çok fazla konuşarak müracaatçının konuşmasını engellememek
d) Bilgilendirmeye çok fazla ağırlık vererek müracaatçıyı duygularından uzaklaştırmamak
e) Kaygılı olmayan kişiyi kaygı konusunda konuşmaya zorlamamak
f) Müracaatçının kaygılarına, kuşkularına ve güvensizlik duygularına sakin ve kabul edici bir şekilde yaklaşmak, ikna etme telaşına kapılmamak
***İlk mülakatta sosyal hizmet uzmanı tüm dikkatini müracaatçı üzerinde odaklaştırmalı, sonuca ulaşmada acele etmemeli, söylenenleri anlamadığı zaman açıklığa kavuşturmak için soru sormalıdır. Sosyal hizmet uzmanının müracaatçıyı sabır ve anlayışla dinlemesi büyük önem taşımaktadır. Sosyal hizmet uzmanı mülakatın gizlilik ve sınırları hakkında müracaatçıyı bilgilendirmelidir. Son olarak müracaatçı mülakatı kabullenmediği ya da yarıda bırakmak istediği zaman bunun nedenlerini öğrenmelidir.
İLK MÜLAKATA BAŞLAMA BİÇİMİ
İnisiyatifin Müracaatçıdan Gelmesi=Müracaatçının başvurusu, ilk mülakata başlama inisiyatifinin müracaatçıdan gelmesi olarak da adlandırılmaktadır. Başvurunun müracaatçıdan gelmesi
durumunda sosyal hizmet uzmanı müracaatçıyı mülakat odasına davet eder,oturması için yer gösterir. Müracaatçının odaya ve sosyal hizmet uzmanına alışması ve rahatlaması için bir süreye ihtiyaç olabilir. Bu süreden sonra sosyal hizmet uzmanı müracaatçının başvuru nedenini anlamak üzere mülakat sürecini başlatır.
İnisiyatifin Sosyal Hizmet Uzmanından Gelmesi= Mülakat sürecine başlama inisiyatifinin müracaatçıdan değil de sosyal hizmet uzmanından gelmesi durumunda başlangıçta kendisine çok iş düşmektedir.Mülakatı sosyal hizmet uzmanı başlatacağı için daha aktif ve dikkatli olmak zorundadır.İnisiyatifinin sosyal hizmet uzmanından geldiği mülakatlarda sosyal hizmet uzmanının müracaatçı ile karşı karşıya gelmesinden, selamlaşmasından sonra müracaatçı ile neden konuşmak istediğini çok açık, kısa ve tam olarak açıklaması gerekir. Mülakatın tam amacını çok iyi belirtmelidir.
*** İnisiyatifin sosyal hizmet uzmanından geldiği mülakatlarda mülakatın monolog ya da konferans veya her ikisinin bileşimi bir hava içinde geçmesi gibi bir tehlike de vardır. Sosyal hizmet uzmanının bu tehlikeyi ortadan kaldırması için amacını belirttikten sonra bir süre beklemesi uygun olabilir. Müracaatçı sosyal hizmet uzmanının onu dinlemeye hazır ve istekli olduğunu hissettiği takdirde konusunu kolayca anlatabilir. Burada esas olan müracaatçıya rahatlıkla konuşabileceği, kendini ifade edebileceği bir ortam yaratmaktır.
*** Mülakat sürecinde dikkat edilmesi gereken bir diğer konu da mülakat yerinin düzenlenmesi ile ilgilidir. Hastane bağlamında mülakatlar sosyal hizmet bürosu, mülakat odası, toplantı salonu, doktor odası,hasta odası, hastane bahçesi ve koridoru gibi oldukça kötü ve mülakat sürecini olumsuz yönde etkileyen ortamlarda yapılmaktadır. Bu yüzden mülakat yerini düzenlerken rahat, sıcak/serin, sakin, dikkati dağıtmayan, hareketli sandalya veya koltuğun bulunduğu, panonun ve uygun büyüklükte bir masanın yer aldığı bir düzenleme yapılmalıdır.
İLK MÜLAKATIN YAPILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ
ilk mülakat sürecinin değerlendirilmesine katılımlarına ilişkin bir yöntem açıklanmaktadır. Bu yöntemde temel araç İlk Mülakatı Değerlendirme Listesi‘dir. Bu, ilk mülakatların nasıl yapılacağının öğrencilere öğretilmesi için bir yardımcıdır. Değerlendirme işlemleri model olma ve bir örneğin
açıklanması yoluyla uygulama etkinliklerinde nasıl kullanılabileceği gösterilecektir.
Çizelge 1 İlk Mülakat Değerlendirme Listesi
____ Sosyal Aşama (Karşılama ve selamlama)
Problemin belirlenmesi (Buraya ne getirirsin?)
_____ Müracaatçının bakış tarzı
_____ Başkalarının bakış tarzı
İstendik sonuçların/isteklerin belirlenmesi
_____ Müracaatçının bakış tarzı
_____ Başkalarının bakış tarzı
____ Problemin tarihçesi
____ Problemin çözümü için yapılan çabalar (kendisi, informel, formel yardım)
____ Profesyonel yardım yaşantısı (Yardımcı veya değil)
Güçlerin belirlenmesi
_____ Müracaatçının bakış tarzı
_____ Sizin bakış tarzınız (Spesifik değerlendirmeniz)
____ Sosyal hizmet uzmanının prognostik belirlemesi
Birlikte çalışmak için ilk karar
_____ Genel Amaç
_____ Oturum sayısı ve amaç
_____ Müdahale sürecinin betimlenmesi
(Müracaatçının rolü ve sosyal hizmet uzmanının rolü)
_____ Temel kurallar (gizlilik, bilgilendirilmiş izin ve diğerleri)
_____ Sonraki oturum (tarih ve zaman)
_____ İş kartı/telefon numarası
________________________________________________________________
Düşük Yüksek Temel Koşullar / İlişki Değişkenleri
1 2 3 4 5 6 7 İlgi
1 2 3 4 5 6 7 Samimiyet
1 2 3 4 5 6 7 Kabul/Sıcaklık
1 2 3 4 5 6 7 Empati
*** Sosyal aşama görüşülen kişinin karşılanması ve merhabayla başlar. Bu aşamada sosyal hizmet uzmanı kendini tanıtır, pozisyonlarını ve kurumunu betimler, mülakatın amacını vurgular, sunulan problemle ilgili bakış açılarını ve hizmetin sonucunda nereye varılacağını belirtir.
***Problemin belirlenmesi müracaatçılardan kendi ifadeleriyle sunulan problemi betimlemeleri istenir. Müracaatçının sorunu ile ilgili endişeleri, duyguları ve ailesinin tutumu nasıldır? Müracaatçıların sosyal hizmet uzmanının kendi bakış tarzıyla ilgilendiklerini bilmesi önemlidir.
***Daha sonra talep edilen şey arzulanan sonuçlar / isteklerin beyan edilmesidir.Probleme ilişkin beyanda olduğu gibi yapılması istenir.
***Problem veya problemlerin geçmişi eğer zaman varsa tartışılmalıdır.Problemler kısa bir süre önce mi ortaya çıktı, yoksa uzun zamandan beri var mıdır?Birleşik mülakatlarda tüm aile bu tartışmaya katılmalıdır. Aile üyeleri arasındaki tartışma desteklenmelidir.
***Problemin çözümü için yapılan girişimler keşfedilmelidir. Müracaatçılar problemi çözmek için son zamanlarda ve geçmişte ne tür girişimlerde bulunmuşlardır? Problemi çözmek için ne tür formel veya informel destek sistemlerini yardım için kullanmışlardır?
***Profesyonel yardım deneyimli diye adlandırılan sosyal hizmet uzmanının müracaatçılarıyla çalışma ilişkisi için potansiyel engelleri tanımlayarak keşfetme konusu özellikle önemlidir. Müracaatçılar ne tür hizmetleri kişisel çalışmacılardan,sosyal hizmet uzmanlarından, psikolojik danışmanlardan, psikologlardan veya psikiyatristlerden almaktadırlar? Bu insanların herbiriyle çalışma sürecinde ne tür anılara sahiptirler?
***Güçlü yönlerin beyan edilmesi müracaatçılardan talep edilmelidir. Neyi iyi yapmaktadırlar? Yaşamlarında neleri tamamlamışlardır? Problemleri ne şekilde çözmektedirler? Müracaatçı hangi yönlerden güçlüdür? Hangi yönlerini beğenmektedir?
***Sosyal hizmet uzmanı prognostik beyan yapmalıdır. Bu genellikle müracaatçının sahip olduğu güçlü yönlerin beyanı ile aktarılabilir.
&-Sosyal hizmet uzmanı ve müracaatçı birlikte çalışmak için hemfikir olmalıdır.
&-İlk mülakatta kurumun politika, işlev, hizmet ve olanaklarının müracaatçının gereksinimlerine yanıt vermediği anlaşılırsa, müracaatçı bir yazı ya da telefonla başka bir kuruma havale edilir.
&-Bazı amaçlar derinlemesine ve ayrıntılı hizmet planını gerektirir.
&-Sosyal hizmet uzmanı değerlendirmenin yapılması sürecini, sosyal hizmet uzmanı rolünü ve müracaatçının rolünü açıklamalıdır.
&-Sosyal hizmet uzmanı gizlilik, gizliliğin sınırları, bilgilendirilmiş izin, gelecek oturum için yer ve zaman belirleme, müracaatçıya sosyal hizmet uzmanına ne zaman ve hangi koşulullarda başvurabileceğini belirten iş kartı ve telefon numarası verme konusunu açıklamalıdır.
İLK MÜLAKAT SÜRECİNDE SOSYAL HİZMET UZMANI –MÜRACAATÇI İLİŞKİSİNİN TEMEL KOŞULLARI
Başarılı bir çalışma ilişkisinin temel koşulları ilgi, samimiyet, kabul/sıcaklık ve empatidir. Araştırma; bu koşulların gerekli olduğunu, ama müracaatçının problem çözme sürecine katılımı için yetersiz olduğunu göstermektedir.
İLK MÜLAKATI UYGULAMA SÜRECİNİ ÖĞRENME
İlk olarak öğrenciler, 15 dakikalık mülakatı yapmak üzere, üçer kişilik gruplar halinde ayrılırlar. Bu grupta rol alanlar müracaatçı, sosyal hizmet uzmanı ve gözlemcidir. İlk mülakatın tüm
aşamalarının 15 dakika içinde etkili bir biçimde tamamlanamamasına rağmen gözlemciler ilk mülakat değerlendirme listesini doldururlar ve temel koşullar için dereceleme yaparlar. Gözlemciler, sosyal hizmet uzmanı rolünü oyanayan kişi ve yöneticiyle ilk mülakat değerlendirme listesinin bir kopyasını verir. Müracaatçı rolünü oynayan öğrenciler ilk mülakatın unsurlarınının tamamlanması ve temel
koşulların derecelemesine ilişkin algılamalarını diğer üyeleri ile paylaşır. Öğrenciler ayrıca gözlemci ve müracaatçıların bakış açıları arasındaki farklılıkları tartışırlar.Daha sonra her bir grup bazı yaşantılarını ve gözlemlerini tüm sınıfla paylaşır.Çeşitli bakış açılarına göre göreceli "doğru" ve oranlama tartışılmaz. Uygulayıcılardan ayrıca en az üç adet ilk mülakat değerlendirme listesini tamamlamaları istenir. Sınıf dışında arkadaşları veya önemli kişilerle yaptığı ilk mülakatlardaki tüm süreci değerlendirir ve puanlar. Bu etkinliğin amacı öğrencilerin kendilerini gözleme becerisinin geliştirilmesinin yanısıra ilk mülakatı yaptıkları zaman onun kiritik unsurlarının farkına varmasına yardımcı olmaktır.
İLK MÜLAKAT DEĞERLENDİRME LİSTESİNİN GÜÇLÜ VE ZAYIF YÖNLERİ
İlk mülakat değerlendirme listesi uygulamayı yürütmeyi veya izlemeyi öğrencilere öğretmek için yapılandırılan herhangi bir formatın sınırlılıkları ile aynı sınırlılıklara sahiptir. Yapılandırılmış mekanizma sosyal hizmet uzmanı ve müracaatçı tarafından kabul edilen amaçlara ulaşmak için bir araç olmaktan çok bir amaç hâline gelebilir. Buna ek olarak, ilk mülakatın değerlendirme listesinde belirtilen kritik unsurların kendisi de sınırlamalardan biri olabilir. Uygulama becerilerinin
unsurlarının işlevsel olarak tanımlanabileceği ve eğer işlevsel olarak tanımlanabilirse, bunların öğretilebilir ve ölçülebilir olduğu düşüncesidir.
Ünite 6=MÜLAKATTA KULLANILAN BAZI TEKNİKLER YÜZLEŞTİRME >Yüzleştirme;müracaatçının kaçındığı bir duygu,düşünce veya davranışlarla karşılaşmasını sağlayan bir tepkidir. >Yüzleştirme tekniğiyle müracaatçının bir çelişkiyi akla uygun hâle getirmeyi yada bahaneyi veya yanlış yorumlamayı anlamasına yardımcı olur. >Yüzleştirme bir cezalandırma olmayıp aksine özen ve katılımın bir şeklidir. >Yüzleştirme cümleleri ben,benim gibi kişisel cümleler kullanılarak yapılır. >İlk oturumda yüzleştirme yapmaktan kaçınılmalıdır. >Davranışsal bir cümle kullanılmalıdır;görünen davranışı betimleyen bir cümle olmalıdır. Duyguları ortaya koyan bir cümle olmalıdır.Müracaatçının anlaşıldığını ileten bir cümle olmalıdır.İçeriğin yansıtılması kullanılabilir. Algı denetimi de yapılmalıdır. >Yüzleştirme için müracaatçı ile belli bir yakınlığın olmasında yarar vardır.(Güven duygusu geliştiği zaman ) ***Shu'lar için yüzleştirmede mesajları iletmek için izlenecek 3 aşama vardır: 1.Vargıları,bu vargıya varılmadan önce bağlı bulundukları bilgiye dayandırın.Bilgi genellikle gözlenen davranışlardan çıkarsanır. 2.Gözlemler ve sonuçlar arasındaki farkı ayırt edin ve bu farkı müracaatçıya sözel olarak iletin.Sonuçları belli bir denemeden sonra açıklayın.Sonuçlar bilgilerden elde edilmiş denenmiş durumlar ya da bunlara bağlı kanılardır.Bu nedenle doğru ya da yanlış olma olasılıkları vardır. 3.Yüzleştirme sırasında “ben mesajı” kullanın.Ben mesajı shu'nun çıkarsama ve duygularını kapsar.Örn; “Ali bey, oğlunuzun hukukçu olmak yerine eğitimci olması fikrini kabul edebileceğinizi anlıyorum.Ancak aynı zamanda bu kararın sizin için oldukça üzücü olduğunu da seziyorum.” (ben mesajı) “Ali bey,oğlunuzun kararını kabul edebileceğinizi söylüyorsunuz.Ama bu karar kuşkusuz ki sizin için mutsuz edici bir olay.”(sen mesajı ve altında suçlama yatan bir tepki) ***Ne yüzleştirilmelidir:Çelişkiler,Çarpıklıklar,Oyunlar,hileler ve duman perdesi SOMUTLUK >Müracaatçıyı genel konuşmalar yerine daha somut,kendine özgü duygu,düşünce ve sorunları anlatması için motive etmedir. >Sorunların çözümünde ve davranış değişimi için müracaatçının kendi ifadelerinden yararlanılır.Bu nedenle sorun somut olarak ele alınmalı ve tartışılmalıdır. >Mülakatlarda belirsiz ifadeler açığa çıkarılmalıdır.Örn;Müracaatçı:“Bazen kendimi tuhaf hissediyorum”.(Belirsiz ifade) Müracaatçı:"İyi hissetmiyorum."(Belirsiz duygu) Müracaatçı:"Korkuyorum,çok korkuyorum.Bazen kendimi kaybedip ona zarar vermekten korkuyorum."(Somut duygu) >Shu müracaatçının somut olması için bazen konuyla ilgili spesifik sorular da sorabilir. Ancak bu sorular açık olmalı,çok sık sorulmamalı (mülakat süreci soruşturmaya dönüşmemeli) ve doğru empatiyi içermelidir.En açık bilgileri almayı sağlayan sorular;“niçin ”den çok “ne”,“nasıl” ve “hangi duyguyla” gibi sorulardır.Örn;Shu:"Onu rahatsız edecek ne yaptın?","Senden nasıl intikam aldı?" >Shu müracaatçıya somut olmasını söyler,ama bunu kendisi örneklemez.Örn; Müracaatçı:"İnsanlar hep böyle anlayışsız."Shu:"İnsanların anlayışsızlığından dolayı inciniyorsun."(Duyguya inilmiş ama genel düzeyde bir tepki verilmiştir) veya Müracaatçı:"İnsanlar hep böyle anlayışsız."Shu:"Bunu biraz açıklar mısın? /Bu insanlar kim?/Bir örnek verebilir misin?"
>Bazen de her durumda müracaatçının somut ifadeler,örnekler kullanmasını sağlamak da olabilir.Örn;Müracaatçı:"İnsanlar hep böyle anlayışsız."Shu:"Kendi yaşantından örnek verir misin?" (Somut olması konusunda yardımcı olmuştur.) >Somut olmaya ulaşmanın bir diğer yolu,müracaatçının gevezelik yapmasına izin vermemektir. >Cansıkıcı seanslarda,kaçınılmaz olarak somut olmanın düzeyi de çok düşüktür. >Somut olmak;spesifik deneyim,yaşantılardan ve duygulardan bahsetmektir. BAŞKALARINI ANLAMA >Karşımızdakinin iletişiminde ifade ettiklerini ve etmediklerini doğru anlamak anlamına gelir. >Müracaatçıyı doğru bir şekilde anlamaya çalışmak;algılama,yorumlama ve tepkide bulunma süreçlerini yavaşlatmak demektir. Anlamada 4 aşama vardır: 1.Sözsüz davranışlar listesi:Sözsüz davranışların nasıl ortaya çıktığına dikkat edilir. 2.Betimleyici düzenleme:Duygular yoğun olumsuz,yoğun olumlu,hafif olumsuz ve hafif olumlu olabilir.Müracaatçının genel duygu durumu tanımlanır. 3.Konusal düzenleme:Konulara ilişkin duygular anlaşılır. 4.Anlayışınızı özetleme:Shu müracaatçının anlatmak istediklerinden anladıklarını ona özetler. KENDİNİ AÇMA Shu'nun ve müracaatçının kendisinden söz ettiği tepkilerdir.İki türde yapılabilir: **Kendini katma:Shu'nun müracaatçının davranış,tutum ve sözcüklerine kişisel tepkisidir.“Söylediklerinden/yaptıklarından seninle ilgili olarak .......hissediyorum” şeklinde ifade edilir. **Kendini açığa vurma:İlk defa Jourard tarafından kullanılmıştır.Bir bireyin kendi duygu,düşünce ve gereksinmeleriyle ilgili bildiklerini bir başka bireye sözel olarak aktardığı bir iletişim süreci. Müracaatçının kendini açması kadar shu'nun da ara ara kendini açması önemlidir.Müracaatçı,böylece shu'nun içtenliğini,saydamlığını anlar ve kendini anlatması kolaylaşır.Shu kendisini ne zaman açığa vuracağını bilmelidir ve uygun bir empati ile bunu yapmalıdır.Sık “soru sorma” tekniği yerine daha çok “yansıtma” ve “açığa çıkarma” teknikleri ile müracaatçının kendini açığa vurması sağlanabilir. SAYDAMLIK Saydamlık;şeffaflık ve açıklıktır.Literatüre bakıldığında saydamlığın iki yaşanma biçimi vardır;yaşadığı duyguların farkında olmak,eğer uygunsa yaşadığı duyguları iletmektir. Burada dikkat edilmesi gereken;mesajı alan kişinin uygun olmadığı durumlarda mesajı iletmenin uygun olmayacağıdır.Aksi takdirde bu durum saygısızlık olarak nitelendirilir. -----Saydamlık Tepki Düzeyleri----- 1.Düzey:Shu'nun gerçek duygu ve düşünceleriyle söyledikleri arasında bir çelişki olması durumudur. Örn;Müracaatçı:(Feminist ve her söyleminde vurguluyor)“ Konuşmaya başlamadan önce bir shu olarak senin bu konuda neler düşündüğünü öğrenmek istiyorum.” Shu:“Benim ne düşündüğümü neden merak ediyorsun,feministsen bile bu seni ilgilendirir.” Değerlendirme:Shu'nun tepkisi savunma içerikli,müracaatçısının feminist olmasına ilişkin gerçek duygusunu açıklamaktan çekinmiş.Bir meslek elemanı olarak her zaman duygularını açıklamak zorunda değildir.Ancak yansıtmamak adına bu tür bir tepki vermek yerine müracaatçısına mülakat sürecinde kendi duygularını açıklayarak neden yansıtamayacağını basit bir şekilde ifade edebilir. 2.Düzey:Müracaatçı ie aynı fikirde olunmadığının shu'nun duygu ve tepkilerinde görülmesidir. Örn;Müracaatçı:(Feminist ve her söyleminde vurguluyor)“Konuşmaya başlamadan önce bir shu olarak senin bu konuda neler düşündüğünü öğrenmek istiyorum”. Shu:“Cevaplandırması zor bir soru sordun.Yaşadığımız toplumda yalnız erkek değil,pek çok kişi bu konuda farklı düşünür.Sen bu konuda neler hissediyorsun?” Değerlendirme:Shu'nun yine duygularını açıklamaktan kaçındığı ancak bu defa savunmaya geçmediği bir tepki düzeyi söz konusudur.Bununla birlikte müracaatçıyı ve onun duygularından sözedilmesini odağa almıştır.Unutulmaması gereken bir nokta mülakat sürecinde shu'nun müracaatçıya uygun hâllerde model olması gerektiğidir.
3.Düzey:Shu'nun duygu,düşünce ve davranışlarında müracaatçı ile ortak bakış açısına sahip olması,ancak shu'nun bu ortaklığı belli edecek tepkiler vermemesidir. Örn;Müracaatçı:(Feminist ve her söyleminde vurguluyor)“ Konuşmaya başlamadan önce bir sosyal hizmet uzmanı olarak senin bu konuda neler düşündüğünü öğrenmek istiyorum”. Shu:“Öğrenmek istiyorsun,öyle mi?Hımm...” Değerlendirme:Shu tarafından mümkün olan en düşük düzeyde müracaatçının teşvikini sağlamaya yönelik mesleki beceri kullanılmıştır.Böylece her ne kadar shu'nun kendisi de müracaatçı ile ortak duygu,düşünce ve davranışlara sahipse de bu durumu müracaatçıya belli etmemeyi başarabilmiştir. 4.Düzey:Shu'nun tepkileriyle duyguları arasında tutarlılık olmasıdır.Shu olumsuz duygularını dile getirirken ilişkiyi yapıcı kılacak ifadeler kullanması gerekir. Örn;Müracaatçı:(Feminist ve her söyleminde vurguluyor)“ Konuşmaya başlamadan önce bir shu olarak senin bu konuda neler düşündüğünü öğrenmek istiyorum”. Shu:“Tartışmalı ve güç bir konuyu dile getirdin,ancak bu konuda benim düşüncemi bilmek istemen sevindirici.Sözünü ettiğin konu benim de sıkça sorguladığım,ancak henüz bir sonuca varamadığım bir konu.Esas olan herkesin kendince farklı yaklaşımları olduğudur. Sen bu konuyu nasıl yorumluyorsun?” Değerlendirme:Shu'nun verdiği tepki tutarlı bir tepkidir.Sosyal hizmet uzmanı kendi içinde yaşadığı çelişkiyi basitçe ortaya koymuştur.Kendi çelişkisini de içerse bu konudaki düşüncesini müracaatçısıyla paylaşması,shu'nun müracaatçısına yönelik bir saygı göstergesidir. 5.Düzey:Shu'nun ilişkide kendisi olmasıdır. Örn;Müracaatçı:(Feminist ve her söyleminde vurguluyor)“Konuşmaya başlamadan önce bir shuı olarak senin bu konuda neler düşündüğünü öğrenmek istiyorum” Shu:“Feminizm senin de söylediğin gibi hakkında herkesin aynı şeyi düşünmediği konuşulması ve tartışılması zor bir konu.Toplumdan topluma değişse de kadınların görece hayatı erkeklere göre daha zor yaşadıklarını düşünsem de aynı şeyin değişen koşularda erkekler için de geçerli olabileceğini de düşünüyorum.Doğrusunu istersen tam da bu çelişki noktasında böyle bir konuda herkesin kendi birikimine göre ulaşabileceği farklı sonuçlar olduğunu düşünüyorum”. Değerlendirme:Shu'nun verdiği tepki tam da kendi hissettiği ölçüde doğal ve açık. -----Saydamlık Tepki Çeşitleri----- 1.Shu'nun kendi duygu,yaşantı,ilgi ve tutumlarına ilişkin müracaatçısına bilgi vermesi,kendini açması 2.Shu'nun,şimdi ve burada olan duygusal ve fiziksel tepkilerini paylaşması,ilişkinin şimdi ve buradalığı, 3.Shu'nun kişisel algılamalarını,fikirlerini ve tepkilerini paylaşması,kendini açması 4.Shu'nun o andaki çağrışımlarını,hayallerini paylaşması,ilişkinin şimdi ve buradalığı İLİŞKİNİN ŞİMDİ VE BURADALIĞI Sosyal hizmetin planlı değişim süreci içinde müracaatçıyla shu'nun o andaki etkileşimi, ilişkinin şimdi ve buradalığı olarak adlandırılır. Shu'nun kullanabileceği ifadeler arasında;“Şu anda bana nasıl davrandın?Öfkeli olduğunu söylüyordun,ama neden gülümsüyorsun?Şu anda ne gibi duygular içerisindesin?Şimdi neler yaşıyorsun?” -----İlişkinin Şimdi ve Buradalığı Tepki Düzeyleri----- 1.Düzey:Shu'nun,müracaatçı-uzman ilişkisini ortaya koyan her şeyi inkâr etmesidir. Örn;Müracaatçı:Ağlamaktan gözleri şişmiş bir şekilde ve gergin bir yüz ifadesiyle görüşmeye gelmiş. Shu:“Arkadaşının doğum günü partisi olduğunu söylemiştin,nasıl geçti?” Değerlendirme:Shu müracaatçısının o anki durumuyla hiç ilgisi olmayan bir tepki vermiştir. Shu-müracaatçı ilişkisine zarar verecek niteliktedir. 2.Düzey:Shu'nun müracaatçı-shu ilişkisini oluşturan iletişimin büyük bölümünü inkâr yoluna gitmesidir. Örn;Müracaatçı:Ağlayarak ve ağlamaktan gözleri şişmiş bir şekilde ve gergin bir yüz ifadesiyle görüşmeye gelmiş Shu:“Gözlerin şişmiş,iyi uyuyamadın mı?”
Değerlendirme:Shu müracaatçısının ağladığını fark ettiğine dikkati çekmiş,ancak neden ağladığını anlatmasına fırsat vermeden diğer bir ifadeyle müracaatçısını dinlemeden iletişimi kontrol altına alan bir başka soruyla müracaatçısının oradaki duygusunu konuşmasını engellemiştir. 3.Düzey:Shu'nun müracaatçısıyla arasındaki karşılıklı ilişki biçimini paylaşıma açmasıdır. Örn;Müracaatçı:Ağlayarak ve ağlamaktan gözleri şişmiş bir şekilde ve gergin bir yüz ifadesiyle görüşmeye gelmiş. Shu:“Şu anda üzgün olduğunu görüyorum,neden üzgün olduğun ve ağladığın hakkında konuşabiliriz”. Değerlendirme:Shu müracaatçısının o anda orada yaşadığı duygularına genel olarak değinmiş ve müracaatçısına kendisi de istediği takdirde üzgün olmasının nedenini tartışabilecekleri mesajını vermiştir. 4.Düzey:Shu,müracaatçısının tepkileriyle kendisinin ilişkisini kurma eğilimindedir. Örn;Müracaatçı:Ağlayarak ve ağlamaktan gözleri şişmiş bir şekilde ve gergin bir yüz ifadesiyle görüşmeye gelmiş. Shu:“Üzgünsün,ağlıyorsun,biraz da sinirlisin.Son birkaç görüşmedir aynı durumdasın.Şimdi burada bu duruma ilişkin neler hissediyorsun?” Değerlendirme:Shu müracaatçısına o anda hissettiği duyguları üzerinde yoğunlaşması için fırsat vermiştir. MÜRACAATÇININ MOTİVASYONU Müracaatçının güdülenme kaynakları nelerdir? 1.Müracaatçının hayatında yaşadığı dağınıklık onu shu'dan etkilenmeye açık hâle getirir. 2.Müracaatçı eğer kendisinin gizli konuları ile ilgili olarak çalışıyorsa,görüşme sürecine daha çok katılacaktır. 3.Mesleki görüşme sürecinin gerektirdiği fiziksel ve psikolojik çabalar müracaatçının motivasyonunu etkiler.Eğer,başlangıçta çok fazla görev yüklenmişse, müracaatçı yardım almaktan vazgeçebilir,çok az görev yüklenmişse,bu kez gelişmeyi göremez,o zaman yine sahneyi terketme olasılığı artar. **Yardım ilişkisi;en azından bir kısmı, sosyal hizmet uzmanının müracaatçının daha yapıcı davranış örüntüleri kazanmasına doğru aşamalı olarak basamak basamak yönlendirdiği "biçimlendirme" süreci olarak nitelendirilmektedir.
ÜNİTE 7= SOSYAL HİZMETTE GÖRÜŞME İLKE VE TEKNİKLERİ
EMPATİ:Mülakat sürecine katılanların uyumu ve sosyal mesafenin azalması iyi bir ilişkinin göstergesidir.
EMPATİ TANIMI VE KAPSAMI:Empatik anlayışta uzman, bir müracaatçının iletişimindeki örtük ve gizlenmiş içeriğe de yanıt verir. Uzman, müracaatçının yaşantısının doğasını, bunun müracaatçı için anlamını, duyarlı ve doğru bir biçimde anlar ve müracaatçının dünyasını müracaatçının bakış açısıyla bilişsel ve empatik bir biçimde anlar.Sosyal hizmet uzmanının gösterdiği duygusal empati müracaatçının nasıl hissettiğini yansıtır. Empati ile müracaatçının duyguları ve düşünceleri anlaşılır.Uzmanın tepkileri“Seninle birlikteyim.”mesajını taşır.Empatide müracaatçı için hissetmekten çok müracaatçı ile birlikte hissedilir. Empati “müracaatçının özel dünyasını sanki sizinmiş gibi hissetmenizdir.”Böyle bir durumda uzmanın “sanki”, “mış gibi” özelliğini kaybetmemesi gerekir.Uzmanın müracaatçının durumunu doğru bir biçimde hissettiğini aktarması da gereklidir.Bu aktarımın doğruluğu, müracaatçının “O, olayları tam benim hissettiğim gibi görebiliyor ve hissedebiliyor.”, “Olayları nasıl hissettiğimi değerlendirebiliyor.”, “Söylemeye zorlansam bile ne söylemek istediğimi fark edebiliyor.” ifadelerini kullanması durumunda saptanabilir.
**Empati, yer değiştirme eylemi sonucunda, bir başkasının duygularında yaşanan bilinçli bir farkındalık‘tır. Uzman, müracaatçının “kanalındadır” ve “nereden geldiğini bilir”;bir anlamda uzman “karşıdaki kişinin ayakkabılarını giyer”. Yardım ilişkisinde bu yapılamazsa, yani empati kurulamazsa, açık olunması ve müracaatçıya yardım edebilecek başka birini bulması söylenmelidir.Empati, sadece başkasının duygularını ve tutumlarını doğru bir biçimde algılamak değil, aynı zamanda uzmanda müracaatçının hissettiklerine karşılık gelen duyguları da harekete geçirmektir. Bu, “karşıdakinin gözleriyle görmek” ya da “karşıdakinin kulaklarıyla duymak” değil; aynı zamanda objektifliğini kaybetmeden “karşıdaki kişinin yüreğiyle hissetmek” anlamına gelir.Sosyal hizmet uzmanının duygu düzeyinde olduğu kadar düşünce düzeyinde de iletişim kurması gerekir. Örneğin; aşırı kilolu olması nedeniyle kocasının kendisiyle sürekli dalga geçmesinden şikayetçi olan bir kadına sosyal hizmet uzmanı: “İnciniyorsun, sözleriyle yaralanıyorsun” diyebilir. Yeni başlayan birçok sosyal hizmet uzmanı ve birçok deneyimli sosyal hizmet uzmanı için bu beceriyi geliştirmek ve kullanmak oldukça zorlayıcıdır. Bazı sosyal hizmet uzmanları hiçbir zaman müracaatçılarla bu düzeyde ilişki kuramayabilir; bu becerinin olmayışı, yetersizlik olarak kabul edilir.Empatinin hem bilişsel (düşünmekte olduğun şeyi düşünüyorum) hem de duygusal (hissetmekte olduğun şeyi hissediyorum) boyutu olabilir.Bilişsel olarak sosyal hizmet uzmanı müracaatçının rolünü üstlenir;duygusal olarak duygular bulaşıcıdır.
** “Böyle bir durumda hissettiğim şeyler şunlardır; öyleyse karşımdaki kişinin hissettikleri de öyle olmalıdır.” projeksiyonu empati için tehlikelidir. Sosyal hizmet uzmanları, kendi duyguları ile müracaatçıdan kaynağını alan duyguları birbirinden ayırmak zorundadır.Empatik ifadeler “yürekten gelen” ifadeler olarak da adlandırmaktadır.Ne kadar çok sayıda sosyal hizmet uzmanı empatik ifadeler kullanırsa, o kadar çok sayıda müracaatçı kendisiyle ilgilenilmiş ve o ölçüde anlaşılmış hissedecektir.
EMPATİNİN SINIFLANMASI VE DÜZEYLERİ:Empatik tepki sıralamaları, çeşitli durumlar karşısında verilebilecek empatik tepkilerin en kalitesizden en kaliteliye doğru basamaklar şeklinde sıralamasıyla oluşturulmaktadır. Bu sınıflamalardan biri aşamalı empati sınıflamasıdır ve bu sınıflama onlar, ben ve sen basamaklarından oluşmaktadır. Bu basamakların her biri kendi içerisinde “düşünce” ve “duygu” olmak üzere iki alt basamaktan oluşmaktadır.
-Onlar Basamağı:Bu basamakta tepki veren kişi, karşısındaki kişinin kendisine anlattığı sorun üzerinde düşünmez;kendi duygu ve düşüncelerinden söz etmez. Sorunu dinleyen kişinin,sorun sahibine verdiği geri bildirim, o ortamda bulunmayan üçüncü şahısların (toplumun) görüşlerini dile getirir.Birtakım genellemeler yapar, atasözleri kullanır. Parasını israf ettiği için yakınan bir kişiye "Ayağını yorganına göre uzat." denmesi durumunda “Onlar Basamağı”nda tepki verilmiş olunur.
-Ben Basamağı: Bu basamakta empatik tepki veren kişi, benmerkezcidir.Sorunun sahibini eleştirir, ona akıl verir; bazen de kişiyi kendi sorunlarıyla başbaşa bırakıp kendinden söz etmeye başlar.Empatik tepki veren bir kişi dinlediği sorun karşısında "Üzüldüm, aynı dert bende de var" der ve böylece sorun sahibini sorunuyla yüzüstü bırakıp kendi sorunlarını anlatmaya başlar.Ben basamagı rahatlatabilir oldugu için ben basamağındaki tepkiler onlar basamağındaki tepkilere göre daha kaliteli sayılabilir.
-Sen Basamağı:Bu basamakta empatik tepki veren bir kişi, sorununu ileten kişinin rolüne girer,olaylara o kişinin bakış açısıyla bakar.
Sıralanan üç temel empati basamağını kapsayacak şekilde on alt basamak oluşturulmuştur:
1. Senin problemin karşısında başkaları ne düşünür ne hisseder? Empati kurmaya çalışan kişi birtakım genellemeler yapar. Felsefi görüşlere, atasözlerine başvurabilir.
2.Eleştiri: Dinleyen kişi sorununu anlatan kişiyi kendi görüşleri açısından eleştirir, yargılar.
3. Akıl Verme: Karşısındakine ne yapması gerektiğini söyler.
4. Teşhis:Soruna ya da sorunu anlatan kişiye teşhis koyar.Örneğin; "Bu durumun sebebi toplumsal baskıdır." ya da "sen bunu kendine fazla dert ediyorsun." der.
5. Bende de Var:"Aynı durum benim başımda" diye söze başlar ve kendi sorununu anlatmaya başlar.
6. Benim Duygularım:Duygularını sözle ya da davranışla ifade eder. "Üzüldüm." ya da "Sevindim." der.
7.Destekleme: Karşısındaki kişinin sözlerini tekrarlamadan onu anladığını ve desteklediğini belirtir.
8. Soruna Eğilme: Kendisine anlatılan sorunu irdeler, konuya ilişkin sorular sorar.
9.Tekrarlama: Kendisine iletilen mesajı (sorunu) gerektiğinde mesaj sahibinin kullandığı bazı kelimelere de yer vererek özetler; yani dilediği mesajı kaynağına yansıtmış olur.
10. Derin Duyguları Anlama: Bu basamakta empati kuran kişi kendisini empati kurduğu kişinin yerine koyarak onun tüm duygularını ve onlara eşlik eden düşüncelerini fark eder ve bu durumu ona ifade eder.
**Yukarıdaki basamaklardan 1. basamak, onlar; 2., 3., 4., 5. ve 6. basamaklar ben; 7., 8., 9. ve 10. basamaklar ise sen basamağına karşılık gelmektedir.10.basamak en kaliteli empatik tepkiye karşılık gelmektedir. Gerçek anlamda empati son dört basamakta verilen tepkiler ile sağlanmaktadır.
Empatiye ilişkin bir başka sınıflama başlangıç düzeyde doğru empati ve ileri düzeyde doğru empati şeklindedir. Başlangıç düzeyde doğru empatide sosyal hizmet uzmanı müracaatçının söylediklerinden onun neler hissettiğini ve ne demek istediğini anlayacak şekilde onu dinlediğini gösterecek bir tepkide bulunmalıdır. İleri düzeyde doğru empatide ise sosyal hizmet uzmanı müracaatçının yalnızca söylediklerinden değil aynı zamanda ifade ettiklerinden, verdiği ipuçlarından ve sözel olmayan ifadelerinden anladığını da ona iletmelidir. Başlangıç düzeyde doğru empatinin ileri düzeyde doğru empatiden farklılığı şunlardır:
a) Sosyal hizmet uzmanı müracaatçıya onun bakış açısından bakarak dünyasını anladığını müracaatçıya iletir.
b) Hem duygular hem de bu duyguların altında yatan davranış ve yaşantılarla ilgilenir.
c) Müracaatçının kendisini keşfetme davranışlarının düzeyini arttırmaya,güven ve raportun kurulmasına yardımcı olur.
Mesleğe yeni başlayanlar başlangıç düzeyde doğru empatiyi iletmede (doğru olmama, anlamış gibi davranma, müracaatçının dolanmasına izin verme, erken ileri düzeyde doğru empati, başlangıç
düzeyde doğru empatiyi iletmek için çok fazla zaman harcama, çabucak dalma, müracaatçının düzeyine uygun olmayan bir dili kullanma ve uzatma gibi) bazı problemler yaşayabilirler. Doğru empatik anlayışın "Karşılıklı alıp verebilme" düzeyinde, sosyal hizmet uzmanı müracaatçının farkında olduğu yaşantı ve duygularına ilişkin anlayışını iletmektedir. "Ekleme" düzeyinde ise, sosyal hizmet uzmanı müracaatçının farkında olmadığı ancak örtük bir şekilde ifade etmiş olduğu güdüleri, yaşantıları ve duyguları ile ilgili anlayışını iletir. Bunlardan birincisi "başlangıç düzeyde" doğru empati, diğerini ise "ileri düzeyde" doğru empati olarak adlandırılmaktadır.
SORUN ÇÖZME ve EMPATİ BECERİSİ:Sorun çözme, günlük yaşamda karşılaşılan özgül bir sorun için etkili çözümleri belirleyebilmek ya da keşfedebilmek için birey, çift ya da grup tarafından gerçekleştirilen bilişsel-davranışsal bir işlem olarak tanımlanmaktadır.Karmaşık bir durumla karşılaşan bireyin, bu durumun üstesinden gelip amaca ulaşabilmesi için göstermesi gereken girişim ve ansal bileştirme yeteneği olarak tanımlanan sorun çözme bilinçli, mantıklı, çaba gerektiren ve amaca dönük bir eylemi ima etmektedir.Sorun çözme amaçlarına bağlı olarak, bu işlem sorunsal durumu daha iyiye doğru ve ortaya çıkardığı duygusal baskıyı azaltma - ya da her ikisi – yönünde değişme gerçekleştirir.Sorun “araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem” olarak tanımlanmaktadır.Sorunsal bir durumda talepler çevreden (nesnel görev gereklilikleri) veya bireyin içinden (kişisel bir amaç, gereksinim ve taahhüt) gelebilir. Engeller yenilik,belirsizlik, tahmin edilemezlik, uyaran çatışmaları, performans beceri eksiklikleri ve kaynak yetersizliği olabilir. Kişilerarası bir sorun birbiriyle ilişkide olan iki ya da daha fazla insanın davranışsal talepleri ya da beklentilerindeki çatışmalar olabilir. Bu bağlamda, kişilerarası sorun çözme bir çatışmanın tüm kesimlerin kabul edebileceği ve memnun kalabileceği bir çözümü belirleme ve keşfetmeyi amaçlayan bilişsel-kişilerarası işlemdir. Bu nedenle, bu görüşe göre, kişilerarası sorun çözme çatışmaları veya çelişkileri “kazan-kaybet” yaklaşımı yerine “kazan-kazan” yaklaşımı ile çözme yaklaşımıdır.Sorun çözme, bilişsel, duyuşsal ve davranışsal bir süreçtir. Bu sürecin ilk adımında sorun tanımlanır; ikinci adımda, soruna ilişkin seçenek çözümler üretilir.Üçüncü adımda, her bir seçenek değerlendirilir. Dördüncü adımda en uygun seçeneğe karar verilir ve son olarak karar uygulamaya konur.Sorunun nedenlerinin kavranmasında sorunla ilgili bilgilerin toplanması önemli bir unsurdur. Bu noktada empatinin, kişinin sorunun doğru tanımlamasına yardımcı olacak bir beceri olabileceğine işaret edilmektedir.Empati becerisi gelişmiş birey, iletişime girerken daha az çatışma yaşayacaktır.
EMPATİYİ İLETMEDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR:Empatik anlayışın iletilmesinde sosyal hizmet uzmanı müracaatçının söyledikleri şeylerin önemini anladığını gösterebilmek için özetleme yapabilir,deyimler kullanabilir, başını sallayabilir,sessiz kalabilir ya da ses tonundan yararlanabilir.Empatiyi iletmede kimi sorunlarla da karşılaşılmaktadır;
Doğru Empatiye Erişmede Başarısızlık:Sosyal hizmet uzmanı müracaatçının anlattıkları karşısında tepkisiz kalabilir ve hiç bir şey söylemeyebilir.Böyle bir durumda sosyal hizmet uzmanı sanki müracaatçı tepkide bulunmaya değer hiçbir şey söylememiş gibi davranabilir.Sosyal hizmet uzmanının müracaatçının söylediklerini çarpıtması, müracaatçının duygularını gözardı etmesi empatinin doğru yapılmasını engeller.Tartışılabilir psikodinamik yorumlar da doğru empatiye erişmede başarısızlık nedenleridir.
Yanlış Anlama:Sosyal hizmet uzmanı müracaatçıyı yanlış anladığını müracaatçının duraklaması, konunun etrafında dönüp dolaşması, ana konuya girmemesi, konudan uzaklaşması gibi tepkierle
fark edebilir. Bazen müracaatçı sosyal hizmet uzmanına açıkça "Benim demek istediğim pek bu değildi."diyebilir. Sosyal hizmet uzmanının yanlışlık yapmaması için müracaatçının ortaya koyduğu ipuçlarına bakmalıdır. Ayrıca müracaatçının vereceği tepkilerden yanlış anladığını fark etmeli, doğru anlamayı öğrenmeli ve hemen geri dönüş yaparak kaldığı yerden devam edebilmelidir.
Anlamış İzlenimini Verme:Müracaatçının karmakarışık olması, dikkatinin dağınık olması, yoğun bir duygusal durum yaşaması durumunda müracaatçı söylemek istediklerini açıkça dile getiremeyebilir. Bazen sosyal hizmet uzmanının da dikkati dağılabilir ve müracaatçıyı aktif bir şekilde dinleyemeyebilir. Böyle durumlarda sosyal hizmet uzmanı anlamış izlenimini vermeye çalışmamalıdır. Sosyal hizmet uzmanının anlamış izlenimini vermesi sahtekarlık olarak değerlendirilebilir.Kaçırdığını itiraf etmek, "Hmm" ve "Anladım." gibi klişe ifadelerden çok daha yerindedir.
Papağan Gibi Tekrarlama: Sosyal hizmet uzmanının mülakat sürecinde mekanik olmaması gerekir. Sosyal hizmet uzmanı müracaatçının söylediklerini aynen tekrar ederse bu durum empatiyi kötü bir şekilde kullanmış demektir. Mülakat sürecinde yetkin bir sosyal hizmet uzmanı, her zaman müracaatçının söylediklerinin özünde ne olduğuna bakar, bu özü bulup çıkarır ve bunu müracaatçıya iletir. Sosyal hizmet uzmanının vereceği empatik tepki,müracaatçının ifade ettiklerinin esasını içerir.
Müracaatçının Gevelemesine İzin Verme:Gevelemek; açık olmayı, odaklaşmayı ve mülakatın yoğunluğunu olumsuz yönde etkiler. Sosyal hizmet uzmanı müracaatçının gevelemelerini "Hmm" gibi baş sallamalarıyla karşılarsa, onun gevelemesini pekiştirir. Sosyal hizmet uzmanı müracaatçıyı önemli bir yerde durdurmaksızın; aklından geçenleri ve söylemek istediklerini unutturmaya yol açmayacak şekilde, ona belli bir sıklıkla tepkide bulunmalıdır.
Aceleci Olma:Müracaatçının bulunduğu yerden başlama, sosyal hizmetin temel ilkelerinden biridir. Müracaatçı hazır olmadan, sosyal hizmet uzmanının vereceği her tepki bu ilkenin zedelenmesine neden olacaktır.Sosyal hizmet uzmanının aceleci olması, müracaatçıya karşı saygının azlığı anlamına gelecektir.Sosyal hizmet uzmanımüracaatçının bulunduğu yeri iyi anlamalı ve anlayışını müracaatçının hızını göz önüne alarak ifade etmelidir.
Aynı Yerde Takılıp Kalma:Bazı sosyal hizmet uzmanları başlangıç düzeyde empati yapma konusunda kendilerini oldukça rahat hissedip ileri düzeyde empati geliştirmeme eğilimi gösterebilirler.Böyle.bir sosyal hizmet uzmanı, artık anlamsızlaşacak şekle gelinceye kadar müracaatçının daha ileri bir şekilde kendini keşfetmesi için onu cesaretlendirir. Bu durum müracaatçıların karşılaştığı sorunların çözümüne katkı vermemekle kalmaz, aynı zamanda mülakat sürecinde "içgörü avcılığı" olarak adlandırılabilecek bir oyuna dönüşebilir.
Empatik Tutum ve Aynı Tonu Yakalayamama:Eğer müracaatçı yaşamındaki çeşitli başarılarını heyecanlı bir şekilde anlatıyorsa; sosyal hizmet uzmanı onun duygularını ve bu duyguların altında yatan yaşantılarını doğru olarak belirlemiş olsa bile, bunu düz ve sönük bir sesle ifade ediyorsa tamamen empatik bir tepkide bulunamayacaktır.
Erken Davranma:Empatiyi iletmede karşılaşılan sorunlardan bir diğeri müracaatçı durakladığında hemen atılarak tepkide bulunma ile ilgilidir. Acele etme ya da erken davranma sosyal hizmet uzmanlarının müracaatçılara verecekleri tepkilerini belirlememeleri durumunda görülebilir. Sosyal
hizmet uzmanlarının erken davranmanın önüne geçebilmek için müracaatçılarının duraklamaları ile ilgili olarak bekleme alıştırması yapmaları iyi bir önlem olabilir. Bekleme sürecinde sosyal hizmet uzmanı “Buradaki duygular neler?”, “Asıl konular ne?” sorularını kendine sormalıdır.
Uygun Dil Kullanamama:Sosyal hizmet uzmanının kullandığı sözcükler, ifadeler müracaatçının gelişimsel özelliklerine uygun olmalıdır.Sosyal hizmet uzmanının seçtiği sözcükler, müracaatçının referans çerçevesini anlama yeteneğini gösterir.Meslekte yeni olan sosyal hizmet uzmanları mülakat sürecinde sınırlı bir dilikullanabilir ve müracaatçıya tepkide bulunurken kalıplara çok sık başvurabilirler.Mülakat sürecinde sosyal hizmet uzmanının "....hissediyorsun, çünkü..."şeklindeki kalıp cümleleri müracaatçının duygularına ve bunun altında yatan yaşantılarına odaklanmayı hatırlattığı için yararlı olabilir.
Uzatma:Sosyal hizmet uzmanıların empatiyi doğru bir şekilde iletebilmeleri için konuyu uzatmamaları gerekir.Sosyal hizmet uzmanı sık sık yalın ve öz tepkilerde bulunmalıdır.Sosyal hizmet uzmanlarının genellikle hemen tepkide bulunmaya çalışmaları,kullanılan ilk cümlelerin yerinde olmadığını düşünmeleri ve uygun bir tepki buluncaya kadar konuşmayı sürdürmeleri uzatma durumunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Uzatma durumunda sosyal hizmet uzmanının tepkisi doğru olsa bile bir işe yarama olasılığı azalmaktadır. Uzatma sonucunda da müracaatçının kafası karışabilir, nerede olduğunu kaybedebilir ve daha ileriye doğru gitmesi güçleşebilir.
Ortak Özellikler:Müracaatçılar ile sosyo-ekonomik düzey, eğitim, kültür, inanç, siyasal görüş ve diğer geçmiş yaşantıları ortak olan bir sosyal hizmet uzmanı, sıralanan özellikler bakımından daha az benzer olan bir sosyal hizmet uzmanına göre müracaatçıları daha iyi anlayabilir.
Duygular ve İçeriğe Tepkide Bulunma:Empatik tepki her ikisini kapsayan tepki biçimi olmakla birlikte bazen bunlardan sadece birine tepkide bulunmak daha önemli olabilir. Sosyal hizmet uzmanlarının temel amacı müracaatçının kendisini daha fazla keşfetmesine yardımcı olabilecek doğru empati tepkisini kullanabilmektir.
Soru Sorma:Empatiyi iletmede karşılaşılan sorunlardan bir diğeri sosyal hizmet uzmanlarının müracaatçıların kendilerini keşfetmeleri için doğru empati yerine soru sormayı tercih etmesi ile ilgilidir. Eğer sorular iyi ve açık uçlu ise, doğru empati için gerekli olan anlayışı sağlayacak bilgiler sağlar.
DOĞRU EMPATİK TEPKİLER VEREBİLME
Sosyal hizmet uzmanının doğru empatik tepkileri verebilmesi için;
a)Müracaatçıdan gelen mesajları fiziksel ve psikolojik olarak dikkatle dinlemesi,
b)Özellikle mesajın özünü veya temelini dinlemesi,
c)Bu öz mesajlara kısa ama orta sıklıkta tepkide bulunması; ancak müracaatçının ilerlemesi için ona yer sağlayabilecek (onun tasdik etmesi,reddetmesi, açıklayabilmesi veya vurguyu değiştirmesi için) şekilde esnek ve geçici olması,
d)Müracaatçıya karşı nazik olması; ancak onun önemli konulardan uzaklaşmasına izin vermemesi,
e)Herhangi birini seçmesi gerekmediği durumlarda, hem duyguya hem de içeriğe tepkide bulunması,
f)Hassas konu ve duyguların ortaya konmasında aşamalı olarak hareket etmesi,
g)Tepkide bulunduktan sonra tepkinin doğruluğunu onaylayacak ya da yalanlayacak ipuçlarına dikkat etmesi,
h)Müracaatçının direnci ve kaygısı ile ilgili işaretlere dikkat etmesi ve bunların kaynağını anlamaya çalışması gereklidir.
Bunun yanı sıra duygusal ve negatif duyguları harekete geçirecek türde bir empati kurulması önerilmemektedir. “Bu sizi gerçekten incitiyor, bu sizin için yaşamınızdaki en cesaret kırıcı şey.”gibi ifadelerin tekrarlanması pozitif değişme yerine,kişinin yaşamındaki çok az yarar sağlayan bölümleri harekete geçirmektedir.Bu gibi durumlarda, bir müracaatçı bir ilişkideki zorlukları ve sıkıntıları açıklarken, empatik ifadelerin kullanılması önerilmektedir:“Şu an seninle onun arasındaki şeylerin pek iyi gitmediğini görebiliyorum” gibi.Bu ifadeden sonra müracaatçının zorluklarla karşılaştığı zaman güçlü yönlerini nasıl harekete geçirdiğini ortaya çıkarmak için çalışılabilir. Sonuç olarak; başkalarıyla empati kuranların onlara yardım etme ihtimali artmaktadır.
EMPATİ ODAKLI SOSYAL HİZMET UYGULAMALARI
Empatik uygulama hem bilişsel hem de duyuşsal işlevlerin etkinliği ile var olmaktadır.Aynı zamanda bilişsel ve duyuşsal anlayışın iletilmesi ile davranışsal boyutu da bulunmaktadır.Sosyal hizmetin, içerdiği bilişsel unsurlar ve dinamiklerle hem bir bilim olduğu; uygulamada hayal gücünün, sezginin ve duyguların varlığıyla hem de bir sanat olduğu ifade edilmektedir.Cinsel suça yönelen çocuklarla yapılan bir sosyal hizmet uygulamasının onların empatik beceri düzeyine etkisi incelenmiştir.Cinsel suça yönelen gençlerle ilgili araştırmaların bu çocuklardaki zayıf empatik ve sosyal becerilere işaret ettiği belirtilmektedir. Empatiye ilişkin çalışmalar, sosyal becerileri yüksek olan kişilerin empatik becerilerindeki yüksekliğine işaret etmektedir.Sosyal hizmet müdahalesi gerçekleştirilirken birey, aile, grup ve toplum düzeyinde iletişim ve etkileşim söz konusudur. Doğal olarak empati,sosyal hizmet uygulamasının bilgi ve beceri gövdesinde yer alır.Etkileşim grubuna katılan cinsel suça yönelen çocukların empatik beceri ölçeği ön test son test puanları arasındaki farkın, etkileşim grubuna katılmayan cinsel suça yönelen çocuklara göre daha yüksek olacağı planlanmıştır.Yapılan uygulamasonrasında deney grubunun empatik beceri ön test puan ortalamasının kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir.Etkileşim grubu sonunda yapılan ölçümler,her iki grubun puanlarında da yükselme olduğunu göstermekle beraber kontrol grubunun puanlarında daha büyük bir artış söz konusudur.Empatik becerilere ilişkin her iki grubun kendi içindeki ön ve son test ölçümleri arasında fark anlamlı bulunmamıştır. Deney grubunun ön test puan ortalamalarının kontrol grubundan yüksek olmasına karşın bu farklılık istatistiksel açıdan anlamlı değildir.
**Aktif dinleme, anlatıdaki anlamları keşfetme, anlatıyı karşı tarafa doğru biçimde yansıtabilme, özgeci bir motivasyona sahip olma ve iletişimde olabildiğince hassas ve duyarlı bir tutum sergilemenin,profesyonelin empatik yeterliliğinin temel belirleyicileri olduğuna işaret edilmektedir. Ayrıca empatiye dayalı bir müracaatçı – sosyal hizmet uzmanı etkileşimi için sosyal hizmet uzmanının kişisel duygu ve düşüncelerini başarılı bir biçimde ayrıştırabilmesi gereklidir.Müracaatçılarla yapılan çalışmalarda empatinin varlığının ya da yokluğunun,diğer
becerilerden ayırmaksızın anlaşılması gereklidir. Müracaatçıların algılamalarına ilişkin olarak kullanılan sözsüz mesajlar, sözel ifadeler empatinin var olduğunu ya da olmadığını gösterir.
**Müracaatçı sosyal hizmet uzmanı etkileşiminin diğer boyutlarında olduğu gibi, empati birçok unsurdan sadece biridir.Müracaatçı sosyal hizmet uzmanı etkileşimi bir “keke” benzetilbilmektedir.Kek pişirildikten sonra, şeker undan ayrılamaz. Ancak kekin lezzeti malzemenin iyi bir karışımına bağlıdır. Aynı şekilde, müracaatçı için etkileşimin lezzeti, büyük ölçüde sosyal hizmet uzmanı tarafından kullanılan becerilerin karışımına bağlıdır.
**Öğrencilerin müracaatçılara empatik anlayış geliştirmelerine olanak sağlayan yaşantılarının çok az olması nedeniyle, müracaatçılarını daha fazla dinlemeleri, sonuca hemen ulaşmamaları (hemen karar vermemeleri), yaptığı çıkarsamaların müracaatçı tarafından düzeltilmesine ve rehberliğine açık olmaları gerekir.


MEVZUAT Unıte 1
DEVLET YÖNETİMİNDE ÜÇ ERK KURAMI
Hukuk yazılı kurallardan oluşur. Bir irade tarafından yazılı olarak deklare edilir.Bu irade monarşilerde şah, padişah ya da kral; teokrasilerde papa ya da halife;otokrasilerde ve oligarşilerde despot bir yönetici; führer ve demokrasilerde cumhurbaşkanı, başbakan ya da başkandır. Devlet yönetimi üç erkten, yani üç güçten oluşur.
1. Yasama erki (legislature) 2. Yürütme erki (executive) 3. Yargı erki (judicial)
Demokratik ülkelerde bu üç erkin biribirinden bağımsız işlemesi önemlidir. Buna güçler ayrılığı denir.
Yasama organı yürütmeden bağımsız hukuk düzenlemelerini yapacak. Yürütme hukuk düzeninin yasama organının çıkardığı mevzuata uygun olarak işlemesini sağlayacak, yasaları uygulamakla sorumlu olacak; yargı erki de anlaşmazlık durumunda kamu ya da özel hukuk demeden tam bir tarafsızlıkla yasaları hakkaniyet ve adelet duygusu içinde uygulayacak. Yargı bağımsızlığı devlet tarafından güvence altına alınır Buna Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde de yer verilmiştir.
Yasama organı, yani meclis=yasaları kaldırma yetkisine sahiptir. Parlamentoyu oluşturan milletvekillerinin çoğunluk iradesine göre yasa yapılır, çıkarılır ve yürürlüğe girer. Türkiye’de
parlamentonun resmi adı Türkiye Büyük Millet Meclisidir. TBMM Türkiye Cumhuriyetinin yasama organıdır. Yetkisini Türk milleti adına kullanır. Başı, TBMM başkanıdır. Üyeleri dört yılda bir yapılan genel seçimle gelmiş milletvekillerinden oluşur. TBMM 550 milletvekilinden oluşur.Savaş ilanına TBMM, yani yasama organı karar verir.
Yürütme organı, Bakanlar Kuruludur. Seçimle iktidara gelmiş parti tarafından oluşturulur.Başı başbakandır. Başbakanı cumhurbaşkanı atar.
Yargı organı, bağımsız mahkemelerdir. Güçler ayrılığı konusunun en temel ve en duyarlı parçasıdır. Yasama ve yürütmenin etkisinde kalmazlar, denetimine girmezler.Resmi ya da özel boyutta insan-insan, insan kurum ya da kuruluş,kurum-kurum, kurum-kuruluş, insan-kamu, kamu-insan, ilişkilerinde ortaya çıkan anlaşmazlıkların çözüm yerleridir. Yürütmeyi denetler.Türkiye’de kolluk güçleri başbakanlık otoritesi altında İçişleri Bakanlığına bağlıdır. Türkiye'de kolluk kuvvetlerini kentlerde polis, kırsalda jandarma, özel durumlar için Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile Kamu Güvenliği Müsteşarlığı, gümrüklerde Gümrük Muhafaza, denizlerde Sahil Güvenlik, ormanlarda Orman Muhafaza'dır.Yargı erkini mahkemeler tek başına temsil etmez. Bir de üst mahkemelervardır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay yine Anayasa'nın yargı bölümünde yer alan özel görevli iki kuruluştur.
***Cumhurbaşkanının görev süresi yedi yıldır.
HUKUKUN ÜÇ TEMEL KAVRAMI
Hukuk, bir toplumda yaşayan tek tek tüm insanların, insanlarla birlikte kurumların, kuruluşların, kamu otoritesinin, yerel yönetimlerin, özel girişimin, ülkede yaşayan yabancıların, azınlıkların, sığınmacıların vb. haklarını belirler ve buna uyulmasını gözetir.Türkçedeki karşılığı tüze demektir.
Hukuk toplumda işleyiş kolaylığı bakımından ikiye ayrılır: Kamu hukuku ile özel hukuk.
Kamu hukuku, devlet ile kamu kurumları ve alt birimleri ile yurttaşların ilişkilerini, ayrıca devlet kurum ve kuruluşları ile diğer devlet kurum ve kuruşları arasındaki tüzel ilişkileri belirler.
Anayasa hukuku, idare hukuku, mali hukuk ve ceza hukuku kamu hukukunun altında yer alır.
Özel hukuk, toplumsal düzenin sağlanması amacıyla kişiler arasındaki ilişkileri düzenler.Medeni hukuk, medeni usul hukuku, borçlar hukuku, ticaret hukuku, icra ve iflas hukuku, devletler özel hukuku, özel hukukun altında yeralır.
YAPTIRIM= hukuk kurallarının uygulanabilmesi, yani hukuk kurallarına uyulmasının sağlanması için yasa koyucu tarafından belirlenmiş cezalardır.Hukuku hukuk yapan yaptırımlarıdır.
MEVZUAT (TÜZEL)= Bir görüşü, bir kararı, bir ilkeyi ortaya koymak anlamındadır.Yasama organı tarafından yazılı olarak konulan ilkeler, kurallardır.
***Tarihte toplum düzenleri ana olarak önce avcılık ve toplayıcılık dönemi, sonra tarım toplumu dönemi ve sonra da sanayi toplumu dönemi olarak sıralanır.Bilindiği gibi ilk yazılı hukuk kuralları M.Ö. 2050 yıllarında Mezopotamya’da Ur Kralı Nammu’nun ve arkasından gelenlerin M.Ö. 1930 ve
M.Ö. 1870 yıllarında yazdıkları yasa kitaplarıdır. Sonra bunlar M.Ö. 1760 yıllarında Babil Kralı Hammurabi tarafından bir sistem içinde geliştirildi, 282 madde olarak taşa yazıldı ve tarihin ilk yasaları olarak bugün Paris Louvre Müzesinde sergilenmektedir.daha sonra 12 levha kuralları önümüze çıkmaktadır.
***Toplumda düzeni sağlayan ve kolaylaştıran üç temel dayanak bulunmaktadır: Adalet duygusu, vicdan ve gelenekler.
MEVZUAT NELERDEN OLUŞUR?
1- ANAYASA= Anayasalar en tepedeki, en genel mevzuattır. Onun altında yeralan tüm mevzuat anayasaya uygun olmak, onunla çelişmemek zorundadır.
2-ULUSLARARASI ANTLAŞMA VE SÖZLEŞME= Uluslararası antlaşma ve sözleşmeler, iç hukuk açısından da bağlayıcıdır ve yasa değerindedir.
3-YASA –KANUN= Yasa belirli bir konuda yasama organı tarafından belirli kurallara göre hazırlanmış yazılı hukuk kurallarıdır.Yasanın geçerlilk kazanması için T.C. Resmi Gazete’ sinde yayınlaması gerekir.
4-KANUN GÜCÜNDE KARARNAME=Acil durumlarda zaman kazanmak için hükumet tarafından hazırlanmış tasarılarının bakanlar kurulunca kabul edilmeleriyle “kanun gücüne eşit bir güçte” yürürlüğe giren kararnamelerdir.Yetkiyi TBMM verir. Kabulü için resmi gazete+meclis de onaylanması gerekir.
5-İÇTİHAT= “Yasada veya örf ve âdet (gelenek ve görenek) hukukunda uygulanacak kuralın açıkça ve tereddütsüz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın veya hukukçunun düşüncelerinden doğan sonuçtur.
6-TÜZÜK(NİZAMNAME)= Bakanlar Kurulu, kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak ve Danıştayın incelenmesinden geçirilmek şartıyla tüzükler çıkarabilir. Tüzükler, cumhurbaşkanınca imzalanır ve kanunlar gibi yayımlanır.Resmi gazetede onaylanır.
7-YÖNETMELİK(TALİMATNAME)= Yazılı hukuk kuralları da denir.Tüzükten sonra yönetmelik gelir. Bunun da eski dilde karşılığı talimatnamedir. 1982 Anayasasında 124. Madde yönetmeliğin ne olduğunu belirlemiştir. Bu maddede, “Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir.” denmektedir. Çıkarılan her yönetmelik T.C. Resmi Gazete’de yayımlanmaz.
8-YÖNERGE(TALİMAT)= Bir örgütte, kurumda, kuruluşta bir yönetim altında çalışanlara belirli bir konuda nasıl çalışmaları, hangi kurallara uymaları gerektiğini madde madde belirten yazılı kurallar bütünüdür.Düzen ve ilkeleri içine alan buyruklar en geniş tanımı olarak karşımıza çıkar.
9-TEBLİĞ(BİLDİRİ)= Tebliğler bir mevzuata dayalı olarak alınmış kararların bildirilmesidir.
10-KARARNAME(KARAR)= Bakanlar Kurulu tarafından alınan yazılı kararlar kararname adını alır. Belli bir işin nasıl yapılacağına dair Bakanlar Kurulunun kararını içeren yazılı metindir. Bunların bir kısmı mevzuat hükmündedir. Örneğin, atama kararnameleri mevzuat kapsamına girmez.
11-GENELGE(TAMİM)= Yasa, tüzük, yönetmelik gibi her türlü mevzuatın uygulanmasında yol göstermek, idarenin gerek görerek kendisinin aldığı bir kararla herhangi bir konuda aydınlatmak, dikkat çekmek üzere ilgililere gönderilen yazıdır.
12-ÖZELGE(MUKTEZA)= “Bir konudaki görüşü ve yapılması gereken uygulamayı bildiren yazı.”dır. Özelge,yurttaşların devlete karşı örneğin vergi gibi yükümlülüklerini yerine getirirken anlayamadıkları, kararsız kaldıkları noktalarda ilgili bakanlığa yazılı olarak başvurmadır. Özelgeler konu hiyerarşisinde mevzuatın en altında yer alan belgelerdir.
***Yasama yasa yapma gücünü, yürütme yasaların uygulanması gücünü, yargı da yargılama gücünü ifade eder. Yasama organı Türkiye’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Yürütme erki Başbakan ve Bakanlar Kurulu tarafından, yargı erki bağımsız mahkemeler eliyle yerine getirilir.
UNITE 2=S.H MEVZUATININ ULUSLARARASI BOYUTU
MEVZUATIN DERLENMESİ: Gerek basılı, gerek elektronik kaynaklarda istenilen tüzel düzenlemeye ulaşmak için çeşitli yollar geliştirilmiştir.Farklı derleme düzenleri vardır. Milli Eğitim Bakanlığı
Mevzuatı, Sağlık Bakanlığı Mevzuatı, SGK Mevzuatı gibi. Mevzuat derlemesi konusunda sizler için bir başka yeni bilgi de şudur: Almanya, sosyal hizmetlerle ilgili mevzuatını, Sosyal Mevzuat
(Sozialgesetzbuch = Sosyal Yasa Kitabı) adı altında 12 cilt içinde toplamıştır.Bu ciltler içeriklerine göre şöyle sıralanmaktadır:
Sosyal Mevzuat Birinci Cilt – Genel Bölümler: Bu ciltte çalışma alanındaki yasalar toplanmıştır. Kaçak işçi çalıştırma ve buna bağlı vergi kaçırma konuları ile ilgili mevzuat.
Sosyal Mevzuat İkinci Cilt - İş Arayanlar İçin Temel Güvence: Bu cildin içeriği birinci cilt ile aynıdır.
Sosyal Mevzuat Üçüncü Cilt – İş Bulma Desteği: Çalışma mevzuatı bu ciltte tamamlanmıştır.
Sosyal Mevzuat Dördüncü Cilt – Sosyal Sigorta İçin Ortak Kurallar: Sosyal Sigorta Mevzuatını içermektedir.
Sosyal Mevzuat Beşinci Cilt – Yasal Hastalık Sigortası: Yasal Emeklilik Sigortasının Mali Temellerinin Güvence Altına Alınması mevzuatını içermektedir.
Sosyal Mevzuat Altıncı Cilt – Yasal Emeklilik Sigortası mevzuatı
Sosyal Mevzuat Yedinci Cilt – Yasal Kaza Sigortası mevzuatı
Sosyal Mevzuat Sekizinci Cilt – Çocuklar ve Gençlere Yardım mevzuatı
Sosyal Mevzuat Dokuzuncu Cilt – Engelli İnsanların Rehabilitasyonu ve Katılımı ile ilgili mevzuat
Sosyal Mevzuat Onuncu Cilt – Sosyal Yönetim Yöntemleri ve Sosyal Veri Koruma mevzuatı
Sosyal Mevzuat Onbirinci Cilt – Sosyal Bakım Sigortası mevzuatı
Sosyal Mevzuat Onikinci Cilt – Sosyal Yardım mevzuatı

ULUSLARARASI MEVZUAT
Uluslararası hukuk kuralları yasa olarak düzenlenmez ve yasa olarak adlandırılmazlar. Daha çok uluslararası antlaşma, sözleşme (protokol), yönerge (direktif, talimat), tüzük ya da yönerge (statü), tavsiye kararları gibi adlarla anılırlar.Bunlar, örneğin, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi gibi genel, Uluslararası Çalışma Örgütü (UÇÖ) Sözleşmeleri gibi sınırlı konularda olabilir.
***Uluslararası antlaşmalar ve sözleşmeler iki farklı çeşitte hazılanabilir ve kabul edilebilir. Bunlardan biri devletler üstü bir örgütün hazırladığı evrensel boyutta bir düzenlemenin çeşitli devletler tarafından kabulü şeklindedir. Diğeri de iki taraflı antlaşmalar olarak iki ülkenin biraraya gelerek imzalaması yoluyla yapılır. Buna ikili antlaşma adı verilir.
***Türkiye’de istediğiniz mevzuata iki türlü ulaşabilirsiniz.
1. Basılı kaynaklarüzerinden 2. Elektronik kaynaklar üzerinden
ULUSAL S.H MEVZUATINA ULASMAK
Türkiye’de “Türk Anayasa Hukukunun Bilgi Kaynakları”, yani Türk Anayasa hukuku belgelerinin tümüne ulaşabilmek için bakılması gereken belirli kaynaklar bulunmaktadır.Resmı kaynaklar sunlardır:
1. Resmî Gazete (1920 yılından beri.) 2. Düstur (1851 yılından beri.)
3. Külliyatlar (Yürürlükteki Kanunlar Külliyatı, Yürürlükteki Bazı Kanunları Mülga (Kaldırılmış)hükümleri Külliyatı, Kanun Hükmünde Kararnameler Külliyatı, Yürürlükteki Tüzükler Külliyatı, Bakanlar Kurulu Kararıyla Yürürlüğe Konulan Yönetmelikler Külliyatı olarak beş farklı külliyat vardır.)
4. TBMM Tutanak Dergisi (1920 yılından beri.)
***Bu kaynaklardan en kapsamlısı Düstur’dur. Düstur TBMM tarafından çıkarılan tüm yazılı hukuk düzenlemelerini içeren kitaplar dizinidir. Türkiye’de istediğiniz basılı mevzuata ulaşmanız için iki tür
basılı kaynak bulunur:
1. Resmi kaynaklar 2. Özel kaynaklar(Şirketlerin konuyla ilgili kitapları,dergileri)
***Sosyal çalışma mevzuatı meslek mevzuatı ile sınırlıdır. O mesleğin ya da o meslek çerçevesinde çalışanların mesleki çalışma çerçevesini çizer, çalışma kurallarını koyar. Ancak sosyal hizmet mevzuatı, yani mesleğin ilgili tüm etkinlik alanlarındaki mevzuat meslek mevzuatına göre doğaldır ki çok daha yaygındır.Çünkü bu çalışma alanı çok geniştir. Bu kapsama örneğin çocuklarla ilgili tüm mevzuat girer. Örneğin; ana sağlığı, gebelik ve doğumla ilgili mevzuat.
ULUSLARARASI S.H MEVZUATI
Sosyal hizmetlerle ilgili uluslararası mevzuat dendiğinde akla sosyal hizmet alanlarını kapsayan konularda yapılmış uluslararası antlaşmalar, sözleşmeler, bildirgeler ya da bildiriler (beyanname) ve kararlar gelir. Bunlara geniş bir bakışla bakarsak, insan hakları, azınlık hakları, sığınmacılarla, vatansızlarla, göçmenlerle ilgili haklar vb. girmektedir. Suçluların iadesi, idam cezasının kaldırılması vb. gibi konular girmektedir.
***Sosyal hizmet alanlarında uluslararası sözleşmeler, antlaşmalar dendiği zaman akla önce Birleşmiş Milletler ve bağlısı devletler üstü kuruluşlar gelir. UNICEF,UNESCO, DSÖ, UÇÖ gibi…
***Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan en yaygın sosyal mevzuat 1948 yılında yayınlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’dir.
***Kadınların tüm dünya toplumlarında daha istenir bir yere gelmesi için onlarla ilgili uluslararası belgeler de vardır: Örneğin; Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiye Edilmesine Dair Sözleşme, Kadınlara Karşı Şiddetin Tasfiye Edilmesine Dair Bildiri.
SONUÇ
***Her ülke bu uluslararası sözleşmelerden kendisine uyanı, benimsediğini alır,imzalar, onaylar. Türkiye’de Bakanlar Kurulu Kararı ve bir yasayla uluslararası antlaşma, sözleşme ya da karar Türkiye tarafından da kabul edilmiş olur.
***Sosyal hizmet kapsamına giren bu üniteye sığmayacak sayıda antlaşma,sözleşme, bildiri, şart, yönerge, tüzük, içtüzükten fikir edinilmesi amacıyla sadece sınırlı örnekler verilmiştir.
***Türkiye’de değil tüm dünyada sosyal hizmet çalışanları için en temel ve en yönlendirici uluslararası belge İnsan Hakları Evrensel Bildirgesidir. Bunun önemi,her ülkede farklı boyutlarda tanınan temel ekonomik, toplumsal, kültürel, medeni ve siyasal haklar ortak kabul edilir değerler durumuna gelmiştir.
ÜNİTE 3- SOSYAL HİZMET MEVZUATI : _AİLE MEVZUATI_
Aile bir toplumsal kurumdur; nitekim modern toplumlarda ailenin oluşması ve sonlanması yazılı akitle düzenlenir. Ailede ortaya çıkan durum ve sorunlarla ilgili oluşturulan yasal düzenlemelerin oluşturduğu mevzuat demetine aile mevzuatı denilmektedir. Türkiye’de aile mevzuatı yönünden 1926 medeni yasasından başlayarak birtakım düzenlemeler geliştirilmiştir. 1982 anayasasında ailenin düzenlenmesi devletin anayasal bir yükümlülüğü olarak belirlenmiş, 1998 yılından itibaren ailenin korunması ve düzenlenmesine yönelik mevzuat giderek gelişmiştir. Ülkemizde aileye ilişkin ilk düzenleme 1926 yılında yapılan ilk medeni kanun ile olmuştur.Daha sonra 1982 anayasası ile ailenin korunması anayasal bir yükümlülük haline gelmiştir. Bu yükümlülüğü takiben 1998 yılından itibaren aile mevzuatı giderek gelişmiştir. Bu bölümde aile mevzuatı aşağıdaki başlıklar temelinde ele alınmıştır:
Cumhuriyeti Anayasası
1926 Türk Medeni Kanunu: •Kanun kabul tarihi: 17.02.1926 --Yürürlüğe giriş tarihi: 04.10.1926
Ülkemizde ilk medeni kanun 1926 tarihinde yapılmıştır. Bu kanun aşağıdaki unsurları hükme bağlamıştır:
dırmak
Kısaca kanun, aile içindeki bireylerin haklarını ve hukuki durumlarını düzenlemiştir. 1926 medeni yasası,günümüz koşulları açısından yetersiz kaldığı için, 2001 yılında kabul edilen 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Türk Medeni Kanunu ile değiştirilmiştir.
T.C. Anayasası: Ülkemizde aile içinde bireylerin haklarının ve çocuğun korunması anayasanın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlıklı üçüncü bölümünün 41.maddesiyle düzenlenmiştir.
Madde 41. Ailenin korunması ve çocuk hakları.
MADDE 41.”Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.”
Anayasanın 41. Maddesinde 2010 yılında çocuk hakları sözleşmesi gereği çocuğun haklarını açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
Anayasa, ailenin önemini vurgularken aşağıdaki noktaları vurgulamaktadır:
n yüksek yararı” diyerek Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesine atıfla aile ile ilgili yasal düzenlemede ve uygulamalarda bu sözleşme bağlamında çocukların haklarının öncelikli olarak korunması.Anayasal düzenleme aileye ilişkin diğer yasal düzenlemelerin de temelini oluşturur.
1998 Ailenin Korunmasına Dair Kanun: •Kanun numarası: 4320 (mülga 20.03.2012) •Kanun kabul tarihi: 14.01.1998 •Resmi gazete tarihi: 17.01.1998
•Resmi gazete sayısı: 23233.
Ailenin korunmasına dair kanunun odak noktası aile içi şiddettir. 1998 yılında 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun kabul edilmiştir. Kanun ile aile içinde şiddete uğrayan kişilerin korunmasına, şiddet uygulayanın evden uzaklaştırılmasına ve kararda belirtilen uzaklaştırma süresi için tedbir nafakası ödemesine ilişkin tedbirler hükme bağlanmıştır.
2001 Türk Medeni Kanunu: •Kanun numarası: 5402 •Kanun kabul tarihi: 22.01.2001 •Resmi gazete tarihi: 08.12.2001 •Resmi gazete sayısı: 24607
Yeni Türk Medeni Kanunu 1 Ocak 2002 de yürüklüğe girmiştir. Yeni medeni kanunla gelen, aileye yönelik değişiklikler :
Evlenme yaşı: Evlenme yaşı yükseltilmiştir. 1926 medeni kanununda evlenme yaşı kadınlar için on dört erkekler için on yedi idi, yeni yasa ile kadın ve erkek farkı olmadan herkesin on yedi yaşını bitirince evlenebilmesi hükmedilmiştir.
Boşanma koşulları:Boşanma nedeni olan “cana kast ve pek fena muamele”ye ilaveten “onur kırıcı davranış” boşanma nedeni sayılmıştır.“terk” nedeninin koşulları değişmiştir.
Boşanma davasının açılabileceği yer: yeni yasadan sonra tarafların son altı ayda oturdukları yerin mahkemesinde açılabilmektedir.
Nafaka:artık her iki taraf da nafaka konusunda eşit addedilmektedir. Yeni yasa uyarınca erkekler de eğer boşanmada kendileri daha çok kusurlu değillerse nafaka talebinde bulunabilmekteler.
Boşanma davası devam ederken ölüm halinde miras:Boşanma davası devam ederken davacı ölür ve sağ kalan davalının mirasçıları davaya devam ederek davalının kusurunu ispat ederlerse davalı davacının mirasçısı olamaz. Eskiden boşanma davası sırasında davacı ölürse dava kendiliğinden düşüyor ve sağ kalan eş evlilik henüz resmen ve kesin olarak sona ermediği için ölenin mirascısı olabiliyordu.
Riyaset:Başkanlık demektir. Eski yasada ailenin reisinin baba olduğu yazılı idi, ancak bu ibare kadın erkek eşitliğine aykırı olduğu için yeni yasada kaldırılmıştır.Oturulacak evin seçiminde, evlilik birliğinin yönetiminde eşlerin beraberce hak sahibi oldukları yasa ile sabittir. Ayrıca eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.
Çalışma ve meslek seçimi:Eski medeni yasada kadınların çalışması kocalarının iznine tabii idi, 1990 yılında iptal edilmiştir.Yeni yasa ise eşlerin çalışma ve meslek seçimini tamamen kendilerine bırakmıştır.
Aile konutu:Aile konutu ile ailenin ikamet ettiği yer hakkındaki tasarruflarda her iki eşin de söz sahibi olması sağlanmıştır.Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur”
Mal rejimi:Boşanma durumunda oluşacak refah paylaşımı da evlenirken düzenlenmekte ve bu
herhangi bir seçim yapmamışlarsa yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılacaklardır. Mal rejimi sözleşmesini üç şekilde yapmak mümkündür:
Babalık soy bağı: Madde 287 “Evlilik içinde doğan çocuğun babası kocadır,ama evlilik içinde ana rahmine düşen çocuğun babasının koca olmadığını davacı ispat etmek zorundadır.” Eskiden, evlilik içinde doğan her çocuk doğrudan babadan sayılıyordu. Yeni yasada açıktır ki evlilik dışında doğan çocuğun annesi onu doğuran kadındır. Baba ile soy bağı ise dört şekilde kurulabilir:
Çocuklu insanlara evlat edinme hakkı
Bekar kişilere evlat edinme hakkı:
30 yaşını doldurmuş bekar kişilere çocuğa bir yıl süreyle bakmış olması koşulu ile evlat edinme hakkı verilmektedir.
Boşanma durumunda velayet: Ana/baba evli değilse çocuğun velisi annesidir.
Miras
2003 Aile Mahkemeleri: •Kanun numarası: 4787 •Kanun kabul tarihi: 09.01.2003 •Resmi gazete tarihi: 18.01.2003 •Resmi gazete sayısı: 24997
Yeni medeni kanunu takiben gelen en önemli gelişme bu yeni yasayı uygulayacak aile mahkemelerinin 2003 yılında 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunla kurulmasıdır.
Aile mahkemeleri, Adalet Bakanlığınca, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak her ilde ve nüfusu yüz binin üzerindeki her ilçede, tek hakimli ve asliye mahkemesi derecesinde olmak üzere kurulmuştur. Aile mahkemesi görev alanına giren konular:
1. Yetişkinler hakkında;
a)Evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri konusunda eşleri uyararak,gerektiğinde uzlaştırmaya
b) Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin gerekli önlemleri almaya
c) Resmi veya özel sağlık veya sosyal hizmet kurumlarına, huzur evlerine veya benzeri yerlere yerleştirmeye
d) Bir meslek edinme kursuna veya uygun görülecek bir eğitim kurumuna vermeye
2. Küçükler hakkında;
a)Bakım ve gözetime yönelik nafaka yükümlülüğü konusunda gerekli önlemleri almaya
b) Bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunan veya manen terk edilmiş halde kalan küçüğü, ana ve babadan alarak bir aile yanına veya resmi ya da özel sağlık kurumuna veya eğitimi güç çocuklara mahsus kuruma yerleştirmeye
c) Çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına ilişkin önlemleri almaya
d) Genel ve katma bütçeli daireler, mahalli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bankalar tarafından kurulmuş teşekkül, müessese veya işletmelere veya benzeri iş yerlerine yahut meslek sahibi birinin yanına yerleştirmeye, karar verebilir.
“ Adalet Bakanlığınca, tercihen; evli ve çocuk sahibi, otuz yaşını doldurmuş ve aile sorunları alanında lisansüstü eğitim yapmış olanlar arasından, birer psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı atanır.
2007 Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun: •Kanun numarası: 5636 •Kanun kabul tarihi: 26.04.2007 •Resmi gazete tarihi: 04.05.2007 •Resmi gazete sayısı: 26512
1998 tarihli Ailenin Korunmasına Dair Kanunun uygulandığı yerler sulh ve asliye hukuk mahkemeleri idi. 2003 yılında aile mahkemelerinin kurulmuştur. 4 Mayıs 2007 tarihinde yürürlüğe giren Ailenin Korunmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla bazı yeni hükümler eklenmiştir. aile bireylerinden birinin aile içi şiddete maruz kaldığını kendilerinin veya Cumhuriyet Başsavcılığının bildirmesi üzerine Aile Mahkemesi Hakimi meselenin mahiyetini göz önünde bulundurarak re'sen aşağıda sayılan tedbirleri veya uygun göreceği benzeri başka tedbirlere de hükmedebilir. Kanunda öngörülen tedbirler şöyledir:
Kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin;
a) Aile bireylerine karşı şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmaması
b) Müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer aile bireylerine tahsisi ile bu bireylerin birlikte ya da ayrı oturmakta olduğu eve veya işyerlerine yaklaşmaması
c) Aile bireylerinin eşyalarına zarar vermemesi
d) Aile bireylerini iletişim araçları ile rahatsız etmemesi
e) Varsa silah veya benzeri araçlarını genel kolluk kuvvetlerine teslim etmesi
f) Alkol veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanılmış olarak şiddet mağdurunun yaşamakta olduğu konuta veya işyerine gelmemesi veya bu yerlerde bu maddeleri kullanmaması
g) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması
Yasa gereği tedbir hükümlerinin uygulanması süre olarak altı ayı geçemez ve aykırı davranılması halinde aykırı davranan eş hakkında tutuklama ve hakkında hapis cezası hükmedilebilir. Yasanın ikinci maddesi uygulamada kolluk kuvvetlerine de sorumluluk yüklemektedir.Koruma kararına aykırı davranan eş veya diğer aile bireyleri hakkında ayrıca üç aydan altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur.
2008 Ailenin Korunmasına Dair Kanunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik: •Resmi gazete tarihi: 01.03.2008 •Resmi gazete sayısı: 26803
Daha once de değindiğimiz gibi ülkemizde kanunların uygulanması genellikle yönetmeliklerce düzenlenir. Ailenin Korunmasına Dair Kanunda 2007 yılındaki değişikliklerle birlikte uygulanması için 2008 yılında bir yönetmelik hazırlanmıştır.
Yönetmeliğin amacı aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinin korunması amacıyla şiddet uygulayan aile bireyleri hakkında alınacak tedbirleri ve bu tedbirlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.Aile içi şiddetle mücadele sadece çekirdek aile bağlamında değil, geniş aile bağlamında mücadele edilen bir olgu olarak tanımlanmıştır. Yönetmelik yasada belirtilen ancak içeriği açıklanmayan bütün tedbirleri detaylandırmaktadır. Örnegin;
Aile mahkemelerinin yetkisinde bulunan aile bireylerine karşı şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmaması tedbiri, Müşterek evin tahsisi ve eve veya iş yerlerine yaklaşmama tedbiri, Eve veya iş yerlerine yaklaşmama tedbiri, Eşyalara zarar vermeme tedbiri, İletişim araçları ile rahatsız etmeme tedbiri, Silah veya benzeri araçların teslimi tedbiri, Alkollü veya uyuşturucu madde kullanarak konuta veya işyerine gelmeme veya bu maddeleri kullanmama tedbiri, Muayene ve tedavi tedbiri.
Kolluğun izleme görevi, koruma kararının verilmesiyle başlar ve uygun görülen karar süresince devam eder. Kolluk kuvvetleri h kimin uygun gördüğü tedbirlerin yerine getirilip getirilmediği kontrol eder ve tutanak tutar. Bu kontrol aile içi şiddete maruz kaldığı için hakkında koruma kararı verilen kişi açısından aşağıdaki unsurları içerir:
a) Bulunduğu konutun haftada bir kez ziyaret edilmesi
b) Birinci derece yakınları ile iletişim kurulması
c) Komşularının bilgisine başvurulması
d) Oturulan yerin muhtarından bilgi alınması
e) Bulunduğu konutun çevresinde araştırma yapılması
“Cumhuriyet Başsavcılığı koruma kararına uymayan eş veya diğer aile bireyleri hakkında Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açar.” Ailenin ekonomik varlığının korunması ve aile içi şiddete maruz kalan bireylerin bir de ekonomik zorluğa düşmesinin engellenmesi açısından (nafakaya hükmedilmemiş olması koşuluyla herhangi bir talep olmasa dahi) tedbir nafakası sistemi geliştirilmiştir.
1998 Ailenin Korunmasına Dair Kanun -->2012 yılında yürürlüğe giren ‘’Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’’ ile yürürlükten kalkmıştı.
ÜNİTE 4=KADIN HAKLARI VE MEVZUAT TOPLUMSAL CİNSİYET **Cinsiyet bedenin biyolojik bir özelliğidir, anne karnında oluşur. **Toplumsal cinsiyet, toplumun kadınlığa ve erkekliğe atfettiği anlamlardır. Toplumsal cinsiyet kavramı, kadın ve erkeklerin biyolojik farklılıkları yüzünden değil, bu farklara atfedilen toplumsalanlamlardan kaynaklanır. *Farklı ülkelerde ve zaman içinde yoğunlukları değişse de dünya genelinde erilin baskın ve dişilin ikincil olduğu toplumsal cinsiyet rejimleri uygulanmaktadır.Bunlara ataerkil toplumsal cinsiyet rejimleri denir. **Toplumsal cinsiyette eşitlik (gender equality): “Fırsatları kullanma, kaynakların ayrılması ve kullanımında, hizmetleri elde etmede bireyin cinsiyeti nedeniyle herhangi bir ayrımcılığa uğramaması” (Türk Tabipler Birliği, 2008) demektir. **Toplumsal cinsiyette hakkaniyet (gender equity) ise; kadın ve erkeğin farklı gereksinimi ve güçlerinin olduğu, bu farklılıkların belirlenerek iki cinsiyet arasındaki dengeyi düzeltecek şekilde gerekenlerin yapılması anlamına gelmektedir. Yani önemli olan cinsler arasında sadece fırsat eşitliğinin yaratılması değil, sonuçlar bakımından bir eşitlik durumunun yaratılmasıdır. **Eşitliğe ulaşmak ve açık veya gizli ayrımcılığı ortadan kaldırmanın en etkin aracı özel önlem ya da olumlu ayrımcılık uygulamalarıdır. Örneğin kadın kotası uygulaması bir olumlu ayrımcılık uygulamasıdır. KADINLARIN İNSAN HAKLARI Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi gereğince, dünyada tüm insanlar din, dil, ırk ve cinsiyetten
bağımsız olarak temel haklara sahiptir; tüm insanların insan haklarından yararlandırılması tüm ülkelerin sorumluluğudur.Kadınların hali hazırdaki dezavnatajlı konumu bir rastlantı değildir; onlara dayatılan ataerkil toplumsal cinsiyet rolleriyle ilişkilidir. ÜLKEMİZDE KADIN HAKLARININ GELİŞİMİ Ülkemizde kadın hakları Cumhuriyetin kurulmasıyla gelişmeye başlamıştır. >>Eşit eğitim hakkı: Kadın haklarının gelişiminde ilk önemli asama Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 mart 1924) ile tüm eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığına bağlanarak kızlar ve erkeklerle eşit eğitim hakkı verilmesidir. >>Medeni yasa: Eğitim alanındaki gelişmeyi özellikle aile, velayet, mülkiyet gibi konuları düzenleyen 1926’da yürürlüğe giren ilk medeni yasa takip etmiştir. İlk medeni kanun ile erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanabilmesi durumu ortadan kaldırılmış, kadınlara boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf hakkı tanınmıştır. >>Seçme ve seçilme hakkı: 20 Mart 1930 tarihli Belediye Kanunu ile kadınlar ilk kez belediye seçimlerine katılma hakkı elde ederken kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclisine seçilme hakları ise 1933 yılında Köy Kanunu'nda değişiklik yapılarak verilmiştir . 5 Aralık 1934’te Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 10. ve 11. maddeleri değiştirilerek kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı ve 1 Mart 1935’te ilk kadın milletvekilleri Türkiye Büyük Millet Meclisinde yerlerini almıştır >>Çalışma hayatında kadınlara ilişkin düzenlemeler: Erkek, kadın ve çocukların çalışma koşullarını 1936 Is Kanunu ile düzenlemiştir. Bu kanun ile doğum izni yasalaşmış ve kadınları yer altında veya su altında ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasaklanmıştır. İş kazaları, meslek hastalıkları ve analık sigortası 27.06.1945 tarihli ve 4772 sayılı İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunu ile uygulanmaya başlamış; 1950 yılında 5417 sayılı İhtiyarlık Sigortası Kanunu (SGK, 2012) ile yaşlılık sigortası kadın ve erkekler için eşit bir hak olarak düzenlenmiştir. 1967 yılında eşit değerde iş için kadın ve erkek işçiler arasında ücret eşitliğini sağlayan 100 sayılı ILO sözleşmesi onaylanmıştır. >>Aile planlaması ve kadın sağlığı: 1965 yılında Nüfus planlaması hakkında Kanun ile Gebeliği önleyici araçların satış ve dağıtımı ve tıbbi zorunluluk halinde kürtaj yasallaşmıştır. >>Uluslararası standartlar: 1985 yılında Türkiye, Birleşmiş Milletlerin temel insan hakları belgelerinden biri olan Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesini (CEDAW) imzalamıştır. CEDAW: BİRLESMIS MİLLETLER KADINA KARŞI HER TÜRLÜ AYIRIMCILIĞIN ORTADAN KALDIRILMASI SÖZLEŞMESİ *Kadına Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi 1979 yılında Birlesmis Milletler tarafından kabul edilmi,ş 1981 yılında yürülüge girmiştir. *Türkiye 1986 yılında CEDAW’a taraf olmuş 2003 yılında ise İhtiyarı Protokolünü imzalamıştır. BM’nin altı temel insan hakları sözleşmesinden biridir. Kadınların insan haklarının en temel uluslararası belgesi deyim yerindeyse anayasasıdır. Sözleşmenin üç temel amacı vardır: 1. Kadınlara yönelik cinsiyet ayırımcılığını ortadan kaldırmak 2. Kadınların insan haklarını korumak 3. Sadece yasalarda değil, uygulamada da eşitlik sağlamak <<<<<<CEDAW’ın ilkeleri >>>>>> MD 1: Kadınlara karşı ayırım kavramının açıklaması: Sözleşme kadına karşı ayrımcılığın dünya çapında kabul gören bir tanımını getirmektedir. Kadınlara karşı ayırım: >> Kadınların, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, kişisel yada başka bir alanda kadın-erkek eşitliğine dayalı insan haklarının ve temel özgürlüklerinin tanınmaması >> Bu haklar tanınsa bile, kadınların bunlardan yararlanmalarının engellenmesi yada imkansız kılınması >> Ya da kadınların bu haklarını kullanmalarını engellemek veya ortadan kaldırmak için yapılan >> Ya da Kadınların kadın oldukları için yaşadıkları; her türlü ayırım, dışlama, sınırlama ve kısıtlamasıdır.
MD 2: Ayrımı önleyici yasal düzenlemelerin yapılması (yönetmelik, adet ve uygulamalar, cezai hükümler vb.) MD 3: Politik, sosyo-ekonomik, kültürel alanlarda eşit insan hakları ve özgürlüklerden yararlanma için tüm önlemlerin alınması MD 4: Fırsat ve uygulama eşitliği hedeflerine ulaşana kadar olumlu ayrımcılık, anneliğin korunması MD 5: Geleneksel kadın erkek davranış kalıplarını değiştirmek, çocuk eğitiminde ortak sorumluluk MD 6: Kadın ticareti ve fahişeliğin önlenmesi MD 7: Kamusal ve politik alanda eşitlik sağlayacak düzenlemeler: Kamusal ve siyasi yaşamda ayrımcılığı önlemek, kamu görevlerine atanmalarda, siyasetten meslek odalarına kadar her türlü seçilmede ve sivil topluma katılmada eşitlik MD 8: Uluslararası temsilde eşitlik MD 9: Vatandaşlık kazanma, değiştirme ve korunmasında ve bunların çocuklara aktarılmasında eşitlik MD 10: Meslek kazanmada kırsal ve kentsel alanda eşitlik, rollerle ilgili kalıplaşmış kavramları ders kitaplarından kaldırılması, kadınların aleyhine olan eğitim açığının kapatılması, sağlık ve refah artırıcı bilgi verilmesi MD 11a: Çalışma hayatında eşitlik (Sosyal güvenlik ve çalışmada, işe seçmeden yükselmeye, hizmet içi eğitimden ücret ve sosyal haklara iş sağlığından sigorta haklarına kadar eşitliğin sağlanması) MD 11b: Hamilelik ve annelik durumlarında çalışma hayatındaki engellerin kaldırılması, çocuk bakımevleri gibi kolaylıklar sağlanması MD 12: Sağlık hizmetlerinden yararlanmada eşitlik, aile planlaması konularında ve sağlık hizmetlerinde destek sağlanması (örneğin; gebelik, doğum ve emzirme döneminde kadınlara ücretsiz hizmet ve yeterli beslenme sağlanması) MD 13: Ekonomik ve sosyal hayata ilişkin olarak aile zammı, banka kredisi, vb. ile sosyo-kültürel hayatın tüm alanlarına katılma hakkı MD 14: Kırsal kalkınma katılım amacıyla kırsal kesim kadınlarının tüm haklardan yararlandırılmalarını sağlamak(eğitim, sağlık, konut, altyapı ulaşım, haberleşme sosyal güvenlik vb.) MD 15: Kanun önünde eşit haklar sağlayacak yasal düzenlemeler yapılması (Kanun önünde, yasal yetkilerde, dolaşımda, ev ve yer seçiminde eşitlik) MD 16: Evlilik ve aile ilişkileri ve çocuk konularında eşitlik (Evlilikte soyadı, iş ve meslek seçimi, mülkiyet haklarında eşitlik, hakların kullanımında bilgiye ve araçlara erişimde eşitlik) *****Sözleşmeye taraf devletler aşağıdaki sorumlulukları yerine getirmeyi taahhüt etmişlerdir: >> Sözleşmeyi hayata geçirmek >> Kadına karşı her türlü ayrımcılığı kınamak >> Anayasasına “kadın-erkek eşitliği” ilkesini koymak, >> Kadınları ayrımcılıktan koruyan yasalar yapmak ve uygulamak >> Sözleşme’nin yap dediklerini yapmak, yapma dediklerini yapmamak >> Kadının gelişebilmesi, ilerleyebilmesi için, “geçici özel önlemler” dâhil her türlü önlemi almak >> Sözleşmeyi ve içeriğini tanıtmak >> Sözleşmeye dair bilgilere isteyenin ulaşabilmesini sağlamak >> Bir ulusal mekanizma kurmak (Türkiye’de KSGM kurulmuştu. Şimdi aile ve sosyal politikalar bakanlığına bağlandı) >> Her dört yılda bir “ülke raporu” verip denetimden geçmek ***CEWAD komitesi; Birleşmiş Milletler içinde 23 uzmandan oluşan uluslararası bir komitedir. Görevi CEDAW sözleşmesini imzalayan ülkelerdeki kadına yönelik ayrımcılığı önlemek için yapılan işleri denetlemektir. ***İhtiyarı protokol, CEDAW sözleşmesinin taraf devletlerce daha etkin uygulanmasını sağlamak için yapılmış bir antlaşmadır. Sözleşmede bahsedilen hakların ihlali durumunda kişisel başvuru hakkı vermektedir.Yukarıdaki taahhütlere ek olarak ülkemiz gibi ihtiyari protokolü imzalayan ülkeler aşağıdaki yükümlülükleri de taahhüt ederler: CEDAW Komitesi’ne başvuran kişi ve kuruluşların güvenliğini sağlamak
CEDAW Komitesi’nin rahat inceleme yapabilmesine imkân yaratmak Gerekli bilgi ve belgeleri CEDAW Komitesi’ne vermek Ülke raporlarında şikayet konusuyla ilgili gelişmeleri rapor etmek **1990 yılında Başbakanlığa bağlı olarak kurulan Kadının Statüsü ve Sorunları (KSS) Genel Müdürlüğü CEDAW’la ilgili devletin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde devletin yetkili organı olmuştur. ( son olarak 2011 yılında Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlanmıştır.) 1990 Yılından İtibaren Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Doğru İlerleyen Yasal Düzenlemeler: 1990 yılında kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan Medeni Kanun'un 159. maddesi Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş ve madde resmen 1992’de kaldırılmıştır. Yine 1990 yılında mağdurun hayat kadını olması halinde tecavüz cezasının indirilmesini öngören Türk Ceza Kanunu 438. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. 1997 yılında, Türk Ceza Kanununda kadının ve erkeğin zinasının suç oluşturmasını farklı unsurlara bağlayan 440 ve 441. maddelerinde yer alan hükümler, kadın-erkek eşitliğine aykırılık gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. 1998 Ailenin Korunmasına Dair Kanun kabul edildi. Devlete ait sığınma evleri olan kadın konuk evleri 12 temmuz 1998 tarih ve 23400 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı kadın konukevleri yönetmeliği” uyarınca hizmet vermeye başlamışlardır (SHCEK, 2012). Yeni Türk Medeni Kanunu 2001 Yeni Türk Medeni Kanunu 2001 yılında mecliste kabul edildi ve 1 Ocak 2002 tarihinde yürüklüğe girdi. Yeni medeni kanunla gelen kadınlara yönelik değişikliklr: >> Çalışma ve meslek seçimi: yasanın 192. maddesi eşlerin çalışma ve meslek seçimini tamamen kendilerine bırakmıştır. >> Cinsiyet seçimi: Sadece kadın haklarıyla değil, gay, lezbiyen, transseksüel bireylerin haklarıyla da ilgili bir madde yeni medeni yasaya eklenmiştir; bu madde cinsiyet seçimidir. Yeni medeni yasanın 39. maddesi ile mahkeme kararı koşulu ile nüfus kaydındaki cinsiyet değişikliği mümkün kılınmıştır. >> Velayet: Eski medeni yasada velayet konusunda boşanan taraflar anlaşamadığında babanın oyu üstün sayılıyordu, yeni yasa ile bu durum değiştirmiştir. Madde 337 ile artık taraflar eşittir. >> Velayet: Evlilik dışı durumlar da açıklığa kavuşmuştur. Madde 337 ana-baba evli değilse çocuğun velisinin annesi olduğunu belirtmektedir. >> Mal rejimleri: aile mevzuatı ünitesinde işlediğimiz mal rejimleri kadın hakları açısından oldukça önemlidir. >> Aile konutu: Tapuya konan aile konutu şerhi, ailenin oturduğu konut üzerindeki tasarrufların eşlerin her ikisinin birlikte tasarrufuna bırakmaktadır. Bu uygulama kadınlara karşı ekonomik şiddetin azaltılması açısından önemlidir. 2004 Yeni Türk Ceza Kanunu (TCK) !!!•Kabul tarihi: 26.09.2004 •Kanun no: 5237 Yeni TCK’nın kadın hakları açısından getirdiği önemli değişiklikleri Ankara Kadın Platformu şöyle özetliyor: >> Kadını bir birey olarak ele alma: Yürürlükten kalkmış olan TCK; Cinsel şiddet içeren suçların, öncelikle toplumun genel ahlak ve adabını rencide ettiğini kabul ediyordu. Bu nedenle de bu tür suçları, “Topluma Karşı Suçlar” başlığı altında ele alıyordu. Yeni TCK, bu yaklaşımı reddederek cinsel suçlarda korunması gereken değerin, toplumsal ahlak ve göreneklerden önce, öncelikle bir insan olarak kadının kendisi ve onun vücut bütünlüğü olduğunu kabul etmiştir.
>> Cinsel dokunulmazlık: “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar, 102,103,104 ve 105. maddelerinde düzenlemektedir. 102. Maddeye cinsel saldırıyı söyle tanımlıyor: “Cinsel arzuları tatmin amacına yönelik fakat cinsel ilişkiye varmayan davranışlarla, bir kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal etme” olarak tanımlamaktadır. Bu eylemin, şehevi arzularla yapılmış olması yeterlidir. Bu suçun oluşması için şehevi arzuların fiilen tatmini aranmaz. Bu tür eylemleri yapanlar, mağdurların şikayeti üzerine hapis cezası alırlar. >> Cinsel saldırı: Ayrıca, “Cinsel saldırı fiilleri; beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak
kişiye karşı, kamu görevi ya da hizmet ilişkisinin sağladığı gücü kötüye kullanarak, 3. derece dâhil kan ve kayın hısımlığı ilişkisi olan kişiye karşı, silahla veya birden çok kişi tarafından birlikte işlenirse, eylemciye verilecek ceza yarı oranında artırılır. 102. Madde hukukumuzda ilk defa evlilik içi cinsel saldırıyı da şikâyete bağlı bir suç olarak nitelemektedir. >> Cinsel taciz: 105. Madde cinsel tacizi düzenlemektedir. “Cinsel taciz, bir kimsenin, vücut dokunulmazlığının ihlali niteliği taşımayan cinsel davranışlarla gerçekleştirilir. Yeni yasamıza göre, bir kimseyi, cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine ceza verilmektedir. Yeni yasa, iş yerinde cinsel taciz eylemini, bu eylemin, nitelikli hali olarak tanımlamıştır.
>> Cinsel İstismar: Yeni Türk Ceza kanunu yetişkinlere karşı yapılan rızası dışındaki cinsel eylemleri cinsel saldırı suçu olarak tanımlıyor cinsel saldırı suçu çocuklara karşı işlendiğinde ise bunu Md. 103 ile “cinsel istismar” olarak tanımlıyor. 2012 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun !!!•Kabul tarihi: 08.03.2012 •Kanun no: 6284 •Resmi gateze sayısı: 28239 •Resmi gazete tarihi: 20.03.20012 Kanun hazırlanırken, CEDAW basta olmak üzere kadın hakları ve insan haklarına ilişkin ülkemizin de taraf olduğu çeşitli uluslararası belgeler esas alınmıştır. Kanunun getirdiği önemli bir değişiklik, aile içi şiddete karşı sadece aile mahkemesinin değil, mülki amirin doğrudan tedbir kararı verebilmesidir. Mülki amirin verebileceği tedbir kararları: a) Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması b) Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması c) Psikolojik, mesleki, hukuki ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi d) Hayati tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resmen geçici koruma altına alınması e) Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması Yasada hâkimlerin verebilecekleri tedbir kararları ve hükümler vardır. Bular üçe ayrılır: 1. Önleyici tedbir kararları: İşyerinin değiştirilmesi, kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi, 2001 medeni kanundaki gereği koşulların olması hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması, ciddi hayati tehlikenin bulunması halinde 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi 2. Koruyucu tedbir kararları:(Bu anlamda kanun bu tür tedbirleri örnekliyor ancak sınırlandırmıyor ve hâkimin takdir yetkisine bırakıyor): a) Şiddet uygulayan kişiye hâkimin ihtarı b) Şiddet uygulayanın müşterek konuttan uzaklaştırılması ve korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması c) Çocuklarla kişisel ilişki kurmanın refakatçi ile yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması d) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi. İletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi e) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi. Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi. f) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil muayene ve tedavisinin
sağlanması g) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması 3. Suçlara ilişkin saklı tutulan hükümler: Aile içi şiddet dolayısıyla resmî makamlarla ilişkilenmiş olsa da kişinin izinsiz silah bulundurması ya da uyuşturucu kullanması gibi bizatihi suç olan durumların kavuşturulması ayrıca yasa gereği olarak yapılır. Böyle durumlarda hâkim gereği haline denetimli serbestlik tedbirlerine ya da mahkumiyete karar verebilir. ***Bu yasa ile gelen önemli bir değişiklik de şudur: Aileyi koruma yasasında sadece aile içi şiddette maruz kalan ya da şiddetin olduğu ailenin içinde yaşayan bireyler ihbarda bulunabilirken, yeni yasanın yedinci maddesi ile şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı hâlinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir. Şiddet önleme ve izleme merkezleri :Bu merkezlerde sunulacak destek hizmetleri 1. Kurumsal destek hizmetleri a) Koruyucu ve önleyici tedbir kararları ile zorlama hapsinin verilmesine ve uygulanmasına ilişkin veri toplayarak bilgi bankası oluşturmak, tedbir kararlarının sicilini tutmak b) Korunan kişiye verilen barınma, geçici maddi yardım, sağlık, adli yardım hizmetleri ve diğer hizmetleri koordine etmek c) Gerekli hâllerde tedbir kararlarının alınmasına ve uygulanmasına yönelik başvurularda bulunmak d) Bu Kanun kapsamındaki şiddetin sonlandırılmasına yönelik bireysel ve toplumsal ölçekte programlar hazırlamak ve uygulamak e) Bakanlık bünyesinde kurulan çağrı merkezinin bu kanunun amacına uygun olarak yaygınlaştırılması ve yapılan müracaatların izlenmesini sağlamak f) Bu Kanun kapsamındaki şiddetin sonlandırılması için çalışan ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmak 2. Korunan kişilere yönelik destek hizmetleri a) Kişiye hakları, destek alabilecekleri kurumlar, iş bulma ve benzeri konularda rehberlik etmek ve meslek edindirme kurslarına katılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmak b) Verilen tedbir kararıyla ulaşılmak istenen amacın gerçekleşmesine yönelik önerilerde bulunmak ve yardımlar yapmak c) Tedbir kararlarının uygulanmasının sonuçlarını ve kişiler üzerindeki etkilerini izlemek d) Psiko-sosyal ve ekonomik sorunların çözümünde yardım ve danışmanlık yapmak e) Hâkimin isteği üzerine; kişinin geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, sosyal, ekonomik ve psikolojik durumu hakkında ayrıntılı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunmak f) İlgili merci tarafından istenilmesi hâlinde, tedbirlerin uygulanmasının sonuçları ve ilgililer üzerindeki etkilerine dair rapor hazırlamak g) 29.5.1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümleri uyarınca maddi destek sağlanması konusunda gerekli rehberliği yapmak 3. Şiddeti uygulayan kişiye verilecek destek hizmeti a) Hâkimin isteği üzerine; kişinin geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, sosyal, ekonomik ve psikolojik durumu ile diğer kişiler ve toplum açısından taşıdığı risk hakkında ayrıntılı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunmak b) İlgili makam veya merci tarafından istenilmesi hâlinde, tedbirlerin uygulanmasının sonuçları ve ilgililer üzerindeki etkilerine dair rapor hazırlamak c) Teşvik edici, aydınlatıcı ve yol gösterici mahiyette olmak üzere kişinin: 1. Öfke kontrolü, stresle başa çıkma, şiddeti önlemeye yönelik farkındalık sağlayarak tutum ve davranış değiştirmeyi hedefleyen eğitim ve rehabilitasyon programlarına katılmasına, 2. Alkol, uyuşturucu, uçucu veya uyarıcı madde bağımlılığının ya da ruhsal bozukluğunun olması hâlinde, bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavi edilmesi, 3. Meslek edindirme kurslarına katılmasına, yönelik faaliyetlerde bulunmak. **Şiddet mağduru ile şiddet uygulayana yönelik hizmetler, zorunlu hâller dışında farklı birimlerde sunulur.
UNITE 5=S.H. MEVZUATI Çocukların yaşadıkları sorunları çözmek için kurumsal ve yasal düzenlemeler geliştirilmiştir. Çocuk sorunlarıyla ilgili oluşturulan yasal düzenlemelerin oluşturduğu yasal mevzuat demetine, çocuk mevzuatı denilmektedir. Türkiye’de çocuk mevzuatı yönünden yetersiz bir konumda değildir. Eksiklikler tabi ki olabilir ancak çocuğun yaşadığı her soruna karşılık bir yasal düzenleme bulunmaktadır.Türkiye’de çocuk mevzuatı, bu bölümde tek tek aktarılamayacak kadar kapsamlıdır. Bu nedenle bölümde çocuk mevzuatında yer alan temel düzenlemeler sunulmuştur. Bu bölümde çocuk mevzuatı aşağıdaki başlıklar temelinde ele alınmıştır: • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası • Çocuk hakları • Çocuk ceza adalet sistemi • Çocuk koruma sistemi ÇOCUK HAKLARI=Bu başlık altında Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi, Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi İle İlgili İhtiyari Protokol ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye Ek Çocukların Silahlı Çatışmalara Katılmaları İle İlgili İhtiyari Protokol ele alınacaktır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi=Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuk haklarını düzenleyen, çocukların Magna Carta’sı olarak tanımlanabilecek en önemli uluslararası belgedir. Sözleşme, tüm dünya çocuklarının çağdaş ve kaliteli bir yaşam sürmesini amaçlayan önemli bir uluslararası belgedir. Sözleşme, şu an 193 ülke tarafından imzalanmış durumdadır. Türkiye, sözleşmeyi 29-30 Eylül 1990 tarihleri arasında Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde toplanan “Çocuklar İçin Dünya Zirvesi”nde imzalamıştır. Daha sonra 9 Aralık 1994 tarihinde TBMM’de onaylanmıştır. Sözleşmenin Türkiye’de resmi olarak uygulamaya girmesi; 27 Ocak 1995 tarihinde 22184 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanması ile gerçekleşmiştir. Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi=•Kanun numarası: 4620•Kanun kabul tarihi: 31.01.2001 Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi, 25.1.1996’da Strazburg’da düzenlenmiş olup Türkiye, sözleşmeyi “Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” ile onaylamıştır.Bu Sözleşmenin amacı, çocukların yüksek çıkarları için haklarını geliştirmek, onlara usule ilişkin haklar tanımak ve bu hakların, çocukların doğrudan ve diğer kişiler veya organlar tarafından bir adli merci önündeki, kendilerini ilgilendiren davalardan bilgilendirilmelerini ve bu davalara katılmalarına izin verilmesini teminen kullanılmasını kolaylaştırmaktır. Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi İle İlgili İhtiyari Protokol:Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne ek ihtiyari protokol olan çocuk fahişeliği pornografisi ve satışı ile ilgili ek ihtiyari protokol taraf devletlerin çocuk satışı,pornografisi ve fuhuşun önlenmesini garanti altına almak amacıyla hazırlanmıştır. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin çocuk haklarını; çocuğun ekonomik istismardan,tehlikeli işlerde çalıştırılmasından, her türlü cinsel sömürüye ve suistimale karşı korunması veya çocuğun eğitiminin, çocuğun sağlığı, fiziksel, ruhsal, moral ve sosyal gelişiminin zarar görmesinden korunması olarak tanımlamaktadır. Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocukların Silahlı Çatışmalara Katılmaları İle İlgili İhtiyari Protokol=8 Eylül 2000 tarihinde New York’ta imzalanan “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye Ek Çocukların Silahlı Çatışmalara Dahil Olmaları Konusundaki İhtiyari Protokolün ekli beyanlar yapılmak suretiyle onaylanması 4991 sayılı kanun ile 16.10.2003 tarihinde uygun bulunmuştur. Bu protokol, taraf devletlerden; • Silahlı kuvvetlerinin 18 yaşına erişmemiş mensuplarının hasmane davranışlara doğrudan doğruya katılmalarının önlenmesi için mümkün olan tüm önlemleri almasını, • 18 yaşına erişmemiş kişilerin silahlı kuvvetlerine zorunlu olarak alınmamasını sağlamasını istemektedir. ÇOCUK CEZA ADALET SİSTEMİ Özgürlüğünden Yoksun Bırakılan Küçüklerin Korunması İçin Birleşmiş Milletler (Havana) Kuralları Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 14 Aralık 1990 tarih ve 45/113 sayılı kararıyla kabul edilmiştir. Bu kuralların bazıları şu şekildedir: 1. Bir çocuğun belirli bir kuruma yerleştirilmesinin her durumda en son ve en kısa süre için
başvurulacak bir yöntem olması gerektiğini teyit eder. 2. Özgürlüğünden yoksun bırakılan çocukların, güçsüz ve savunmasız durumları nedeniyle özel bakıma ve korumaya gereksinimleri olduğunu,haklarının ve esenliklerinin özgürlüklerinden yoksun bırakıldıkları süre içinde ve sonrasında güvence altına alınması gerektiğini kabul eder. 3. Gözaltında olan veya muhakeme devam ederken tutuklu bulunan (yargılanmamış) çocuklar masum sayılır ve buna göre muamele görürler. ***Çocukları tutuklamaktan mümkün olduğu kadar kaçınılır ve istisnaî hallerle sınırlı olarak tutuklama kararı verilir. Bu suretle alternatif tedbirlerin uygulanması için her türlü çaba gösterilir. Her nasılsa tutuklama kararı verilmiş ise, soruşturma organları ve çocuk mahkemeleri, tutma süresini mümkün olan en kısa süreye indirmek için, bu işlemlerin süratle yapılmasına öncelik verirler. Tutuklu çocuklar, hükümlü çocuklardan ayrı yerlerde tutulur. ***Çocuk Mahkemelerinin Yönetimi Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart (Beijing) Kuralları Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 29 Kasım 1985 tarih ve 40/33 sayılı kararıyla kabul edilmiştir. Bu kuralların bazıları şu şekildedir= • Çocuk ceza adaleti sisteminde daima çocuğun iyileştirilmesi ön plana alınmalıdır ve çocuk suçlulara gösterilecek tepki hem suçun hem de suçlunun içinde bulunduğu koşullarla orantılı olmalıdır. • Cezaî sorumluluğun alt sınırını belirleyen sistemler açısından, bu sınır çocuğun duygusal, zihinsel ve entelektüel açılardan olgunluğa eriştiği yaşın altında tutulmamalıdır. • Masumiyet karinesi, suçlamanın bildirilmesi, konuşmama hakkı, avukatla temsil edilme hakkı, veli veya vasinin hazır bulunması hakkı, tanıklarla yüzleştirme ve tanıklara çapraz sorgu hakkı, daha üst makama temyiz hakkı ve temel usulî güvenceler yargılamanın her aşamasında güven ve altına alınmalıdır. • Her aşamada çocuğun afişe olması yahut damgalanması gibi zararlara yol açabilecek durumların ortadan kaldırılması için gizliliğe azamî özen gösterilmelidir. • İlke olarak, çocuk suçlunun kimliğine ilişkin hiçbir bilginin yayınlanmasına izin verilmemelidir. • Yargılamanın tutuklu olarak yapılmasına en son çare olarak başvurulmalı ve süre mümkün olduğu kadar kısa tutulmalıdır. • Tutukluluk yerine mümkün olduğu kadar yakın gözetim, yoğun bakım veya bir aile yanına yahut eğitim kurumuna yerleştirme gibi alternatif önlemler getirilmelidir. • Tutuklu olarak yargılanmakta olan çocuklar yetişkin olan suçlulardan ayrı bir kurumda veya aynı kurum içinde ayrı bir bölümde tutulmalıdır. • Tutukluluk sırasında bütün çocuklar, yaşlarının, cinsiyetlerinin ve kişiliklerinin gerektirdiği bütün sosyal, kültürel, eğitim, psikolojik ve tıbbî yardım ve bakımlardan yararlandırılmalıdır. • Yargılamalar çocuğun çıkarlarına en iyi yardımcı olacak şekilde ve onun anlayabileceği tarzda ve söylediklerini serbestçe ifade edebileceği ortamda cereyan etmelidir. • Yargılanmaları sırasında çocukların yasal danışmaları vasıtasıyla temsil edilme veya ülkede varsa adlî yardımdan yararlanmak için başvurma hakları vardır. • Ebeveynler veya yasal temsilcilere yargılamalara katılma hakkı verilmeli ve yargılayan makam, bu kişilerden çocuğun çıkarları için kendisine katkıda bulunmalarını talep edilebilmelidir. Bununla birlikte bu kişilerin hazır bulunmamaları çocuğun çıkarına olursa, yetkili makam anılan kişilerin yargılamalarda bulunmamalarını isteyebilir. • Yargılayan makam tarafından önemsiz ve tali derecedeki suçlar dışındaki bütün vakalarda çocuğun suçu işlemeden önceki yaşam koşulları ve suçun hangi ortam içinde işlendiği konusunda hükümden önce yeterli araştırma yapılmalıdır. • Verilecek ceza sadece suçun ağırlığı ve işleniş tarzıyla değil, çocuğun içinde bulunduğu koşullar, ihtiyaçları ve toplumun gereksinimleri ile de oranlı olmalıdır. • Çocuklar hiçbir halde fiziksel bir cezaya maruz bırakılmamalıdır. • Özgürlükten yoksun bırakma, suçun başka bir kişiye yönelik ciddî bir saldırı niteliğinde bulunması veya çocuğun ciddî suç işlemeyi itiyat haline getirmiş olması halleri dışında verilmemelidir. • Çocuğun ıslah edilmesi ilkesi çocuklara ilişkin davalarda yol gösterici ilke olmalıdır. • Çocuklar hakkında idam cezası verilemez.
• Çocuğun kişisel özgürlüğüne getirilecek kısıtlamalar çok dikkatli bir incelemeden sonra konulmalı ve bu kısıtlamaların mümkün olduğu kadar az olmasına özen gösterilmelidir. Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu: Denetimli serbestlik, hapis ile tecrit modeline alternatif daha çağdaş ve ülke ekonomisine ekonomik ve sosyal yararı olan, suça sürüklenen çocuklar ve şüpheli,sanık, tanık, mağdur ve hakkında tedbir bulunan çocuk ve yetişkinlerin topluma kazandırılmaları için yapılan çalışmaların bütünüdür.Denetimli serbestlik hizmetlerinin yararları şu şekildedir: • Sonuç olarak kişi, ceza infaz kurumuna girmeyeceği için devlet bütçesine önemli bir ekonomik yarar sağlayacaktır. • Kişi, mahkum olduğu ceza ve tedbiri kendi sosyal çevresi içerisinde,kendisine ve topluma yararlı faaliyetlerde bulunarak çekeceğinden,rehabilitasyonu daha kolay olacak ve toplumla daha çabuk bütünleşecektir. Böylece önemli bir sosyal yarar sağlanacaktır. • Kişi, ceza infaz kurumuna girmediğinden bu kurumlarda yaşanan aşırı kalabalıklaşma ve bunun beraberinde getirdiği asayiş ve güvenlik sorunlarıyla daha az karşılaşacaktır. Salıverilen çocuk ve genç hükümlülerin öğrenimlerine devam etmelerine yardımcı olacaktır. • Hükümlülerin topluma uyum sağlamalarını kolaylaştırması ve yeniden suç işlemelerini önlemeye çalışması nedeniyle sistemin önemli oranda güvenlik yararı olacaktır.Çocuklar için denetimli serbestlik hizmetleri ise şu şekildedir: Eğitim ve eğitime devam ettirme çalışmaları Psikososyal destek: Gerek denetimli serbestlik şubesine gelen; gerekse de ceza infaz kurumundan salıverilen çocukların topluma faydalı birer birey olarak yaşamlarını devam ettirmelerini sağlamak ve psikolojik durumlarını güçlendirmek için verilen her türlü destek çalışmalarıdır. Bunlar: • Denetim planı doğrultusunda istenilen amacın gerçekleşmesi için çocuğun,eğitim, aile, iş ve sosyal çevreye uyumunu sağlamak, desteklemek yardımcı olmak, öneride bulunmak • Çocuğa eğitim, iş, destek alabileceği kurum ve kuruluşlar, hakları ve haklarını kullanma konularında bilgi vermek • Yaşadığı çevredeki kişileri ziyaret ederek, çocuğun içinde yaşadığı şartları,aile ve sosyal ilişkilerini, eğitim ve iş durumunu öğrenmek ve bu konuyla birlikte boş zamanlarını değerlendirme faaliyetlerinde yardımcı olmak • Hakkında tedbir bulunan çocukların denetim planı doğrultusunda, bu uygulamanın sonuçlarını ve çocuk üzerindeki etkilerini inceleyerek yükümlülüklerini yerine getirmesinde yardımcı olmak. İş ve meslek edindirme kurslarına yönlendirme:Tedavi hizmetleri: Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 24.04.2006 tarih ve 8113 2006/49 sayılı genelgesi doğrultusunda sıralı hastaneler gözetilerek tedavilerinin yapılması sağlanacaktır. Çocuk Koruma Kanunu=Bu kanunun amacı, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların korunmasına, haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemek olarak belirlenmiştir. Bu kanunun uygulanmasında çocuğun haklarının korunması amacıyla; a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması, b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi, c) Çocuk ve ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması, d) Çocuk ve ailesi bilgilendirilmek suretiyle karar sürecine katılımlarının sağlanması, e) Çocuğun, ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmaları, f) İnsan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir usûl izlenmesi, g) Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimam gösterilmesi, h) Kararların alınmasında ve uygulanmasında, çocuğun yaşına ve gelişimine uygun eğitimini ve öğrenimini, kişiliğini ve toplumsal sorumluluğunu geliştirmesinin desteklenmesi, i) Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması, j) Tedbir kararı verilirken kurumda bakım ve kurumda tutmanın son çare olarak görülmesi, kararların verilmesinde ve uygulanmasında toplumsal sorumluluğun paylaşılmasının sağlanması,
k) Çocukların bakılıp gözetildiği, tedbir kararlarının uygulandığı kurumlarda yetişkinlerden ayrı tutulmaları, l) Çocuklar hakkında yürütülen işlemlerde, yargılama ve kararların yerine getirilmesinde kimliğinin başkaları tarafından belirlenememesine yönelik önlemler alınması ilkeleri gözetilir. Çocuk Koruma Kanunu’na göre beş tedbirin uygulanması mümkündür. Bunlar: Danışmanlık tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile ilgili sorunlarının çözümünde yol göstermeye,
Eğitim tedbiri,çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya yatılı olarak devamına; iş ve meslek edinmesi amacıyla bir meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine veya meslek sahibi bir ustanın yanına yahut kamuya ya da özel sektöre ait işyerlerine yerleştirilmesine. Bakım tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinde, çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine, Sağlık tedbiri, çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbî bakım ve rehabilitasyonuna, bağımlılık yapan maddeleri kullananların tedavilerinin yapılmasına, Barınma tedbiri, barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan hamile kadınlara uygun barınma yeri sağlamaya yönelik tedbirdir. Acil korunma kararı alınması: Madde 9 - (1) Derhâl korunma altına alınmasını gerektiren bir durumun varlığı hâlinde çocuk, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (Mülga) tarafından bakım ve gözetim altına alındıktan sonra acil korunma kararının alınması için Kurum tarafından çocuğun kuruma geldiği tarihten itibaren en geç beş gün içinde çocuk hâkimine müracaat edilir. Hâkim tarafından, üç gün içinde talep hakkında karar verilir. Hâkim, çocuğun bulunduğu yerin gizli tutulmasına ve gerektiğinde kişisel ilişkinin tesisine karar verebilir. Acil korunma kararı en fazla otuz günlük süre ile sınırlı olmak üzere verilebilir. ) Kurum, çocuk hakkında tedbir kararı alınması gerektiği sonucuna varırsa hâkimden koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilmesini talep eder.Çocuk Koruma Kanunu’nda çocuk mahkemelerinin görev ve yetkileri hakkında maddeler de bulunmaktadır. Buna göre: Madde 25 - (1) Çocuk mahkemesi, tek hâkimden oluşur. Bu mahkemeler her il merkezinde kurulur. Ayrıca, bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulabilir. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde çocuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır.Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda cumhuriyet savcısı bulunmaz. (2) Çocuk ağır ceza mahkemelerinde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur ve mahkeme bir başkan ve iki üye ile toplanır. Bu mahkemeler bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulur. Çocuk Mahkemelerinin Görevi Madde 26 - (1) Çocuk mahkemesi, asliye ceza mahkemesi ile sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından, suça sürüklenen çocuklar hakkında açılacak davalara bakar.
(2) Çocuk ağır ceza mahkemesi, çocuklar tarafından işlenen ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarla ilgili davalara bakar. (3) Mahkemeler ve çocuk hâkimi, bu kanunda ve diğer kanunlarda yer alan tedbirleri almakla görevlidir. (4) Çocuklar hakkında açılan kamu davaları, kanunun 17. maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu Kanunla kurulan mahkemelerde görülür. ÇOCUK KORUMA SİSTEMİ Sos Kanunun amacı, korunmaya, bakıma veya yardıma muhtaç aile, çocuk, sakat,yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetlere ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan teşkilatın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklar ile faaliyet ve gelirlerine ait esas ve usulleri belirlemektedir. Bu kanuna göre korunmaya muhtaç çocuk şu şekilde tanımlanmaktadır: • Ana ve babasız, ana veya babasız
• Ana veya babası veya her ikisi de belli olmayan • Ana ve babası veya her ikisi tarafından terk edilenyal Hizmetler Kanunu • Ana veya babası tarafından ihmal edilip; fuhuş, dilencilik, alkollü içkileri veya uyuşturucu maddeleri kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan ve başıboşluğa sürüklenen 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu Çocuk Yuvaları Yönetmeliği 0-12 yaş arası korunmaya muhtaç çocuklar ile gerektiğinde 12 yaşını doldurup,tek başına yaşamını sürdüremeyecek durumda olanlardan kurumca himaye olunan kız çocuklarının, bedensel, psiko-sosyal ve duygusal gelişimleri sağlıklı, topluma yararlı bireyler olarak yetiştirmekle yükümlü olan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne (Mülga) bağlı çocuk yuvalarını kapsar. 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu Çocuk Evleri Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ***2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ile 3.7.2005 tarih ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında haklarında korunma ya da tedbir kararı verilen 0-18 yaş arası korunmaya muhtaç çocukları korumak, bir iş veya meslek sahibi yapmak,izlemek ve desteklemekle görevli ve yükümlü olan çocuk evlerini kapsar. ***2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu Koruyucu Aile Yönetmeliği Koruyucu aile seçimini, koruyucu ailenin çocuklarla ilgili sorumluluklarını, idare ile olan ilişkilerini, hizmetin işleyişini ve koruyucu aileye bu hizmetin karşılığı olarak yapılacak ödemelere ilişkin esasları kapsar. 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu Çocuk ve Gençlik Merkezleri Yönetmeliği ***Sokakta yaşayan ve çalıştırılan çocukları ve gençleri bedensel, ruhsal ve duygusal gelişimleri açısından tehlike yaratabilecek risklerden korumak, temel gereksinimlerini gidermelerine yardımcı olmak, gerektiğinde geçici olarak barınmaları için gerekli hizmetleri sunmak veya sunulmasını sağlamak, belirli bir süreç sonunda kendi kendilerine yeterli hale gelmelerini sağlayıcı her türlü sosyal hizmet müdahaleleri ile rehabilite edici mesleki çalışmaları gerçekleştirmek, aile ve topluma yönelik çalışmaları yapmakla yükümlü çocuk ve gençlik merkezlerini ve bu merkezlerle bağlantılı birimleri kapsar.
***Çocuk koruma sistemi içerisindeki çocuk mevzuatını sunarken, çocuk işçiliği ile ilgili ulusal ve uluslararası düzenlemeri gözardı etmemek gerekir. Aşağıdaki bu sorun ile ilgili mevzuat yer almaktadır: 138 Sayılı Kötü Şartlardaki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Önlemler Sözleşmesi Uluslararası Çalışma Örgütü, çocuk işçiliği ile ilgili olarak farklı çalışma sektörlerine göre birçok sözleşme yayınlamıştır.
***06.06.1973 tarihinde ILO tarafından kabul edilen ve 27.01.1998 tarihinde Türkiye tarafından onaylanan 138 sayılı sözleşme ile sektörlere bakılmaksızın genel bir yaş sınırı tespit edilmiştir. Sözleşmede “ülkelerin belirleyeceği asgari yaş sınırı, zorunlu öğrenim yaşının bittiği yaşın altında ve her halükarda on beş yaşın altında olmayacaktır” denilmektedir. ***182 Sayılı Kötü Şartlardaki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Önlemler Sözleşmesi 182 sayılı sözleşme, 17 Haziran 1999 tarihinde ILO tarafından kabul edilmiştir. Sözleşmenin 3. maddesinde ifade edildiği şekilde; en kötü biçimlerdeki çocuk işçiliği; • Çocukların alım-satımı ve ticareti, borç karşılığı veya bağımlı olarak çalıştırılması ve askeri çatışmalarda çocukların zorla ya da zorunlu tutularak kullanılmasını da içerecek şekilde zorla ya da mecburî çalıştırılmaları gibi kölelik ve kölelik benzeri uygulamaların tüm biçimlerini; • Çocuğun fahişelikte, pornografik yayınların üretiminde veya pornografik gösterilerde kullanılmasını, bunlar için tedarikini ya da sunumunu; • Çocuğun özellikle ilgili uluslararası anlaşmalarda belirtilen uyuşturucu maddelerin üretimi ve ticareti gibi yasal olmayan faaliyetlerde kullanılmasını, bunlar için tedarikini ya da sunumunu; • Doğası veya gerçekleştirildiği koşullar itibariyle çocukların sağlık, güvenlik veya ahlaki gelişimleri açısından zararlı olan işi kapsar. İş Kanunu Çalıştırma yaşı ve çocukları çalıştırma yasağı Madde 71 - Onbeş yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır. Ancak,ondört yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olan çocuklar, bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve
eğitime devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilirler. Yer ve su altında çalıştırma yasağı Madde 72 - Maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi yer altında veya su altında çalışılacak işlerde onsekiz yaşını doldurmamış erkek ve her yaştaki kadınların çalıştırılması yasaktır. Gece çalıştırma yasağı Madde 73 - Sanayiye ait işlerde onsekiz yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılması yasaktır.Onsekiz yaşını doldurmuş kadın işçilerin gece postalarında çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.
Ağır ve tehlikeli işler Madde 85 - Onaltı yaşını doldurmamış genç işçiler ve çocuklar ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamaz.
ÜNİTE:6=GENÇLİK MEVZUATI ANAYASA=1982 Anayasasında gençlik konusu, “Gençliğin Korunması” başlığı altında, 58. maddede ele alınmıştır. Buna göre: Madde 58– Devlet, istiklâl ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında,Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır. GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI MEVZUATI :638 sayılı Gençlik ve Spor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye göre Gençlik ve Spor Bakanlığının görevleri şunlardır: a) Gençliğin kişisel ve sosyal gelişimini destekleyici politikaları tespit etmek,ilgili kurumların gençliği ilgilendiren hizmetlerinde koordinasyon ve işbirliğini sağlamak . b) Gençliğin ihtiyaçları ile gençliğe sunulan hizmet ve imkânlar konusunda inceleme ve araştırmalar yapmak ve öneriler geliştirmek, gençlik alanında bilgilendirme, rehberlik ve danışmanlık yapmak c) Gençlik çalışma ve projelerine ilişkin usul ve esasları belirlemek d) Gençlik çalışma ve projeleri yapmak, bu çalışma ve projeleri desteklemek, bunların uygulama ve sonuçlarını denetlemek e) Spor faaliyetlerinin plan ve program dâhilinde ve mevzuata uygun bir şekilde yürütülmesini gözetmek, gelişmesini ve yaygınlaşmasını teşvik edici tedbirler almak f) Spor alanında uygulanacak politikaları tespit etmek ve uluslararası kuralların ve talimatların uygulanmasını temin etmek g) Mevzuatla Bakanlığa verilen diğer görev ve hizmetleri yapmak ***[Gençlik ve Spor Bakanlığı Merkez Teşkilatı (sayfa 3'teki tabloyu inceleyin)] Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri: a) Gençlere yönelik istismarın ve şiddetin engellenmesi ile gençler arasında her türlü ayrımcılığın giderilmesi amacıyla gerekli tedbirleri almak ve bu hususlarda öneriler geliştirmek b) Yurtiçi veya yurtdışında gençlikle ilgili toplantı, kurs, seminer ve benzeri faaliyetler düzenlemek, düzenlenen faaliyetlere katılmak ve bu faaliyetleri desteklemek c) Gençlere hizmet veren gençlik merkezi ve benzeri tesisler ile gençlik ve izcilik kamplarının kurulması ve çalışmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, bunları geliştirici ve tanıtıcı faaliyetlerde bulunmak d) Sosyal hayatın her alanına gençliğin etkin katılımını sağlayıcı öneriler geliştirmek e) Gençlik derneklerinin tescil, vize ve aktarma işlemlerini yapmak f) Gençleri kötü alışkanlıklardan koruyacak çalışmalar yapmak ve bu konuda faaliyetler yürütmek g) Ulusal ve yerel düzeyde gençlik etkinlikleri düzenlemek h) Gençlik haftası etkinliklerini düzenlemek i) (Değişik: 8.8.2011-KHK-649/11 md.) Gençlik alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşları, mahalli idareler ve üniversitelerin ilgili birimleriyle ilişkileri yürütmek
j) (Mülga: 8.8.2011-KHK-649/11 md.) k) ı) (Mülga: 8.8.2011-KHK-649/11 md.) l) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak Gençlik ve Spor Bakanlığı bağlı kuruluşları : Gençlik ve Spor Bakanlığının hizmet birimleri dışında bağlı kuruluşlar da yer almaktadır. Bunlar: >> Spor Genel Müdürlüğü >> Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü >> Spor Toto Teşkilat Başkanlığı Spor Genel Müdürlüğü: Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü’nün görevleri yer almaktadır: a) Vatandaşın ve okuldışı gençlerin fizik, moral güç ve yeteneklerini sağlayan beden eğitimi, oyun, jimnastik ve spor faaliyetlerini sevk ve idare etmek, b) Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bütün öğretim kurumlarının; yurt içi ve yurt dışı spor faaliyetlerini programlamak, beden eğitimi ve spor faaliyetlerinin esaslarını tespit etmek, yürütmek, bu faaliyetlere ait araç, gereç ve benzeri ihtiyaçları sağlamak, c) Okuldışı izcilik ve spor faaliyetlerini programlamak, düzenlemek, yönetmek ve gelişmesini sağlamak; spor idarecisi, antrenör, monitör, spor elemanları ve hakemleri yetiştirmek, eğitmek, sayılarını artırmak, eğitim merkezleri kurmak, d) Sporcu ve spor kulüplerinin tescil, vize, aktarma işlemlerini yapmak, e) Spor federasyonlarının kurulması ve spor dallarını belirlemek için gerekli usul ve esasları tayin ve tespit etmek, f) Beden eğitimi ve spor faaliyetleri için gerekli olan saha, tesis ve malzemeleri yapmak, yaptırmak, işletmek ve bu tesisleri vatandaşın istifadesine sunmak, g) Sporcu sağlığı ile ilgili tedbirleri almak, sporcu sağlık merkezleri açmak, açtırmak, işletmek, işletilmesine yardımcı olmak, sporcuların sigortalanması işlemlerini yapmak ve yaptırmak, h) Spor müsabakalarında milletlerarası kuralların ve her türlü talimatın uygulanmasını sağlamak, i) Beden eğitimi ve spor alanında teknik bilgi ve spora ilgiyi artıracak yayınlar yapmak, faaliyetlerde bulunmak, j) Milletlararası spor temas ve münasebetlerinde resmi merci görevi yapmak, k) Bu Kanuna göre tescili yapılmış bulunan spor klüp ve kuruluşları ile spor amacını taşıyan teşekkül, sporcu ve spor elemanlarını denetlemek, l) Başarılı sporculara ve çalıştırıcılarına ayni ve nakdi yardım yapmak ve yapılmasını sağlamak, ödüllendirmek, m) Özürlü bireylerin spor yapabilmelerini sağlamak ve yaygınlaştırmak üzere; spor tesislerinin özürlülerin kullanımına da uygun olmasını sağlamak Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu : ***351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu gereğince, >> 1962 yılından itibaren öğrenim kredisi, >> 2547 sayılı Yüksek Öğrenim Kanunu gereğince, 1985 yılından itibaren katkı kredisi, >> 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanun gereğince, 2004 yılından itibaren de burs vermektedir. **Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, daha önce Başbakanlığa bağlı iken yapılan değişiklik ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlanmıştır. Psikososyal hizmetler : Psikososyal servis; yurtlarda barınan öğrencilerin, kendi bünyelerinden ve çevre şartlarından kaynaklanan ekonomik, sosyal, psikolojik sorunlarının ve ihtiyaçlarını belirlenmesine, çözümlenmesine; okul, yurt ve çevresiyle karşılıklı uyumlarına; yaşam koşullarının korunmasına, geliştirilmesine yardımcı olmak amacıyla, bilimsel yöntem ve teknikleri kullanarak hizmet veren birimdir. Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs Kredi Verilmesine İlişkin Kanun : >Madde l- Bu Kanunun amacı; yurt içinde ve dışında yüksek öğrenim gören öğrencilere burs, kredi ve nakdî yardım verilmesiyle ilgili esas ve usulleri düzenlemektir.
>Madde 2- Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu; yurt içinde yüksek öğrenim gören ve bu kanuna göre çıkarılacak yönetmeliklerle belirtilen usul ve esaslar dahilinde yeterlikleri ve ihtiyaçları tespit edilen öğrencilere burs-kredi verebilir. Öğrenim Kredisi Yönetmeliği : >Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunca verilecek öğrenim kredisi ile ilgili işlemlerin usul ve esaslarını tespit etmektir. >Madde 2 - Bu yönetmelik, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumundan öğrenim kredisi alacak, yükseköğrenim gören başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere, öğrenim kredisinin hangi şartlarla verileceği ve lüzumunda kredinin kesilmesini, bu kredinin Kuruma geri ödenmesi ile buna ilişkin hak ve yükümlülükleri kapsar. Katkı Kredisi Yönetmeliği : >Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunca verilecek katkı kredisi ile ilgili işlemlerin usul ve esaslarını tespit etmektir. >Madde 2- Bu Yönetmelik, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumundan katkı kredisi alacak, yükseköğrenim gören başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere katkı kredisinin hangi şartlarla verileceğini ve lüzumunda kredinin kesilmesini, bu kredinin Kuruma geri ödenmesi ile buna ilişkin hak ve yükümlülükleri kapsar. Burs Yönetmeliği : >Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından yüksek öğrenim öğrencilerine burs-kredi verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. >Madde 2- Bu Yönetmelik, 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanunun 2. maddesinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarının (Vakıf üniversiteleri hariç) kendi mevzuatlarındaki kriterlere göre belirleyecekleri öğrenciler ile Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından belirlenecek öğrencilere hangi şartlarla burs-kredi verileceği ile bunların kesilmesi ve lüzumu halinde tahsiline ilişkin hak ve yükümlülükleri kapsar. Gençlik Merkezleri Yönetmeliği : >>Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı; gençlerin serbest zamanlarını sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlerle değerlendirmek, bilgi ve beceri sahibi olmalarına yardımcı olmak, gençlik faaliyetlerini planlamak, programlamak, yönetmek, denetlemek, değerlendirmek ve geliştirmek amacı ile kurulan gençlik merkezlerinin iş ve işleyişiyle ilgili usul ve esasları düzenlemektir. Gençlik merkezinin tanımı: >>Madde 5- Gençlik merkezleri; il müdürlüklerine bağlı olarak, gençlerin sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetler çerçevesinde serbest zamanlarının ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda değerlendirilmesine fırsat vererek topluma aktif vatandaşlar olarak katılmalarını sağlayan ve gençleri zararlı alışkanlıklardan korumaya yönelik çalışmaları yürüten kurumlardır. ***638 sayılı Gençlik ve Spor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kampları” başlıklı hükmü; >>Madde 28- Kamu kurum ve kuruluşları, mahalli idareler ile diğer gerçek ve tüzel kişiler tarafından gençlik merkezleri ve benzeri tesisler kurulabilir, gençlik ve izcilik kampları düzenlenebilir. Bunların oluşumu ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI MEVZUATI Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 08.06.2011 tarih ve 27958 Mükerrer sayı ile Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kurulmuştur. Korunmaya Muhtaç Çocukların İşe Yerleştirilmesine İlişkin Tüzük : Amaç ve kapsam : >>Madde 1- Bu tüzük, korunmaya muhtaç çocukların, korunmaları sona erdikten sonra işe yerleştirilmelerinin esas ve usullerini, kamu kurum ve kuruluşlarının bu konudaki yükümlülükleriyle Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuyla diğer kurumlar arasındaki eşgüdümün sağlanmasına ilişkin hükümleri düzenler. Kamu kurum ve kuruluşlarının yükümlülüğü: >>Madde 4 – Kamu kurum ve kuruluşları her yıl, hangi statüde olursa olsun serbest kadro
sayılarıyla bunun binde biri oranında alacakları korunmaya muhtaç çocuk sayısını, adaylarda aranan nitelikleri, sınav tarihini ve yerini Kuruma bildirmek ve bu kadrolara Kurumca bildirilen korunmaya muhtaç çocuklar arasında yapılacak giriş sınavlarında başarılı olanlar arasından atama yapmak zorundadır. Öncelik : Madde 8- a) Bu tüzük hükümlerinden daha önce yararlanmamış olması, b) Ailesinin olmaması, c) Evli veya çocuklu olması, d) Diğer adaylara göre yaşlı olması, e) Herhangi bir işte çalışmıyor olması, f) Halen bir sosyal hizmet kuruluşunda kalıyor olması Sınav : Madde 9- Korunmaya muhtaç çocukların işe alınmalarına ilişkin olarak yapılacak sınavlar, kamu kurum ve kuruluşlarının ilgili yönetmeliklerindeki hükümlerine göre ayrı olarak yapılır ve değerlendirilir. Yetiştirme Yurtlarının Kuruluş ve İşleyişine İlişkin Yönetmelik : Amaç : >Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, yetiştirme yurtlarındaki hizmetin türü, niteliği ve işleyişine ilişkin esaslar ile kuruluş ve personelin görev, yetki ve sorumluluklarını belirlemektir. Kapsam : >Madde 2- Bu Yönetmelik, 13-18 yaş ve 18 yaşın üzerinde korunma kararının devamını gerektiren koşulları taşıyan korunmaya muhtaç çocukları; Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı, demokrasi bilincine sahip, insan haklarına saygılı, çağdaş, beden, ruh ve duygusal gelişimleri sağlıklı, topluma yararlı bireyler olarak yetiştirmek, korumak, bir iş veya meslek sahibi yapmakla görevli ve yükümlü olan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı yetiştirme yurtlarını kapsar. Çocuk ve Gençlik Merkezleri Yönetmeliği : Amaç : >>Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, sosyal tehlikelerle karşı karşıya olan sokakta yaşayan çocuklar ile sokakta çalıştırılan çocuk ve gençlerin rehabilitasyonları ve topluma yeniden kazandırılmalarını sağlamakla görevli, Çocuk ve Gençlik Merkezlerinin kuruluş ve çalışma esaslarını, hizmet standartlarını belirlemek, ilgili kişiler ve kurumlar arasında eşgüdümü sağlamak ile hizmetin en etkili ve verimli şekilde yürütülmesine ilişkin kuralları saptamaktır. Kapsam : >>Madde 2- Bu Yönetmelik, sokakta yaşayan ve çalıştırılan çocukları ve gençleri bedensel, ruhsal ve duygusal gelişimleri açısından tehlike yaratabilecek risklerden korumak, temel gereksinimlerini gidermelerine yardımcı olmak, gerektiğinde geçici olarak barınmaları için gerekli hizmetleri sunmak veya sunulmasını sağlamak, belirli bir süreç sonunda kendi kendilerine yeterli hale gelmelerini sağlayıcı her türlü sosyal hizmet müdahaleleri ile rehabilite edici mesleki çalışmaları gerçekleştirmek, aile ve topluma yönelik çalışmaları yapmakla yükümlü Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Çocuk ve Gençlik Merkezlerini ve bu merkezlerle bağlantılı birimleri kapsar. Çocuk ve Gençlik Merkezinin görevleri: Madde 8- a) Sokakta yaşayan ve/veya çalıştırılan çocukların, sokakta karşılaşabilecekleri her türlü tehlikeden korunması amacıyla gerekli sosyal hizmet programlarını hazırlamak ve uygulamak, b) Çocuklarla ilgili her türlü yönetsel ve mesleksel kayıtları tutmak, belgeleri saklamak, c) Çocukların ve ailelerin iş ve meslek sahibi edinmek üzere eğitilmeleri ve işe yerleştirilmesine yönelik gerekli çalışmaları yürütmek, ilgili kurumlarla işbirliği yapmak ve eşgüdümü sağlamak, d) Ekonomik yoksunluk içerisinde olduğu tespit edilen çocukların ve ailelerinin, sosyal yardım kaynaklarından ve kurumlarından yararlanmalarını sağlamak, e) Çocukların ve ailelerin durumlarını inceleyerek, 2828 sayılı Kanun kapsamında koruma altına alınması gereken çocuklara ilişkin ilgili mevzuat doğrultusunda işlemleri başlatmak,
f) Çocukların sosyalleşmesini sağlayıcı her türlü sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikleri düzenlemek, g) Sokakta yaşayan ve çalıştırılan çocuklara ailelerine ve topluma yönelik her türlü sosyal hizmet programlarını hazırlamak ve uygulamak, h) Konuyla ilgili kamu ve gönüllü kuruluşlar ve kişiler ile işbirliği yapmak, eşgüdüm içinde çalışmayı sağlayıcı önlemleri almak, i) Gezici ekipler aracılığıyla sokakta yaşayan veya çalıştırılan çocuklarla ilgili nicel ve nitel bilgileri toplamak; bu bilgilerin yorum ve değerlendirmesini yapmak; izlenecek strateji ve uygulanabilecek mesleki müdahale yöntem ve teknikleri belirlemek; bu doğrultuda gerekli mesleki çalışmaları yapmak, j) Merkezde çalışan personele ve hizmetlerin yürütülmesinde birlikte çalışılan kurum, kuruluş ve kişilere yönelik sorun alanına ve uygulamalara ilişkin hizmet içi eğitim programlarını düzenlemek, k) Sosyal hizmet kurum ve kuruluşları dışındaki birimlerle sağlık, eğitim, hukuk, ticaret, istihdam, sosyal güvenlik ve benzeri konularda her türlü mesleki ilişki kurmak, işbirliği yapmak ve eşgüdüm içinde çalışmak, l) Merkezle ilgili her türlü yönetsel iş ve işlemi yerine getirmek, amaca uygun diğer çalışmaları yapmak, Merkez kayıtları, çalışma raporlarını düzenli aralıklarla ilgili makamlara iletmek. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI MEVZUATI Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı-Hayatboyu Öğrenme ve Gençlik Programları Türk Ulusal Ajansı:Ülkemizde, Ocak 2002 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) bünyesinde Ulusal Ajans görevini yerine getirmek üzere bir daire başkanlığı kurulmuştur (AB Eğitim ve Gençlik Programları Dairesi). Diğer taraftan, Türkiye'nin AB programlarından yararlanmasını sağlayacak olan ve daha önce taraflarca 26 Şubat 2002 tarihinde imzalanmış bulunan Çerçeve Anlaşmayı onaylayan 4763 sayılı Kanun da TBMM tarafından görüşülerek uygun bulunmuş ve 28 Haziran 2002 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.Anlaşmanın içeriği ve dayandığı Bakanlar Kurulu Kararı ise imzaların tamamlanmasından sonra 1 Eylül 2002 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır. ***Ulusal Ajans, daha önce Devlet Planlama Teşkilatına bağlı iken yapılan değişiklik ile Avrupa Birliği Bakanlığı’na bağlanmıştır. Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik: Amaç ve Kapsam : >>Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı; Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığının, çalışma usul ve esasları ile hizmet birimleri ve bu birimlerin görev, yetki ve sorumluluklarının belirlenmesidir. Merkezin çalışma ilkeleri : Madde 4- Merkez, Türkiye Cumhuriyeti’nin AB Eğitim ve Gençlik Programlarından azami düzeyde faydalanmasını sağlamak üzere Avrupa Birliğinin eğitim ve gençlik programlarına ilişkin belirlemiş olduğu öncelik ve hedeflerle, Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenmesine İlişkin Ulusal Programla, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanan Kalkınma Planlarıyla ve Yıllık Programlarla uyumlu, ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla koordinasyon içerisinde, verimlilik, açıklık, şeffaflık ve tarafsızlık ilkelerine bağlı olarak faaliyet gösterir. Merkezin görevleri: Madde 6- Merkezin görevleri şunlardır: a) Komisyon ile ulusal otoriteler arasında yapılan müzakereler sonucunda onaylanan çalışma planları ve bütçenin uygulanmasıyla Programların ülke içinde duyurulması ve tanıtılması b) Komite tarafından tespit edilen genel politikalar ile çalışma esas ve usulleri çerçevesinde programlara katılım çalışmalarının koordine edilmesi, yürütülmesi ve izlenmesi c) Merkezin gerçekleştirdiği çalışmalar hakkında komisyona ve ulusal otoriteye raporlar sunulması d) Program uygulamaları hakkında Komisyon ile gerekli görüşmelerin yapılması ve uygulama sözleşmelerinin imzalanması e) Programlar kapsamındaki ülke merkezli faaliyetlerin; ülke merkezli faaliyetler için yapılan
anlaşmaların sözleşmeye tabi hükümleri, ilgili programların uygulama el kitapları, Avrupa Topluluğunun genel bütçesine uygulanacak 25/6/2002 tarihli ve 1605/2002 (EC, Euratom) sayılı Konsey Mali Yönetmeliğinin Hibeler-Başlık IV bölümü ile Komisyonun 23/12/2002 tarihli ve 2342/2002 (EC, Euratom) sayılı yönetmeliğinde yer alan uygulama için detaylı kurallar çerçevesinde idare edilmesi f) Merkezin programlara katılım yönünde ülke içinde, Komisyon ve programa katılan diğer ülkelerle sürdürdüğü çalışmaların koordinasyonunun sağlanması .
ÜNİTE 7= YAŞLILIK MUVZUATI Dünya Sağlık Örgütü, 1963 yılında yaşlanmayı kronolojik olarak ele almış ve 3 aşamaya ayırmıştır. •Orta Yaşlılar ( 45 - 49 yaş) •Yaşlılar (60 - 74 yaş) •İleri Yaşlılar (75 + yaş)
Bu ayırıma göre 60 yaşın üstündekiler yaşlıdır.yaşlılık, fizyolojik bir olgu olup, kişilerin fiziksel ve ruhsal güçlerini bir daha yerine gelmeyecek şekilde yavaş yavaş kaybetme halidir. Yaşlanma sıklıkla fiziksel sınırlılıklar, ağrılar ve bilişsel yavaşlamalar olarak hissedilen değişiklikler de meydana getirir. Topluma ait olamama ve izole edilme duyguları, içe dönme, vücut fonksiyonları ile bu ciddi devamlı uğraşları ortaya çıkarır, birçoklarını intihara götürebilen bu ciddi ve heyecansal karışımları ortadan kaldırmak için yaşlı kişilerin psikososyal yönlerden desteklenme ihtiyaçları oluşabilmektedir. YASAL DAYANAKLARIYLA YAŞLILARA YÖNELİK BAKIM HİZMETLERİ 1982 Anayasasının 61.maddesi sosyal hizmetler alanına giren grupları açık bir şekilde belirlemiş, korunmaya, bakıma, yardıma ve rehabilitasyona muhtaç çocuk, sakat ve yaşlılara öncelik tanıyarak, devletin bu alanda gerekli teşkilat ve tesisleri kurması veya kurdurması hükmünü getirmiştir. Bugün yürürlükte olan Anayasamız yaşlılara yönelik sosyal hizmetlerin mevzuat altyapısının temelini oluşturmaktadır. **2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile Anayasamızın 10. maddesine ilave edilen “Yaşlılar için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz” düzenlemesi ile yaşlılarımız için getirilen pozitif ayrımcılık dünyaya örnek olacak niteliktedir. 1982 Anayasasının 61.maddesi doğrultusunda hazırlanan ilk temel kanun, bugün mülga olan 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’dur. 1983’te yürürlüğe giren ve 2011 yılı Ekim ayında yürürlükten kaldırılan bu kanun ile sosyal hizmetlere ilişkin faaliyetlere devletin denetim ve gözetiminde halkın gönüllü katkı ve katılımı da sağlanarak bir bütünlük içinde yürütülmesi esası getirilmiştir. **2011’de yürürlüğe giren 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmuştur. 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Kanunu ve bu kanunla diğer hizmet gruplarının yanı sıra yaşlılara 28 yıl hizmet vermiş olan SHÇEK mülga olmuştuR. 633 sayılı kanun hükmünde kararnamenin öngördüğü esaslar doğrultusunda yaşlılara yönelik var olan hizmetlerin iyileştirilmesi ve yeni hizmetlerin başlatılması çalışmaları; 2001’de yürürlüğe giren, Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği,2008’de yürürlüğe giren, Özel Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım Merkezleri Yönetmeliği.. ***1987’de yürürlüğe giren, Kamu Kurum ve Kuruluşları Bünyesinde açılacak Huzurevlerinin kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmelik ve 2008’de yürürlüğe giren, Yaşlı Hizmet Merkezlerinde Sunulacak Gündüzlü Bakım ile Evde Bakım Hizmetleri Hakkında Yönetmelik olmak üzere 4 yönetmelik çerçevesinde yürütülmektedir.Ayrıca, Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planında yaşlılarla ilgili şu tespitlere yer verilmektedir: •Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, özürlüler ve kente göç edenler başta olmak üzere, yoksulluk riskiyle karşı karşıya olanlara yönelik eğitim, kültür ve sağlık gibi hizmetlerin artırılması ihtiyacı devam etmektedir. HUZUREVLERİ İLE HUZUREVİ YAŞLI BAKIM VE REHABİLİTASYON MERKEZLERİ YÖNETMELİĞİ 2828 sayılı kanunun 15. maddesi dayanak alınarak hazırlanan “Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım
ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği”nde; Huzurevi: 60 yaş ve üzerindeki yaşlı kişileri huzurlu bir ortamda korumak, bakmak ve bu kişilerin sosyal ve psikolojik gereksinmeleri karşılamak amacıyla kurulan yatılı sosyal hizmet kuruluşunu, Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi: Yaşlı kişilerin yaşamlarını sağlık, huzur ve güven içinde sürdürmeleri amacıyla, kendi kendilerini idare edebilecek şekilde rehabilitasyonlarının sağlandığı, tedavisi mümkün olmayanların ise sürekli olarak özel bakım altına alındığı yatılı sosyal hizmet kuruluşunu ifade etmektedir 2012 yılı itibariyle Genel Müdürlüğe bağlı 107 tane huzurevi ile huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezinde 11725 yaşlıya bakım hizmeti verilmektedir. ÖZEL HUZUREVLERİ İLE HUZUREVİ YAŞLI BAKIM MERKEZLERİ YÖNETMELİĞİ 2828 sayılı kanunun 34. ve 35. maddesinde 'açılacak özel kurumların açılış izni, standartları ve denetleme esasları bir yönetmelikle düzenlenir' denilmektedir.Bu maddeler doğrultusunda Özel Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım Merkezleri Yönetmeliği 07.08.2008 tarih ve 26960 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Özel Huzurevi hizmeti veren kuruluşlar üç başlık altında toplanmaktadır. •Dernek ve vakıflara ait kuruluşlar, •Azınlıklara ait kuruluşlar •Gerçek kişilere ait (özel) kuruluşlar Özel Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım Merkezleri Yönetmeliği’nin 4.Maddesi h bendinde yaşlı: Sosyal, fiziksel ve moral desteğe ihtiyaç duyan, akıl ve ruh sağlığı yerinde olup, kuruluş bakımına ihtiyacı olan en az elli beş yaşındaki kişiyi; ı bendinde özel bakım yaşlısı: Akıl ve ruh sağlığı yerinde olan veya akıl ve ruh sağlığı yerinde olmadığı halde huzurevi ve yaşlı bakım hizmetlerinin sunumunda diğer hizmet alan yaşlılara karşı herhangi bir olumsuz durum oluşturmadığı sağlık kuruluşlarının psikiyatri kliniklerinden alınacak huzurevi veya yaşlı bakım merkezinde kalmasında bir sakınca olmadığına dair tabip raporu ile tespit edilen ve bulaşıcı veya sürekli tıbbi bakım gerektiren bir hastalığı bulunmayan, bulaşıcı hastalığı var ise sağlık kuruluşlarının ilgili bölümlerinden alınacak toplu yaşam yerlerinde bakılmasında bir sakınca olmadığına dair doktor raporu ile tespit edilen yaşlılığa bağlı demans, Alzheimer gibi, ağır felçli, yatağa bağımlı veya özel bakımı gerektiren diğer hallerde, başkasının desteğine ihtiyaç duyan yaşlıyı ifade etmektedir. Kuruluşa yaşlı kabulünde izlenecek yol başlıklı 26. maddesi 1.bendinde, kuruluşa kabul edilecek yaşlılarda elli beş yaş ve daha yukarı yaşlarda olma şartı aranır. Ancak elli beş yaşın altında olan kişilerin zorunlu hallerde kuruluşa kabulü sorumlu müdürün teklifi, hazırlanacak sosyal inceleme raporu sonucuna göre il müdürlüğünün uygun görüşüne dayanılarak alınacak valilik onayından sonra yapılır.
Yönetmeliğin 2. fıkrasında sağlıklı yaşlı: Akıl ve ruh sağlığı yerinde olan, kendi öz bakımını bağımsız şekilde yapabilen, bulaşıcı hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı olmayan yaşlıyı ifade etmektedir KAMU KURUM VE KURULUŞLARI BÜNYESİNDE AÇILACAK HUZUREVLERİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞ ESASLARI HAKKINDAKİ YÖNETMELİK 2828 sayılı kanunun 34.ve 35. Maddeleri doğrultusunda 'Kamu Kurum ve Kuruluşları Bünyesinde Açılacak Huzurevlerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkındaki Yönetmelik 05.04.1987 tarih ve 19422 sayılı Resmi Gazete’deyayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin 4. maddesi e fıkrasında yaşlı sosyal veya ekonomik yönden yoksunluk içindeki korunmaya, bakıma ve yardıma muhtaç yaşlı statüsündeki kişiyi, d fıkrasında huzurevleri muhtaç yaşlı kişileri huzurlu bir ortamda korumak ve bakmak, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak aracılığıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından kurulan yatılı sosyal hizmet kuruluşlarını, ifade etmektedir YAŞLI HİZMET MERKEZLERİNDE SUNULACAK GÜNDÜZLÜ BAKIM İLE EVDE BAKIM HİZMETLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK 2008 tarih ve 26960 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren "Yaşlı Hizmet Merkezlerinde Sunulacak Gündüzlü Bakım ile Evde Bakım Hizmetleri Hakkında Yönetmelik" maddelerinin bazılarında değişiklikler yapılarak, değişiklikler 31.07.2009 tarih ve 27305 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.” Yönetmelikte iki grup yaşlıya hizmet sunulmaktadır. Yaşlının özelliklerine ve gereksinimlerine göre gündüzlü bakım hizmet veya evde bakım hizmet verilmekte.
***Yaşamını evde ailesi, akrabalarıyla veya yalnız sürdüren sağlıklı yaşlılar ile demans, alzheimer vb. hastalığı olan yaşlıların yaşam ortamlarını iyileştirmek, boş zamanlarını değerlendirmek, sosyal, psikolojik ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasında yardımcı olmak, rehberlik ve mesleki danışmanlık yapmak, kendi imkânlarıyla karşılamakta güçlük çektikleri konular ile günlük yaşam faaliyetlerinde destek hizmetleri vermek, ilgilerine göre faaliyet grupları kurarak sosyal faaliyetler düzenlemek suretiyle sosyal ilişkilerini zenginleştirmek, aktivitelerini artırmak ve gerekli olduğu zamanlarda aileleri ile dayanışma ve paylaşma sağlanarak yaşlının yaşam kalitesini arttırmak amacıyla "Gündüzlü Bakım Hizmeti" sunumu verilmektedir. ***Akıl ve ruh sağlığı yerinde olan, tıbbi bakıma ihtiyacı olmayan ve herhangi bir özrü bulunmayan yaşlının bakımı ile ilgili olarak hane halkının tek başına veya diğer destek unsurlarına (komşu, akraba) rağmen yetersiz kaldığı durumlarda yaşlılara evde yaşamlarını devam ettirebilmeleri için yaşam ortamlarının iyileştirilmesi, günlük yaşam faaliyetlerine yardımcı olunması amacıyla "Evde Bakım Hizmeti" sunumu yapılmaktadır. YAŞLILARIN SOSYAL GÜVENLİĞİYLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER Ülkemizin sosyal devlet olmasının bir gereği olarak, herkese sosyal güvenlik sağlama görevi 1982 Anayasasının 60., 61. ve 62. maddelerinde belirtilmiştir. Devletin sosyal risklerin (yaşlılık, maluliyet, ölüm, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık, aile masrafları ve işsizlik) oluşmasını engelleyici görevinin yanı sıra sosyal sigortalar yolu ile koruyucu bir rolü bulunmaktadır. Yaşlıların korunmasına ilişkin maddeleri ile birlikte sosyal güvenliğin herkes için temel hak olduğu 1982 m Anayasası’nda belirtilmiştir. Değişen toplumsal koşullar nedeni ile sosyal güvenlik sistemi içerisine alınan yaşlıların maddi risklere karşı korunmaları gerektiği, yaşlılara aylık gelir, sağlık yardımları ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere sağlık yardımı yapılması sağlanmıştır. Yaşlıların sosyal güvenliğinin sağlanması amacıyla belirli bir süre çalıştıktan sonra emeklilik aylığı almaya hak kazanmış olanlarına yönelik sosyal güvenlik hizmetleri de aşağıda belirtilen kanunların ilgili maddeleriyle gerçekleştirilmektedir . •5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu gereğince Emekli Sandığına Bağlı Olarak Emekli Aylığı (yürürlükte olan hükümler), •506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gereğince Yaşlılık Sigortası, 506 sayılı Kanunun 20.maddesi gereğince Banka, Sigorta, Reasürans Şirketleri İştirakçilerine Yaşlılık Aylığı, •4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu (yürürlükte olan hükümler), •1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu (yürürlükte olan hükümler), •2926 sayılı Kanun gereğince Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlara Yaşlılık Aylığı 2006 yılında yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile aşağıda sıralanan sosyal güvenlik kurumları tek çatı altında birleştirilmiştir: •4947 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtı Kanunu ile kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu, •5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, •4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu il kurulan Sosyal Sigortalar Kurumu, •1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile kurulan Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu, •2022 sayılı Kanun gereğince 65 Yaş Aylığı YAŞLILARA SOSYAL YARDIMLA İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER Sosyal yardımlar sosyal güvenlik ve sosyal sigorta uygulamalarından farklı olarak primsiz ödemelerdir. Diğer ifadeyle karşılıksız yardımlardır. Diğer muhtaç nüfus gruplarının yanı sıra yaşlılara sosyal yardımlardan sorumlu olan kamu kurumu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı olan Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’dür. Genel Müdürlük, yaşlılarımıza da içeren sosyal yardım faaliyetlerini 1986 yılında çıkarılan 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile oluşturulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu kaynaklarıyla yürütmektedir. Bu kaynakları yine aynı yasa ile ülkemizdeki tüm il ve ilçede oluşturulan ve başkanlıklarını illerde valilerin ilçelerde ise kaymakamların yaptığı 973 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla kullanmaktadır.
***Sosyal hizmet uzmanları ekonomik yoksunluğun tespitinde çok önemli bir görev üstelenmekte ve ev ziyaretleriyle hazırlanan sosyal inceleme raporları, kişilere sosyal yardım yapılma kararında belirleyici olmaktaYaşlılara yönelik sosyal yardımlarla ilgili bir diğer yasal düzenleme, 1977 yılında yürürlüğe giren 2022 sayılı, “65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz, Kimsesiz Türk Vatandaşına Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun”dur. Kanun, “65 Yaş Aylığı”olarak da bilinmektedir. Kanundan kapsamında aylık almakta olan yaşlılar, 2006’da yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun hükümlerine tabi olmuşlardır. DİĞER TEMEL YASAL DÜZENLEMELER Cumhuriyet'in ilanından sonra 1930 tarihinde yürürlüğü giren 1580 sayılı Belediye Kanunu ile ilk defa kamu kuruluşu olan Belediyelere bakıma muhtaç kişilerin (yaşlıların) korunması, yaşlı evleri yapma ve yönetme yükümlülüğü getirilmesi üzerine, değişik illerde aceze evleri, güçsüzler yurdu, düşkünler evi ve huzurevi adları altında yatılı yaşlı kuruluşları açılmıştır.
***2004 yılında kabul edilen 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’na göre ise, Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin görev ve sorumlulukları genel hatları ile belirlenmiş, yaşlılar konusunda da, “Hizmet sunumunda özürlü, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır” şeklinde genel bir hüküm yer almıştır BİRLEŞMİŞ MİLLETLER YAŞLI İLKELERİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1982’de "Dünya Yaşlılar Asamblesi" için Viyana'da toplanarak, aşağıda verilen, Yaşlanma 1982 - Yaşlılık İlkeleri'ni saptamıştır. Bağımsızlık=Yaşlı Bireyler;
•Beslenme, barınma, giyim gibi temel gereksinimlerini karşılamak ve sağlık bakımından yararlanmak için yeterli gelire sahip olmalıdır. •Sayılan gereksinimlerini karşılayabilmeleri için ailelerinden ve toplumun her kesiminden destek almalıdır. •Gereksinimlerini karşılama konusunda kendi kendilerine yardımcı olabilmeleri yönünde destek almalıdır. •Gelir getirici bir işte çalışabilmeli ya da toplumdaki diğer gelir getirici faaliyetlerden yararlanmalıdır Katılım=Yaşlı bireyler; •Toplumla ilişkilerini sürdürmelidir. •Refah düzeylerini doğrudan etkileyecek politikaların hazırlanması ve uygulanması aşamalarına aktif bir biçimde katılımda bulunmalıdır Kendini Gerçekleştirme=Yaşlı Bireyler; •Bireysel potansiyellerini (yetenek ve becerilerini) tam olarak geliştirebilecek fırsatlar yaratmalı, var olan uygulamalardan yararlanmalıdır. •Toplumun eğitim ve kültür etkinliklerine aktif olarak katılabilmelidir İtibar=Yaşlı Bireyler; •İtibar görmeli ve güven içerisinde yaşamalıdır. •Sömürüden, fiziksel ya da zihinsel istismardan uzak tutulmalıdır. •Hizmetlerden yararlanırken; yaş, cinsiyet, ırk, etnik köken, özür durumu ya da diğer konumları nedeniyle bir ayırım görmemelidir.