Final Sosyal Hizmet Mevzuatı Final Ders Notları

serkankacan69

Active member
12 Eyl 2018
152
57
28
#1
(ÜNİTE-8) Engelli,doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel,zihinsel,ruhsal,duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma,bakım, rehabilitasyon,danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişidir.Sosyal hizmetler açısından bakacak olursak üç tip özürden söz edebiliriz: >Hafif engelli:Özürlülük ölçütüne göre,hafif engelli olarak tanımlanan kişiyi, >Ağır engelli:Özürlülük ölçütüne göre,ağır engelli olarak tanımlanan kişiyi, >Bakıma muhtaç engelli:Özürlülük sınıflandırmasına göre resmi sağlık kurulu raporu ile ağır engelli
olduğu belgelendirilenlerden, günlük hayatın alışılmış,tekrar eden gereklerini önemli ölçüde yerine getirememesi nedeniyle hayatını başkasının yardımı ve bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede düşkün olan kişileri ifade etmektedir. YASAL ÇERÇEVE:1982 Anayasasının 10. (kanun önünde eşitlik),42. (eğitim ve öğrenim hakkı),49. (çalışma hakkı ve ödevi),50. (çalışma şartları ve dinlenme hakkı) ,61. (sosyal güvenlik hakkı) ve 62. (sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler) maddelerinde diğer özel gereksinim gruplarının yanı sıra engellilerin korunması ve güçlendirilmesi gereğini gösteren hükümler bulunmaktadır. 1982 Anayasanın yanı sıra 2007 yılında New York’ta imzalanan ve 2008’de ülkemizin 5825 sayılı Kanunla onayladığı “Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme” engellilere yönelik hizmetlerde çerçeve niteliği taşımaktadır=>Toplam 50 maddeden oluşan sözleşme’nin temel amacı,engellilerin tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını teşvik ve temin etmek ve insanlık onurlarına saygıyı güçlendirmektir.Bu sözleşmenin dayandığı ilkeler: >>Kendi seçimlerini yapma özgürlükleri ve bağımsızlıklarını da kapsayacak şekilde,kişilerin insanlık onuru ve bireysel özerkliklerine saygı gösterilmesi >>Ayrımcılık yapılmaması >>Engellilerin topluma tam ve etkin katılımlarının sağlanması >>Farklılıklara saygı gösterilmesi ve engellilerin insan çeşitliliğinin ve insanlığın bir parçası olarak kabul edilmesi >>Fırsat eşitliği >>Erişilebilirlik >>Kadın-erkek eşitliği >>Engelli çocukların gelişim kapasitesine ve kendi kimliklerini koruyabilme haklarına saygı duyulması. ÖZÜRLÜLER KANUNU:2005 yılında yürürlüğe giren Özürlüler Kanunu engellilerin;ulaşılabilirlik,istihdam,bakım ve sosyal güvenliğe ilişkin sorunlarının çözümünü amaçlamaktadır.52 maddeden oluşan Özürlüler Kanunu,engelli bireylerin: >>Özür sınıflandırmalarının nasıl yapılması gerektiğini, >>Bakım gereksinimlerinin nasıl karşılanacağını, >>Bakım hizmeti aldıkları kuruluşların ruhsatlandırma konusunu, >>Alacakları hizmetlerin standartlarına, >>Bakımlarının çeşitlerine, >>Rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanmaları konusuna, >>Erken tanı ve koruyucu hizmetlerden yararlanmalarına, >>İş ve meslek analizlerinin yapılmasına, >>Mesleki rehabilitasyonlarının yapılması konusuna, >>İstihdam edilmeleri konusuna, >>Eğitim ve öğretimden yararlanmaları konusuna,çeşitli hükümlerde yer vermektedir. ***Sosyal hizmeti yakından ilgilendiren bazı maddeler:Bakım ve rehabilitasyonun yapılması 6. madde,bakım çeşitleri 9.madde, engellilerin rehabilitasyonu 10.madde,mesleki rehabilitasyon 13.madde,engellilerin istihdamı 14.madde ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL KORUMA VE BAKIM HİZMETLERİ **Engellilere yönelik sosyal koruma ve kurumsal bakım hizmetlerini içeren sosyal hizmetlerin temel yasal dayanağı,1983’ten 2011 yılına kadar yürürlükte olan 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu olmuştur. **2011 yılı Ekim ayında yürürlüğe giren,633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmuştur.
**633 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur. **Kanun Hükmünde Kararname’nin 10.maddesinde Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne özürlülerle ilgili sıralanan görevler: >>Bakanlığın özürlülere ve yaşlılara yönelik koruyucu,önleyici,eğitici,geliştirici,rehberlik ve rehabilite edici sosyal hizmet faaliyetlerini yürütmek ve koordine etmek, >>Özürlülüğün önlenmesi ile özürlülerin eğitimi,istihdamı,rehabilitasyonu,ayrımcılığa uğramadan insan haklarından yararlanarak toplumsal hayata katılmaları ve diğer konularda ulusal düzeyde politika ve stratejilerin belirlenmesi çalışmalarını koordine etmek, belirlenen politika ve stratejileri uygulamak,uygulanmasını izlemek ve değerlendirmek. >>Özürlülerin sorunlarını ve çözüm yollarını araştırmak,bu konuda uygulamanın geliştirilmesine yönelik öneri ve programlar hazırlamak ve uygulamak. >>Özürlülerle ilgili konularda inceleme ve araştırmalar yapmak,projeler hazırlamak ve uygulamak. >>Münhasıran özürlülere tanınan haklar ve sunulan hizmetlerden yararlanmada kullanılmak üzere hazırlanan özürlü kimlik kartlarına ilişkin işleri yürütmek. >>Kamu kurum ve kuruluşları,gönüllü kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerce özürlülere ve yaşlılara yönelik yürütülen sosyal hizmet faaliyetlerine ilişkin ilke,usul ve standartları belirlemek ve bunlara uyulmasını sağlamak. Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü,engelli bakımı hizmetlerini 3 yönetmeliğin hükümleri doğrultusunda yürütmektedir: 2006’da yürürlüğe giren,Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tesbiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik=>Amacı;bakıma muhtaç engellilerin bildirimi, tespiti,değerlendirilmesi ile bakım hizmetlerine,bakım ücretlerine ve ödemelerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.Yönetmelik,her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamı esas alınmak suretiyle;kendilerine ait veya bakmakla yükümlü olduğu birey sayısına göre kendilerine düşen ortalama aylık gelir tutarı bir aylık net asgari ücret tutarının 2/3'ünden daha az olan bakıma muhtaç engellileri,bu engellilere verilecek bakım hizmetlerini, hizmetlerin ücretlendirilmesini ve ücretlerin ödenmesini kapsamaktadır. **Bakım Raporu:Bakım hizmetleri değerlendirme heyetinin;engelliye ait veya bakmakla yükümlü olunan kişi sayısına göre engelliye düşen ortalama aylık geliri belirlediği;engellinin ve ailesinin sağlık ve psikososyal durumunu tahlil ettiği;engellinin bakıma muhtaçlığını, ihtiyaç duyduğu bakım hizmetlerini ve engelliye verilecek bakım hizmet modellerini tespit ettiği ve genel çerçevesi Genel Müdürlükçe belirlenen rapordur. 2006’da yürürlüğe giren,Bakıma Muhtaç Özürlülere Yönelik Resmî Kurum ve Kuruluşlar Bakım Merkezleri Yönetmeliği=>Amacı;resmî kurum ve kuruluşların bünyesinde açılacak bakıma muhtaç engellilere yönelik bakım merkezlerinin açılış izni,çalışma şartları, personel standardı ile denetlenmelerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.Yönetmelik, Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü dışındaki diğer resmî kurum ve kuruluşların bünyesinde açılacak olan bakıma muhtaç özürlülere yönelik bakım merkezlerini kapsamaktadır. ***2011 yılında yapılan düzenlemeyle diğer kamu kurumlarına bağlı olan merkezlerle ve Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan tüm merkezler Genel Müdürlüğün çatısı altında toplanarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlanmıştır. ***2012 yılı itibariyle Genel müdürlüğe bağlı 84 tane engelli bakım ve rehabilitasyon merkezinde engellilerimize hizmet verilmektedir.
2006’da yürürlüğe giren,Bakıma Muhtaç Özürlülere Yönelik Özel Bakım Merkezleri Yönetmeliği=>Amacı;gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından açılacak bakıma muhtaç engellilere yönelik özel bakım merkezlerinin açılış izni,çalışma şartları,personel standardı,denetlenmeleri ile ücret tespiti ve ödemelerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Merkezlerden,bakıma muhtaç engelli kişiler yararlanmaktadır. ***2012 yılı itibariyle,Genel Müdürlüğün denetiminde bulunan;gerçek kişilere ait 100 yatılı bakım ve rehabilitasyon merkezinde engellilerimize hizmet verilmektedir. ENGELLİLERİN SOSYAL GÜVENLİĞİYLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER Engellilerin sosyal güvenliğiyle ilgili temel yasal düzenleme 2006’da yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’dur.Kanun’da özürlülükle ilgili olarak “meslek hastalığı” terimi kullanılmaktadır.Meslek hastalığı;sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık,bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir. **Ülkemizin sosyal devlet olmasının bir gereği olarak,herkese sosyal güvenlik sağlama görevi 1982 Anayasasının 60.,61. ve 62. maddelerinde belirtilmiştir. >>“Yaşlılık aylığı” (2022 sayılı,65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç,Güçsüz,Kimsesiz Türk Vatandaşına Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun) >>1985’te yürürlüğe giren,3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın görevleri arasında “engellilerin mesleki rehabilitasyonunu sağlayacak tedbirler almak” >>1967’de yürürlüğe giren,854 sayılı Deniz İş Kanunu'nda=>Gemilerde engelli gemi adamı çalıştırma zorunluluğu >>1965’te yürürlüğe giren,657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda=>Engellilerin mesleklerine uygun kadrolara atanmaları;kurum ve kuruluşların toplam kadronun 3 oranında engelli istihdam etmesi zorunluluğu >>2003’te yürürlüğe giren,4857 sayılı İş Kanunu=>Engelli istihdam etme yükümlülüğü ENGELLİLERE SOSYAL YARDIMLA İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER -Engellilere sosyal yardımlardan sorumlu olan kamu kurumu,Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı olan Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’dür. -Genel Müdürlük,engellileri de içeren sosyal yardım faaliyetlerini 1986 yılında yürürlüğe giren 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile oluşturulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu kaynaklarıyla yürütmektedir. -Sosyal güvencesi bulunmayan engelli vatandaşlarımıza temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik yardımlar yapılmakta,ayrıca çalışabilir durumda bulunan engellilerin üretken hale getirilmesine yönelik olarak proje destekleri de sağlanmaktadır. 2022 sayılı “65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkındaki” Kanun’da,2005’te yapılan ek düzenlemeye göre,65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte; a)Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan,18 yaşını dolduran ve kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan özürlülere, b)18 yaşını dolduran,kanunen bakmakla mükellef kimsesi olmayan ve herhangi bir işe yerleştirilememiş olan özürlülere, c)Kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış engelli yakını bulunanlara, bakım ilişkisi fiilen gerçekleşmek kaydıyla aylık ödeme bağlanmaktadır.
**Kanuna göre,aylık alanların devlet hastanelerinde tedavileri ücretsiz yapılmaktadır. **2022 sayılı kanunun uygulanması sorumluluğunu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı olan Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü üstlenmiştir. **Engellilerimizin sağlık sorunlarının çözümüyle ilgili düzenleme,1992’de yürürlüğe giren,3816 sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun’dur.=>Amacı;hiç bir sosyal güvenlik kurumunun güvencesi altında olmayan ve sağlık hizmetleri giderlerini karşılayacak durumda bulunmayan Türk vatandaşlarının bu giderlerinin,devlet tarafından karşılanması ve bu hususta uyulacak usul ve esasların belirlenmesidir. DİĞER TEMEL YASAL DÜZENLEMELER -----Yerel Yönetimlerin Sosyal Hizmetleri----- **Sosyal yardım ve güvenlik hizmetlerini düzenlemek,korunmaya muhtaç yaşlı,çocuk ve engellilerin bakımı,yerleştirilmesi ve rehabilitasyonu ile çalışma gücünden yoksun yoksul kimselerin sosyal güvenliğini sağlamak üzere 3017 sayılı Sağlık Sosyal Yardım Bakanlığı Teşkilat Kanununun 17.maddesine istinaden 225 sayılı kanunun 4.maddesi ile 1963 yılında Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü kurulmuştur. **2004 yılında kabul edilen 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’na göre, Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin görev ve sorumlulukları genel hatlarıyla belirlenmiş,engelliler konusunda da,“Hizmet sunumunda özürlü,yaşlı,düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır” şeklinde bir hükme yer verilmiştir. >7.maddesinde büyükşehir belediyelerine,“yaşlılar,özürlüler,kadınlar,gençler ve çocuklara yönelik sosyal ve kültürel hizmetler sunmak;mesleki eğitim ve beceri kursları açmak;sağlık,eğitim,kültür tesis ve binalarının yapım,bakım ve onarımı ile kültür ve tabiat varlıkları ve tarihî dokuyu korumak;kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânların ve işlevlerinin geliştirilmesine ilişkin hizmetler yapmak.” görevi verilmiştir. >18. maddenin,m bendinde,“Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak, özürlülerle ilgili faaliyetlere destek olmak üzere özürlü merkezleri oluşturma” Belediye başkanın verilen özürlü merkezi oluşturma görevi, 2006’da yürürlüğe giren Büyükşehir Belediyeleri Özürlü Hizmet Birimleri Yönetmeliği ile daha somut hale gelmiştir. **Yönetmelikte yer alan: a)Bakım:Durumları gereği toplum içerisinde bağımsız yaşama becerilerini kazanamayan veya kaybeden,rehabilitasyondan yararlandığı halde özel ilgi destek ve korunmaya gereksinim duyan bireylere verilen hizmetleri, b)Birim:Büyükşehir belediyelerinde engellilerle ilgili bilgilendirme,bilinçlendirme,yönlendirme, danışmanlık,bakım,sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetlerini vermek amacıyla oluşturulmuş özürlü hizmet birimini, c)Bilgilendirme:Engellilerle ilgili mevcut programları ve hizmetleri içeren bilgilerin;özürlülere, ailelere ve bu konuda çalışan kişilere sağlanmasını, d)Bilinçlendirme:Engellilerin diğer insanlarla aynı haklara ve yükümlülüklere sahip olduklarını,toplumsal hayata tam katılımlarına yönelik engelleri ortadan kaldırmak amacıyla yapılan çalışmaları, e)Danışmanlık:Birimden yararlanan engelli bireylerin ve ailelerin özürlülükten kaynaklanan bireysel,ailevi,sosyal,hukuksal sorunları ve hakları konusundaki hizmetleri ile özürlülerin ve ailelerinin sorunlarına gerçekçi çözümler üretilmesi için yapılan çalışmaları, f)Mesleki rehabilitasyon:Fiziksel,zihinsel ve duygusal yetersizlik sonucu emniyetli ve uygun bir işe
ihtiyacı olan engelli bireylerin yaşanılan bölgenin işgücü talebi dikkate alınarak iş ve meslek sahibi olmasını,uygun çalışma becerileri kazanmasını,yerleştirildiği iş yerinde izlenmesi ve uyumu çalışmalarını, g)Sosyal rehabilitasyon:Engelli bireyin ve ailesinin sosyal hayatta karşılaştığı her türlü sorunlarının tanımlanmasına ve çözümlenmesine yönelik çalışmalarla,engelli ve ailesinin sosyal hayata katılımlarını amaçlayan çalışmaları, h)Sosyal yardım:Yoksulluk içinde olup da temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yaşamlarını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çeken engellilere ve ailelerine yapılan ayni ve nakdi yardımları, i)Toplum temelli rehabilitasyon:Engellilerin rehabilitasyonunda halkın sorumluluk alması, hizmet dağılımının geliştirilmesi,eşit fırsatlar sağlanması ve engelli haklarının iyileştirilmesi ve korunmasını hedefleyen çalışmaları, j)Yönlendirme:Engelli bireylerin toplum içinde rehabilitasyonu,sosyal uyumu ve fırsatların eşitlenmesini sağlamaya yönelik,engelli ailelerin kendi kendilerine yardım grupları geliştirmelerine ve özürlü olmayan bireylerin özürlüler hakkındaki olumsuz tutumlarının değiştirilmesine yönelik yapılan çalışmaları ifade etmektedir. Yönetmeliğin 10.maddesinde birim personeli olan shu'ya verilen görevler: 1.Birime başvuruları kabul edilen engellilerin sosyal incelemesini yapmak. 2.Engellilerin ihtiyacını tespit etmek,ilgili yerlere yönlendirmek. 3.Kamu kurum ve kuruluşları,sivil toplum örgütleri ve gönüllüler ile işbirliği yapılmasını sağlamak. 4.Engellilerin,toplum tarafından kabullenilmesi için gerekli mesleki çalışmaları yapmak. 5.Bölgenin sosyal gelişim planlamalarını ilgili meslek elemanlarıyla işbirliğinde yapmak. 6.Mesleki inceleme ve araştırmalar yapmak,hizmetlerin geliştirilmesini düzenleyerek izlemek. >>2005 yılında yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14.maddesinde =>“Belediye hizmetleri,vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur. Hizmet sunumunda özürlü,yaşlı,düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır.” >>Belediye başkanının görev ve yetkileri başlıklı 38.maddenin,n bendinde=>“Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak,özürlülerle ilgili faaliyetlere destek olmak üzere özürlü merkezleri oluşturma” >>Belediye hizmetlerine gönüllü katılım başlıklı 77.maddede,“Belediye;sağlık,eğitim,spor,çevre,sosyal hizmet ve yardım,kütüphane,park,trafik ve kültür hizmetleriyle yaşlılara,kadın ve çocuklara,özürlülere,yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak,hizmetlerde etkinlik,tasarruf ve verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygular.” >>2005 yılında yürürlüğe giren 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun,İl özel idaresinin görev ve sorumlulukları başlıklı 6.maddesinde=>“İl özel idaresi hizmetleri,vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur.Hizmet sunumunda özürlü, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır” -----Eğitim----- **1961’de yürürlüğe giren,222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 12.maddesinde =>“Mecburi ilköğrenim çağında bulundukları halde zihnen,bedenen,ruhen ve sosyal bakımdan özürlü olan çocukların özel eğitim ve öğretim görmeleri sağlanır” **1986’da yürürlüğe giren,3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nda=>Özel eğitime muhtaç kişilere iş hayatında geçerliliği olan görevlere hazırlayıcı özel meslek kursları düzenlenmesi, kursların düzenlenmesinde ve uygulanmasında bu kişilerin ilgi,ihtiyaç ve yetenekleri dikkate alınması
**1992’de yürürlüğe giren,3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun’da=>Engelli öğrencilerin,ücretsiz ek eğitim desteği alması olanaklı kılınmıştır. **1973’te yürürlüğe giren,1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda=>“Özel eğitime ve korunmaya muhtaç çocukları yetiştirmek için özel tedbirler alınır.” **2001’de yürürlüğe giren,4721 sayılı Türk Medeni Kanunu=>,Ana ve babanın çocuğuna,özellikle bedensel ve zihinsel engelli olanlarına,yetenek ve eğilimlerine uygun düşecek ölçüde, genel ve meslekî bir eğitim sağlamaları yükümlülüğünü getirmiştir. -----Sağlık----- **1993’te yürürlüğe giren,3960 sayılı Kalıtsal Hastalıklarla Mücadele Kanunu,devletin özürlülüğe yol açan diğer kalıtsal hastalıklarla koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında mücadele edeceğini hükme bağlamıştır. **1987’de yürürlüğe giren,3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda,1997’de yapılan ek düzenlemede,Özürlü çocuk doğumlarının önlenmesi için,gebelik öncesi ve gebelik döneminde tıbbi ve eğitsel çalışmalar yapılmaktadır.
(ÜNİTE-9) **Sağlığın bedensel,ruhsal ve sosyal ögelerden oluştuğu Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilen tanımlamada belirtilmiştir. **Ülkemizde sağlığın yalnızca bedensel ve zihinsel sorunlar ve hastalıklarla ilgili olmadığı ilgili kişiler tarafından fark edilmiş ve 1961 yılında 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir.Sosyal hizmet çerçevesi içinde incelediğimiz "sağlık mevzuatının ilk kanunu bu kanundur" **224 sayılı Kanun sağlık hizmetlerinin toplumla bütünleşmesine,tedavi edici,koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin gelişmesine katkı vermiştir. YASAL ÇERÇEVE Sağlık mevzuatının yapıtaşı temeli anayasamızdır.1982 Anayasasının 56.maddesinde sağlığın önemini gösteren hükümler bulunmaktadır. **Anayasamıza ilave olarak 1987’de yürürlüğe giren 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu da ülkemiz sağlık sisteminin temel yapılanmasını oluşturmaktadır.Kanunun amacı; sağlık hizmetleriyle ilgili temel esasları düzenlemektir.Kapsamı,bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerini ve gerçek kişileri kapsamaktadır. **3359 sayılı Kanun’da sağlık hizmetlerine ilişkin ana ilkeler: a)Sağlık kurum ve kuruluşları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca,diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır,koordine edilir,mali yönden desteklenir ve geliştirilir. b)Koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde gerektiğinde hizmet satın alınarak kaliteli hizmet arzı ve verimliliği esas alınır. c)Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. d)Sağlık kurum ve kuruluşları,kişilerin hekim ve sağlık kuruluşunu seçme hakkı kısıtlanmaksızın sağlık hizmet zinciri oluşturulacak şekilde düzenlenir.Acil vakalar hariç olmak üzere sevk sistemine uymayanlar hizmet karşılığı fazla ücret öderler.Sosyal güvenlik kuruluşlarına bağlı olanlar bu farkı kendileri karşılar. e)Tesis edilecek eğitim,denetim,değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesi sağlanır.
f)Herkesin sağlık durumunu takip edebilmek için gerekli kayıt ve bildirim sistemi kurulur. g)Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı;sağlık ve yardımcı sağlık personelinin yurt düzeyinde dengeli dağılımını sağlamak üzere istihdam planlaması yapar,ülke ihtiyacına uygun nitelikli sağlık personeli yetiştirilmesi amacıyla hizmet önce ya da kamu kuruluşlarında mesleklerini icra eden sağlık ve yardımcı sağlık personeline hizmetiçi eğitim yaptırır. h)Sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla;bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapılır. i)Vatandaşların hastalıklardan korunma,sağlıklı çevre,beslenme,ana çocuk sağlığı ve aile planlaması ve benzeri konularda eğitilmeleri ve takipleri bütün kamu kuruluşlarının sorumluluğu,kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,özel ve gönüllü kuruluşların işbirliği içerisinde gerçekleştirilir. j)Koruyucu,teşhis,tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde kullanılan ilaç,aşı,serum ve benzeri biyolojik maddelerin üretiminin yurt içinde ve yurt dışında ücret karşılığı kalite kontrollerini yaptırmaya,özel mevzuata göre ruhsatlandırma,izin ve fiyat verme işlerini yürütmeye Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı yetkilidir. k)Özürlü çocuk doğumlarının önlenmesi için,gebelik öncesi ve gebelik döneminde tıbbi ve eğitsel çalışmalar yapılır,tedbirler alınır. SAĞLIKTA YENİDEN YAPILANMA İçinde bulunduğumuz yapılanmanın belirleyici mevzuatı 2011’de çıkartılan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’dir. >>663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin amacı;Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının teşkilat,görev,yetki ve sorumluluklarını düzenlemektir.Bakanlığın temel görevi,herkesin bedenî,zihnî ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hâli içinde hayatını sürdürmesini sağlamaktır. Bu kapsamda Bakanlık; a)Halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi,hastalık risklerinin azaltılması ve önlenmesi, b)Teşhis,tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin yürütülmesi, c)Uluslararası önemi haiz halk sağlığı risklerinin ülkeye girmesinin önlenmesi, ç)Sağlık eğitimi ve araştırma faaliyetlerinin geliştirilmesi, d)Sağlık hizmetlerinde kullanılan ilaçlar,özel ürünler,ulusal ve uluslararası kontrole tâbi maddeler,ilaç üretiminde kullanılan etken ve yardımcı maddeler,kozmetikler ve tıbbî cihazların güvenli ve kaliteli bir şekilde piyasada bulunması, halka ulaştırılması ve fiyatlarının belirlenmesi, e)İnsan gücünde ve maddî kaynaklarda tasarruf sağlamak ve verimi artırmak,sağlık insan gücünün ülke sathında dengeli dağılımını sağlamak ve bütün paydaşlar arasında işbirliğini gerçekleştirmek suretiyle yurt sathında eşit,kaliteli ve verimli hizmet sunumunun sağlanması, f)Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişiler tarafından açılacak sağlık kuruluşlarının ülke sathında planlanması ve yaygınlaştırılması ile ilgili olarak sağlık sistemini yönetme ve politikaları belirleme yükümlüğü üstelenmiştir. Bakanlığın hizmet birimleri aşağıdaki gibi yeniden yapılandırılmıştır: >>Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü >>Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü >>Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü >>Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü >>Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü >>Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü >>Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü >>Hukuk Müşavirliği >>Denetim Hizmetleri Başkanlığı >>Strateji Geliştirme Başkanlığı >>Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü >>Özel Kalem Müdürlüğü
Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğün görevleri: >>Toplumun ve bireyin sağlığı ile ilgili bilgi,farkındalık ve kontrol yeteneklerini artırmak ve bu konuda sorumluluk almalarını ve karar süreçlerine katılımlarını teşvik etmek. >>Sağlığı doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen faktörlerin ve sosyal belirleyicilerin iyileştirilmesine yardım edecek düzenlemeler yaparak birey sağlığının korunması ve sağlık düzeyinin yükseltilmesine yönelik davranış değişikliği oluşturmak ve sürdürmek. >>Sağlığın teşviki ve geliştirilmesine yönelik bilimsel çalışmalar yapmak veya yaptırmak, eğitim kurumları ve basın yayın organları aracılığı ile toplumu bilgilendirmek,kampanyalar yapmak veya yaptırmak. >>Halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi,hastalık risklerinin azaltılması,önlenmesi ve teşhis,tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin daha verimli kullanılabilmesi için uyarıcı, bilgilendirici ve eğitici mahiyette programlar hazırlamak veya hazırlatmak. >>Bakanlığın basın ve halkla ilişkilerini ve bilgi edinme hizmetlerini yürütmek Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Kurumun görev,yetki ve sorumlulukları şunlardır: a)Kuruma bağlı hastaneleri,ağız ve diş sağlığı merkezlerini ve benzeri sağlık kuruluşlarını kurmak ve şletmek,gerektiğinde bunları birleştirmek,ayırmak,nakletmek veya kapatmak. b)Kuruma bağlı sağlık kuruluşlarında her türlü koruyucu,teşhis,tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin yürütülmesini sağlamak,faaliyetlerini izlemek ve değerlendirmek,iyi uygulama örneklerini yaygınlaştırmak,düzenleme yapılması ve politika oluşturulması maksadıyla Bakanlığa teklifte bulunmak. c)Performans değerlendirmesi yapmak,rapor hazırlamak,değerlendirme sistematiği için her türlü alt yapıyı kurmak. ç)Kendisine bağlı sağlık kuruluşlarında hasta haklarına,hasta ve çalışanların sağlığına ve güvenliğine yönelik iyileştirme çalışmaları yapmak. d)Görev alanı ile ilgili konularda ulusal veya uluslararası kamu veya özel kurum ve kuruluşlarla bilimsel ve teknik işbirliği yapmak,müşterek çalışma yürütmek. e)Hastane hizmetleriyle ilgili yapılacak çalışmalarda gerekli komisyonları kurmak f)Kurum personelinin atama,nakil,özlük,ücret,emeklilik ve benzeri işlemlerini yürütmek. g)Kurum hizmetlerinin gerektirdiği her türlü satın alma,kiralama,bakım ve onarım,arşiv,idarî ve malî hizmetleri yürütmek. ***Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun merkez hizmet birimleri ve görevleri: a)Hastane Hizmetleri Başkan Yardımcılığı: 1)Kuruma bağlı hastane,ağız ve diş sağlığı merkezleri ve benzeri sağlık kuruluşlarının açılması, işletilmesi,birleştirilmesi, ayrılması,nakledilmesi ve kapatılması işlemlerini yürütmek. 2)Kamu hastane birliklerinin kuruluş işlemlerini yürütmek,işletilmesini ve koordinasyonunu sağlamak. 3)Sağlık kuruluşlarında özel nitelikli sağlık hizmetleri ile ilgili işlemleri yürütmek. 4)Sağlık hizmet sunumunu nitelik açısından değerlendirmek. 5)Sağlık kuruluşlarında hasta hizmetleri ile sağlık otelciliği hizmetlerini düzenlemek. 6)Kamu hastanelerinin yatırımlarının takibini,donanım,ödenek ve tedarik planlamasını yapmak. 7)Hasta hakları,hasta ve çalışan güvenliğinin belirlenen standart ve düzenlemelere uygun olarak yürütülmesini ve kurumsallaşmasını sağlamak. b)Finans Hizmetleri Başkan Yardımcılığı: 1)Kamu hastane birliklerinin ve sağlık kuruluşlarının stoklarını izlemek,analiz etmek ve
değerlendirmek. 2)Sağlık kuruluşlarının döner sermaye bütçe ve muhasebe işlemlerini düzenlemek, yürütülmesini sağlamak. 3)Sağlık kuruluşlarının tedarik yöntemleri konusunda düzenleme yapmak. 4)Sağlık kuruluşlarının gelirlerini izlemek,analiz etmek ve gelir artırıcı düzenlemeler yapmak. 5)Sağlık kuruluşlarının tıbbi cihaz ihtiyaçlarının planlamalara uygun olarak merkezi alımla karşılanması ve buna ilişkin ihale süreçleri ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek. 6)Kurum Başkanı tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. c)İzleme,Ölçme ve Değerlendirme Başkan Yardımcılığı: 1)Bireysel ve yönetici performans kriterleri ve hedeflerini belirlemek ve değerlendirmek. 2)Sağlık kuruluşlarında performansa dayalı ek ödeme uygulamalarını düzenlemek,izlemek ve değerlendirmek. 3)Sağlık kuruluşlarının finansal kaynaklarının kullanımını izlemek. 4)Hizmetlerin maliyet analizi ve fiyatlandırılmasına ilişkin görüş oluşturmak ve öneride bulunmak. 5)Sağlık kuruluşlarını ve hizmet sunumunu verimlilik açısından değerlendirmek. 6)Sağlık kuruluşları ve hizmetleriyle ilgili istatistikî çalışmaları yürütmek,analiz ve değerlendirme yapmak. 7)Sağlık insan gücü planlaması,izleme ve değerlendirmesi yapmak. ç)İnsan Kaynakları Başkan Yardımcılığı: 1)Atama,nakil ve sözleşme işlemleri ile diğer personel hareketlerini düzenlemek ve yürütmek. 2)Personelin özlük,terfi,emeklilik ve benzeri işlemlerini yürütmek. 3)Kadro standartları iş ve işlemlerini yürütmek. 4)Personelin hizmet içi eğitimlerini yürütmek. 5)Kurum Başkanı tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. d)Destek Hizmetleri Başkan Yardımcılığı: 1)Kiralama ve satın alma işlemlerini yürütmek,temizlik,güvenlik,aydınlatma,ısıtma,onarım gibi destek hizmetlerini yürütmek, yürütülmesini sağlamak. 2)Taşınır ve taşınmazlarına ilişkin işlemleri ilgili mevzuatı çerçevesinde yürütmek. 3)Sosyal hizmetler ile sivil savunma ve seferberlik hizmetlerini planlamak ve yürütmek. 4)Genel evrak ve arşiv faaliyetlerini düzenlemek ve yürütmek. 5)Bilgi sistemleri ve iletişim teknolojileri ile ilgili işlemleri yürütmek. 6)Basın ve halkla ilişkilere yönelik faaliyetlerini planlamak ve yürütmek. 7)Kurum Başkanı tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ***Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun görev, yetki ve sorumlulukları: a)Halk sağlığını korumak ve geliştirmek,sağlık için risk oluşturan faktörlerle mücadele etmek. b)Birinci basamak sağlık hizmetlerini yürütmek,bu hususta gerekli düzenlemeleri yapmak. c)Bulaşıcı,bulaşıcı olmayan,kronik hastalıklar ve kanser ile anne,çocuk,ergen,yaşlı ve engelli gibi risk gruplarıyla ilgili olarak izleme,sürveyans,inceleme,araştırma,bağışıklama ve kontrol çalışmaları yapmak,bununla ilgili verilerin toplanmasını sağlamak, belirlenen hedefler doğrultusunda plan ve programlar hazırlamak,uygulamaya koymak,denetlenmesini sağlamak, değerlendirmek,gerekli önlemleri almak,bu konuda politika ve düzenlemelerin oluşturulması için Bakanlığa teklifte bulunmak. ç)Yaşam kalitesini yükseltecek alışkanlıkları kazandırarak toplumdaki tüm bireylerin sağlığını geliştirmek;hatalı beslenme alışkanlıkları,obezite,sigara ve benzeri zararlı maddelerin yol açtığı
sağlık riskleri ve tehditleri ile mücadele etmek,bu hususları izlemek,araştırmak,veri toplanmasını sağlamak ve değerlendirmek. d)Birey,toplum ve çevre sağlığını etkileyen ve genel sağlığı ilgilendiren her tür etkeni incelemek,teşhis etmek,değerlendirmek ve kontrol etmek üzere gerekli laboratuvar hizmetlerinin organizasyonunu sağlamak. e)Sağlık tehditlerine yönelik erken uyarı ve cevap geliştirilmesi amacıyla gerekli organizasyonu sağlamak,halk sağlığını tehdit eden konularda gereken tüm tedbirleri almak ve gerektiğinde müeyyide uygulamak. f)Biyolojik ürünler ve test materyali ile benzeri ürünlerle ilgili araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunmak,bu ürünleri temin etmek veya edilmesini sağlamak,ürettirmek ve gerektiğinde üretmek. g)Görev ve sorumluluk alanıyla ilgili olarak hizmet standardizasyonunu sağlamak,meslek personelinin yetişmesi için ilgili kurumlarla işbirliğiyle eğitim programları hazırlamak,eğitim ve yayın faaliyetinde bulunmak. ğ)Görev alanı ile ilgili konularda ulusal veya uluslararası,kamu veya özel kurum ve kuruluşlarla bilimsel ve teknik işbirliği yapmak. h)Kurum personelinin atama,nakil,özlük,ücret,emeklilik ve benzeri işlemlerini yürütmek. **Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen yapılandırma ve değişim,bir değişim yönetimi programı çerçevesinde yürütülmektedir.Değişim yönetimi,değişikliğin tanımlandığı,yönlendirildiği ve uygulamaya geçirildiği bir sistemdir. a)Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcılığı: 1.Aile hekimliği ile ilgili iş ve işlemleri tesis etmek,izleme ve değerlendirme yapmak,eğitim ihtiyaçlarını ve bu ihtiyaçlara uygun eğitim müfredatını belirlemek ve uygulamak. 2.Aile sağlığı merkezleri,toplum sağlığı merkezleri ve sağlık evleri gibi birinci basamak sağlık kurum ve kuruluşlarının teknik ve fiziki özelliklerini belirlemek ve planlamak. b)Bulaşıcı Hastalık Kontrol Programları Başkan Yardımcılığı: 1.Bulaşıcı hastalıkların kontrolü ile ilgili programlar oluşturmak ve programların uygulanmasını sağlamak. 2.Sağlık tehditlerine yönelik erken uyarı ve cevap sistemi oluşturmak ve saha epidemiyolojisi eğitim çalışmalarını yürütmek. 3.Koruyucu sağlık hizmetlerinde kullanılan aşı,antiserum,enjektör ve benzeri soğuk zincir malzemelerinin lojistik hizmetlerinin yürütülmesini,bağışıklama programlarının hazırlanmasını ve uygulanmasını sağlamak,ulusal düzeyde aşılama oranlarını ve soğuk zincir sistemini izlemek. 4.Zoonotik,paraziter ve vektörel hastalıkların görülme sıklığının belirlenmesini, hastalık kontrol programlarının geliştirilmesini ve yürütülmesini sağlamak. 5.Verem hastalığının kontrolüne yönelik plan ve program yapmak ve uygulamak,politika önerileri geliştirmek. 6.Mikrobiyolojik ulusal referans laboratuarı hizmetlerinin yürütülmesini sağlamak. 7.Kurum Başkanı tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. c)Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar,Programlar ve Kanser Başkan Yardımcılığı: 1.Bulaşıcı olmayan hastalıkların kontrolü ile ilgili programlar oluşturmak ve programların uygulanmasını sağlamak,yaşlılık ve özürlülük gibi kronik durumlara yönelik sağlık programları oluşturmak,evde bakım hizmetlerinin sunulmasını sağlamak. 2.Erken teşhis ve tarama faaliyetleri başta olmak üzere kanserle mücadele hizmetlerinin etkin bir şekilde yapılmasını sağlamak,buna ilişkin plan ve programlar yapmak ve uygulanmasını sağlamak.
3.Tütün,alkol ve diğer bağımlılık yapıcı maddelerin zararları ile mücadele ve kontrol faaliyetlerini yürütmek. 4.Çocuk,ergen,kadın,üreme ve ruh sağlığına ilişkin programlar oluşturmak. 5.Beslenme,fiziksel aktivite gibi sağlıklı yaşama yönelik programlar oluşturmak ve alışkanlıklar kazandırmak. ç)Tüketici ve Çalışan Güvenliği Başkan Yardımcılığı: 1.Çalışanların sağlığının korunması ve geliştirilmesi için araştırmalar yapmak, ulusal sağlık politikaları geliştirmek ve uygulanmasını sağlamak,işyeri hekimliği ve meslek hastalıklarına yönelik çalışmalar yapmak. 2.Biyosidal ürünlerin ve bildirim sistemine tabi ürünlerin etiket onayı ile bildirim onayının kontrol edilmesini sağlamak,biyosidal ürünleri ruhsatlandırmak. 3.İnsani tüketim amaçlı,doğal mineralli,kaplıca,havuz ve yüzme sularının denetimlerini yapmak,gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak. 4.Tüketici güvenliğine yönelik olarak Kurumun görev alanına giren ürünlerin analizlerini yapmak veya yaptırmak,referans laboratuvarları oluşturmak. 5.Halk sağlığı laboratuarlarının yapısını ve organizasyonunu belirlemek, standardizasyonunu,iç ve dış kalite kontrol hizmetlerini düzenlemek. 6.Görev alanına ilişkin eğitim ihtiyaçlarını tespit etmek ve eğitim faaliyetlerini yürütmek. 7.Aşı,antijen,antiserum,serum gibi biyolojik ürün üretmek veya üretilmesini sağlamak. 8.Kurum Başkanı tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. d)Destek Hizmetleri Başkan Yardımcılığı: 1.Kiralama ve satın alma işlemlerini yürütmek,temizlik,güvenlik,aydınlatma, ısıtma,onarım gibi destek hizmetlerini yürütmek, yürütülmesini sağlamak. 2.Taşınır ve taşınmazlarına ilişkin işlemleri ilgili mevzuatı çerçevesinde yürütmek. 3.İnsan gücü ihtiyacını tespit etmek ve planlama yapmak,kadro standartlarına ait iş ve işlemleri yürütmek. 4.Atama ve nakil işlemleri ile diğer personel hareketlerini düzenlemek ve yürütmek. 5.Personelin eğitim ve sertifikasyon faaliyetleri ile özlük,terfi,emeklilik,disiplin ve benzeri işlemlerini yürütmek. 6.Döner sermaye bütçesinin iş ve işlemlerini yürütmek ve koordine etmek. 7.Sosyal hizmetler ile sivil savunma ve seferberlik hizmetlerini planlamak ve yürütmek. 8.Genel evrak ve arşiv faaliyetlerini düzenlemek ve yürütmek. 9.Kurumun kalite çalışmalarını yürütmek,laboratuvarlarına yönelik test ve kalibrasyon merkezi oluşturmak ve bu merkezlerin iş ve işlemlerini yürütmek. 10.Kurumun görev alanı ile ilgili istatistikî çalışmaları yürütmek,analizler yapmak,kurumun ihtiyaç duyduğu bilgi işlem programlarını geliştirmek ve koordine etmek. ***Türkiye Halk Sağlığı Kurumu bünyesinde Kronik Hastalıklar,Yaşlı Sağlığı ve Özürlüler Daire Başkanlığı kurulmuştur.Sosyal hizmetle yakından ilgili olan bu birimin görev ve sorumlulukları: a)Bulaşıcı olmayan hastalıklar ve kronik durumların önlenmesi ve kontrolü b)Engelliliğin önlenmesi ve kontrolüne yönelik programlar geliştirmek,izlemek ve değerlendirmek c)Evde sağlık hizmetleri planlarının ilgili daire başkanlıklarıyla oluşturulmasına katkı vermek d)Kaza ve yaralanmaları engellemeye yönelik ihtiyaç duyulan çalışmaların yapılması ve mevcut düzenlemeler ile uyumluluğun artırılması dâhil olmak üzere ulusal önleme ve kontrol programları geliştirmek,uygulamak ve değerlendirmek. e)Yaşlılık ve Yaşlı Sağlığı Hizmetleri Geliştirilmesi çalışmaları kapsamında ulusal program
geliştirmek,uygulamak, değerlendirmek f)Yaşlılık ve yaşlı sağlığı hizmetleri konusunda ulusal ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği çalışmalarını yürütmek. g)Diğer kurum ve kuruluşların ilgili çalışmalarına katılım sağlamak,ulusal ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmak. h)Faaliyet alanları ile ilgili eğitim,sempozyum,panel,çalıştay,seminer vs. etkinlikleri düzenlemek ve düzenlenen ulusal ve uluslararası etkinliklere katkı sağlamak ***Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanlığının görev sorumlulukları: a)Çocuk ve ergen sağlığı konusunda istatistikî bilgilerin toplanmasını,araştırma ve incelemelerin yapılmasını koordine ve kontrol etmek b)Çocuk ve ergen sağlığının korunması ve geliştirilmesi için gerekli stratejileri belirlemek. c)Çocuk ve ergen sağlığı konusundaki öncelikli sorunlar başta olmak üzere,sorunların önlenmesi ve ortadan kaldırılması için temel ilkeleri belirlemek,gerekli çalışmaları yapmak. d)Bebek ve çocukluk yaş grubunda gerçekleşen ölümlerin azaltılmasına yönelik politika ve öncelikleri belirlemek ve uygulamak. e)Yenidoğan tarama programı kapsamında gerçekleştirilen laboratuar hizmetlerini yürütmek veya yürütülmesini sağlamak. f)Çocuk ve ergen sağlığı hizmetlerinin yurt genelinde tüm kurum ve kuruluşlarda standart, etkili ve sürekli bir şekilde yürütülmesini sağlamak. g)Ülke genelinde çocuk ve ergen sağlığı hizmetlerinin durumunu ve ilgili göstergeleri izlemek, çocuk ve ergen sağlığı hizmeti veren kuruluşların çalışmalarını izlemek,değerlendirmek ve yönlendirmek. h)Çocuk ve ergen sağlığı konularında personel ve halk için eğitim,lojistik ve hizmet ihtiyaçlarını belirleyerek eğitimleri planlamak ve uygulamak. i)Görev alanına giren konularda ulusal ve uluslararası kuruluşlarla işbirliğini geliştirici çalışmalar yapmak,diğer ülkelerle çocuk ve ergen sağlığı konusunda eğitim alanında işbirliği gerçekleştirmek. j)Dünyada ve ülkedeki gelişmeleri izlemek,yeni yaklaşım ve bilgilerin hizmet yönetimi ve uygulamalara entegrasyonunu sağlamak. k)Gençlerin üreme sağlığı hizmet ihtiyacının karşılanmasını sağlamak,toplumun ve gençlerin bu alanda bilinçlenmesine katkıda bulunmak. l)Riskli gebelik grubuna giren adolesan gebeliklerin önlenmesi amacıyla stratejiler belirlemek ve uygulatmak m)Çocuk ve ergen sağlığı sorunlarının iyileştirilmesi konusunda geleceğe yönelik tahminler ile araştırmalar hazırlamak, uygulanmasını sağlamak,sonuçlarını değerlendirmek ve gerekli tedbirleri almak. n)Faaliyet alanları ile ilgili eğitim,sempozyum,panel,çalıştay,seminer vs. etkinlikleri düzenlemek ve düzenlenen ulusal ve uluslararası etkinliklere katkı sağlamak ***Ruh Sağlığı Programları Daire Başkanlığının görevleri: a)Ruh sağlığı ile ilgili koruyucu programların geliştirilmesi,çocuk ve ergenleri de kapsamak üzere ruh sağlığının araştırılması ve korunması ile ilgili faaliyetleri planlamak ve koordine etmek. b)Koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin birinci basamak sağlık hizmetleriyle bütünleştirilmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmaların yürütülmesini sağlamak. c)Kronik ruhsal bozuklukların birinci basamak ağırlıklı olmak üzere ikinci basamak ve üçüncü basamakta tanı,tedavi ile izlemelerinin ve psikososyal rehabilitasyon programlarının geliştirilmesi için gerekli çalışmalar yapmak. d)Toplum Temelli Ruh Sağlığı uygulamalarıyla uyumlu hizmetlerin koordinasyonu,çalışacak
personele yönelik eğitim modüllerinin hazırlanması ve uygulanması faaliyetlerini yürütmek. e)Damgalama ve ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik savunuculuk faaliyetlerinin yürütülmesi konusunda çalışmalar yapmak. f)İntiharı azaltmak ve intiharı önleme konusunda farkındalık yaratılması için çalışmalar yürütmek. g)Otizm spektrum bozuklukları gibi çocukluk çağında başlayan kronik ruhsal bozukluklar konusunda erken tanılama-tedavi-rehabilitasyon hizmetleri için spesifik programlar geliştirmek. h)Çocuk istismarı ve ihmali gibi travmatik yaşantıların önlenmesi,erken müdahale edilmesi ve psikiyatrik rehabilitasyonu konusunda projelerin geliştirilmesi,Çocuk İzlem Merkezi uygulamalarının yaygınlaştırılması,personel eğitimi de dâhil olmak üzere kapasite artırma faaliyetlerini yürütmek. i)Öğrenme bozuklukları,dikkat eksikliği bozuklukları ve hiperaktivite gibi ruhsal bozuklukların erken çocukluk döneminde tanılanması ve bu bozukluklar için koruyucu ruh sağlığı hizmetleri kapsamında ilgili birimlerle birlikte spesifik programlar geliştirmek. j)Toplumda çeşitli kuruluşlarda ve işyerlerinde çalışanlara yönelik mobbingin önlenmesine yönelik programlar kapsamında farkındalık ve eğitim faaliyetlerini yürütmek k)Kadına ve aile içi şiddete yönelik ruh sağlığı çalışmalarını planlamak,programlar geliştirmek,eğitim ve kapasite artırma faaliyetlerini yürütmek.Kadın İzlem Merkezleri ile ilgili çalışmalar yürütmek. l)Koruyucu ruh sağlığının iyileştirilmesi için halkın ve sağlık personelinin eğitim çalışmalarını yürütmek. m)Koruyucu ruh sağlığının iyileştirilmesi için eğitici ve yol gösterici afiş,broşür,kitapçık,kısa film. vb. eğitim materyali geliştirmek. ***Türkiye Halk Sağlığı Kurumu bünyesinde kurulan Ruh Sağlığı Programları Daire Başkanlığı,sosyal hizmetin müdahale alanlarından,istismar,ihmal,şiddet ve ayrımcılık sorunlarına yönelik çalışmalar yürütmektedir. n)Koruyucu ruh sağlığının iyileştirilmesi için üniversiteler,sivil toplum kuruluşları vb. ulusal ve uluslararası kuruluşlarla birlikte çalışmalar yürütmek. o)Ulusal ruh sağlığı eylem planı hazırlamak ve yürütmek. p)Faaliyet alanları ile ilgili eğitim,sempozyum,panel,çalıştay,seminer vs. etkinlikleri düzenlemek ve düzenlenen ulusal ve uluslararası etkinliklere katkı sağlamak. q)Görev alanı ile ilgili olarak Başkanlık tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek. ***Kanser Daire Başkanlığının görevleri: a)Kanserle mücadelede gerekli koruyucu kanser hizmetlerini planlamak,yürütmek, çalışmaları değerlendirmek,raporlamak ve denetlemek. b)Ülke çapında kanser hastalıklarının tür ve durumlarının belirlenmesi,etkin ve bilimsel mücadele yöntemlerinin saptanması,uygulanması ve olası kanser etkenlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik işlemleri yürütmek. c)Kanser tarama ve kayıt sistemlerini geliştirmek. d)Koruyucu kanser hizmetleri alanındaki her türlü eğitim materyalini hazırlamak ve bu alanlara ilişkin ulusal ve uluslararası yayınları takip ve temin etmek. e)Koruyucu kanser hizmetlerine yönelik bilimsel çalışmalar yapmak,yapılan çalışmaları desteklemek. f)Görev alanıyla ilgili evde sağlık hizmetlerini ilgili daire başkanlıklarıyla beraber planlamak. g)Ulusal kanser tarama standartlarını oluşturmak ve etkin yürütülebilmesi için ilgili daireler ile işbirliği yapmak.
h)Kanserle mücadele için sağlık tesisleri ilgili daire başkanlıklarıyla koordineli olarak planlamak,kurmak ve kalite kriterlerini oluşturmak. i)Tarama programlarında kullanılacak gezici cihazların planlanması ve alınmasını sağlamak, çalışma programlarını oluşturmak j)Toplum tabanlı kanser taramalarında aile hekimliği ve Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezi (KETEM) arasında ilgili daire başkanlıklarıyla koordineli olarak işbirliğini sağlamak. k)Koruyucu kanser hizmetleri konusunda,halkın eğitimi için gerekli çalışmaları diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde yürütmek,koordine etmek ve denetlemek. l)Kanser ile ilgili her türlü istatistikî bilgilerin toplanması,araştırma ve incelemelerin yapılması,kalite ve tamlığının değerlendirilmesi faaliyetlerini yürütmek. m)Kanserojen veya kanserojen olduğu düşünülen etkenlerin insanlara etkilerini takip etmek,gerekli önleme çalışmalarını yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmek. n)Ulusal Kanser Danışma Kurulu'nu oluşturarak,belli aralıklarla toplanmasını sağlamak ve sekreterya işlemlerini yürütmek. o)Faaliyet alanları ile ilgili eğitim,sempozyum,panel,çalıştay,seminer vs. etkinlikleri düzenlemek ve düzenlenen ulusal ve uluslararası etkinliklere katkı sağlamak. ***Tüberküloz Daire Başkanlığının görev ve sorumlulukları: a)Tüberküloz hastalığının önlenmesi ve kontrol hizmetlerinin etkin bir şekilde yapılmasını sağlamak üzere hizmetin gerektirdiği plan,program ve politikaların tespitini yapmak. b)Tüberküloz hastalığına yönelik ilaç ve malzeme ihtiyacını belirlemek,temin edilmesini ve dağıtımının yapılmasını sağlamak. c)Tüberküloz hastalığına yönelik epidemiyolojik çalışmalar yürütmek,ulusal ve uluslararası raporlanmasını sağlamak. d)Doğrudan Gözetimli Tedavi ve mobil tarama faaliyetlerinin planlanması,izlenmesi ve değerlendirilmesi faaliyetlerini yürütmek. e)Tüberküloz kontrolünde çalışan sağlık personelinin,hasta ve yakınlarının,halkın farkındalık ve eğitim faaliyetlerini yürütmek veya yürütülmesini sağlamak. f)Tüberkülozun yayılmasına karşı koruyucu her türlü tedbirin alınması,hastaların kontrol ve tedavi altında bulunmaları faaliyetlerini izlemek. g)Tüberküloz vakalarının yönetimi ile ilgili sistemi koordine etmek,yürütülmesi ve geliştirilmesini sağlamak. h)Tüberküloz ile ilgili bilimsel çalışmaları yapmak ya da desteklemek. i)Tüberküloz ile ilgili olarak oluşturulan Bilimsel Danışma Kurulları sekreterya faaliyetlerini yürütmek. j)Faaliyet alanları ile ilgili eğitim,sempozyum,panel,çalıştay,seminer vs. etkinlikleri düzenlemek ve düzenlenen ulusal ve uluslararası etkinliklere katkı sağlamak YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI İŞLETME YÖNETMELİĞİ (1983) **Amacı;yataklı tedavi kurumlarında çeşitli hizmetlerin uygulama esaslarını,personelin görev,yetki ve sorumluluklarını belirlemek ve modern çağın icaplarına ve memleket gerçeklerine uygun,süratli,kaliteli,ekonomik bir hastane işletmeciliği sağlamak.Sağlık kurumlarını işlevlerine göre 5 alt gruba ayırmıştır: a) İlçe/belde hastanesi:Bünyesinde 112 hizmetleri,acil,doğum,ayaktan ve yatarak tıbbi müdahale,muayene ve tedavi hizmetleri ile koruyucu sağlık hizmetlerini bütünleştiren,görev yapan tabiplerin hasta kabul ve tedavi ettiği,ileri tetkik ve tedavi gerektiren durumlarda hastaların stabilize edilerek uygun bir şekilde sevkinin sağlandığı sağlık kurumlarıdır.
b)Gün hastanesi:Birden fazla branşta,günübirlik ayakta muayene,teşhis,tedavi ve tıbbi bakım hizmetleri verilen asgari 5 gözlem yatağı ile 24 saat sağlık hizmeti sunan bir hastane bünyesinde veya bir hastane ile koordineli olmak kaydıyla kurulan sağlık kurumlarıdır. c)Genel hastaneler:Her türlü acil vak’a ile yaş ve cinsiyet farkı gözetmeksizin,bünyesinde mevcut uzmanlık dallarıyla ilgili hastaların kabul edildiği ve ayaktan ve yatarak hasta muayene ve tedavilerinin yapıldığı en az 50 yataklı sağlık kurumlarıdır. d)Özel dal hastaneleri:Belirli bir yaş ve cins grubu hastalar veya belirli bir hastalığa tutulanların yahut bir organ veya organ grubu hastalarının müşahede,muayene,teşhis,tedavi ve rehabilitasyonlarının yapıldığı sağlık kurumlarıdır. e)Eğitim ve araştırma hastaneleri:Öğretim,eğitim ve araştırma yapılan uzman ve yan dal uzmanların yetiştirildiği genel ve özel dal sağlık kurumlarıdır. **Yönetmeliğin “Sosyal Hizmetler” başlıklı 35.maddesinde sosyal hizmet uzmanlarının çalışacağı birimin tanımı yapılmıştır (yataklı tedavi kurumlarına müracaat eden,yatan ve kurumdan çıkan hastaların sosyal ve ekonomik sorunlarının saptanması, çözümlenmesi,hastanın çevresi ve ailesiyle ilişkilerinin sağlanması,kurumun halkla ilişkiler işlerinin yürütülmesi) **Hastaların taburcu edilmesi 76.maddede taburculuk işlemlerinde sosyal hizmet uzmanına görev verilmiştir. **Yönetmeliğin 125.maddesinde sosyal hizmet uzmanının mesleki özellikleri de belirtilmiştir **Yönetmeliğin 126.maddesinde sosyal hizmet uzmanının görev ve yetkileri sıralanmıştır: -Hastaların kişisel ve ailevi sorunlarının çözümlenmesinde ailesi ve yakın çevresiyle işbirliği yapar, posta ve halkla ilişkiler hizmetlerini yürütür. -Hastaların (maddi yetersizliği olanlara) diğer dış kurumlardan sürekli veya geçici destek sağlanmasına yardımcı olur. -Uzun süre yatacak hastaların boş zamanlarını değerlendirici faaliyetler düzenler moral gücünün arttırılmasını sağlar. -Kurumumun gelirini arttıracak program ve çabalara katılır ve teşhis,tedavi hizmetleri bakımından diğer yataklı kurumlarla koordinasyon ve yardımlaşmayı sağlar. -Kurum içinde bulunan gönüllü kişilerin çalışmalarını düzenler -Yatan hastaların çocukları için kreş ve gündüz bakımevi açılmasına yardımcı olur. -Kurum sonrası oluşacak kişisel ve toplumsal ve ekonomik koşulların yeniden düzenlenmesine yardımcı olur. TIBBİ SOSYAL HİZMET (2011) **Yönergede tıbbi sosyal hizmet:Ayakta ya da yatarak tedavi gören hastaların tıbbi tedaviden etkili bir şekilde yararlanması, sosyal sağlığının korunması ve geliştirilmesi,tedavi sürecinde hastanın ailesi ve çevresi ile ilişkilerinin düzenlenmesi,tedavi sürecini etkileyen psikososyal ve sosyo-ekonomik sorunlarının zamanında çözümlenerek sosyal işlevselliğini yeniden kazanması amacıyla yürütülür. **Sosyal hizmet müdahalesi:Bireyle,grupla,aileyle,toplumla sosyal hizmet ve sosyal hizmet araştırması yöntemlerinin kullanıldığı ve başvuru,inceleme,müdahale,değerlendirme, uygulama,sonuçlandırma ve izleme aşamalarının gerçekleştirildiği tıbbi sosyal hizmet uygulaması. **Hastanelerde tıbbi sosyal hizmet uygulamalarının etkili biçimde yürütülmesine zemin oluşturulmak için yönerge yoluyla Tıbbi Sosyal Hizmetler Bilimsel Danışma Komisyonu kurulmuştur.Komisyon,Genel Müdür veya görevlendireceği en az daire başkanı düzeyinde bir idari amir başkanlığında Bakanlıkça seçilecek,komisyona seçilen üyeler 2 yıl süre ile görev yapmaktadır.Görev süresi dolan Komisyon üyeleri tekrar aynı görev için seçilebilmektedir.
a)Üniversitelerin sosyal hizmet bölümlerinde görevli ve tıbbi sosyal hizmet alanında çalışmaları olan dört akademisyen, b)Bakanlığa bağlı eğitim ve araştırma hastanesinde görevli iki sosyal hizmet birimi sorumlusu,olmak üzere toplam yedi üyeden oluşmaktadır. NOT:Tıbbi Sosyal Hizmet Yönergesi’nde meslek elemanını tanımlamada sosyal hizmet uzmanı yerine sosyal çalışmacı unvanı kullanılmıştır. ***Sosyal hizmet biriminin çalışma usul ve esasları: a)Hastanede görev yapan sosyal çalışmacıların tamamı birime bağlı olarak çalışır. b)Sosyal hizmet müdahalesine ihtiyaç duyan hastaların sık görüldüğü birimlerde tam veya kısmi zamanlı olarak sosyal çalışmacının gerekli olması halinde,hastanedeki sosyal çalışmacı sayısına göre planlamayı sosyal hizmet birim sorumlusu yapar. c)Sosyal çalışmacılar,sosyal hizmet birim sorumlusunun onayı dışında başka bir birim ya da klinikte-serviste görevlendirilemez. ç)Klinikte-serviste veya farklı hizmet birimlerinde,sosyal çalışmacıların mesleki çalışmalarını yürütmesi için gerekli koşullar,ilgili klinik-servis veya birim dâhilinde sağlanır. d)Hastaneye başvuran ve tıbbi tedavi sürecinde sosyal hizmete ihtiyaç duyan hastalar, hastanın hekimi tarafından birime havale edilir. e)Sosyal çalışmacının mesleki görüşme yaptığı her hasta için Hasta Görüşme Formu düzenlenir. f)Görüşme neticesinde hasta hekim tarafından havale edilmiş ise hekimine ile bilgi verilir. g)Sosyal hizmet müdahalesi kapsamında,gerektiğinde sosyal inceleme yapılır. h)Sosyal çalışmacı,bu raporun gerekli hallerde,ilgi kurum ve kuruluşlara bir üst yazı ekinde gönderilmesini sağlar. ı)Yapılan sosyal hizmet müdahalesi her bir gün için Sosyal Hizmet Birimi Kayıt Defterine kaydedilir. i)Tüm formlar hastane otomasyon sistemine eklenir. Kayıt ve raporlar zamanında ve düzenli olarak tutulur. **Birim sorumlusunun görev ve sorumlulukları Yönergenin 11.maddesinde belirtilmiştir **Sosyal çalışmacı,hastaneye başvuran hastaların psiko-sosyal ve sosyo-ekonomik sorunlarını tespit eden,sorunlarıyla ilgili sosyal hizmet müdahalesini planlayan ve uygulayan, üniversitelerin dört yıllık sosyal hizmet bölümlerinden mezun sağlık personelidir. **Yönergenin 12.maddesinde sosyal çalışmacının görev ve sorumlulukları ayrıntılı olarak ifade edilmiştir: a)Mesleki çalışmalarını ilgili mevzuata uygun olarak yürütür. b)Hastaneden hizmet alan,tıbbi sosyal hizmete ihtiyaç duyan hastalar için sosyal hizmet müdahalesini planlar ve uygular. c)Hastalığa ve tedavi sürecine uyumda zorlanan hastaların uyumunu sağlamak için gerekli sosyal hizmet müdahalesinde bulunur. ç)Hastanede yatarak tedavisi tamamlandığı halde ikametine gidemeyecek derecede düşkün ve kimsesi bulunmayan veya aileleri tarafından alınmayan hastaların ikametine nakillerini koordine eder. d)Afetlerde,gerekli sosyal hizmet müdahalesini planlar ve uygular. e)Tıbbi sosyal hizmetle ilgili konularda hastane personeline,hasta ve hasta yakınlarına yönelik eğitimler yapar. f)Mesleği ile ilgili kongre,sempozyum,eğitim vb. toplantılara katılır,mesleki projeler planlar ve uygular. g)Rapor ve kayıtları gizlilik ilkesine uygun olarak tutar.
ğ)Çalışmalarından birim sorumlusuna karşı sorumludur. h)Tek sosyal çalışmacı olması halinde birim sorumlusunun görevlerini yerine getirir. ı)Birim sorumlusunca verilen diğer görevleri yerine getirir.
(ÜNİTE-10)=HASTA HAKLARI ***Hasta haklarının hastane ortamlarında yapılandırılması 1998 yılında yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği ile olmuştur. **Hasta hakları: >>Sağlık Hizmetlerinden Faydalanma Hakkı >>Bilgi İsteme >>Sağlık Kuruluşunu Seçme ve Değiştirme >>Personeli Tanıma,Seçme ve Değiştirme >>Öncelik Sırasının Belirlenmesini İsteme >>Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis,Tedavi ve Bakım >>Tıbbi Gereklilikler Dışında Müdahale Yasağı >>Ötenazi Yasağı (Ötenazi yasaktır.Kendisinin veya bir başkasının talebi olsa dahi kimsenin hayatına son verilemez.) >>Tıbbi Özen Gösterilmesi >>Sağlık Durumu İle İlgili Bilgi Alma Hakkı >>Kayıtları İnceleme >>Kayıtların Düzeltilmesini İsteme >>Bilgi vermenin Usulü >>Bilgi verilmesi Caiz Olmayan ve Tedbir Alınması Gereken Haller (Hastanın manevi yapısı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimalinin bulunması ve hastalığın seyrinin ve sonucunun vahim görülmesi hallerinde,teşhisin saklanması caizdir.) >>Bilgi verilmesini Yasaklama (Hasta,sağlık durumu hakkında kendisine veya ailesine veya yakınlarına bilgi verilmemesini isteyebilir.) >>Mahremiyete Saygı Gösterilmesi >>Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tabi Tutulmama >>Bilgilerin Gizli Tutulması >>Hastanın Rızası ve İzin >>Tedaviyi Reddetme ve Durdurma >>Küçüğün veya Mahcurun Tıbbi Müdahaleye İştiraki (Küçük veya mahcur olan hastanın dinlenmesi suretiyle tıbbi müdahaleye iştiraki sağlanır.) >>Alışılmış Olmayan Tedavi Usullerinin Uygulanması >>Güvenliğin Sağlanması >>Refakatçi Bulundurma >>Dini vecibeleri Yerine Getirebilme ve Dini Hizmetlerden Faydalanma >>İnsani Değerlere Saygı Gösterilmesi ve Ziyaret >>Hizmetin Sağlık Kurum ve Kuruluşu Dışında Verilmesi ***Hasta Hakları Yönetmeliği içinde tanımlanan hasta hakları arasında yer alan hekim seçme hakkının hastanelerde nasıl uygulanacağını aydınlığa kavuşturmak için Sağlık Bakanlığı tarafından 2007 yılında Sağlık Hizmeti Sunumunda Poliklinik Hizmetlerinin Hastaların Hekimini Seçmesine ve Değiştirmesine İmkân Verecek Şekilde Düzenlenmesi Hakkındaki Yönerge yürürlüğe konulmuştur. TOPLUM RUH SAĞLIĞI **Sağlık Bakanlığı 2011 yılında Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri Hakkındaki Yönerge’yi yürürlüğe koymuştur. Yönergenin amacı;ağır ruhsal bozukluğu olan hastalara,toplum temelli ruh sağlığı modeli çerçevesinde psikososyal destek hizmetlerinin verilmesi,takip ve tedavilerinin gerektiğinde evde sağlık hizmetleri uygulamasına entegre bir şekilde yaşadıkları ortamda sunulabilmesi için,Sağlık Bakanlığına ait yataklı sağlık tesislerine bağlı olarak faaliyet göstermek üzere toplum ruh sağlığı merkezlerinin kurulması ve işleyişi,asgari fiziki şartları ile bulundurulması gereken araç,gereç ve
personel standardının ve ilgili personelin görev,yetki ve sorumlulukları ile uygulamanın denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenerek hizmetin etkin ve ulaşılabilir bir şekilde sunulmasını sağlamaktır. **Merkezde görevlendirilecek personel,Bakanlık tarafından hazırlanan “Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Çalışma Prensipleri Genel Uyum ve Teori Eğitimi”ni almış olan personeller arasından seçilmektedir. **Yönergenin 10.maddesinde sosyal çalışmacıların mesleki rolleri iki ayrı başlık altında verilmiştir.1.başlıkta psikolog ve hemşirelerle ortak rollerine yer verilmekte,2.başlıkta ise yalnızca sosyal hizmet mesleğine özgü olan mesleki roller listelenmiştir. MADDE BAĞIMLILIĞI **2004 yılında yürürlüğe giren Madde Bağımlılığı ve Tedavi Merkezleri Yönetmeliği. NOT:Yönetmelikte sosyal hizmet mesleğinin bağımlılık sorunlarıyla ilgili katkılarına ve sosyal hizmet uzmanlarına değinilmemiştir. **Merkezlerin sunduğu idame ve rehabilitasyon;vücudun maddeye olan ihtiyacını kontrol etmek,ayık kalabilme süresini uzatmak ve böylece hayat standardını artırmak amacıyla detoksifikasyon tedavisini takip eden ilaçlı veya ilaçsız olarak yapılan psikososyal tedavileri ifade etmektedir. Yönetmeliğin 30.maddesinde merkezlerde çalışması gereken personeller: a)Sorumlu Uzman:Merkezin yönetiminden sorumlu olacak bir uzman b)Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı:Her 10 yatak için bir uzman c)Tabip:İlk 10 yatak için 24 saat boyunca hizmeti sürdürecek şekilde asgari 5 tabip olmak üzere;ilave her 10 yatak için,6 ay süre ile madde bağımlılığı eğitimi görerek,bu konuda sertifika almış olan aile hekimliği uzmanı veya pratisyen tabip d)Psikolog:6 ay süre ile madde bağımlılığı eğitimi görerek bu konuda sertifika almış ve klinik tecrübesi olan bir psikolog e)Hemşire:İlk 10 yatak için 24 saat boyunca hizmeti sürdürecek şekilde asgari 6 hemşire olmak üzere,ilave her 10 yatak için 4 hemşire ORGAN VE DOKU NAKLİ HİZMETLERİ **Bu hizmette hem organ verenin ve yakınlarının hem de organ bekleyen kişilerin ve yakınlarının psikososyal destek hizmetlerine gereksinimi yüksektir. **İlki 2000’de çıkan Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği,2009'da yürürlüğe girmiştir. **Bir tıbbi birimin organ ve doku nakli merkezi olabilmesi için belirli koşullar bulunmaktadır:merkezin yaptığı organ nakli türüne bağlı olarak hastanın nakil öncesi ve sonrası dönemlerde ihtiyaç duyabileceği anesteziyoloji ve reanimasyon,iç hastalıkları,çocuk sağlığı ve hastalıkları,patoloji ve diğer branşların mevcut olduğu,kan bankası desteği ile psikolojik ve sosyal servis desteğine sahip olduğunu,veri yönetimi olanaklarını kullanabildiğini belgelemelidir. **Canlıdan organ nakli,alıcının en az 2 yıldan beri fiilen birlikte yaşadığı eşi,4.dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından yapılabilmektedir. Etik Komisyon il sağlık müdür yardımcısı başkanlığı üyeleri: a)Valilikçe görevlendirilecek il emniyet müdür yardımcısı ya da Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü b)Naklin yapılacağı hastane haricindeki bir kamu hastanesinden bir tabip c)Naklin yapılacağı hastane personelinden olmayan bir psikiyatri uzmanı d) d)Baro tarafından görevlendirilecek bir avukat e)Valilikçe görevlendirilecek bir sosyal hizmet uzmanı
**Yönetmeliğe ek olarak 2008'de,Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi Yönergesi yürürlüğe girmiştir.Yönergenin amacı;organ ve doku dağıtımına ilişkin usul ve esasları belirlemek;organ ve doku nakli hizmetleri ile ilgili merkezlerin ve bu merkezlerde görevli personelin görev ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. **Ülkemizde organ ve doku nakli hizmetlerinin gelişmesi için bir diğer düzenleme 2012'de Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan Organ Nakli Merkezleri Yönergesi’dir. Yönergenin amacı;kalp,karaciğer,akciğer,kalp–akciğer,böbrek ve pankreas nakli yapan merkezlerin taşıması gereken şartlar ile çalışmalarına dair usul ve esasları belirlemektir. SAĞLIK YARDIMI **Ücretsiz sağlık hizmetini de kapsayan sosyal yardımla ilgili yürürlükteki temel kanun, 1986 yılında çıkarılan 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’dur **Sosyal güvencesi bulunmayan vatandaşlarımıza içinde sağlık hizmetinden ücretsiz yararlanma olan temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik yardımlar yapılmaktadır. Yeşil Kart Düzenlemesi **1992'de yürürlüğe giren,3816 sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart verilerek Devlet Tarafından Karşılanması **2006 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu=>Hiçbir sosyal güvenlik kurumunun güvencesi altında olmayan ve sağlık hizmetleri giderlerini karşılayacak durumda bulunmayan Türk vatandaşlarının bu giderlerinin,Genel Sağlık Sigortası uygulamasına geçilinceye kadar devlet tarafından karşılanması ACİL SAĞLIK HİZMETLERİ **Sağlık Bakanlığı tarafından 2000'de yürürlüğe konulan Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği **Yönetmeliğin 24.maddesinde sosyal hizmeti ilgilendiren bazı hükümler yer almaktadır. Buna göre;acil servis,hastanın sosyal güvencesi olup olmadığına,bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kuruluşunun nevine ve hastanın diğer özelliklerine bakmaksızın,stabilizasyon sağlanıncaya kadar bütün tıbbî hizmetleri sunmakla yükümlüdür.Ayrıca hastanın tedavisinin başka bir sağlık kuruluşunda sürdürülmesi,mevzuat veya bu kuruluşun tıbbî-teknik imkânları açısından zorunlu ise,hastanın sosyal güvenlik durumuna en uygun kuruluş ile mutabakat sağlandıktan sonra,tıbbi bakım ve tedavisine devam edilmesi için,acil servis sorumlu tabibi merkezden sevk işleminin gerçekleştirilmesini istemektedir. **Yönetmelikte 2004’te yapılan değişiklikle;hasta nakil hizmetleri sırasında sunulan hizmetlerin bedeli,bağlı olduğu döner sermaye saymanlığı tarafından hastaların bağlı oldukları resmî veya özel sosyal güvenlik kuruluşlarına tahakkuk ettirilmekte ve tahsil edilmektedir.Sosyal güvencesi olmayıp ödeme gücü olmayanlardan ücret talep edilmemektedir. ÖZÜRLÜLÜK TESPİTİ **2010 Özürlülük Ölçütü,Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik **Yönetmelik;özürlülerle ilgili derecelendirmelere,sınıflandırmalara ve tanımlamalara gereksinim duyulan alanlarda ortak bir uygulama geliştirmek ve uluslararası sınıflandırma ve ölçütlerin kullanımının yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. **Ağır özürlü;özür durumuna göre özür oranı 50 ve üzerinde olduğu tespit edilenlerden günlük yaşam aktivitelerini başkalarının yardımı olmaksızın yerine getiremeyeceğine özürlü sağlık kurulu tarafından karar verilen kişilerdir. **Özürlü;doğuştan veya sonradan;bedensel,zihinsel,ruhsal,duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini
karşılamada güçlükleri olan ve korunma,bakım veya rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişidir. **Özür tespiti yapacak olan özürlü sağlık kurulu;iç hastalıkları,göz hastalıkları,kulak-burun-boğaz,genel cerrahi veya ortopedi,nöroloji veya ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlarından oluşmaktadır. EVDE SAĞLIK VE BAKIM HİZMETLERİ **Sağlık Bakanlığı tarafından 2005'te,Evde Bakım Hizmetleri Sunumu Hakkındaki Yönetmelik çıkartılmıştır. **Evde bakım hizmeti veren merkez veya birimin hizmet sunacağı alanla ilgili olarak psikolog, fizyoterapist,diyetisyen,sosyal hizmet uzmanı gibi hekim dışı sağlık personeli bulanabilmektedir. **Yönetmeliğin hastanın evde bakıma kabulü için gerekli olan koşulları 26.maddede şu şekilde tanımlanmıştır: a)Sağlık kuruluşunda,hastanın veya hastanın tıbbi durumu onay vermeye elverişli değilse kanuni temsilcilerinin bilgilendirilmiş onay formu ile rızası alındıktan sonra işlem yapılır. b)Evde bakım hizmeti için kabul edilen hastalar,mevzuat tarafından belirlenen hakları korunacak şekilde,hasta hakları ve yükümlülükleri ve hizmet içeriği konusunda bilgilendirilir. c)Evde bakım hizmeti almak isteyen hasta kendi hekimi tarafından takip altında olmalıdır. d)Evde bakım hizmeti için hasta ve hasta ailesi tarafından istem yapılabilir. e)Hasta evindeki fiziksel ortam ve ekipman,güvenli ve etkin bakım vermeye uygun olmalıdır. f)Hastanın ırkı,rengi,inancı,cinsiyeti,doğum yeri,etnik kökeni,yaşı,zihinsel ya da bedensel engeli ve iletişim rahatsızlığı,kabul açısından hiçbir şekilde olumsuz etken olarak değerlendirilemez. g)Hasta bakımı açısından sağlık kuruluşu tarafından önerilen tedavi planının kabul edilmemesi durumunda,bu tedavi planının uygulanmamasının yol açabileceği riskler anlatılarak hizmetin kabul edilmediğine ilişkin yazılı beyan istenir. **2011'de Sağlık Bakanlığınca Sunulan Evde Sağlık Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkındaki Yönerge yürürlüğe girmiştir. **Yönergenin yürürlük tarihi itibarıyla 81 ilde,Sağlık Müdürlükleri bünyesinde kurulan 34 adet mobil ekip ve hastaneler bünyesinde kurulan 408 evde sağlık birimi olmak üzere toplam 442 Evde Sağlık Hizmet biriminin Bakanlıkça tescili yapılmıştır. Evde sağlık hizmetleri biriminde görevlendirilecek personel arasında sosyal çalışmacı da yer almaktadır. Evde sağlık hizmetleri ekibinde yer alan sosyal çalışmacı, evde sağlık bakım hizmeti verilen kişi ve aile bireylerine müdavi tabip ve sorumlu tabibin belirlediği tedavi planı doğrultusunda, mesleğinin gerektirdiği sosyal ve psikolojik destek hizmetleri vermektedir. TOPLUM SAĞLIĞI **Sağlık Bakanlığı tarafından 2011’de yürürlüğe konulan Toplum Sağlığı Merkezlerinin Kurulması ve Çalıştırılmasına Dair Yönerge’nin amacı aile hekimliği uygulamasının yürütüldüğü illerde kurulacak toplum sağlığı merkezlerinin organizasyonu,kadroları,görevleri ile çalışma usul ve esaslarını belirlemektir. **Toplum sağlığı merkezlerinin görev ve yetkileri 8.maddede şöyle belirtilmiştir: Bölgesinde sağlık hizmetlerini yürütür. Sağlık hizmetini bir bütün olarak değerlendirir. Sağlık kuruluşları ile koordinasyonu sağlamak,gerektiğinde diğer kuruluşlarla iş birliği yapmak suretiyle toplumun ve bireylerin sağlığını korumak ve sağlık düzeylerini yükseltmekten sorumludur. **Toplum kalkınması çalışmalarında ve yardım hizmetlerinde ilgili kuruluşlarla iş birliği yapılması sosyal hizmet çalışmalarının genel çerçevesidir.
**Sosyal çalışmacının görevleri 46.maddede şöyle sıralanmıştır: a)Hizmet götürülecek bölge ve toplumu tanıma, b)Bölgenin sağlık ölçütlerini değerlendirme ve buna göre sorunları ve öncelikleri saptama, c)Toplumda sağlık sorunu yaratan çevresel,sosyal,kültürel,demografik ve ekonomik şartları değerlendirme, ç)Toplumda saptanan sorunların çözümlenmesine katkıda bulunacak kaynakları araştırma, harekete geçirici,verimliliği arttırıcı ve yeni kaynak oluşumunu sağlayıcı çalışmalar yapma, d)Afet sonrası dönemde sosyal hizmet işlerini yürütme, e)Okul yönetimleri ile iş birliği yaparak destekleme, f)Bölgesindeki Belediye,Milli Eğitim Bakanlığı,Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü gibi diğer kamu kuruluşları ile iş birliği yapma ve bu kurumlara destek verme, g)Toplum kalkınması hizmetlerinde görev alma, ğ)Görevi ile ilgili kayıt ve formları tutma, h)Sosyal yardıma muhtaç hastaların sosyal yardım kurumlarıyla irtibatını sağlama ve destekleme,sorunların çözümüne katkıda bulunma YANIK TEDAVİ BİRİMLERİ **Sağlık Bakanlığı,2011'de Yataklı Sağlık Tesislerinde Yanık Tedavi Birimlerinin Kurulması ve İşleyişi Hakkındaki Yönergeyi yürürlüğe koymuştur. **Yanık tedavi merkezi,eğitim ve araştırma hastanelerinin idari ve tıbbi bütünlüğü içerisinde yer alan,ancak diğer birimlerden izole edilmiş veya müstakil binası olan,tüm yanık vakalarının kabul edildiği,ilk şok tedavilerinden rehabilitasyonlarına kadar olan tüm tedavi süreçlerinin gerçekleştirilebildiği,sterilizasyon koşullarının en yüksek seviyede sağlandığı, giriş ve çıkışlarının enfeksiyon kontrolü bakımından denetimli olduğu merkezdir. **Yanık tedavi birimlerinde psikolojik destek,rehabilitasyon ve beslenme hizmetleri ihtiyaç halinde baştabip tarafından belirlenecek 1 psikolog veya sosyal çalışmacı,1 fizyoterapist ve yanık tedavi konusunda deneyimli 1 diyetisyenin sorumluluğunda yürütülür. DİYALİZ HİZMETLERİ **Diyaliz Merkezleri Hakkında Yönetmelik 2010'da yürürlüğe girmiştir. **Diyaliz;böbrek yetmezliği veya başka sebeplerle insan vücudunda biriken toksik maddelerin ve fazla sıvının vücuttan uzaklaştırılması amacı ile uygulanan diyaliz yöntemlerinin genelidir. **Hemodiyaliz;hemodiyaliz cihazı vasıtasıyla yapay membran kullanılarak diyaliz merkezlerinde veya evde yapılan standart,hemodiafiltrasyon ve diğer alternatif diyaliz yöntemleridir.
(ÜNİTE-11) **Suçluluk alanında sosyal mevzuat,çocuklara özgü çocuk adalet sistemi ve yetişkinlere özgü ceza adalet sisteminde ayrı olarak ele alınmalıdır. **Suça yönelen çocukların haklarını uluslararası düzeyde ele alan belli başlı belgeler,başta Çocuk Hakları Sözleşmesi olmak üzere,Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Küçüklerin Korunması İçin Birleşmiş Milletler Kuralları,Riyad Kuralları ve Çocuk Mahkemelerinin Yönetimi Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Pekin Kuralları)’dır. **ÇHS’nin 40.maddesi suça yönelen çocuklar için kimi güvenceleri sıralamaktadır:çocuğun haklarındaki suçlama yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılması,çocukların haklarındaki suçlamalardan kendilerinin hemen ve doğrudan doğruya ya da uygun düşen durumlarda ana babaları ya da yasal vasileri kanalı ile haberli kılınması ve savunmalarının hazırlanıp sunulmasında gerekli yasal ya da uygun olan başka yardımdan yararlanması,çocuğun tanıklık etmesi ya da suç
ikrarında bulunması için zorlanmaması;çocuğun aleyhine ve lehine olan tanıkların eşit koşullarda sorgulanmasının sağlanması,kovuşturmanın her aşamasında özel hayatın gizliliğine tam saygı gösterilmesi ÇOCUK ADALET SİSTEMİ:ÇOCUK POLİSİ >>Pekin Kuralları’nın 12.maddesinde çocuğun karşı karşıya geldiği meslek elemanlarından birisi olan polisin,özel yetişmiş "çocuk polisi’’olmasını öngördüğü bilinmektedir. 12.madde küçük suçlularla sık sık temas halinde olan polis görevlilerinin özel olarak eğitilmesini gerekli kılmakta ve büyük kentlerde özel polis birimlerini oluşturulmasını öngörmektedir. >>Pekin Kuralları’nın 13.maddesinde tutuklu yargılama en son çare olarak vurgulanmıştır. >>Havana Kuralları 17.maddede,gözaltında olan veya muhakeme devam ederken tutuklu bulunan “yargılanmamış” çocukların masum sayılacağı ve buna göre muamele göreceği; çocukları tutuklamaktan mümkün olduğu kadar kaçınılması gerektiği ve istisnai hallerle sınırlı olarak tutuklama kararı verileceği;bu amaçla alternatif tedbirlerin uygulanması için her türlü çaba gösterileceği belirtilmiştir. **Çocukların polisle ilişkilerinin düzenlenmesinin temelinde yer alan ve çocuğun yararına olan bazı önemli noktalar: 1.Çocuklara süreç hakkında bilgi verilmesi 2.Polis tarafından alıkonulan çocuğun anında anne ve babasına ya da vasisine bilgi verilmesi (m-10) 3.Çocuklarla ilgili yapılacak işlemlerin en kısa sürede yapılması (Havana Kuralı m-17) 4.Çocuğun kimliğinin medya ve kamuya karşı saklı tutulması (Pekin Kuralı m-8) 5.Çocukların fotoğraf ve parmak izinin alınmasına ilişkin sınırlamaların olması 6.Çocukla ilgili kayıtların yetişkinlerin kayıtlarından ayrı tutulması 7.Çocuğa zarar verecek muameleden sakınılması (kelepçe kullanılmaması,adli tıp incelemelerinde çocukların mühürlenmemesi,hastanede yatağa zincirlenmemesi gibi) 8.Çocuğun adalet süreci içine çekilmeden,toplumdaki diğer kaynaklara yönlendirilmesi (Pekin Kuralı m-10 3.fıkra) 9.Çocuğun suç işlemesini önlemeye yönelik hizmetlerde yer alması -----Soruşturma Evresi----- Basit derecede suç şüphesi ile başlayıp,bu şüphenin “yeterli şüphe” derecesine gelmesi nedeniyle kamu davasının açılması veya yeterli düzeye ulaşamaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi aşamasını kapsayan süreçtir. -----Soruşturmayı Yapan Organlar----- Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır.İllerde “Emniyet Genel Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlükleri”,ilçelerde ise “Emniyet Genel Müdürlüğü Çocuk Büro Amirlikleri” -----Çocuklar Hakkında Yapılan Soruşturma İşlemlerindeki Özellikler----- **Çocuklarla ilgili işlemler mümkün olduğu ölçüde sivil kıyafetli görevliler tarafından yerine getirilir (Y.G.İ. Yönetmeliği 19/9). **12–15 yaş grubu açısından,işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin” veya “davranışlarını yönlendirme yeteneğinin” bulunup bulunmadığının araştırılması ve çocuklara özgü bir araştırma biçimi olan “sosyal inceleme raporu” (ÇKK 35) ile “denetim planı ve denetim raporu” (ÇKK 39) hazırlanması sağlanır. **Suça sürüklenen çocuk hakkındaki araştırma ve soruşturma çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır (ÇKK 15/1). **Suça sürüklenen çocuk 15 yaşın üzerindeyse,dava Ceza Muhakemesi Kanunu 250/1’de belirtilen ağır ceza mahkemelerinde görülür
**Çocuk bir yetişkinle birlikte suç işlemişse,çocuk hakkındaki soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülür **Çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilebilir,gerekirse çocuk hakkındaki kovuşturmada durma kararı (CMK 223) verilir (ÇKK 17/2). **Davaların birleştirilerek görülmesi “zorunlu” ise ve her iki mahkeme de uygun görürse, yargılamanın her aşamasında birleştirme kararı verilebilir.Birleştirilen davalar genel mahkemede görülür (ÇKK 17/3) -----Araştırma İşlemleri----- İşlenen bir suç hakkındaki araştırmalar: -Fiile ilişkin araştırmalar;Suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturma,çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır (ÇKK 15(1)). -Faile ilişkin araştırmalar;2.yaş grubuna giren bir çocuğun “işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin” bulunup bulunmadığının saptanması için sosyal inceleme raporu alınması gerekir (ÇKK 35). -----Tedbir Kararı İstenmesi----- Soruşturma evresinde Çocuk savcısı, gerekli ise çocuk hakiminden “koruyucu ve destekleyici tedbir” kararı vermesini isteyebilir (ÇKK 15(3)). -----Denetim Kararı Verilmesi----- Hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilen (ÇKK 5,7),kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı onanan (ÇKK 19(2)) ve hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararı verilen çocuğun, “denetim altına alınmasına” karar verilebilir (ÇKK 36). -----Soruşturma Evresindeki Koruma Tedbiri----- İletişimin Denetlenmesi:Suçun işlenmesinden önce yapılacak iletişimin denetlenmesi,CMK 250.madde kapsamındaki suçlar için mümkün kılınmıştır: Arama:Arama,suçun işlenmesinden önce suçun işlenmesini önlemek üzere veya suçun işlenmesinden sonra suç failini veya suç delillerini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan araştırma işlemidir. >Önleme araması:Suçun işlenmesinden önce yapılan arama.Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 9.maddesinde düzenlenmiştir;kural olarak sulh ceza hâkimi,gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise mülki amirin (vali veya kaymakam) emriyle kişilerin üstleri,özel kâğıtları ve eşyaları aranabilir.Önleme aramasında makul sebep gösterilmelidir.Örn,şehirde terör saldırısının gerçekleşeceği yönünde istihbarat kaynaklarının verdiği bilgi gibi. >Adli arama:Suç şüphesi üzerine yapılan aramadır.Arama kararı sulh ceza hâkimi tarafından verilir. Arama sırasında çocuğa yardım:Özellikle yakalamadan sonra gerek suça sürüklenmiş çocuğun üzerinde,gerekse diğer yerlerde yapılan aramalarda müdafiden istifade edilmelidir. Soruşturmanın başladığı durumlarda ise sosyal çalışma görevlisinden istifade edilebilir -----Davet ve Zorla Getirme----- Zorla getirme:Şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilecek olması veya yakalama emri düzenlenebilecek ise ya da çağrıldığı halde gelmemesi hallerinde,hakkında zorla getirme kararı düzenlenebilir (CMK 146). Yakalama:Kişi özgürlüğünün fiilen denetim altına alınmasıdır.Amacı yönünden ikiye ayrılır: Önleme yakalaması,tehlike altındaki bir çocuğun korunması amacı ile yakalanması;Adli yakalama işlediği iddia edilen suç şüphesine dayalı yakalamadır. 0-12 yaş grubunda yakalama:Fiili işlediği zaman 12 yaşını doldurmamış olanlar ile 15 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler,suç nedeniyle yakalanamaz ve hiçbir suretle suç tespitinde
kullanılamazlar.Kimlik ve suç “tespiti” amacıyla yakalama yapılabilirse de kimlik tespitinden hemen sonra serbest bırakılırlar. 12-15 yaş grubunda yakalama:Fiili işlediği zaman 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış olanlar suç sebebiyle yakalanabilirler.Ancak,15 yaşından küçükler hakkında üst sınırı 5 yılı aşmayan cezayı gerektiren suçlarda çocuklar hakkında tutuklama kararı verilemeyeceği (ÇKK 21) için,tutuklama amaçlı yakalama da yapılamaz Yakalama İşlemi:Suçüstü halinde ve suçüstünden dolayı izlenen kişinin kalması veya kimliğini hemen belirleme olanağının bulunmaması durumunda,herkesin şüpheliyi geçici olarak yakalayıp kolluğa teslim etme yetkisi vardır.Yakalama anında hatırlatılması gereken haklar;kendisine yüklenen suçu öğrenme hakkı,susma hakkı,yakınlarına haber verme hakkı, müdafiden istifade etme hakkı,yakalamaya karşı hakim denetimine başvurma hakkıdır. Savcıya bildirme:Suça sürüklenmiş çocuk için yakınları ile müdafiye haber verilerek, soruşturmalarının yürütülmesi için derhal Cumhuriyet savcılığına sevk gerçekleştirilir Müdafi ve yakınlar:Çocuklar için soruşturma ve kovuşturma aşamasında müdafiden istifade edilmesi hukuken bir zorunluluktur (CMK 150/2).Kollukça yapılabilecek tek işlem, müdafiin katılımıyla gerçekleştirilecek olan kimlik tespiti ile sağlık kontrolüdür Yakalama emri:Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Gözaltına alma:Kısa vadeli tutmayı gerektiren yakalamaya karşın gözaltı,kişi özgürlüğünün daha uzun bir süre için tutulması gereksinimidir.Gözaltı,soruşturmanın tamamlanması için gerçekleştirilir.Gözaltı süresi,bireysel suçlarda 24 saat,toplu suçlarda ise her defasında 1 günü geçmemek üzere Cumhuriyet savcısının emriyle uzatılmak üzere 4 gündür.Kural olarak çocukların gözaltında tutulmaması,bu nedenle yakalanan çocuğun derhal Cumhuriyet savcılığına sevk edilmesi benimsenmiştir. Adli kontrol:Kanunumuz kişi özgürlüğünü kısıtlayan tutuklama adlı koruma tedbirinin zararlı neticelerini hafifletmek amacıyla,tutuklanabilecek olan kişiler bakımından adli kontrol adlı yeni bir yöntem geliştirmiştir.Genel usulde CMK 109 ve 110’da düzenlenen adli kontrol çocuk hukuku bakımından genişletilmiş ve ayrı bir yapıya kavuşturulmuştur.ÇKK’nın 20. maddesindeki adli kontrol ceza süresine bakılmaksızın çocuğun işlediği iddia edilen bütün suçlarda uygulanabilecek şekilde düzenlenmiştir. -----Tutuklama ve Yakalama Emri----- Tutuklama,suçu işlediği kesin mahkeme kararıyla belirtilmemesine rağmen kaçma şüphesi ve delil karartma şüphesi gibi nedenler bulunan hallerde,suç işlediğinden kuvvetli bir şekilde şüphelenilen kişilerin özgürlüklerinin kısıtlanması.Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre çocukların serbest yargılanmaları temel prensip olduğu için Türk Hukuku’nda da 15 yaşını doldurmamış çocuklar için üst sınırı 5 yılı aşmayan suçlardan dolayı tutuklama kararı verilemeyecektir. ÇOCUK ADALET SİSTEMİ: ÇOCUK MAHKEMELERİ BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesiyle çocuklara özgü kanun,usul ve makamlar oluşturma gerekliliği tüm taraf devletler için bir yükümlülük haline gelmiştir.Kanunda, çocukla ilgili tüm işlemler için çocuğun yararına öncelik verilmesi ilkesi benimsenmiştir. Çocuk adalet sisteminde çocuğun fiili kadar içinde bulunduğu koşullar da önem taşımaktadır. -----Çocuk Mahkemeleri----- Suç işleyen çocukların yargılandığı,yargıç ve savcısının özel eğitimden geçirildiği,sosyal çalışmacının çocuğun durumu üzerine rapor vererek yargılamayı yönlendirebildiği özel bir mahkemedir.
**Çocuk mahkemesinin felsefesi 4 noktaya dayalıdır: 1.Ceza için tek yargı rehabilitasyon olmalıdır. 2.Çocuklar olgunlaşmadıkları için onlara yetişkin suçlu gibi davranılmamalıdır. 3.Suçlu olduğu kabul edilen çocuklar,genellikle ıslah edici bir kuruma yerleştirilmektense denetim altına alınmalıdır. 4.Çocuklar,problemlerinin anlanacağı bir mahkemeye gönderilmelidir. **Çocuk mahkemesi şunları sağlar: 1.Çocukların bakımı,gözetimi ve disiplini 2.Suçlu olarak değil çocuk olarak yardım,cesaretlendirme ve rehberlik ihtiyaçlarının karşılanması 3.Çocuğu,çocuk mahkemesindeki bir yargılamadan dolayı ne bir suçlu olarak saymak ne de böyle bir yargılama ile mahkum etme olarak kabul etmek -----Çocuk Mahkemelerinde Yargılamaya Egemen Olan İlkeler----- >>Basitlik İlkesi:Hâkim ile çocuğun,duruşmalarda uygulanan her türlü usul,kural ve merasimden mümkün olduğunca uzaklaşarak serbestçe konuşabilmelerini sağlamaya yönelik uygulanan bir ilkedir.Temel amaç,bu hâkim ile çocuk arasında tam bir diyalogun sağlanabilmesidir. >>Sadelik İlkesi:Mahkeme salonunun sade döşenmiş olması,hâkim için ayrı bir kürsünün bulunmaması,hâkimin resmi kıyafetini giymemiş olması,çocuğun parmaklıkların arkasında durmaması gibi mahkemenin fiziki koşullarına ilişkindir.Temel amaç,çocuk ile hâkim arasında bir yakınlık meydana getirmek,bu şekilde çocuğun hâkime korkulacak bir insan gibi bakmasını önlemektir. >>Gizlilik İlkesi:Çocuk Hakları Sözleşmesinin 40.maddesi gereğince;kovuşturmanın her aşamasında, hakkında ceza kanununu ihlal iddiası veya ithamı bulunan her çocuğun özel hayatının gizliliğine tam saygı gösterilmesi gerekmektedir.Sanık,18 yaşını doldurmamışsa duruşma kapalı yapılır;hüküm de kapalı duruşmada açıklanır. **Çocuk mahkemelerinin temel özellikleri ise şu şekildedir: -Çocukların karıştığı vakalara ayrı duruşmalar -Resmi olmayan veya tesadüfi prosedür -Düzenli şartlı tahliye hizmeti -Çocukların ayrı gözaltına alınması -Mahkeme şartlı tahliyelerinin özel kayıtları -Zihinsel ve fiziksel sorgu için tedbir alma **Çocuk mahkemelerinin ana prosedürleri de şu şekilde özetlenebilir:Dilekçe verme, Görünüm, mahkemeye çağırma,sona erdirme,Şartlı tahliye,Sosyal inceleme,Duruşma ve yargılama,Yerleştirme **Çocuk mahkemesinin prosedürünü ceza mahkemesi prosedüründen ayıranlar: >Duruşma özeldir (Sadece ilgili kişiler duruşmada yer alır.) >Duruşma resmîdeğildir > üri yoktur. >Avukatlar genellikle çocukları temsil etmez. >Bir sosyal inceleme raporu,sıklıkla duruşmadan önce,mahkemeye verilir. >Vurgu,çocuğun niçin suç eylemini gerçekleştirdiği üzerinedir. >Yerleştirme,cezadan ziyade sağaltımı sağlar. **Çocuk mahkemelerinde shu'nun temel görevlerinden birisi,çocukla ilgili olarak sosyal inceleme raporu hazırlamaktır.Sosyal inceleme raporları suç işlemiş çocuğun yeniden toplumsallaşması sürecinin başlangıç noktasını temsil eder.Çocuk mahkemesinde shu,suça sürüklenen çocuğun
yargılama sürecinden en az seviyede zarar görmesinde,onu suça iten etmenlerin araştırılmasında ve altta yatan sorunların çözülmeye çalışılmasında etkin rol ve işleve sahiptir. -----Çocuklar İçin Görevli Mahkemelerde Yetki----- Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. >Çocuk Mahkemelerinin Yargı Çevresi:ÇKK’nin 27.maddesine göre çocuk mahkemelerinin yargı çevresi,kurulduğu il ve ilçenin mülki sınırlarıyla belirlenir. >Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerinin Yargı Çevresi:27.Maddenin 2.fıkrasına göre çocuk ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresi,bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır. -----12 Yaşından Küçük Olan Çocuklar İçin Uygulamalar----- TCK 31/1.maddesinde,suç tarihinde 12 yaşını bitirmemiş olan çocuklar hakkında kovuşturma yapılamayacağı ve ceza verilemeyeceği belirtilmektedir.Çocuğun fiilinin sabit olup olmadığı,sabitse bir suç oluşturup oluşturmadığı,eğer suç oluşturuyorsa bir güvenlik tedbirinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekmektedir.Gerçekten eğer çocuk,fiilini ihtiyaç için yahut kendini savunmak zorunda kaldığından orada eline geçirdiği herhangi bir şeyle işlemişse,herhalde fiili suç oluşturmadığından,kendisine bir güvenlik tedbiri uygulanmayacaktır.Çünkü suçun olmadığı yerde ne ceza ne de güvenlik tedbiri olur. Ortada bir suçun olup olmadığı da ancak yargılamayla mümkündür. Teşhis:Şüpheli veya sanığın ferden tespiti için yapılan bir işlem olup “kim” veya “hangisi” sorularına yanıt verir.Soruşturma aşamasında bu işlem çocuk için Cumhuriyet savcısı tarafından gerçekleştirilir. Yer Gösterme:Şüpheli veya sanığın olay yerinde yaptığı suça ilişkin uygulamadır.Bu işlem aleyhe delil göstermek niteliği taşıdığı için,mutlaka şüpheli veya sanığın rızası ya da talebi ile gerçekleştirilmesi gerekir.Diğer şüpheliler için Cumhuriyet savcısının emriyle yapılabilen bu işlem,çocuklar yönünden sadece Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.Sosyal Çalışmacı bu işlemde bulundurulabilir. İfade Alma:Suça konu olay hakkında şüphelinin,yazıya geçirilmek üzere yazılı beyanına başvurulmasıdır.Çocuğun ifadesi Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat alınır.Sosyal Çalışmacı bu işlemde bulundurulabilir. **Hakim veya mahkeme tarafından benzerlik arz eden işlemin adı sorgudur.
ÜNİTE 12= SUÇLULUK MEVZUATI
ÇOCUK MAHKEMESİ: ÇOCUKLAR HAKKINDA VERİLEN KARARLAR
Çocuk Koruma Kanununda (ÇKK) öngörülen koruyucu ve destekleyici tedbir Kararları: 3.7.2005 tarihinde kabul edilen ve 15.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 numaralı Çocuk Koruma Kanunu, Türk Ceza Kanununun (TCK) 56. Maddesi tarafından emredilen (a) “çocuklara özgü güvenlik tedbirleri” ile “korunma ihtiyacı olan çocuklar” ve “suça sürüklenen çocuklar” hakkında uygulanacak olan (b) “koruyucu ve destekleyici tedbirleri” düzenlemiştir (ÇKK 5). Koruyucu ve destekleyici tedbirler şunlardır:
Danışmanlık Tedbiri:Çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile ilgili sorunlarının çözümünde yol göstermeye ilişkin tedbirlerdir.
Bakım Tedbiri:Çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinde, çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine ilişkin tedbirlerdir
Sağlık Tedbiri: Çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması
Barınma Tedbiri:Barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan hamile
kadınlara uygun barınma yeri sağlamaya yönelik tedbirdir
Veli, Vasi, Bakım ve Gözetimden Sorumlu Kişiye Teslim Tedbiri:
Veliye teslim: Çocuğun doğal ortamı ailesinin yanıdır, bu nedenle aileden kaynaklanan çocuğa yönelik bir tehlike yoksa, çocuk aileye veya bakım ve gözetiminden sorumlu kimseye teslim edilir.
Acil Korunma Kararı:kanun çocuğa yönelik tehlike bulunan durumlarda çocuğun hemen koruma altına alınabilmesi için özel bir mekanizma öngörmüştür. Bu gibi hallerde çocuk Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlükleri tarafından önce bakım ve gözetim altına alınır,kurum on beş gün içinde çocuk hâkiminden koruma kararı verilmesini talep eder,bu karar üç gün içerisinde verilir ve otuz gün süreli olan bu karar süresince kurum çocuk hakkında sosyal inceleme yapar
Sosyal İnceleme Yapılması Çocuğun Denetim Altına Alınması:Yeni Ceza Kanunun öngördüğü “denetimli serbestlik”, çocuklar hakkında da uygulanabilir. Hâkim, çocuk hakkında “koruyucu ve destekleyici tedbire” karar verirken, çocuğun ”denetim altına alınmasına”da karar verebilir.
Tedbirin Sona Ermesi:Çocuğun 18 yaşını doldurması ile tedbir kendiliğinden sona erer. Ancak yetişkin olan bu kişinin rızası ile belli bir süre daha sürdürülebilir
Çocuklara Özgü Güvenlik Tedbirleri Kararı Verilmesi
Uzlaşma:Suça sürüklenen çocuğun suçu işlediği konusunda yeterli şüphe varsa uzlaşma yolu açılabilir. Çocuk suçlarında uzlaşmanın koşulları şunlardır : Suçun şikayete bağlı olması veya kasten işlenen suçlarda cezanın alt sınırının iki yılı aşmayan hapis cezası (on beş yaşını doldurmayan çocuklar) olması veya suçun taksirle işlenen bir suç olması gerekir.Yukarıdaki koşullar gerçekleşmişse, suça sürüklenen çocuk ile suçun mağduru arasında genel hükümlere göre uzlaştırma usulünün uygulanması mecburidir. Uzlaştırma girişimi yapılmadan düzenlenen iddianamenin iadesi gerekir.
Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesinin Koşulları:Fiil için kanunda öngörülen cezanın adli para cezası olması veya cezanın üst sınırı üç aydan fazla ve iki yıla kadar (iki yıl dâhil) (on beş yaşını doldurmayan çocuklar bakımından, üç yıl) hapis cezasını gerektirmesi; daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması; kamu davasının açılmasının ertelenmesi halinde, şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatinin oluşması ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle giderilmesi. Zararın giderilmesi koşulu, çocuğun ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması halinde aranmayabilir (aranabilir de).
Erteleme Süresi:Kanun kamu davasının ertelenme süresi olarak “beş yıl” süre öngörmüştür
Savcının daha az bir süre koymasının yolu kapatılmıştır
Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı Verilmesi:suça sürüklenen şüpheli çocuk hakkında yapılan soruşturma sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe
oluşturmuyorsa, çocuk hakkında genel hükümler uyarınca “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” verilecektir.
15 Yaşından Küçük Olan Çocuklar Hakkında Mahkeme Kararları
Bu yaş grubunda bulunanların ceza hukuku karşısındaki durumunu belirlemek amacıyla hukukumuzda “kısmi mesuliyet” gibi ifadeler kullanılmıştır. Bu yaş grubunda bulunan çocuklar yönünden tutuklama konusunda sınırlayıcı kurallar bulunmaktadır. Buna göre, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı 5 yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez.
**12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış olanların, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde cezai sorumlulukları bulunmamaktadır
Kovuşturma Evresi:Suça sürüklenen şüpheli çocuk hakkında “kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararı” verilmemişse, genel hükümler uyarınca iddianame düzenlenecek ve mahkeme tarafından iddianamenin kabulü kararı verilirse kamu davası açılmış sayılacaktır.
**Cezanın, adli para cezası olması veya hapis cezasının üst sınırı üç aydan fazla ve iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektirmesi durumunda, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilmişse, beş yıllık erteleme süresi içinde çocuk bir başka kasıtlı suç daha işler ve hapis cezasına mahkûm edilirse, hakkında ertelenmiş olan kamu davası açılır, yani iddianamesi düzenlenir ve mahkemeye verilir.
Duruşma:Çocuk hakkında yapılan bir duruşmadaki bazı özellikler = çocuk, velisi, vasisi, duruşmada hazır bulunabilir.
Sanık çocuğun duruşma salonundan çıkarılması= Duruşmalarda hazır bulunan çocuk, yararı gerektirdiği takdirde duruşma salonundan çıkarılabileceği gibi sorgusu yapılmış çocuğun duruşmada hazır bulundurulmasına da gerek görülmeyebilir.
Yayın yasağı: On sekiz yaşından küçük olan suç faili veya mağdurlarının kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacak şekilde yayın yapılması yasaktır
Hâkimin takdir yetkisi: Pekin kurallarının 6. maddesi bu konuyu düzenler.
Muhakemenin her aşamasında, özellikle inceleme, soruşturma, kovuşturma ve tedbirlerin uygulanması sırasında hâkime takdir yetkisi tanınmıştır. Çocuk adalet sistemi açısından etkili ve insanca bir uygulama yapılmasının temeli hâkimin takdir yetkisidir. Çocuk Koruma Kanunu’nda yer alan bazı müesseselerde de hâkimin takdir yetkisi olduğu görülmektedir.
Adli sicil kayıtları: On sekiz yaşından küçükler hakkında adli sicile geçirilen bilgiler; ancak, soruşturma ve kovuşturma konusu olan işler sebebiyle Cumhuriyet savcıları ve mahkemelerce veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği seçimleri ile ilgili olarak yetkili seçim kurullarınca istendiği takdirde verilir.
Duruşmadan sonuç çıkarılması ve hüküm; hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve denetimli serbestlik: Yapılan yargılama sonucunda en çok üç yıla kadar hapis veya adli para cezası verilmiş ise çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının bazı koşulları vardır; çocuğun daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşması, duruşmalardaki hal, tutum ve davranışları da göz önüne alınarak beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulur.
SOSYAL HİZMET UZMANININ ROL VE FONKSİYONU
Çocuk hukuku alanındaki “Sosyal Çalışma Görevlisi”, a) psikolojik danışmanlık ve rehberlik, b) psikoloji, c) sosyal hizmet mezunu olan meslek mensubunu ifade eder.Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu Ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkında Yönetmelikle çocuk hukuku alanında görev yapan sosyal çalışma görevlileri bazı kategorilere ayrılır:
a) Mahkemeye atanan SÇG (Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu Ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkında Yönetmelik.
b) TKYön 18/6)
c) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında çalışan SÇG (TKYön 18/6)
d) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan SÇG (TKYön 18/7)
e) Serbest meslek icra eden SÇG (TKYön 18/7)
f) Denetimli serbestlik görevlisi olarak istihdam edilen SÇG (TKYön 18/9)
Hakkında bakım ve barınma tedbiri kararı verilen çocuk, Aile ve Sosyal Politikalar İl müdürlüklerinde bulunuyorsa, gelişmenin incelenmesi bu kurumdaki SÇG tarafından yapılır. Çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa, mahkemeye atanan SÇG’ye inceleme yaptırılabilir.
Sosyal Çalışma Görevlisinin Görevlendirilmesi
Sosyal çalışma görevlileri, Adalet Bakanlığı tarafından atanır. Adalet Bakanlığı,her mahkemeye yeterli sayıda SÇG’yi psikolojik danışmanlık ve rehberlik, psikoloji sosyal hizmet alanlarında en az lisans düzeyinde eğitim veren kurumlardan mezun olanlardan seçerek görevlendirir.
Sosyal Çalışma Görevlisinin Hukuki Statüsü
Sosyal Çalışma Görevlisi “ceza adalet sisteminin ayrılmaz parçalarından biri” haline getirilmiştir. İnfaz sistemi içinde bir memur gibi yapılandırılan sosyal çalışma görevlilerinin bir süre sonra, hakkında görevlendirildikleri çocukları birer dosya numarası olarak algılamaları tehlikesi bulunduğu söylenebilir. Sosyal çalışma görevlisi çocuk ceza muhakemesinde belirleyici, temel unsurlardan biridir. Örneğin, SÇG duruşmada çocuk hakkında sözlü veya yazılı açıklamalar yaparak, muhakemeye “sosyo-pedagojik bir bakış açısı” ekler. Bu nedenle SÇG; pedagog, sosyolog, psikolog
veya sosyal hizmet uzmanı olabilir. Sosyal çalışma görevlisi, çocuğu koruyucu ve destekleyici bir tedbir uygulamasının gerekip gerekmediğini inceler. Sosyal çalışma görevlisi, inceleme yaptığı çocuk hakkında mahkemeye görüş bildirerek, somut olaydaki çocuk hakkında, ceza muhakemesinin mecburiliği prensibinin istisnalarının (Diversion) uygulanıp uygulanmayacağı hakkında bir kanaat bildirir.Bir SÇG’nin çocuk ceza muhakemesinin yürütülmesi sırasında yapması gereken temel görevler şöyle özetlenebilir:
bunun etkileri konusunda “danışmanlık” yaparak çocuğa “yardım” eder.
hukukuna ve diğer usuli işlemlere ve özellikle duruşmaya katılır.
açısından ve özellikle “uygulanması öngörülen yaptırım” konusunda,çocuğun kişiliğine ve koşullarına uygun “önerilerde” bulunur.
muhakeme hukuku süjesidir.
anlık bilgisini kullanarak çocuğun üstün yararı için faaliyet gösteren bir süjedir, fakat hukukçu değildir.
Sosyal çalışma görevlisinin tutuklama aşamasındaki görevleri
Sosyal çalışma görevlisi çocuk hakkında tutuklama kararı verilebileceği durumlarda etkili olabilmelidir. Görüşmede SÇG, çocuktan geçmiş yaşamı ve sosyal durumu hakkında bilgi alma imkânına kavuşabilir. SÇG, çocuktan aldığı bu bilgileri sorgu sırasında kullanarak tutuklamaya seçenek olan adli kontrol hükümlerinden birisinin somut olaydaki çocuk için uygulanabilir olup olmadığı konusunda hâkime bilgi verir ve adli kontrol düşünüldüğü takdirde, hangi tedbirin somut olaydaki çocuğa daha uygun olacağı konusunda SÇG hâkime tutuklama oturumunda bir fikir verebilir. Böylece, çocuk adalet sistemi açısından, faydasından çok zararı olan tutuklama kurumunun uygulanma alanının adli kontrole kaydırılarak daraltılması söz konusu olabilir.Seçenek yükümlülükler ve çocuk için uygulanan adli kontrol hükümleri,yetişkinlerinkine nazaran daha geniş olarak düzenlenmiştir.
Sosyal Çalışma Görevlisinin Çalışma İlkeleri
SÇG’nin çalışma ilkeleri, ÇKKY’nin 18. maddesinde şöyle düzenlenmiştir:
Çocukla görüşme görevi: SÇG’nin hakkında sosyal inceleme yapmakla görevlendirildiği çocukla yüz yüze görüşmek mecburiyeti vardır. Çocuğun evine giderek görüşme yapılabileceği gibi kollukta ve
adliyede de görüşme yapılabilir. SÇG’nin çocukla yaptığı görüşmenin de meslek sırrı olarak saklanmasını temin için başkaları tarafından dinlenmemesi sağlanmalıdır.
Sosyal Çalışma Görevlisi’nin çocukla görüşmeye başlamadan önce çocuğu bilgilendirmesi gerekir. Buna “haklarını öğrenme hakkı” adı verilir.
SÇG’nin çocukla yapacağı görüşmeye başlamadan önce, çocuğun anlayabileceği bir ifade kullanarak görüşmenin amacını anlatması gerekir. Kişisel veriler açısından geçerli olan ilke “amaca bağlılık” ilkesidir. Bu nedenle SÇG çocuğa ilişkin öğrendiği bilgileri ve elde ettiği belgeler ile sosyal verileri amaç dışı kullanamaz
Sosyal İnceleme Raporu
Eğer SÇG kendisine yasa ile verilmiş olan çerçeve dahilinde yeterli bilgiye ulaşmışsa bu bilgileri bir sosyal inceleme raporu haline getirir. Bu rapor savcı ve mahkemeye yol gösterici, somut olayda o çocuğun hangi tedbirler veya yaptırımlarla karşılanması gerektiği konusunda fikir verici, “olgu saptamalarından”ibaret bir rapordur. Sosyal inceleme raporu yazılı bir rapor olmakla birlikte,
duruşmada sözlü olarak da açıklanabilir
İzleme görevi
Şüpheli veya hükümlü çocuk hakkında hükmedilen yükümlülük veya güvenlik tedbiri kararlarının yerine getirilmesi sırasında SÇG’nin etkin bir rol oynaması gerekir. Bizde, korunma ihtiyacı olan çocuk, suç tarihinde 12 yaşını bitirmemiş çocuk ile aileye teslim kararı verilen çocuk için denetim görevini Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlükleri yapar
Bilgi ve belge toplama görevi
Sosyal çalışma görevlileri, sosyal inceleme yaparken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, yerel yönetimler ve bunların her türlü kuruluşları ile diğer kurum ve kuruluşlardan,yaptığı sosyal incelemenin amacına uygun olarak çocuk ve çocuğun yakın çevresi ile çocuk hakkında uygulanabilecek koruyucu ve destekleyici tedbirin belirlenebilmesine yönelik ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri isteme yetkisine sahiptir.
KAPALI KURUMLARI: ÇOCUK VE GENÇLİK CEZAEVLERİ, ÇOCUK EĞİTİMEVLERİ
*Tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, infaz kanununda düzenlenmiştir
*Çocuk söz konusu olduğunda, ÇKK’nin öngördüğü genel kurallar uyarınca, sosyal çalışma görevlisi
dahil çocuğa yardım ve destek yapabilecek olan kişilerini velisinin duruşmada hazır bulunma yetkisine sahip oldukları gibi tutukevindeki çocuğu ziyaret etme haklarına sahip oldukları da kabul edilmelidir.
*Çocuk kapalı ceza infaz kurumları, çocuk tutukluların ya da çocuk eğitim evlerinden disiplin veya diğer nedenlerle kapalı kurumlara nakillerine karar verilen çocukların barındırıldıkları ve firara karşı engelleri olan iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, eğitim ve öğretime dayalı kurumlardır
*Gençlik kapalı ceza infaz kurumları 18-21 yaş arası gençlerin eğitim ve öğretim esasına dayalı iç ve dış güvenlik görevleri bulunan kurumlardır.
*Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük (2006) psiko-sosyal yardım servisini Madde 24’te düzenlemiştir.
**Psiko-sosyal yardım servisi, personel ve hükümlülerin ruh ve beden sağlığı ve bütünlüğüne ilişkin koruyucu, geliştirici programları araştıran, uygulayan ve gerektiğinde tedavi sürecine katılarak psikolojik destek ve müdahalede bulunan psikoloğ ve sosyal çalışmacı görev yapar.
CEZA ADALET SİSTEMİ
Ceza adalet sistemi, çocuk adalet sistemi gibi, polis, yargı ve ıslah kurumlarından oluşur. Burada sosyal hizmet uygulamaları yalnızca ıslah kurumlarında gerçekleştiğinden ülkemizdeki infaz kurumlarından söz edilecektir. Ceza infazının gerçekleştiği kurumlar kapalı ve açık ceza infaz kurumlarından oluşmaktadır. Kapalı ceza infaz kurumu da yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz
kurumu ve kadın kapalı ceza infaz kurumu olarak ayrılmaktadır. Ülkemizde 15.12.2011 tarihi itibariyle 328 kapalı ceza infaz kurumu, 36 açık ceza infaz kurumu, 5 kadın kapalı ve 1 kadın açık ceza infaz kurumu bulunmaktadır.
Açık ceza infaz kurumları:Açık kurumlar; hükümlülerin iyileştirilmesinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır.
Denetimli serbestlik:18. Yüzyıldan itibaren bedeni cezaların yerine ikame edilen hürriyeti bağlayıcı cezaların suçu önleme ve faili ıslah konusunda yetersiz kalması nedeniyle,toplumsal düzen ve barış tehlikeye girmiş ve ceza adalet sistemi yeni arayışlara girmiştir. Ceza adalet sistemi fail merkezli işlemektedir.Yücel çağdaş ceza siyasetinde altı öncelikten söz etmektedir. Bunları;
suç işlemenin önlenmesi, ceza hukukuna son çare olarak başvurulması,tutuklamaya gerekmedikçe başvurulmaması, adli para cezası ve hapis yerine alternatif yaptırımlara başvurulması, tehlikeli suçlular hakkında yargılama aşamasında sosyal araştırma raporu hazırlanması, infaz sonrası korumaya öncelik verilerek, madde bağımlılarına yönelik verilen gözetim ve yardım hizmetlerinin
yoğunlaştırılması olarak belirlemiştir
Denetimli serbestliğin tanımı:Denetimli serbestlik kavramı, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının
h bendinde; “Mahkemece belirtilen koşullar süre içinde, denetim ve denetleme planı doğrultusunda şüpheli, sanık veya hükümlünün toplumla bütünleşmesi açısından ihtiyaç duyduğu her türlü hizmet, program ve kaynakların sağlandığı toplum temelli bir uygulama” olarak tanımlanmaktadır.
**Türkiye’deki denetimli serbestlik uygulamalarına baktığımızda 2005 yılında başladığını görmekteyiz. **Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda özellikle kısa süreli hapis cezası yerine seçenek yaptırımları öngörerek hapis cezasının son çare olarak düşünülmesini ve ilk defa suç işleyen bazı hükümlülere ikinci bir şans verilmesini öngörmektedir
**Türkiye’de 134 ağır ceza merkezinde bulunan denetimli serbestlik müdürlüklerinde, denetim görevlisi unvanıyla rehberlik hizmetini vermek üzere sosyal hizmet uzmanı, psikolog, sosyolog ve öğretmenler çalışmaktadır
Kamer , denetimli serbestlik sisteminin önemini üç başlık altında incelemektedir:
1. Denetimli serbestlik sisteminde, denetim sürecinin yer aldığı ve sonraki aşamaların planlandığı ve uygulamanın rehberi sayılacak raporlama hizmetleri ile ceza adalet sistemine yeni bir bakış açısı getirdiği için ceza adaleti sistemine katkı vermektedir.
2. Toplumun ceza adalet sistemine olan güvenini sarsmadan, ceza infaz kurumundaki yoğunluğun azalmasına katkı vermektedir
3. Gerek madde kullanan hükümlüler, gerekse suça sürüklenen çocuklar ve salıverilen veya haklarında erteleme kararı verilenlere hizmetler aracılığı ile denetimli serbestlik sisteminde yeniden suç işleme olasılıkları azalmaktadır.
UNITE 13=SOSYAL GÜVENLİK MEVZUATI
SOSYAL GÜVENLİĞİN GELİŞİMİ
Dünyada sosyal güvenlik konusunda ilk çalışmaları yapan kişi Beveridge’dir. Bu kişi İngiliz sosyal güvenlik sisteminin kurulması amacıyla bir rapor hazırlamıştır.1942 yılında Social Insurance and Allied Services (Sosyal Sigortalar ve İlgili Hizmetler) ismiyle basılan rapor başka ülkelerin de çalışmalarına örnek oluşturmuştur. İnsan Hakları Evrensel Sözleşmesi (1948) başta olmak üzere 1952 tarihli ILO sözleşmesi, 1961 tarihli Avrupa Sosyal Şartı ve Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi gibi tarihsel öneme sahip uluslararası metinlerin büyük katkısı olmuştur. Ekonomik, Sosyal, Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (1966), Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi (1959), Açlık ve Kötü Beslenmeden Korunma Bildirgesi (1974), Kopenhag Deklarasyonu (1995) gibi çok sayıda sosyal güvenliği ilgilendiren metinlerin de sosyal refahın ve sosyal mevzuatın gelişmesine olumlu yansımaları olmuştur.
Türkiye’de Sosyal Güvenliğin Gelişimi
Türkiye’de sosyal güvenlik bir sistem olarak Cumhuriyetten sonra başlamış ve gelişmiştir.
***İlk dayanışma, birer meslek kuruluşu olan loncalar içinde başlamıştır. Sosyal yardıma gelince
İmparatorlukta bu yardımlar daha çok dinî kural ve geleneklere bağlı olarak gelişmiştir. Osmanlı döneminde çağdaş anlamda ilk sosyal güvenlik kurumu emeklilik hakkının gerçekleştirilmesi için 1806 yılında kurulan “Askerî Tekaüt Sandığı” ile başlamıştır. 1861 yılında ise sivil memurlar için bir emekli sandığı kurulmuş ve 1909 tarihli bir kanunla, sivil ve askerî hizmet emekliliğinin iki ayrı sandıkça sağlanması yeniden düzenlenmiştir. Bu alanda Cumhuriyet döneminde Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar ve Bağkur olmak üzere üç önemli sosyal güvenlik kurumu geliştirilmiştir.
***Cumhuriyetin ilk dönemlerinde (1923) “Amele Birliği İhtiyat ve Taavül Sandığı Talimatnamesi”
düzenlenerek Zonguldak ve Ereğli bölgesinde çalışan maden işçilerinin yoksul ailelerine yönelik sosyal çalışmalar yapılmıştır. 442 sayılı Köy Kanunu ile köy yerindeki yoksullara yardım konusu üzerinde durulmuştur.
***Cumhuriyet tarihinde planlı dönemin başında 1965 yılında 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Yasası yürürlüğe girmiş ve bu yasayla daha önceleri işçilere çeşitli yasalarla tanınan işçi sigortaları tek bir çatı altında toplanmıştır. Bu yasa, iş kazaları ve meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası dallarını kapsamıştır. Planlı dönemdeki sosyal güvenlik alanındaki önemli bir gelişme de 2. Plan dönemi sonunda yürürlüğe giren Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigorta Kurumunun (Bağ-Kur) kurularak, ülkemizde geniş bir kesimi oluşturan bağımsız çalışanların sosyal güvenlik kapsamına alınmasıdır. Bağ- Kur; bağımsız çalışanlara yaşlılık, malullük, ölüm ve sağlık sigortası gibi sosyal güvenlik hakları sağlamaktadır.
***3. Plan döneminde (1976) çıkarılan 2022 Sayılı Yasa ile 65 yaşını dolduran kimsesiz ve yardıma muhtaç tüm yurttaşlara aylık bağlanması sağlanmıştır. 5. Plan döneminde de (1986) Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Yasası Parlamentodan geçirilmiş ve bu yasayla sosyal güvenlik kuruluşları dışında kalan ve yoksul olan yurttaşlara yardım yapılması olanağı sağlanmıştır.
***5510 sayılı kanunla (Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu),sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına alır.
***2011’de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulması ile de sosyal hizmetler ve sosyal yardım alanındaki örgütlenmeler bu bakanlık çatısı altında birleştirilmiştir.
SOSYAL GÜVENLİĞİN ARAÇLARI
Sosyal Sigortalar: Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminde sosyal devlet anlayışının öncelikli katkısı olmuştur. Vatandaşları için destekleri sosyal devlet üç boyutta sunar: Primli sistem,(sosyal sigortalar), karşılıksız sistem/sosyal yardımlar, kurumsal sistem/sosyal hizmetler.
NOT=Primsiz sosyal güvenlik uygulamasını ise sosyal hizmetler ve sosyal yardım oluşturur.
***Sosyal güvenliğin araçları; sosyal sigortalar, sosyal hizmetler ve sosyal yardımlardır.
***sosyal güvenlik, sosyal sigortalar yoluyla sağlanmakta; sosyal sigortalar da sigortacılık tekniğinden yararlanmaktadır. Sosyal sigortalarda her sigortalıdan kişisel rizikosuna göre değil, belirli sınırlamalarla da olsa, gelir seviyesine göre prim alınmaktadır.Bunun sonucunda dengesızlık azalır.
Sosyal sigortaların başlıca beş ilkenin karışımından oluştuğunu söyleyebiliriz. İlkeler:
1. Finansmana dışardan katkı ilkesi: Bu ilke uyarınca işverenler ve gereğinde devlet sosyal sigortaların finansmanına katkıda bulunmaktadır.
2. Sigortalılar arası yeniden gelir dağılımı ya da sosyal denge ilkesi: Bu ilke gereğince, yüksek gelirli sigortalılardan diğer sigortalılara oranla ve bunlar yararına daha yüksek prim alınmaktadır.
3. Kendi kendine yardım ilkesi: Bir sigortalı topluluğu çerçevesinde düşünülmüş olan bu ilkeye göre, her sigortalının kendi primini ödemesi gerekir. Bu ilkenin uygulamadaki izlerini işçi (sigortalı) primlerinde görüyoruz.
4. Sigortacılık ilkesi: Bu ilkeye göre sigorta tekniğinden yararlanılarak sigortalılar arasında riziko eşitlenmesi sağlanmaktadır.
5. Zorunluluk ilkesi: Bu ilkeye göre sosyal sigortalıya katılış zorunludur.
Sosyal Sigortalar ve Türkiye: 3308 sayılı İş Kanunu, 27 Haziran 1945 tarih ve 4772 sayılı İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortası Kanunu, 1949 İhtiyarlık Kanunu, 1950 Hastalık ve Analık Sigortası, 1950’de çıkan 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu, 1957 Maluliyet, İhtiyarlık ve Ölüm Sigortası, 5 Ocak 1961 224 sayılı Sağlık Hizmetleri Sosyalleştirme Kanunu, 1965’te 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu,1971’de 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu, ILO’nun 1952 tarih ve 102 sayılı Sosyal
Güvenliğin Asgari Normlara İlişkin Sözleşmesi, 10 Temmuz 1976 tarihli 2022 kanunu, 1983 SHÇEK kanunu, 1983’te 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, yine 1983’te 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu, 1992 Yeşil Kart, 2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gibi düzenlemelerin hemen hepsi de sosyal
Sigortadır.
NOT=2006 yılında çıkarılan 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurum Kanunu ile sosyal güvenlik sistemi tek çatı altında Toplandı.
Kısa vadeli sigorta kolları kapsamında sigortalılara ve hak sahıplerıne; günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi, sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması, gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi, analık sigortası kapsamında emzirme ödeneği, cenaze
ödeneği, askerlik ve doğum borçlanması hakları verılmektedır.
Uzun vadeli sigorta kolları kapsamında; malullük sigortası kapsamında malullük aylığı, yaşlılık sigortası kapsamında yaşlılık aylığı ve toptan ödeme, ölüm sigortası kapsamında ölüm aylığı,
ölüm toptan ödemesi ve aylık almakta olan kız çocuklarına evlenme ödeneği ile cenaze ödeneği verilmektedir.
Genel sağlık sigortası kapsamında ise; genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere finansmanı sağlanan tıbbî ürün ve hizmetlerinin verilmesi, genel sağlık sigortalıları ile hak sahiplerini ve işverenleri genel sağlık sigortası mevzuatından doğan hakları ve ödevleri konusunda her türlü iletişim araçları ile bilgilendirilmesi hizmetleri verilmektedir.
***Sosyal güvenlik ve sosyal sigortaları ilgilendiren bir başka örgütlenme biçimi de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıdır. 1985 tarih ve 3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun genel olarak amacı:Çalışma hayatını, işçi-işveren ilişkilerini, iş sağlığı ve güvenliğini düzenlemek,denetlemek ve sosyal güvenlik imkânını sağlamak,
bu imkânı yaygınlaştırmak ve geliştirmek, yurt dışında çalışan işçilerimizin çalışma hayatından doğan hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının kurulmasını sağlamak, teşkilât ve görevlerine ilişkin esasları düzenler.
Sosyal Hizmetler: Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 10 Aralık 1948 tarihli kararıyla ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin şu maddeleri sosyal hizmetlerin önemine değinmektedir. Madde 22: Herkesin, toplumun bir üyesi olarak, sosyal güvenliğe hakkı vardır. Ulusal çabalarla ve uluslararası iş birliği yoluyla ve her devletin örgütlenmesine ve kaynaklarına göre, herkes onur ve
kişiliğinin serbestçe gelişimi için gerekli olan ekonomik, sosyal ve kültürel haklarının gerçekleştirilmesi hakkına sahiptir.
Madde 25: 1. Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır.Herkes, işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki
koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir. 2. Anaların ve çocukların özel bakım ve yardım görme hakları vardır. Bütün çocuklar, evlilik içi veya evlilik dışı doğmuş olsunlar, aynı sosyal güvenceden yararlanırlar.
Madde 13: Sosyal ve tıbbi yardım hakkı,
Madde 14: Sosyal refah hizmetlerinden yararlanma hakkı,
Madde 15: Özürlülerin toplumsal yaşamda bağımsız olma, sosyal bütünleşme ve katılma hakkı,
Madde 16: Ailenin sosyal, yasal ve ekonomik korunma hakkı,
Madde 17: Çocukların ve gençlerin sosyal, yasal ve ekonomik korunma hakkı, Madde 23: Yaşlıların sosyal korunma hakkı,
Madde 30: Toplumsal dışlanma ve yoksulluğa karşı korunma hakkı.(CİNSTIR BU OKUL MADDE SORAR)
***Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının
öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça,ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.
Türkiye’de Sosyal Hizmetlerin Tarihsel Gelişimi
Sosyal hizmetlerin tarihsel gelişimine baktığımızda temel olarak 12.06.1959 tarihinde kabul edilen 7355 Sayılı Sosyal Hizmetler Enstitüsü Kurulmasına Dair Kanunu görürüz. Kanun sosyal hizmetler alanında yapılacakları, okullaşmayı,alanda çalışacak meslek elemanlarıyla ilgili önemli düzenlemeler getirmektedir.
***1961 yılında Sosyal Hizmetler Akademisi kuruldu. YÖK Kanunu ile Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı olan bu akademi Hacettepe üniversitesine bağlandı.
***1983’te 2828 sayılı kanunla kısa adı SHÇEK olan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü kurularak sosyal hizmetler alanında verilen hizmetler birlestırılmeye calısıldı ancak yeterkı donanım olmadığı ıcın bu kurum, sosyal yardım, aile, kadın, özürlüler gibi bir çok sosyal sorun alanında hizmet veren genel müdürlüklerle birlikte 6.4.2011 tarih ve 6223 sayılı kanunla kurulan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlandı.
***Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu 27 Mayıs 1983 tarihinde yürürlüğe giren 2828 Sayılı “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu” ile kurulmuştur. SHÇEK Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü, illerdeki Korunmaya Muhtaç Çocukları Koruma Birlikleri, Sosyal Hizmetler Enstitüsü ile Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunun birleştirilmesiyle meydana gelmiştir.
***SHÇEK’in temel amacı;korunmaya, bakıma veya yardıma muhtaç aile, çocuk, sakat, yaşlı ve diğer kişilerle ilgili sosyal hizmetlere ilişkin uygulamaları yerine getirmek, bu amaçla plan ve programlar hazırlamak ve bu alandaki koordinasyonu sağlamaktır.
***Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulması ile SHÇEK de hizmet birimleriyle bu bakanlığın
çatısı altına alınmıştır.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı
Türkiye’de sosyal refah hizmetlerini tek çatı altından koordine etmek için 2011 tarih ve 6223 sayılı kanunla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmuştur. Bakanlıkta hizmet birimleri olarak:
a) Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü. b) Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü.
c) Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü.
ç) Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü. d) Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü.
e) Denetim Hizmetleri Başkanlığı. f) Strateji Geliştirme Başkanlığı.
g) Şehit Yakınları ve Gaziler Dairesi Başkanlığı bulunmaktadır.
NOT=Sosyal hizmet tüm toplum kesimlerine yönelirken, sosyal yardımda muhtaç ve yoksul kesim hedeflenmektedir. İkisinin de sosyal sigortadan farklı yönü, sosyal sigortada prim ödeme zorunluluğunun olmasıdır.
Sosyal Yardımlar: Sosyal yardım kavram olarak:
1:Toplumda iç ve dış dengeleri bozulmuş insanlara iş bulmadan destek hizmetlerine değin verilen her türlü mesleksel destek ve yardım hizmetidır.Sosyal bakım da denebilir.
2: Yaşam süresi içinde herhangi bir (bireysel, toplumsal) nedenle maddi yardıma gereksinim duyacak duruma gelmiş insanlara verilen her türlü özdeksel yardımlar. Sosyal güvenliğin en ilkel biçimi ve önlemidir. Kamu yardımı da denir.
Türkiye’de sosyal yardım mevzuatı: Anayasa başta olmak üzere birçok kanunda sosyal yardımlarla ilgili düzenlemeler söz konusudur.
Köy Kanunu (442, 1923); askerde bulunanların,bakacak kimsesi olmayanların, öksüzlerin bağ ve bahçelerinin imece yoluyla ekilmesi ve sürülmesini hükme bağlar. Tarlası olmayan ve yetişmeyen köylüye köy sınırları içinde bir parça toprak ayırıp vermek köy ihtiyar meclisinin görevleri
arasında sayılır.
Türk Medeni Kanunu (1926); nafaka başlığı altında konuyu ele alır ve herkesi yardım etmezse zarurete düşecek usul ve füruuna ve kardeşlerine yardım etmekle yükümlü kılar. Kardeşlerin yardımı varlıklı olmaları koşuluna bağlıdır. Ayrıca boşanma hâlinde yoksulluğa düşecek eşe yoksulluk nafakası ödenmesi hükmü vardır.
Belediye Kanunu (1580, 1930); belediyelere muhtaç çocuklar, yaşlılar, güçsüzler, yoksullar için yatılı kuruluşlar oluşturmak, yardım sandıkları açmak, fakir hastalara ve doğum yapacaklara bakmak, asker ailelerine yardım etmek, geçici parasal ya da ayni yardımda bulunmak, aşevleri işletmek,yoksul cenazeleri kaldırmak gibi yükümlülükler getirir. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu (1593, 1930); yoksulları gözetmek açısından pek çok kuruluşa görev yükler.
Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun (1956);afetler nedeniyle ortaya çıkan yoksulluğa çare olarak önemli hükümler getirir, devlete sorumluluk yükler.
***Türkiye’de sosyal yardım olarak değerlendirilecek bazı yardımlar mevcutsa da bunların çok sınırlı bir kapsamı olduğu söylenebilir. 1976 tarihinde çıkarılan 2022 sayılı yasa ile 65 yaşını doldurmuş, kimsesiz ve yardıma muhtaç tüm vatandaşlara aylık bağlanması öngörülerek, sosyal yardımlar alanında ilk önemli adım atılmıştır.
***Sosyal yardımlar alanında ikinci adım 29.5.1986 tarihinde çıkarılan “Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışma Teşvik Kanunu” (3294) olmaktadır. Bu yasanın amacı sosyal güvenlik kuruluşları dışında kalan ve yoksulluk içinde bulunan vatandaşlara yardım etmek,sosyal adaleti ve adil bir gelir dağılımını sağlamak, sosyal yardımlaşma vedayanışmayı özendirmektir.
***Ülkemizde sosyal yardım mevzuatını kısaca SYDV, SHÇEK Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliği (ASPB),Vakıflar Genel Müdürlüğü (Muhtaç Aylığı ve Vakıf İmaret Yönetmeliği), Belediyeler,İl Özel İdareler, Köy Kanunu, Umumi Hıfsızsıhha Kanunu, dini sosyal yardımlar olarak; zekât, sadaka, kefaret, akile ve SGK Başkanlığına bağlı Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü oluşturmaktadır.
Sosyal yardım mevzuatına ilişkin uygulama
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü
Türkiye’de sosyal yardım alanındaki hizmet dağınıklığını gidermeye yönelik olarak Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Görevleri şunlardır:
a)Yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlar alanında ulusal düzeyde uygulanacak politika ve stratejilerin oluşturulması çalışmalarını koordine etmek, stratejileri uygulamak
b) 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun amaçlarını gerçekleştirmek ve uygulanmasını sağlamak için gerekli idari ve mali tedbirleri almak.
c) Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonunun gelirlerini zamanında toplamak, toplanan gelirlerin yerinde, zamanında ve ihtiyaçlara göre kullanılmasını sağlamak.
d) 3294 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan vakıfların harcamalarını, iş ve işlemlerini araştırmak, incelemek, izlemek ve denetlemek, görülen aksaklıklarla ilgili gerekli tedbirleri almak, vakıfların çalışma usul ve esasları ile sosyal yardım programlarının ölçütlerini belirlemek.
e) Mevzuatta kamu kaynaklarıyla yardım yapılması öngörülen kişilere aylık,tazminat, ücret, yardım veya başka bir ad altında yapılacak her türlü sosyal yardımın ödenmesi ve anılan yardım ve ödemelerin veri tabanına işlenerek izlenmesi ile ilgili işleri diğer birimler ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile iş birliği içinde yerine getirmek.
f) Yoksullukla mücadeleye ve Genel Müdürlüğün görev alanına giren diğer konulara ilişkin olarak araştırma ve incelemeler yapmak, proje hazırlamak ve uygulamak.
g) Yoksullukla mücadele alanında uluslararası gelişme ve uygulamaları izlemek, değerlendirmek, ülkemiz açısından yararlı görülen modelleri uygulamaya koymak.
h) Sosyal Yardımlar Bilgi Sistemi ile ilgili işleri yürütmek.
i) Sosyal yardımlaşma ve dayanışma kültürünü kökleştirici çalışmalar yapmak, geniş kitleleri kapsayan yardım kampanyalarını koordine etmek ve desteklemek.
j) Sosyal yardıma hak kazanılmasında ve genel sağlık sigortalılığının tespitinde esas alınacak gelir tespit testlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek, bu testleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarıyla iş birliği yaparak uygulamak.
k) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.
***ASPB Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünün sosyal yardım programları şunlardır:
- Aile yardımları - Sağlık yardımları - Eğitim yardımları
- Özürlü yardımları - Özel amaçlı yardımlar
***Yine aynı Bakanlık çatısı altında temel gereksinimlerini karşılayamayan ve yaşamlarını en düşük düzeyde dâhil sürdürmekte güçlük çeken kişi ve ailelere 28.09.1986 tarihinde yürürlüğe giren, 29.12.1993, 10.04.1997, 31.03.2005, 01.07.2006 ve 31.07.2009, 15.04.2011, 24.04.2011 tarihlerinde bazı maddeleri değiştirilen “(Mülga) SHÇEK, Sosyal ve Ekonomik Destek Yönetmeliği” hükümleri
çerçevesinde sosyal ve ekonomik destek hizmetleri yürütülmektedir.
Sosyal ve Ekonomik Destek: Yoksulluk içinde olup temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yaşamlarını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çeken kişilere ve ailelere kaynakların yeterliliği ölçüsünde yapılan ayni ve nakdî destekleri kapsamaktadır.Örnekler
èkorunma kararı olup yaş sınırlarını tamamlamaları nedeniyle yetiştirme yurtlarından ayrılan çocuklar, ekonomik yoksunluk içinde bulunan 60 yaşını doldurmuş ve 65 yaşını doldurmaması nedeniyle 2022 sayılı yasadan yararlanamayan yaşlılar, korunma kararı olmamakla birlikte eğitimine devam edemeyecek durumda olan ilk ve orta öğretim öğrencileri,doğal afetler nedeniyle ekonomik yoksunluk içine düşmüş olan aileler veya yakınlarını kaybederek kimsesiz ve korunmasız kalmış kişiler, olağanüstü bir felaket, hastalık veya kaza geçirenler..
***Sosyal ve ekonomik destek hizmetlerinin esas ilkesi, kişilerin kendi kendilerine yeterli duruma getirilmesidir. Korunmaya muhtaç çocuğa, muhtaç özürlü ve yaşlıya öncelik tanınır, sosyal ve ekonomik destek talebinin fazla olması durumunda muhtaç olma derecesi, acil olma durumu, başvuru veya tespit sırası dikkate alınır, sosyal ve ekonomik desteklerin, sosyal güvenlik sisteminin boşluklarını dolduracak şekilde planlanıp geliştirilmesine özen gösterilir.
***65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, Madde 1: 65 yaşını doldurmuş, kendisine kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan,sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanmayan, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan, hayatta bulundukları sürece yasalarla belirlenmiş oranda aylık bağlanır. Sosyal Güvenlik Kurumu, İl veya İlçe İdare Kurullarının alacakları muhtaçlık kararlarını esas alarak aylık bağlar. Kurum gerektiğinde, aylık almaya başvuranların gelir, yaşam düzeyi ve varlıkları hakkında, belirleyeceği yöntemlerle inceleme yapmaya ve yaptırmaya, resmî ve özel idare müessese ve ortaklarından ve şahıslardan bilgi ve belge istemeye yetkilidir. 65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte;
a) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde özürlü olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan,
b) 18 yaşını dolduran ve kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan özürlülere,
c) 18 yaşını dolduran, kanunen bakmakla mükellef kimsesi olmayan ve herhangi bir işe yerleştirilememiş olan özürlülere,
d) Kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış özürlü yakını bulunanlara da Kanunun gerektirdiği şekilde aylık bağlanır.
Şehit yakınları ve gaziler için sosyal güvenlik hizmetleri
Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de şehit aileleri ve gazilerle ilgili sosyal güvenlik amaçlı düzenlemeler yapılmıştır. Türkiye’de 6.4.2011 tarih ve 6223 sayılı kanunla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulmasıyla bu alandaki sosyal çalışmaları odağına alan bir daire başkanlığı işlevsel kılınmıştır. Bu dairenin amacı söz konusu mevzuatta kapsamlı bir şekilde belirtilmiştir.
***1982 Anayasasının sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler bölümünde Madde 61: Devlet harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle malül ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.
***Belediye Kanunu (1580, 1930); belediyelere muhtaç çocuklar, yaşlılar,güçsüzler, yoksullar için, yatılı kuruluşlar oluşturmak, yardım sandıkları açmak, fakir hastalara ve doğum yapacaklara bakmak, asker ailelerine yardım etmek, geçici parasal ya da ayni yardımda bulunmak, aşevleri işletmek, yoksul cenazeleri kaldırmak gibi yükümlülükler getirir.
***SGK Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü çatısı altında sosyal yardım uygulamasının dayandığı kanunlarda da konuyla ilgili kısımlar bulunmaktadır.
***1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun. 3292 sayılı Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu.
***12.4.1991 tarih ve 3713 tarihli Terörle Mücadele Kanunu: Malul olanlarla aylığa müstehak dul ve yetimlere yardım. Madde 21: Kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan,sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.
***Terörden zarar gören diğer kişilere yardım: Madde 22:Terör eylemlerinden dolayı yaralananların tedavileri Devlet tarafından yapılır. Zarar gören, can ve mal kaybına uğrayan vatandaşlara, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan öncelikle yardım yapılır. Bu fondan ilk ve orta öğrenim çağındaki şehit çocuklarının öğrenim masrafları karşılanır.
***Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görevleri içinde ise şehit yakınları ve gazilerle ilgili konu şu şekilde geçmektedir: Şehitlerimizin hatıralarının yaşatılması,şehit yakınları ile gazilerin her türlü mağduriyet ve mahrumiyetten korunması amacıyla; ulusal politika ve stratejilerin belirlenmesini koordine etmek, şehit yakınları ile gazilere yönelik sosyal hizmet ve yardım faaliyetlerini yürütmek, bu alanda ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllü kuruluşlar arasında iş birliği ve koordinasyonu sağlamak. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Dairesi Başkanlığı ise bu alandaki hizmetleri yürütmektedir.
UNITE 14=DİĞER SOSYAL HİZMET ALANLARINA İLİŞKİN MEVZUAT
MÜLTECİLERE VE SIĞINMACILARA YÖNELİK SOSYAL HİZMET=Mülteciler ve sığınmacılar her zaman sosyal hizmetin birincil müracaatçıları arasında yer almışlardır. Yerinden edilen çaresiz insanların bambaşka bir ülkede ciddi uyum sorunları yaşamaları muhtemeldir. Şu halde, sosyal çalışmacı ülkesindeki mülteci ve sığınmacılara ilişkin mevzuatı bilmekle yükümlüdür.Ülkemiz; mültecinin tanımını yapan, ülkelerin mültecilik konusunda ödevlerini belirten ilk uluslararası sözleşme olan “Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesi”ne imza atmıştır.
İNSAN HAKLARI VE SOSYAL HİZMET ARASINDAKİ VAROLUŞSAL İLİŞKİ
Sosyal hizmet mesleği en temelde insan hakları ve sosyal adalet ilkelerine yaslanır. Sosyal
hizmet, çeşitli uygulama biçimlerinde, insanların çevreleriyle çoklu ve karmaşık alıverişlerini temel alır. Sosyal hizmetin misyonu tüm insanları, potansiyellerini tam olarak kullanabilir hale getirmek,
yaşamlarını zenginleştirmek ve işlevsiz olmalarını önlemektir. Meslek olarak sosyal hizmet, sorun çözme ve değişim üzerine odaklanır. Bu bakımdan sosyal hizmet uzmanları toplumda ve hizmet ettikleri birey,aile ve toplulukların yaşamlarında değişim eyleyicisidir. Sosyal hizmet birbiriyle bağlantılı değerler, kuramlar ve uygulama sistemidir.”
***Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinden ayrı olarak, insan hakları ve sosyal hizmet arasındaki ilişkinin en görünür ve belirgin olduğu metinlerden biri de Avrupa Sosyal Şartıdır. Avrupa Sosyal Şartına göre, taraf devletlerin mutabık kaldığı hususların bir kısmı aşağıdaki gibidir:

ü Herkes, özgürce edinebildiği bir işle yaşamını sağlama fırsatına sahiptir.
ü Tüm çalışanların adil çalışma koşullarına sahip olma hakkı vardır.
ü Tüm çalışanların güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına sahip olma hakkı vardır.
ü Çocuklar ve gençler, uğrayacakları bedensel ve manevi tehlikelere karşı özel korunma hakkına sahiptir.
ü Çalışan kadınlar, anne olmaları durumunda, özel korunma hakkına sahiptir.
ü Herkesin, kişisel ilgi ve yeteneklerine göre bir mesleği seçmesine yardımcı olacak uygun mesleki yönlendirme olanağına sahip olma hakkı vardır.
ü Herkesin, mesleki eğitim için uygun olanaklara sahip olma hakkı vardır.
ü Herkes, ulaşılabilecek en yüksek sağlık düzeyinden yararlanmasını mümkün kılacak her türlü önlemden yararlanma hakkına sahiptir.
NOT=•Avrupa Sosyal Şartı hem insan hakları hem de sosyal hizmet alanları bakımından en temel metinlerden biridir.
AFET VE ACİL DURUMLARDA SOSYAL HİZMET
Ülkemizde doğal afetlerle mücadele kapsamında Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kurulmuştur. 29 Mayıs 2009 tarihinde kabul edilen 5902 sayılı kanun:
Afet ve acil durumlar ile sivil savunmaya ilişkin hizmetlerin ülke düzeyinde etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması ve olayların meydana gelmesinden önce hazırlık ve zarar azaltma, olay sırasında yapılacak müdahale ve olay sonrasında gerçekleştirilecek iyileştirme çalışmalarını yürüten kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonun sağlanması ve bu konularda politikaların üretilmesi ve uygulanması hususlarını kapsar.
***15 Mayıs 1959 tarihinde kabul edilen 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ise deprem (yer sarsıntısı), yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ, tasman ve benzeri afetlerde; yapıları ve kamu tesisleri genel hayata etkili olacak derecede zarar gören veya görmesi muhtemel olan yerlerde alınacak tedbirlerle yapılacak yardımlara ilişkin hükümleri belirler.
SOSYAL HİZMET SUNUMUNUN YERELLEŞMESİ
Dünyada ve özellikle Anglo-Sakson dünya ile Kıta Avrupası’nda neo-liberalizmin kabuk değiştirmesiyle birlikte, sosyal hizmet sunumundaki merkeziyetçi yapı değişime uğramıştır. Hizmetlerin yerel aktörler aracılığıyla sunulması fikri hem maliyeti azaltacaktır hem de müracaatçıya doğrudan ulaşacaktır. 3 Temmuz 2005 tarihinde kabul edilen 5393 sayılı Belediye Kanunu, belediyelere pek çok sosyal hizmeti sunma yükümlülüğü vermiştir.Belediyelerin sosyal hizmet sunumundaki rolüne ilişkin ipuçlarını vermektedir:

ü İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafi ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım,nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin
geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır.

ü Dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile özürlülere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar.
ü Belediye; sağlık, eğitim, spor, çevre, sosyal hizmet ve yardım,kütüphane, park, trafik ve kültür hizmetleriyle yaşlılara, kadın ve çocuklara, özürlülere, yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin
yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak, hizmetlerde etkinlik, tasarruf ve verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygular.
ÇALIŞMA HAYATINDA SOSYAL HİZMETİN YERİ
İşsizlik ve işsizlikle ilişkili olarak ortaya çıkan sorunlar sosyal çalışmacının birincil çalışma konularındandır. Şu halde, böylesi pek çok sorunu ortaya çıkaran kök nedenle uğraşmak ve bu kök nedeni ortadan kaldıracak çalışmalar yapmak, bu kök nedenin tetiklediği diğer sorunlarla boğuşmaktan daha kesin bir çözüm olacaktır.
***Ülkemizde sosyal çalışmacının aktif bir biçimde rol aldığı bir iş bulma kurumu örneği henüz söz konusu değildir, ama etkinliği her geçen gün artan bir kurum (Türkiye İş Kurumu) bulunmaktadır. 25 Haziran 2003 tarihinde kabul edilen 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununa göre, kurumun görevlerinden bir kısmı aşağıdaki gibidir:

ü Ulusal istihdam politikasının oluşturulmasına ve istihdamın korunmasına, geliştirilmesine ve işsizliğin önlenmesi faaliyetlerine yardımcı olmak, işsizlik sigortası işlemlerini yürütmek.
ü İş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik i şgücü yetiştirme istihdamdaki işgücüne eğitim seminerleri düzenlemek.
ü İşçi isteme ve iş aramanın düzene bağlanmasına ilişkin çalışmalar yapmak, iş gücünün yurt içinde ve yurt dışında uygun oldukları işlere yerleştirilmelerine ve çeşitli işler için uygun iş gücü bulunmasına ve yurt dışı hizmet akitlerinin yapılmasına aracılık etmek vs.
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NIN SOSYAL HİZMET FAALİYETLERİ
Ülkemizdeki en yüksek bütçeli kamu kurumları arasında yer alan ve yurttaşların türlü ihtiyaçlarına anında ve yerinde karşılık bulma imkânını haiz olan Diyanet İşleri Başkanlığı son yıllarda doğrudan sosyal hizmet etkinlikleri içinde bulunmaya ağırlık vermektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı kimi protokoller aracılığıyla da sosyal hizmet alanlarında faaliyet gösterebilmektedir. Bunlardan biri Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile 9 Aralık 2011 tarihinde imzalanan iş birliği protokolüdür. Bu protokol aşağıdakileri öngörmektedir:

ü Genel Müdürlüğümüze bağlı olarak hizmet veren tüm kuruluşlarımızda korunma ve bakım altında bulunan çocuklarımıza yönelik olarak onların milli, dini, ahlaki duygularını geliştirmek, aile yapısını ve değerlerini önemsetmek, aile içi şiddetin olumsuzluklarını benimsetmek, sağlıklı ve bilinçli nesiller yetiştirmenin önemi gibi konularda İl Müftülükleri ile koordineli olarak çalışmalar yapılması
ü Bu çerçevede çalışma programları hazırlanarak ortak eğitim faaliyetleri düzenlenmesi
ü Çalışmaların periyodik aralıklarla değerlendirilerek raporlanması
ÜLKEMİZDE UYGULAMASI BULUNMAYAN SOSYAL HİZMET ALANLARI
Okul Sosyal Hizmeti:Dünyanın gelişmiş ülkelerinde en yaygın sosyal hizmet uygularından biri okul sosyal hizmetidir. Dünyada okul sosyal hizmetinin standartlarına ilişkin önemli çalışmalardan birini Amerikan Ulusal Sosyal Hizmet Uzmanları Birliği yapmıştır. Birlik okul sosyal hizmetine ilişkin toplam 28 standart belirlemiştir. Bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir:

ü Okul sosyal çalışmacıları, sorumluluklarını yerine getirmek ve konumlarının gerektirdiği ödevleri tamamlamak üzere zamanlarını, enerjilerini ve iş yüklerini organize edeceklerdir.
ü Okul sosyal çalışmacıları; yerel eğitim kurumu personeline, okul yönetim kurulu üyelerine ve toplum temsilcilerine, anlayışı ve okul sosyal hizmetlerinin etkili kullanımını teşvik etmek üzere danışmanlık hizmeti verecektir.
ü Okul sosyal çalışmacıları, öğrencilerin ve ailelerinin çok kültürlü bir anlayış içinde hizmetlere erişebildiklerinden emin olacaktır.
ü Okul sosyal çalışmacıları resmî ve gayrı resmî toplum kaynaklarına erişmek ve bu kaynaklardan istifade edebilmek üzere öğrencileri ve ailelerini güçlendirecektir.
ü Okul sosyal çalışmacıları eğitim kurumunun amaçlarını ve misyonunu işaret eden eğitim programları geliştirecek ve temin edecektir.
ü Okul sosyal çalışmacıları toplum sağlığı ve ruh sağlığı hizmetleri tedarik eden taraflar arasında iş birliğini teşvik edecek ve öğrencilerin bu hizmetlere erişimini kolaylaştıracaktır.
Çok Kültürlü Sosyal Hizmet Uygulamaları: Çok kültürlü ve çok katmanlı yeni dünyada sosyal hizmetin ihtiyaç duyduğu yasal düzenlemeler olmuştur. Bunlardan birkaçı şöyledir:
İlişkileri Yasası
Çok kültürlü yeni Avrupa, çeşitliliği fırsata dönüştürmek ümidiyle uyum yasaları çıkarmıştır. Buna göre, göçmenler/yeni gelenler yerleşiklerle uyumlu bir toplum yaratabilmek üzere çeşitli uyum kurslarına katılmakta ve imkânlarından istifade etmektedir. Örneğin Almanya Federal Göçmenlik Dairesi her yıl milyonlarca avroyu uyum çalışmalarına ayırmakta ve bu çalışmalarda sosyal çalışmacılar etkin rol oynamaktadır.
Borçlu Danışmanlığı: Kredi konularında danışmanlığı Türkiye’de genelde bankalar vermekte. Bu,parasal boyutta, yani kazancı gözeten bir danışmanlıktır. Ancak,kredi borçları yüzünden sırasıyla ruhsal, sosyal ve giderek bedensel sağlığı bozulan kişilerle,aileleriyle ve bu doğrudan bu sorunla
ilgilenen bir meslek ve makam Türkiye’de bulunmamaktadır.
***kredi kartının insanların sosyal yaşamlarını olumsuz etkileyecek düzeyde yaygınlaşması Avrupa’da 1980’li yıllarda oldu. Türkiye’de bu yaygınlaşma 1990’lı yıllara rastlar.
***Türkiye’de 2005 yılından bu yana kredi kartları ve banka borçları yüzünden 200’den fazla insanın intihar ettiğini gazeteler bildiriyor. Aile ve Sosyal Araştırmalar Müdürlüğünün yaptırdığı araştırmaya göre 2000 yılından sonra her 10 evli çiftten 7’sinin kredi kartı borcu yüzünden boşandığı belirlenmiştir
***Türkiye’de mevzuata yeni maddeler konularak sosyal çalışmacıların yetkili olarak bu soruna müdahale edebilmelerinin yolları açılmalıdır.Sosyal danışmanlık sosyal çalışmacıların Avrupa’da asli görevlerinden biridir. Kredi kartı borç danışmanlığı, ya da borçlu danışmanlığı da yeni bir uzmanlık alanı olarak sosyal çalışmacıların önünde durmaktadır.