Vize Avrupa Birliği Ve Türkiye İlişkisi Vize Ders Özeti

serkankacan69

Active member
12 Eyl 2018
152
57
28
#1
1



AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE İLİŞKİSİ

-1 Ünite-

Türkiye’nin Avrupa Ekonomik Topluluğuna Müracaatı

Türkiye, tarihte en büyük barış projesi olarak nitelendirilen Avrupa bütünleşmesi hareketine de ilgisiz kalmayarak, 31 Temmuz 1959’de bu hareketin en önemli örgütlenmesi olan Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET, bugünkü adıyla Avrupa Birliği’ne) başvurmuştur.

**Avrupa Ekonomik Topluluğu ilk akdî ortaklık ilişkisini Yunanistan ile yapmıştır.

Türkiyenin Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) başvurma Nedenleri

• Batılılaşma ve çağdaşlaşma çabalarını sürdürme,

• Soğuk Savaş döneminde siyasi ve ekonomik izolasyondan ve Sovyetler B. baskısından kurtulma,

• Batı Bloğundaki yerini ekonomik entegrasyonla destekleme,

• ABD karşısında denge arayışı,

• Avrupa Ekonomik Topluluğunun yardımlarından yararlanma ve Avrupa Ekonomik Topluluğu üye devletlerindeki mevcut pazar payını koruma,

• Avrupa’da Yunanistan’ın aleyhteki girişimlerine engel olma.

Association: Avusturya, Birleşik Krallık, Danimarka, İsveç, İsviçre, Norveç ve Portekiz tarafından 4 Ocak 1960’da Stockholm’de imzalanan antlaşma ile kurulan Avrupa Serbest Ticaret Birliğidir.

Avrupa (Ekonomik) Topluluğunu Kuran Antlaşma: Antlaşma, 25 Mart 1957’de Roma’da imzalanıp 1 Ocak 1958’de yürürlüğe girmiştir. O tarihten beri yürürlüktedir. Lizbon Antlaşması’yla adı “Avrupa Birliği’nin İşleyişine Dair Antlaşma olarak değiştirilmiştir.

Ortaklık: Topluluk (Birlik) ile devletler veya uluslararası örgütler arasında özel amaçlar güden ve karşılıklı hak ve yükümlülükler ve ortak tutum ve özel usuller içeren bir akdi ilişkidir.

Protokol: Devletler veya uluslararası örgütler arasında bir toplantı, görüşme sonunda imzalanan belgedir.

Bildiri: Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı, tebliğ, deklarasyon, manifestodur.

Mevzuat: Bir ülkede yürürlükte olan yasa, tüzük, yönetmelik vb. yazılı hukuk kurallarının tümünü ifade eden bir kavramdır.

ORTAKLIK İLİŞKİSİ: Türkiye’nin başvurusuna Topluluk Konseyi tarafından verilen cevapta, Türkiye’nin kalkınma düzeyinin tam üyeliğin yükümlülüklerini üstlenmesine imkân vermediği

belirtilerek, Avrupa Ekonomik Topluluğunu Kuran Antlaşma’nın 238. Maddesi temelinde tam üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık ilişkisinin kurulması önerilmiştir. Anlaşma, 12 Eylül 1963’te Ankara’da imzalanmış ve tarafların iç hukuklarında onaylanması ve GATT izninin alınması süreçlerinin ardından 1 Aralık 1964’te yürürlüğe girmiştir.

Ankara Anlaşmasında Yer Alanlar

1-Giriş bölümü

2-33 madde içeren ana metin,

3-Bir geçici protokol,

4-Bir mali protokol,

5-Son senet

6-İşgücü konusunda taraflar arasında teati edilen mektuplar.

Anlaşmanın ana metninde; ortaklık ilişkisinin amacı, gümrük birliği, tarım, malların kişilerin, sermayenin ve hizmetlerin serbest dolaşımı, ulaştırma, rekabet, mevzuat ile ekonomik ve ticari politikaların uyumlaştırılması, ortaklık kurumları, Türkiye’nin tam üyelik imkânları, ortaklık ilişkisinde çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümü gibi konulara ilişkin hükümler öngörülmüştür.

Resmî adı “Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu Arasında Bir Ortaklık Kuran Anlaşma” olan işbu Anlaşma, Ankara’da imzalanmış olmasıyla literatürde “Ankara Anlaşması” olarak da ifade edilmektedir.

Anlaşma’nın Amacı

Anlaşma’nın amacı, Türkiye’nin Topluluğa entegrasyonunu sağlamaktır. Bu entegrasyon aşamalı olarak gelişecek ve sırasıyla ekonomik ve siyasi temelde gerçekleşecektir. Ekonomik amacı ise ekonomiyi canlandırmaktır ve bunun için de “gümrük birliği”nin gittikçe gelişen şekilde kurulması öngörülmüştür.

Anlaşma’nın siyasi amacı ise Anlaşma’nın giriş bölümünde “Türk halkı ile Avrupa Ekonomik Topluluğu içinde bir araya gelmiş halklar arasında gittikçe daha sıkılaşan bağlar kurmak” olarak açıklanmıştır.

Entegrasyon: Bütünleşmek, birleşmek, uyum sağlamak anlamına gelir.

Gümrük Birliği: Taraflar arasındaki ticarette mevcut gümrük vergileri, eş etkili vergiler ve miktar kısıtlamalarıyla her türlü eş etkili tedbirin kaldırıldığı ve ayrıca birlik dışında kalan üçüncü ülkelere yönelik olarak da ortak gümrük tarifesinin uygulandığı bir ekonomik entegrasyon modelidir.

-2-

Tam Üyeliğe Götüren Ortaklık Anlaşması: Avrupa Birliği uygulamasında böyle bir anlaşma Türkiye ve Yunanistan dışında hiçbir ülkeyle imzalanmamıştır.

Anlaşma’nın Dönemleri:Hazırlık, geçiş ve son dönem olmak üzere toplam üç dönemdir.

1-Hazırlık dönemi: Türk ekonomisinin taraflar arasında kurulacak olan gümrük birliğine hazırlanacağı dönemdir. Bu dönem, Anlaşma’nın yürürlüğe girdiği 1 Aralık 1964 tarihi itibarıyla başlamıştır. Ortaklığın hazırlık döneminin usul ve 2



esasları Geçici Protokol ve Mali Protokolde düzenlenmiştir. Dönemin süresi 5 yıl öngörülmüş, Türkiye’nin talebi hâlinde Geçici Protokolde belirlenen usullere göre sürenin 10 yıla kadar uzatılması mümkün kılınmıştır. Asıl amaç, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişimini sağlamaktır.

2-Geçiş dönemi: Belirli istisnalar dışında 12 yıl sürecek ve âkit tarafların karşılıklı ve dengeli yükümlülükleri esasına dayanacaktır. Türkiye ile Topluluk arasında gümrük birliğinin tedricen kurulması, Türkiye’nin ekonomi politikalarının Topluluğun politikalarına yakınlaştırılması, bunun için de gerekli

ortak eylemlerin geliştirilmesi geçiş döneminin öncelikli hedefleri olarak öngörülmüştür

3-Ortaklığın son dönemi: Gümrük birliğine dayanacak ve âkit tarafların ekonomik ve sosyal politikaları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesini sağlayacaktır. Anlaşma’da son dönemin uzunluğu da açık bırakılmıştır. Bununla birlikte, son dönemin, “ortaklıktan “tam üyeliğe” geçişi hazırlama işlevini görecek olması sebebiyle esasen Türkiye’nin tam üyeliğinin gerçekleşmesine kadar devam edeceği söylenebilir.

Anlaşma’nın Genel Mahiyeti ve İçeriği

Anlaşma, “karma sözleşme” olarak Topluluk üye devletlerinin katılımı altında akdedilmişir. Ankara Anlaşması, Topluluğa sonradan katılan üye devletler bakımından uygulama alanı bulmaz. Çünkü Ankara Anlaşması, “esnek sınırlar” ilkesini kabul etmemektedir. Anlaşma’nın eşit statüye sahip iki tarafı bulunmaktadır. Bir yanda Türkiye Cumhuriyeti’nin temsilcileri, diğer yanda Topluluğun ve üye devletlerin ortak temsilcilerinden oluşmakta ve kararlarını oy birliği ile almaktadırlar.

Anlaşma, içerik olarak AET-Yunanistan Ortaklık Anlaşması örnek alınarak hazırlanmıştır.

Anlaşma’nın temelini gümrük birliği oluşturmaktadır. Bunun dışında tarım (m. 11), işçilerin serbest dolaşımı (m. 12), yerleşme serbestisi (m. 13), hizmetlerin serbest dolaşımı (m. 14), ulaştırma (m. 15), rekabet ve vergi (m. 16), mevzuat ve ekonomi politikalarının uyumlaştırılması (m. 16-17) sermaye ve ödemelerin serbest dolaşımı (m. 18-20) konularına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Karma Sözleşme: İki taraflı ve çok taraşı anlaşmaların özelliklerini taşıyan anlaşmalara denir.

AET-Yunanistan Ortaklık Anlaşması: 9 Temmuz 1961’de AET ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşmadır. Anlaşma, Yunanistan’ın 1981 yılında Avrupa Topluluklarına katılmasıyla sona ermiştir.

Sözleşmeye Sadakat Yükümlüğü: Devletlerin imzaladıkları uluslararası anlaşmaya uymak zorunda olduklarını ifade eden ve söze bağlılık (ahde vefa, pacta sund servenda) ilkesinden çıkan bir yükümlüktür.

Ayrımcılık Yasağı: Aynı durumdaki bireylere farklı, farklı durumdaki bireylere aynı muamele yapma yasağıdır.

Ortaklık Konseyi: Ortaklığın karar organıdır.

**Türkiye-AET Ortaklık Anlaşması’nın nihai amacı:Türkiye’nin Topluluğa entegrasyonunu sağlamaktır

**Türkiye-AET Ortaklık Anlaşmasına göre Türkiye’nin tam üyeliği konusu Son dönem ele alonacaktır.

ORTAKLIK REJİMİNİN UYGULANMASI

1-Hazırlık Dönemi (1964-1973)

2-Katma Protokol ve Geçiş Dönemi (1973-1996)

3-Mali Protokoller

4-Geçiş Döneminin Uygulanması

5-Son Dönem (1996-)

Hazırlık Dönemi (1964-1973): Mali Protokol uyarınca Türkiye’ye hazırlık dönemi (1964-1969) için 175 milyon ECU tutarında Topluluk kredisi verilmiştir. Bu Protokol ile sağlanan kredilerin tümü kullanılmıştır. Türkiye’nin isteği doğrultusunda 6 Şubat 1969’da görüşmelere başlanmıştır. Görüşmeler, 23 Kasım 1970’de Katma Protokolün imzalanmasıyla noktalanmıştır. Hazırlık dönemi, Katma Protokolün yürürlüğe girmesine kadar devam etmiştir.

Katma Protokol

Katma Protokol, 23 Kasım 1970’de Brüksel’de imzalanmış ve tarafların iç hukuklarında onaylanması ve GATT izninin alınması süreçlerinin ardından 1 Ocak 1973’te yürürlüğe girmiştir. Geçici Anlaşma 1 Eylül

1971’de yürürlüğe girmiştir. Böylece geçiş dönemi fiilen daha önce başlamıştır.

Katma Protokolün geçiş dönemine ilişkin temel ilkeleri şunlardır:

• Taraflar arasındaki ilişkilerin karşılıklı ve dengeli olma esasına dayanması,

• Taraflar arasında bir gümrük birliğinin aşamalı şekilde kurulması,

• Tarafların ekonomi politikalarının yakınlaştırılması ve ortak faaliyetlerin geliştirilmesi.

-3-

Ortak Gümrük Tarifesi:Aralarında gümrük birliği kuran ülkelerin birlik dışındaki ülkelere uyguladıkları ortak vergi tarifesidir

Topluluğun ortak gümrük tarifesine uyum hususunda da 12 yıllık listede yer alan mallar için 12 yıllık bir süre, 22 yıllık listede yer alanlar için ise 22 yıllık bir süre yer almıştı.

Doğrudan Etki: Bireylerin, ek uygulama işlemlerinin yapılmasına ihtiyaç göstermeyen, yeterince açık

ve koşulsuz olan hukuk kurallarını mahkemelerde veya idari kurumlarda diğer bir gerçek veya tüzel kişiye

ya da devlete karşı ileri sürebilme hakkını ifade eden kavramdır.

Mali Protokoller

1-İkinci Mali Protokol, 23 Kasım 1970 tarihinde Katma Protokol ile birlikte imzalanmış ve 1 Ocak 1973’te yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Protokol, 1971-1977 dönemini kapsamıştır. Türkiye’ye 47 milyon ECU tutarında bir ek kredinin verilmesi kabul edilmiştir 3



2-Üçüncü Mali Protokol, 12 Mayıs 1977’de imzalanmış ve 1 Mayıs 1979’da yürürlüğe girmiştir. Bu Protokolün 31 Ekim 1981’e kadar uygulanması öngörülmüş ancak daha sonra süre uzatılmıştır. Bu Protokol çerçevesinde Türkiye’ye 220 milyon ECU’lük kısmı Topluluk bütçesinden, 90 milyon ECU’lük kısmı ise AYB öz kaynaklarından olmak üzere, toplam 310 milyon ECU tutarında bir kredi verilmiştir. Kredinin tamamı Türkiye tarafından kullanılmıştır.

**Türkiye-AB Ortaklığı’nda mali işbirliği çerçevesinde kabul edilen mali protokollerden I. Mali Protokol , II. Mali Protokol, III. Mali Protokol, V. Mali Protokoller uygulanmıştır.

Avrupa Yatırım Bankası: Topluğun (Birliğin) finans kurumudur.

Geçiş Döneminin Uygulanması

Türkiye, Ocak 1978’de yapılması gereken gümrük vergisi indirimlerini Katma Protokolün 60. maddesinde öngörülen imkânı kullanarak ertelemiştir. Topluluk, bu gelişmelerin sonucunda Türkiye ile siyasi ilişkilerini dondurarak mali iş birliğini askıya almıştır. Nitekim 1981 yılı sonrası dönem için hazırlanan Dördüncü Mali Protokol, 19 Haziran 1981’de paraflanmış olmasına rağmen Kasım 1981’de siyasal

nedenlerle dondurulmuştur. Bu Mali Protokol, 5 yıllık bir dönem için 600 milyon ECU tutarında bir mali yardım yapılmasını öngörmekteydi. Ortaklık Konseyi, 1980 yılından sonra 16 Eylül 1986’da yeniden toplanabilse de Yunanistan vetosu sebebiyle Topluluğun ortak tutum oluşturamaması sonucu bu toplantıda herhangi bir karar alamamış ve yine uzunca bir süre bir araya gelememiştir.

Görüş: Bağlayıcı olmayan Topluluk (Birlik) tasarruflarıdır. Görüşler, daha çok siyasi ve etik değer

taşımakta olup Konsey, Konsey-Parlamento ve Komisyon tarafından verilebilmektedir.

Son Dönemin Uygulamaya Konulması: 6 Mart 1995’de Brüksel’de gerçekleştirilen 36. dönem Ortaklık Konseyi toplantısında, ortaklığın (Gümrük Birliğinin) son döneminin 1 Ocak 1996 tarihinden geçerli olmak üzere uygulamaya konulması kararlaştırılmış ve “Gümrük Birliğinin Son Döneminin Uygulamaya Konmasına” İlişkin 1/95 sayılı Karar kabul edilmiştir.

Son Dönemde Ortaklık Konseyi Dışında Alınan Kararlar

• Taraflar arasındaki ilişkilerin Ankara Anlaşması’nın öngörmediği alanlarda da güçlendirilmesini amaçlayan bir Tavsiye Kararı (Ortaklık ilişkilerinin geliştirilmesine ilişkin İlke Kararı),

• Türkiye’nin üçüncü ülkelere karşı 1 Ocak 2001’e kadar ortak gümrük tarifesinin üzerinde vergi uygulayacağı hassas ürünleri belirleyen 2/95 sayılı Karar,

• Türk ekonomisinin Gümrük Birliğine bağlı olarak geçireceği değişiklikler esnasında ihtiyaç duyacağı mali yardım ve iş birliğinin çerçevesini belirleyen Topluluk Deklarasyonu.

Gümrük Birliğinin tamamlanmasına İlişkin Kararlar

• Malların serbest dolaşımı

• Topluluğun teknik mevzuatına uyum,

• Topluluğun ortak ticaret politikasına uyum,

• Topluluğun tercihli gümrük rejimlerinin üstlenilmesi,

• Topluluğun ortak tarım politikasına uyum ve tarım ürünleri ticaretinde uygulanacak tercihli rejim,

• Topluluk Gümrük Koduna uyum ve karşılıklı idari iş birliği,

• Mevzuat yakınlaştırılması

• Kurumsal hükümler (Gümrük Birliği Ortak Komitesi; danışma ve karar usulleri; uyuşmazlıkların çözümü; korunma tedbirleri)

Gümrük Birliğinin uygulanmasında 1/95 sayılı OKK’nin kurallarının yanı sıra Ankara Anlaşması ve Katma Protokolün genel hükümleri de dikkate alınması gerekmektedir. Buna karşılık, Katma Protokolün Gümrük Birliğinin kurulmasına ilişkin hükümlerinin uygulanması artık söz konusu değildir.

Tercihli Ticaret Rejimi: Anlaşmaya taraf ülkelerin tek yanlı veya karşılıklı olarak belirli mallar üzerindeki gümrük tarifelerinde indirimde bulunmalarına dayanan en dar kapsamlı iktisadi bütünleşme aşamalarından biri çerçevesinde uygulanan rejimdir.

-4-

Serbest Ticaret Anlaşması: Taraflar arasında ticareti kısıtlayan veya engelleyen gümrük vergileri ve tarife dışı engellerin kaldırılarak bir serbest ticaret alanı oluşturulmasını sağlayan, ancak üçüncü ülkelere ortak bir tarife uygulama yükümlülüğünü içermeyen bir anlaşmadır.

Avrupa Topluluğu/Birliği İç Pazarı: Avrupa Topluluğu’nun/Birliği’nin içerisinde malların, kişilerin,

hizmetlerin ve sermayenin serbestçe dolaşabildiği, iç sınırları olmayan bir alanını ifade eder.

Gümrük Birliği Kapsamında Gerçekleştirilen Uyum Çalışmaları

Gümrük Birliğinin kurulma sürecinin tamamlanması ile beraber, Türkiye ile Topluluk arasında sanayi ürünleri ticaretinde gümrük vergileri, miktar kısıtlamaları ve eş etkili önlemler kaldırılmış, Türkiye üçüncü ülkelere karşı Topluluğun ortak gümrük tarifesini (OGT) uygulamaya başlamıştır. Bu durumun tek istisnası, 1996 yılında başlayan ve 2000 yılı sonuna kadar süren beş yıllık geçiş döneminde, otomobiller, ayakkabılar, deriden mamul ürünler ve mobilyalar gibi kısıtlı sayıdaki hassas ürün için üçüncü ülkelere karşı OGT hadlerinden daha yüksek gümrük vergilerinin uygulanması olmuştur. Gümrük Birliği öncesi % 16 olan koruma oranı 2011 yılı ithalat rejimi kapsamında % 4,2 seviyesine gerilemiştir.

Damping: İhracatçı firmanın malını dış piyasada iç piyasada sattığından daha düşük fiyatla satmasıdır.

Sübvansiyon (Destekleme), devletin kişi ya da kurumlara mal, para veya hizmet biçiminde yaptığı

karşılıksız yardımları ifade eder.

Dahilde İşleme Rejimi: İhracata yönelik önemli mevzuatlardan biri olup, ihraç ürünleri üretmek için

gerekli olan ve dışarıdan ithal edilen, bu yüzden de ithali gümrük vergisine tabi ara mallara ya da girdilere 4



gümrük muafiyeti getiren bir ihracatı teşvik sistemidir.

Hariçte işleme Rejimi: Serbest dolaşımdaki eşyanın hariçte işleme faaliyetlerine tabi olarak Türkiye Gümrük Bölgesinden geçici ihracı ve bu faaliyetler sonucunda elde edilen ürünlerin ithal vergilerinden tam ve kısmi muafiyet suretiyle yeniden serbest dolaşıma ilişkin hükümlerin uygulandığı rejimdir.

Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde uygulanan ithalat rejimi, Gümrük Birliği kapsamındaki yükümlülüklerin yanı sıra Dünya Ticaret Örgütü taahhütleri ve üçüncü ülkelerle imzalanan Serbest Ticaret Anlaşmalarının hükümleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.

Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi’ne uyum, Gümrük Birliği kapsamındaki ürünler itibarı yla 1 Ocak 2008 tarihinde tamamlanmıştır.

Gümrük Birliğinin düzgün işleyişini sağlamak ve ortak ticaret politikasını uygulamak üzere

1-İthalat ve ihracata ilişkin kurallar,

2-Kotaların yönetimi,

3-Dampingli veya sübvansiyonlu ithalata karşı koruma,

4-Tekstil ithalatına ilişkin otonom düzenlemeler,

5-Dâhilde ve hariçte işleme rejimleri

Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi: Gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelerden ithal ettikleri sanayi mamullerine belli sınırlar içinde gümrük tarifesi uygulamalarını ya da düşük oranlı tarifeler uygulamalarını öngören sistemdir.

Önkarar: Üye devletlerin ulusal mahkemelerinin, Birlik hukukunu ilgilendiren bir davayı sonuçlandırabilmeleri için Adalet Divanından talep ettikleri tespit niteliğindeki karardır. Adalet Divanı, ortaklığın kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımıyla ilgili kurallarının yorumuna ilişkin olarak önkarar yoluyla 70’e yakın karar vermiştir.

Türk girişimcilerin Gümrük Birliğinde Karşılaştığı Engeller

• Avrupa Birliği’nin mali, teknik ve güvenlik standartlarından kaynaklanan engeller,

• Türk menşeli malların Avrupa Birliği’nin iç pazarına taşınmasına getirilen engeller (kotalar, araç sürücülerine giriş vizesi verilmemesi gibi)

• Küçük ve orta ölçekli işletme sahiplerine veya görevlilerine fuar, ihale, iş görüşmesi, yer kiralama vs. amaçlı olarak Avrupa’ya gidişlerine getirilen vize engelleri.

**Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği Ankara Anlaşması’nın 28. Maddesinde hükme bağlanmıştır.

Ankara Anlaşması’nın 28. maddesinde yer alan “Topluluk” ifadesinin artık “Birlik” olarak anlaşılması gerekmektedir.

**Ankara Anlaşması’nın 28. maddesinden, genel olarak “ahde vefa” dan bahsedilir.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne Tam Üyelik Süreci

bütünleşme sürecinin tamamlanmasını beklemeden 14 Nisan 1987’de tam üyelik başvurusu yapmıştır. Bu erken başvuruya verilen cevapta, Toplulukların kendi iç bütünleşmesini tamamlamadan yeni bir üye kabul edemeyeceği; Türkiye’nin, Topluluklara katılmaya ehil olmakla birlikte ekonomik, sosyal ve siyasal

alanda gelişmesi gerektiği ifade edilmiş ve ilişkilerin Ortaklık Anlaşması çerçevesinde geliştirilmesi önerilmiştir. 16 Temmuz 1997’de yayımlanan “Gündem 2000” Raporu Gümrük Birliğinin üyelikte yeterli olmadığı belirtilmiştir. 12 - 13 Aralık 1997 tarihlerinde gerçekleşen Lüksemburg Zirvesi’nde ise Türkiye, tam üyeliğe ehil olduğu teyit edilmiş olsa da aday ülkeler arasında zikredilmemiştir.

-5-

Avrupa Birliği’nde Türkiye’ye yönelik bir tutum değişikliğinin Altında yatan Nedenler

• 1999 yılında Kosova’ya gerçekleştirilen uluslararası müdahale ve Kafkaslardaki enerji kaynaklarının güvenliği çerçevesinde Türkiye’nin stratejik konumu

• Türkiye’nin askerî bir güç olarak vazgeçilemezliği

• ABD’nin girişimleri (daha sonra bu girişimler ters tepmiş ve Türkiye için ABD’nin “Truva Atı” değerlendirilmeleri yapılmıştır)

• Bazı üye devletlerde iktidar değişiklikleri (sosyal demokrat partilerin iktidara gelmeleri)

• Yunanistan’da dönemin Simitis Hükûmeti’nin Türkiye’ye karşı ılımlı bir tutum izlemesi.

Türkiye, 10 - 11 Aralık 1999’da Helsinki’de yapılan Avrupa Birliği Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nde Avrupa Birliği’ne “aday ülke” olarak kabul edilmiş, kendisinin diğer aday ülkelerle eşit konumda olacağı açık ve kesin bir dille belirtilmiştir.

Avrupa Konferansı: AB üyesi ülkelerle aday ülkeleri bir araya getirmek ve gelecek birkaç yıl süresince

genişleme sürecinin çerçevesini belirlemek amacıyla 1997 Lüksemburg Zirvesi’nde oluşturulan konferanstır.

Kopenhag Kriterleri: Haziran 1993 tarihli Kopenhag Zirvesi’nde kararlaştırılan ve aday ülkelerin Birliğe üye olabilmek için yerine getirmeleri gereken kriterlerdir

Ulusal Program: Avrupa Birliği’ne aday ülkeler tarafından hazırlanarak Birliğe sunulan ve Katılım Ortaklığı Belgesi’nde yer alan önceliklerin ne şekilde yerine getirileceğine ilişkin belgedir.

17 Aralık 2004’te Brüksel’de gerçekleştirilen Avrupa Birliği Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nde,

1999 Helsinki Zirvesi ve 2002 Kopenhag Zirvesi’nde alınan kararlar teyit edilmiş ve Türkiye’nin reform sürecinde atmış olduğu kararlı adımların memnuniyetle karşılandığı belirtilerek, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin - Zirve sonuç metninin 23. maddesinde öngörülen çerçeve dâhilinde - 3 Ekim 2005 tarihinde başlatılması kararlaştırılmıştır

Zirve: Avrupa Birliği üyesi ülkelerin devlet ve hükûmet başkanlarının belirli aralıklarla bir araya geldiği

toplantılardır. Üye devlet liderlerinin 1974 yılında Paris’te yapılan zirve toplantısında aldıkları karar uyarınca 1975 yılından itibaren Avrupa Konseyi adı altında düzenli olarak yapılan bu toplantılar, 1986 yılında imzalanan Avrupa Tek Senedi’nde 5



yer alan bir hüküm ile hukuki temel kazanmıştır. Avrupa Birliği Antlaşması ile bugünkü hâlini alan söz konusu hüküm; zirvenin, Birliğin gelişimi için gerekli ivmeyi kazandırmak ve genel siyasi hedefleri belirlemekle görevli olduğunu ve yılda en az iki kez toplanmasını öngörmektedir.

Aday Ülke: Avrupa Birliği üyeliğine başvurma ehliyeti kabul edilmiş ülkeyi ifade eden kavramdır.

2.ÜNİTE

TÜRKİYE - AVRUPA BİRLİĞİ GÜMRÜK BİRLİĞİ

Uluslararası Ekonomik Bütünleşme, farklı ülkelerin bir bölgesel ekonomik grup oluşturacak şekilde bir araya gelmeleridir.

Bela Balassa’ya göre ekonomik bütünleşme sürecinin aşamaları

a. Ticaret bütünleşmesi

b. Faktör bütünleşmesi

c. Politika bütünleşmesi

d. Tam bütünleşme

Ekonomik Bütünleşmeler

1-Serbest Ticaret Bölgeleri,

2-Gümrük Birliği, Ortak Pazar,

3-Ekonomik Birlik

4-Tam Ekonomik Bütünleşmedir.

Bunlardan ikinci aşama olan Gümrük Birliği (GB) kuramını ilk ortaya atan, 1950’de yayımladığı “Gümrük Birliği Meselesi” adlı eseri ile Jacop Viner olmuştur.

Gümrük Birliği (GB), üye ülkeler tarafından karşılıklı ticaretleri üzerindeki gümrük tarifeleri, kotalar gibi her türlü engel veya kısıtlamaların kaldırıldığı ve üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifesinin (OGT) uygulandığı bir bütünleşme biçimidir.

GÜMRÜK BİRLİ⁄İNİN EKONOMİK ETKİLERİ

Birliğinin üye ülke ekonomisi üzerindeki etkileri kısa dönemli (statik) etkiler ile orta ve uzun dönemli (dinamik) etkiler olarak incelenir.

-6-

Gümrük Birliğinin Kısa Dönemli Statik Etkileri

1-Ticaret Yaratıcı Etki

2-Ticaret Saptırıcı Etki

3-Tüketim Etkisi

4-Diğer Statik Etkiler

5-Ticaret Hadlerine Etkisi

6-Kamu Gelirleri Etkisi

7-İşlem Maliyetleri Etkisi

Gümrük Birliğinin Orta ve Uzun Dönemli Dinamik Etkileri

1-Teknolojik İlerleme Etkisi

2-Ölçek Ekonomileri Etkisi

3-Dışsal Ekonomiler Etkisi

4-Yatırımları Özendirici Etki

GÜMRÜK BİRLİĞİNİN EN BAŞARILI ORNEĞİ AVRUPA BİRLİĞİ

Gümrük Birliği, Avrupa Birliği’nin ekonomik bütünleşme sürecinin en önemli aşamalarından biridir.

1789 yılında ABD’de 13 eyaletin gümrük tarifelerini kaldırması, Avusturya’nın 1775 yılında kendi içindeki ticaretten alınan vergileri sıfırlaması,1834’te Zollverein adı verilen Alman Gümrük Birliği, bu ülkelerin bütünleşmeleri yolunda önemli bir rol oynamıştır.

Belçika, Hollanda, Lüksemburg 1932 yılında Benelüks olarak bilinen bölgesel bütünleşmeyi oluşturmuşlar ve 1944 yılında aralarında gümrük birliği anlaşması imzalamışlardır. Tüm bu örneklere rağmen gümrük birliğinin en başarılı örneğini AB gerçekleştirmiştir.

AVRUPA BÜTÜNLEŞMESİ VE GÜMRÜK BİRLİĞİ

İlk olarak 1951 Paris Sözleşmesiyle Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda, İtayla ve Lüksemburg arasında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kurulmuştur.

25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ve atom enerjisinin barışçıl amaçlarla kullanımını öngören EURATOM kurulmuştur.

**1 Temmuz 1968’de Gümrük Birliği yürürlüğe girmiştir.

DÜNYADAN GÜMRÜK BİRLİĞ ÖRNEKLERİ

Andean Topluluğu 1988, Doğu Afrika Topluluğu 2005, Beyaz Rusya, Kazakistan ve Rusya Gümrük Birliği 2010, AB-Andora 1991, AB-San Marino 2002, AB - Türkiye 1996, Güney Afrika 6



Gümrük Birliği 1910, İsviçre-Lihtenştayn 1924.

TÜRKİYE - AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ ÇERÇEVESİNDE GÜMRÜK BİRLİ⁄İ

1959 yılında AET’ye katılmak için başvuran Türkiye ile AET arasında Türkiye’yi AET’ye “ortak üye” yapan, taraflar arasında bir gümrük birliğine dayanan ve ileride tam üyeliği öngören Ortaklık Anlaşması 12 Eylül 1963 yılında Ankara’da imzalanmıştır.

**Geçiş döneminde 12 yıllık listede, dış rekabet gücü kazanacağı düşünülen sanayi dalları ile Türkiye’de kurulması mümkün olmayan sanayi dalları yer almıştır. 22 yıllık listede rekabet gücü kazanabilmek için daha uzun süreye ihtiyacı olan sanayi dalları belirtilmiştir.

MİKTAR KISITLAMALARININ KALDIRILMASI

Türkiye, Katma Protokolün 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe girmesiyle Topluluk ithalatında uyguladığı gümrük vergilerini indirmeye başlamıştır. İkinci indirim, 1 Ocak 1976’da gerçekleşmiş ve böylece tarife indirimleri 12 yıllık listede toplam %20’e, 22 yıllık listede ise %10’a ulaşmıştır.

TÜRKİYE YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ NEDEN YERİNE GETİREMEDİ?

Geçiş dönemi takvimi, iki petrol krizi ve 1970’li yılların ortalarında gerçekleşen küresel durgunluk sebebiyle alt üst olmuştu. İlk hayal kırıklığı, Petrol Krizinden hemen sonra Avrupa’da artan işsizlik oranlarının Türkiye’den yapılan işçi alımını etkilemesi ile yaşanmıştır. Türkiye’nin tekstil ürünleri ihracatına konulan kotalar da ilişkileri gerginleştiren bir başka faktör olmuştur.

**Lomé Sözleşmesi, Global Akdeniz Politikası, Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi çerçevesinde destekler.

**Roma Antlaşması Madde 237: “Her Avrupa Devleti Topluluğa üye olmak için başvuruda bulunabilir. Üye olmak isteyen devlet başvurusunu Konseye gönderir. Konsey Komisyonun görüşünü ve üye tam sayısının mutlak çoğunluğuyla karar alacak olan Avrupa Parlamentosunun onayını aldıktan sonra oybirliğiyle karar verir...”

-7-

GÜMRÜK BİRLİĞİ 6 MART 1995 KARARI

AB ile 1996 yılından itibaren yürürlüğe giren Gümrük Birliği’nin hukuki temelleri Ankara Anlaşması ve Katma Protokol’e dayanmaktadır. Ortaklık Konseyinin 6 Mart 1995 tarihinde yapılan 36. toplantısında alınan “Gümrük Birliği Kararı” Gümrük Birliğinin son dönem uygulamasıdır.

Avrupa Parlamentosu da 23 Kasım 1995’te 1/95 Sayılı AT-Türkiye Ortaklık Konseyi Kararı’nı onaylayarak GB’nin yolunu açmıştır.

GÜMRÜK BİRLİĞİNİN KAPSAMI

Türkiye-AB Gümrük Birliği, sanayi ürünlerini ve işlenmiş tarım ürünlerini kapsamaktadır. Hassas olarak nitelendirilen ürünler konusunda 5 yıllık bir geçiş dönemi öngörmüştür. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’na dahil olan ürünler ise 1 Ağustos 1996 tarihinde yürürlüğe girmiş olan bir serbest ticaret anlaşması yoluyla işlem görmektedir.

**Türkiye ile AKÇT arasında “Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunu Kuran Anlaşma’nın Yetki Alanına Giren Ürünlerin Ticareti ile ilgili Anlaşma” 25 Temmuz 1996 tarihinde imzalanmış ve 1 Ağustos 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

TİCARET POLİTİKASI VE ORTAK GÜMRÜK TARİFESİ

GB ile Türkiye ile AB arasında sanayi ürünleri ticaretinde gümrük vergileri, miktar kısıtlamaları ve eş etkili tedbirler kaldırılmış, Türkiye üçüncü ülkelere karşı Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) uygulamaya başlamıştır. Bu durumun tek istisnası, 1996 yılında başlayan ve 2000 yılı sonuna kadar süren beş yıllık geçiş döneminde, otomobiller, ayakkabılar, deriden mamuller ve mobilyalar gibi kısıtlı sayıdaki hassas ürüne Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) hadlerinden daha yüksek gümrük vergileri tatbik edilmesi olmuştur. AB ile olan GB, tipik bir gümrük birliğinin ötesine geçmiştir. Bu şekliyle “Gümrük Birliği Artı” kavramı olarak adlandırılmaktadır.

Türk Akreditasyon Kurumu’nun kurulması, Rekabet Kurulu’nun oluşturulması, “4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun”, devlet yardımları mevzuatının AB normlarıyla uyumlu hâle getirilmesi, fikri-sınaî-ticari mülkiyet haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelere taraf olunması, Türk Patent Enstitüsü kurulması bu uyumlaştırma çalışmaları kapsamındadır.

**Türkiye’de ödenecek vergi Toplulukta uygulanan vergiden en az yüzde 5 puan daha fazlaysa, Topluluk telafi edici vergi uygulayacaktır.

**1982 yılında AB ve Türk ihracatçıları arasında tekstil sektörünü kapsayan bir gönüllü kısıtlama anlaşması imzalanmıştır.

Otonom rejimler şunlardır: Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi, İşgal Altındaki Topraklar menşeli mallara ilişkin rejim, Ceuta ve Melilla menşeli mallara ilişkin rejim, Bosna-Hersek, Hırvatistan ve Slovenya Cumhuriyetleri ve Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti menşeli mallara ilişkin rejim.

Tercihli anlaşmalar ise şunlardır: Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Romanya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti ile akdedilen Avrupa Anlaşmaları, Faroe Adaları ile akdedilen Serbest Ticaret Anlaşması, Kıbrıs ve Malta ile akdedilen Ortaklık Anlaşmaları, Estonya, Letonya ve Litvanya ile akdedilen Serbest Ticaret Anlaşmaları, İsrail ile akdedilen Anlaşma, Cezayir, Fas ve Tunus ile akdedilen Anlaşmalar, Mısır, Ürdün, Lübnan ve Suriye ile makdedilen Anlaşmalar, İsviçre ve Lihtenştayn ile akdedilen Serbest Ticaret

Anlaşması ve Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması.

TÜRKİYE - AB GÜMRÜK BİRLİ⁄İNİN ORGANLARI 7



1-Gümrük İşbirliği Komitesi

2-Gümrük Birliği Ortak Komitesi

Ortaklık Konseyi, Türkiye-AB ortaklığının en yetkili organı olup temel görevi, Ankara Antlaşması’nın uygulanmasını sağlamaktır. Ortaklık Konseyi GB kapsamında karar alma, tavsiye ve inceleme yetkileriyle donatılmıştır. Ortaklık Konseyi Türk Hükûmeti temsilcilerinden ve AET Konseyi ile Komisyonu ve üye ülke hükümetlerinin temsilcilerinden oluşmaktadır. Ortaklık Konseyi Başkanlığı, 6’şar aylık süreler için Türkiye ile Topluluk temsilcilerinden biri tarafından, sırayla yürütülür.Konsey,kararlarını oybirliği ile alır.

Karma Parlamento Komisyonu, Ortaklığın “demokratik” denetim organıdır. Ortaklık Konseyince hazırlanan yıllık faaliyet raporlarını inceler ve ortaklığa ilişkin konularda tavsiyelerde bulunur.

GÜMRÜK BİRLİ⁄İ ÖNCESİ VE SONRASI MALİ İŞBİRLİĞİ

GB’nin yol açacağı yeni rekabet ortamına Türk sanayi sektörünün uyum sağlaması, Türkiye ve AB pazarı arasında altyapı bağlantısının geliştirilmesi ve taraflar arasındaki gelişmişlik farkının azaltılması amacıyla Topluluk Türkiye’ye 5 yıllık süre içinde 2 milyar 246 milyon Euro mali yardım sağlamayı üstlenmiştir.

-8-

-5 Nisan 1994 ekonomik krizini takiben yaşanan devalüasyonlar, 1997 Asya ve 1998 Rusya krizleri, Mart 1998 sonrası Türkiye ekonomisinde yaşanan ciddi durgunluk, 1999 deprem felaketi, 2000 ve 2001 yıllarında ki ekonomik ve mali krizlerinden kaynaklanan tüm sorunlar, ekonomiyi olumsuz etkilemiştir.

**İKV Başkanı Prof. Haluk Kabaalioğlu; “Biz Gümrük Birliğine, AB’ye birkaç yıl içinde tam üye olarak alınacağız diye katıldık. Bizi San Marino ve Andora gibi kasabalarla aynı yere koyamazsınız. 72 milyon nüfusa sahip dünyanın 16.büyük ekonomisi olan devlet, bu gümrük birliği ile devam edemez”.demiştir.

**Türkiye, Birlik üyesi olmadan ve gerekli fonları almadan GB’ye girmiş tek ülkedir.

**GB süreç içinde makro düzeyde genel ekonomiyi, mikro düzeyde de işletmeleri olumlu etkilemiştir.

Gümrük Birliğinin Statik Etkileri: Dış Ticaret Üzerindeki Etki

Ankara Antlaşması öncesi 1963 yılında Türkiye’nin Toplulukla olan ticareti toplam ihracatının % 38’ini ve toplam ithalatının % 28,5’ini oluşturmaktadır. 1995 yılında ise AB’nin ithalat içindeki payı % 47,2 iken ihracat içindeki payı % 51,2 olmuştur.

Ticaret hacmi 1963 yılında 336 milyon $ iken 1995 yılında 28 milyar $’a yükselmiştir. Bu rakamlar, Türkiye’nin GB öncesinde de en önemli dış ticaret ortağının AB olduğunu göstermektedir. AB’nin toplam dış ticaret hacmindeki ortalama %45 olan payının GB sonrası 1996-2000 döneminde ortalama %51 düzeyine yükseldiği görülmüştür.

Türkiye’nin Gümrük Birliği öncesinde en önemli dış ticaret ortağı olan AB’nin GB sonrası da bu niteliğini koruduğu görülmektedir. Gümrük Birliği sonrası Türkiye’nin hem ihracatında hem de ithalatındaki AB’nin payı %50’nin altına inmiştir. AB’den ithal edilen tüketim mallarında gümrükler, 1996 yılında GB’nin tamamlanması ile kaldırılmıştır.

Ortak Ticaret Politikası ile Uyumun Yarattığı Etkiler

Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi 1 Ocak 2008 tarihinde tamamlanmıştır. 1 Ocak 1996 tarihi itibarıyla Türkiye tekstil ve hazır giyim ürünlerinde AB’nin uyguladığı miktar kısıtlamalarına benzer önlemler almış, bu önlemlerin çoğu AB ile paralel olarak 2005 yılında kaldırılmıştır.

Ankara Ticaret Odası Gümrük Birliğini en fazla eleştiren Odalardan biri olup GB sonrası ithalatta önemli bir tüketim malları ithalat artışı yaşanıldığını vurgulamıştır. Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, GB’nin 1996 yılında tamamlanmasıyla Türkiye’nin AB üyesi olma şansını kendisinin ortadan kaldırdığını ve böylelikle özel statü konumuna giden yolu kendisinin açtığını savunmuştur.

Doğrudan Yabancı Yatırım Etkisi

Ticaret ve yatırım, Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerindeki iki önemli faktör olmuştur. 2001 yılında yürürlüğe koyulan Uluslararası Tahkim Yasası ve 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu ile Türkiye’de yabancı sermaye için daha güvenli bir ortam yaratılmıştır.

Kamu Gelirleri Etkisi

GB öncesi Türkiye’de ithalattan alınan gümrük vergisi ve Toplu Konut Fonu, GB ile kaldırılmış ve üçüncü ülkelere karşı ortak tarife uygulanmıştır. Dünya Bankası’nın tahminine göre, GSYİH’nin % 1,4 ‘üne eşit olmasına rağmen, GB’nin yarattığı GSMH artışı % 1 ile 1,5 arasındadır.

Tam üyelik müzakerelerinde en kolay geçileceği düşünülen GB faslı, maalesef, AB tarafından Türkiye’ye ilişkin olarak 11 Aralık 2006 tarihinde kabul edilen kararda yer verilen 8 fasıldan biridir.

3.ÜNİTE

Türkiye-AB Ortaklık İlişkisinin Kurumsal Yapısı

AB’nin üçüncü ülkelerle kurduğu ortaklık ilişkileri, taraflar arasında serbest ticaretin geliştirilmesini, ekonomik işbirliği yoluyla ülkenin ekonomik kalkınmasına destek sağlanmasını veya ülkenin AB üyeliğini amaçlamaktadır.

Ekonomik işbirliği ve kalkınma amaçlarıyla Yapılan Anlaşmalar

Fas, Tunus ve Cezayir’le yapılan anlaşmalarıdır. Bu anlaşmalar ortaklık anlaşmaları kadar geniş kapsamlı değildir. Avrupa Kalkınma Fonu aracılığıyla bu ülkelere teknik ve mali yardımlar yönlendirilmiştir.

Bir diğer özel anlaşma AET ile 3 Mayıs 1960 yılında kurulan Avrupa Serbest Ticaret Alanı (EFTA) üyesi ülkeler arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmasıdır. Kurulan bu ilişki sonradan Avrupa Ekonomik Alanı’na dönüşmüştür.

AB’nin ortaklık anlaşmalarının temel özellikleri

• Roma Anlaşması’nın 238. maddesine dayanır, (Maastricht Antlaşması 310, Lizbon Antlaşması 188N)

• Yakın bir ekonomik ve siyasi işbirliği niyeti taşır, 8



• Ortaklık ilişkisini yöneten, tarafların temsil edildiği organlar yaratır,

• En çok kayrılan ülke uygulaması yaratır,

• Taraf olan ülke ile AB arasında ayrıcalıklı bir ilişki yaratır,

• 1994 yılından itibaren insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü koşullarını içerir,

• Taraflar arasında işbirliği anlaşmalarının ötesinde bir ortaklık kurmayı hedeflemektedir.

-9-

GATT’ın ilkelerinden birisi olan “en çok kayrılan ülke ilkesine göre bir ülkeye sağlanan kolaylık ya da verilen taviz, ayırım yapılmadan bütün diğer üye ülkelere de aynen geçerli kılınmalıdır.

**Ortaklık ilişkisinin organları “karşılıklılık” ilkesine uygun olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Taraflar, kolektif organlar aracılığıyla birlikte faaliyette bulunmaktadır. Ortaklık ilişkisinde temel nokta AB ve AB üyesi ülkelerin ilişki kurduğu ülkenin bir “üye ülke” olmamasıdır.

ORTAKLIK İLİŞKİSİNİN TEMEL ORGANI: ORTAKLIK KONSEYİ

Türkiye ile AET Arasında Anlaşması 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara’da imzalanmıştır. Bu nedenle Ankara Anlaşması olarak anılmaktadır. İmzalanan Anlaşma Avrupa Toplulukları, üye ülkeler ve TBMM’nin onay sürecinden geçerek 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Ortaklık ilişkisinin birincil hukuk kaynakları

• Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında bir ortaklık yaratan Anlaşma(Ankara Anlaşması) ve Ekleri (Geçici Anlaşma, Malî Protokol, Son Senet ve imza sırasında teati edilen iki mektuptan oluşur.)

• Katma Protokol ve Ekleri

• Tamamlayıcı/Uyum Protokolleri

Ankara Anlaşması Geçici Protokolleri: 1 sayılı Protokol geçiş döneminin bir Katma Protokolle şart, usul,sıra ve sürelerinin saptanacağını belirtir ve Katma Protokolle ilgili diğer teknik konuları ele alır. 2 sayılı Protokol, Türkiye’nin Topluluğa ihraç ettiği geleneksel tarım ürünlerine açılan kontenjanları belirler, ayrıca ortaklığın işleyişine ilişkin de bazı teknik hükümleri içerir. Ankara Anlaşması’nda ifade edilen asıl organ Ortaklık Konseyi’dir. Ankara Anlaşması’nın 24. maddesi Ortaklık Konseyine faaliyetlerinde yardımcı olması amacıyla “yardımcı organlar” kurma yetkisi tanınmıştır

Ortaklık Konseyi Yardımcı Organları

1-Ortaklık Komitesi,

2-Karma Parlamento Komisyonu,

3-Türkiye-AB Ortak Danışma Komitesi,

4-Gümrük İşbirliği Komitesi

5-Gümrük Birliği Ortak Komitesi

Ortaklık Konseyi

Ankara Anlaşması’nın 6. maddesinde, Türkiye ile AT arasındaki ortaklık rejiminin uygulanması ve geliştirilmesini sağlamak üzere tarafların bir Ortaklık Konseyi öngörülmüştür.

Ortaklık Konseyi 23. Ve 24. Maddesi-Yapısı ve İşleyişi Hükümleri

• Ortaklık Konseyini, bir yandan Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti’nden üyeler, öte yandan Topluluk üyesi Devletler Hükûmetleri’nden, Konseyi’nden ve Komisyonu’ndan üyeler meydana getirir.

• Ortaklık Konseyi İç tüzüğünü yapar.

• Ortaklık Konseyi üyeleri, İç tüzüğün öngördüğü şartlarla kendilerini temsil ettirebilirler.

• Ortaklık Konseyi, kararlarını oy birliği ile alır.

• Ortaklık Konseyi başkanlığı, altışar aylık süreler için Türkiye ile Topluluk temsilcilerinden biri tarafından, sıra ile yapılır. İlk başkanlık süresi Ortaklık Konseyi kararı ile kısaltılabilir.

• Ortaklık Konseyi, görevlerinde kendisine yardım edebilecek her komiteyi ve özellikle Anlaşma’nın iyi yürütülmesi için gerekli işbirliği devamlılığını sağlayacak bir komite kurmaya karar verebilir.

• Ortaklık Konseyi bu komitelerin görev ve yetkilerini belirtir.

**Karar alma yetkisine sahip olan Ortaklık Konseyi, Anlaşma’nın hedeflerini göz önünde bulundurarak ortak rejimin sonucunu belirli aralıklarla inceler.

** Ortaklık Konseyi’nin çalışma yöntemi ve koşulları Brüksel’de 1 Aralık 1964 tarihinde gerçekleşen toplantıda kabul edilen İç Tüzük ile belirlenmiştir. İç Tüzüğe göre Ortaklık Konseyi, en az altı ayda bir Bakanlar düzeyinde toplanmakta ve dönem başkanlığı altı aylık sürelerle, bir AB temsilcisi ve bir Türk temsilci tarafından sırayla yapılmaktadır.Oybirliği Kararı geçerlidir.

** Ortaklık Konseyi toplantılarında kararlar oybirliği ile alındığı için tarafların veto hakkı bulunmaktadır.

Ortaklık Konseyi kararları, bağlayıcı olduğundan ikincil hukuk kaynağı olarak tanımlanabilir.

**Ortaklık Konseyi toplantıları sonucunda karar, tavsiye veya ilke kararı şeklinde sonuç açıklanır.

Ortaklık Konseyi toplantısında

a. Avrupa Komisyonu

b. Üye ülke temsilcileri

c. Türkiye’nin Baş müzakerecisi

d. AB Bakanlar Konseyi, yer alır.

-10- 9



Ortaklık Konseyi’nin Görev ve Yetkileri

Bu nedenle yetkilerinden ilki karar yetkisidir. Ortaklık Konseyinin yetkilerinin sınırı ise Ankara Anlaşması ve eki niteliğindeki protokollerle çizilmiştir. Ankara Anlaşması’nın 22. maddesi;

• Anlaşma ile belirtilen amaçların gerçekleştirilmesi için, Anlaşma’nın öngördüğü hâllerde Ortaklık Konseyinin karar yetkisi vardır. İki taraftan her biri, verilmiş kararların yerine getirilmesinin gerektirdiği tedbirleri almakla yükümlüdür. Ortaklık Konseyi yararlı tavsiyelerde de bulunabilir.

• Ortaklık Konseyi, Anlaşma’nın hedeflerini göz önünde tutarak, ortaklık rejimi sonuçlarını belli aralıklarla inceler. Hazırlık dönemi boyunca bu incelemeler bir görüş teatisi sınırları içinde kalır.

Geçiş döneminin başlaması ile ortaklık rejiminin gerçekleşmesi yolunda, Anlaşma amaçlarından birine ulaşmak için, Akit Taraflar’ın bir ortak davranışı gerekli görüldüğü takdirde, Anlaşma bunun için gerekli davranış yetkisini öngörmese bile, Ortaklık Konseyi uygun kararları alır.

**Türkiye-AB ortaklığının temel organ Ortaklık Konseyidir.

Hazırlık Dönemi: Ankara Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi ile Katma Protokol’ün imzalandığı dönem arasıdır. Bu dönemde AET’nun tek taraflı tavizlerle Türkiye’ye yardım etmesi kararlaştırılmıştır. Hazırlık

döneminin temel ekonomik ve mali koşulları Ankara Antlaşması ile düzenlenmiştir.

Geçiş dönemi: Türkiye-AET Ortaklığı’nın Ankara Anlaşması’nda öngörülen ikinci aşamasıdır. Bu dönem Katma Protokol’de saptanan hükümlerle, Türkiye’nin de Gümrük Birliği’nin gerçekleşmesi için

yükümlülükler üstlendiği dönemdir. Geçiş dönemi 1 Ocak 1996’da sona ermiş ve son döneme girilmiştir.

Anlaşması’nın 25. maddesinde aşağıdaki hükümler yer almaktadır:

• “Her Akit Taraf, Anlaşma’nın uygulama ve yorumu ile ilgili ve Türkiye’yi veya Topluluğu, Topluluk üyesi bir Devleti ilgilendiren her anlaşmazlığı Ortaklık Konseyine getirebilir.

• Ortaklık Konseyi Anlaşmazlığı karar yolu ile çözebilir keza, anlaşmazlığı Avrupa Toplulukları Adalet Divanına ve mevcut herhangi bir başka yargı merciine götürmeyi kararlaştırabilir.

• Taraflardan her biri, kararın yerine getirilmesinin gerektirdiği tedbirleri almakla yükümlüdür.

• Anlaşmazlık, işbu maddenin 2. fıkrasına göre çözülememiş ise Akit Taraflar’ın geçiş dönemi ve son dönemde başvurabilecekleri tahkim usulü yollarını, Ant.8. maddesi uyarınca Ortaklık Konseyi düzenler.”

Devletlerin gümrük mevzuatlarının uygulandığı toprakların her biri bir gümrük alanı oluşturur.

Gümrük Birliği ile bu alanların bir araya getirilmesi ve aynı mevzuatın uygulanması söz konusudur. Gümrük birliğinde taraf ülkeler, üçüncü ülkelerden yaptıkları ithalata kendi ulusal gümrük tarifelerini değil, ortak gümrük tarifesini uygulamak zorundadırlar. AB içinde sanayi mallarında gümrük birliği 1 Ocak 1968, tarım ürünlerinde ise 1 Ocak 1970 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Böylece üye devletlerin gümrük alanları, tek bir gümrük alanı hâline gelmiştir. Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği süreci 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokol ile başlamış ve 1 Ocak 1996 tarihinde tamamlanmıştır. Ankara Anlaşması’nın kurduğu ortaklık rejimi de Türkiye’nin üyelik müzakerelerini başlatmış bir aday ülke olması da “üyelik” dışında farklı bir statüyü ilişki biçimini geçersiz kılmaktadır.

****Türkiye-AB ortaklık ilişkisinin demokratik denetim organı Karma Parlamento Komisyonu dur.

ORTAKLIK İLİŞKİSİNİN YARDIMCI ORGANLARI

1-Ortaklık Komitesi

2-Karma Parlamento Komisyonu

3-Ortak Danışma Komitesi

4-Gümrük İşbirliği Komitesi

4-Gümrük Birliği Ortak Komitesi

Ortaklık Komitesi

Ortaklık Komitesi Ortaklık Konseyinin, Ankara Anlaşması’nın 24’üncü maddesinin verdiği yetkiyle, 3/64 sayılı kararıyla, 1964 yılında kurduğu yardımcı bir organdır. Ortaklık Komitesinin karar alma yetkisi yoktur. Ortaklık Komitesi toplantılarında

**Türkiye tarafını “Türkiye’nin AB Daimi Temsilciliği” temsil eder.

Ortaklık Komitesinin Yapısında

1-AB Üye ülkeler 2-Bakanlar Konseyi 3-Komisyon temsilcileri 4-Türkiye AB Daimi Temsilciliği yer alır

Türkiye için hazırlanan ilk Katılım Ortaklığı Belgesi 8 Mart 2001 tarihinde AB Bakanlar Konseyi tarafından onaylanmıştır. Ortaklık Konseyi 11 Nisan 2000 tarihinde aldığı 3/2000 sayılı karar ile AB müktesebatının analitik incelemesi üzere Ortaklık Komitesine bağlı 8 alt komite kurulmuştur.

-11-

“Tarama süreci” aday ülke ile AB Komisyonunun ortaklaşa yürüttükleri, Topluluğa katılacak olan ülkenin ulusal mevzuatının AB müktesebatı ile karşılaştırıldığı ayrıntılı bir inceleme sürecidir.

Türkiye-AB arasındaki anlaşmazlıkların esas olarak Ortaklık Konseyinde ve oybirliği ile çözülmesi

gerekir. Adalet Divanı, Ortaklık Konseyi kararlarının Ankara Anlaşması gibi yürürlüğe girmesinden itibaren AB hukukunun ayrılmaz parçası olduğunu hükme bağlamıştır. 10



Karma Parlamento Komisyonu

17 Eylül 1965 tarihinde kurulmuştur. KPK’nın İç Tüzüğü, Avrupa Parlamentosu tarafından 1966 yılında, TBMM ve Cumhuriyet Senatosu tarafından ise 1967 yılında kabul edilmiştir. Ortaklık Konseyi Kararında TBMM ve Avrupa Parlamentosundan seçilecek 15’er parlamenterden oluşmasına karar verilmiş olsa da günümüzde taraflar KPK’nda 25’er parlamenter ile temsil edilmektedir.

Ortak Danışma Komitesi

Ankara Anlaşması’nın 27. maddesine dayanarak Ortak Danışma Komitesi (Karma İstişare Komitesi), 16 Kasım 1995 tarihinde Avrupa Ekonomik ve Sosyal Konseyi tarafından oluşturulmuştur.Bu Komite, Avrupa Komisyonunun 2005 yılında başlattığı “Sivil Toplum Diyaloğu”nda da yer almaktadır.

**Özel sektörün Türkiye’de mesleki üst kuruluşu ve yasal temsilcisi olan Türkiye Odalar Borsalar Birliği sanayiciler dışında kalan ticaretle uğraşan sermaye sahipleri odalar ve borsaların çatı kuruluşudur.

Gümrük İşbirliği Komitesi

Gümrük İşbirliği Komitesi, Ankara Anlaşması’nın, Ortaklık Konseyini, görevlerinde kendisine yardımcı olabilecek her Komiteyi kurmaya yetkili kılan 24’üncü maddesine dayanarak 15 Aralık 1969 tarihli 2/69 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile kurulmuştur. Görev alanı Ankara Anlaşması’nın gümrüklerle ilgili kısmıyla sınırlandırılmış olan, “teknik” bir komitedir.

Gümrük Birliği Ortak Komitesi; Anlaşma taraflarının temsilcilerinden meydana gelir. Başkanlık, altı aylık sürelerle, dönüşümlü olarak Türkiye ve Birliği temsilen Avrupa Komisyonu tarafından yürütülür.

**Gümrüklerle ilgili teknik konularda çalışan, Ortaklık Konseyi’ne bağlı komite “Gümrük İşbirliği Komitesidir.

Türkiye AB’nin Ortak Ticaret Politikasına uyum sağlamanın yanında;

• Fikrî, Sınai ve Ticari mülkiyetin korunması,

• Rekabet,

• Devlet yardımları ve kamu tekelleri,

• Ticari korunma araçları,

• Kamu ihaleleri gibi alanlarda da AB mevzuatına uyum yükümlülüğü altına girmiştir.

Türkiye, Gümrük Birliği ile bağımsız bir dış ticaret politikası izleme hakkından vazgeçmiş, bu alandaki egemenlik yetkilerini AB mevzuatına bağımlı hâle getirmiştir. 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren tamamlanan gümrük birliği süreci ile artık

Ankara Anlaşması’nın öngördüğü “son dönem” başlamıştır. Ancak siyasi gelişmeler nedeniyle Tarafların üyeliği görüştüğü bu son dönemin âdeta “sonsuz döneme” dönüşmesi Ortaklık ilişkisinde Türkiye’nin temsilini tartışmalı hâle getirmektedir.

Dışişleri Bakanlığınca AB Uyumu İçin Dış işlerde Yürütülen Görevler

• Kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülecek iç uyum çalışmalarında plan ve programlara uygun olarak koordinasyonu sağlamak.

• Türkiye’nin AB üyeliğine hazırlanması amacıyla oluşturulacak kurul ve komitelerin sekreterya hizmetlerini yürütmek ve bu kurul ve komiteler tarafından alınan kararların uygulanmasını yönlendirmek.

• Hükûmetin ve oluşturulacak kurul ve komitelerin kararları doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemeleri yapmak.

• Görev alanına giren konularda sözleşme ile yurt içi veya yurt dışında gerçek ve tüzel kişilere araştırma, etüt ve tercüme işleri yaptırmak.

• Yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetlere ilişkin olarak yönetmelik, tebliğ, genelge ve benzeri düzenleyici işlemleri Başbakanlık vasıtasıyla yapmak.

**Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, İç Koordinasyon ve Uyum Komitesi ile Genel Sekreterliğe bağlı 7 daire başkanlığından oluşur.

Ulusal Program ile AB müktesebatına uyum için belirlenen önceliklerin gerçekleştirilmesi ve alınması gereken önlemlere yönelik belirli bir takvim ile bu amaçlar için gerekli idari ve mali kapasiteyi planlamaktadır.

-12-

İç Koordinasyon ve Uyum Komitesi’nin görevleri

• Kamu kurum ve kuruluşlarının görevleri çerçevesindeki AB mevzuatına uyum çalışmaları ile ilgili her türlü çalışmayı izlemek, değerlendirmek ve gerekli koordinasyonu sağlamak.

• Kamu kurum ve kuruluşlarının, AB mevzuatına uyum çalışmaları ile ilgili olarak görev alanlarına giren konulardaki önerilerini incelemek ve değerlendirmek, gerektiğinde ilgili kurul ve komitelere sunmak.

• Özel sektör, sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve akademik çevrelerin AB mevzuatına uyum çalışmaları ile ilgili önerilerini incelemek gerektiğinde ilgili kurul ve komitelere sunmak.

• AB’ye uyum için gerekli mevzuat değişikliğine ilişkin öncelikleri belirlemek ve yönlendirmek.

• Mevzuat değişikliği önerileri hazırlayıp ilgili kurul ve komitelere sunmak.

***Aday ülkeler, hazırladıkları Ulusal Program ile AB müktesebatına uyum için belirlenen önceliklerin gerçekleştirilmesi ve alınması gereken önlemlere yönelik belirli bir takvim ile bu amaçlar için gerekli idari ve mali kapasiteyi planlamaktadır.

Ulusal Mali Yardım Koordinatörü’nün başlıca görevleri

• AB mali yardımlarının katılım süreci ile ilişkilendirilmesi ve fonların sadece bu amaç için kullanılması amacıyla gerekli koordinasyonun sağlanması, 11



• Mali İşbirliği kapsamında değerlendirilecek projelerin Katılım Ortaklığı Belgesi ve Ulusal Program’da yer alan öncelikler doğrultusunda yönlendirilmesi, seçilmesi, uygulanması ve izlenmesinin sağlanması,

• Yıllık Finansman Protokollerinin, Ulusal Yetkilendirme Görevlisi ve ilgili Bakanlıklar ile bağlantılı olarak hazırlanması ve koordine edilmesi,

• Programların izlenmesi ve değerlendirilmesinin koordinasyonunun sağlanması.

Avrupa Birliği Delegasyonu’nun dört temel görevi

• Dış ilişkilerde Türkiye dış politikasına ilişkin rapor hazırlamak, AB’yi diplomatik düzeyde temsil etmek.

• Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliğine ilişkin olarak, Türkiye’deki ekonomik, mali ve ticari gelişmelerin yanı sıra Gümrük Birliği hükümlerinin uygulanmasını izlemek.

• AB’ye katılım müzakereleri çerçevesinde, siyasi kriterler ve müktesebata uyum konusunda Türkiye’nin kaydettiği ilerlemeyi izlemek ve müzakerelerin açılmasına yardımcı olmak. Delegasyon, Komisyonun her yıl yayınladığı İlerleme Raporu’nun hazırlanmasında gerekli bilgileri günlük bazda Merkez’e rapor eder.

• Katılım öncesi Yardım Programları’na ilişkin Delegasyon, merkezî olmayan işbirliğinin uygulanmasından sorumlu Türk kurumlarına destek verir ve projelerin etkin uygulanmasını takip eder.

--- Aralık 2009 Lizbon Antlaşması çerçevesinde Avrupa Dış İlişkiler Servisi kurulmuştur.

Lizbon Antlaşması madde 188 Q’da Birlik Temsilcilikleri’nin görevleri

1.Üçüncü ülkelerdeki ve uluslararası kuruluşlardaki bulunan Birlik temsilcilikleri Birliği temsil eder.

2. Birlik temsilcilikleri Dışişleri ve Güvenlik Politikası Birlik Yüksek Temsilcisi yetkisi altındadır.

Brüksel’de 4 Şubat 1987 tarihinde imzalanan ve 4 Haziran 1987 tarihli ve 19477 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan “Avrupa Toplulukları Komisyonu’nun Türkiye Delegasyonu’nun kurulması ve onun dokunulmazlık ve İmtiyazları Hakkında Anlaşma” temelinde tam diplomatik statü tanınmış olan “Avrupa

Komisyonu Türkiye Temsilciliği” kurulmuştur.

**Ankara Anlaşması’nın öngördüğü son 1 Ocak 1996’da dır.

4. ÜNİTE

BRÜKSEL ZİRVESİ (2004) VE MÜZAKERE SÜRECİNİN BAŞLAMASI

1975 yılından itibaren düzenli olarak toplanan Avrupa Birliği Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi ya da Avrupa Birliği Konseyi birliğin en yüksek siyasi kurumudur ve topluluğun bütününü ilgilendiren kararlar zirve toplantılarında alınır. Zirve yılda dört kez toplanır ve toplantının yapıldığı kent ile anılır. Zirveler 2003 yılından itibaren AB’nin kurumsal merkezi olan Brüksel kentinde toplanmaktadır.

Türkiye’nin adaylığı 1999 Helsinki Zirvesi’nde ilan edilmiş, 2004 Brüksel Zirvesi’nde ise Türkiye’nin 3 Ekim 2005 tarihinde müzakerelere başlayacağı ilan edilmiştir. Bu nedenlerle Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerinde 1999 Helsinki ve 2004 Brüksel zirveleri önem taşır. Zirvelerin önemini anlayabilmek için sonuç bildirgelerini analiz etmek önemlidir.

Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirgesi ve Türkiye - AB İlişkileri

Zirve sonucunda ilan edilen sonuç bildirgesinin Türkiye için en önemli kısmı genişleme başlığının altında verilmiştir. Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini yeterince karşılamış olduğu belirtilmiş ve müzakerelerin 3 Ekim 2005’te başlayacağı ilan edilmiştir. Bu bildirgede aynı zamanda Hırvatistan’ın da Nisan 2005’te katılım müzakerelerine başlayacağı belirtilmiştir.

-13-

Müzakereleri tamamladığı hâlde üye olmayan tek ülke Norveç’tir. “Norveç’te yurttaşlar 1972 ve 1994 yıllarında yapılan referandumlarda AB üyeliğine hayır demişlerdir.

AB ye Potansiyel Üyeler: Arnavutluk, Bosna Hersek, Karadağ, Kosova, Makedonya, Sırbistan

Ucu Açık Müzakereler: Bu tarihten önce AB ile müzakerelere başlamak sonu tam üyelikle sonuçlanacak bir sürecin başlangıcı demektir. Müzakerelerin başlamasından belli bir süre sonra aday ülkelere bir üyelik takvimi ve yaklaşık bir katılım tarihi verilirdi. 2004 Brüksel Zirvesi kararında AB ülkeleri, müzakerelerin ucu açık olduğunu belirtmiş, müzakerelerin hedeflerin üyelik olduğunu ancak bunun aday ülkenin bütün gerekli koşulları sağlaması ile gerçekleşeceğini belirtmişlerdir

İçerme Kapasitesi :2004 yılında 10 ve 2007 yılında iki yeni üyenin de dahil olması ile üye sayısı 27 ye çıkan AB’de genişleme söz konusu olduğunda bu kavram sıklıkla kullanılır hale gelmiştir. Bu kavram genellikle AB’nin daha fazla genişlemesine karşı olanlar tarafından kullanılmaktadır.

Müktesebatı şu ana başlıklar altında toplayabiliriz:

• AB’nin kurucu antlaşmaları,

• Bu antlaşmalara göre kabul edilen mevzuat ve Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD) içtihadı,

• Ortak dış politika ve güvenlik politikası ile ilgili ortak hareket planları, ortak pozisyon kararları, deklarasyonlar, sonuçlar ve diğer kararlar,

• Adalet ve İçişleri çerçevesinde kabul edilen ortak hareket planları, ortak pozisyon kararları, imzalanan konvansiyonlar, kararlar, açıklamalar ve diğer kanunlar;

• Birlik tarafından, Birlik tarafından ve üye devletlerce kendi aralarında Birlik faaliyetlerine ilişkin olarak imzalanan anlaşmalardan oluşur. 12



*Müktesebat, yeni ortak mevzuatla zenginleşir, sürekli dönüşüm içerisindedir, aday ülke katılım müzakereleri süresince bu değişimleri dikkate almak ve gerekli uyarlamaları yapmak durumundadır. Müzakeresi biten fasıllarda, ilerde yeni mevzuat ilave olabileceği için, geçici olarak kapatılır.

**Katılım müzakereleri 35 fasıl altında toplanmıştır, son iki fasıl diğer fasıllarda müzakereler tamamlandığında müzakere edilmeden sonuçlandırılır. Bu son iki fasıl Kurumlar, Diğer Konular dır.

Bu fasıllardan:1-Malların Serbest Dolaşımı, 2-Kişilerin Serbest Dolaşımı 3-İş Kurma Hakkı ve Hizmet Sunma Serbestîsi, 4-Sermayenin Serbest Dolaşımı bu 4 fasıl AB’nin tek pazar bütünleşmesinin temelindeki 4 temel serbestî ile ilgilidir ve çok önemlidir. Bu dört serbestî malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin aynı ülke içindeymişçesine, sınırlar olmadan hareket kabiliyeti olması anlamına gelir.

**Türkiye ile aynı anda müzakerelere başlayan ülke Hırvatistandır.

**Türkiye’nin adaylığının kabul edildiği ve müzakerelerin başlaması kararının verildiği zirve tarihi 1999 Helsinki - 2004 Brüksel dir.

MÜZAKERELERDE ÖNEMLİ BELGELER

1-Müzakere Çerçeve Belgesi 3-Katılım Ortaklığı

2-İlerleme Raporları 4-Ulusal Program

İlerleme Raporu Türkiye için ilk olarak 1998 yılından yayınlanmıştır ve o tarihten itibaren her yıl düzenli olarak yayınlanmaktadır.

Katılım Ortaklıklarında kısa ve orta vadeli hedefler belirtilir. Kısa vadeli hedeflerin 1-2 yıl içerisinde, orta vadeli hedeflerin 3-4 yıl içerisinde yerine getirilmesi beklenir.

1999 yılında adaylığı ilan edildikten sonra Türkiye için ilk Katılım Ortaklığı 2001’de kabul edilmiş akabinde 2003, 2006 ve 2008 yıllarında güncellenmiştir.

Ulusal Program

Ulusal Program ilk kez 2001’de hazırlanmış, 2003 ve 2008’de güncellenmiştir.

Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, Baş müzakerecilik ve AB Bakanlığı

1999 Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin adaylığının ilan edilmesinin ardından üyelik müzakerelerinin eşgüdümü amacı ile 2000 yılında Avrupa Birliği Genel Sekreterliği (ABGS) kurularak Türkiye’nin müzakereleri yürütürken ihtiyacı olan kurumsal kapasite güçlendirilmiştir.

Türkiye’nin 2004 yılı Aralık ayında müzakerelere başlayacağı ilan edildikten sonra 2005 yılının Haziran ayında devlet bakanı seviyesinde bir baş müzakereci atanmıştır. ABGS, müzakere sürecinde siyasi engellerin reformları engellemesini önlemek ve kamuoyunun farkındalığını ve desteğini sağlamak amacı ile 4 Ocak 2010 tarihinde

“Türkiye’nin Katılım Süreci İçin Avrupa Birliği Stratejisi”ni uygulamaya başlamıştır.

Avrupa Birliği Stratejisi’nin yanı sıra yine Ocak 2010’da ABGS’nin öncülük ettiği “Avrupa Birliği İletişim Stratejisi” oluşturulmuştur. Bu iki strateji doğrultusunda 2010-2011 Eylem Planı da 15 Mart 2010 tarihinde Bakanlar Kurulu’nda kabul edilmiştir. Müzakere sisteminin ana yapısını “İzleme ve Yönlendirme Komitesi” oluşturur.

-14-

KOMİTE,

1-AB Bakanlığı 2-Başbakanlık,

3-Dışişleri Bakanlığı, 4-Devlet Planlama Teşkilatı

5-AB nezdindeki Daimi Temsilciliğimizden oluşmaktadır.

Reform İzleme Grubu (RİG)

AB, Adalet, Dışişleri ve İçişleri Bakanlarından oluşan üst mekanizmadır.Aralık 2009’dan bu yana 81 vilayette AB Daimi Temas Noktası görevini yürüten bir Vali Yardımcısı mevcuttur.

Komisyon ve Genişleme Genel Müdürlüğü

Gerek Türkiye’nin gerek diğer aday ülkelerin adaylığı konusunda en önemli rolü oynayan kurum Genişleme Genel Müdürlüğüdür. Genişleme Genel Müdürlüğü’nde sadece Türkiye’nin adaylığı ile ilgilenen bir Türkiye masası bulunmaktadır. İlerleme raporu aday ülkenin geçen bir yıl içinde fasıllara uyumda kaydettiği ilerlemeyi not eder.

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu:Türkiye’nin müzakerelerde kaydettiği ilerlemeyi yerinde takip etmek üzere Komisyon’un diğer aday ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de bulunan temsilciliğidir. Bu kurumun başında büyükelçi statüsünde bir diplomat bulunur.

Aday ülkenin üye olabilmesi için Katılım Antlaşması’nın önce Avrupa Parlamentosu’nda oy çokluğu ile parlamenterler tarafından onaylanması gerekmektedir.

MÜZAKERE DÖNEMİNİN ÖNEMLİ AŞAMALARI

1-Müzakere Çerçeve Belgesi’nin Yayınlanması

Türkiye’nin Müzakere Çerçeve Belgesi 29 Haziran 2005’te yayımlanmıştır.

2-Katılım Konferansı (3 Ekim 2005, Lüksemburg)

3-Tarama Süreci: Türkiye’de tarama süreci 20 Ekim 2005 tarihinde başlamıştır.

4-Tarama Sonu Raporları

5-Karşılıklı Müzakere Pozisyonlarının Hazırlanması

6-Fili Müzakerelerin Başlaması ve Gidişatı

7-Müzakere Sürecinde Duraklama

8-Müzakereye Açılan Fasıllar

9-Müzakerelerin Tamamlanmasını Takip Eden Süreç 13



Tarama Raporunda

1-Genel Düşünceler, 2-Müktesebatın Üstlenilmesi,

3-Uygulama Kapasitesi, 4-Yorumlar ve Öneriler

Komisyon fasılların kapanabilmesi için o faslın içeriğinin aday ülkede uygulanmasına dönük kapanış kriterleri de teklif edebilir. Bu kriterler ilk kez Hırvatistan ve Türkiye’ye uygulanmıştır

Daimi Temsilciler Komitesi (COREPER): Daimi Temsilciler Komitesi her üye ülkenin AB nezdindeki

temsilcisi olan büyükelçilerden oluşan bir AB kurumudur. Üye ülke büyükelçilerinden oluştuğu için bu komitede Komisyondan farklı olarak üye ülkelerin ulusal çıkarları ön plandadır.

Fili Müzakerelerin Başlaması ve Gidişatı

3 Ekim 2005’te müzakerelerin başlamasını takiben Avusturya dönem başkanlığında 12 Haziran 2006’da açılış kriteri olmaksızın müzakereye açılan ilk fasıl Bilim ve Araştırma olmuş ve Türkiye’nin gerekli kriterleri yerine getirdiği belirtilerek fasıl geçici olarak kapatılmıştır.

Müzakere Sürecinde Duraklama

Türkiye müzakerelere fiilen başlayabilmek için Brüksel Zirvesi’nde AB tarafına iki taahhütte bulunmuştu. İlki yeni ceza yasasının yürürlüğe girmesi, ikincisi gümrük birliğini AB’nin 10 yeni üye ülkesine de uygulanacağını belirten bir ek protokolün imzalanması ve daha ileri bir tarihte onaylanmasıydı.

2005 te fiilen başlamasının ardından Türkiye, ek protokolün TBMM’de onay sürecini Kıbrıs hükümetini tanımıyor olmasını ve KKTC üzerindeki izolasyonların sürmesini öne sürerek gerçekleştirmedi. Bunun üzerine 11 Aralık 2006’da AB Dışişleri Bakanlarından oluşan Genel İşler Konseyi toplantısında Türkiye ek protokole ilişkin taahhütlerini yerine getirene kadar gümrük birliğini ilgilendiren 8 müzakere faslının açılmayacağı ve hiçbir faslın geçici olarak dahi kapatılmayacağı kararlaştırıldı.Bu 8 Fasıl 1-Malların Serbest Dolaşımı, 2-İş Kurma Hakkı 3-Hizmet Sunma Serbestîsi, 4-Mali Hizmetler, 5-Tarım ve Kırsal Kalkınma, 6-Balıkçılık Politikası, 7-Taşımacılık Politikası, 8-Gümrük Birliği ve Dış İlişkiler.

8 fasla ilaveten Fransa’da 2007 yılı cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Nicolas Sarkozy Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olan politikasını uygulamaya koyarak 5 müzakere faslının kendisi yönetimde olduğu sürece açılmayacağını Türkiye’ye resmen bildirmiştir. İçerikleri tam üyelikle ilgili olan bu fasıllar şunlardır: 1-Tarım ve Kırsal Kalkınma,2-Ekonomik ve Parasal Politika, 3-Bölgesel Politika 4-Yapısal Araçların Koordinasyonu, 5-Mali ve Bütçesel Hükümler ile Kurumlar.

-15-

Geçiş Süresi ve istisna: Aday ülke müzakere edilecek fasılda AB’ye uyumu gerçekleştirmede teknik olarak kapsam ve süre bakımından zorluklar yaşayabilir ve bu nedenle bazı müzakere fasılları için geçiş süresi talep edebilir. Ancak geçiş süresi AB kural ve politikalarında değişiklik meydana getirmez, talep edilen geçiş süresi sonucunda aday ülkenin AB politikaları ile tam uyum içerisinde olması gerekmektedir. Aday ülke geçiş süresi talebinin dışında müktesebatın bir bölümü için istisna da talep edebilir. Geçiş süresi ve istisna taleplerinin kapsamlı etki analizleri vasıtasıyla gerekçelendirilmeleri gerekmektedir.

Müzakereye Açılan Fasıllar

2010 yılı Haziran ayı sonuna kadar 13 fasılda müzakere başlamıştır. Açılış sırasıyla bu fasıllar şunlardır: Bilim ve Araştırma, İşletme ve Sanayi Politikaları, İstatistikler, Mali Kontrol, Tüketicinin ve Sağlığın Korunması, Trans-Avrupa Ağları; Şirketler Hukuku, Fikri Mülkiyet Hukuku, Sermayenin Serbest Dolaşımı, Bilgi Toplumu ve Medya, Vergilendirme, Çevre, Gıda Güvenliği Veterinerlik ve Bitki Sağlığı.

Açılamayan bu 3 fasıl şunlardır: Kamu İhaleleri, Rekabet Politikası ve Sosyal Politika İstihdam.

Aday ülkeye yapılan bu mali destek hâlihazırda Katılım Öncesi Yardım Aracı çerçevesinde sağlanmaktadır.

*Sosyal Politika ve İstihdam konusunda Türkiye henüz müzakerelere başlamamıştır

Adaylık Öncesi Mali Yardımlar

Türkiye mali protokoller aracılığı ile çoğu kredi niteliğinde olmak üzere yaklaşık 1 milyar avro destek almıştır. Bu destek Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği uygulamasına geçişini kolaylaştırmak amacıyla verilmiştir.Türkiye’ye üç mali protokol doğrultusunda verilen bu krediler genellikle Avrupa Yatırım Bankası ve Topluluk kredilerdir. Türkiye, 1980 yılında zor ekonomik şartlar nedeniyle Özel Yardım Paketi, 1991 yılında Körfez Savaşı’ndan en çok etkilenen ülkeler arasında olduğu için mali yardım almıştır.Türkiye Gümrük Birliği kapsamında AB bütçe kaynaklarından ve ayrıca 1996 - 1999 yılları arasına Avrupa - Akdeniz Ortaklığı çerçevesinde oluşturulmuş MEDA programı dahilinde hibe nitelikli fonlardan yararlanmıştır.

Adaylık Döneminde Mali Yardımlar

1-1999-2006 Dönemi

AB bütçesi 7 yıllık dönemler için hazırlanmaktadır. Türkiye 1999 yılı Aralık ayında aday olmuş ancak 1999 - 2006 bütçe döneminin hazırlığı daha önceden Türkiye dahil edilmeden yapıldığı için diğer aday ülkeler gibi

PHARE (Üyelik Öncesi Ekonomik Yardım Programı),

ISPA (Üyelik Öncesi Altyapı Yardım Programı)

SAPARD (Üyelik Öncesi Tarım ve Kırsal Kalkınma Yardım Programı)

MEDA programına ilave edilen ek kaynaklar aracılığı ile mali yardım almıştır.

2-2007-2013 Dönemi

IPA’nın 2007-2013 dönemi bütçesi 11,5 milyar avrodur ve Türkiye, Hırvatistan, Makedonya, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ ve Kosova’yı kapsamaktadır. IPA fonları geri dönüşsüz hibelerdir 14



ve aday ülkenin resmî kurum ve kuruluşları vasıtasıyla dağıtılırlar. AB’nin Türkiye’ye sunduğu IPA fonları çerçevesinde yürütülen projelerin programlanması ABGS ile DPT, ihale, sözleşme ve yürütülmeleri ise Hazine’ye bağlı bir birim olarak faaliyet gösteren Merkezi Finans ve İhale Birimi tarafından yapılmaktadır.

IPA’nın beş bileşeni

a-Kurumsal Kapasite Geliştirme, b-Bölgesel ve Sınır Ötesi İşbirliği,

c-Bölgesel Kalkınma, d-İnsan Kaynaklarının Gelişimi,

e-Kırsal Kalkınma

3-2014-2020 Dönemi

Komisyon 2014-2020 bütçe döneminde müzakere eden aday ülkeler için 14,1 milyar avroluk bir IPA yardımı teklif getirmiştir.

AB’nin Genişleme Politikası içinde Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu kavrayabilmek

1989’da Soğuk Savaş’ın bitimiyle ortaya çıkan Avrupa’nın yeniden birleşme ve aktörleşme hedefinin zamanla zayıflaması hem bütünleşme hem genişlemeyi etkiledi. Bütünleşme konusunda Anayasal Antlaşma reddedildi, federal Avrupa rüyası yine ertelendi. Genişleme Politikası 1989 sonrasındaki gücünü yitirdi. Türkiye’nin iyice yavaşlamış bulunan AB üyelik müzakereleri de Genişleme Politikası’ndaki aşırı ürkek yaklaşımın sonucudur. Bu yaklaşım Türkiye’nin üyelik sürecinde temel bir anlam kaymasına yol açmıştır. Üyelik perspektifinin muğlaklaşması bugün sürece damgasını vurmuştur.

**Avrupa Birliği’ne aday olan ülkelere yapılan mali desteğe verilen genel ad Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) dır.