Vize+Final Profesyonel Yaşamda İmaj ve İtibar Yönetimi Ders Özeti

admin

Administrator
Yönetici
Admin
4 Eyl 2018
371
80
28
#1
PROFESYONEL YAŞAMDA İMAJ VE İTİBAR YÖNETİMİ

Ünite 1: Profesyonel Yaşamda Kişisel İtibar ve Kariyer Yönetimi


Profesyonel Yaşam ve Meslek Sahibi Olma

  • Profesyonel yaşamda belli amaçlar vardır:
  • Kişinin kendisinin farkında olması
  • Mesleğe uygun iyi bir eğitim alması ve deneyim sahibi olması
  • Bunları ilişki ve iletişimde olduğu kişilere “doğru yansıtabilmesi” ve “itibar” kazanması
  • Başarılı bir itibar oluşturma ve kariyer yönetimi için şu üç konuda farkındalığın artırılması ve hassas davranılması önemlidir:
  • Bireyin kişiliği, karakteri ve değerler sistemi
  • Bireyin kendisini nasıl gördüğü ve nasıl algıladığı
  • Diğer insanların kişi ile ilgili algılamaları
  • Bu amaçlar ve konular birleştirildiğinde, profesyonel yaşamda başarı için kişilerde şu üç özelliğin birlikte bulunması önemlidir:
  • Kendi olmak (özgünlük)
  • İyi bir kişisel itibar
  • Doğru insanlar tarafından keşfedilmek


Profesyonel Yaşam ve Profesyonellik

Öncelikle profesyonel kavramından ne anlamamız gerektiğine bakalım. Profesyonel denildiği zaman, belli bir ücret karşılığı uzmanlık bilgisini kullanarak bir örgütte çalışan ya da mesleğini serbest olarak yürüten kişi anlaşılır. Profesyonel kişilerin sahip olması gereken özellikler aşağıda sıralanmıştır:

  • Çalışma alanı ve mesleğiyle ilgili akademik bir kurumda eğitim almış
  • Çalışma alanı ve mesleğiyle ilgili problemleri inceleme ve çözüm bulma konusunda gerekli deneyim, bilgi ve beceriye sahip
  • Çalışma alanı ve mesleğine kendini adamış, ve mesleki kurallara ilgi ve bağlılık gösteren
  • Çalışma alanı ve mesleği ile ilgili kurum ve kuruluşlarla ilişki halinde olan, faaliyetlere katılan ve mesleki aidiyet hisseden
  • Çalışma ve meslek ahlakına sahip olup mesleki ilke ve kuralları kendi çıkarının önünde koyan
PROFESYONEL YAŞAMDA KİŞİSEL İTİBAR

Öncelikle itibar kavramını tanımlayabiliriz: “Doğrudan gözlemlenebilen veya yazılı dokümanlarda yer alan, insanların belirgin kişilik özellikleri, başarıları ve davranışları ile bir süre amaçlı olarak sundukları imajlarının kompleks biçimdeki karışımını yansıtan algısal bir kimliktir.” Burada kişisel itibarın üç önemli unsuru ortaya çıkmaktadır: Kişilik, kimlik ve algılama Kişisel itibarın aşağıdaki özelliklere sahip olduğu ifade edilebilir:

  • Belli bir bağlamda başka insanların algılamasıdır.
  • Eksik bilgi olduğu zamanlarda karar vermede kullanılır
  • İtibar sahibi ve algılayanın her ikisinin de fark ettiği bir değeri vardır.
  • Kişi, ortam ve hedefin etkileşiminden çıkan bir üründür
  • . • Planlı veya tesadüfen gelişen olaylardan etkilenir.
  • Süreklilik gösterir.
Kişisel itibarın oluşumu bir süreçtir. Kişilerin kendileri hakkındaki farkındalığı bu sürecin başlangıcı olup, daha sonra eğitim alınması, deneyim kazanılması ve ilişkilerin geliştirilmesi olarak bu süreç ilerler. Kişisel itibar kavramı iki kavram ile yakından ilişkilidir:

Kişisel marka ve kişisel imaj

Kişisel marka; bir insanı diğerlerinden ayıran ve kendine özgü kılan bir takım özellikleri kapsar. Bu özellikler bir kişinin değerleri, kişiliği, ilgileri, becerileri, istekleri ile motivasyonun sağlayan faktörler ve güçlü yönlerinden oluşur. Kişisel markanın oluşumunu etkileyen özellikler;

  • Kim olduğu
  • Ne yaptığı
  • Kendisini farklı kılan şeyler
  • Onlara ne katacağı şeklinde özetlenebilir.
Kişisel markanın iletişiminde kullanılabilecek başlıca kanallar ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Sosyal medya
  • Müşteriler
  • Meslek örgütleri
  • İlişkiler
  • Seminer ve konferanslar
Kişisel imaj ise; insanların benlik algısı olup, kendileri ve başkaları tarafından nasıl algılandığını ifade eder. Bu çerçevede kişisel imaj üç alana odaklanır:

  • Kendisini nasıl gördüğü
  • Başkalarının kişiyi nasıl gördüğü
  • Kişinin kendisini başkalarına nasıl göstermek istediği
Kişisel imajı oluşturan öğeler ise şunlardır:

  • Görüntü
  • Sözlü iletişim
  • Sözsüz iletişim
  • Diğer iletişim özellikleri • Karakter
  • Yeterlilikler
  • Davranış ve tavırla


PROFESYONEL YAŞAMDA KARİYER YÖNETİMİ

Profesyonel yaşama başlamadan önce kişilerin kendilerini analiz etmesi, kendi farkındalığını artırması ve buna göre profesyonel yaşama yönelik plan yapması gerekmektedir. Kariyer yönetimi olarak tanımlanan bu sürç şu temel aşamalardan oluşmaktadır:

  • Kendini analiz ve keşfetme
  • İş dünyasını analiz ve keşfetme
  • Gelişim alanlarının belirlenmesi
  • Kariyer planı geliştirme


Kariyer Çıpaları:

Kariyer çıpaları her bireyin kendi kendine algıladığı yetenek, kabiliyet, temel değerler, güdüler ve ihtiyaçlardan oluşan bir benlik kavramıdır. Kariyer çıpaları kolay değişmemekle beraber, profesyonel yaşamda kişinin iş ve yaşam deneyimlerinin artmasına bağlı olarak zamanla değişebilmektedir. Schein’in ortaya koyduğu sekiz kariyer çıpası şunlardır:

  • Özerklik/Otonomi
  • Güvenlik/İstikrar
  • Teknik/Fonksiyonel Yetkinlik
  • Genel Yönetsel yetkinlikler
  • Girişimci yaratıcılık
  • Hizmet veya bir olaya kendini adamak
  • Saf meydan okuma
  • Yaşam tarzı


PROFESYONEL YAŞAMDA ÖNE ÇIKAN YETKİNLİKLER

Profesyonel yaşamda başarılı olmak için bazı yetkinliklere sahip olmak gerekmektedir. Bu yetkinlikler farklı yaklaşımlar ve başlıklar altında ele alınmaktadır:

  • Bilme Yolları olarak yetkinlikler: De Fillippi ve Arthur tarafından üç başlıkta toplanmaktadır:
  • Niçin’i bilme: Kim olduğumuz, değerlerimiz, bizi motive eden şeyler vb. kariyer amacımızla ilgili farkındalığılımız
  • Nasıl’ı bilme: Sahip olduğumuz bilgi, beceri, kabiliyet ve deneyimler
  • Kim’i bilme: Sahip olduğumuz ilişkiler ve sosyal çevremiz
  • Stephan Covey’in Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı kitabında ele aldığı 7 alışkanlık:
  • Proaktif olmak
  • Sonu düşünerek işe başlamak
  • Öncelikli işleri öne almak
  • Kazan kazan diye düşünmek
  • Önce anlamaya çalışmak sonra anlaşılmaya
  • Sinerji yaratmak
  • Baltayı bilemek
Daha sonra 8.alışkanlık olarak Covey “bütünlüğe ulaşmayı iilave etmiştir. 3. Temel yetkinlikler:

• Kişisel bütünlük ve dürüstlük • Kişisel farkındalık

  • İletişim becerisi
  • Takım çalışmasına yatkınlık
  • Problem çözme
  • Zaman yönetimi
  • Yenilikçilik
  • Esneklik
  • Duygusal zeka
  • Müşteri/hizmet alan odaklılık
  • Ticari duyarlılık
  • Belirsizlik altında çalışabilmek
  • Girişimcilik
  • Bilişim okuryazarlığı
PROFESYONEL YAŞAMDA İMAJ VE İTİBAR YÖNETİMİ Ünite 2: Sözsüz İletişim

İletişim ve İletişim Unsurları

İletişim bir kişi ya da topluluğun diğer bir kişi ya da topluluk üzerinde belli bir etki yaratmak için bazı bilgi, bulgu ve izlenimlerini aktarması sürecidir. İletişime ilişkin yapılan tanımlarda iki temel bakış açısı ortaya çıkmaktadır. Bu bakış açılarından ilki iletişim sürecini taraflar arasında ileti alışverişi ele almaktadır. Klasik anlamda Kaynak-Mesaj-Kanal-Alıcı modelinde yer aldığı şekliyle taraflar arasında fikir, duygu, tutum vb. gibi unsurların nasıl aktarıldığına odaklanılmaktadır.

  • İletişimde başlangıç önemlidir.
  • İletişim yalnızca bilgi alışverişi değildir.
  • İletişim kişiyle yapılır.
  • İletişim bir bütündür.
Sözsüz İletişim

Sözsüz iletişim biçimleri genel olarak aşağıdaki unsurlardan oluşmaktadır:

  • Jestler ve mimikler
  • Yüz ifadeleri ve baş hareketleri
  • Bireylerarası mesafe, bedensel temas ve alan kullanımı
  • Yönelme ve duruş
  • Giyim ve görünüm
  • Konuşmanın sözsüz görünüm
Jestler ve Mimikler: Jestler ve mimikler iletişim sürecinde taraflara görsel mesajlar gönderen hareketlerimizdir. Yüz kaslarının anlatım amaçlı kullanımı mimikleri; baş, el, kol, ayak, bacak ve bedenin kullanımı da jestleri oluşturur.

Yüz ifadeleri ve Baş Hareketleri: Bireylerarası iletişimde yüz ifadeleri ve baş hareketleri sıklıkla kullanılmaktadır. İletişim sürecinde alıcıya en fazla mesaj aktaran organlarımızın çoğu yüzde bulunur. Yüz ifadelerinin bir bölümü evrensel olmakla beraber kültüre bağlı olarak şekillenebilmesi de mümkündür.

Bireylerarası Mesafe, Alan Kullanımı ve Bedensel Temas: Bireylerarası iletişimde taraflar içinde bulundukları ortamda mekan kullanımıyla da bazı mesajlar vermektedirler. İletişim sürecinde alıcıya olan uzaklığımız ve yakınlığımız aradaki ilişkinin düzeyini de belirlemektedir. Bireylerarasındaki mesafenin ne kadar yakın olacağı karşınızdaki kişiyle olan bağınızın da bir göstergesi olmaktadır.

İş Yerinde Bireylerarası Mesafe ve Alan Kullanımı: İş yerinin fiziksel olarak düzenlenmesi genel olarak kullanılan ofisin büyüklüğü ve kullanılan mobilyaların tasarımıyla ilgilidir. Bir statü göstergesi olarak kabul edilen bu durum bireyin iş yerindeki pozisyonuna göre değerlendirilmektedir. Bir iş yerinde çalışanlara ve yöneticilere ulaşılabilir olmak iletişimin tarafları açısından çeşitli şekillerde değerlendirilebilir.

Yönelme ve Duruş: Bireylerarası ilişkilerde arkadaşlık, samimiyet, hoşlanmama veya üstünlük duyguları duruşla gösterilebilir. Grup içerisinde bireylerin bedenlerinin aldığı duruşlar üçe ayrılmaktadır

  • Kabul eden-dışlayan duruş: Bu duruş biçimi bir grubun kişi veya kişilere karşı takındığı tavrı tanımlamaktadır.
  • Yüz yüze veya paralel duruş: Taraflar arasında bir etkileşim olduğunu göstermektedir.
  • Uyumlu-uyumsuz duruş: Grup üyelerinin birbirlerini taklit edebilme yeteneklerini ifade etmektedir.
Giyim ve Görünüm: İletişim sürecinde özellikle ilk izlenimin oluşumunda dış görünüş çeşitli mesajlar verebilmektedir. Giyim ve görünüm bireyin kişiliği, toplumsal statü ve topluma uyum sağlama konusunda mesajlar göndermektedir. Elbiseler, saç şekli, cilt bakımı, aksesuarlar ve makyaj kontrol edilebilen görünüm biçimleridir.

Olumlu bir ilk izlenim bırakmak için şunlara dikkat etmek gerekir:

  • Tutumun ayarlanması
  • Tebessüm
  • Göz Teması Kurmak
  • Kaşları Kaldırmak
  • Tokalaşmak
  • Öne doğru hafifçe eğilmek
Konuşmanın Sözsüz Biçimi: İletişim sürecinde konuşmanın sözsüz biçimleri iki kategoride incelenmektedir. Bunlardan ilki kullandığımız sözcüklerin anlamını etkileyen, sözcüklerin yükseltme, alçaltma veya vurgulama biçimleriyle birlikte büründüğü anlamı kazanma durumudur (prosodic). Diğeri ise konuşmacı hakkında alıcıya enformasyon aktaran ve bir şeyin söylenme tarzını ifade eden durumdur (paralinguistic).



PROFESYONEL YAŞAMDA İMAJ VE İTİBAR YÖNETİMİ Ünite 3: Sözel İletişim ve Retorik

Sözel İletişimde Retorik

Dil, kültürü oluşturan önemli unsurların başında yer alır. Bu konumuyla dile, bir toplumun kültürü içinde şekillenen tüm birikimleri temsil edecek işlev yüklenmektedir. Günlük alışkanlıklar, öfkeler, sevinçler ve değer yargıları dil yoluyla ifade edilmekte ve tanımlanmaktadır. Dilin, etkili ve güzel bir şekilde kullanılması sabatına Batı kültüründe retorik, Türk-İslam kültüründe ise belagat adı verilmiştir. Belagatin üç bileşeni vardır:

Meani: Sözün yerinde kullanılmasını, muhatabın haline uygun düşmesini içeren kısımdır.

Beyan: Anlamın farklı üsluplarla, çeşitli yollarla ifade edilmesidir. Bedi: Anlamın süslenmesidir. Söz söyleme sanatını inandırma yönünden ele alana Aristo ve ondan sonra gelen klasik yazarlar, inandırıcı konuşmada şu beş temel kuralın bulunduğunu ileri sürmüşlerdir:

  • Buluş (İcat): Konuşmayı oluşturan düşüncelerin kaynağı ve özü.
  • Düzenleme: Konuşmanın kuruluşu ve akışı
  • Üslup
  • Bellek
  • Deyiş
Aristoteles “Retorik” isimli eserine öncelikle herhangi bir konuşmanın yapısını incele-yerek başlamaktadır. Bir konuşmada üç tür inandırma tarzı olduğunu ifade eder.

• Ethos: Hatibin konuşmasıyla olan uyumu ve kişisel karakterini ifade eder. Dürüst olarak tanınan, toplumda iyi bir imajı olan ve itibar sahibi birinin söylediklerine daha kolay inanırız.

  • Pathos: Dinleyiciyi belli bir ruh hâline sokma durumudur. Konuşmadaki şiirsellik, dinleyicilerin duygularına seslenmedir ve bu konuşmadan önce şekillenmiş değildir. İzleyicinin gözyaşı dökmesi, saatine bakması veya kafa sallaması vb, bunlar aposterio- ridir, konuşmayla beraber gerçekleşir.
  • Logos: Aristoteles’e göre iyi bir konuşma, sadece konuşmacının karakterine veya din- leyicilerinin duygularına yönelmiş olmamalıdır. Logos konuşmadaki kanıtlama ve man-tıktır. ümdengelim (deduction ve tümevarım (induction Aristoteles, doğru düşünmenin biçimsel yani zihinle ilgili kurallarını araştırarak biçimsel mantığın temel kurallarını bulmuştur.
Profesyonel Hayatta Sözlü Anlatım ve Retorik İlişkisi

Profesyonel yaşamda hedefleri olan her kişinin mutlaka konuşma sanatını öğrenmesi gerekmektedir. Yöneticiler çalışma zamanlarının yüzde ini iletişim kurmakla geçirirler. Neredeyse her saatin dakikası telefonda, toplantıda, internette ya da resm olmayan sohbetlerle geçmektedir.

  • Açık ve anlaşılır olmalı, kullanılan kelimeler astlar tarafından biliniyor olmalı ve yanlış anlamaya, yoruma açık olmamalı, • Astların bilgi, yetenek ve uzmanlık alanlarına uygun olmalı,
  • Hiyerarşik düzene ve ilişkilere uygun bir şekilde her ast tek bir üstten emir alacak şekilde düzenlenmeli,
  • Emir, astın organizasyon için beklediği çıkarlara aykırı olmamalı,
  • “Şu işi yapınız şekli yerine astı, müşterek bir çabaya davet biçiminde Haydi, şu işi yapalım” şeklinde olmalı. Emir vermek yerine, “bunu yapmanızın nedeni şudur” şeklinde emrin hedeflediği amaç belirtilmeli, astlar cesaretlendirilmeli ve çalışmaya aktif olarak katılımları sağlanmalı,
  • Emir, emri veren amirin daha üst bir yöneticisi tarafından gerekirse kontrol edilip asta kendi amirlerinin üstündeki yöneticiye müracaat hakkı tanınmalıdır.
İletişimin bir sanat, beceri ve disiplin olarak görülmesi ve iletişimin bir model çerçevesinde ilk olarak açıklanması Aristo ve Platon a kadar uzanmaktadır. Klasik dönemlerin düşünürü Aristo, kişilerarası iletişimin, üç temel unsurunun olduğunu ileri sürmüştür. Bunları; “konuşmacı”, “mesaj” ve “dinleyici” olarak açıklamıştır. Modern iletişim teorisi, Aristo’nun klasik modeline başka bazı unsurları da ilave etmiş olmakla birlikte, iletişim modeli, özünde aynı kalmıştır. Şimdi bu unsurları ele alalım:

• Konuşmacı (Kaynak): Kaynak, iletişimi başlatan, mesajı örgütleyip hede eyen, alıcıya doğru gönderen kişi, kurum ya da aygıt olarak tanımlanmaktadır. Etkili bir iletişim için kaynağın taşıması gereken bazı özellikler vardır. Bu özellikler kısaca şu şekilde sıralanabilir:

  • Bilgili olmalıdır.
  • Mesajını uygun bir şekilde göndermelidir.
  • Alıcı tarafından tanınmalıdır çünkü alıcı, aldığı mesajı kaynağın özelliğine ve statüsüne göre değerlendirmektedir.
• Mesaj: Göndericinin fikir, düşünce, istek ve verilerini belirten semboller olduğu ifade edilmektedir. Göndericinin, alıcıya ulaştırmak istediği düşüncelerini bu semboller vasıtasıyla gönderdiği kabul edilir. Sembolleri algılayan alıcı da bu sembollere anlam yükler. Eğer alıcının verdiği anlam ile göndericinin aynı sembole verdiği anlam örtüşüyor ise ortada etkin bir iletişim vardır.

  • Anlaşılır olmalıdır
  • Açık olmalıdır
  • Doğru zamanda iletilmelidir
  • Uygun kanalı izlemelidir
  • Kaynak ve alıcı arasında kalmalıdır.
• Dinleyici (Alıcı): Bildirimi alıp çözümleyen taraftır. Karşıdakini dinlemeyi bilmek ve başkalarına kendilerinden bahsetme imkânı vermek iletişimde önemli kurallardan birisidir. Etkin dinlemede;

  • Hitap edilen kişiyle göz temasını koparmamak,
  • Söylenilen şeylere ilgi duyulduğunu beden dili ya da kısa onay kelimeleriyle pekiştirmek,
  • Söylenenleri doğru anlayıp anlamadığını kontrol etmek, doğru anlaşıldığından emin olduktan sonra yargıda bulunmak,
  • Konuşulan kişinin sözünü bitirmesini beklemek gerekir.
• Kanal: Alıcı ve kaynak arasındaki bağdır.

• Geri Besleme: Alıcının, kendisine gönderilen mesaj veya enformasyona ilişkin olarak ortaya koyduğu tepki, literatürde geri besleme (feedback olarak adlandırılmaktadır. Buna göre iletişim sürecinin istenilen yönde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, kaynağın alıcı üzerindeki istek ve beklentilerinin ne ölçüde sağlandığının belirlenmesinde geri besleme can alıcı bir öneme sahiptir.

• Gürültü: Zihinsel işlem gerektiren durumlarda aşırı rahatsız edici olan gürültü, haberleşmenin gü- venirliğini ve doğruluğunu azaltan herhangi bir unsurdur. Kaynağın amaçladığı mesajı bozan, alıcının mesajı kaynağın alınmasını istediği biçimde almasına müdahale eden fak- törlerdir. Başlıca üç tür gürültü vardır:

  • Fiziksel gürültü: Sinyal ya da mesajın fiziksel iletimine müdahale eden gürültü türüne yoldan geçen araç sesleri, havalandırma ya da bilgisayarım çalışırken çıkardığı ses örnek verilebilir.
  • Psikolojik Gürültü: Bir müdahele tipi oluğ, göndericiler ile alıcılarda bilginin alım ve işlenme süreçlerinde bozulmalara yol açan tarafgirlik ve ön yargıları içerir.
  • Anlamsal gürültü: Göndericinin amaçladığı anlamları alıcının kavrayamaması nedeniyle ortaya çıkan müdahale biçimleridir.
• Sözlü Anlatımı Güçlendirmek: Profesyonel ve günlük yaşamımızda doğru ve etkili konuşabilmemiz için, göz önünde bu- lundurmamız ve uygulamamız gereken bazı kurallar vardır. Bu kuralların belli başlılarını dört başlık altında özetleyebiliriz:

  • Güven verici ve içten olmak
  • Canlı ve doğal olmak
  • Ölçülü olmak
  • Dili iyi bilmek ve kullanmak


PROFESYONEL YAŞAMDA İMAJ VE İTİBAR YÖNETİMİ 4. Ünite: İş Yaşamında İknanın Gücü

İkna Kavramı

İkna tek bir olguda kendi gerekliliğini ortaya koyar. Bu da her birimizin amaçlarının ve bu amaçları yerine getirip başarılı olma anlamlarımızın farklılığıdır. Bu durumun kaçınılmaz bir sonucu olarak, bazen kimimizin amacı bir diğerimizin amacı ile çakışır. İşte tam da bu noktada amaçların çakışmasını ortadan kaldıracak iş birliğini gerçekleştirme için ikna gerekli hâle gelmektedir.

İkna kavramı Antik Yunan’dan günümüze kadar işlenmiş bir konu olarak dikkat çekmektedir. Aristo ikna konusunda yapmış olduğu çalışmalar ile günümüzdeki ikna kavramının temeli oluşturmuştur. Iknayı Ethos (Fiziksel Kanıtlar), Pathos (Duygusal Çekicilik-ler) ve Logos (Mantıksal Çekicilikler) kavramları ile açıklayan Aristo, iknacının kontrol ettiği bu üç boyutun uygun bileşimi ile etkili bir iknanın ortaya çıkarılacağını savunmaktadır. İknanın özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Sembolik bir süreçtir
  • Etkileme teşebbüsü içerir
  • Mesaj aktarımını içerir
  • Seçme hakkına sahip olmayı gerektirir
  • İnsanlar kendilerini ikna ederler.
İkna tek seferlik bir davranış veya tutum değişikliğini ifade etmez. İstenilen; uzun vadeli bir sonucun ortaya çıkarılmasıdır. Özellikle is yaşamında iknanın uzun dönemli olması kritiktir. Uzun dönemli değişim sağlanması için atılması gereken üç adım şöyle sıralanabilir:

  • Motivasyon
  • Katılım
  • Ödül
İkna edici iletişimde kullanılan taktikler

İkna edici iletişim, klasik iletişim modelini takip ederek, kaynaktan alıcıya istenilen mesajın bir kanal vasıtasıyla iletilmesini içerir. İletişimden farkı ise amaç değişkeninin de modelde yer almasıdır. Buna göre ikna edici iletişim belirli bir amaca yönelik ve alıcıda değişimi sağlayacak şekilde organize edilmektedir. İkna edici iletişimin başarılmasında mesajın önemi büyüktür. İkna edici bir mesajın ise aşağıdaki dört amaçtan birini taşıdığı söylenebilir; • Benimsetme • Süreklilik • Kesilme • Engelleme(Caydırma) İkna edici iletişimde kullanılan taktiklere dikkat edildiğinde manipülatif özelliklere sahip oldukları düşünülebilir. Fakat unutulmamalıdır ki; her bir taktikte ikna edilmeye çalışılan tarafın seçim hakkı mevcuttur ve sunulan farklı seçenekler bulunmaktadır.

Farklı Örgütsel İletişim Çeşitlerinde Uygulanması Gereken Uygun İkna süreci

Örgütsel iletişimde yer alan tüm dikey ve yatay iletişimlerde iknanın önemi büyüktür. Örgütsel iletişimde kullanılan ikna yöntemleri farklı kaynaklarda farklı başlıklar altında değerlendirilmiştir. Birçok farklı ikna yöntemi veya taktiği söz konusu edilebilir. Bunlar arasında sıklıkla konu edilen örgüt içindeki ikna ve etkileme taktikleri aşağıdaki gibidir.

  • Rasyonel İkna,
  • İlham vericilik,
  • Müzakere – danışma,
  • Kendini beğendirmek,
  • Değişim,
  • Kişisel çekicilik,
  • Koalisyon,
  • Yasal dayanak sunmak
  • Israr
PROFESYONEL YAŞAMDA İMAJ VE İTİBAR YÖNETİMİ 5. Ünite: İtibar Yönetimi ve Sosyal Beceriler

Kişisel itibar ve Kişisel İtibarı Ortaya Koyan Nedenler

Bireyler için itibar oluşturmaya çalışmanın 2 temel nedeni vardır: Bunlardan birincisi, ödül kazanma isteği ve dolayısıyla kişinin güç elde etme arzusudur, diğer bir neden ise, kişinin kendini gerçekleştirmek istemesidir. Bunun anlamı, kişinin kendisinden beklenenin de ötesini yapabilmesidir. Kişiler sadece kendi isteklerini gerçekleştirdiklerinde motive olmazlar, kişinin başkalarını etkileyebilmesi ve onları kendi imajına inandırması da kişiyi motive etmektedir. Kişisel itibarı ortaya çıkaran nedenlerin bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Zaman,
  • Deneyim,
  • Beşerî ve sosyal sermaye,
  • Öz-yeterlilik,
  • Politik davranış
Kişisel itibarın is hayatındaki uzantısı bir yönetici özelliği olarak ortaya çıkmaktadır. Kurumunun vizyonunun, misyonunun destekçisi olan, içinde bulunduğu çevreyi doğru analiz eden, iyi iletişim kuran ve bütün iletişim kanallarını etkin kullanabilen, ileriyi düşünerek hareket eden ve bilgi paylaşımı konusunda uzman olan yöneticiler de itibarlı sayılmaktadır. Yöneticinin itibarı, uygulamada firma değerini etkileyen insan sermayesinin en önemli yüzüdür ve maddi olmayan bir değerdir. Genel olarak değerlendirmek gerekirse kişisel itibarı yüksek insanların:

  • Bireysel performansı yüksektir.
  • Saygınlıkları fazladır.
  • İşlerini başarma ve elde etme arzusu fazladır.
  • Olumlu kişilik özellikleri ile ön plandadırlar.
  • Deneyimleri ve yaptıkları işte ustalıkları fazladır.
  • Etik davranışlar göstermesi, diğer bireylere göre daha olasıdır.
  • Değişim, kriz gibi olağan dışı konularla başa çıkmada daha dayanıklı ve dirençlidir. • Olası riskleri yönetebilir, riskleri fırsata dönüştürebilir.
  • Güven telkin ederler.
  • Deneyimleri ve diğer insanlarla olan sosyal ilişkileri gelişmiştir.
  • Yetkin, kendine güvenen ve sorumluluk sahibi olarak nitelendirilmektedirler.
  • Bağlılıkları fazladır ve ait olduğu grupla özdeştirler. Tüm bunlar göz önüne alındığında kişisel itibarın ne denli önemli olduğu anlaşılabilir.
Kişisel itibarı Ortaya Koyan Politik ve Sosyal Beceriler

Çeşitli çalışmalarda güç ve politikaların farklı iki tanımı yapılmaktadır tanımlardan ilk inde politika, bireyler için yol haritası niteliği taşıyan ve bireylerin izlediği kararlar ve yollar olarak ifade edilirken bir diğer tanımda ise gücün elde edilmesi, geliştirilmesi ve kullanımıyla ilgili faaliyetleri içermektedir. Kuşkusuz sosyal ve politik beceriler konusu, ikinci tanım sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda sosyal ve politik beceriler söz konusu olduğunda güç ve güç kazanımı ele alınmalıdır. Güç kaynakları sınıflamasında, genel olarak farklı türde kaynaklardan bahsedilmektedir. Bu kaynaklar su şekilde ifade edilmektedir:

  • Pozisyon gücü veya yasal güç, sahip olunan pozisyona göre kişinin sahip olduğu yetkiyi ifade etmektedir.
  • Uzmanlık gücü, sahip olunan yetenek, bilgi ve deneyimden ötürü başkalarının üzerinde hâkimiyet kurabilmedir.
  • Karizmatik güç, sahip olunan kişilik özellikleri, kendine güven ve vizyon sahibi olmak gibi özellikleri ifade eder.
  • Bilgi gücü, bilgiye erişebilme ve sahip olma ile ilgili bir kaynaktır
Politik beceriler, başkalarını anlayabilme becerisi ve kişisel amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla başkalarını etkileyebilmedir. Bir başka ifadeyle politik ve sosyal beceriler, itibarın arttırılması amacıyla başkalarını etkileyebilmek ve başkaları üzerinde olumlu izlenim yaratmak adına ortaya konan taktiklerle ifade edilmektedir. İş hayatında çalışanların kullanmayı tercih ettiği politik taktikler şu şekilde ifade edilebilir:

  • Israrcılık,
  • Yaptırım uygulamak,
  • Üst makamı arkasına almak,
  • Koalisyon oluşturmak,
  • Göze girmeye çalışmak,
  • Akılcı yoldan ikna etmek.
Farklı Durumlarda Kişisel İtibarın Belirlenmesinde izlenim Yönetimini Uygulamak

İzlenim yönetimi, sosyal ilişkilerin ve sosyal yaşamın bir gerçeği olarak karsımıza çıkmaktadır. Bu sosyal etkileşimler içerisinde birey, kendi izlenimlerini kontrol etmeye çalıştığı gibi, başkalarının da nasıl davrandığını, nasıl etkileşimlerde bulunduğunu takip etmekte ve kendince hoşa giden davranışları yeniden yorumlayarak çevresindeki insanlara göstermektedir.

İzlenim yönetiminde birey, başkalarının kendisi ve kendi imajı ile ilgili algılamalarını şekillendirmeye çalışmaktadır. Bu amaçla da bir takım taktik ve davranışlar içerisine girebilmektedir. Bu taktikler kendi niteliklerini ön plana çıkarma, kendini sevdirme, kendini acındırma ve tehdit etme seklinde ortaya çıkabilir. Örneğin yöneticisinin beklentileri yönünde hareket etmeye çalışan bir kişi, yöneticinin gözüne girmek için kendisine övgülerde bulunabilir.

İzlenim yönetimi ile ilgili ortaya konabilecek davranışlar da şu özellikleri barındırmaktadır:

  • İzlenim yönetimi ile ilgili davranışlar potansiyel olarak bireysel performans ve organizasyonlar veya toplum içerisinde yükselebilme ile ilgilidir.
  • İzlenim yönetimi, kontrol edilebilir ve bilinçli davranışlardan oluşmaktadır.
  • İzlenim yönetimi hazırlık, araştırma ve değerlendirme aşamalarından oluşan bir süreçtir. Bu süreç içerisinde birey, mevcut durumunu değerlendirir, amacına uygun olarak ele alacağı seçenekleri değerlendirir, mevcut durum ve hedeflediği durum arasında bir karşılaştırma yapar.
  • İzlenim yönetimi, insanlara kendini tanıtma amacıyla ipuçları vermektedir.
  • Bireyin ortaya koyduğu izlenimler, başka izlenimleri doğurmakta ve bu durum bir kısır döngü yaratmaktadır.
Bir başka sınıflamada da izlenim yönetimi stratejileri iki baslık altında ele alınmıştır. Girişken taktikler olarak ifade edilen sınıflama içerisine kendini sevdirme, kendini yücelt-me, ayıplama ve örnek olma girerken; savunucu taktikler içerisine ise, makul hâle getirme, kendini mağdur durumda gösterme ve özür dileme gelmektedir. Öte yandan iyi bir izlenim yaratmak için kişiler arası ilişkilerde aşağıdaki davranışların sergilenmesi önerilmektedir:

  • İyi bir fiziksel görünüme sahip olmak
  • Güven inşa etmek
  • Hata yapmaktan kaçınmak
  • Her duruma “evet” diyen bir insan olmamak • Etkin politik becerilere sahip olmak
  • Olaylara iyimser yaklaşmak
  • Etkin sosyal ilişkiler kurabilmek
  • Empati becerilerinin geliştirilmesi
  • Kendini tanıma ve başkalarının beklentilerini anlayabilmek
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, olumlu bir intiba inşa etmek isteyen birey, edinmiş olduğu bilgi, beceri, yetenek ve deneyimin yanında, sosyal ilişkilerini doğru kurarak, kendisine değer atfeden insanların algılamalarını dikkate alarak ve bu algılamaları amacı yönünde etkin kullanarak daha emin adımlarla hareket edebilir ve daha kalıcı bir itibar yaratabilir.

PROFESYONEL YAŞAMDA İMAJ VE İTİBAR YÖNETİMİ Ünite 6: Sosyal Davranış Kuralları ve Protokol

İş Hayatında Diğer Kurallar

İş yaşamında başarı kazanmak için gerekli olan unsurlar iyi davranışlar, nezaket ve terbiye, derli toplu görünüş ve iyi giyim, kişilik, iyi kalplilik, namusluluk, beceriklilik, dengeli olmak, dürüst olmak, gerçekçi olmak ve görgülü olmak ve iyi niyettir. İşe vaktinde gidilmeli, geç kalma veya gidememe durumunda haber verilmeli, uygun kıyafet tercih edilmeli, oda kapıları hızla çarpılmamalı, dedikodu yapılmamalı, özel telefon görüşmeleri en az düzeyde yapılmalı, yüksek sesle ve küfürlü konuşulmamalıdır.

Alt-Üst İlişkilerinde Geçerli Sosyal Davranış Kuralları

Üstlerin yetenek, nezaket, örgütsel kurallara ve hedeflere bağlılık bakımından astlarına örnek olması gerekmektedir. Yetki ve sorumluluk devretmekten kaçınmayan, kararlarında objektif olabilen, astların karara katılmasını sağlayan, astlarına karşı adaletli sevgi ve saygı dolu olan, kibirli olmayan, astlarını motive eden ve gerektiğinde takdir ederek ödüllendiren üstlerin olması ilişki kalitesini etkileyen önemli bileşenlerdir. Üstler de astlardan örgütsel kurallara, amaçlara ve işe bağlılık beklentisi içerisindedir. Astların çalışma ortamında üstlerine karşı sinirli, gergin ve stresli değil; saygılı, sakin ve nazik olmalıdır. Üste resmi ortamda ünvan ile hitap etmelidir. Üstün odasında gerçekleştirilecek görüşmeler sırasında bilinmesi gereken sosyal davranış ve protokol kuralları süreç göz önünde bulundurularak görüşme öncesi, başlangıcı, sırası ve sonu şeklinde bölümlendirilir. Üstlerle görüşmek için, önce asistanı /sekreteriyle iletişime geçilerek randevu alınmalı, önce yöneticinin buyur etmesi beklenmeli, görüşme sonunda ast izin alarak odadan ayrılmalı, ast hiçbir zaman telefonla üstünü odasına çağırmamalıdır.

Uluslararası Sosyal Davranış Kuralları

Her ülkenin sosyal davranışlarını oluşturan sosyal, kültürel, ekonomik, etnik, coğrafi, fiziki, beşerî, dini, siyasi ve hukuki yapıları farklı olacağı için kuralları kültürden kültüre değişiklik gösterir. Bir ülkede yaşayan insanlar için gayet normal olan hareketler, diğer bir ülkede yaşayan insanlar için hakaret sayılabilir. Bu nedenle seyahat edilecek veya ortak iş gerçekleştirilecek kültürlerin sosyal davranış ve protokol kuralları hakkında bilgi sahibi olunması oldukça önemlidir. Türkiye’de ise topluma ve toplumsal kurallara (örf ve adetlere) saygı ve bağlılık ön planda gelmektedir. Türk toplumunda uygulanan sosyal davranış kuralları tarihsel ve sosyokültürel açıdan, Orta Asya’dan gelen eski Türk-Şaman; Müslüman olduktan sonra Arap-Emevi; Tanzimat’tan itibaren de Batı ve özellikle Fransız gelenek ve göreneklerinin etkisiyle biçimlenmiştir.

İş Görüşmesi Kuralları

Öncelikle görüşme yerine en az 20 dakika öncesinde ve yalnız olarak gidilmesi gerekmektedir. Bilgisayarda A4 kağıda bir özgeçmiş hazırlanmalı, uygun iş başvuru kıyafeti giyilmeli, cep telefonu kapalı olmalı, odaya kesinlikle ceketin önü açık veya eller cepte girilmemelidir. Kapıdan girince hafif bir gülümseme ile göz göze temas kurulmalıdır, yönetici el uzatmadığı takdirde el uzatılmamalıdır. Kapıdan ilk girildiğinden, çıkıncaya değin ayakta ve otururken dik durmaya özen göste- rilmelidir. İş konuşmaları için Larry King 3 ana kural ortaya koyar. Bunlar; açık ve net olmak- iyi bir dinleyici olmak, gündelik dil kullanmak, vakti boşa harcamamaktır. Ayrıca görüşme öncesi hazırlığa dikkat çekmekte, konuştuğun kişiyi tanımanın ve konuşmaları kısa ve öz tutmanın önemine dikkat çekmektedir

PROFESYONEL YAŞAMDA İMAJ VE İTİBAR YÖNETİMİ Ünite7: Profesyonel Yaşamda Giyim Kültürü

Profesyonel Yaşamda İmaj

Kişisel imaj öncelikle bireyin kendisini nasıl gördüğü öz imajla başlar, kimlik ile görünüm arasındaki tutarlılığın oluşturduğu imajdır. Kişisel imajı odaklanan yönleriyle üçe ayırırız; Kişinin kendi algıladığı imaj, algılanan imaj, istenen imaj. Kişinin dünya görüşü ve bütünsel etkileşimin bir ifadesi olan imaj yaşam deneyimlerinin izlerini taşır. Başarılı yönetilen kişisel imaj şu özellikleri taşır;

  • Pozitif olma hissi,
  • Performansa dayalı etkinliklerde verimlilik,
  • Kendini iyi ve daha faydalı olmaya yönlendirir,
  • Girişkenliğin artmasına neden olur,
  • Doğru sağlıklı iletişim kazandırır,
  • Aynada görülen kimliğin yansımasını denetler,
  • Ego iç denetimi sağlar,
  • Öz güveni güçlendirir,
  • Başarı kazanmasını sağlar.
Kişisel Giyimde Tasarım Kurgusu

Erkek ve kadın giyiminde, tüm giyimin renk tonunda ortak ton değerleri geçerlidir. Tercih edilen giyimin üst giysi grubunda, ceket, gömlek, yelek, bluz, hırka, kazak vb. giysiler ile alt grup olarak pantolon, etek gruplar arası ton derecelerinde yakın renklerin tercih edilmesi seçilen renk dengelerini daha uyumlu hale getirmektedir. Aksesuarlar klasik sitilin vazgeçilmez parçasıdır. Saç, gözlük, kravat, gömlek, mendil, kol düğmesi, kravat iğnesi, saat, pantolon askısı, ayakkabı, evrak çantası, cüzdan, kemer, çakmak, atkı, eldiven, yelek, çorap, şapka, cep telefonları erkeklerin kullandıkları aksesuarlardır. Saç, gözlük, gömlek, bluz, triko, ayakkabı, çanta, evrak çantası, saat, yüzük, küpe, bilezik, kolye, toka, kemer, atkı, eldiven, kalem, çakmak, çorap, şal, fular, makyaj, cep telefonları, telefon defterleri, cüzdan da kadınların kullandıkları aksesuarlardır.



PROFESYONEL YAŞAMDA İMAJ VE İTİBAR YÖNETİMİ Ünite 8: İş Ahlakı

İş Ahlakı

Çalışma ahlakı, bir toplumdaki çalışmaya ilişkin değerler ve tutumları ifade etmektedir. Bu nedenle de toplumsal değerlerden ve kültürden etkilenmektedir. Daha kapsamlı bir kavram olan iş ahlakı kavramı ise hem çalışma etiğini hem de meslek ahlakını kapsamaktadır. . İş etiğine ilişkin olarak oluşturulan ilkelerin başlıca özellikleri şunlardır :

  • Öğrenilebilir ve kazanılır olması
  • Paylaşılması ve kapsaması
  • İçselleştirilmesi
  • Davranış kalıpları içermesi
  • Referans niteliği taşıması
  • Performans değerlendirme ve oto kontrol sağlaması Yukarıda sırasıyla çalışma, iş ve meslek ahlakı kavramları
açıklanmıştır. Bu kavramlar arasında mutlak bir ayrım yapmaktan çok, öncelik belirlemek veya belirli bir hiyerarşi gözetmek daha gerçekçi bir yaklaşım gibi görünmektedir. İnsanoğlu varlığını sürdürebilmek için her çağda çalışıp üretmek zorunda olmuştur. İş ahlakı; çalışma hayatındaki ahlaki doğru ve yanlışlar üzerine eğilen, işçi-işveren ilişkileri, alım-satım, üretim ve tüketim gibi konular başta olmak üzere her tür iş ilişkisinin ahlaki değerler dikkate alınarak yapılmasını konu edinen bir alandır. Yaşam koşullarının zorluğu ve insanın doğası gereği çalışma hayatı, bireysel değil toplumsal ilişkiler çerçevesinde yürüyen bir süreçtir. Toplumda var olan ahlaki sorunların iş hayatına yansıması, bu alanın belirli ahlaki kodlar çerçevesinde örgütlenmesini zorunlu kılmıştır. Bu yansımanın iki yönlü olduğu söylenebilir. Yani iş hayatındaki ahlaka uygun tutumlar toplumsal ve bireysel ahlaka olumlu yansıyacaktır. Aynı şekilde, iş ahlakı bireysel ve toplumsal ahlaktan bağımsız değildir. Bireyin iş hayatında ahlaklı olmasında ya da bir işletmenin ahlak kuralları içerisinde örgütlenmesi ve yönetilmesinde aile, çevre ve eğitim kurumlarında aldığı ahlaki terbiye önemli birer etkendir. İş ahlakı iki açıdan incelenmektedir. Birincisi, işletmeler ve onların kârlılığı, diğeri ise çalışanların ve toplumun yararıdır. İşletmelerin ahlaki kodlar çerçevesinde davranması, imaj ve itibarları açısından ciddi önem taşımaktadır. Fakat iş ahlakına yalnızca işletmelerin sürekliliğini sağlayacak normlar olarak bakarak organik bir varlık olan işletmenin insandan oluştuğunu unutmamak gerekir.

İş Ahlakının Tarihsel ve Toplumsal Kaynakları

Dünya inançları içinde en yaygınları olan İslamiyet, Hristiyanlık, Budizm ve Hinduizm gibi dinlerin hepsi bir davranış düzeni, yani ahlak anlayışı ortaya koymaktadır. Bu dinler aslında nasıl bir hayat sürüleceğini tasavvur ederek ahlakı merkeze almış olmalarıyla diğer inançlardan ayrılmaktadır. Tüm kutsal kitaplarda, ekonomik bir faaliyet olan ticaretin belli bir takım ahlak kuralları çerçevesinde sürdürülmesinin önemi vurgulanmıştır. Genel olarak bakıldığında Semavi dinlerde iş ahlakı kavramı, iki temel doğru üzerinden şekillenmektedir. Birincisi çok çalışmaya atfedilen değer, diğeri de kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapmama düsturudur. Uzak Doğu öğretilerinde de benzer şekilde çok çalışma ve sadakat konuları vurgulanmıştır.

İslam dini, ekonomik gelişmeyi sağlayacak olan insan unsuruna ilişkin, tavır ve davranış bakımından köklü bir inanç temeli oluşturmuştur. İslamiyet ilk olarak ticaretin yaygın olarak yapıldığı bir coğrafyada ortaya çıkmıştır. İslam inancı, çalışma hayatına sınır koymayan, aksine teşvik eden ve onu düzenleyen bir anlayışı temsil etmektedir.

İslam dininde iş ahlakı ile ilgili ilke ve erdemlere bakıldığında, ön plana çıkan dört temel ilke göze çarpmaktadır. Bunlar :

  • İyi niyetlilik
  • Çalışma ve çalışkanlık
  • Haksızlıktan kaçınma ve adalet
  • Paylaşma ve hoşgörü.
Bu ilkeler çerçevesinde İslam dininde çalışanlara ve işverenlere yönelik belli bazı davranış kodları mevcuttur. Çalışanların ahlaki sorumlulukları arasında işini iyi yapmak, güvenilir olmak, haset etmemek, sorumluluk sahibi olmak, işini sevmek ve şükretmek gibi erdemler sayılabilmektedir. Yukarıda ana hatlarıyla izah edilen temel ilkeler önemli olmakla birlikte, işini iyi yapma davranışı, tek başına yeterli görülmemektedir. İslam dini ayrıca; bilgi, irfan ve öğrenme isteği üzerinde de titizlikle durmaktadır. İş hayatında erdemli insanın bir özelliği de bilgili olmak, bilgili olmak arzusuyla öğrenmeye açık olmak ve bildiklerini ve öğrendiklerini hayata geçirmek için duyduğu istek ve gösterdiği çabadır.