Final İlk Yardım Final Ders Özeti

admin

Administrator
Yönetici
Admin
4 Eyl 2018
380
83
28
#1
İlk Yardım - Final

Kalp damar sistemi içinde sürekli dolaşan kan ; eritrositler ile oksijen taşınmasına, lökositler ile korunma mekanizmasına ve trombositler ile hemostatik denge işlevlerinin yürütülmesine katkıda bulunur ,

* sıvı kısmı ile besleyici maddeler i, hormonları, pıhtılaşma faktörlerini ve antikorları dokulara veya eliminasyon yerlerine taşınmasını sağlar. Bu nedenlerden dolayı her türlü kan kaybı yaşamsal tehlike oluşturabilir.

** Kanamalar, kazalarda ölüm oranları arasında birinci sırada yer alır.

** Ani kan kaybı yetişkinlerde 1000- 1200ml ’ye, çocuklarda 200-300 ml’ye ve bebeklerde 25-30 ml’ye ulaştığı durumlarda yaşamsal tehlikenin olabileceği unutulmamalıdır.

* Yetişkin bir bireyde ortalama olarak 5- 6 litre kan vardır. Herhangi bir nedenle ani olarak gelişen kan kaybı toplam kan hacminin %10’una ulaştığında vücut bunu tolere edebileceği gibi kanamaya bağlı şok da gelişebilir.

* Dolaşımdaki kanın %20’si akut olarak kaybedildiği zaman kalbin atım hacmi %20-40 oranında azaltır.

** Dış kanamalar ; Deri bütünlüğünün bozulması nedeniyle kanın vücut dışına akmasıyla oluşan, gözle görülebilir kanamalardır. Kanama, kanamanın olduğu damara göre kesik-kesik, fışkırır ya da sızıntı şeklinde olabilir.

** İç kanamalar : Damarların herhangi bir nedenle yırtılması ya da zedelenmesi sonucu, kanın damarlardan vücut boşluklarına doğru akması ile oluşan kanamalardır. - İç kanamalar, gelişmiş tıbbi merkezlerde tedavi gerektiren ve hayatı tehdit eden kanamalardır.

- İç kanamalar iki şekilde olur. Gözle görülebilen : Akciğer, mide, bağırsaklar, böbrek vb. kanamalar. Gözle görülemeyen : Karaciğer, dalak, pankreas vb. kanamalar.

İç kanama belirtileri : kan kusma, ağır vajinal veya rektal kanama, geniş kontüzyon şişme ve ekimozdur

* Hipovolemik şoka bağlı bulgulardır. ; hızlı ve zayıf nabız , soğuk nemli deri , donuk gözler , susama , huzursuzluk, bulantı , kusma , kan basıncında düşüklük.

** Beden boşluklarında olan kanamalar ; Kulak, burun, ağız, anüs vb. organlardan olan kanamalardır.

* mide ve duedonum kanamalarında kan sindirim emzimleri tarafından sindirilir ve dışkının siyaha yakın bir renk almasına (melena) neden olur.

Kanama ince bağırsakta, kolonlarda ya da rektumda oluşmuş ise kanın rengi kırmızıdır.

**Arter kanamaları ; Arterler kalpten yüksek basınçla pompalanan oksijenlenmiş temiz kanı hücrelere ileten damarlardır . Arter kanamalarında kan, kalbin sistolüne parelel olarak kesik kesik ve kalp atımına uyumlu şekilde fışkırarak akar

** Ven kanamaları ; Venler, hücrelerden dönen kanı kalbe taşıyan ve düşük basınçlı kan akımına sahip damarlardır. Cilde yakın yüzeysel venler bacak, el ve ayak sırtında kolayca görülebilir. Venöz kanama yavaş ve aynı şiddette olup kanın rengi koyu kırmızıdır.

** Kapiller kanamalar ; Kılcal damarlar hücrelere ulaşan son damar uzantılarıdır. Bu damarlar çok ince oldukları için çok az kan taşırlar zedelenme veya kesilmelerinde sızıntı tarzında ve hafif bir kanama olmaktadır

* Kanamalarda ilk yardımın öncelikli amacı;Fazla kanama ile gelişebilecek şok ve/veya ölüm tablosunu engellemektir

* Dış Kanamalarda İlk Yardım : Özellikle femoral arter , karotis arter kesimlerinde çok yoğun ve ani kanamaya bağlı olarak kısa sürede ölüm meydana gelebilir.

* Dış kanamaları durdurmak için ; • Doğrudan basınç uygulama • Basınçlı bandaj uygulama • Elevasyon • Kanayan bölgedeki atar damarlara doğrudan basınç uygulama • Turnike uygulama • Atelleme • Pnömotik basınçlı atel uygulama

** Doğrudan basınç uygulamalarında, kanamanın durup durmadığını kontrol etmek veya pansumanı değiştirmek amacıyla yaranın üzerinde bulunan ilk pansuman kesinlikle kaldırılmamalıdır.

* Doğrudan basınç, o bölgede kırık yoksa uygulanabilir.

* Basınçlı bandaj uygulama = İdeal basınçlı bandaj, kanamayı durdurabilecek kadar sıkı, kanamanın altındaki bölgelere yeterli kan akımı sağlayacak kadar da gevşek olmalıdır.

** Elevasyon : Kırık şüphesi yoksa ve ağrıya neden olmuyorsa, yaralı kol ya da bacak kalp düzeyinden yukarıda olacak şekilde kaldırılmalıdır.

** Kanayan bölgedeki atar damarlara doğrudan basınç uygularken basınç yapılacak nokta, o bölgeye giden atardamarın kemik üzerinde yüzeyselleştiği yerdir.

* Arteria karotisin sıkıştırılması (Boyunda ön yan nokta) ; Boyun atardamarı kanamalarında başparmak ile bası yapılır

Arteria subklavianın sıkıştırılması (Köprücük kemiği üzeri) : Omuz bölgesi, kolun üst kısmı ve koltuk altındaki atardamar kanamalarında köprücük kemiği üzerindeki çukura baskı uygulanarak kanama durdurulmaya çalışılır

Arteria brakialisin sıkıştırılması (Kolun üst içeri kısımları) ; Kanamanın dirsekten daha alt seviyede olduğu durumlarda, kol atardamarı kolun üst bölümünde sıkıştırılarak kanama durdurulur

Temporal arterin sıkıştırılması (Kulağın üst ön kısmı) : Kafa derisi bölgesinde olan kanamalarda kulak önündeki atardamara iki parmakla bastırılır.

Arteria femoralisin sıkıştırılması (Kasıklar) ; Bacaktaki atardamar kanamalarında kasık bölgesindeki baskı noktasına baskı yapılır. İlk yardımcı elini yumruk yaparak kasık hizasında bacak atardamarı üzerine baskı uygular.

** Turnike uygulama : Turnike uygulaması yaralanmanın distalinde kalan dokunun kanlanmasını engellediği için geri dönüşümsüz hasara neden olabilmektedir. Bu nedenle günümüzde çok tercih edilmemektedir.

- Turnike uygulanabilecek durumlar: ·Çok sayıda yaralının ve tek kurtarıcının bulunduğu bir ortamda kanama kontrolünü sağlayıp diğer yaralılarla da ilgilenilmesi gereken durumlarda ·Yaralının nakli gerçekleşecekse · Uzuvlardan birinde veya bir kaçında kopma ya da ciddi parçalanma varsa · Basınç yapılarak kanama durdurulamıyorsa

-Kol ve bacaktaki çok şiddetli kanamalarda, kanayan bölgenin 5-10 cm üzerinde bulunan tek kemik bölgesine sargı bezi, eşarp, kravat gibi bir malzeme sarılır. Bu sargıya bir düğüm atılır, sıkıştırma çubuğu yerleştirilir ve tekrar bağlanır.

*** Turnike uygulamasında dikkat edilmesi gerekenler : Kol ve bacakta tek kemik üzerine uygulanmalıdır .· Uygulamada kullanılacak sargı bezi ya da malzemenin genişliği en az 8- 10 cm olmalıdır. .·Turnike kanama duruncaya kadar sıkılmalı, kanama durunca sıkma işlemine son verilmelidir. · Turnike mutlaka kolay görülebilir hâlde tutulmalı, üzeri örtülmemelidir. · Yaralı üzerine, yaralının adı ve turnikenin uygulandığı zaman ( saat ve dakika olarak ) mutlaka yazılmalıdır. · Çok sayıda yaralı var ise, yaralının görünen bir bölgesine ya da alnına kalem ya da ruj ile T harfi yazılmalıdır. ·Yaralının üzeri örtülecek ise, mutlaka turnike görülür hâlde tutulmalıdır.

· Turnike 15-30 dakikada bir 3-5 dakika süre ile gevşetilmelidir. Böylece kanama bölgesinin distalindeki bölgenin kanlanması sağlanır. Kanama bölgesinin distalindeki dokular kanlandıktan sonra turnike uygulamasına devam edilmelidir. Eğer turnike gevşetilmeden uzun süre yapılırsa, turnike altındaki tüm dokular ölür. ·Turnikenin 1,5 saatten fazla tutulmamasına dikkat edilmelidir.

** Atel : Tahta, karton parçaları vb. gibi sert malzemeler atelleme malzemesi olarak kullanılabilir.

* Havalı Atel : Havalı ateller geniş yumuşak doku yaralanmalarında ve kırıklarda yumuşak dokuda olan yaygın ve ciddi kanama kontrolünde kullanılmaktadır.

* Havalı Karşı Basınçlı Aletler : Havalı karşı basınçlı aletler tüm ekstremiteye basınç uygulayan aletlerdir. - Gebelik, kronik kalp hastalığı, pulmoner ödem ve akut kalp hastalığı durumlarında kullanılmamalıdır. - 2 saatten fazla şişirilmiş olarak kalmamalıdır. Bu aletlerin en önemli komplikasyonu aletin hızlı söndürülmesine bağlı olarak gelişen hipovolemik şoktur

*Batmış cisim bulunan yaralara, göz yaralanmalarına ve kırıkları olan yaralara doğrudan kompres uygulanmamalıdır

* Dış kanamalarda yapılması gerekenler : Vücudun içine gömülü olan hiçbir yabancı madde yerinden oynatılmamalıdır. · Yalnızca çevrede bulunan ve ilk yardımcıya ya da yaralıya zarar verebilecek maddeler uzaklaştırılmalıdır. Örneğin etrafta bulunan cam kırıkları temizlenmelidir. · Büyük damar yaralanmaları, kopmalar gibi yaşamı tehdit edecek kadar yoğun bir kanama yoksa turnike uygulamamalıdır. ·Batmış cisim bulunan yaralar, göz yaralanmaları ve kırıkları olan yaralaradoğrudan kompres uygulamamalıdır. · Kanama durduktan hemen sonra yara temizlenmemelidir. · Baş, boyun ya da omurgada yaralanma varsa veya hareket ile yaralıda ağrı oluşuyorsa şok pozisyonundan kaçınılmalıdır. ·Hasta hareket ettirilmemelidir. · Yaralıya yiyecek ve içecek verilmemelidir.

** İç kanamalar, gelişmiş tıbbi merkezlerde tedavi gerektiren, hayatı tehdit eden kanamalardır. Bu nedenle iç kanamadan şüphelenildiğinde gecikmeden yardım çağırılmalıdır.

İç Kanamalarda; · İlk yardımın temel basamakları dikkatli bir şekilde uygulanmalıdır. · Tıbbi yardım, 112 Acil Yardım Merkezinden istenmelidir .· Gerekliyse temel yaşam desteği basamakları uygulanmalıdır .· Sağlık ekibi gelene kadar yaralı hareketsiz tutulmalıdır. · Hastanın vücut sıcaklığını korumak için üzeri örtülmelidir. · Hasta şok pozisyonuna getirilmelidir. · Hasta kusuyorsa, hava yolunun tıkanmasını engellemek için başı dikkatli bir şekilde hafifçe yana çevrilmelidir. · Baş, boyun ya da omurgada yaralanma varsa veya hareket ile yaralıda ağrı oluşuyorsa şok pozisyonundan kaçınılmalıdır. Hasta hareket ettirilmemelidir. · Yaralıya yiyecek ve içecek verilmemelidir

** Burun kanamalarında ; - Hasta oturtulur ve hastanın başı öne doğru hafifçe eğilir. - Bir elin işaret ve başparmağı ile burun kanatlarının etli kısımları iyice sıkılır. 10 dakika boyunca bu pozisyon korunur. - Küçük buz parçaları bir mendil içine sarılarak, burun köküne yerleştirilir. - Devamlı kanamalarda boyuna, havluya sarılmış buz torbası konulur. - Kanama kafa travmasına bağlıysa acil yardım istenir.

** Kulak kanamalarında : - Yaralı, kanayan kulağı tarafına yatırılır. - Kan gelen kulağa emici bir pansuman konularak dış faktörlerin etkisi ortadan kaldırılır.

Şokun evreleri :

* Fizyolojik değişikliklere göre şok ; - kompanse (dengeleme, başlangıç), - dekompanse (dengeleyememe, ilerleyici)

- irreversible (geriye dönüşsüz)

* Kompanse şok = Şok ilerlemeye neden olabilecek kadar ciddi değil ve dolaşımın kompazasyon mekanizmaları ile tam olarak düzeliyor ise buna kompanse şok denir.

Belirtileri : • Anksiyete ve huzursuzluk • Kan basıncında hafif düşüklük • Hızlı nabız • Baş dönmesi • Susuzluk hissi • Bulantı ve kusma • Soğuk ve soluk cilt

* Dekompanse şok = Doku perfüzyonunun azalması, sürekli ilerleyen bir dolaşım ve metabolik denge bozukluğunun başlaması ile karakterizedir.

Belirtileri : Bilinç bozukluğu • Hipotansiyon • Hızlı nabız • Hızlı ve yüzeyel solunum • Cilt nemli, soluk ve soğuk • Vücut sıcaklığında azalma • İdrarda azalma

*İrreversible şok = İleri derecede vazokonstrüksiyon ve kalp debisinde düşme gerçekleşir. Bu dönemde tedaviye cevap alınamaz. Geri dönüşümsüz organ hasarı ve ölüm meydana gelir.

Belirtileri : Laterji ve koma • Ciddi hipotansiyon • Filiform nabız • Dispne, takipne • Siyanoz • Anüri

** Hipovolemik şok en yaygın olarak ortaya çıkan şok çeşididir.

- Hipovolemik şok, dolaşan kan ve sıvı hacminin azalmasına bağlı olarak gelişen bir tablodur.

Kan kaybı eğer ; • %15 ise kompanse şok, • %15-30 ise hafif derecede şok, • %30-40 ise orta derecede şok, • %40 ve üzeri olduğunda ise irreversible şok gelişir.

* Hemorajik Şok : Ağır intestinal kanamalar, aort anevrizması, dış kanamalar gibi nedenlerle toplam kan hacminin azaldığı durumlarda hemorajik şok artaya çıkar. Hemorajik şokta dolaşan kan hacminin azalması sonucu venöz dönüş azalır ve kalbin atım hacmi azalır.

* Kardiyojenik şok , kalbin pompalama gücünün akut olarak yetersiz kalması sonucu kalp debisinin azalması ile ortaya çıkan dolaşım yetersizliğidir. Kalp krizi, kalp kapağı hastalıkları, aritmiler, pulmoner emboli, kardiyak yaralanmalar kardiyak şokun nedenleri arasındadır.

* Vazojenik şok : Vasküler tonüsün yetersizliği nedeni ile ortaya çıkar. Kan volümü yeterli olduğu hâlde damar yatağı genişlediğinden dolayı damarlar yeterince dolamaz ve perfüzyon bozulur. 3 tipi vardır.

- Anafilaktik şok - Nörojenik şok - Septik şok

** Şok Pozisyonu : • Hasta sırt üstü yatırılır, • Hastanın bacakları yerden 30 cm yukarı kaldırılarak altına destek konur, (çarşaf, kıyafet, yastık vb.)

** Yanık ; bireyi, fiziksel, psikososyal ve ekonomik yönden etkileyen bir travmadır.

** Deri vücudun en büyük organı olup epidermis ve dermis olmak üzere2 tabakadan oluşur.

Epidermis sert geçirgen olmayan dış tabakadır.

Daha kalın olan dermis, kan damarları, sinir uçları, kıl folikülleri, ter ve yağ bezleri içerir.

Derinin Yapısı = Deri - Tüy - Yağ bezesi - Duyu siniri - Epidermis - Sinir - Dermis - Deri altı dokusu

** Yanık = Isı, elektrik, kimyasal maddeler ve radyoaktif ışınlar ile meydana gelen doku harabiyetine yanık denir.

** Yanık ; fiziksel etkenler , kimyasal etkenler , elektrik yanıkları ve radyasyon yanıkları sonucu gelişebilir.

* Fiziksel etkenler : Kuru Sıcak = Alev· Ateş· Kızgın cisim Islak Sıcak = Kaynar su, yağ · Sıcak buhar Soğuk

* Kimyasal etkenler ; Asitler (Sülfirik ait, hidroklorik asit vb.) · Alkaliler (Potasyum hidroksit, Sodyum hidroksit, sönmemiş kireç) · Fosfor ve diğer kimyasal maddeler

* Elektrik yanığına neden olan etkenler : · Elektrik çarpması · Yıldırım çarpması

* Radyasyon yanığına neden olan etkenler : · Güneş · Röntgen ışını · Radyum, radon, uranyum · Atom bombası · Hidrojen bombası

** Yanık ; derinliği, yaygınlığı ve oluştuğu bölgeye bağlı olarak organ ve sistemlerde işleyiş bozukluğuna yol açar

Yanığın vücuttaki olumsuz etkileri : Şok : Akut plazma kaybına neden olan geniş yanıklar, intravasküler hacim azalması sonucu şoka neden olurlar. Enfeksiyon: Yanık yaralanması ile derinin yapısı bozulur ve mikrop kapmasına neden olur.

Yanığın ciddiyeti ; · Yanığın derinliği · Yanığın genişliği · Yanığın yeri · Yanan kişiye ait risk faktörleri

* Birinci derece yanık = En sık güneş etkisiyle veya ani gaz parlamaları sonucu meydana gelir. Kaşıntı, kuru bir deri, eritem ve ağrıdır. Rengi pembedir. İz bırakmadan bir hafta içinde iyileşir.

* İkinci derece yanık = epidermisin tamamı hasar görmüş olup dermisin bazı katları da yanıktan hasar görmüştür.

- Yüzeysel ikinci derce yanık ; Epidermis bütünüyle harap olup dermisten ayrılmıştır. Araya sızan sıvı, bülleri oluşturur. Bülün zemini parlak kırmızı renktedir. Çok ağrılıdır. Kıl kökleri hasar görmemiştir. İz bırakmadan iyileşir.

- Derin ikinci derece yanık : Epidermis ve dermis tahrip olmuştur. Kıl kökleri ve ter bezleri etkilenmiştir. Sinir uçları tahrip olduğu için fazla ağrı olmaz. Yara zemini kirli sarı renktedir. İz bırakan nedbe oluşur. İyileşme iki üç hafta sürer.

* Üçüncü derece yanık = Tam kalınlıkta deri kaybına neden olan yanıklardır. Epidermis ve dermisin tamamı tahrip olmuştur. Kuru bir görünüm sergilerler ve sinir uçlarının hasar görmesinden dolayı ağrı hissi yoktur. Yara zemini sarı-yeşil arası bir renktedir. Yer yer kahverengi lekeler görülür. Sızıntı şeklinde sıvı akar. İyileşince belirgin bir iz bırakır

* Dördüncü derece yanık = Kas, tendon ve kemiklerin de etkilediği oldukça derin bir yanık grubudur. Dokunun tamamen kömürleşmesidir. Rengi kahverengi-siyahtır.

** Yanık genişliğinin hesaplanmasında pratikte en fazla Pulaski ve Wallece’nin ortaya koyduğu DOKUZLAR KURALI kullanılır.

·Baş % 9 · Kollardan her biri % 9 · Bacaklardan her biri % 18 · Gövdenin ön tarafı % 18 · Gövdenin arka tarafı % 18 · Üreme organları % 1

**Yaş aralığı dikkate alınarak yapılan Lund-Browder yüzey hesaplama yöntemi kullanılır.

*** Göz, kulak, yüz, el, ayak ve genital bölgenin yanıkları “özellikli bölge yanıkları”dır.

* Yanan kişiye ait riskler,= Yaş, çocuklar, gençler ve 65 yaş üstündeki yaşlılarda daha ciddidir

Yanığın solunum yolunda oluşması, . Cilt yanığı yanında inhalasyon hasarı da varsa mortalite oranı 2-3 kat artar.

Yanan kişinin genel durumu ; gebelik Diabetes mellitus, kullandığı ilaçlar vb. iyileşmeyi etkileyebilir. sistemik hastalıkları ve yanıkla birlikte gelişen diğer yaralanmalar ; Yanıkla birlikte görülen yüksekten düşme, kapalı alan yanıkları, kafa ya da göğüs travması, kemik kırıkları.

** Küçük Yanıklar = · Erişkinlerde %15 veya daha az 2. derece yanıklar · Çocukta %10 veya daha az 2. derece yanıklar · Erişkin veya çocukta %2 veya daha az 3. derece yanıklar

** Orta Yanıklar = · Erişkinlerde %15–25 arası 2. derece yanıklar · Çocukta %10–20 arası 2. derece yanıklar · Erişkin veya çocukta %2–10 arası 3. derece yanıklar

** Büyük Yanıklar = · Erişkinlerde %25 den fazla 2. derece yanıklar · Çocukta %20’den fazla 2. derece yanıklar · Erişkinde veya çocukta %10’dan fazla 3. derece yanıklar · İnhalasyon yanıkları · Elektrik yanıkları · Başka bir travmanın eşlik ettiği yanıklar (kafa travması, karın içi yaralanma, kırıklar, ·Gebelikte yanık yaralanması · Yanığa ilave risk getiren boyutta yandaş hastalığın varlığı (Şekerhastalığı, steroid kullanımı, immün baskılanma, · Göz, kulak, yüz, el, ayak, büyük eklem ve genital bölge yanıkları

** Yanığın meydana geldiği yer ve yanık etkeni ne olursa olsun ilk iş yanıklı kişiyi yanık etkeninden uzaklaştırmaktır.

* Yanıklarda; antiseptik ilaçlar, yağlar, kremler ve ev yapımı yanık ilaçları kullanılmamalıdır.

Birinci derece yanıklar : Yanan yer hemen musluk altında 10 dakika tutulmalıdır.· Su 200C civarında olmalıdır. · Gerekirse kuru temiz pansuman örtülmelidir. · Ağrı ve ateş artarsa yaralı en yakın sağlık kuruluşuna yönlendirilmelidir

İkinci derece yanıklar : Çoğunlukla kısa süreli sıcak eşya veya kaynar suyun teması ile meydana gelebilir. · Yanan kısım ağrı azalıncaya kadar soğuk su içine daldırılmalı, veya yıkanmış ütülenmiş bir çarşaf/havlu suyun içine sokulup sıkıldıktan sonra yaralı kısmın üstüne örtülmelidir. · Yaralı kısım yavaşça kurulanmalıdır. · Büller patlatılmamalıdır. · Antiseptik ilaçlar, yağlar, kremler ve ev yapımı yanık ilaçları kullanılmamalıdır. ·Kuru steril gazlı bez veya temiz bir eşya ile koruyucu olarak sarılmalıdır. · Yanık kolda veya ayakta ise yanan ekstremiteler kalp seviyesindenyukarı kaldırılmalıdır.

Üçüncü derece yanıklar : · Yanarak kömürleşen yapışmış eşya parçaları çıkarılmamalıdır. · Yanık bölgesi kalın steril pansuman veya yeni ütülenmiş bir bez veya yıkanmış ütülenmiş çarşaf, yastık kılıfı, vb. eşya ile örtülmelidir. · Yanık kolda ise kol kalp seviyesinden yukarıda tutulmalıdır. · Eğer ayaklar yanmış ise ayaklar kalp seviyesinden yukarı kaldırılmalı ve yaralının yürümesine izin verilmemelidir. · Yaralının yüzü yanmış ise yaralı oturtulmalı ve yaralının solunum güçlüğü olup olmadığı anlamak için yaralı gözlenmelidir. · Eğer solunum problemleri gelişir ise hava yolunun açıklığı sağlanmalı, gerekirse suni solunum yapılmalıdır. · Aşırı yanmış alan buzlu su veya soğuk suya daldırılmalı, lokal olarak yüz el ve ayaklara soğuk uygulama yapılabilir. ·Yaralı en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna yönlendirilmelidir. · 112 arayı ve su uygulaması yapmayın

** Isı ile oluşan yanıklarda : Bireyin koşarak kaçması engellenir ve birey yere yatırılır. Yaralının üzerine battaniye örtülür ve yuvarlanması sağlanarak yanma durdurulmaya çalışılır. Yanık yüzeyine en az 20 dakika soğuk uygulama yapılır. Yanık genişse, yaralının kusması yoksa, bilinci açıksa ve sağlık kuruluşu uzaktaysa ağızdan sıvı verilerek yaralının sıvı kaybı önlenir.

** Kaynar su ile oluşan yanıklarda : Sıvının dökülmesi kol veya bacağın sıcak suya daldığının hissedilmemesi sonucu oluşur. Islanmış eşya hemen çıkarılmalıdır. Yanmış alan, akan soğuk suya 5-10 dakika tutulmalıdır. Büller patlatılmamalıdır. Yanığa herhangi bir şey sürülmemelidir. Hasta ılık ve rahat tutulmalıdır. Yanan kişiye alkollü içecekler verilmemelidir.

** Kızgın yağ ile oluşan yanıklarda : Hemen soğuk su dökülmemelidir. Sıcak buhar daha fazla yanık oluşumuna neden olabilir.

** Soğuğa maruz kalma sonucu oluşan yanıklarda : Önce yaralının ılık bir ortama alınması ve soğukla temasının kesilmesi gerekir. Karla ovuşturmak, masaj yapmak, kumaş parçaları sürterek ısıtmaya çalışmak, sıcak uygulamak, bandaj yapmak , deriye ilaç sürmek , bireye alkol ya da sigara vermek sakıncalıdır. - Donmuş bölgeler temas, sürtünme ve doğrudan ısı uygulamasından korunmalı, battaniye ile sarılmalıdır. Yaralıya ılık içecekler ve şekerli sıvı gıdalar verilebilir. El ayaklar doğal pozisyonunda tutularak yukarı kaldırılmalıdır.

**Kimyasal etkenlere bağlı gelişen yanıkta ilk yardım = - Deri ile temas eden ve toksik etkileri ile hasar oluşturan yanıklardır. - Kimyasal yanığa maruz kalmış yaralıda ilk önce, kirlenmiş eşyalar çıkarılır. - Tüm kimyasal yanıklarda en iyi tedavi bol su ile yıkamaktır.

Alkali maddeler ile yanıklarda göz kapakları devamlı açılıp kapatılmalı, daha sonra göz kapakları 5 dakika açık tutulmalıdır.

** Asit veya alkali yanıkları kimyasal madde yaralıya temas ettikten sonra 3.dakikada başlar. Yanık alanı bol su ile en az 20 dakika yıkanmalıdır. Yaralıya yardım eden kişi kendini korumak için lastik eldiven giymelidir.

** Gözün kimyasal madde ile yanıklarında: Göz, bol su ile 20 dakika yıkanmalıdır. Taşınabilir göz duşu bidonları ile gözü yıkama işlemine yolda da devam edilmelidir. Gözde kontakt lens varsa çıkarılmalıdır. Asit maddeler ile oluşan yanıklarda göz kapakları 5 dakika açık tutulmalı, alkali maddeler ile yanıklarda ise göz kapakları devamlı açılıp kapatılmalı, daha sonra göz kapakları 5 dakika açık tutulmalıdır.

** Elektriğe bağlı gelişen yanıklarda ilk yardım = Elektik yanıkları yüksek veya düşük voltajlı elektrikle temas sonucu olabilir. - Doku hasarı, görünenden daha fazla olabilir. - Elektriğin vücuda girdiği ve çıktığı yerlerde yanık yarası vardır. - Giriş yarası küçük, çıkış yarası geniş ve derin olabilir. Kaza sonucu bir elektrik kablosu arabanın üzerine düşerse insanlar araba içinde kaldıkları sürece güvenliktedirler.

-Yaralının kıyafetleri yanıyorsa üzerine su dökülmelidir. Kıyafetlerin yapışmayan yerleri çıkarılmalı ve su ile yanıklar serinletilmelidir. Yara normal su veya tuzlu su ile yıkanmalıdır.

* Yıldırım yanığı ; yüzeysel cilt yanıklarıdır. Yıldırım düşmesi sonucu yaralıda; kısa süreli bilinç kaybı, uyuşma, karıncalanma, kısmı veya tam paralizi, körlük, duyma kaybı, disfazi (konuşma güçlüğü) ve afazi (konuşamama) görülebilir. İlk yardımda ilk işlem resusitasyondur. Yıldırım çarptıktan sonra kişiye dokunulabilir.

** 30/30 KURALI : Gök gürültüsü ile yıldırım/şimşek arasında 30 saniyeden daha az bir süre varsa hemen içeri girilmeli. Son gök gürültüsünden sonra en az 30 dakika geçmeden de dışarı çıkılmamalıdır.

* Radyasyon yanığı : Radyasyon dalga, parçacık veya foton olarak adlandırılan enerji paketleri ile yayılan enerjidir.

Radyo dalgaları, tıpta, endüstride kullanılan X ışınları, güneş ışınları günlük hayatta alışık olduğumuz radyasyon çeşitleridir. İlk yardımda radyasyon ölçümü, izlemi, bulaşmanın önlenmesi ve yaralıların sağlık kurumlarına taşınması önemli noktalardır.

*** Vücudun normal ısısı 36.5-37 0C’dir

** Sıcak çarpmasında bireyin cildi kuru, sıcak, kırmızı ve vücut ısısı 41-42 0C’dir. - Ani baş ağrısı, bulantı ve kusma görülebilir. Terleme yoktur ve bayılma hissi ile bilinç kaybı oluşur. - Vücut ısısını düşürmek için ilaç verilmemelidir.

*** Yanık sonrası gelişen en büyük problemde morbidite ve mortalitenin nedeni : Enfeksiyon

** Kırık : Kemik bütünlüğünün bozulmasıdır.

* Kırığı oluşturan kuvvet, sadece kemiği kırmayıp beraberinde kemiğin etrafındaki deri, kas, tendon, ligament, damar, sinir yapıları ve komşu organları da yaralayabilir.

* Deri bütünlüğüne göre kırıklar : 1- Açık (bileşik) kırık : Kemik dokusunun dış ortamla temasını sağlayacak şekilde deri bütünlüğü bozulmuştur.

2- Kapalı (basit) kırık : Doğrudan ya da dolaylı travma ile kemik kırıldığı halde, kırık üzerindeki derinin bütünlüğü bozulmamış ve kırık kemik uçları deriden dışarı çıkmamıştır.

3-Komplike kırık : Kırılan kemikle birlikte yakınında bulunan organlar hasar görmüştür.

* Kemik uçlarının birbirinden ayrılma durumuna göre kırıklar : transvers, oblik, spiral, kopma , parçalı kırık

* Ayrılmış (Deplase) kırık : Kemik uçlarının birbirinden ayrıldığı kırıktır.

· Kemiğin ortasından düz olarak kırılması sonucu oluşan transvers kırık

· Kemiğin ortadan dik olmayan açıdan kırılması sonucu oluşan oblik kırık

· Kırık çizgilerinin kemiği tam olarak çevrelemesi sonucu oluşan spiral kırık

· Kemikten bir parçanın kopması sonucu oluşan kopma kırığı

· Kemikte ikiden fazla parça oluşması sonucu görülen parçalı kırık.

** Ayrılmamış (Nondeplase) kırık : Kemik dokusunun bütünlüğü bozulmuş, ancak kırık uçları birbirinden ayrılmamıştır

·Çatlama çizgisi şeklinde oluşan linear kırık

· Kemikte bükülme, eğrilme şeklinde oluşan yaş ağaç kırığı

· Kemiğin ezilmesi şeklinde oluşan kompresyon (sıkışma) kırığı

** Kemik dokusunun özelliğine göre kırıklar :

Travmatik kırık : Trafik kazası, ev kazası, iş kazası, düşme, çarpma, darp, spor yaralanması gibi fiziksel bir kuvvet sonucunda oluşan kırıktır.

Patolojik kırık : Kanser, paget hastalığı gibi kemik ve kemik dokusunun fizyolojik yapısını bozan hastalıklar sonucu oluşan kırıktır.

Stres (yorgunluk) kırığı : Stres durumunda sürekli tekrarlayan zorlama ve yorgunluk sonucunda bir travma olmaksızın kırık oluşabilir.

** Kırık Belirti ve Bulguları : Ağrı · Hassasiyet · Şişlik, kanama, morarma · Şekil bozukluğu · Kol ya da bacağı kullanmaktan sakınma, koruma · Hareket kaybı, anormal hareket · Kırık sırasında ya da sonrasında sürtünme sesinin duyulması · Kırık kemik ucunun dışarıdan görülmesi

** Yaşamı tehdit eden bir durum yoksa, zedelenen bölge tespit edilmeden yaralı taşınmaz.

* Yarada bulunan kemik parçaları kanama, damar ya da sinir hasarına neden olacağı için çıkarılmaz. · Kırık, yerine yerleştirilmeye çalışılmaz.· Açık kırıklarda tespit öncesi kanam durdurulmalıdır. · Yaralıya ağızdan hiçbir şey verilmez. ·Göğüs, kaburga, köprücük kemiği ve kol kırıklarında yaralıya oturur ya da yarı oturur pozisyon verilir. Diğer tüm kırıklarda mümkünse sırt üstü yatış pozisyonu verilir.

** Çıkık, Eklemlerin fazla zorlanması, çarpma, düşme ve darbe alma sonucunda, eklem kemiklerinden birinin bulunduğu yerden ayrılmasıdır. Çıkıkta eklem, tıbbi müdahale olmadan normal konumuna dönemez.

Çıkığa en yatkın eklemler : omuz, dirsek, parmak, kalça, ayak bileği ve çene eklemleridir.

Çıkık Belirtileri : · Hareket kısıtlılığı · Ağrı · Hassasiyet · Şişlik ve kızarıklık · Eklem bölgesinde şekil bozukluğu

** Yaralının üzeri örtülerek vücut sıcaklığı korunmalıdır. Çıkık eklem üzerine havlu ya da bir başka materyale sarılı buz torbası konulmalıdır.

** Burkulma : eklemin normal hareket sınırının ötesinde bükülmesi ve gerilmesi sonucu, eklemde yer alan bağ ve kapsül gibi yapıların zedelenmesi veya yırtılmasıdır.

Burkulma Belirtileri : · Burkulmanın olduğu bölgede ilk anda hissedilip kaybolan, ancak birkaç saat sonra yeniden başlayan ağrı ·Eklem bölgesinde şişlik, kızarıklık ve morluk · Hareket kısıtlılığı

* Burkulmada ICE uygulaması önemlidir. Ice : Soğuk uygulama , Compresion : Bandaj , Elevation : Yükseltme

* Zedelenmeden sonra ilk 24 saat içinde aralıklı olarak ekleme buz torbası ile soğuk uygulama (Ice) yapılır.

* Omurga kırıklarında ; bölgede ağrı, kol ve bacaklarda duyu kaybı, hareketlerde kısıtlılık, karıncalanma ve uyuşukluk gibi belirtiler görülür. Omurga kırıklarında yaralının sedyeye yatırılmasında en az 3 ilk yardımcıya ihtiyaç vardır.

* Köprücük kemiği kırığında kırık taraftaki kol, üçgen sargı ile askıya alınır.

*Kalça kemiği kırığında genel belirtiler dışında idrar ve dışkılamada zorluk vardır.

* Diz ile kalça arasındaki kemikte kırık varsa, topuktan koltuk altına kadar iç ve dış yandan atel tespiti yapılmalıdır.

* Diz kapağı kırığında, bacak bükülü vaziyette bulunduysa yaralının pozisyonu korunarak tespit işlemi uygulanır.

* Ayak ve ayak bileği kırığında yaralının ayakkabısı varsa çıkarılmaz, sadece bağları çözülür.

* Omuz çıkığında askıya alınan kol, üçgen sargı ile yaralının gövdesine tespit edilir.

** Kırık, çıkık ve burkulma olay yerinde ilk görüldüğünde tespit edilir. Tespit için ilk yardımcı elde olan malzemeleri kullanır. Bunlar üçgen sargı, rulo sargı, battaniye, hırka, eşarp, kravat gibi yumuşak malzemeler ile tahta, karton, mukavva gibi sert malzemeler olabilir. Kırıkta tespit, kırık bölgenin üstünde ve altında kalan eklemleri de içerecek şekilde yapılmalıdır.

* Alt bacak kemikleri kırığında tespit yöntemi : Diz ile ayak arasında ki kemiklerde kırık varsa uygulanacak atelin boyu topuktan kalçaya kadardır.

* Ön kol kırığı için tespit yöntemleri : Gövde ile tespit , Ceket ile tespit , Tek atel ile tespit , iki atel ile tespit

** Yetişkinlerde temel yaşam desteğinde basınç - soluk oranı : 30/2
* Kafa travması geçiren ya da felç olan hasta/yaralı : Düz, baş on derece kaldırılmış durumda taşınır.
*100 yataklı devlet hastaneleri ve Askeri dispanserler alt düzey acil bakım birimleri arasında
* Yetişkinlere suni solunum sırasında verilecek hava miktarı : 500-600ml
** Dünyada acil tıp anabilim dalı ilk kez : ABD
* Türkiye’de acil sağlık hizmetleri : Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü
* Kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi ) belirtileri : Titreme, el ve ayaklarda uyuşma, yüzeysel solunum - Kuru ve sıcak deri, nefesinde çürük elma kokusu (aseton) -Terleme, sinirlilik, olağan dışı davranışlar
* Kafatası ve omurga yaralanmalarında ilk yardım : Hiçbir şekilde hareket ettirilmez. Herhangi bir tehlike söz konusu ise vücut ekseni bozulmadan düz pozisyonda sürüklenir.
** Vücuttaki kimyasal reaksiyonların gerçekleşebilmesi için vücut sıcaklığı 37 C civarında belli sınırlar içinde korunmalıdır
* Sıcağa bağlı aciller tüm yaş gruplarını etkilemekle beraber reaksiyonların şiddeti yaşlara göre değişir.
* Soğuğa bağlı acillerde ise vücudun bazı kısımlarında veya tümünde yaralanmalar meydana gelebilir.
* Boğulmalardan özellikle suda boğulma, kaza sonucu görülen ölümler arasında 3. sırada yer almaktadır.
* Normalde insan terlediğinde kilonun %5’i kadar sıvı kaybını tolere edebilir.
* Sıcak bir ortamda bedensel etkinlikte bulunmak ; sıcak ödemi, kramplar, yorgunluk ve sıcak çarpması gibi durumlara yol açabilir
* Sıcak ödemi : ellerde, ayaklarda ve ayak bileklerinde üzerine basıldığında iz bırakan ödem (şişlik) oluşur

* Sıcak ödemi oluştuğunda ; • Ödemli bölge yükseltilmelidir. • Sıcak ortamlardan uzaklaştırılmalıdır. • Sıvı alımı artırılmalıdır.

* Sıcak krampları ; terleme yoluyla vücuttan büyük miktarda sıvı kaybedildiğinde meydana gelir.

*Sıcağa bağlı kramplarda yapılması gerekenler • Kişi serin bir yerde dinlendirilmelidir. • Kramp giren bacak hareket ettirilmelidir. • Dar giysiler varsa çıkarılmalıdır. • Eğer yanıt veriyorsa ve bulantı yoksa, kişiye içmesi için soğuk bir şeyler (su, ayran, meşrubat gibi) içirilmelidir. • Aşırı aktiviteden kaçınılması yararlıdır.

- • Sıcağa bağlı kramplarda masaj nadiren iyi gelir ve genellikle ağrıyı artırır. Hafifçe gerdirme hareketleri daha yardımcı olur.

* Sıcağa bağlı yorgunluk ; durumunda ortamın soğutulması veya aniden ısı düşüklüğüne gidilmemelidir.

- Sıcağa bağlı yorgunlukta bayılma, baş ağrısı ve baş dönmesi, halsizlik, nadiren bulantı ve kusma, karında kramplardan şikâyetçidirler. Aşırı terleme sonucu deri soluk ve nemlidir,

* Sıcağa bağlı yorgunluk durumunda yapılması gerekenler • Kişi bulunduğu ortamdan serin bir yere alınır. Eğer varsa üzerindeki kalın giysiler çıkarılmalı, dar giysiler gevşetilmelidir. • Hasta sırt üstü yatırılmalı ve bacakları 15-30 cm yükseltilmelidir. • Ortamın soğutulması veya aniden ısı düşüklüğüne gidilmemelidir. Ortam oda ısısından aşağı inmemelidir. • Eğer yanıt veriyorsa ve bulantısı yoksa, kişiye içmesi için soğuk ve tuzlu içecekler verilmelidir. Cilt havalandırılmalıdır. • Başa ve vücuda konulan ıslak havlularla kişi serinletilmeye çalışılmalıdır.

Sıcak Bitkinliği Ve Sıcak Çarpması Arasındaki Farklar :

Sıcak çarpmasında : Kuru ,sıcak cilt - Pupille dilate - Vücut ısısı çok yüksek

Sıcak yorgunluğu bitkinliği : Nemli ,yapışkan cilt - Pupiller küçüktür - Vücut ısısı normal veya anormaldir.

** Sıcak etkisi ile oluşan sıcak çarpması erken müdahale edilmediği taktirde ölüm ihtimali çok yüksek olan bir durumdur.

* 40 0 C ve üzerindeki vücut sıcaklığı hücrelerde ve özellikle beyin hücrelerinde ve kan damarlarında hasara neden olur. - Kalp atım sayısı artar, hastada klinik olarak nörolojik şok tablosu görülür.

Sıcak çarpmasında ilk yardım : Üzerine ıslak bir çarşaf örtülmeli ve çarşafın ıslak kalması sağlanmalıdır.

Serinletmek için yelpaze kullanılmalıdır.

Soğuğa bağlı acil durumlar : hipotermi ve lokal soğuk yaralanmalardır

Hipotermide ; Özellikle beyin, kalp ve böbrek olmak üzere tüm organlar etkilenir.

- Vücuttan ısı kaybı : radyasyon , konveksiyon , kondüksiyon , buharlaşma yolları ile olur.

* Radyasyon (Çevreye ısı yayma): Normal koşullarda vücudun en çok ısı kaybettiği yol radyasyondur

* Konveksiyon (Vücut yüzeyindeki hava hareketi ile) : kaybı hava hareketinin hızına bağlı olarak arttığı için doğada rastlanan hipotermi olgularının en yaygın nedenidir.

*Kondüksiyon : Vücuttan daha soğuk olan bir iletkenle temas edildiğinde ısı kaybedilir.

* Buharlaşma (Evaporasyon): Normalde vücut sıcaklığının %20-30'u buharlaşmayla kaybedilir.

** Hipotermi düzeyleri : Hafif hipotermi : Vücut sıcaklığı 32–35°C arasındadır. Cilt soluk ve soğuk, titreme, nabız artışı, kan basıncı yüksekliği, takipne (hızlı soluk alıp verme) ve uyku hâli ile seyreder.

* Orta derecede hipotermi : Vücut sıcaklığı 30–32˚C arasındadır. Titreme kesilir, nabız ve kan basıncı düşer. Zihinsel fonksiyonlarda yavaşlama, yutma ve öksürük refleksi kaybı vardır .

* Ağır hipotermi : Vücut sıcaklığı 30˚C’nin altındadır. Koordinasyon bozukluğu, konfüzyon, letarji (Sesli ve ağrılı uyaranlarla uyandırılabilir, bırakınca tekrar uyur.) ve koma (uyandırılamayan yanıtsızlık hâli) gelişir.

** Hipotermide yapılmaması gerekenler : • Kişi ani olarak ısıtılmamalıdır. • Hemen çok sıcak bir yere alınmamalıdır. • Doğrudan bir ateşe, sobaya ya da herhangi bir ısı kaynağına maruz bırakılmamalıdır. • Sıcak su doldurulmuş şişeler, termoforlar, elektrikli battaniyeler kullanılmamalıdır. • Masaj yapılmamalı, ovulmamalıdır. • Sigara ve alkol verilmemelidir. • Bandaj yapılmamalıdır. • Cilde ilaç, merhem vb. sürülmemelidir. • Hipotermik kazazedenin olay yerinde tamamen ısıtılmasına çalışılmamalıdır.

* Uçların donması (soğuk şişliği, frostnip) Ellerin, ayakların soğuktan çatlayıp şişmesi ile görülen sekel (iz) bırakmayan soğuk yaralanmasıdır. Bu durum ağrılı değildir. Denizciler ve dağcılar sık etkilenen gruplardır.

* Siper ayağı (trench foot) : Siper ayağı uzun süre soğuk suya veya soğuğa maruz kalma sonucu ayaklarda görülür.10-12 saat

* Donma ; dokuların soğuk hava, su, sıvı ya da gaza maruz kalması ile oluşan yaralanmadır.

* Birinci derece donuk : En hafif şeklidir. Erken müdahale edilirse hızla iyileşir. Deride solukluk, soğukluk hissi olur. Uyuşukluk ve hâlsizlik görülür. Daha sonra kızarıklık ve iğnelenme hissi oluşur. Ortalama 5-10 gün sonra deride soyulma görülür

* İkinci derece donuk : Soğuğun sürekli olması ile belirtiler belirginleşir. Gerginlik hissi olur. Ödem, şişkinlik, ağrı ve içi su dolu kabarcıklar (bül) meydana gelir. Su dolu kabarcıklar iyileşirken siyah renkli kabuklara dönüşür.

* Üçüncü derece donukta ; canlı ve sağlıklı deriden kesin hatları ile ayrılan siyah bir bölge oluşur.

- Donmuş kazazede karla ve elle ovuşturmamalı, masaj yapılmamalıdır. - Yaralı elle tutularak ve nefesle ısıtılmalıdır. - Donmuş organ, alev, ateşe tutulmamalı, aşırı sıcak suya sokulmamalıdır. - Donmuş kişi soba-lamba gibi lokal ısı kaynaklarından uzak tutulmalıdır. - - Eğer 30 dakika içinde donan yer normal renk ve sıcaklığını kazanmışsa o yer 400C’lik sıcak suya batırılmalıdır. - Derinin sıcaklığı, rengi ve dokunma hissi 30 dakika içinde düzelmemişse hemen hastaneye gönderilmelidir.

** Boğulma belirtileri ; nefes almada güçlük, gürültülü, hızlı ve derin solunum, ağızda balgam toplanması ve köpüklenme, yüzde, dudaklarda ve tırnaklarda morarma ve bayılma

- Hava yolunun tam tıkanması durumunda : kişi hiç nefes alamaz, ses çıkaramaz ve öksüremez. - Hava yolu kısmen tıkanmış ise ; ani solunum sıkıntısı, zayıf veya sessiz öksürme ve hırıltı ortaya çıkar.

* Suda boğulmada ; boğulma sırasında nefes borusu girişinin kasılmasına bağlı olarak çok az miktarda su akciğerlere girer. Suda boğulanlarda özellikle soğuk havalarda 20–30 dakika geçse bile suni solunum ve kalp masajına başlanmalıdır.

* Hava yolu tıkanan kişi soluyorsa öksürmeye teşvik edilmeli, başka bir girişimde bulunulmamalıdır. -Hastanın solunum, ve öksürüğü zayıflamaya veya kaybolmaya başlamışsa, derhal sırta vurma işlemi gerçekleştirilmelidir. -Hastanın yan ve hafifçe arka tarafında durulur. - Bir elle göğüs kafesinden destek olurken, hasta öne doğru eğdirilir. -- Kürek kemiği arasına beş defaya kadar kuvvetlice vurulur. - Sırta vurma yöntemi ile başarılı olunamıyorsa, abdominal bası uygulanır.

* Abdominal basınç : Kişi ayakta ya da oturur pozisyonda iken, arkasına geçilerek gövdesi kavranır. Bir el yumruk yapılarak, başparmak çıkıntısı mide üst bölümüne (göğüs kemiği altındaki kısım, yan taraflarını kaburgaların oluşturduğu üçgen bölge) gelecek şekilde yerleştirilir. Kuvvetlice yukarı-arkaya doğru 5-10 defa basınç uygulanır.

Abdominal basınç tekniği, eğer çevrede kurtaracak birisi yoksa yaralının kendisi tarafından da yapılabilir

** Bilinç kaybı gelişen bireyde ilk yardım : • Hasta sırtüstü yere yatırılır. • Baş geriye doğru itilir ve ağızda görülebilir bir yabancı cisim varsa çıkarılır. • Çene öne doğru çekilerek solunum yolları açılır. • Bak dinle hisset yöntemi ile solunumun olup olmadığı kontrol edilir. • İki suni solunum uygulanmaya çalışılır.

** Sırt vuruşu ve göğüs basılarına dönüşümlü olarak yabancı cisim çıkana veya bebeğin bilinci kapanana kadar devam edilmelidir.

* Boğulmuş olan kişinin ilk müdahalesi, olay yerinde, sudan hızlı ve dikkatlice çıkarılmasıyla başlar.

* Kazazedeyi ani olarak ısıtmama nedeni : hipotermide yapılması gereken ilk yardım uygulamalardandır.

** Bilinç ; uyanık olma, çevresel ve kendi vücudundan kaynaklanan tüm uyarıları algılayabilme, doğru değerlendirebilme ve bunlara uygun, yerinde tepki oluşturmadır.

- Bilinç düzeyi değişikliği; uzun süreli birkaç saat ya da birkaç dakika gibi kısa sürelerde gelişebilir.

** Bilinç bozukluğuna ; beyin tümörleri , ve apseleri , serebral hemorajiler , alkol , ilaç vb. zehirlenmeler ve travma durumları neden olabilir.

** Beyin sapının üst bölümünde işlev bozukluğuna neden olan durumlar : Serabral hemorajiler · Serabral enfarktüsler · Epidural hematomlar · Beyin tümörleri · Supdural hematomlar · Beyin apseleri

* Retiküler aktivatör sistemi baskılayan durumlar ; Serebellar abseler · Enfarktüs · Pons ya da serebellar abseler · Tümörler

** Kan akımı ve oksijenlenmeyi azaltan metabolik nedenler : Nöron hastalıkları · Karaciğer, akciğer, endokrin bezler, böbrek gibi organların hastalıkları · Alkol, ilaç ve diğer nedenlerle ortaya çıkan zehirlenmeler · Sıvı-elektrolit, asit-baz dengesizlikleri · Travma ve nöbet sonrası durumlar · Enfeksiyonlar · Beslenme yetersizliği · Hipoglisemi · Anoksi ya da iskemi · Isı düzenleme mekanizması bozukluklar

** Psikojenik nedenler : Histeri · Katatoni

Biliç bozukluğu genelde ; bayılma ve koma şeklinde olur.

** Bayılmaya neden olabilen durumlar ; Korku, aşırı heyecan · Açlık · Uzun süre ayakta hareketsiz kalma · Aşırı sıcak ortamlar · Kan şekerinin düşmesi · Yorgunluk, aniden ayağa kalkma · Kapalı ortam, kirli hava · Ağrı · Bazı enfeksiyon hastalıkları

**Bayılmanın Belirti ve bulgular ; Baş dönmesi, baygınlık, yere düşme · Bacaklarda uyuşma · Bilinçte bulanıklık · Üşüme, terleme · Yüzde solgunluk · Hızlı ve zayıf nabız

* Bayılmada ilk yardım öncelikle; bilinç durumu , solunum yolu açıklığı ve dolaşım kontrol edilir , ve uygun posizyon verilir (Şok, Koma). Tıbbi yardım istenir.

** Koma : Yutkunma ve öksürük gibi koruyucu reflekslerin ve dışarıdan gelen uyaranlara karşı tepkinin azalması ya da yok olması ile ortaya çıkan uzun süreli tam bilinç kaybıdır.

** Komaya neden olabilen metabolik durumlar ; diabet (şeker hastalığı), karaciğer, yetmezlikleri, üre artması, enfeksiyonlar , epilepsi , havale

* Komaya neden olabilen durumlar : Beyin ile ilgili durumlar ; · Kafa travmaları · İnme · Beyin tümörleri · Beyin zarının iltihaplanması · Beyin kanamaları

** Zehirlenmeler ; Aşırı alkol, ilaç, uyuşturucu vb. kullanımı

** Aşırı oksijen eksikliği ya da CO2 zehirlenmesi : Belirti ve bulgular ; Yutkunma, öksürük gibi tepkilerin kaybolması · Sesli ve ağrılı uyarılara tepkisizlik · Işığa karşı tepkisizlik · İdrar ve gaita kaçırma · Kusma · Çok derin bilinç kaybı

** Komada tıbbi yardım gelinceye kadar ; 3-5 dakikada bir solunum ve nabız kontrol edilmelidir. Ağız içinde yabancı cisim olup olmadığına bakılmalıdır. Sıkı giyisiler gevşetilir. Solunumu varsa koma pozisyonu verilmelidir(yarı yüzükoyun - yan pozisyon)

** Havale , aniden anormal nöronal aktivasyaon sonucu başlayan şuur kaybı, nefes alamama ve kasılma ile seyreden klinik tablodur.

* Havale Çeşitleri ; ateşli havale ve sara krizidir.

* Havaleye neden olabilen durumlar ; Kafa travmasına bağlı beyin yaralanmaları · Beyin enfeksiyonları · Yüksek ateş · Bazı hastalıklar (Üremi, hepatik koma, serabral anoksi)

* Ateşli havale : Vücut sıcaklığı 38 derecenin üzerindedir. Genellikle 6 ay–6 yaş arasındaki çocuklarda görülür.

* Ateşli havalede belirti ve bulgular; Vücut sıcaklığının artması · Titreme · Kaslarda kasılmalar · Bilinç bulanıklığı

*Ateşli havalede ilk yardım ; Solunum yolu açıklığı sağlanmalıdır. · Öncelikle hasta oda sıcaklığında su ile ıslatılmış havlu ya da çarşafa sarılarak ateş düşürülmeye çalışılmalıdır. · Ateş bu yöntemle düşmüyorsa oda sıcaklığında bir küvete yatırılmalı ya da duş aldırılmalıdır. · Tıbbi yardım 112 Acil Yardım Merkezi’nden istenmelidir.

* Sara krizi (Epilepsi) : Beyinde ani ve anormal elektrik deşarjına bağlı olarak duyu, hareket, algılama, bilinç ya da davranış değişikliklerine neden olan kronik tekrarlayıcı nöbetler epilepsi olarak tanımlanmaktadır.

* Sara krizi nedenleri ; Serebral · Biyokimyasal · Posttravmatik · İdiyopatik

* Sara krizinde belirtiler ; normalde olmayan koku , tat ve ses hissedilmesi , kas kasılmalarının olmasıdır.

* Hiperglisemi - kan şekeri yükselmesi : değerleri >250-800mg/dl

** Kan şekerinin uzun süre yüksek seyretmesi sonucu koma gelişebilir. Nedenleri; İnsülinin kesilmesi veya yapılmaması · Fazla miktarda yeme · Stresler · Enfeksiyon · Alkolizm· Gebelik Belirtiler ve bulgular ; Hızlı ve derin solunum · Hızlı ve zayıf nabız · Kuru ve sıcak deri · İçe çökmüş gözler · Nefesinde çürük elma kokusu(aseton) · Değişik düzeylerde bilinç kaybı

** Hipoglisemi - kan şekeri düşmesi : Glikozun plazmada 60 mg/dl, kapiller kan örneğinde 50 mg/dl altına düşmesidir. Nedenleri ; İnsülin ya da antidiyabetik ilaçların fazla dozda alınması · Uzun süren egzersiz sonrası · Uzun süre aç kalma · Öğün atlama ve alkol kullanma · Mide, bağırsak ameliyatı geçirenlerde emilimin yetersiz olması nedeniyle yemek sonrası Belirti ve bulgular ; Baş ağrısı· Halsizlik, aşırı yorgunluk hissi · Terleme · Sinirlilik · Olağan dışı davranışlar · Titreme, el ve ayaklarda uyuşma · Yüzeysel solunum · Hızlı nabız · Reflekslerde azalma · Konuşma güçlüğü ·Görme bozukluğu · Bilinç kaybı

** Hastanın bilinci yerinde ise 10 gr. ağızdan şeker, şekerli içecekler verilmelidir. Kan şekeri düşüklüğüne bağlı ise bu uygulamadan kısa sürede birey iyileşir.

** Angina pektorisde ( Kalp spazmı : ağrı kısa sürelidir , yaklaşık 3-5 dakika sürer.

Belirtileri : · Genellikle basınç, ağırlık ya da gastrointestinal rahatsızlık hissi gibi tanımlanan ağrı · Genellikle göğüs ortasında başlayan, sol kola ve omuza, boyuna, sırt ve çeneye doğru yayılan ağrı · Sıkıntı hissi, nefes darlığı · Ağrı kısa sürelidir, yaklaşık 3-5 dk. kadar sürer. · Ağrı istirahat ve nitrogliserin ile azalır.

** Miyokart infarktüsü - Kalp krizi : Miyokart enfarktüsünde, ağrı dinlenme ile geçmez. Terleme, mide bulantısı ve kusma görülebilir. Miyokart infarktüsü geçiren kişi yalnız ise kuvvetli öksürmesi önerilir Yarı oturur pozisyona getirilip rahat nefes alması sağlanmalıdır.

** Bilinç kaybı geçiren kişiye bilinci tamamen yerine gelinceye kadar herhangi bir sıvı ya da katı gıda ağız yoluyla verilmez.

** Bilinç kaybı olan bir kişiye önce "Nasılsın?" vb. sorularla sözel ve omuzlarından nazikçe sarsarak fiziksel olarak bilinç kontrolü yapılır.

** Kafa travması geçiren yada felç olan yaralı = Düz,baş on derece kaldırılmış durumda olmalı

** Çene itme manevrası ile hava yolu alması : trafik kazalarında ve yüksekten düşmelerde yapılır.

** Sarı renk kodu : Helihanrd yaşamı tehdit eden hastalığı yada yaralanması olmayan ancak zamanında nakledilmez ise hayati tehlikesi bulunan hastalardır.

* Çocuk hasta yada yaralının dolaşımı değerlendirilirken nabız = Şah damarından alınır.

* AFAD 2009 = Türkiye de afet ve acil durum tek çatı altında toplanmıştır.

* Hipotermi de vücut sıcaklığı 35 derecenin altına düşer ve Kazazede ani olarak ısıtılmaz .

*112 Acil yardım kurtarma = 1994

* Cab a göre ilk yardımın temel uygulaması = Tanı

* Sağlıklı gelişen bir kişinin dk solunum sayısı = 12 - 20

* Yetişkinlşerin sağ kalım zinciri 2. halkası = Temel yaşam desteği

* Erişkinlerde dolaşım = karotil erterden

* Çocuklarda dolaşım = Karotil yada femoral arterden

* Bebeklerde dolaşım =

Hayati organlardaki kalıcı hasar = 10dk sonra başlar.

* Delinme yaraları = Dış kanamalarının sınırlı ancak içte olan hasarın iç kanamaya sebep olur.

* Dekompanse şok : hızlı nabız , hızlı yüksek solunum ,i düşük tansiyon

* Gözle görülür belirti veren iç kanamalar : Akciğer kanaması , Mide ve bağırsak kanamaları , Böbrek kanamaları

* Ağrı görülmeyen yanıklar : Derin 2.derce yanıklar , 3. derece yanıklar , 4.Derece yanıklar

* Yabancı bir cisme bağlı olarak hava yolunun kısmi tıkanması durumunda ; Zayıf ve sessiz öksürme - Ani solunum sıkıntısı,hırıltı

* Akut miyokard enfaktüsünde krone tikona nedenleri %90 akut trombozdur.

*Yılan sokmalarında = ağrı ve kanama olmaz

* Acil taşıma teknikleri = sürükleme , battaniye , araç içinde taşıma