Final Sosyal Hizmet Yönetimi Final Ders Özeti

admin

Administrator
Yönetici
Admin
4 Eyl 2018
340
64
28
#1
Sosyal Hizmet Yönetimi Final Ders Özeti

ÜNİTE 5

-Finans kelimesi Türkçeye İngilizceden geçmiştir. -Finans Türkçede para, fon, sermaye ya ada kaynak anlamında kullanılır. -Finans kökünden türetilen “finansman” ise para, fon ya da sermayenin temini anlamına gelir. -En geniş anlamıyla finansal yönetim, “karar alıcılar ve politika belirleyiciler için finansal faaliyetlerin anlamlı ve ilişkili bilgilere tercüme edilmesi” ile ilgilenir. -Daha özüne inen bir yaklaşımla finansal yönetim, parasal kaynakların kullanımı ve tahsisinde ekonomi, etkinlik ve verimlilik arayışı faaliyeti olarak tanımlanabilir. -Spesifik olarak insani hizmetlere atıf yaparak ise finansal yönetim, “örgütsel amaçları gerçekleştirmede hukuk, etik ve toplumsal standartlara uyumlu bir şekilde para ve diğer kıt kaynakların kullanım ve kontrolü” şeklinde tanımlanabilir. -Finansal yönetim, hem fonların en optimal kaynaklardan sağlanmasını, hem de bu fonların en optimal alanlarda kullanılmasını ifade eder. -Finansal yönetimin 2 temel karar alanı ya da fonksiyonu olduğu söylenebilir : 1)Finansman kararları 2)Yatırım kararları -Finansman kararları, para ya da fonların nasıl, ne zaman ve nereden sağlanacağına ilişkin kararlardır. -Yatırım kararları ise, fonların nerede, ne zaman ve ne şekilde kullanılacağına, yatırılacağına ilişkin kararlardır. -İşletmecilik biliminde finansal yönetimin ana amacı, optimal finansal ve yatırım kararları alarak işletmenin değerini, dolayısıyla işletme ortaklarının servetini maksimum kılmaktır.İnsani hizmetler boyutunda ise bu amaç, yaratılan insani ve sosyal değeri maksimum kılmak olarak ifade edilebilir. -Ülkemizde sosyal hizmet sunan birimler : 1) Merkezi Hükümet (otorite) 2) Yerel yönetimler 3) Sivil toplum örgütleri -Sosyal hizmetlerin kamu kaynaklarıyla finansmanı, ilgili kuruluşların elde ettikleri kamu gelirleri ve özel gelirlerden oluşur.Kamu gelirleri şu şekilde sıralanabilir : 1) İlgili kanunlara dayanılarak toplanan vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay ve benzeri gelirler 2) Faiz, zam ve ceza gelirleri 3) Taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her türlü gelirler 4) Hizmet karşılığı elde edilen gelirler 5) Borçlanma araçlarının primli satışı suretiyle elde edilen gelirler 6) Sosyal güvenlik primi kesintileri 7) Alınan bağış ve yardımlar 8) Diğer gelirler -Başlıca özel gelirler : 1) İdarelerin kamu görevi ve hizmeti dışında ilgili kanunlarda belirtilen faaliyetlerinden 2) Fiyatlandırılabilir nitelikteki mal ve hizmet teslimlerinden sağlanan gelirler -Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu (SYDTF) ‘nin gelirleri : 1) Kanun ve Kararnamelerle kurulu bulunan veya kurulacak olan fonlardan Bakanlar Kurulu kararıyla %10 ‘a kadar aktarılacak miktarlar 2) Gelir ve kurumlar vergisi tahsilat toplamının %2,8 ‘i 3) Trafik para cezalarının %50 ‘si 4) RTÜK gelirlerinin %15 ‘i 5) Bütçeye konulacak ödenekler 6) Her nevi bağış ve yardımlar 7) Diğer gelirler

-Başlıca finansman kaynakları : 1) Bağışlar 2) Üye aidatları 3) Vergiler 4) Döngüsel katkılar 5) Ücretler 6) Piyango 7) Mali yatırımlar 8) Ticari faaliyetle elde edilen gelirler 9) Uluslar arası kuruluşlardan sağlanan fonlar -Bağışlar 3 e ayrılır : 1) Kişi-Grup-Kurum bağışı 2) Sürekli-Dönemlik-Tek seferlik bağışlar 3) Şartlı-Şartsız bağışlar -Avrupa’da bir 20. yüzyıl kavramı olan “refah devleti” politikaları neticesinde sosyal hizmetlere ayrılan payın, son kriz dönemi dışında, özellikle 20. yüzyıl boyunca önemli ölçüde arttığı görülür.Örneğin İngiltere’de sosyal hizmetlere yapılan harcamalar 20. yüzyılın başlarında gayri safi milli hasılanın %2 si dolaylarındayken yüzyılın sonlarında %30 ları aşmıştır.



2

-Son yıllarda sosyal hizmet bütçeleri üzerinde daha fazla harcama yapma baskısı oluşturan bazı etkenler vardır.Sıklıkla aşırı harcama sonucunu doğuran bu etkenler özellikle şu unsurlardan kaynaklanır : 1) Çocuk bakım maliyetlerindeki artış 2) Yaşlı nüfus oranındaki artışa paralel bu alana ilişkin taleplerdeki artış 3) Karmaşık ihtiyaç ve talepleri bulunan yetişkin insanların bakım ve destek maliyetlerindeki artış -Finansal planlamanın, her birine süreç içinde eşit önem verilmesi gereken 4 anahtar aşaması vardır : 1) Geçmişi gözden geçirmek 2) Geleceği öngörmek 3) Strateji ve planları konumlandırmak 4) Yıllık bütçeleri oluşturmak -Dövizle alışverişi olan, faizle borç alıp borç veren tüm kurumlar döviz kuru riski ve faiz oranı riski gibi risklere ve bu risklerden kaynaklanan kayıp olasılığına maruzdurlar.Bu nedenle bu riskleri yönetmeleri gerekir.Bu riskleri yönetmenin en iyi yollarından birisi de future yada opsiyon işlemleri gibi türev işlemler yapmaktır. -Kurumlar, soygun, yolsuzluk, hırsızlık gibi yollarla kayba uğrayabilirler.Bu nedenle öncelikle kurumların büyük miktarlı nakit bulundurmamak için işlemlerini bir banka hesabı üzerinden yürütmesi bu riski önemli ölçüde azaltır.Alınabilecek bir başka önlem ise kurumun nakdini çekme ve taşıma yetkisinin mümkün olduğunca az sayıda kişiye verilmesidir. -Para, fon ya da sermayenin temini, “finansman” ın tanımıdır. -Finansal analiz, finansal yönetimin “finansman kararları” kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler arasındadır. -01.01.2012 tarihi itibariyle oluşturulan, kamu eliyle yürütülen sosyal hizmetlerin önemli ölçüde çatısı altında toplandığı bakanlığın adı “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” dır. -Kamu eliyle sosyal hizmet yürüten kurumların finansman kaynaklarına bakıldığında, en önemli finansal kaynağın “genel bütçe ödenekleri” olduğu görülür. -STK’ ların en tipik ve geleneksel 2 finansman kaynağı “bağışlar ve üye aidatları” dır. -Finansal planlamayı hizmet, insan kaynakları ve varlık yönetimi ile ilişkilendirmek, finansal planlamanın “strateji ve planları konumlandırmak” aşamasında atılması gereken adımlar arasında yer alır. -“İhtiyaç duyulmayan fonları ihtiyaç duyulana kadar finansal piyasalarda değerlendirmek” STK’ lar için etkin bir nakit yönetimi kapsamında yapılabilecek faaliyetler arasında yer alır.

ÜNİTE 6

-Gönüllülük en basit tanımıyla, ücret almadan bir grubun veya örgütün üyesi olarak yapılan faaliyetlerdir. -Gönüllülüğü daha geniş bir yelpazede ele aldığımızda yaygın olarak kabul edilen 4 boyutunun olduğu görülür : 1) Özgür tercih 2) Karşılık boyutu 3) Yapı boyutu 4) Yararlananlar -İdeal ve arzu edilen gönüllülerin sahip olması gereken özellikler : 1) Bireysel sorumluluk 2) Sosyal sorumluluk 3) Ekip çalışmasına yatkınlık 4) İletişim becerisi 5) Farklı kültürlere uyum sağlayabilme 6) Yeniliklere açıklık 7) Araştırmacı olmak 8) Paylaşımcı olmak -Bireyleri gönüllü olmaya yönelten faktörlerden bazıları : 1) Yalnızlıktan veya can sıkıntısından kurtulma 2) Yeni beceriler kazanma 3) Yeteneklerini başkalarıyla paylaşma 4) Sosyal bir ortamda bulunma 5) Aidiyet duygusunu giderme 6) İnandığı bir şeyi destekleme 7) Belirli bir toplumsal sorunu çözmeyi kendine görev edinme -Sosyal hizmet kurumlarında yer alan gönüllüler kuruma farklı şekillerde katkı sağlar.Gönüllü kişi ve kuruluşların katkı ve katılımlarını temelde 4 başlık altında toplamak mümkündür : 1) Ayni ve nakdi katkılar 2) Manevi katkılar (Gönüllü çalışmalar) 3) Taşınır ve taşınmaz bağışı 4) Sektörler arası ve toplumsal işbirliği, güç birliği ve koordinasyon sağlamak -Gönüllülerin istihdam edilmesinde dikkat edilmesi gereken faktörler : 1) İnsan kaynaklarının çeşitlendirilmesi 2) Gönüllülerin görevlendirilmesinde işe uygunluğa dikkat edilmesi 3) Çalışmalarda yeni yüzlere yer verilmesi 4) Gönüllülerin verimli bir şekilde çalışmasının sağlanması -Gönüllü yönetiminin etkinliğinde, gönüllü yöneticilerinin yetkinliklerinin önemli bir rolü vardır.Bu nedenle gönüllü yöneticilerinin bazı alanlarda tecrübeye sahip olmaları gerekir.Bu alanlar : 1) İnsan Kaynakları Yönetimi



3

2) Halkla İlişkiler 3) Pazarlama 4) İletişim 5) Kaynak geliştirme 6) Toplumu geliştirme 7) Eğitim ve kalkınma

-Gönüllü yöneticileri örgütün ihtiyacı olan gönüllü adaylarını örgüte kazandıracak en etkin yöntem üzerine odaklanmalı ve aday havuzu oluşturmalıdır.Bu aşamada yöneticilerin bazı aşamaları adım adım gerçekleştirmesi gerekir : 1) İş tanımlaması 2) Hedef kitle 3) Gönüllü adayı bulma kaynakları -Gönüllü eğitimi, kurumun ihtiyacına göre şu başlıklar altında toplanabilir : 1) Kurum bilgisi 2) Gönüllülerin iş tanımları, hak ve sorumlulukları 3) Gerçekleştirilecek gönüllü faaliyetin içeriği 4) Gönüllü faaliyet için gerekli bilgi ve beceriler 5) Gönüllülük sürecinde karşılaşılabilecek sorunlar ve çözüm önerileri -Gönüllülerin yönlendirilmesi için dikkat edilmesi gereken hususlar : 1) Örgütsel bağlılığı teşvik eden bir çevre yaratmak 2) Gönüllülerin zamanını etkin kullanmak 3) Gönüllü yöneticiliğinde etkin yönetim becerilerine sahip olmak 4) Takdir etmek ve onurlandırmak -Gönüllü yönetim süreci aşamaları : 1) Planlama 2) Başvuru sağlama ve gönüllü seçimi 3) Mülakat ve yerleştirme 4) Gönüllü eğitimi 5) Bilgi yönetimi 6) Gönüllüleri yönlendirme -Günümüzdeki devlet anlayışının aksine, Osmanlılarda devlet vatandaşın eğitimi ve sosyal güvenliğinden sorumlu olmadığından kamu hizmetleri için devlet bütçesinden bir pay ayrılmamaktadır. -Devletin vatandaşlara karşı asli görevleri arasında bulunan sağlık, bayındırlık, sosyal güvenlik ve sosyal hizmetler gibi kamu hizmetleri, hayırsever şahısların kurdukları vakıflar tarafından yapılmakta ve finanse edilmektedir. -“İngiltere’de daha fazla gönüllü kuruluş vardır. -Türkiye “Mısır” dan daha fazla gönüllü kuruluşa sahiptir. -5253 sayılı Dernekler Kanunu “2004” yılında yürürlüğe girmiştir. -Derneklerin kurulmasına ilişkin koşullar “5253 sayılı Kanun” la düzenleme altına alınmıştır. -Türk Vakıf Sistemi ilk defa “Emeviler” döneminde kurumsallaşmıştır. -Kazanç paylaşma dışında kanunlarla yasaklanmış bir amacı gerçekleştirmek üzere en az 7 kişinin birleşmek suretiyle oluşturdukları örgüte “dernek” denir.

ÜNİTE 7

-Kamu yönetimine egemen olan Anayasal ilkeler : 1) Yasal yönetim (Kanuni idare) ilkesi 2) Kamu tüzel kişiliği ilkesi 3) Merkezden yönetim ilkesi 4) Yetki genişliği ilkesi 5) Yerinden yönetim ilkesi 6) Yönetimin bütünlüğü ilkesi -Yasal yönetim (Kanuni İdare) ilkesini 2 boyutu vardır : 1) Yönetimin kuruluş ve işleyişinin yasalara dayanması 2) Yönetimin görevlerini yerine getirirken yasalara aykırı davranmaması

-Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı hizmet birimleri : 1) Ana hizmet birimleri 2) Danışma ve denetim birimleri 3) Yardımcı hizmet birimleri -1982 Anayasası’na göre bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri, yetkileri ve teşkilatı “Kanun” ile düzenlenir. -Merkezi yönetimin taşra örgütüyle ilgili olarak “bölge müdürlükleri, merkezi yönetimin taşra örgütü içinde yer alır” ifadesi doğru bir ifadedir. -Gençlere hizmet veren gençlik merkezi ve benzeri tesisler ile gençlik ve izcilik kamplarının kurulması ve çalışmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi “Gençlik ve Spor Bakanlığı’na” aittir. -“Terk edilmiş, başıboş ve kaçak çocukların suça yönelmelerini engellemek” İçişleri Bakanlığının sosyal hizmet nitelikli görevleri arasında yer alır.



4

-Sosyal hizmet faaliyetinde bulunan “Vakıflar Genel Müdürlüğü” taşrada bölge müdürlükleri şeklinde örgütlenmiştir.

ÜNİTE 8

-KAMU YÖNETİMİ : Kamunun ortak ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik mal ve hizmetlerin üretilip halka sunulmasını içeren sistemdir. -Kamusal hizmetlerin yurt çapında daha etkili ve verimli bir şekilde sunulabilmesi amacıyla kamu yönetimi 2 ye ayrılır : 1) Merkezi yönetim 2) Yerel yönetim -Merkezi yönetim, temel olarak bakanlıklar ve bağlı kuruluşlardan meydana gelir. -Yerel yönetimler ise il özel idareleri, belediyeler ve köylerden meydana gelir.Bununla birlikte büyükşehir belediyeleri ve mahalli idare birlikleri de yerel yönetimler kapsamında değerlendirilir. -Türkiye’de yerel yönetimler bir anayasal kurumdur.1982 Anayasası’na göre idarenin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. (madde 123) -Mahalli idareler (yerel yönetimler) ; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere, kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları yine kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir. -Kamu Yönetimi Sözlüğü’nde yerel yönetimler; “Merkezi yönetimin dışında, yerel bir topluluğun ortak bir gereksinmesini karşılamak amacıyla oluşturulan, karar organlarını doğrudan halkın seçtiği, demokratik ve özerk bir yönetim kademesi, bir kamusal örgütlenme modelidir.” -En kabul edilir tanımıyla “yerel yönetimler, belirli bir coğrafi alanda yaşayan yerel topluluğun bireylerine bir arada yaşamak nedeniyle kendilerini en çok ilgilendiren konularda hizmet üretmek amacıyla kurulan karar organları (kimi durumda yürütme organları) yerel toplulukça seçilerek göreve getirilen, yasalarca belirlenmiş görevlere ve yetkilere, özel gelire, bütçeye ve personele sahip merkezi yönetimle olan ilişkilerinde yönetsel özerklikten yararlanan kamu tüzel kişileridir. -Sos yal hizmetler ise, “kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine ve ihtiyaçların karşılanmasına sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve hayat standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütünü” olarak tanımlanmalıdır. -Desantralizasyon ya da adem-i merkeziyet olarak da ifade edilen yerinden yönetim, siyasal ve yönetsel olmak üzere 2 ye ayrılır. -Siyasal yerinden yönetim, doğrudan doğruya devlet yönetimiyle ilgili olup, bu tür bir yapılanmada yerel yönetimler yasama ve bir dereceye kadar yargısal özerkliğe sahip kılınmaktadır. -Yönetsel yerinden yönetim ise, devletin asli bir takım işlevlerinin dışında kalan bazı görevlerin özerk kamu kuruluşlarına bırakılması anlamında daha dar bir özerkliği içerir.

-Yönetsel yerinden yönetim 2 ye ayrılır : 1) Hizmet bakımından yerinden yönetim 2) Yer bakımından yerinden yönetim -“Fonksiyonel” ya da “teknik yerinden yönetim” olarak da ifade edilen hizmet bakımından yerinden yönetimde, belli bir kamu hizmetinin veya hizmetlerinin merkezin dışında özerk bir kuruluşa bırakılması söz konusudur.Merkezi hiyerarşinin dışında kalan tüzel kişilik sahibi bu kuruluşlar görev alanlarına giren konularda karar alabilme yetkinse sahiptirler. -Yer bakımından yerinden yönetim ise, belli bir yörede oturan kişilerin ortak ihtiyaçlarını, yerel kamu hizmetlerini genel olarak kendi seçtikleri organlar ve kendi teşkilatları eliyle yerine getirmeleridir.Türkiye’deki belediye ve köy yönetimi ile il özel yönetimi bu amaçla oluşturulmuş örgütlerdir. -Türkiye’de yerel yönetimlerin sorunları : 1) Yerel yönetimler için gerekli olan demokratik niteliklerin eksikliği 2) Yerel yönetim kurumlarına demokratik nitelik kazandıran halk katılımı, Türk yerel yönetim sistemi içerisinde son derece sınırlıdır. 3) Yerel kamu hizmetlerindeki yetki ve sorumluluk ile kesin karar alabilme yetkisi ve akçal (mali) kaynak yeterliliği konularında yerel yönetimlerin güçsüz olmaları 4) Toplumun beklentileri oranında etkili ve verimli bir hizmet üretememek -Tüm bu sorunların temel nedeni, ülkede uzun yıllardan beri egemen olmuş merkeziyetçi yönetim geleneğinin bir türlü terk edilememiş olmasıdır. -Bunun doğal sonucu olarak yerel toplulukların kendi kendilerini, köylerini, il ve ilçelerini, kendi oluşturdukları yerel yönetimler aracılığıyla yönetmelerine olanak sağlayan bir yönetim sistemi oluşturulmamıştır. -AB’nin sosyal hizmetler sisteminde birbirinden farklı 3 model ortaya çıkmıştır : 1) İskandinav modeli (kuzeydeki oluşum) 2) Anglo-Sakson modeli 3) Korporatif model (Almanya, Avusturya, Benelüks ülkeleri, İtalya oluşumu) -Türkiye mevcut durumda AB-25 ülkelerinin sosyal korumaya GSYİH den ayırdığı pay ile mukayese edildiğinde bu ülkelerin gerisinde yer alır.Ancak birçoğu iç hukuk kuralına dönüşmüş olan AB belgelerini referans kabul eden hukuki düzenlemelerle sosyal devlet düzeni ve sosyal hizmetler sistemini yeniden yapılandırma çabası devam etmektedir ve ekonomide sağlanan gelişmelere paralel olarak yıllar itibariyle artan bir oranda sosyal harcamalara daha fazla kaynak ayırmaktadır. -Türkiye’de 2011 yılı itibariyle 6 sı Büyükşehir Belediyelerine ve 16 sı da Belediyelere ait olmak üzere 22 huzurevi bulunur.



5

-Yerel yönetimlerin sosyal hizmet ve yardımlara ilişkin yükümlülükleri : 1) Koruma 2) Bildirim 3) Önleme 4) Destekleme -KÖYDES Proje ödeneğinin 6 yıllık bölgesel dağılımına bakıldığında : 1) % 28,9 ile Karadeniz Bölgesi birinci sırada 2) % 22,1 ile Doğu Anadolu Bölgesi ikinci sırada 3) % 4,9 ile Marmara Bölgesi son sırada yer alır -Bölgelere gönderilen toplam ödeneğin il başına ortalaması açısından : 1) Karadeniz Bölgesi birinci 2) Doğu Anadolu Bölgesi ikinci 3) Güneydoğu Anadolu Bölgesi üçüncü 4) Marmara Bölgesi son sırada yer alır

-Türkiye’deki yerel yönetimlerin en önemli eksikliklerinden biri araştırma faaliyetlerinin eksikliğidir. -Yerel yönetimler sınırları içerisindeki dezavantajlı nüfusun genel özelliklerini bilmek zorundadırlar.Çünkü sosyal politika ve hizmetlerin daha sağlıklı bir şekilde planlanması ve yürütülmesi ancak bu şekilde mümkün olacaktır.Buna bağlı olarak yapılan çalışmalarla ilgili istatistiki verileri derlemek de hizmetlerin kapsamını ve gelişim seyrini takip etmek açısından yol gösterici olacaktır. -“Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” sosyal hizmetler ve yardımlara ilişkin ulusal düzeyde politika ve stratejiler geliştirilmesi, uygulanması, uygulanmasının izlenmesi, koordine edilmesi ve denetlenmesinden sorumlu temel kamu kurumudur. -Merkezi yönetimin dışında, yerel bir topluluğun ortak bir gereksinmesini karşılamak amacıyla oluşturulan, karar organlarını doğrudan halkın seçtiği, demokratik ve özerk bir yönetim kademesi, bir kamusal örgütlenme modeli “Yerel Yönetim” kavramıyla ifade edilir. -Birden fazla mahalli idarenin, yürütmekle görevli oldukları hizmetlerden bazılarını birlikte görmek üzere kendi aralarında kurdukları kamu tüzel kişisine “Mahalli İdare Birlikleri” denir.