Vize Ata Aöf Gerentoloji Vize Ders Özeti

admin

Administrator
Yönetici
Admin
4 Eyl 2018
401
101
43
#1
ÜNİTE 1

Bütün dünyada özellikle de gelişmiş ülkelerde yaşlı nüfus giderek artmaktadır. Bu, büyük oranda teknolojik gelişmelerle birlikte sağlık hizmetlerinin gelişmesi, dolayısıyla yaşam süresinin uzaması ile ilişkilendirilebilir.

Gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında, yaşlı nüfusa bakış farklılaşabilmektedir.

Bireyin saçlarının beyazlaşması ya da dökülmesi, cildinin kırışması “yaşlanma” olarak algılanmamalıdır.

Yaşlılık, ilk bakışta fizyolojik bir olgu olup, döllenme ile birlikte başlayıp, ölüme kadar devam eden değişim sürecidir.

Yaşlanma; kronolojik, biyolojik, fizyolojik, psikolojik, sosyo-kültürel, ekonomik ve toplumsal olmak üzere farklı boyutları ile tanımlanmaktadır.

“Kronolojik yaşlanma” primer ve sekonder yaşlanma ayrımıyla irdelenmektedir.

Yaşlılığın başlangıcının bireysel farklılıklar nedeniyle değişebileceği anlaşılmakla birlikte, durdurulamayan bir süreç olduğu da kabul edilmektedir.

ÖZET

•Yaşlılık, tüm canlılarda görülen temel bir biyolojik süreçtir. Bunun yanında farklı boyutlarıyla da incelenmesi gerekmektedir. Yaşlılık; bireylerin fiziksel ve ruhsal güçlerini bir daha yerine gelmeyecek şekilde yavaş yavaş kaybetme hali olarak tanımlanmaktadır.
•Yaşlılık sürecindeki sorunları geniş bir bakış ile inceleyen “gerontoloji bilimi”, yaşlanma ve yaşlı insanlar üzerinde calışmak için yaşlanmanın toplumsal ve kulturel boyutları ile ilgilenir. Yaşlıların tıbbi sorunları ile de “geriatri” bilimi ilgilenmektedir.
•Yaşlanma “birincil, ikincil ve üçüncül yaşlanma” şeklinde de incelenmektedir. Birincil yaşlanma, erken dönemde başlar ve zaman içinde bedenin genel olarak yaşlanması olarak açıklanabilir. İkincil yaşlanma ise kişilerin bireysel hastalıkları, alışkanlıkları ve bazı kötü kullanımlar sonucu bedenlerinin yıpranması olarak açıklanır. Üçüncül yaşlanma ise; yaşamın sonunu haber veren hızlı ve en ileri düzeydeki bozulmadır. Sağlıkta, toplumsal yaşamda, bilişsel işleyişteki değişiklikler ile ortaya çıkar.
•Bunun yanında yaşlanma; kronolojik, biyolojik, fizyolojik, psikolojik, sosyo-kültürel, ekonomik ve toplumsal olmak üzere farklı boyutları ile tanımlanmaktadır. yaşamın sonunu haber veren hızlı ve en ileri düzeydeki bozulmadır. Kaçınılmaz bir süreç olarak yaşlılığın, başarılı bir yaşlanma stili ile olumsuz etkilerinin azaltılabileceği düşünülmektedir.








DEĞERLENDİRME SORULARI

1. ………………….her canlıda görülen ve tüm işlevlerde azalmaya neden olan

evrensel bir süreçtir.

Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

a) Yaş

b) Yaşlanma

c) Yaşlı

d) Yaşam beklentisi

e) Yaşam dönemi



2. Aşağıdakilerden hangisi birincil yaşlanmayı tanımlar?

a) Sigara, alkol gibi nedenlerle bedenin kötü kullanılması sonucu ortaya

çıkar.

b) Hızlı ve en ileri düzeydeki yaşlanmadır.

c) Organ ve sistemlerin en ileri düzeyde yıpranmasıdır.

d) Bütün organlar ve sistemlerde genel olarak yaşlanmadır.

e) Sağlıksız beslenme, spor yapmama nedeniyle ortaya çıkan yaşlanmadır.



3. Yaşlıların tıbbi sorunları ile hangi bilim dalı ilgilenir?

a) Klinik psikoloji

b) Klinik sosyal hizmet

c) Sosyal gerontoloji

d) Gerontoloji

e) Geriatri







4. Yaşlıların sosyal ve kültürel sorunları ile hangi bilim dalı ilgilenir?

a) Klinik psikoloji

b) Klinik sosyal hizmet

c) Sosyal gerontoloji

d) Gerontoloji

e) Geriatri

5. ”Kronolojik yaşın ilerlemesiyle birlikte sabit bir hızla gelişen biyo-kimyasal

değişimlerdir.” cümlesi hangi yaşlanmayı tanımlar?

a) Üçüncül yaşlanma

b) Primer yaşlanma

c) Ekonder yaşlanma

d) İkincil yaşlanma

e) İleri yaşlanma

Cevap Anahtarı: 1.B, 2.D, 3.E, 4.D, 5.B



ÜNİTE 2

Bugün sosyal, ekonomik, tıbbi, bilimsel ve teknolojik değişimlerin sonucu olarak dünyada yaşlı nüfusu artmış ve artmaya devam etmektedir.

2008 yılında en gelişmiş ülkelerdeki 65 yaş ve üzerindeki bireylerin toplam nüfusundaki oranı yüzde 13’ten yüzde 21’e yükselmiştir.

Gelişmekte olan ülkelerde sosyo-ekonomik gelişme, nüfusun yaşlanma oranı ile paralel gelişmemektedir.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun, "Yaşlanan nüfus, göz ardı edilemeyecek bir seviyedir. Yaşlılar, normal nüfusa göre daha hızlı artmaktadır" diyerek konunun önemine vurgu yapmıştır.

1970’lerin sonlarından bu yana doğum oranlarının düşmesi, toplumdaki yaşlanan nüfus oranında artışa neden olmuştur. Bu veriler, ileri yaşlara gelindiğinde bakımın sağlanması konusunda endişeleri de artırmaktadır.

1970’lerin sonlarından bu yana doğum oranlarının düşmesi, toplumdaki yaşlanan nüfus oranında artışa neden olmuştur. Bu veriler, ileri yaşlara gelindiğinde bakımın sağlanması konusunda endişeleri de artırmaktadır.

TÜİK’in 2012 yılı verilerine göre, ülkemizdeki 65 yaş üstü bireylerin toplam nüfus içindeki oranı %7,5 dir.

•Bugün sosyal, ekonomik, tıbbi, bilimsel ve teknolojik değişimlerin sonucu olarak dünyanın yaşlı nüfusu artmış ve artmaya devam etmektedir. 2025 yılında 60 yaş üzerindeki bireylerin sayısının 1.2 milyar, 2040 yılında 1.3 milyar, 2050 yılında -gelişmekte olan ülkelerin % 80’i ile birlikte- 2 milyar olacağı öngörülmektedir. 2002 yılında gelişmekte olan ülkelerde yaşayan 60 yaş ve üzerindeki bireyler yaklaşık 400 milyondur. 2025 yılına gelindiğinde bu sayının yaklaşık 840 milyona yükseleceği düşünülmektedir. Dolayısıyla, gelişmiş ülkelerin, neredeyse tümü önümüzdeki on yıllar içinde nüfuslarının yaşlanmasına tanıklık edeceklerdir.
•Türkiye İstatistik Kurumu’nun Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine (ADNKS) göre (2011); Türkiye’de toplam nüfusun 74.724, 269 olduğu; bunun % 50,2'sini (37.532.954 kişi) erkeklerin, % 49,8'ini (37.191.315 kişi) kadınların oluşturduğu ortaya çıkmaktadır. 65 ve daha büyük yaştaki bireylerin (sayı:5.490,715) toplam nüfus içindeki paylarının ise % 7.3 olarak belirlenmiştir. ADNKS 2012 sonuçlarına göre ise 31 Aralık 2012 tarihi itibariyle Türkiye'nin nüfusu 75.627.384'tür. Bu sayının % 50,18'i (37.956.168) erkeklerden, % 49,81'si (37.671.216) kadınlardan oluşmaktadır. 2012 yılında 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus oranı %7,5’tir. Nüfus projeksiyonlarına göre bu oranın 2023 yılında %10,2, 2050 yılında %20,8, 2075 yılında ise %27,7’ye yükseleceği tahmin edilmektedir. 2012 yılında 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus oranının en yüksek olduğu bölge Ege Bölgesidir (%16,5). Yaşlı nüfusun daha yoğun olarak yaşadığı diğer bölgeler, sırasıyla İstanbul (%14), Akdeniz (%11,7) ve Doğu Marmara (%9,9) bölgeleridir. Yaşlı nüfus oranı en düşük olan bölge, Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi’dir (%2,6).



DEĞERLENDİRME SORULARI

1. Aşağıdakilerden hangisi yaşlı nüfusun artma nedenlerinden değildir?

a) Sağlık ve tıp alanındaki gelişmeler

b) Antibiyotiklerin bulunması

c) Doğumda beklenen yaşam süresinin uzaması

d) Doğum oranlarının azalması

e) Genç nüfus ve yaşlı nüfus arasındaki iş gücüne katılım oranları açısından

dengenin bozulması



2. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı yüzde 4’ten az ise o toplum

………………………olarak tanımlanır.

Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

a) Olgun nüfus

b) Genç nüfus

c) Yaşlı nüfus

d) İleri yaşlı nüfus

e) Hiçbiri



3. Günümüzde dünyanın en yaşlı kıtası hangisidir?

a) Amerika

b) Asya

c) Avrupa

d) Afrika

e) Latin Amerika



4. 2012 yılı itibariyle Türkiye’de 65 ve daha büyük yaştaki nüfusun toplam

nüfusa oranı yüzde kaçtır?

a) 5.5

b) 7.3

c) 6.5

d) 7.5

e) 7.1



5. 2030 ve 2050 projeksiyonlarına göre dünyada nüfus en çok hangi kıtada

artacaktır?

a) Avrupa

b) Amerika

c) Avustralya

d) Asya

e) Afrika



Cevap Anahtarı:

1.E, 2.B, 3.C, 4.D, 5.D

ÜNİTE 3

İnsan ihtiyaçlarını 5 hiyerarşik düzeyde ele alan Abraham Maslow, insan ihtiyaçlarını en alt düzeyden en üst düzeye kadar “fizyolojik, güvenlik, sevgi ve ait olma, saygı görme ve kendini gerçekleştirme” olarak sıralamıştır.

Yaşlı bireyler için güvenlik ihtiyacının öncelik sırası hiyerarşik olarak değişmemektedir. Yaşlılık dönemi için bu anlaşılabilir bir durumdur.

Yaşlıların yaşam kaliteleri, bireysel ve çevresel faktörlerden etkilenmektedir. Yaşlıların yaşam kalitesini etkileyen bireysel faktörler; bedensel gerileme, fonksiyonel gerileme, mental gerileme, zaman kullanımı ve toplumsal davranış olarak sıralanabilir.

Yaşlılık döneminde bireyin yaşama katılımına ilişkin geliştirilen “rol tipolojisi”, davranışlara açıklık getirmektedir.

Çevresel faktörler ise kabaca; sosyo-ekonomik ve kültürel faktörler olarak sıralanabilir.

Günümüzde “aile” yaşlı bireyler içinde hâlâ en önemli destek ve güven kaynağı olarak görünmektedir.

• Maslow (1943), insan ihtiyaçlarını en alt düzeyden en üst düzeye kadar fizyolojik, güvenlik, sevgi ve ait olma, saygı görme ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçları olarak sıralamıştır. İnsanın en alt düzeydeki ihtiyaçlarının karşılanmasının ardından bir üst düzeydeki ihtiyaçlara doğru yöneldiğini ifade etmiştir.
• İhtiyaçların hiyerarşik olarak sıralanması insanın farklı yaşam dönemlerinde bu amaca ulaşmak için değişmektedir. Yapılan araştırmalar özellikle yaşlılık döneminde bu hiyerarşinin tam olarak tersine döndüğünü ortaya koymuştur.
• Günümüzde pek çok yaşlı, yaşamının son döneminde kendisini gençli- ğinde düşündüğü ve düşlediği koşullardan çok daha farklı bir konumda bulabilmekte, yaşam kalitesi “(i) bireysel ve (ii) çevresel faktörler”den etkilenmektedir.
• Yaşlanmanın doğallığını kabullenemeyen, kendi gerçekleri ile toplu- mun sunduğu yaşlılık görünümü çatışan ve yetişkinlik döneminin ardından gelen olgunlaşma sürecine hazırlıksız yakalanan bireyler için toplumsal davranışlar ruhsal bir çöküntüyü yansıtabilir. Ölüm korkusu, izole edilme, aykırı olduğunu düşünme gibi saplantılar görülür, bu da yaşama katılmayı güçleştirir. Bu bağlamda, yaşlılık döneminde bireyin yaşama katılımına ilişkin geliştirilen “rol tipolojisi”, davranışlara açıklık getirmektedir.
• Geniş ölçüde koruyucu, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerin geliştirilerek yaşlı bireylere ulaştırılması, yaşanılan konutların estetik ve fonksiyonel niteliklerinin yaşam aktivitelerinin sınırlanmaması için rahatlık ve refah kriterleri gözetilerek iyileştirilmesi, özellikle yalnız yaşayan bireyler için huzurevi anlayışının dışında bireylerin bağımsızlık duygularını örselemeyen sıcak, yaratıcılığı güdüleyen, çevreye açık ortamların oluşturulması ile yaşam kalitesini sürdürmeye yeterli ekonomik olanakların sağlanması gerekmektedir.



DEĞERLENDİRME SORULARI

1. Abraham Maslow’un İhtiyaçlar hiyerarşisinde ilk basamakta hangi ihtiyaçlar

yer almaktadır?

a) Kendini gerçekleştirme

b) Güvenlik ihtiyacı

c) Sevgi ve ait olma

d) Fizyolojik ihtiyaçlar

e) Saygı ihtiyacı





2. Yaşlılık döneminde bireyler ihtiyaçlar hiyerarşisinde en çok hangi düzeye

öncelik/önem vermektedirler?

a) Kendini gerçekleştirme

b) Güvenlik ihtiyacı

c) Sevgi ve ait olma

d) Fizyolojik ihtiyaçlar

e) Saygı ihtiyacı



3. Yaşlılıktaki yaşam amaçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

a) Yaşlılıkta amaçlar kısa ve çabuk gerçekleştirilebilir olmaktan çok uzun

vadelidir.

b) Amaçların öncelikleri ve zamanlaması, ilerleyen yaşla birlikte değişir.

c) Yaşlılar için amaçlar basit ve karmaşık olmayan karar süreçlerini içerir.

d) Huzur ve mutluluk veren, yorucu olmayan amaçların gerçekleştirilmesi

istenir.

e) Her birey yaşamı boyunca belirlediği amaçlara ulaşma doğrultusunda

davranır.



4. Yaşlılıkta hücre kayıplarının yerine konamaması sonucunda organların

yenilenememesi, sindirim, solunum ve dolaşım sistemlerinde kapasite kaybı

aşağıdakilerden hangisini tanımlar?

a) Fonksiyonel gerileme

b) Mental gerileme

c) Bedensel gerileme

d) Zihinsel gerileme

e) Zaman yönetimi











5. “Bağımsız ve ayrı yaşamayı sürdürmeyi istediklerinden, yaşamlarını kendi

inisiyatifleri ile yönlendirirler” cümlesi hangi yaşlı bireyleri tanımlar?

a) Rol bırakmış bireyleri

b) Aktif bireyleri

c) Pasif bireyleri

d) Paylaşımcı bireyleri

e) Yaşamdan çekilmiş bireyleri







Cevap Anahtarı:

1.D, 2.A, 3.A, 4.C, 5.B



ÜNİTE 4

Yaşlılıkta; yaşama gücü ve isteğinin azalması, duygu durum bozulmaları, sevme içgüsünün sarsılması, ölüm korkusu, yaşlı egoizmi, değersizlik duygusu, pasif yaşam biçimi, eskiye özlem duyma gibi psiko-sosyal faktörler baş gösterebilir.

Yaşanılan fiziksel çevre, eğitim, sosyal ve kültürel yapı, sağlıklı olma gibi yaşlı bireylerin psikolojik durumunu etkileyen bu faktörler, aynı zamanda psiko-sosyal yaşamın şekillenmesinde ve gelişimsel görevlerin yürütülmesinde belirleyici olmaktadır.

•Günümüzde toplumların geçirdiği hızlı değişim ve gelişmeler sonucunda ortaya çıkan endüstrileşme, kentleşme ve modernleşme süreçleri bireylerin yaşamlarını çeşitli biçimlerde etkilemektedir. Özellikle yoksulluk, işsizlik, topraksızlık, yetersiz beslenme, uygun olmayan sağlık koşulları, eğitim yetersizliği, kalabalık ve düşük kaliteli yapılaşma ile çevresel koşullardaki bozulmalar, toplumun her kesiminde kapsamlı sorunlara yol açmaktadır. Bu noktada ortaya çıkan sorunların toplum üzerindeki etkilerinin en az maliyetle atlatılmasında gerekli çalışmaların ve düzenlemelerin devlet tarafından üstlenilmesiyle, “sosyal devlet” anlayışı gündeme gelmektedir.
•Ülkemizin nüfus ve toplumsal yapısından kaynaklanan nedenlerle “yaşlılık ve sorunları” endüstrileşmiş toplumlardan farklı olarak diğer ilgiye ve yardıma muhtaç grupların sorunları kadar belirgin olarak karşımıza çıkmamaktadır. Ancak, günümüzde yaşlılık toplumsal değişme sürecini henüz tamamlamamış ülkemiz açısından çeşitli boyutlarıyla dikkati çekmektedir.
•Dünyaya gelen her insan doğduğu andan itibaren bir yaşlı adayıdır. Yaşlı bireylerin sorunlarının yalnızca kronolojik yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkmadığı, aynı zamanda toplum yaşamındaki değişimlerin de sorunlara yol açtığı açıktır. Toplumumuzda değişen yalnızca yaşam koşulları değildir. Bunun yanısıra, toplumumuzun genel yapısı ve buna bağlı olarak da özellikle aile tipi değişmiştir. Bu noktada yaşlıların aile yapısındaki değişmelerden en fazla etkilenen grubu oluşturdukları söylenebilir. Çünkü geleneksel geniş aileden çekirdek aile yapısına dönüşüm sürecinde, kadının çalışma yaşamına girmesi ve ailelerin konutların sınırlı mekânlarında sürdürdükleri yaşam, özellikle büyük kentler ve megapollerde yaşayan yaşlıların sorunlarının giderek artmasına neden olmaktadır.
•Yaşlılıkta karşılaşılan sorunlara bağlı olarak yaşama gücü ve isteğinin azalması dikkati çekmektedir. Hatta duygu durumlarında bozulma ve kalite değişimi gözlenir. Özellikle sevme içgüdüsünün sarsıldığı belirtilmektedir. Bunun büyük ölçüde bireyin içindeki gençliği kaybetmesinden ve ölüme yaklaşmış olmaktan duyduğu kaygıdan kaynaklandığı varsayılmaktadır. Bir anlamda yaşlılık egoizmi de denen bu durum, bireylerin geçmişe göre bencil ve daha fazla kendini önemseyen davranışlarının sonucudur. Bu noktada, gençliğe ait olduğu kabul edilen yaşama sevincinin azalması yaşlılık döneminin yaratıcılığını sınırlar ve bireyin yaşamdan zevk almasının önüne geçer.
•Yaşlı bireyler fiziksel güçlerinin sınırlanması nedeni ile hareket yetisinin azalması sonucunda bağımsız bir bireyden yardım alan bir bireye dönüştüğüne tanıklık ederken sağlığını kaybettiği kaygısını da taşır.
• Yaşlılıkta benlik bütünlüğünü ve psiko-sosyal yaşamı etkileyen birçok faktör vardır. Yaşanılan fiziksel çevre, eğitim, sosyal ve kültürel yapı, sağlıklı olma gibi yaşlı bireylerin psikolojik durumunu etkileyen bu faktörler, aynı zamanda psiko-sosyal yaşamın şekillenmesinde ve gelişimsel görevlerin yürütülmesinde de belirleyici olmaktadırlar.
•Yaşlılık döneminde gelişimsel görevlerin gerçekleştirilme biçimi kır ve kent yaşamına ve demografik özelliklere göre farklılaşmaktadır.



DEĞERLENDİRME SORULARI

1. Sosyal devlet anlayışının temel amacı hangisidir?

a) Yaşlı bireyleri korumak

b) Engelli bireylerin çalışma yaşamına katılımını sağlamak

c) Toplumsal refahı artırmak

d) Çocukların okullaşma oranını yükseltmek

e) Ailelerin güçlenmesini sağlamak



2. Türkiye’de yasa ve tüzükler açısından yaşlılığın başlangıcı hangi yaştır?

a) 60

b) 65

c) 68

d) 55

e) 75









3. Yaşlılık açısından bağımsızlıktan bağımlılığa geçiş için belirlenen yaş

hangisidir?

a) 60

b) 65

c) 68

d) 55

e) 75



4. “Geçmişle bütünleşme, bireysel bazı yaşam alışkanlıklarını sürdürme,

olgunlaşarak bilgeliğe ulaşma, yaşlılığı kabul etme, yeni idealler edinebilme”

gibi açıklamalar yaşlılıkta neyi ifade eder?

a) Umut

b) Uyum

c) Ego-benlik

d) Ego-benlik bütünlüğü

e) Yaşam tatmini



5. Aşağıdakilerden hangisi yaşlılıktaki gelişimsel görevlerden değildir?

a) Değişen sağlık durumuna ve performansa uyum sağlama

b) Emeklilikle birlikte değişen sosyal ve ekonomik duruma uyum sağlama

c) Eş kaybı ve/veya çocukların evden ayrılması ile karşılaşılan yalnızlıkla başa

çıkma

d) Akranları ile iletişim ve uyum sağlama; sosyal yaşamı sürdürme

e) Her gün düzenli spor ve egzersiz yapma





Cevap Anahtarı:

1.C, 2.A, 3.E, 4.D, 5.E







ÜNİTE 5

Yaşlılıkta Yaşam Dinamiğini Sınırlayan Faktörler:
· İç Sınırlayıcı Faktörler · Dış Sınırlayıcı Faktörler

Yaşlılıkta Yaşam Dinamiğini Etkileyen İç Sınırlayıcı Faktörler:
· Biyo-Fiziksel Faktörler · Psikolojik Faktörler

Yaşlılıkta Yaşam Dinamiğini Etkileyen Dış Sınırlayıcı Faktörler:
· Ekonomik Faktörler · Sosyal Faktörler

Makro-Toplumsal Değişim Belirleyicileri:

· Demografik eğilimler · İşgücüne katılım modelleri · Modern eğitim · Toplumsal hizmet kurumları

Mikro-Toplumsal Değişim Belirleyicileri:
· Değişen aile yapısı · Toplumsal Etkileşim

Birleşmiş Milletler dünyadaki yaşlı nüfusa ilişkin tahminlerinde, 21. yüzyılın tarihe, “yaşlanma yüzyılı” olarak geçeceğini öngörmektedir.

•Günümüzde pek çok yaşlı, kendisini gençliğinde düşündüğü ve düşlediği koşullardan çok daha farklı bir durumda bulabilmektedir. Bu noktada yaşlılık döneminde sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam dinamiği ile sağlıklı bir şekilde toplumsal yaşama katılmak önem kazanmaktadır. Yeterli sağlık, beslenme ve barınma koşulları ile başarılı sosyal ilişkiler ve ekonomik kaynakların rasyonel yönetimi yaşam dinamiğinin öğelerini oluşturmaktadır.
•Yaşlılar bireysel bütünlük ya da topluma bağlı olma duygularını herhangi bir şekilde kaybettiklerinde, yaşam dinamiğinin sürdürülebilirliği, dengesi bozulmakta, bağımsızlık duygusu ve yaşamdan tatmin olma yerini bir çöküntü sürecine bırakmaktadır. Bu süreç, yaşam dinamiğini “bireysel ve çevresel sınırlayıcı faktörlerin”de etkisi ile yıpratmaktadır
•Yaşam dinamiğinin temel insan ihtiyaçları ile ilişkili öğelerini oluşturan yeterli sağlık, beslenme ve barınma koşulları açısından yaşlıların bir risk grubu oluşturduğu bilinmektedir. Bu nedenle yaşlı bireylere geniş ölçüde koruyucu, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerin ulaştırılması; özel hastalık diyetleri, besinlerin seçilmesi, saklanması ve buna ilişkin bütçe düzenleme kapsamında yaşlılara yardımcı olunması; yaşlıların yaşadıkları konutların estetik ve fonksiyonel niteliklerinin rahatlık ve refah kriterleri gözetilerek iyileştirilmesi gerekmektedir.
•Yaşlılıkta başarılı toplumsal ilişkilerin kurulması ve yürütülmesi, tek yönlü bir olgu olmayıp, karşılıklı etkileşimi kapsamaktadır. Bu nedenle kuşaklararası ilişkilerin karmaşıklaşmasını ve çatışmaları önlemek için ailelere rehberlik-danışmanlık hizmetleri verilerek, bireyler eğitilmelidir.
•Günümüzde yaşanan endüstrileşme ve modernleşme süreçleri, toplumları ve kültürleri biçimlendirmektedir. Bu bağlamda yaşlılığa ilişkin geleneksel varsayımların da değişmeye başladığı söylenebilir. Bugünün yaşlılarının yaşam dinamiği “makro ve mikro toplumsal değişim belirleyicileri” tarafından etkilenmekte ve yaşlılığa ilişkin toplumsal algılar değişmektedir.
•İlerleyen yaşla birlikte toplumsal yaşama katılma bireyin sosyalleşmesi ile ilişkilidir. Bazen bireyler yaşamın son dönemine yaklaştıkça gelişimsel görevleri yerine getirmedeki eksiklikler ile gelir ve statü kaybı gibi durumlarda toplumsal yaşama daha az katılırlar. Bireyler bu açıdan bireysel farklılıklar ile birlikte yaşlılık döneminde durağanlık yaşarlar. Bu nedenle yaşlı bireyler toplumsal yaşama ilişkin yaşlanmadan önce çeşitli düzenlemeler yapmalıdırlar



DEĞERLENDİRME SORULARI

1. Aşağıdakilerden hangisi yaşam dinamiği açısından iç sınırlayıcı faktörlerden

değildir?

a) Biyo-fiziksel faktörler

b) Psikolojik faktörler

c) Ekonomik faktörler

d) Fiziksel olarak sağlığın bozulması

e) Karar verme ve muhakeme yetisinin zayıflaması



2. Aşağıdakilerden hangisi yaşam dinamiği açısından dış sınırlayıcı faktörlerden

değildir?

a) Ekonomik faktörler

b) Sosyal faktörler

c) Toplumsal rollerin azalması

d) Psikolojik faktörler

e) Emeklilik ve gelirin azalması



3. Aşağıdakilerden hangisi yaşlıların yaşamını etkileyen makro değişim

belirleyicilerinden değildir?

a) Demografik değişim ve eğilimler

b) İşgücüne katılım modellerinin değişmesi

c) Toplumsal hizmet kurumlarının hizmetlerde uzmanlaşması

d) Modern eğitim ve değerlerin değişimi

e) Aile yapısının değişimi















4. Aşağıdakilerden hangisi yaşlıların yaşamını etkileyen makro değişim

belirleyicilerinden değildir?

a) Geniş aileden çekirdek aileye geçiş

b) Kentsel yerleşimin yaygınlaşması

c) Ailelerin yaşadıkları konutların küçülmesi

d) Modern eğitim

e) Aile yapısının değişimi



5. Aşağıdakilerden hangisi Birleşmiş Milletlerin yaşlılar için belirlediği yaşam

kalitesi standartlarından değildir?

a) Katılım

b) Saygınlık

c) Kendini gerçekleştirme

d) Bağımsızlık

e) İlişkiler ve iletişim









Cevap Anahtarı:

1.C, 2.D, 3.E, 4.D, 5.E



ÜNİTE 6

Aktivite kuramına göre; biyoloji ve sağlıkla ilgili değişimler dışında, yaşlıların psikolojik ve sosyal ihtiyaçları orta yaşlı bireylerle aynıdır.

Rol bırakma kuramına göre, yetişkin kimliği ve meslek statüsünün kaybedilmesi, yaşlıların toplumsal olanaklarını önemli ölçüde kısıtlamaktadır.

Süreklilik kuramı, bir anlamda, gelişimsel görevlerin sürdürülmesi ile ilişkilidir. Buna bağlı olarak, bireyin yetişkinlik döneminde yaşam mücadelesini sürdürmesinde etkili olan kişilik özelliklerini yaşlılığında da sürdürmesinin beklenmesi anlamına gelir. “Değiş-Tokuş” kuramına göre, modernleşme arttıkça yaşlının toplumsal statüsünün değeri azalmaktadır.

•Yaşlılık alt kültürünün incelenmesinde yaşlının mikro düzeyde sosyal refahını belirleyecek olan bazı toplumsal kuramlar vardır.

•Yaşlılık Kuramları: • Yaşamdan Çekilme/Kopma Kuramı • Aktivite Kuramı • Rol Bırakma Kuramı • Sosyal-Çevresel Kuram • Süreklilik Kuramı • Değiş-Tokuş Kuramı başlıkları altında incelenebilir. •Bu kuramlar yaşlılık dönemindeki bireyin, toplum içindeki durumu ve görüntüsünün açıklanması konusunda rehber olmaktadır.
•Özellikle yaşlı refahı alanında çalışan meslek elemanlarının, yaşlılık kuramları ile ilgili bilgi sahibi olmaları, yaşlılık olgusunu anlamaları ve yaşlılara yönelik profesyonel yaklaşım geliştirmeleri açısından oldukça önemlidir.

DEĞERLENDİRME SORULARI

1. “Yaşlılığa uyum sağlayan birey toplumsal ve psikolojik bağlarının giderek

azaldığını kolayca kabul eder.” cümlesi hangi kuramı açıklar?

a) Yaşamdan çekilme/kopma kuramı

b) Aktivite kuramı

c) Rol bırakma kuramı

d) Süreklilik kuramı

e) Değiş-Tokuş kuramı



2. “Uygun koşullar sağlandığında yaşlıların “gençlere taş çıkartacak” çeşitli

aktivitelere katıldıkları gözlenmektedir.” cümlesi hangi kuramı

açıklamaktadır?

a) Yaşamdan çekilme/kopma kuramı

b) Aktivite kuramı

c) Rol bırakma kuramı

d) Süreklilik kuramı

e) Değiş-Tokuş kuramı



















3. “Yetişkin kimliği ve meslek statüsünün kaybedilmesi, yaşlıların toplumsal

olanaklarını önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Yaşlanan birey, yetişkinlik

kimliğinin kendisinde var ettiği birçok özelliği kaybeder.” açıklamaları hangi

kuramı ifade eder?

a) Yaşamdan çekilme/kopma kuramı

b) Aktivite kuramı

c) Rol bırakma

d) Süreklilik kuramı

e) Değiş-Tokuş kuramı



4. “Birey, yetişkinlik döneminde geliştirdiği kişiliğin bir parçası haline gelmekte,

yaşlandıkça da bu özelliğini korumaya yönelmektedir.” cümlesi hangi kuramı

açıklamaktadır?

a) Yaşamdan çekilme/kopma kuramı

b) Aktivite kuramı

c) Rol bırakma

d) Süreklilik kuramı

e) Değiş-Tokuş kuramı



6. Aşağıdakilerden hangisi yaşlılık kuramlarından biri değildir?

a) Aktivite Kuramı

b) Ekosistem Kuramı

c) Rol bırakma

d) Süreklilik kuramı

e) Sosyal-Çevresel Kuram













7. “Emeklilik dönemine geçiş bu kuram için bir başlangıç oluşturur.”

Yukarıdaki cümleyi açıklayan kuram aşağıdakilerden hangisidir?

a) Yaşamdan çekilme/kopma kuramı

b) Rol Bırakma

c) Aktivite kuramı

d) Süreklilik kuramı

e) Sosyal-Çevresel kuram





8. İlk defa 1969 yılında Birleşik Devletler Ulusal Yaşlılık Enstitüsü Başkanı Robert

Butler tarafından kullanılan ve yaşlılara karşı olumsuz bir tutumu tanımlayan

kavram aşağıdakilerden hangisidir?

a) Yaşlı istismarı

b) Saygısızlık

c) Yaşlı ayrımcılığı

d) İzole etmek

e) Çatışma



9. Aktivite Kuramı’na yönelik en önemli eleştiri………………………..

Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

a) Yaşlı bireylerin katılabilecekleri etkinliklerin sınırlı olması nedeni ile uygun

etkinlik alanı yaratamamalarıdır.

b) Yaşlı bireyin izolasyonunu kaçınılmaz olarak yansıtmasıdır.

c) Yaşlılıktaki kayıpları çok abarttığı söylenebilir.

d) Yaşlıları sağlıklı bireyler olarak görmemesidir.

e) Yaşlıların çalışma hayatından uzaklaşmalarını istemesidir.











10. Kadınların yaşlanmasını açıklama gücünün olmadığı iddia edilen kuram

aşağıdakilerden hangisidir?

a) Süreklilik Kuramı

b) Rol bırakma kuramı

c) Değiş-Tokuş kuramı

d) Aktivite kuramı

e) Yaşamdan çekilme kuramı



Cevap Anahtarı:

1.A, 2.B,3.C, 4.D, 5.E, 6.B, 7.A, 8.C, 9.A, 10.B



ÜNİTE 7

Yaşam kalitesi; bireyin amaçları, beklentileri, standartları ve ilgileri ile ilişkili olarak içinde yaşadığı kültür ve değerler sisteminde yaşamda durduğu yeri algılamasıdır. Yaşam kalitesinin içeriğinde bir dizi durum tanımlanmıştır.

Bireyler, yaşamlarındaki önemli olan ve olmayan durumların farkına varıp, önceliklerini belirleyerek, değişen dünyada yaşamlarına yon verebilmek için kaynaklarını kullanırlar.

Ev ve aile ile ilgili konular, yaşamdan duyulan tatmin, çalışma durumu, sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliği ve yararlanılabilirliği, yaşlıların yaşam kalitelisini etkileyen önemli değişkenlerdir.

Ekonomik faktörler; yaşlılar emekli olduklarında, ortalama aylık gelirlerinin yaklaşık % 55’i azalır. Cinsiyet, etnisite, evlilik durumu, yaş farklılıkları ekonomik olarak yaşam kalitesini belirlemektedir.

Temel ihtiyaçların karşılanması ve değerlerin gerçekleştirilmesi olarak da ifade edilen insan yaşamının kalitesi, objektif ve sübjektif olarak birey, aile ve toplum düzeyinde açıklanabilmektedir.

Demografik değişkenler de yaşam kalitesini anlamlı derecede etkileyebilmektedir. Özellikle ağır ruhsal bozukluğu olan bireylerin yaşam kalitesini değerlendirme, bu bireyler için sunulan hizmetleri geliştirme ve bakım kalitesini izleyebilme açısından önem taşır.

Üçüncü dalga olarak betimlenen bilgi toplumu sosyal, kültürel ve siyasal alanda yeni bir yaşam biçimi getirmektedir.

Günümüzde yaşlıları da, daha önceleri hedefi gençler olan sağlığı geliştirme programlarına dâhil etme yönünde bir çaba vardır. Bağışıklama, özellikle gribal durumlara (influenza) karşı olmak üzere, bu alanda etkinliği gösterilmiş bir uygulamadır.

Sağlık hizmetleri ve sosyal hizmetler arasında hastane hizmetleri, başta acil tıbbi bakım olmak üzere, diğerlerine kıyasla çok büyük yer tutmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, gelecek 20 yıl içinde, toplumda aktif olarak yaşayabilen 70 yaş ve üzerindeki bireylerin oranını en az % 50 arttırmayı hedeflemektedir.

Türkiye'de birçok kuruma ait huzurevinde yatılı ve “Yaşlı Dayanışma Merkezleri”nde ayakta hizmet verilmektedir. Ancak Türkiye’deki yaşlı nüfus göz önüne alındığında bu sayı yeterli değildir.

•Yaşam kalitesi kavramı için disiplinlerarası ortak bir fikir bulunmamakla birlikte; en basit biçimde bireyin yaşamının tümüyle iyi gittiğine ilişkin hissettiği öznel duyguların toplamı olarak açıklanmaktadır. Bu duygular bütününü bireyin içinde bulunduğu durum ve bu durumla ilgili beklentileri etkilemektedir. Kısaca bu ikisi arasındaki fark bireyin yaşam kalitesini göstermektedir. Yaşam kalitesi kavramı en basit şekli ile Maslow'un hiyerarşik olarak belirlediği ihtiyaçların ve insan isteklerinin tatmini olarak tanımlanmaktadır.
•Toplumların yaşlanması, yani yaşlı nüfusun artması arzu edilen bir gelişme olmakla birlikte, toplumların bu gelişmeye karşı hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Burada önemli olan yaşam beklentisinin artması ile birlikte sürdürülen yaşamın kalitesi de önem kazanmaktadır. Ev ve aile ile ilgili konular, yaşamdan alınan tatmin, çalışma durumu, sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliği ve yararlanılabilirliği, yaşlılıların yaşam kalitesini etkileyen önemli değişkenlerdir. Kronik hastalıklar, fiziksel ve bilişsel yetersizlikler, sağlık hizmetlerinden yararlanma ve sosyal izolasyon gibi konular her ne kadar yaşlılara özgü olmasa da yaşlılıkla yakın ilişkilidir. Yaşlıların özellikle sağlıkla ilgili yaşam kalitesinin irdelenmesi; koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetlerinin ve sosyal bakımla ilgili sosyal hizmetlerin planlanmasında etkilidir.

DEĞERLENDİRME SORULARI

1. “Yaşam kalitesi; bireyin ………….. ve yaşadığı koşullardan ………. sağlama düzeyi

olarak açıklanmaktadır.” cümlesinde boş bırakılan yerlere sırasıyla

aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

a) ihtiyaçlarını/mutluluk

b) sağlığı/mutluluk

c) iyilik durumu/tatmin

d) tatmin/mutluluk

e) konutu/tatmin



2. “……. bireylerin tüm kaynaklardan ve kendilerini saran toplumsal sistemden

duydukları tatmini ve mutluluğu ifade etmektedir.” cümlesinde boş bırakılan

yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

a) Yaşam kalitesi

b) Refah

c) Yaşam standardı

d) Duygusal refah

e) Sosyal refah



3. Ağrı, endişe, hareket kısıtlılığı, fonksiyonel bozukluklar gibi faktörleri temel

alan araştırma alanına ne ad verilmektedir?

a) Toplumsal yaşam kalitesi

b) Aile yaşam kalitesi

c) Nesnel yaşam kalitesi

d) Sağlıkla ilgili yaşam kalitesi

e) Öznel yaşam kalitesi



4. Aşağıdakilerden hangisi yaşam kalitesinin objektif ölçümlerinden değildir?

a) Sağlık

b) Eğitim

c) Okullaşma oranı

d) Doğumdaki ölüm oranları

e) Yaşam tatmini



5. Aşağıdakilerden hangisi aile düzeyindeki yaşam kalitesi belirleyicilerinden

değildir?

a) Aile geliri

b) Konforlu bir konut

c) Ailenin dayanıklı tüketim mallarının varlığı

d) Ailenin ihtiyaçlarının karşılanmasından duyulan tatmin

e) İşsizlik oranları



6. Aşağıdakilerden hangisi yaşam kalitesini tanımlayan kişilerden biridir?

a) Thomas

b) Klaus ve Maria

c) Williamson

d) Rice ve Tucker

e) Felix







7. Melson (1980), “……………” kavramının geleceğe dair umut, yeterli gıda,

giyecek, barınak, gelir, iş ile ilgili konular, anne ve çocuk sağlığı, aile refahı ve

toplumsal refahı içerdiğini açıklamaktadır.

Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?

a) Yaşam kalitesi

b) Yaşam doyumu

c) Yaşam süresi

d) Yaşam tarzı

e) Yaşam beklentisi



8. Yaşam kalitesi aşağıdakilerden hangisini içermez?

a) Sahip olunan kaynaklar

b) Bireysel farklılıklar

c) Fiziksel koşullar

d) Sosyal koşullar

e) Psikolojik koşullar



9. Aşağıdakilerden hangisi yaşam kalitesini etkileyen önemli değişkenlerden biri

değildir?

a) Ev ve aile ile ilgili konular

b) Yaşamdan duyulan tatmin

c) Çalışma durumu

d) Sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliği

e) Zaman













10. Aşağıdakilerden hangisi sağlıkta yaşam kalitesinin nesnel parametreleri

arasında gösterilemez?

a) Sağlık sorunlarının varlığı

b) Sağlık sorunlarının şiddeti

c) Sağlık sorunlarının çözümü

d) Önceki yaşam biçimi

e) Yaşam tatmini



Cevap Anahtarı:

1.C, 2.B, 3.D, 4.E, 5.E, 6.D, 7.A, 8.B, 9.E, 10.C