Vize Kaynaştırma Eğitimi Vize Ders Özeti

admin

Administrator
Yönetici
Admin
4 Eyl 2018
337
62
28
#1
KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ

ÜNITE 1- KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ


- 1983 yılında yürürlüğe giren ÖZEL EĞITIME MUHTAC ÇOCUKLARI KANUNU ILE UYGULANMAYA BAŞLAYAN kaynastirma uygulamaları, 1997 yılında yürürlüğe giren 573 sayılı KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME ve 2000 yılında yürürlüğe giren MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL EGITIM HIZMETLERI YONETMELİĞİ ILE YAYGINLASMISTIR.

- KAYNASTIRMA EGITIMI özel eğitim hizmetlerinin yetersizlikten etkilenmis bireyleri sosyal ve fiziksel çevrelerinden ayirmadan planlanması, amaclarin belirlenmesi, içeriğin ve öğretim süreçlerinin uyarlanarak EN AZ KISITLAYICI ORTAMDA normal gelişim gösteren çocuklarla beraber eğitimlerini surdurmeleridir.

- MEB ÖZEL EGITIM HIZMETLERI YONETMENLIGINDE KAYNASTIRMA TANIMI:
Özel egitim gerektiren bireylerin yetersizliği olmayan akranlari ile birlikte egitim ve ogretimlerini resmi ve özel okul öncesi , ilköğretim, ortaöğretim ve yaygın egitim kurumlarında surdurmeleri esasına dayanan destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı özel eğitim uygulamalaridir.

- ÇAĞLAR (1979 ) SOSYAL BUTUNLESME OLAN KAYNASTIRMAYI 4 ASAMADA incelenmesinin mümkün olduğunu ileri sürmektedir:
@ FIZIKI BUTUNLESME
@ FONKSİYONEL BUTUNLESME
@ SOSYAL BUTUNLESME
@ TAM SOSYAL BUTUNLESME

1. FIZIKI BUTUNLESME
Aynı okula devam ederler, sınıfları ayrıdır, aynı saatte ders yaparlar, dinlenmelerde aynı bahçeyi kullanırlar, aralarında yalnız sözel düzeyde yüzeysel ilişkiler dışında birsey yoktur. Örn NORMAL OKULLARDAKI ÖZEL SINIFLARIN BIR ÇOĞU.

2. FONKSİYONEL BUTUNLESME
Ders aralarında birlikte oynarlar gezerler okulda yemek veriliyorsa birlikte yemek yerler bazı görevleri beraber yaparlar. Burada ilişkiler okul ile sınırlıdır okul dışında surdurulmez. Engelli öğrenciler bazı derslerde normal siniflara devam ederler. Örn OGRETMENLER ARASINDA IS BIRLIGI YAPILAN VE ÖZEL SINIFLARI BULUNAN OKULLAR

3. SOSYAL BUTUNLESME
Daha çok normal okullara devam eden ve birçok öğrenim etkinliklerini normal çocuklarla birlikte sürdüren çocuklarda görülmektedir. Bu düzeyde normal çocuklar ile ozel egitime muhtaç çocuklar arasında sözlü ve fiziki iletişim kurulur ve surdurulur. Her iki grup arasında uzun ve kısa süreli arkadaşlıklar ve dostluklar kurulur. Genellikle birbirerini olduğu gibi kabul ettikleri gözlenir. Örn EV ZIYARETLERI.

4. TAM SOSYAL BUTUNLESME
Özel eğitime muhtaç çocuklar ile normaller arasında erisilmesi dusunulen SON AŞAMA. Engelliler ile diğer kişiler arasindaki ilişkiler hiç bir farklılık gozetilmeden etkilesime dönüşmüştür. Özel eğitime muhtaç çocuklar normaller tarafından kabul görürler ve bütün kaynaklardan ESIT olarak yararlanılır. Normallerin engellilere karşı OLUMLU TAVIRLAR gelistirmesini sağlar

KAYNASTIRMA EGITIMININ ULKEMIZDEKI VE DUNYADAKI GELİŞİM SÜRECİ

- Hazırlanan bir kaynastirma programinda ENGELLI BIREYLER için şunlar AMACLANMAKTADIR:
》Engelli çocukların okul düzenini tanimalari
》Uyum sağlamaları
》Okuldaki uygun davranış biçimlerini görmeleri
》Normal çocuklarla nasıl iletişim kurabileceklerini öğrenmeleri

- NORMAL ÇOCUKLAR için şunlar AMACLANMAKTADIR:
》Dil ve diger davranışlar için iyi bir model olmaları
》Istenilen davranışları pekistirmeleri
》Dil gelişimini hizlandirici teknikleri öğrenip eğitici rolünü ustlenmeleri
》Etkinliklerde eşitlik davranışı içinde karşılıklı doyum sağlamaları

KAYNASTIRMA ILKELERI

OCAK 2000 DE yürürlüğe konulan ÖZEL EGITIM HIZMETLERI YONETMENLIGINDE kaynastirmanin ilkeleri :
● Özel egitim gerektiren her bireyin akranlariyla birlikte ayni kurumda eğitim görme hakkı vardır
● Hizmetler bireyin yetersizliklerine göre değil bireyin eğitim gereksinimlerine göre planlanır
● Hizmetler OKUL MERKEZLI olur
● Karar verme süreci aile okul eğitsel tanilama, izleme ve değerlendirme ekibi dayanismasina dayalı olarak gerçekleşir
● Bütün bireyler öğrenebilir ve ogretilebilir
● Kaynastirma bir program dahilinde verilen bir özel eğitim uygulmasidir

- Kaynastirma uygulamalari yapılan kurumlarda özel eğitim gerektiren öğrencinin ihtiyaçları doğrultusunda kurumun fiziksel sosyal psikolojik ortamında ve eğitim programlarında destek hizmetler ile gerekli düzenlemeler
[ Kaynak oda, rehberlik ve Psikolojik danisma servisi, bireysellestirilmis eğitim programları geliştirme ve uygulama birimi kurulması; rampalar, ses yalıtımı, ışık düzenine dikkat edilmesi gibi ] yapılır

KAYNASTIRMA EGITIMINDE GÖREV ALAN PERSONEL :

@ MİLLİ EGITIM MÜDÜRÜ
@ OKUL YÖNETİMİ
@ OGRETMENLER
@ AİLELER
@ REHBER OGRETMENLER
@ ÖZEL EGITIM OGRETMENLERI

KAYNASTIRMA EGITIMINDE GÖREV ALAN PERSONELDE BULUNMASI GEREKEN ÖZELLİKLER :
● Yeniliklere ve değişmeye açık olmalı
● Insanlara ön yargiyla yaklasmamali
● Tarafsız ve objektif olmalı
● Tutarlı kararlı dengeli kişilik yapısına sahip olmalı
● Özel egitim alanını öğrenmeye ve öğretmeye sorumluluk almaya hazır ve istekli olmalı
● Sabırlı sakin sevgi dolu olmalı
● Insan sevgisi ile dolu olmalı ve insana deger vermeli
● Empatik bir anlayışa sahip olmalı
● Görev aldigi kurumun amaç ve ilkeleriyle bagdasim içinde olmalı
● Is birliğini seven bir kişi olmalı
● Düşünce ve davranışları uyumlu içten saydam olmalı

KAYNASTIRMA EGITIMINDE EKİP CALISMASININ ÖNEMİ
Kaynastirma eğitiminin etkili veda yararlı olmasi çocuğun ihtiyaçlarını karsilanabilmesi için multi-disipliner yaklaşımı bir EKİP CALISMASINI gerektirir

ÖZEL EGITIME IHTIYACI OLAN BIREYLERE YARARLARI :

》BEP ( Bireysellestirilmis eğitim programı ) aracılığı ile kapasite ve öğrenme hızına göre eğitim alır
》Kendine güven takdir edilme ise yarama cesaret sorumluluk gibi sosyal değerleri gelişir
》Ozelliklerine uygun ortamdan dolayi uyum ve başarısı artar
》Olumsuz davranış yerine olumlu davranislari artar
》Normal öğrencilerle birlikte çalışmaları daha büyük başarılar için kendilerinde istek ve cesaret uyandırır
》Bu öğrenciler normal öğrencilerden bazı davranışları öğrenirler
》Eğitim programlarına ek olarak aile egitimi sosyal kulturel ve serbest zaman etkinlikleri sayesinde öğrenmeleri gelişir

NORMAL ÇOCUKLARA YARARLARI :

■ Özürlü bireye karşı kabul, hoşgörü, yadimlasma, demokrasi ver ahlaki anlayışları gelişir
■ Bireysel farklılıkları doğal karşılar ve saygı gösterir
■ Kendi yetersizliklerini görme bunları kabul etme ve giderme davranislari gelişir
■ Engellilere birlikte yaşamayı öğrenir
■ Liderlik model olma vergi sorumluluk duygusu gelişir

AILELERE YARARLARI :

◆ Çocuk üzerindeki beklentileri çocuklarının kapasiteleri uygunluk gostermeye başlar
◆ Okula bakış açıları degisir
◆ Çocukların ilgi vergi ihtiyaçları konusunda daha sağlıklı bilgi edinir
◆ Aile içi çatışmalar azalır vergi aile sağlığı artar
◆ Çocuklarına nasıl yardım edecekleri konusunda yeni yollar öğrenir

OGRETMENLERE YARARLARI :

¤ Şartsız kabul sabır hoşgörü bireysel özelliklere saygı davranışları gelişir
¤ BEP hazırlama ve uygulamada daha başarılı olurlar
¤ Eğitimde ekonomiklik ve fırsat eşitliği sağlanır
¤ Kaynastirma öğrencisi ile yapılan çalışmalar sayesinde öğretim becerileri gelişir ve deneyimleri artar

NOT : ★ KAYNASTIRMA EGITIM ULKEMIZDE 1970 li YILLARDAN ITIBAREN UYGULANMAYA BASLANMISTIR. DUNYADAKI GELISIMIN ise 1950 li YILLARDAN ITIBAREN BASLANMISTIR.





2.ÜNİTE

KAYNASTIRMA EGITIMININ TURKIYEDE GELISIMI
Ülkemizde kaynaştırma uygulaması ABD’de 1975 yılında kabul edilen P.L. 94-142 Tüm Engelliler İçin Eğitim Yasası’nın diğer ülkelerde de benimsenmesinden sonra Türkiye’de 1983 yılında yürürlüğe giren 2916 sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu ile yasal olarak benimsenmiştir. “özel eğitim desteği” ile ilgili şu kararlar bulunmaktadır: “Özel eğitim gerektiren bireylere, her tür ve kademedeki eğitim ortamlarında devam ettiği eğitim programlarının amaçlarını gerçekleştirmek uzere özel egitim desteği verilir. Bu amaçla bireysel ve grupla eğitim imkânları sağlanır. Herhangi bir eğitim kurumuna devam edecek durumda olmayan zorunlu eğitim çağındaki ozel eğitim gerektiren bireylere, yetersizlikten etkilenme düzeyine
bakılmaksızın temel yaşam becerilerini geliştirme ve öğrenme ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik eğitim programları uygulanır.” “Kaynaştırma; özel eğitim gerektiren bireylerin, yetersizliği olmayan akranları ile birlikte eğitim ve öğretimlerini resmî ve özel okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan, destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı özel eğitim uygulamalarıdır.” şeklinde tanımlanmaktadır

KAYNASTIRMA EGITIMININ DUNYADAKI GELISIMI
Salamanca Bildirgesi
1994 yılında İspanya’nın Salamanca şehrinde92 devlet ve 25 uluslararası kuruluştan 300’ü aşkın kişinin katıldığı Özel Eğitim Dünya Konferansı gerçekleştirilmiştir Konferansta özel eğitim ilkeleri, politikaları ve uygulamalarına ilişkin Salamanca Bildirgesi ve Eylem Çerçevesi kabul edilmiştir.
92 ülke tarafından imzalanan Salamanca Bildirgesi, özel gereksinimli öğrencilerin kaliteli eğitime erişimi konusunda
benimsenmesi gereken asıl hedefin, sadece bu öğrencilerin eğitim sistemine dâhil edilmeleri değil, eğitim sisteminin tüm öğrencileri kapsayacak bir yapıya kavuşturulması olduğunu uluslararası anlamda tanıyan ilk belge olmuştur.
r: “Ayrımcı tutumla mücadelede, herkesi kucaklayan bir toplumun oluşturulmasında ve herkes için eğitimin sağlanmasında, bütünleştirici yaklaşıma sahip genel eğitim okulları en etkili araçlardır. Bu okullar öğrencilerin çoğuna etkili bir eğitim sağlamakla birlikte, hizmet sunma ve maliyet
bağlamlarında verimliliği artırır.”
DAKAR EYLEM CERCEVESI
UNESCO’nun “Herkes için Eğitim” hareketi kapsamında 1990 yılında başlattığı çalışmalardan on sene sonra, bu süre içinde gerçekleştirilenleri değerlendirmek amacıyla Dakar, (Senegal)’de Dünya Eğitim Forumu düzenlenmiştir. Forumda, herkes için eğitim hedefine istenilen ölçüde erişilemediği saptanmış, bu hedefe erişmek için yapılması
gerekenleri içeren Dakar Eylem Çerçevesi kabul edilmiştir.
Çerçeve, hükûmetleri 2015 yılına kadar herkes için kaliteli temel eğitim sağlamakla yükümlü kılmıştır.
BIRLESMIS MILLETLER ENGELLILERIN HAKLARINA ILISKIN SOZLESME
Salamanca Bildirgesi, özel gereksinimli çocukların genel eğitim sistemi içinde eğitim almaları için çağrıda bulunan ilk uluslararası belgedir . 2006 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin (EHİS) 24. maddesiyle ise , bütünleştirme yoluyla eğitim alma hakkı uluslararası hukukta güvence altına alınmıştır. EHİS madde 24:
“a) Engelliler engelleri nedeniyle genel eğitim sisteminden dışlanmamalı ve engelli çocuklar engelleri nedeniyle parasız ve zorunlu ilk ve ortaöğretim olanaklarının dışında tutulmamalıdır
b) Engelliler, yaşadıkları çevrede bütünleştirici, kaliteli ve parasız ilk ve ortaöğretime diğer bireylerle eşit olarak erişebilmelidir.
c) Bireylerin ihtiyaçlarına göre makul duzenlemeler yapilmalidir.
d)Genel eğitimden etkili bir şekilde yararlanabilmeleri için engelliler,genel eğitim sistemi içinde ihtiyaç duydukları desteği almalıdır.
e) Engellilere yönelik bireyselleştirilmiş etkin destekleyici tedbirler, engellilerin tam katılımı hedefine uygun olarak, akademik ve sosyal gelişimi artırıcı ortamlarda sağlanmalıdır.” Amerika Birleşik Devletleri: “En Az Kısıtlayıcı Eğitim Ortamı” kavramı, öğrencinin bireysel özelliklerine bağlı olarak kendi yakınları ve akranları ile mümkün olan en fazla düzeyde bir arada olabileceği; yine bireysel özellikleri göz önünde bulundurularak, eğitsel ihtiyaçlarının en yüksek oranda karşılanabileceği eğitim ortamı olarak açıklanabilmektedir.
1997 yılında P.L. 94-142 Yasası doğrultusunda hazırlanan P.L. 105-17 Yasası yürürlüğe girmiştir. Bu yasa da kaynaştırma uygulamalarında ailenin her aşamada eğitime katılımının önemi vurgulanmıştır.

İngiltere: İngiltere’deki eğitim düzenlemelerinin en önemli özelliği, özel eğitim hizmetlerinden yararlanacak öğrencilerin önemli bir bölümünün eğitimlerinin normal eğitim ortamlarında yapılmasının sağlanmış olmasıdır. Önemli olan, sınıf ya da ders öğretmeniyle başlayacak ve çocuğun özel eğitim ihtiyaçları karşılanıncaya kadar birçok diğer öğretmen ve kurumların da katılacağı aşamalı bir süreç olmasıdır. Beş aşamalı süreç aşağıdaki şekilde açıklanmaktadır: • 1.Aşama: Sınıf ya da ders öğretmeni çocuğun özel ihtiyaçlarını belirler ve değerlendirir; özel eğitime muhtaç çocuklar koordinatörüyle görüşerek ilk adımı atar. • 2.Aşama: Okulun özel eğitim koordinatörü çocuğun öğretmenleriyle beraber çalışarak, çocuğun özel eğitim hazırlıklarını yönetmede tüm sorumluluğu üstlenir. Çocukla ilgili değerlendirme yaparak bireysel eğitim programını hazırlar. • 3.Aşama: Öğretmenler ve özel eğitim koordinatörü okul dışındaki uzmanlarla iş birliği yaparak destek hizmeti alır. • 4.Aşama: Çocuğun okuldaki öğretmeni ve özel eğitim koordinatörü tarafından yapılan değerlendirilmesi yerel eğitim yönetimine gönderilir ve buranın da görüşü alınır. • 5.Aşama: Yerel eğitim yönetimi, bu incelemeler sonucunda çocuğun özel eğitime muhtaç olup olmadığına karar verir. Bazı özel eğitim hizmetlerinin
sağlanması için resmî tanılama gerekli olabilmektedir . Çocuğun özel eğitime muhtaç olduğu resmî olarak tanımlanırsa çocuk için özel eğitim çalışmaları başlatılır.

Avustralya: Avustralya’da eğitim sistemi temel olarak eyaletlerin ve bölgelerin sorumluluğundadır. Eyalet ve bölgelerin kendi eğitim kanunları ve özel eğitim düzenlemeleri vardır. Avustralya’da 1970’li yılların başında
özel eğitime muhtaç çocukların genel eğitim sınıflarında eğitim alma hakkı konusunda tartışmalar başlamış, 1992 yılında kabul edilen Engelli Ayrımcılığı Yasası ile bu hak güvence altına alınmıştır. Salamanca Bildirgesi’nin kabul edilmesiyle bütünleştirme yaklaşımı ülkede benimsenmeye ve bu alanda, eyaletler arasında farklar olmakla birlikte yapısal değişiklikler yapılmaya başlanmıştır.
FINLANDIYA: Finlandiya’da okulların tüm öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde geliştirilmesi hareketi 1970’lerde başlamış, 1990’larda en etkili dönemine girmiştir. “Herkes için Eğitim” hareketi Finlandiya’da bütünleştirme politikalarının geliştirilmesinde etkili olmuştur.





3. ÜNİTE

>Kaynaştırma, özel gereksinimli öğrencilere ve sınıf öğretmenlerine gerekli destek hizmetlerinin sağlanması koşuluyla, bu öğrencilerin tam ya da yarı zamanlı olarak akranlarıyla birlikte genel eğitim sınıflarında eğitim alması olarak tanımlanır.
>Bütünleştirme ise, “sınıf öğretmeni ile iş birliği yapılarak uygun sınıf içi destek hizmetlerinin sağlanması yoluyla” özel gereksinimli öğrencilerin akranlarıyla birlikte genel eğitim sınıflarında tam zamanlı olarak eğitim alması demektir.
>Özel gereksinimli öğrencilerin tanılanmalarının ardından akranlarıyla birlikte aynı eğitim ortamlarında eğitim görmeleri görüşü başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, İngiltere, Danimarka gibi çeşitli Avrupa ülkelerinde 1970’li yıllarda, Türkiye’de ise 1997 yılında yürürlüğe giren Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hız kazanmıştır.

KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNİN TARİHÇESİ
>İlk olarak 1975 yılında Amerika da yürürlüğe giren PL 94-142 Tüm Engelliler İçin Eğitim Yasası’nda kullanılan “en az kısıtlayıcı eğitim ortamı” kavramı, 1977- 1978 öğretim yılında ilk kez uygulamaya aktarıldığında, “kaynaştırma” olarak isimlendirilmiştir. Amerika da eğitim, 1975 yılında PL 94-142 ile yerel yönetimlere bağlanmış ve yerel yönetimler 3-21 yaş arasındaki tüm yetersizliği olan çocuklara,
yetersizliklerinin derecesi ne olursa olsun, ücretsiz ve uygun eğitim sağlamakla görevlendirilmişdir.
>Ülkemizde ise kaynaştırmanın Amerika’da 1975 yılında kabul edilen P.L. 94- 142 Tüm Engelliler İçin Eğitim Yasası’nın diğer ülkelerde de benimsenmesinden sonra, 1983 yılında yürürlüğe giren 2916 sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu ile yasal olarak benimsendiği görülmektedir.
>2916 sayılıKanun’un ardından 1985 yılında yayınlanan Özel Eğitim Okulları Yönetmeliği’nin
70. Maddesinde, “Yatılı özel eğitim okuluna alınmayı gerektirmeyen özel eğitime muhtaç çocuklar için il içindeki diğer okullarda özel eğitim tedbirleri alınır.” Hükmü yer alırken; 71. maddesinde “Resmî ve özel ilkokul, ortaokul, lise ve dengi okullarda özel sınıf açılamadığı durumlarda, özel gereksinimli öğrencilerin normal sınıflara devam ettirilmesi ve destek olarak da okul içinde açılacak olan yardımcı
dersliklere gönderilmesi” hükmü getirilmiştir.
>Ülkemizde kaynaştırmanın uygulama esasları net olarak 18 Ocak 2000 tarihinde yayınlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği ile şekillenmiştir.

KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ İLE İLGİLİ MEVZUAT VEYÖNERGELER
1983 yılında>>>> yürürlüğe giren Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu ile başlayan kaynaştırma uygulamaları,(kaynaştırma uygulamaları yasal olarak benimsenmiştir)
NOT: çocukların kaynaştırma yoluyla eğitim görmelerini ilk olarak ele alması nedeniyle oldukça önemlidir.
1997yılında>>>> yürürlüğe giren 573 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (engelli çocuklara ilişkin en kapsamlı yasal düzenlemedir)
2000yılında>>>> yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği ile yaygınlaşmıştır.
>>Ocak 2000’de yürürlüğe giren Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde özel eğitime muhtaç çocuklara verilecek özel eğitim ve kaynaştırma ile ilgili yapılması gerekenler tanılama aşamasından başlayarak, yerleştirme ve değerlendirme hizmetleri şeklinde ayrıntılarıyla açıklanmıştır.

ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ
Devlet Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının 31.05.2006 tarih ve 26184 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan değişiklikleri içeren (Değişiklik: 14.3.2009 / R.G. : 27169, Değişiklik: 31.7.2009 / R.G. : 27305, Değişiklik: 22.6.2010 / R.G. : 27619 ve Değişiklik: 21.7.2012 / R.G. : 28360) Yönetmeliğin 4. kısmı aşağıda verilmiştir.

DÖRDÜNCÜ KISIM
Kaynaştırma Yoluyla Eğitim Uygulamaları
BİRİNCİ BÖLÜM
Kaynaştırma Yoluyla Eğitim ve Başarının Değerlendirilmesi
Kaynaştırma yoluyla eğitim
MADDE 23 – (1) Kaynaştırma yoluyla eğitim; özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini, destek eğitim hizmetleri de sağlanarak yetersizliği olmayan akranları ile birlikte resmî ve özel; okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan özel eğitim uygulamalarıdır.
(2) Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamalarında aşağıdaki hususlar dikkate
alınır:
a) Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini, öncelikle yetersizliği olmayan akranları ile birlikte aynı kurumda sürdürmeleri sağlanır.
b) Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler kaynaştırma yoluyla eğitimlerini, yetersizliği olmayan akranları ile birlikte aynı sınıfta tam zamanlı sürdürebilecekleri gibi özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak da sürdürebilirler. Yarı zamanlı kaynaştırma uygulamaları, öğrencilerin bazı derslere yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte aynı sınıfta ya da ders dışı etkinliklere birlikte katılmaları
yoluyla yapılır.
c) Eğitim hizmetleri, bireylerin eğitim performansına ve öncelikli ihtiyaçlarına göre planlanır.
ç) Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrenciler, yetersizliği olmayan akranlarıyla aynı sınıfta eğitim görmeleri hâlinde kayıtlı bulundukları okulda uygulanan eğitim programını; özel eğitim sınıflarında ise sınıfın türüne göre bu Yönetmeliğin 26’ncı ve 27’nci maddelerinde belirtilen eğitim programını takip ederler. Öğrencilerin takip ettikleri programlar temel alınarak eğitim performansı ve ihtiyaçları doğrultusunda BEP hazırlanır.
d) Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulaması yapılan okul ve kurumlarda, bu Yönetmeliğin 73’üncü maddesinde yer alan hükümler doğrultusunda BEP geliştirme birimi oluşturulur.
e) Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamaları yapılan okul ve kurumlarda öğrencinin yetersizliğine uygun fiziksel, sosyal, psikolojik ortam düzenlemeleri yapılır. Bu okul ve kurumlarda öğrenciye verilen eğitim hizmetlerinin etkin bir biçimde yürütülebilmesi amacıyla özel araç-gereç ile eğitim materyalleri sağlanır ve destek eğitim odası açılır.
f) Kaynaştırma uygulamaları yapılan okul ve kurumlardaki personel, diğer öğrenciler ve onların aileleri, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin özellikleri hakkında okul idaresince yapılan planlama doğrultusunda RAM, BEP geliştirme birimindeki ilgili kişilerce bilgilendirilir.
g) Okul ve kurumlarda, kaynaştırma yoluyla eğitim alacak bireylerin bir sınıfa en fazla iki birey olacak şekilde eşit olarak dağılımı sağlanır.
ğ) Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden bireylerin bulunduğu sınıflarda sınıf mevcutları; okul öncesi eğitim kurumlarında özel eğitime ihtiyacı olan iki bireyin bulunduğu sınıflarda 10, bir bireyin bulunduğu sınıflarda 20 öğrenciyi geçmeyecek şekilde düzenlenir. Diğer kademelerdeki eğitim kurumlarında ise sınıf mevcutları; özel eğitime ihtiyacı olan iki bireyin bulunduğu sınıflarda 25, bir bireyin bulunduğu sınıflarda 35 öğrenciyi geçmeyecek şekilde düzenlenir.
h) Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerin destek eğitim hizmeti almaları için gerekli düzenlemeler yapılır. Bu doğrultuda destek eğitim hizmetleri, sınıf içi yardım şeklinde olabileceği gibi destek eğitim odalarında da verilebilir.
ı) Özel eğitim okul ve kurumlarına devam eden öğrencilerin kaynaştırma uygulamaları kapsamında,yetersizliği olmayan akranlarının devam ettiği okul ve kurumlarda bazı derslere ve sosyal etkinliklere katılması için gerekli tedbirler alınır.
i) Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerin yetersizlik türü, eğitim performansı ve ihtiyacına göre; araç-gereç, eğitim materyalleri, öğretim yöntem ve teknikleri ile ölçme ve değerlendirmede gerekli tedbirler alınarak düzenlemeler yapılır.
j) Kaynaştırma uygulamaları ilköğretim programlarını uygulayan özel eğitim okul ve kurumlarında; yetersizliği olmayan öğrencilerin, yetersizliği olan öğrencilerle aynı sınıfta eğitim görmeleri yoluyla ya da yetersizliği olmayan öğrenciler için bu okul ve kurumların bünyesinde ayrı sınıf açılması şeklinde de
uygulanabilir.
k) Yetersizliği olmayan öğrenciler, istekleri doğrultusunda, çevrelerindeki
özel eğitim okullarında açılacak sınıflara kayıt yaptırabilirler. Bu sınıflarınmevcutları 5’i özel eğitime ihtiyacı olan birey olmak üzere okul öncesi eğitimde en fazla 14, ilköğretim ve ortaöğretimde 20, yaygın eğitimde 10 öğrenciden oluşur.
l) (Mülga:RG-21/7/2012-28360)
Başarının değerlendirilmesi
MADDE 24 – (1) Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerin başarılarının değerlendirilmesinde ilgili mevzuatın yanında aşağıdaki hususlar dikkate alınır:
a) Bulunduğu okulun eğitim programını veya denkliği olan bir programı izleyen öğrencilerin başarıları, devam ettikleri okulun sınıf geçme ve sınavlarla ilgili hükümlerine göre değerlendirilir. Ancak, değerlendirmelerde öğrencilerin BEP’leri dikkate alınır.
b) Bulunduğu okulun eğitim programına denkliği olmayan bir özel eğitim programını izleyen öğrencilerin başarılarının değerlendirilmesiyle ilgili işlemler, bu Yönetmeliğin (Değişik ibare:RG-14/3/2009-27169) 84’inci maddesindeki ilgili hükümlere göre yapılır.
c) Öğrencilerin başarılarının değerlendirilmesinde kullanılacak yöntem, teknik, ölçme araçları ve değerlendirme süresi, değerlendirme zamanı, değerlendirme aralıkları, değerlendirmeden sorumlu kişiler ve değerlendirmenin yapılacağı ortam, BEP geliştirme biriminin görüş ve önerileri doğrultusunda belirlenir.
ç) Yazma güçlüğü olan öğrenciler ve özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin değerlendirilmesi sözlü, sözlü ifadede güçlük yaşayan öğrencilerin değerlendirilmesi ise yazılı olarak yapılır. Yazılı ve sözlü ifade etme becerilerinde yetersizliği olan bireyler ise davranışlarının gözlemlenmesi yoluyla değerlendirilir.
d) Yazılı sınavlar öğrencilerin yetersizlik türüne, eğitim performanslarına ve gelişim özelliklerine göre çeşitlendirilir. Sınavlar kısa cevaplı ve az sorulu olarak düzenlenir.
e) Öğrenciler, yetersizliklerinden kaynaklanan güçlüklerini gidermek amacıyla sınavlarda uygun araç-gereç, cihaz ve yöntemlerden yararlandırılır. İhtiyacı olan bireyler için yazılı sınavlarda refakat etmek üzere bir öğretmen görevlendirilir.
f) Görme yetersizliği olan öğrencilerin yazılı sınavlarda Braille yazı olarak verdiği cevaplar sınavdan hemen sonra öğretmenin öğrenciye okutmasıyla değerlendirilir. Bu öğrenciler, çizimli ve şekilli sorulardan muaf tutulurlar. Az gören öğrenciler için sınav soruları kalın ve büyük puntolu hazırlanır.
g) (Değişik:RG-21/7/2012-28360) İşitme ve hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrenciler ilköğretim ve ortaöğretimde, istekleri doğrultusunda yabancı dil programlarındaki bazı bilgi ve becerilerin öğretiminden veya dersin tamamından muaf tutulurlar.
ğ) Zihinsel yetersizliği olan öğrenciler; dikkat, bellekte tutma ve hatırlama güçlükleri dikkate alınarak daha sık aralıklarla değerlendirilirler.
h) Otistik bireyler ile duygusal ve davranış bozukluğu olan öğrencilerin değerlendirilmesi, iletişim özellikleri ile sosyal-duygusal hazır bulunuşlukları dikkate alınarak yapılır.
ı) Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan öğrencilerin değerlendirilmesi, bu öğrencilerin özellikleri dikkate alınarak daha sık aralıklarla ve kısa süreli sınavlarla yapılır.
i) Kas ve sinir sistemi bozukluklarına bağlı motor becerilerde yetersizliği olan öğrenciler, motor beceri gerektiren derslerin uygulamalı bölümlerinden istekleri doğrultusunda muaf tutulurlar.





4.ÜNİTE...

KAYNASTIRMA EGITIMINDE GÖREV ALAN PERSONEL VE ÖZELLIKLERI

Kaynaştırma eğitimi, özel eğitime gereksinimi olan öğrencilerin bu gereksinimi olmayan öğrencilerle beraber eğitim alması şeklinde tanımlanabilir. Kaynaştırmada asıl olan, bu iki grubu, aynı eğitim ortamı içerisinde farklı eğitim amaçları, programları, metotları, materyalleri vs. üzerinden farklılaştırılmış bir ders sistemiyle ulaşabilecekleri en ileri gelişim seviyesine ulaşmaları gayesiyle yetiştirmektir.

Kaynaştırma eğitimi uzun yıllardır uygulanan ve gelişmiş devletlerde oldukça başarıyla uygulanan bir eğitim şeklidir. Öyle ki, kaynaştırma eğitimi üzerine yapılan

Devletlerin günümüzde ortaya koyduğu okul yasaları, özel gereksinimli çocukların eğitimi açısından kaynaştırma eğitimine, özel eğitim okullarına kıyasla sürekli bir öncelik tanımaktadır. Birleşmiş Milletlerin son dönemde ortaya koyduğu Salamanca Açıklaması ve oldukça büyük bir etki gösteren ve Türkiye’nin de imza attığı Engelli Hakları Sözleşmesi diğer devletlerde olduğu gibi Türkiye’de de özel gereksinimli bireylerin eğitiminin genel eğitim sınıflarında gerçekleştirilmesi için güçlü bir etki yaratmıştır.

NOT...Günümüzde kaynaştırma eğitiminin uygulanabilirliği artık bir tartışma ve araştırma konusu değildir.
Bu ünite içerisinde Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği içerisinde dile getirilen BEP geliştirme biriminde görev yapan personelin özellikleri açıklanacaktır. Bu birimin dışında görev alan gölge öğretmen kavramı ve iki öğretmen sistemi de bu ünite de yer alacaktır.

KAYNASTIRMA EGITIMINDE GÖREV ALACAK OLAN PERSONEL...

NOt...Kaynaştırma eğitimini veren kurumların personel açısından nitel ve nicel yeterliliğe sahip olması gerekir.

Nitelikli bir kaynaştırma eğitiminin vücut bulması için bu eğitimi verecek eğitim kurumlarının yeterli sayıda ve nitelikli bir personel yapısına sahip olması gerekmektedirKaynaştırma eğitimini gerçekleştiren, kaynaştırma eğitiminin başarısının birinci derecede bağlı olduğu kişi, genel eğitim sınıflarını okutan sınıf öğretmenidir. Ortaokullar ve liselerde görev yapan alan öğretmenleri de bu statüdedir. MillîEğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nin kaynaştırma eğitimini açıklayan dördüncü kısmının ikinci bölümüne göre, özel eğitim sınıfları da
kaynaştırma eğitimi veren sınıf statüsündedir. Bu sınıflarda görev yapan öğretmenler ise özel eğitim öğretmenleridir.
Sınıf ya da alan öğretmenleri, genel eğitim sınıflarında özel eğitime ihtiyaç duyan ve duymayan öğrencileri aynı sınıf ortamı içerisinde okutmaları ve yüksek seviyede heterojen sınıf yapısına uygun eğitim vermeleri bakımından birincil derecede ele alınması gereken kişilerdir.

sınıf ve aln ögretmenlerının özelliklerı

Kaynaştırma eğitimi söz konusu olduğunda, öğretmenleri en fazla zorlayan hususların başında yüksek derecede heterojen yapıya sahip bir sınıfta hem özel eğitime gereksinim duyan öğrencinin veya öğrencilerin hem de özel eğitime gereksinim duymayan öğrencilerin yeterli seviyede eğitim almalarını sağlamak gerekmektedir.Bunu bir sınıfın içerisinde gerçekleştirebilmek için öğretmenlerin dersin farklılaştırması açısından yeterli seviyede bilgiye ihtiyaçları vardır.

Bönsch’e (1995) göre bu gruplar oluşturulurken öğrencilerin öğrenme hızları, öğretilecek konunun miktarı, öğrencilerin performans seviyesi, ilgi, iş birliği gibi özelliklere dikkat edilir. Wiater’a (2008) göre oluşturulan gruplarla gerçekleştirilecek farklılaştırılmış ders çeşitli açılardan gerçekleştirilir. Örneğin;

dersin amacı, derste öğretilecek konu, derste uygulanacak metot vb. çeşitlendirilir ve farklı grupların bu anlamda farklı amaçlara ulaşması, farklı oranda konuyu çalışması veya farklı metotlarla öğrenmeleri sağlanabilir.

Dersin farklılaştırılması kaynaştırma eğitimi için gereklidir. Sınıf ve alan öğretmenlerinin bu alanda yeterli olması için gerekli eğitim verilmelidir.

Farklılaştırma nitelikli bir kaynaştırma eğitimi için gereklidir. Farklılaştırma uygulamayan ve öğrencilerini homojen bir grup kabul ederek, sınıfının tamamına aynı amaç, konu ve metotla eğitim veren bir öğretmen ortalama öğrenciyi kendisine dayanak alarak eğitim-öğretim uygulamalarını gerçekleştirecektir.Böylesi bir durumda ise özel eğitime ihtiyaç duyan öğrenciler ve buna ihtiyaç duymayan ancak zayıf pozisyondaki öğrencilerle performansı yüksek olan öğrenciler zarar görecektir. Çünkü performansı düşük olan veya sınıfın geneli için uygulanan metotla öğrenmekte zorlanan öğrencilerin sahip oldukları seviyenin çok üzerindeki konuları anlamaları ve öğrenmeleri beklenmemelidir. Bu tip öğrencilerin yanında performansı yüksek olan öğrencilerin de ortalama öğrenciiçin düzenlenmiş bir derste yeterli gelişme gösteremeyip, geriden gelen öğrencileri beklemeleri söz konusu olabilecektir.

İyi düzenlenmiş bir kaynaştırma eğitimi düşünülenin aksine özel
gereksinimi olmayan öğrencilere zarar vermeyen ve hatta faydalar sağlayan bir uygulamadır

Diğer taraftan sınıfında özel eğitime gereksinim duyan bir öğrenciye eğitim vermek durumunda olan sınıf veya alan öğretmeninin özel eğitime gereksinim duyan öğrencinin sahip olduğu yetersizlik ve buna dayalı özel eğitim ihtiyacı hakkında yeterli bilgiye sahip olması gerekir. Bu alandaki bilgiye sahip olmayan bir öğretmen büyük bir ihtimalle öğrencisinin eğitim ihtiyaçlarını yanlış tahmin edecek ve onun özelliklerini bilmediği için zarar da verebilecektir. Bu olumsuz durumlara örnek verilecek olursa:

• Özel yeteneğe ve üstün zekâya sahip çocukların eğitimi eğer onların sahip olduğu bu potansiyele uygun bir şekilde düzenlenmez ve diğer öğrencilerle aynı hızda öğrenmeleri beklenirse çeşitli davranış sorunlarının ortaya çıkması söz konusu olabilecektir. Bu durumdaki erkek öğrencilerin saldırgan, kızların ise içine kapanık bir tavır almaları bu durumun neticesinde ortaya çıkabilecek davranışlardandır (Alvarez, 2007).

• Otizm spektrum bozukluğuna sahip bir öğrenci için de öğretmenin bilmesi gereken önemli hususlar vardır. Örneğin, diğer öğrencilerde öğrenme açısından sıkça kullanılan “deneme-yanılma” metodu otistik davranış gösteren bireylerde beklenileni veremeyen bir metottur. Ayrıca karmaşık soruların anlaşılamaması da otizmli bireyler hakkında iddia edilen bir durumdur. Diğer öğrenciler tarafından anlaşılan bir konu, karmaşık bir halde otizmli öğrencilere öğretilmeye çalışılırsa muhtemelen başarısız olunacaktır. Bu tür bilgilere sahip olmayan bir sınıf veya alan öğretmeni yanlış yöntemler kullanması ya da birtakım karmaşık konuları otizme sahip öğrencilerine öğretmeye çalışması durumunda muhtemelen başarısız olacaktır (Sterr, 2001).

• Zihinsel yetersizliğe sahip öğrenciler de özel eğitime ihtiyaç duyan diğer öğrenciler gibi farklı bir takım gereksinimlere sahiptirler. Bu öğrencilerle iletişime geçildiğinde onların anlayabileceği sözcüklerin kullanılması ve basit ifadelerle konuşulması gerekir. Kaynaştırma eğitimi verilen sınıfta bu
öğrencilerin öğretim amaçları diğer öğrencilerden farklı olmalıdır.

Yukarıda belirtilen bilgilere ek olarak birçok özellik belirtilebilir. Özel eğitim gereksinimi olan öğrencilerin kendilerine özgü öğrenme özellikleri için doğru uygulamaları gerçekleştirememek kaynaştırma eğitiminin başarısız olmasına yol açacaktır

Gezici öğretmenın özelliklerı....Türkiye’de yaygın bir şekilde var olmasa da kaynaştırma eğitiminde önemli rol oynayan bir başka personel de gezici öğretmendir. Gezici öğretmenler özel eğitim öğretmenleridir.

Gezici özel eğitim öğretmeninin vazifeleri başlıca şu dört konu altında toplanabilir

• Kaynaştırma yoluyla özel eğitim alan öğrencinin bulunduğu okulda ona ders veren öğretmenlerin ve idarecilerin ve de çocuğun ebeveynlerinin çocuğun özel eğitim ihtiyacı ve diğer gereksinimleri açısından bilgilendirilmesi gezici öğretmenin görevidir. Bu görevi gerektiğinde özel gereksinimli çocukla çalışan terapistlere, diğer okul personeline vb. karşı da gerçekleştirebilir.

• Gezici öğretmen özel gereksinimli öğrencilerin eğitimleri esnasındaki değerlendirmelerini yapmak açısından da eğitimcilere destek verir. Bu değerlendirmeler sayesinde öğrencinin ulaştığı seviye veya gerileme varsa mevcut seviyesi belirlenir ve bu seviye üzerinden yeni eğitim planları gerçekleştirilir. Gezici öğretmen bu anlamda sahip olduğu özel eğitim bilgisiyle bireysel eğitim planlarının yapılmasında da genel eğitim öğretmenlerine destek olur. Bununla beraber okul içerisinde idari, fiziki, didaktik vs. açılardan yapılması gereken değişiklikler varsa bunların tespitini gerçekleştirir ve kaynaştırma eğitimini bu yolla da nitelikli hâle getirmeye çalışır.

NOT...Gezici özel eğitim öğretmeni sadece genel eğitim okullarına değil özel eğitim okullarına da destek verir.

Gezici öğretmenin özel eğitim okullarında da görevleri mevcuttur. Özel

gereksinimli öğrencilerin farklı yetersizliklere sahip olması sıkça görülen bir
durumdur, örneğin; görme yetersizliği olan öğrencilerin eğitim aldığı bir okulda
eğitim alan, görme yetersizliği olan bir öğrencinin aynı zamanda otizm sorununa
da sahip olması gibi. Görme yetersizliği olan öğrencilere eğitim veren özel eğitim
öğretmenleri otizm hakkında yeterli bilgiye sahip olmayabilirler. Bu durumda,
otizm konusunda uzmanlaşmış bir gezici öğretmen hem görme yetersizliği hem de otizm sorunu sağlayabilecektir.
olan öğrenci için uygulamaya yönelik birçok teknik desteği

GÖLGE ÖĞRETMEN

Kaynaştırma eğitiminde rol alan bir diğer personel grubu ise gölge öğretmen
şeklinde gayriresmî olarak ifade edilen kişilerdir. Gölge öğretmen genel olarak kaynaştırma sınıfında eğitim alan bedensel, zihinsel engelli veya otizmli vb. öğrencilerin eğitimlerine yardımcı olmakla sorumludur. Bu kişilerin görevleri öğrencinin tuvalete gitmesine yardım etmeyi de içerecek şekilde iletişim konusunda yardımcı olmayı, öğrenme esnasında ona eşlik etmeyi ve öğrencinin engelinden dolayı ortaya çıkan diğer eksiklikleri olabildiğince ortadan kaldırmak için ona destek vermeyi kapsar. Öğrencinin sosyal ve duygusal gelişimini desteklemek, bunun için uygun aktiviteleri organize etmek de gölge öğretmenin vazifeleri içerisindedir.

Gölge öğretmenin kaynaştırma öğrencisinin arkadaşı olmaktan ziyade onun akranlarıyla ilişki ve arkadaşlık kurabilmesi için uygun ortamı hazırlaması gerekmektedir. Bunun yerine çocukla arkadaşlık bağı kurması ve akranlarından
uzak kalmasına sebep olması gölge öğretmenin yapacağı bir hata olacaktır.

ILK ÖGRETIM SISTEMI

Nitelikli bir kaynaştırma eğitiminin gerçekleşmesi, yeterli sayıda ve yeterli
eğitim seviyesinde eğitimcinin ve diğer personelin eğitim sürecine katılması ile
mümkündür. İki öğretmen sistemi Türkiye’de özel eğitim okullarında ve genel eğitim okullarında hizmet veren özel eğitim sınıflarında uygulanan bir sistemdir.
Kaynaştırma sınıflarında örneğine pek rastlanmasa da eğitim bilimi açısından
gerekli görülen bir uygulamadır.
Eberwein’e (2008) göre iki eğitimci sisteminde kaynaştırma sınıfında
iki tane öğretmeni) olabileceği gibi, biri sınıf öğretmeni (veya alan öğretmeni) diğeri özel
öğretmen eğitim verir. Bunların ikisi de sınıf öğretmeni ( ya da alan eğitim öğretmeni de olabilir. Farklı bir uygulamada ise bir sınıf öğretmeninin
yanında ona yardımcı olan bir eğitimci (öğretmen yardımcısı) ile iki öğretmen
sistemi gerçekleştirilebilir.
İki öğretmen sisteminin amacı sınıf içerisinde farklı öğrenme hız ve
seviyelerine sahip öğrencileri kısa süreli farklılaştırılmış eğitime tabi tutmaktır.

Ancak Eberwein’a (2008) göre Avrupa’da bazı sınıf öğretmenleri sınıflarındaki
normal gelişim gösteren öğrencilerle ilgilenirken, kaynaştırma öğrencisini özel
eğitim öğretmeniyle yalnız bırakmaktadırlar. Bu durumda yine beklenilen
kaynaşma gerçekleşmemekte, iki farklı grup sürekli aynı öğretmenlerle aynı sınıf
içerisinde ayrışmış bir şekilde eğitim almaktadır. Bu durumun kaynaştırma eğitimi
açısından bir getirisi yoktur.

REHPER VE ÖĞRETMEN VE OKUL YÖETEMI
Rehberuygulamalarında düzenleyici bir rol oynamaktadırlar. Okul içerisinde hangi sınıfta
öğretmenler Türkiye’de genel eğitim okullarındaki kaynaştırma kaynaştırma öğrencisi olduğu ve bu öğrencinin özel eğitim ihtiyacının ne olduğu hakkındaki bilgiler genel olarak okullardaki rehberlik servisi bünyesinde toplanmaktadır.

Rehber öğretmenler, Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre BEP Geliştirme Biriminin bir üyesidirler. Rehber öğretmenler sahip oldukları rehberlik
ve psikoloji bilgisiyle kaynaştırma öğrencilerinin bilhassa bu alandaki ihtiyaçlarını
BEP’e yansıtmak için görev alırlar. Türkiye’de kaynaştırma eğitimi veren sınıf

öğretmenlerinin verdiği bilgilere göre, BEP hazırlama sürecine en fazla katılan okul
içi personeli rehber öğretmendir Okul yönetimi kaynaştırma eğitimi alan öğrencinin eğitim sürecini takip eder. Kaynaştırma eğitiminde görev alan personelin eş güdüm içerisinde
çalışmasını temin etmek de okul yönetiminin vazifesidir. Bu bakımdan okul
sahip olmaları çok önemlidir.

KAYNASTIRMA EGITIMINDE GÖREV ALAN PERSONEL EGITIMI

Kaynaştırma eğitiminde görev alan personelin temel eğitiminin ve hizmetiçi
eğitiminin gelişen bilimsel yenilikler çerçevesinde düzenlenmesi ve uygulanması
gerekmektedir.Heimlich’e göre modern kaynaştırma eğitimi açısından artık dersin farklılaştırılması ve genel anlamda özel eğitim bilgisi konuları kaynaştırma eğitimi
yapan ya da yapacak olan öğretmenler için yeterli değildir. Sınıf ve alan
öğretmenlerinin kaynaştırma eğitiminde öğrencilerin ihtiyaçlarını ortaya
çıkarabilme (özel eğitim açısından tanı bilgisine sahip olma), bireysel eğitim
gerçekleştirebilme ve sistematik olarak öğrenci başarısının değerlendirebilme
bilgisine de sahip olmaları gerekmektedir (akt. Schäfer/Rittmeyer, 2015).

Öğretmen eğitimi farklı personelin eş güdüm
içerisinde çalışması için de bir temel
oluşturmalıdır.
Kaynaştırma eğitimi üzerine çalışan personel kişisel olarak ve grup olarak
gerçekleştirdikleri çalışmaları kendi açılarından da değerlendirmelidirler. Yani,
öğretmen gerçekleştirdiği kaynaştırma uygulamasını nitelik açısından nasıl daha
ileriye götüreceğini, kendi yaptığı çalışmadaki eksiklikleri öz eleştiriye tabi TUTMASIDR...

Önemli bir nokta da kaynaştırma eğitimini uygulayacak personelin ailelerle
de nitelikli bir iş birliğini kurabilmesidir. Bu bakımdan öğretmenlere lisans
eğitimleri ve hizmetiçi eğitimleri esnasında özel eğitime gereksinim duyan
çocukların aileleri ve bu ailelerle nasıl iş birliği içinde çalışacakları konusunda da
BILGI VERILMELIDR...





ÜNİTE:5
KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNDE
EKİP ÇALIŞMASININ ÖNEMİ:
Kaynaştırma, özel gereksinimli öğrencilere ve sınıf öğretmenlerine gerekli destek hizmetlerin sağlanması koşuluyla, bu öğrencilerin tam ya da yarı zamanlı olarak akranlarıyla birlikte genel eğitim sınıflarında eğitim almaları olarak tanımlanmaktadır. Kaynaştırma yoluyla eğitimin etkili olabilmesi için hem yasalar ve politika düzeylerinde hem de daha mikro düzeylerde,yani okul seviyesinde ve eğitim sürecinin içindeki bireylerle bazı çalışmaların yapılması ve çeşitli mekanizmaların
geliştirilmesi gereklidir.
92 ülke tarafından imzalanan Salamanca Bildirgesi, özel gereksinimli
öğrencilerin kaliteli eğitime erişimi konusunda gereken hedefin sadece eğitim sistemine dâhil edilmelerideğil, eğitim sisteminin tüm öğrencileri kapsayacak bir yapıya kavuşturulması olduğunu uluslararası anlamda tanıyan ilk belge olmuştu.
Salamanca Bildirgesi’nde eğitimin tüm çocuklar için temel bir hak olduğu ve eğitim sistemlerinin farklı çocukların gereksinimlerini karşılayacak biçimde planlanması ve yapılandırılmasının gerektiği
Savunulur ve bildirge tüm hükümetlere aşağıdaki konularda çağrıda
bulunur:
•“Bireysel farklılıklara ve güçlüklere bakılmaksızın, eğitim sistemlerini tüm çocukları kapsayacak şekilde geliştirmeleri konusuna en üst düzeyde siyasi ve mali önceliği vermeleri,
•Bütünleştirme prensibini, aksi yönde zorlayıcı sebepler olmadıkça bütün çocukları genel eğitim okullarına kayıt ederek, yasalarla ya da
politika olarak kabul etmeleri,
•Bütünleştirici okullar konusunda deneyimi olan ülkelerle örnek projeler geliştirmeleri ve bilgi alışverişini desteklemeleri,
• Özel eğitim gereksinimi olan çocuk ve yetişkinlere sunulan eğitim
hizmetlerinin,planlama, izleme ve değerlendirmesi için yerelleşmiş ve katılımcı mekanizmalar kurmaları,
•Özel eğitim hizmetlerinin sağlanmasıyla ilgili karar verme ve planlama
süreçlerine anne-babaların, toplumun ve özel gereksinimli bireylerle ilgili çalışan kurumların etkin katılımını teşvik etmeleri,
•Bütünleştirmenin,erken tanı ve müdahaleyle aynı zamanda mesleki eğitim alanlarında daha çok çaba harcaması,
•Bütünsel bir değişim kapsamında, hizmet öncesi ve hizmet içi öğretmen yetiştirme programlarının, genel eğitim okullarının özel gereksinimleri karşılamalarını sağlayacak nitelikte olmalarını sağlamaları.

2006 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin (EHİS) 24. maddesiyle ise, bütünleştirme yoluyla eğitim alma hakkı uluslararası hukukta güvence altına alınmıştır.Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme madde 24:
a) Engelliler,engelleri nedeniyle genel eğitim sisteminden dışlanmamalı,engelli çocuklar engelleri nedeniyle parasız ve zorunlu ilk ve ortaöğretimin olanaklarının dışında tutulmamalıdır.
b) Engelliler, yaşadıkları çevrede bütünleştirici, kaliteli ve parasız ilk ve ortaöğretime diğer bireylerle eşit olarak erişebilmelidir.
c) Bireylerin ihtiyaçlarına göre makul düzenlemeler yapılmalıdır.
d) Engelliler,genel eğitimden etkin bir şekilde yararlanabilmeleri için genel eğitim sistemi içinde ihtiyaç duydukları desteği almalıdırlar.
e)Engellilere yönelik bireyselleştirilmiş etkin destekleyici tedbirler,
engellilerin tam katılımı hedefine uygun olarak, akademik ve sosyal gelişimi artırıcı ortamlarda sağlanmalıdır.

İŞ BİRLİĞİ VE EKİP ÇALIŞMASI NEDİR?
Eğitimin temel amacı,ayrım yapmaksızın her bireyi akademik sosyal ve duygusal bakımdan en üst seviyeye ulaştırmaktır. Bunu gerçekleştirebilmek için ailelerin, okulun, uzmanların bir arada ve uyum içerisinde çalışmaları gerekir.

İş Birliğinin Tanımı
İşbirliği kavramı, bir amacı gerçekleştirmek için başkalarıyla birlikte
çalışabilmektir. Bu kavram özellikle eğitimde çok yaygın olarak kullanılan bir kavramdır. Okul içinde ve dışında, öğretmenler arasında, öğretmenler ve anne baba arasında, öğretmenler ve destek hizmeti veren uzmanlar arasında, öğretmenler ve toplumsal kurumlar arasında bir işbirliğinin olması anlamında gelir. Diğer yandan işbirliğinin çeşitli tanımları yapılabilir:
•İşbirliği,iki ya da daha fazla birey arasında bir amacı, ürünü ve olayı paylaşma sürecidir.
•İşbirliği;herhangi bir problemi çözmek, uzun ve kısa dönemli amaçlara ulaşmak için okul topluluğu içerisinde var olan olanakların paylaşımıdır.
•İşbirliği,okuldaki sorunları çözmek, kaygıları ve başarıları paylaşmak için gerçekleştirilen düzenli etkinlikler topluluğudur.
•İşbirliği, kaynaştırma okullarında gerilimi paylaşmak ve bir amacın
üstesinden gelmek üzere uzmanlar arasındaki etkileşim biçimidir.
•İşbirliği;planlama, karar verme, birlikte eylemde bulunma, birlikte düşünme, kaynak, güç ve yeteneklerin paylaşımıdır.Ekip ise bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelerek birlikte karar verme ve bir amaca ulaşmada işbirliği içerisinde bulunma kararlılığını gösteren ve en az iki kişiden oluşan gurup olarak tanımlanabilir.

NOT: Kaynaştırma eğitiminde ekip çalışması,uzmanların katkılarıyla gerçekleştirilir.Oluşturulan bir ekip aşağıdaki soruların cevabını açıkça ortaya koyarak çalışmalarına başlamalıdır:
•1.Eki p ne zaman ve nerede toplanacak.
•2.Ekibin her bir üyesi çocuğun özellikleri ve yeterlikleri hakkında ne tür bilgiler toplayacak.
•3.Toplanan bilgiler kim tarafından ne şekilde özetlenecek.
•4.Bireysel eğitim programı nasıl hazırlanacak
•5. Programda yer alan amaçlara ulaşmada kimler hangi sorumlulukları alacak.
•6. Çocuktaki gelişmeler nasıl izlenecek ve ne tür yeni kararlar alınacak.
•7. Aile okul öğretmen ve uzman arasın
daki iletişim nasıl sağlanacak.

İş Birliğinin ve Ekip Çalışmasının Özellikleri
Okullarda gerçek anlamda iş birliği yapıldığını söylemek için işbirliğinin aşağıdaki özellikleri yansıtması gerekmektedir:

.Gönüllülük:İş birliğinde gönüllük esastır. İş birliği yapacak kişilerin birilerinin dayatmasıyla değil de kendi istek ve arzuları ile iş birliği yapmak istemeleri çok önemlidir.

.Eşitlik:İş birliği yapan öğretmenlerin, bireysel görüşlerine ya da duruma katkılarına eşit şekilde değer verilmesi, ilgili okulda gerçek anlamda iş birliği yapıldığını gösteren bir diğer özelliktir.

.Ortak bir amaç:Öğretmenler ortak bir amaç olduğu zaman iş birliği
yaparlar. Dolayısıyla iş birliği yapan öğretmenlerin ortak amaç doğrultusunda çaba sarf etmeleri, iş birliğinin göstergelerindendir.

.Önemli kararlarda sorumluluğu paylaşma: Ekip anlayışıyla iş birliği içinde çalışıldığında görev dağılımı yapılmasına rağmen, önemli kararlarda ekibin tüm elemanlarının sorumluluğu paylaşması,yani kararlara ortak olması, gerçek anlamda iş birliğinin gereklerindendir

.Sonuçlarda sorumluluğu paylaşma:Önemli kararlar alınırken ekipteki tüm üyeler sorumluluğu nasıl paylaşmalı ise,ekip çalışmasının sonucu olumlu ya da olumsuz olduğunda da aynı şekilde sorumluluğun paylaşılması gerekir

.Ortak kaynaklar:İş birliği içinde çalışan her öğretmen ya da personel
kendine özgü kaynakları sürece dâhil eder. Sürece dâhil edilen kaynaklar iş birliğini pekiştirir ve eşitliği yansıtır. Kaynaklar kişiye ve duruma göre; zaman, uzmanlık, materyal, yer ya da diğer durumlar olabilir

.Gelişme:İş birliğine dayalı çalışmalar, aynı zamanda devam eden mesleki gelişmeyi de simgeler. İlk iş birliğine dayalı çalışmalarda uzmanlar acemilik yaşayabilirken iş birliği çalışmalarında deneyimin artması, bu sürecin olumlu yönde gerçekleşmesi ve gelişmesini de etkiler.

Oluşturulan Ekipte Yer Alan Uzmanlar ve Diğer Elemanlar Kimlerdir?
Oluşturulan bu ekipte yer alan uzmanlar ve diğer elemanlar şu şekilde
sırlanabilir.
•Okul personeli
•Destek personeli
•Anne ,baba ve öğrencinin kendisi
•Motor gelişim personeli
•Tıp personeli

1.Okul Personeli: Okulda bulunan sınıf öğretmeni, özel eğitim öğretmeni, okul yöneticisi, yardımcı öğretmenler ve okulda bulunan diğer görevliler okul personelini ifade eder.

.Sınıf öğretmeni:Özel eğitime gereksinimi olan öğrencinin farkında olarak sınıfındaki etkinlikleri ve sınıf ortamını düzenler, ailelerle görüşmeler yapar,diğer öğrencileri bilinçlendirir, çeşitli taramalar yapar, sınıfındaki kaynaştırma öğrencisinin eğitimiyle yakından ilgilenir, çocuğun eğitimiyle ilgili olarak alınacak eğitsel kararlara katılır. Sınıf ve okul ortamının kaynaştırma eğitimi için çocuğun engeline göre önceden düzenlenmesi, onun adaptasyonunu kolaylaştıracak önemli bir etkendir. Engelli çocukların normal akranlarıyla bir arada bulunduğu sınıflarda aynı sırayı ortak kullanmaları, ayn ı etkinliklere katılmaları araları ndaki iletişimi etkileyen etmenlerdendir. Bu da eğitim ortamındaki düzenlemelerle sağlanabilir. Kaynak odalar oluşturularak engelli öğrencilerle ders dışı zamanlarda da ilgilenme ve öğrenciyi eksik olduğu yönlerde geliştirmeye yönelik uygulamalara gidilmelidir.

•Özel eğitim öğretmeni: Eğer okul bünyesinde var ise özel eğitim öğretmeni,özel gereksinimi olan öğrencilere ve ailelerine verilen özel eğitim hizmetlerinin geliştirilmesinden, uygulanmasından ve değerlendirilmesinden doğrudan sorumludurlar.

•Okul Yöneticisi: Özel gereksinimi olan öğrencilere ve ailelerine verilecek eğitim ve destek hizmetlerinin gerçekleştirilmesinde okul yöneticileri de görev alırlar. Hizmetlerin başlatılmasında, planlanmasında, uygulanmasında ve değerlendirilmesinde başkanlık ve koordinatörlük sorumluluğunu üstlenebilirler.Okul yönetimi özel gereksinimli çocuğu kabullenici bir tutum sergileyerek sınıf öğretmenine, fiziksel düzenlemeler, gerekli öğrenmeler ve uygulamaları sağlaması için destek vermelidir.

•Öğretmen Yardımcısı: Özel eğitim hizmetlerinin verildiği ortamlarda,
öğretim hizmetlerinin daha etkili ve verimli olmasını sağlamak amacıyla öğretmenlere ve diğer uygulayıcılara yardımcı olur.

2.Okul Destek Personeli: Oku destek hizmetleri, özel gereksinimi olan bireylerin ilişkili hizmetlerini karşılamak üzere destek hizmet personeli tarafından sağlanan hizmetlerdir. Okul destek personeli, psikolog, psikolojik danışman, sosyal çalışmacı, özrün türüne göre görev alan terapistlerden (ör. dil ve konuşma terapistleri vb.) oluşur. Bu ekip, özel gereksinimi olan çocukla ilgili genel ve özel eğitim öğretmenlerine, aile ve çocuğa destek olurlar.

3. Anne baba ve özel gereksinimi olan çocuk:Kaynaştırma programları bir ekip çalışması olarak yürütülmekte;özel eğitimciler, normal sınıf öğretmenleri ve anne babalar ekibin aktif üyesi olmaktadırlar. Anne babalar uygulamaların başarılı olmasında en etkili elemanlar olarak kabul edilmekte, çocuğun okul dışı performansı hakkında bilgi vermekte, eğitim programlarının amaçlarının belirlenmesine katkıda bulunmakta, eğitim programının evde uygulanması gereken boyutunda öğretmen rolü oynamakta ve dolayısıyla eğitimde ev okul
paralelliğini sağlamaktadırlar.
Anne ve babaları öğretmenler gibi çocuğun eğitime ve gelişiminde önemli görevler üstlenen kişilerdir. Özel gereksinimi olan çocuğun anne babası,çocuğun eğitiminin her kademesinde görev almalıdır.
•Özel gereksinimi olan çocuk: Çocuğa ,anlayabileceği bir tarzda, gelişimi hakkında gerekli bilgiler verilmeli ve motivasyonu sağlanmalıdır. Bu durum öğretim hizmeti sunanlara yardımcı olacağından önemlidir.

4. Motor (hareket) gelişim personeli: Çocuğun hareket gelişiminde karşılaşılan sorunların belirlenmesinde,sağaltımında ve izlenmesinde görev alan özel yetişmiş uzmanlardır. Çocuğun gereksinimine göre bu uzmanların yardım ve işbirliğine gerek duyulur. Bunlar uzmanlar çocuğun gereksinimine göre fizyoterapistler ve iş uğraşı terapistleri olabilirler.

5. Tıbbi personel: Aileler özel gereksinimi olan çocukları hakkında ilk bilgileri elde etmek amacıyla doktorlara başvururlar. Doktorlar elde ettikleri bilgilerle çocuğun yetersizliğinin türüne, derecesine ,nasıl geliştiğine ilişkin bilgilere ulaşırlar. Görme, işitme ve sağlık taraması sonuçları aileye bildirilir. Gerekirse çocuk doktoru, nörolog, psikiyatrist, ortopedi uzmanı, kulak burun boğaz uzmanı, beslenme uzmanı, göz doktoru, diş hekimi ve başka uzmanlarda devreye girebilir.

KAYNAŞTIRMAYI BAŞARIYA ULAŞTIRAN ETMENLER NELERDİR?
Kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimin etkili olabilmesi, özel gereksinimli bireylerin kaliteli bir eğitim alabilmeleri ve toplumla en üst düzeyde bütünleşebilmeleri için hem mevzuat ve politika düzeylerinde hem de daha mikro düzeylerde,yani okul seviyesinde ve eğitim sürecinin içindeki bireylerle bazı çalışmaların yapılması ve çeşitli mekanizmaların geliştirilmesi gereklidir.

Kaynaştırmanın başarıya ulaşmasında çocukların birbirlerini kabul edip arkadaşlık kurmaları en önemli nokta olarak düşünülebilir. Okul
öncesi dönemde çocuklar genelde özel gereksinimli arkadaşları yerine normal gelişim gösteren arkadaşları ile oyun oynamayı tercih etmektedirler. Bu noktada ailelerin, öğretmenlerin yaklaşımları önem kazanmaktadır. Onların kabul edici tutumları, çocuklar tarafından model alınacaktır.

Kaynaştırma eğitiminin başarıya ulaşması için öncelikle öğretmenin hazırlanması gerekmektedir. Ardından engelli öğrencinin hazırlanması, diğer öğrencileri hazırlanması, ailenin ve yakın çevrenin hazırlanması ve bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanında okul yönetiminin sürece hazırlanması, uygun eğitim ortamının tesisi ve uygun öğretim programının oluşturulması gerekmektedir.





6.Unite

Kaynaştırma Egitiminin Yararları

Kaynaştırma Egitimi Nedir: Kaynaştırma eğitimi, özel gereksinimi olan öğrencilerin eğitimlerini, diğer
öğrencilerin devam ettiği okulların bünyesinde oluşturulan normal sınıflarda, diğer çocuklarla bir arada eğitim alması esasına dayanan bir uygulamadır. Özel
eğitime gereksinim duyan öğrencilerin eğitim uygulamalarında ve eğitim ortamları içerisinde en az kısıtlayıcı olanı “normal okul bünyesinde normal sınıf” yani
“kaynaştırma sınıfıdır”.

KAYNASTIRMA EGITIMIN AMACI VE ONEMI: Kaynaştırma ayrı bir bölüm hâlinde ele alınmış, ilkeleri ve
ölçütleri verilmiştir. Yönetmelikte kaynaştırma “ Özel eğitim gerektiren bireylerin, yetersizliği olmayan akranları ile birlikte eğitim ve öğretimlerini resmî ve özel okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yaygın eğitim kurumlarında , destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı özel sürdürmeleri esasına dayanan uygulamalarıdır."
Kaynaştırma eğitiminin amacı; özellikle sosyal beceri geliştirme, sorumluluk ve özgüven kazandırma, grup aktivitelerine katılma, motor davranışlarında artış sağlama vb. konularda eğitilebilir zihinsel engellilerin gelişimine katkıda bulunabilir. Ancak, kaynaştırmanın am acı yalnızca engelli çocuğun gelişimine katkıda bulunmakla sınırlı değildir. “Kaynaştırma, normal çocukların da gereksinimlerini karşılayan,
kapasitelerini kullanmalarına olanak sağlayan bir nitelik taşımalıdır. Kaynaştırma eğitiminde özel eğitime ihtiyacı olan çocuklar normal akranlarıyla birlikte eğitim gördüklerinden, normal öğrencileri kendilerine model alabilirler. Böylece iki grup arasında iletişim kurulmuş olur
Kurulan bu iletişim sayesinde kaynaştırma öğrencilerinin sosyal, bedensel ve zihinsel gelişimleri sağlanabilir. Normal öğrencilerin kaynaştırma öğrencilerini kabul etmeleri, onların kendilerine olan güvenini de arttırır. Kaynaştırma eğitimi, özel eğitime tabii olan öğrenciler ile ilgili olduğu gibi, onun başta ailesi olmak üzere, öğretmeni, okulu ve aynı sınıfta birlikte olduğu normal eğitim alan öğrenciler ile
de yakından ilişkilidir. Dolayısıyla söz konusu eğitimin yararları da daha geniş bir perspektifte ele alınabilir. Kaynaştırmanın en önemli yararı doğrudan engelli çocuğa
ilişkindir. Refleks kökenli davranışlar dışında insan davranışlarının hemen tamamı öğrenme sonucunda elde edilir.

KAYNASTIRMA EGITIMININ YARARLARI: Kaynaştırma programı, engelli çocukların sınıf faaliyetlerine tam ve etkin olarak katılmalarını sağlamak amacıyla gerekli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir. Ayrıca kaynaştırma programı, öğretim teknik ve faaliyetlerini özel ihtiyaçlara göre (engelli grubu tanınmalı ve buna göre tedbir alınmalıdır.) adapte eden öğretmenlerin, bu çocukların kapasitelerinin tümünü kullanabilme fırsatı bulabilmesine yardımcı olmayı hedefler.
Bu çerçevede kaynaştırma eğitiminin yararlarını şu şekilde özetlemek mümkündür:
• Çocuğun diğer çocuklarla bir arada bulunarak bazı davranışlarını akranlarından öğrenmesi kaynaştırma eğitimi yoluyla daha kolay gerçekleşmektedir.
• Toplumun engellilerin sorunlarını bilmesi için onlarla birlikte yaşamasının birincil koşul olduğu düşünülürse, sorunları bilen ve gören toplumun, bu sorunlara çözüm araması ve bu tür çocuklarla birlikte yaşamayı öğretmesi bakımından hazırlanmasına katkıda bulunacaktır
• Kaynaştırma, özel gereksinimi olan öğrencilerde gerçekçi
bir benlik yapısının gelişmesine(durumu olduğu gibi kabullenmesine ve gizil güçlerini kullanmaya yönelmesine) olumlu etkilerde bulunacaktır
• Ayrıca normal akranları ile birlikte eğitim gören çocuğun sosyal gelişiminin, engelliler için açılan sınıflardakinden çok daha hızlı olması kaynaştırma eğitiminin bir diğer önemli yönüdür Normal çocuklar da kaynaştırma programlarından pek çok yönde yararlanmaktadırla . Birincisi, ileriki yasamlarinda karşılaşabilecekleri engelli çocukları önceden tanımaları anlamaları mümkün olabilecektir. İkincisi, kaynaştırma ortamlarında bireyse farklılıkları daha kolaylikla fark edip anlayabileceklerdir. Kaynaştırma uygulamasının, gerek kaynaştırılan öğrenciye, gerekse çevresine pek çok yararı vardır. Bu yararlardan belli başlıları şöyle gruplanabilir:
KAYNASTIRMA EGITIMININ AILELERE YARARLARI
Kaynaştırma eğitiminin kaynaştırma eğitimi öğrencinin ailesine yararları: Kaynaştırma eğitiminin yararı olan kesimlerin başında, söz konusu eğitimi alan çocukların aileleri gelir. Çünkü bu çocukların aileleri , genellikle ya çocuklarının durumunun farkına varmazlar ya da bu kabullenmekte zorluk çekerler. Bu da çocukların sağlıklı gelişimini olumsuz etkiler. Anne ve babanın, çocuklarının eğitimi ile ilgilenen uzman, rehber öğretmen ve
sınıf öğretmeniyle iletişim hâlinde bulunması onlara güç ve cesaret verir. Aileler çocuklarına nasıl yardımcı olabilecekleri konusunda yeni yollar öğrenirler. ailelerin çocuktan beklentileri çocukların kapasiteleriyle uygunluk göstermeye başlar, okula bakış açıları değişir; aileler çocuklarının ihtiyaçları karşısında daha duyarlı olurlar , çocuktaki gelişmeleri gördükçe kaygıları azalıp güvenleri artar, aile içi çatışmalar azalır, çocuklarına yardım konusunda yeni yollar edinirler.
Kaynaştırma eğitiminin sınıftaki diğer öğrencilerin ailelerine yararlari: Normal gelişim gösteren çocuklara sahip bazı aileler, kaynaştırma öğrencisi ile aynı sınıfta okumaları hâlinde çocuklarının zarar göreceğini düşünürler. Diğer çocukların aileleri “Kendi çocuklarının kaynaştırma öğrencileriyle bir arada eğitim almaya başladıktan sonra, farklı bir şekilde görünen ve davranan bireylere karşı daha az korku ve önyargıyla davrandıklarını , bu artan rahatlığın ve farkındalığın aynı şekilde kendilerinde de olumlu değişiklikler oluşturduğunu ifade etmişlerdir."

Kaynaştırma Eğitiminin Öğrencilere Yararları: Özel eğitime ihtiyacı olan çocukların toplum tarafından kabul edilen beceri ve davranışları kazanması, eğitim yolu ile sağlanır. Toplum tarafından kabul görecek davranışların kazanılması, toplumsal değerlerin öğrenilmesi ve çocuğun yaşadığı çevreye uyum sağlaması ise kaynaştırma eğitimi ile gerçekleştirilir. Engelli çocukların okul günlerini normal gelişim gösteren arkadaşları ile birlikte geçirmesi, onlara yalnız oldukları zaman yaşayamadıkları sosyal ilişkiler için
birçok fırsat sağlamaktadır Bu fırsatlar, bir taraftan engelli çocukların iletişimlerini
ve sosyal becerilerini geliştirirken, diğer yandan da engelli ve normal gelişim
gösteren çocuklar arasında arkadaşlıklar tesis etmektedir. Böylece engelli çocuklar
uygun davranış modellerine sahip olmaktadırlar.
Normal gelişim gösteren çocukların kabul edilebilir davranışlarını engelli çocuklar gözlemleyerek taklit etmektedir Kaynaştırma öğrencilerinin engelinden dolayı sosyal becerilerinin yetersiz olması ve öğrendikleri sosyal becerileri kullanamamaları, karşılaştıkları problemlerin nedeni olarak gösterilmektedir. Çünkü sosyal beceriler; bireyin akranları, öğretmenleri, ailesi ve diğerleriyle olumlu sosyal ilişkiler kurması, bu ilişkilerin devam etmesi için gereklidir. İşte kaynaştırma eğitiminin en önemli yararlarından biri, bu ilişkileri geliştirmektir. Genel eğitim ortamlarında engelli çocuklara uygulanan üç
farklı programın etkisi incelendiğinde, yaklaşık olarak bu çocukların yarısının akademik performans geliştiremedikleri sonucuna varılmıştır. Sadece entegre eğitim programlarına veya sadece kendine özgü programlara katılanlardan çok her ikisine de katılan çocukların okuma konusunda önemli ölçüde başarılı oldukları görülmüştür. Kaynaştırma eğitiminde öğrencilere uygun eğitsel, sosyal ve fiziksel ortamlar
düzenlendiği için uyum, başarı ve kendilerine güven gibi kazanımları elde etmeleri kolaylaşır ve destek eğitimi sayesinde zayıf yonlerini Kısa sürede yeterli hâle getirebilirler. Bu eğitim ile kendine güven, takdir edilme , cesaret, sorumluluk, bir işe yarama duygusu gibi sosyal değerleri gelişir ve toplumda yer edinmeleri kolaylaşır. Model alma yoluyla özdeşim kurmaları kolaylaşır. İletişim kurma, iş birliği içinde olma, kabul görme, ortak yaşama ayak uydurma becerileri edinirler Öğrenme özelliklerine uygun yöntem teknik araç
ve gereçlerin kullanılması sayesinde öğrenmeleri pekişir
Kaynaştırma eğitiminde özel eğitime ihtiyacı olan öğrenci, akranlarıyla birlikte aynı sınıfta bulunurken, kendi seviyesine uygun dersleri almaktadır. Kendi seviyesine uygun derslerin alınması kaynaştırma öğrencisini başarıya daha kolay ulaştırır, bu da kaynaştırma öğrencisinin kendine olan güveninin artmasını sağlar • Kendine güven, takdir kazanma, cesaret ve sorumluluk alma özellikleri gelişir. • Sosyal yönden bütünleşmeleri kolaylaşır, • Zayıf oldukları yönlerini destek eğitimiyle hızla geliştirirler, • Uygun eğitsel ortamlarda özgüven ve başarı gelişir • Uygun yöntem ve tekniklerin kullanılmasıyla öğrenmeleri pekişir, • Olumsuzdan çok olumlu davranış gösterme sıklığı artar • Normal öğrencilerle birlikte çalıştıklarında başarı için istek
ve cesaretleri artar, diğer öğrencilerden model alma yoluyla
öğrenmelerinin önü açılır • İletişim ve sosyal becerileri gelişir, öğrenciler tüm yönleriyle bir bütün olarak gelişirler,
• Kaynaştırma, özel gereksinimli öğrencilerin, içinde yaşadıkları toplumla bütünleşmelerini kolaylaştırır • Normal öğrencilerin davranışlarının, özel gereksinimli öğrencilere model olmasına imkan sağlanmış olur.
Kaynaştırma eğitiminin sınıftaki diğer öğrencilere yararları:
Kaynaştırma eğitimi sürecinde, normal çocukların engelli insanları koşulsuz kabul etme, hoşgörülü olma, yardımlaşmayı öğrenme, ortak yaşayabilme demokratik ve ahlaklı davranabilme gibi anlayışları da gelişir. Bireysel farklılıkları doğal karşılarlar ve buna saygı gösterirler. Kendi
yetersizliklerini görme, bunları kabul etme ve giderme davranışları gelişir. Saldırganlık , kıskançlık, kendine güvensizlik gibi davranışlarında azalma görülür. Liderlik , model olma ve sorumluluk duygusu gelişir.
Kaynaştırma eğitiminin öğretmenlere yararları: Kaynaştırma uygulamalarının başarısını etkileyen en önemli faktörlerden
biride öğretmenlerdir. Öğretmenlerin bu eğitim ile birlikte koşulsuz kabul, hoşgörü, sabır, bireysel özelliklere saygı duyma davranışlarının geliştiği bilinen bir gerçektir. Bu eğitim sayesinde öğretmenlerin disiplinle ilgili değerlendirme becerilerinin geliştiği ve bireyselleştirilmiş eğitim programlarını hazırlamayı öğrendikleri de ifade edilmektedir.

KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNDEN BEKLENEN FAYDANIN
ARTMASI İÇİN NELER YAPILMALIDIR?
Eğitiminden beklenen yararın görülmesi için hem ebeveynlerin hem de
eğitim kurumlarının üzerine düşen görevleri yapması gerekmektedir. Genel eğitim okullarındaki özel eğitim sınıflarının öğrencileri, engelli ve engelli olmayan olmak üzere ikiye ayırdığı ve çoğu zaman da bu sınıfların okulun
gözden uzak bir köşesine bilinmektedir. Buna ilaveten özel
eğitim sınıflarının engelli öğrencileri yalnızca ders sırasında ayırmadığı, aynı zamanda ders dışı etkinliklerde de diğer öğrencilerden uzak tuttuğu bilinmektedir Özel eğitim ve kaynaştırma programının başarılı olması; programa mümkün olduğunca erken başlanmasına, öğretmenin konuya yaklaşımına ve yeterliliğine normal ve yetersizlik gösteren çocukların ailelerinin yaklaşımına, normal çocukların yetersizlik gösteren çocuklara yaklaşımlarına ve ortamın uygun şekilde hazırlanmasına bağlı olduğu soylenebilirlir.

HİÇBİRİMİZ ÖZÜRLÜ OLMAYI SEÇMEK DURUMUNA SAHİP DEĞİLİZ…







ÜNİTE 7

KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ ALAN ÇOCUĞUN GELİŞİMÖZELLİKLERİ
Kaynaştırma, özel gereksinimli öğrencilere ve sınıf öğretmenlerine destek özel eğitim hizmetleri sağlanması koşuluyla, bu öğrencilerin akranlarıyla birlikte genel eğitim sınıflarında eğitim almaları olarak tanımlanır.
Türkiye’de kaynaştırma uygulamalarının yeterli ve etkili bir biçimde yürütüldüğünü söylemek mümkün değildir. 2002 yılında yapılan Türkiye
Özürlüler Araştırması’nın sonuçlarına göre özel gereksinimli bireyler toplam nüfusun % 12,29’unu oluşturmaktadır. Aynı araştırmaya göre özel gereksinimli bireylerin oranı 0-9 yaş grubu içinde % 4,15; 10-19 yaş grubu içindeyse % 4,63’tür.2009-2010 eğitim-öğretim yılında 76.204 -ilköğretimde 71.142 ve ortaöğretimde
5.062- özel gereksinimli öğrenci kaynaştırma yoluyla eğitim almıştır. Genel eğitim okullarının içinde yer alan özel eğitim sınıflarında ise 15.712 özel gereksinimli öğrenci eğitim almiştir.
Kaynaştırma eğitimine alınabilecek öğrencileri ve yetersizliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür:
• Görme yetersizliği olanlar
• İşitme yetersizliği olanlar
• Zihinsel yetersizliği olanlar
• Öğrenme güçlüğü olanlar
• Ortopedik yetersizliği veya engeli olanlar
• Üstün ve özel yetenekliler ( Akademik alanda ve/veya sanat alanındaki yetenekleri açısından akranlarına göre üst düzeyde performans gösterme durumu).
ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÖĞRENCİLER
Zihinsel engelli çocukların gelişimleri, normal zekâya sahip olan çocukların gelişiminden bazı farklılıklar taşır.
Bedensel ve Motor Özellikleri:
• Beden gelişimleri geri veya tamamen durmuş olabilir.
• Zekâ özrünün getirdiği bir takım bedensel özellikler taşıyabilirler.
• Baş yapıları farklılık gösterebilir.
• Diş deformasyonları, anomalileri ve diş çürükleri çok sık görülür.
• Beden gelişimleri yaşıtlarına göre ağırdır.
• Yaşıtlarına göre kaslar gevşektir ve güç eksikliği vardır.
• Yaşıtlarına göre çok sık hasta olurlar.
• Yaşıtlarından çok daha fazla ve kalıcı sağlık sorunları vardır.
• Görme, işitme ve ortopedik ek özürleri olabilir.
• Basit ve karmaşık hareketleri uyum içinde yapmada zorlanırlar.

Akademik Özellikleri:
• Akademik kavramları geç ve güç öğrenirler. En çok sıkıntı duydukları alandır ve bu alanda en basit bir konuyu öğrenmeleri bile çok tekrar
ve uzun bir zaman gerektirir.
• Dikkat süreleri kısa ve dikkatleri çokdağınıktır.
• İlgileri, konu ne derece çekici olursa olsun kısa sürelidir.
• Soyut kavramları çok geç ve güç kavrarlar. Somut kavramları öğrenmeleri bir derece daha kolay olur. Bu nedenle soyut kavramlar
öğretilirken somut olaylardan örnek vermek daha kolay öğrenmelerini sağlar.
• Zaman kavramı çok geç ve güç yerleşir.
• Konuşmada sorun yaşarlar. Sözcüklerin yerinde kullanımı, doğru telaffuz etme, cümle kurma alanların da güçlük yaşarlar.
• Cümleler iki veya en fazla üç sözcükten oluşur, basittir.
• Konuşmada olduğu kadar söylenileni anlamada da güçlük çekerler. Onun için basit cümlelerle tek tek, net bir dil kullanarak konuşmak anlamalarını kolaylaştırır.
• Aldıkları bilgileri genelleme ve sınıflama yapamazlar.
• Öğrendikleri, kazandıkları bir bilgiyi bir başka alana aktarmada çok zorlanırlar ya da bunda başarısız olurlar.
• Yeni durumlara uyum sağlamada güçlük çekerler. Yeni ortamlara girerken gerginlik, direnme ve kaçma eğilimi gösterirler. Bu nedenle yeni ortama girerken bol bol destek göstermek gerekir.
• Ufak tefek engeller karşısında hemen pes ederler, çabuk yorulup savaşmaktan kaçarlar.
• Başladıkları işin ilk basamağında hata yaparlarsa kırılıp işi sonuna kadar sürdürmekten vazgeçerler.
• Öğrendiklerini çok çabuk unuturlar.
• Uzak gelecekle bir ilgileri yoktur.
• Algıları, tepkileri basittir.
• Duygu ve düşüncelerini bağımsız olarak ifade etme gücünden yoksundurlar, desteğe gereksinim duyarlar.

Sosyal Gelişim Özellikleri:
• Kendilerinden yaşça küçük olanlarla arkadaşlık etmekten hoşlanırlar.
• Yakın çevre ile dostluk kurmada zorlandıkları gibi, bunu sürdürmede de başarısızdırlar.
• Grup içinde başkaları tarafındanyönlendirirler.
• Oyun ve toplum kurallarına uymada zorlanırlar.
• Desteklenmedikleri sürece giyimlerinde gariplikler olur.
• Görgü kurallarını öğrenme ve bunları yerine getirmede zorlanırlar.
• Sosyal ilişkilerinde bencildirler.
• Sosyal faaliyetlere ilgileri azdır.
• Sosyal kabul görmelerini sağlayacak becerileri çok azdır veya hiç yoktur.

Kişilik Özellikleri:
• Kendilerine güvenleri yoktur, bağımsız hareket etmekten çekinirler.
• Cesaretleri çok kolay kırılır.
• Amaca ulaşmak için fazla çaba harcamazlar.
• Geç ve güç dostluk kurdukları gibi dostluk süreleri de çok kısadır.
• Sorumluluk almaktan kaçınırlar.
• Kendi başlarına bir işe başlama arzuları yoktur.
• Birlikte oldukları kişinin duygu ve düşüncelerini kabullenmeleri güçtür.
• Duygularını ifadede güçlük çekerler.

İŞİTME YETERSİZLİĞİ OLAN ÖĞRENCİLER
İşitme Yetersizliği: İşitme duyarlılığının kısmen veya tamamen yetersizliğinden dolayı konuşmayı edinmede, dili kullanmada ve iletişimde güçlük nedeniyle bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun
olumsuz yönde etkilenmesi durumudur.
İşitme Kaybı: İşitme testi sonucunda belli bir bireyin aldığı sonuçlar, kabul edilen normal işitme değerlerinden belirli derecede farklı olduğunda, işitme kaybı ortaya çıkmaktadır.
İşitme Engeli: İşitme duyarlılığının(16-20.000 Hz. ve 0.110 dB) kişinin gelişim, uyum-özellikle iletişimdeki görevleri yeterince yerine
getiremeyişinden ortaya çıkan durumdur.
İşitmeyen Birey: İşitme kaybının bir işitme cihazı ile ya da cihazsız, yalnız işitme yoluyla ana diline ilişkin bilgileri başarılı bir biçimde
işlemlemesini önemli derecede engellediği bireydir.
Ağır İşiten Birey: Genellikle bir işitme cihazının da yardımı ile işitme yoluyla dilsel bilgileri başarılı bir biçimde işlemleyebilmesine olanak verecek derecede işitme kalıntısı bulunan bireydir.
İşitme Engelliler: İşitme engelinden dolayı özel eğitime ihtiyacı olan bireylerdir.
Motor Gelişim Özellikleri
İşitme engelli çocuklar hiçbir engeli bulunmayan akranları ile aynı motor gelişim özelliklerini takip ederler. Örneğin yardımsız ayağa kalkma, yürüme, merdiven çıkma gibi
Bilişsel Özellikleri
İşitme yetersizliği bulunan çocuklar ile ilgili en önemli nokta bu çocukların normal zekâya sahip olduklarıdır. Ancak konuşma ve öğrenme de işitme engeli nedeniyle akranlarına göre zihinsel süreçler açısından belli ölçüde gerilik
gösterebilmektedirler.

Sosyal Ve Duygusal Gelişim
Aile- çocuk etkileşimi çocuğun
sosyal ve duygusal gelişiminde en önemli faktördür. İletişim kurmak; aile ile çocuğun düşüncelerini, toplumsal değerlerini, sosyal hayatı paylaşması sonucunu doğurur.

Dil gelişimi
Dil gelişimi çocukların olumsuz olarak en çok etkilendiği gelişim alanlarından biridir. Çocukta dil kazanımı birbirine bağlı aşamalardan meydana gelir. Buna göre sesleri duymayan ve sözel uyaranları algılayamayan çocuğun dil
kazanımı tam olarak gerçekleşemez. Dil kazanımının tam olarak gerçekleşememesinin bir diğer sebebi de ailenin çocuğa yeterli sözel tepkiyi vermemesidir.

GÖRME YETERSİZLİĞİ OLAN ÖĞRENCİLER
Görme keskinliği, belli bir mesafeden (610 m) görme ve ayrıntıları ayırt edebilme yeteneğidir. Görme alanı, dümdüz karşıya bakarken başımızı sağa sola oynatmadan görebildiğimiz alandır.Kör, bu iki kavrama göre görme keskinliğinin 20 / 200’ ine sahip olan ve görme alanı sadece merkezdekilerle sınırlı olan kişidir.
Az gören birey ise görme keskinliği 20/70 ile 20/200 arasında olan ve gözlük, büyüteç gibi yardımcı araçlarla veya büyük puntolu yazılar,
aydınlatma, zıtlık, çevre düzenlemeleri vb. materyallere ve düzenlemelerle görme gücünden yararlanabilen kişidir.Görme yetersizliği, diğer yetersizliklere oranla rastlanma sıklığı düşük bir yetersizliktir. Küçük çocuklardan çok yetişkin bireylerde görülen bir yetersizlik ve toplumun %15’i ile %56’sında bu duruma rastlanıyor. Görme yetersizliği olan
bireylerin ise % 25’i gören okuyucu, %10’u Braille okuyucusu, %7’si de işitsel okuyucu olarak adlandırabileceğimiz derecede görme yetersizliğine sahip.Eğitsel açıdan kör, eğitimde dokunsal ve işitsel materyallere ihtiyaç duyan
kişidir. Bu tanım ilk olarak okumayı akla getirmektir. Eğitsel açıdan az gören, görme duyusunu öğrenme amacıyla kullanabilen
kişidir. Görme engelli çocuklar çevredeki olayları ve nesneleri bütünüyle anlayamazlar. Kavramsal gelişimleri normal çocuklara oranla daha geridir. Özellikle soyut kavramlarda başarı düşüktür.Görme engelli çocukların en fazla sıkıntı çektikleri konu, alan kavramıdır. Çünkü diğer duyularını kullanarak öğrenme çabası
göstermekte, alana ilişkin bilgilerde diğer duyuları sınırlı kalmaktadır.Görme engelli çocukların görme duyusu yoksunluğu, çoğu
bilgilerden yoksun kalmalarına neden olur. Bunun için onların dokunma duyusunun kullanımı daha aktiftir. Görme engelli çocukların kavram, soyutlama ve sınıflama gelişimi yaşıtlarından hep geride kalmaktadır.Dil öğrenilen bir özelliktir. İşitsel olması
nedeniyle görme güçlüğü olanların dil gelişimlerine olumsuz etkisi yok denecek
kadar azdır.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÖĞRENCİLER
Özgül öğrenme güçlüğü (ÖÖG) bireysel olarak uygulanan standart testlerde, kişinin kronolojik yaşı, ölçülen zekâ düzeyi ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda; okuma, matematik ve yazılı anlatımın, önemli ölçüdebeklenenin altında olmasıdır. Özgül Öğrenme Güçlüğü terimi, “disleksi” (okuma alanında güçlük),
“disgrafi” (yazı alanında güçlük) ve “diskakuli” (matematik alanında güçük)
terimlerinin hepsini kapsamaktadır.
Öğrenme Güçlüğü
• Doğuştandır.
• Görme işitme sorununa bağlı değildir.
• Zekâ sorununa bağlı değildir.
• Eğitimdeki aksamalar, sık okul değişikliği gibi nedenlere bağlı değildir.
• Beyindeki bazı farklılıklar nedeniyle öğrenme süreçlerinden bir ya da
birkaçında aksama olur.
• Her çocuğun iyi olduğu ya da zorlandığı alanlar farklıdır.
• Her çocuk kendine özgüdür.
Öğrenme bozukluğu eğer düşünülmezse kolaylıkla atlanılabilecek bir
bozukluktur. Eşlik eden bozuklukların başında Dikkat Eksikliği Hiperaktivite
Bozukluğu (DEHB) vardır. Okuma bozukluğu olan çocukların % 25’inde DEHB olduğu, DEHB olan çocuklarda ise % 10-60 oranında öğrenme bozukluğu olduğu bildirilmektedir.
Öğrenme güçlüğü terimi; algısal güçlükleri, beyin zedelemesinden etkilenmiş olanları, disleksi ve gelişimsel afaziyi içermektedir.
Ancak öğrenme güçlüğü tanımı ekonomik, kültürel, çevresel yoksunlukları, davranış bozukluklarını, zihinsel, bedensel, görme ya da işitme yetersizliği sonucunda oluşan öğrenme güçlüklerini kapsamamaktadır.

Özel Öğrenme Güçlüğü Gösteren Çocukların Özellikleri
Öğrenme güçlüğü gösteren çocukların çoğunda ortak olarak görülen özelliklerden biri, çalışma becerilerini kullanma yeteneğindeki
yetersizliktir.Öğrenme güçlüğü gösteren çocukların önemli bir özelliği de algısal
bozukluklarının olmasıdır. Görsel algılama
güçlüğü olan çocuklar, harfleri ve geometrik şekilleri kopya etmede zorlanırlar.Dikkat bozukluğu ve aşırı hareketlilik; Dikkatle ilgili güçlüklere hem işitsel hem de görsel alanda rastlanılmaktadır.Sınıfta dikkatsiz ve aşırı hareketlidirler. Sınıfta uzun süre yerinde
oturamazlar.Düşünme ve bellek problemleri: İşitsel ve görsel uyaranların bellekte
tutulamaması bakımından yetersizlik gösterirler.Sosyal uyum: Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklar, duygusal bozukluk
gösteren çocukların davranış özelliklerini gösterirler. Çoğu zaman mutsuzdurlar.

FİZİKSEL (ORTOPEDİK) ENGELLİ ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ
Ortopedik yetersizlik; İskelet, kas ve eklemlerdeki hastalık, bozukluk ve yetersizlikten dolayı, bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz
yönde etkilenmesi durumudur. Merkezî sinir sisteminin zedelenmesi sonucunda yetersizlikler; kaslarda
zayıflık, inme ve eş güdümsüzlük şeklinde kendini gösterir. Bireyin davranışlarına
etkisi ise; zihinsel gerilik, algısal problemler, eş güdüm yoksunluğu, dikkat dağınıklığı ve konuşma bozukluğu olarak kendini göstermektedir. Doğuştan kazanılan bedensel yetersizliklerin bazıları merkezî sinir sisteminin zedelenmiş olmasından, bazıları da kas iskelet
sisteminin etkilenmiş olmasından kaynaklanmaktadır.
Ortopedik Engelli Çocukların Genel Özellikleri:
• Bağımsız hareket edebilme becerileri, devimsel koordinasyonları sınırlıdır.
• Hareketten çekinir, pasif kalmayı tercih ederler. Sıklıkla yorgunluktan şikâyet ederler.
• Yetersizlikten etkilenme düzeylerine göre uyum, konuşma ve öğrenme güçlükleri de görülebilir.
• Düşük benlik algısı görülebilir.

ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN
ÖZELLİKLERİ
Üstün zekâlı çocukların bazıları, akademik alan başta olmak üzere pek çok alanda üstün veya özel yetenekli olurlarken, bazıları ise sadece bir alanda üstün ve özel yeteneğe sahip olabilirler.

Üstün Yetenekli Çocukların Genel Özellikleri
• Üstün zekâlı çocuklar, doğumdan itibaren farklı bir gelişim düzeyinesahiptirler. Boy ve kilo oteki bebeklere gore fazladir.
• Üstün zekâlı çocukların bedensel ölçüleri, ortalamanın üzerindedir.
• Üstün zekâlı çocukların kelime hazineleri geniştir.
• Üstün zekâlı çocuklar, sınıflarındaki diğer arkadaşlarına göre yaşça dahaküçüktürler, ancak kendilerinden yapması beklenen faaliyetlerden dahaileri düzeyde ve daha güç çalışmaları yapabilecek yeterliktedirler.
• Üstün zekâlı çocuklar, belli bir birikimle okula başlarlar. Bunda doğuştangetirdikleri zekâ gücünün, çocuğun ailesi ile içinde yaşadığı çevrenin veokul öncesi dönemdeki deneyimlerinin etkisi büyüktür.
• Genelde, okuma yazmayı okula başlamadan önce öğrenirler. Atlas,ansiklopedi, sözlük gibi başvuru kitapları da ilgi alanları içine girer. Her
türden ve her konudan kitap okumaktan ve çeşitli deneyler yapmaktanhoşlanırlar.
• Üstün zekâlı çocuklar, çevreye karşı aşırı ilgi duyar ve sürekli soru sorarlar.Bunun nedeni, üstün zekâlı çocukların kimsenin dikkatini çekmeyenayrıntıların üzerinde fazlaca durmaları ve bunları öğrenmek istemeleridir.
• Üstün zekâlı çocukların çevrelerine karşı aşırı ilgi duymaları, beraberindegüçlü bir gözlem ve mantık yürütme gücüne sahip olmayı gerektirir. Buçocuklar, aralarında ilişki yok gibi gözüken olaylar arasındaki bağlantıyı çok çabuk kurarlar ve verilen ipuçlarından genelleme yaparlar.
• Üstün zekâlı çocuklar, dikkatlerini bir konu üzerinde uzun süreyoğunlaştırabilirler. Bunun nedeni üstün zekâlı çocukların isteklerine
ulaşmada, güçlü bir iradeye sahip olmalarıdır.
• Üstün zekâlı çocuklar, kıvrak zekâya sahip, hareketli ve sürekli yaratıcıfaaliyetlerde bulunmayı seven çocuklardır.
• Sosyal liderlik özelliği gelişen üstün zekâlı çocuklar, faaliyetinplanlanması, grubun yönetilmesi ve faaliyet organizasyonu gibi
işlerde, belirgin olarak öne çıkarlar. Kendi koydukları kurallarıngeçerli olmasını ve bu kurallara uyulmasını isterler. Bu özellikteki
çocuklar, koymuş oldukları kurallara uyulmadığı takdirdehuzursuzlaşarak tepkilerini çeşitli şekillerde ortaya koyarlar.


1.sosyal bütünleşmenin dört aşamasından biri degildir
A.fonksiyonel bütünleşme
B.fiziki bütünleşme
C.ebedi bütünleşme
D.sosyal bütünleşme
E.tam sosyal bütünleşme

2.sosyal bütünleşmenin sağlanabilmesi için............. düzenlenebilir bu yolla her iki grup arasındaki iliskiler etkilesime dönüşebilir yukarıda boş bırakılan yere gelmesi gereken nedir
A.telefon görüşmesi
B.ev ziyaretleri
C.ses kaydı alarak
D.video kaydederek
E.dilekçe yazarak

3.hazırlanan kaynaştırma programında engelli bireyler için amaçlar belirlenmiştir aşağıdakilerden hangisi bu amaçlardan değildir
A.uyum sağlamaları
B.engelli çocukların okul düzenini tanımaları
C.okuldaki uygun davranış biçimlerini görmeleri
D.istenilen davranışları pekistirmeleri
E.normal çocuklarla nasıl iletişim kurabileceklerini öğrenmelerini

4.kaynaştırma eğitiminde görev alan personelde bulunması gereken özelliklerden değildir
A.düşünce ve davranışlarını uyumlu içten olmalı
B.yeniliklere ve değişmeye açık olmalı
C.tarafsız ve objektif olmamalı
D.insanlara ön yargıyla yaklasmamali
E.tutarlı kararlı dengeli kişilik yapısına sahip olmalı

5.kaynaştırma eğitimin yararları arasında değildir
A.özel eğitime ihtiyacı olan bireylere yararları
B.nornal çocuklara yararları
C.ailelere yararlari
D.öğretmenlere yararları
E.milli eğitim bakanlığına yararları

6.kaynaştırma eğitimin normal çocuklarla yararları arasında değildir
A.ozurlu bireye karşı kabul hoşgörü yardımlaşma gelişir
B.özelliklerine uygun ortamdan dolayı uyum ve başarısı artar
C.bireysel farklılıkları doğal karşılar
D.kendi yetersizliklerini görür ve bunları giderir
E.liderlik model alma ve sorumluluk duygusu gelişir

7.Hedefin sadece eğitim sistemine dahil edilmeleri değil ,eğitim sisteminin tüm öğrencileri kapsayacak bir yapıya kavuşturulması oldugunu uluslararası anlamladan tanıyan ilk belge olan salamanca bildirgesi kaç ülke tarafından imzalanmıştır
A.82
B.98
C.57
D.92
E.62

8.Birleşmiş milletler genel kurulunda kabul edilen engellilerein haklarına ilişkin sözleşme(EHİS) hangi yılda uluslararası hakukta güvence altına alınmıştır )
A.2007
B.2005
C.2006
D.2010
E.2008

9.1 temmuz 2005 tarihinde kabul edilen hangi sayılı özel eğitim yasası ile özel eğitimin sınırları ve kapsamı belirlenmiştir
A.5378
B.2916
C.573
D.5786

10."kaynaştırma genelgesi" Kaynaştırmanin tanımı,kapsamını Personelin görev ve sorumluluklarını ogrencilerin degerlendirmeleri destek egitim hizmetleri engel gruplarına yapılması gereken düzenlemeler hangi tarihte kabul ederek ele almıştır
A.07.04.1995
B.03.01.2006
C.02.08.2008
D.10.11.2007
E.02.05.1986

11.UNESCOnun herkes icin eğitim hareketi kapsamında başlattığı çalışmalardan on sene sonra bu süre içinde gerçekleştirilenleri degerlendirmek amacıyla dakar(senegal) de kaç yılında dünya eğitim forumu düzenlenmiştir
A.1970
B.1980
C.1990
D.1996
E.1993

12.salamanca bildirgesi kaç yılında özel eğitim dünya konferansı gerceklestirmistir
A.1995
B.1996
C.1980
D.1994
E.1990

13.tüm engelliler için eğitim yasası okul çağındaki engelli çocukların uygun egitimsel hizmetlerden yararlanmasını amaçlayarak hangi yılda en az kısıtlayıcı egitim ortamı uygulaması başlatılmıştır
A.1990
B.1975
C.1994
D.1980
E.1967

14.eyalet ve bölgelerin kendi eğitim kanunları ve özel eğitim düzenlemeleri vardır. 1970 li yılların başında özel egitime muhtaç çocukların genel eğitim sınıflarında eğitim alma hakkı konusunda engelli ayrımcılığı yasası bildiren ülke hangisidir
A.ıngiltere
B.ABD
C.finlandiya
D.avustralya
E.türkiye

15.1975 yılında en az kısıtlayıcı eğitim ortamı hangi tarihten itibaren kaynaştırma olarak isimlendirilmistir
A.1978
B.1970
C.1986
D.1990
E.2000

16.milli eğitim bakanlığı özel eğitim hizmetleri yönetmeliğinin kaynaştırma eğitimini açıklayan............kısmının ikinci bölümüne göre özel eğitim sınıfları da kaynaştırma eğitimi veren sınıf statusundedir
Yukarıdaki boş bırakılan yere hangisi gelmelidir
A.birinci
B.ikinci
C.üçüncü
D.dördüncü.
E.beşinci

17.sınıf yada alan öğretmenleri , genel eğitim sınıflarında özel egitime ihtiyaç duyan ve duymayan öğrencileri aynı sınıf ortamı içerisinde okutmaları. Ve yüksek seviyede heterojen sınıf yapısına uygun eğitim vermeleri bakımından kaçıncı derecede ele alınması gereken kişilerdir
A.birincil
B.ikincil
C.üçüncül
D.dördüncül
E.beşincil

18.bu gruplar oluşturulurken öğrencilerini öğrenme hızları öğretilecek konumun miktarı öğrencilerin performans seviyesi ilgi iş birliği gibi özellikleri dikkate alan kişi kimdir
A.wiater
B.bönsch
C.sterr.
D.alvarez
E.eberwein

19.bu bozukluğa sahip olan bir öğrenci icin de öğretmenin bilmesi gereken önemli hususlar vardır.örneğin diğer öğrencilerle öğrenme açısından sıkça kullanılan "deneme yanılma "metodu davranış gösteren bireylerde beklenileni veremeyen metottur buna göre hangi yetersiklik buna örnektir
A.zihinsel bozukluk
B.işitme bozuklugu
C.otizm spektrum bozuklugu
D.görme bozukluğu
E.ortopedik bozukluk

20.hangisi özel eğitim öğretmenidir
A.gölge öğretmen
B.iki öğretmen sistemi
C.rehher öğretmen
D.okul yönetimi
E.gezici öğretmen

21.gayriresmi olarak ifade edilen ve en fazla ihtiyaç duyulan kişi kimdir
A.gezici öğretmen
B.gölge öğretmen
C.rehber öğretmen
D.iki öğretmen sistemi
D.okul yönetimi

22.iki öğretmen sistemini vurgulayan kimdir
A.wiater
B.bönsch
C.eberwein
D.moser
E.sterr

23.özel eğitim hizmetleri yönetmeliğine göre BEP gelistirme birimin üyesi olan ve ihtiyaçlarını BEP'e yansıtmak için görev alan kimdir
A.rehber öğretmen ve okul yönetimi
B.gölge öğretmen
C.gezici öğretmen
D.iki öğretmen sistemi
E.kaynaştırma

24.bir amacı gerceklestirmek üzere bir araya gelerek birlikte karar verme ve bir amacada ulaşmada iş birliği içersinde bulunma kararlılığını gösteren ve en az iki kişiden oluşan grup hangisidir
A.iş birliği
B.ekip
C.dayanışma
D.gönüllülük
E.ortak bir amaç

25.özel eğitim ekibi olarak nitelendirebilecegimiz uzmanlar arasında yer almaz
A.milli eğitim bakanlığı
B.sınıf öğretmeni
C.özel eğitim öğretmeni
D.rehber öğretmen
E.aileler

26.iş birliğinin ve ekip çalışmasında bulunması gereken özellikler arasında değildir
A.gönüllülük
B.eşitlik
C.ortak bir amaç
D.deneyim
E.gelişme

27.görev dağılımı yapılmasına rağmen önemli kararlarda ekibin tüm elemanlarının sorumluluğu paylaşması yani kararlara ortak olması gerçek anlamda iş birliğini gerektiren ekip çalışması hangisidir
A.eşitlik
B.ortak bir amaç
C.önemli kararlarda sorumluluğu paylaşma
D.gelişme
E.ortak kaynaklar

28. 2002 yılında yapılan türkiye özürlüler araştırmasının sonuçlarına göre özel gereksinimli bireyler toplam nüfusun % de kaçını oluşturmaktadır
A.11.25
B.18.9
C.17.29
D.12.29
E.15.10

29.işitme testi sonucunda belli bir bireyin aldığı sonuçlar kabul edilen normal işitme değerlerinde belirli derecede farklı olduğunda hangi işitme yetersizligi ortaya çıkmaktadır
A.işitme kaybı
B.işitme yetersizliği
C.işitme engeli
D.isitmeyen birey
E.ağır işiten birey

30. Görme keskinligi 20\200 ine sahip olan ve görme alanı sadece merkezdekilerle sınırli ....... 6 cm lik bir görme keskinligine sahiptir
Yukarıda boş bırakılan yere hangisi gelmelidir
A.görme alanı
B.görme keskinliği
C.görme yetersizligi
D.az goren
E.kör

31.görme yetersizligi olan bireylerin ise
....... gören okuyucu ........ braille okuyucusu ....... si de işitsel okuyucu olarak adlandırabilecegimiz derece yüzdesi kaçtır
A.20, 10, 9
B.15, 8, 6
C.25, 10, 7
D.20, 15, 10
E.25, 10, 8

32.görme problemi olan çocuklar hangisi görülmez
A.aynı noktaya uzun süre bakma
B.el göz koordinasyonu vardır
C.nesneyi gözleri ile takip edememe
D.renkleri ayırt edememe
E.sık sık eşyalara carpma

33.özel öğrenme güçlüğüne sahip olan bireyde bulunması gereken nedenler arasında değildir
A.doğuştandir
B.zeka sorununa bağlı değildir
C.görme işitme sorununa bağlıdır
D.her çocuk kendine özgüdür
E.her çocuğun iyi oldugu yada zorlandığı alanlar farklıdır

34.okuma bozukluğu olan çocukların % de kaçında dikkat eksikligi ve hiperaktif bozukluğu (DEHB ) olduğu bilinir
A.10
B.20
C.15
D.25
E.30

35.öğrenme bozukluğu olan çocuklarda başta görülen nedenler arasında görülmez
A.işitme bozuklugu
B.okul korkusu
C.somatik yakınmalar
D.sosyal fobi
E.gece korkuları

CEVAP ANAHTARI
1C 2B 3D 4C 5E 6B 7D 8C 9A 10C 11C 12D 13B 14D 15A 16D 17A 18B 19C 20E 21B 22C 23A 24B 25A 26D 27C 28D 29A 30E 31C 32B 33C 34D 35A