Vize+Final Ortaçağ ve Yeniçağ Avrupa Tarihi Vize+Final Ders Özeti

admin

Administrator
Yönetici
Admin
4 Eyl 2018
401
99
28
#1
ORTAÇAĞ – YENİÇAĞ AVRUPA TARİHİ

1. ÜNİTE
Erken Dönem OrtaçağAvrupa Tarihi (395-1000)
ROMA iMPARATORLUĞU VE CERMEN KAViMLERi

Roma imparatorluğu’nun bölünmeden önceki son imparatoru I. Teodosios’un(379-395)
ölümünün ardından 395 yılında imparatorluk, oğulları Arkadius ve Honorius arasında ikiye bölünür. Batı Roma’nın tarih sahnesinden silinmesinde en etkili rolü oynayan unsurlardan birisi Cermen halklarının Batı Roma topraklarına karşı giriştikleri saldı rılardır. Cermenler Hint – Ari dil grubuna mensupturlar Cermen halkları arasında; Gotları, Vandalları, Lombardları, Frankları, Almanları, Anglo-Saksonları, Şamanlar ve Norveç, Danimarka, isveç gibi iskandinavları sayabiliriz.
Roma imparatorluğu’nun Bölünmesi ve Batı Roma imparatorluğu’nun YıkılıĢı
395 yılından başlayarak Batı Roma imparatorluğu’nda devletin yönetimini gerçekte ellerinde tutanlar imparatorlar değil, ordu başkomutanları (Magister Militum‘lar)’dır
Ravenna: Roma’nın kuzeyinde Venedik’in güneyinde ve Adriyatik Denizi kıyılarında kurulmuş olan Ravenna şehri 402 yılından 476 senesine kadar
Batı Roma imparatorluğu’nun başkentliğini yapmıştır.
410 yılında Roma’nın Vizigotlar tarafından yağmalanması Batı Roma imparatorluğu açısından sonun başlangıcıdır. Bu tarihten sonra imparatorluk 476 yılına kadar varlığını
şeklen devam ettirir. 476 yılı Eylül ayında son imparator Romulus Agustulus’un (475-476)Cermen asıllı komutan Odoaker tarafından tahttan indirilmesi ile Batı Roma imparatorluğu tarihe karışır. Böylece ilkçağ sona erer ve ortaçağ başlar
Vizigotlar (Batı Gotları)
Vizigotlar, Cermen kavmi olan Gotların iki ana kolundan birisini teşkil etmektedir. 375 yılında Orta Asya’dan Avrupa’ya hareket eden Hunlar, Ostrogotları batıya doğru itince bu durum Vizigotları ve dolayısıyla da Roma imparatorluğu’nu etkiler
I. Teodosios tahta oturduğunda ilk çözmesi gereken mesele Gotlardır. 382 yılında Gotlar ile anlaşma yapılır ve Vizigotlar Pannonia, Ostrogotların bir kısmı Trakya bir kısmı da
Anadolu’ya yerleştirilir. Vizigot kabilelerinin tümünü idaresi altında birleştirmeyi başaran efsanevî kralları I. Alarik 408 yılından itibaren üç sefer düzenlediği Roma’yı nihayet 410 yılında ele geçirir.
Batı Roma imparatoru Honorius’un kız kardeşi Placidia ile evlenen Ataulf, Vizigot Krallığı’nı Roma imparatorluğu’nun yıkıntıları üzerinde kurulan en büyük siyasî güç haline getiren Eurik döneminde, Vizigotların ilk kapsamlı yazılı yasaları oluşturulur.
I. Rekarred (586-601) döneminde önemli bir gelişme yaşanır ve Aryanist Hıristiyan olan Vizigotlar Katolikliğe geçerler
Nihayet 711 yılında Vizigot kralı Roderik (710-711/712), hayatını da kaybettiği Guadalete Savaşı (Kadiks Savaşı)’nda Tarık bin Ziyad komutasındaki Arap ordusuna mağlup olur.
Ostrogotlar (Doğu Gotları)
Vizigotlar, 454 yılında Gepidlerle birlikte Hunlara karşı kazandıkları Nedao Savaşı’ndan sonra Avrupa Hun imparatorluğu’nun parçalanmasının ardından bağımsızlıklarını kazanırlar.
Vandallar
Doğu Cermen kavimlerinden olan Vandallar M.S. II. yüzyılın sonlarında Silingi ve Hastingi olarak iki boya ayrılırlar.
429 yılında Geiserik (428-477) idaresindeki Vandal ve Alan bakiyeleri, aileleri ile birlikteCebel-i Tarık üzerinden Kuzey Afrika’ya geçerler. Burada bir krallık kuran Vandallar yüzyıl boyunca bölgede hüküm sürerler. Bizanslı tarihçi Prokopius’a göre 80000 kişilik bu topluluğun Kuzey Afrika’ya geçmesi Bizans’ın bölgedeki valisi Bonifakius’un davetiyle olur.
Doğu Roma imparatoru I. Iustinianos, 533 yılında Kuzey Afrika’nın yeniden denetim altına alınması için muzaffer komutanı Belisarios’u bölgeye gönderir. Vandal kralı Gelimer’in(530-534) 534 yılı başında teslim olmasıyla Kuzey Afrika’daki Vandal hâkimiyeti son bulur.
Lombardlar
VII. ve VIII. yüzyıl kaynaklarının verdiği bilgilere göre iskandinav kökenli bir kavim olan Lombardlar (Langobardlar) IV. yüzyılın ikinci yarısında anavatanlarından ayrılarak günümüzde Çek Cumhuriyeti ile Almanya’dan geçerek Kuzey Denizi’ne dökülen Elbe Nehri’nin doğu kıyılarına yerleşirler. Alboin (560-572) döneminde Lombardların göçü son bulur ve artık kalıcı olarak italya’ya yerleşirler Seçilen Kral bütün dukalıklar üzerinde hüküm sürer ve ülkeyi gastaldi denilen temsilcileri aracılığıyla yönetir
774 yılında Frank kralı fiarlman, Verona’ya girerek son kral Desiderius’u tahttan indirir ve kendisi “Lombard kralı” unvanını alır.
ERKEN ORTACAĞ AVRUPASI’NDA ORTA ASYALI KAViMLER Avrupa Hunları
Avrupa Hunları ile Çin kaynaklarında Hiung-nu diye anılan Asya Hunlarının aynı kavme mensup oldukları bilinen bir gerçektir
Attila (434-453) döneminde, çeşitli boylar halinde kendi liderlerinin idaresinde faaliyette bulunan bütün boylar birleştirilerek, sınırları Danimarka’dan iran’a kadar uzanan merkezî bir imparatorluk vücuda getirilir. Roma önlerine gelen Attila, barış ricasında bulunan Papa
I. Leo (Büyük Leo) (440-461) başkanlığındaki Roma heyeti ile yaptığı görüşmelerin ardından bir antlaşma yaparak geri döner
Attila’nın ölümünün hemen ardından Hun imparatorluğu parçalanır. Hunlar, Attila’nın geride kalan iki oğlu Dengizik
ve irnek idaresinde Karpatları aşarak Karadeniz’in kuzeyindeki sahalara yerleşirler
Avarların yurtlarından çıkardığı Sabirlerin saldırısına uğrayan Ogurların arazilerine girmesi
üzerine irnek idaresindeki Hunlar, Tuna’nın sağ sahilindeki imparatorluk arazisine sığınırlar. Doğudan Ogurlar tarafından sıkıştırılan Hunların istanbul yönetimi ile uzlaşmak dışında bir seçenekleri yoktur. Dobruca’nın kuzeyine yerleştirilen Hunlar artık imparatorluğun tebaası haline gelirler.
Avarlar
Çin kaynaklarında Juan- Juan, Rouran veya Cücen diye geçer. 558 yılında istanbul’a gelen Avar elçilik heyeti ile imparator I. Iustinianos arasındaki görüşmeler sonucunda yıllık belli bir miktar ücret karşılığında Avarlar, Bizans imparatorluğunun düşmanlarına karşı
savaşmayı kabul ederler. 626 yılında Sasani hükümdarı II. Hüsrev’in orduları istanbul’un Anadolu yakasındaki Kadıköy’de kamp kurarken müttefiki Avar ve Slavlar eş zamanlı olarak Avrupa yakasından Bizans başkentini kuşatma altına alırlar. Ancak yaklaşık on gün süren kuşatma başarısızlıkla sonuçlanır.VII. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren Karadeniz’in kuzeyindeki sahaları aşama aşama ele geçirerek Avarların batıya doğru çekilmelerine sebep olan Bulgar Krallığı’nın yeni bir güç olarak ortaya çıkması ile ilgilidir. 791 yılında Avarlar ve Franklar arasında savaş başlar. 796’da Avarların merkezi düşer. 805 yılında Avar kağanı din değiştirerek Hıristiyanlığı kabul eder.
MERKEZi AVRUPA Merovenjler
Krallığı’nı kuran Merovenj kralları Salian Franklarının soyundandır. Merovech asıl Frank Krallığı’nın kurucusu I. Clovis’in (481-511) dedesidir.Roma imparatorluğu’nun yüksek hâkimiyetini tanıyan Frankların, Roma imparatorluk ordusunda ücretli asker olarak görev yaptıkları görülmektedir.
Karısı Clotilde’nin etkisi ile Hıristiyanlığı kabul eden Clovis, Avrupa’nın ilk Katolik kralıdır.
Merovenj hanedanının son güçlü kralı II. Chlotar’ın oğlu I. Dagobert’tir
ġarlman (Charlemagne/Charles The Great) ve Ardılları
Papa Zachary’nin 751’de Saray Nazırı olan Pépin’i, Frankların kralı olarak ilan etmesiyle, adını hanedanın en büyük temsilcisi fiarlman’dan alan Karolenj hanedanı dönemi başlar. Hanedanın meşruluğunun Papa tarafından onaylanması çok önemlidir ki, taraşar arasındaki bu uyum ve işbirliği sonra da devam edecek ve nihayet 800 yılında fiarlman, Papa III.
Leo’nun elinden giydiği taç ile Kutsal Roma imparatoru ilan edilecektir
Papa III. Leo’nun (795-816) yardım talebi üzerine meseleyi halletmek için Papa ile birlikte Roma’ya gider. Papa’nın otoritesini kesin olarak sağlayan fiarlman, 25 Aralık 800’de Vatikan’daki St. Peter (Petrus) Bazilikası’nda Papa III. Leo tarafından taç giydirilerek “Roma imparatoru” ilan edilir. fiarlman’ın Bizans imparatorluğ u’na alternatif olarak ikinci bir imparatorluk kurması değil, tek imparator ve tek kilise düşüncesi ile kurduğu imparatorluğun Bizans’ın yerini almasını amaçlıyor olmasıdır.
Aachen’i kendisine merkez olarak seçen fiarlman burada gösterişli bir saray inşa ettirir. Onun iktidarı, eğitim, mimari, idare sistemi, ekonomi, hukuk ve dinî alanlarda reformların yaşandığı “Karolenj Rönesansı”nın başladığı dönemdir. fiarlman’ın büyük ülküsünü yeniden dirilten kişi 936 yılında Aachen’de “Alman kralı” ilan edilen I. Otto’dur
Papa XII. John’un italya kralı II. Berengar’a (950-962) karşı kendisinden yardım talep etmesi üzerine Roma’ya giden Otto, bu yardımı karşılığında 2 fiubat 962’de Papa tarafından taç giydirilerek Kutsal Roma-Cermen imparatoru ilan edilir
ispanya’da Müslüman Hâkimiyeti
Müslümanların ispanya’yı fethi 711 yılında Emevi komutanı Tarık bin Ziyad komutasındaki islâm ordusunun kendi adıyla anılan Cebeli Tarık boğazını geçerek iber Yarımadası’na çıkmasıyla başlar. III. Abdurrahman’ın 929 yılında fiii Fatımî halifesine karşı “Emirü’l Müminin”unvanı almasıyla bu tarihe kadar Kurtuba Emirliği olarak geçen devlet bundan sonra Endülüs Emevi Hilâfeti adını alır ve 1031’de III. Hişam’ın tahttan
indirilmesiyle son bulur. Bununla birlikte ispanya’daki Müslüman varlığı 1492’ye kadar devam eder
KUZEY, BATI VE DOĞU AVRUPAAnglo-Sakson ingiltere
Anglo-Sakson tabiri V. yüzyılın ilk yarsından itibaren Britanya’nın doğu ve güney kesimlerini istila eden Cermen kavimlerini ifade etmek için kullanılan bir terimdir. M.S.
500’den 1066 yılındaki Norman istilasına kadar olan devir Anglo-Sakson dönemi olarak adlandırılır. 871’de Danlarımağlup etmeyi başaran Wessex kralı Büyük Alfred tüm Güney ingiltere’nin kralı olur.
1066 yılında Fransa’nın kuzeyinde hüküm süren Normanların lideri Fatih William’ın Hasting Savaşı’nda Anglo-Saksonlara karşı kazandığı zaferle ingiltere’de Norman hâkimiyeti başlar
Vikingler
Açık denizlerde ve sığ nehirlerde kullanabilecekleri teknelerin dışında uzun süreler erzak temini yapmadan denizlerde seyahat edebilecekleri büyük gemilere de sahip olan Vikingler, henüz kesin olarak bilinmeyen bir sebeple VIII. yüzyıldan itibaren anavatanlarından ayrılarak iki yüzyıl boyunca Avrupa’dan Asya’ya kadar çok geniş bir sahada faaliyetlerde bulunmuşlardır.
Slavlar
Hint-Avrupa ailesine mensup olan Slavların tespit edilen ilk vatanları Vistül Vadisi ve
Karpatların kuzey yamaçlarındaki bölgelerdir.
Avar istilası sırasında Dinyeper’in doğusuna geçen kabileler ise izleyen yıllarda Rus imparatorluğu’nu vücuda getirmişlerdir
Rusya
Değişik dönemlerde Moğol, Türk, Fin ve iskandinav kavimleri ile karışmış olsalar da Rus
Devleti’ni meydana getiren temel halk, Doğu Slavlarıdır. Rus kelimesinin, Finlilerin, isveçlilere verdikleri ve kayıkçılar-kürekçiler anlamına gelen Ruotsi’den türediği ileri sürülmektedir. Diğer bir görüşe göreyse Rus adı iranî bir kavim olan Alanların, Roxalan kabilesi ile ilgilidir.
Ruslar da bölgeye gelen iskandinavlar gibi zaman içerisinde Slavlaşmışlardır. Varegler, kendi aralarında sürtüşme içerisinde olan Slav kabileleri tarafından kendilerini yönetmeleri için davet edilmiştir. Svyatoslav gerçek manada devletin yönetimini
eline alıncaya kadar annesi Olga ona vekâlet eder. 957’de Bizans sarayını ziyaret eden
Olga’nın Ortodoksluğu kabul etmesiyle Bizans imparatorluğu’nun Rusya sahasındaki etkisi başlamış olur. Svyatoslav’ın ölümünden sonra Rusya sahasında çeşitli knezlikler (prenslikler) ortaya çıkar ve bunlar 150 yıldan fazla bir süre çoğunlukla mağlup oldukları Peçeneklerle mücadele ederler
Polonya
Ortaçağ Avrupası’nda Slavlar tarafından kurulan bir diğer siyasî organizasyon, Slavların anayurtları olarak kabul edilen sahada (Vistül ve Oder nehirleri arasındaki bölge) Batı
Slavları tarafından kurulan Polonya Krallığı’dır. Mieszko’nun
ölümünün ardından yerine geçen oğlu I. Boleslaw (992-1025), ilk Polonya kralı olarak kabul edilir
2. ÜNĠTE
Orta Dönem Ortaçağ Avrupa Tarihi(11-13. Yüzyıllar)
Fransa ve Capet Hanedanı

Lothair, imparatorluk tacını giymekle birlikte kardeşlerinin muhalefeti ile karşılaştı. Kardeşler arasındaki mücadele 843 yılında imzalanan Verdun Antlaşması ile sonuçlandı ve imparatorluk fiarlman’ın torunları arasında üç kısma bölündü.
Capet Hanedanı’nın Fransa’da güç kazanması VI. Louis (1108-1137) dönemiyle başlamıştır. 1152 yılında ayrıldığı eşi Elanor ile evlenen Anjou Hanedanı’ndan Normandiya Dükü Henry, Akitanya’ya hâkim oldu. 1154 yılında Henry ingiltere tahtına oturduktan sonra VII. Louis ve II. Henry arasında yirmi yıl boyunca mücadele yaşandı
Kutsal Roma imparatorluğu ve Almanya
962’den 1806 yılına kadar varlığını devam ettiren ve Merkezî Avrupa’nın büyük kısmı ile italya’yı kapsayan Kutsal Roma imparatorluğu Avrupa’nın en büyük monarşisidir. 962- 1254 yılları arasında Kutsal Roma imparatorluğu iki hanedan tarafından
idare edildi. Bunlar 962-1124 yılları arasında hüküm süren Sakson Hanedanı ve 1124-1254yılları arasında hüküm süren Hohenstaufen Hanedanı’dır.
Normanlar ve ingiltere
Viking liderlerinden Rollo (860-932) ile Fransa Kralı III. Charles (Basit Charles) (893-922)arasında bir antlaşma yapıldı. Bu antlaşma ile Fransa kralı, kendisine tâbi olmak ve ülkesini soydaşlarının saldırılarından korumak koşuluyla Rollo’nun maiyetindekilerle birlikte Normandiya bölgesinde yerleşmesine izin verdi. Zamanla bölgeye yerleşen bu kuzeyli topluluk ile yerli Franklar karışarak Normanları oluşturdu. William, Edward’ın ingiltere tahtı için kendisini varis bıraktığını iddia ederek büyük bir donanma ile ingiltere seferine
çıktı. 14 Ekim 1066 tarihinde meydana gelen ve son Anglo-Sakson Kralı Harold’ın hayatını kaybettiğ i Hasting savaşında William büyük bir zafer kazandı.William, ingiltere’nin ilk
Norman kralıdır.
William’ın Ardılları
I.Henry ingiltere ve Normandiya’yı tek idare altında birleştirmeyi başarmış oldu.
I. Richard (Aslan Yürekli) (1189-1199)
Richard, Yahudilerin bu törene katılmasını yasakladı.Londra’da Richard’ın bütün Yahudilerin öldürülmesi emri verdiği yönünde söylentiler çıkınca şehirde Yahudi avı başlamış ve evleri yakılan, malları yağmalanan Yahudiler acımasızca katledilmişlerdir
John (Yurtsuz John) (1199-1216) ve Magna Carta (1215)
John, kilise ile de anlaşmazlığa düşmüştür. O, 1205 yılında Stephen Langton adlı birisinin Papa tarafından Canterbury başpiskoposluğuna atanmasına karşı çıkarak bu makama kendi belirlediği adayın getirilmesini istedi. Bunun üzerine Papa III. Innocentius vaftiz, evlilik ve cenaze gibi dinî törenlerin kilise tarafından yapılmayacağını bildirdi ve 1209 yılında ingiltere kralını aforoz ettiğini açıkladı.
Fransa Kralı II. Philip’i ingiltere’ye davet ettiler. Baronların baskısına daha fazla karşı koyamayan John, onlarla Londra’nın yaklaşık olarak 30 km batısındaki Runnymede’de bir araya gelerek Haziran 1215’te Magna Carta’yı imzalamak zorunda kaldı
Latince “Büyük Sözleşme, Büyük Ferman” anlamlarına gelen Magna Carta feodallerin kral karşısında haklarını garanti altına alan bir belgedir.
III. Henry (1216-1272) ve I. Edward (1272-1307)
III. Henry tahta oturduğunda henüz 9 yaşında olduğundan her ne kadar kral unvanını taşısa da 1234 yılına kadar iktidarın gerçek hâkimi olamamıştır. Bu süre içerisinde ülke naibler tarafından idare edildi. Bunlar içerisinde en önemlisi ve etkili olanı 1219-1232 yılları arasında yönetimi elinde tutan Hubert de Burgh’dur.Ortaçağı n en büyük ingiliz kralı olarak kabul edilen I. Edward, zeki bir idareci ve başarılı bir komutan olmasının yanı sıra, idarî ve hukukî alanlarda yaptığı düzenlemelerle reformist bir kraldır
1296’da düzenlediği sefer ile iskoçya’yı istila eden Edward, çeşitli bölgelerde kurduğu askerî garnizonlarla ülkeyi idare etmeye başladı. Ancak onun zalimane idaresi iskoçların tepkisine sebep olmuş ve halk William Wallace adlı birisinin etrafında toplanarak ingiliz idaresine karşı bağımsızlık mücadelesine girişmişti.
iSPANYA (11.-13.YÜZYIL)
italya ve Cermen Nüfuzunun BaĢlaması (951-1026)

Alman Kralı I. Otto, 951 yılında italya’da hâkimiyetini tesis etti. 962 yılında Roma’da imparatorluk tacını giydi ve bu şekilde Kutsal Roma imparatorluğu’nun da temeli atılmış oldu. 11. yüzyılda tam anlamıyla gücünü yitirmesi, italya’da bir dizi şehir devletinin önem kazanması ve yarımadanın siyasî görünümünün merkezîleşmesi ile sonuçlandı.
Norman Hanedanı (1030-1194)
Arap direnişini kıran Ruggiero, burada bağımsız bir idarenin temellerini attı. Normanları tek bir bayrak altında toplama gayretleri çerçevesinde 1120 yılında Sicilya Krallığı’nı kurdu. Ruggiero’nun kızı Constanza’nın kocası olan Heinrich’in krallık tahtını ele geçirmesiyle sona erdi. Bu tarih aynı zamanda italya’da yeni bir hanedanın, Hohenstaufen Hanedanı’nın hâkimiyet döneminin de başlangıcı oldu.
Hohenstaufen Hanedanı
Norman Hanedanı’nın son imparatoru Guglielmo’nun ölümünden sonra tahtı ele geçiren eniştesi Heinrich’in nispeten sakin geçen dönemi uzun sürmedi.
ispanya
Coğrafi olarak günümüzde Portekiz ve ispanya devletlerinin içine alan bölge iber Yarımadası olarak adlandırılmaktadır. ispanya kelimesinin bir devlete izafeten kullanılması daha çok 1516 yılından sonra Yeniçağ döneminde olmuştur.
8. yüzyılda yarımadanın Müslüman hâkimiyeti görmeyen kısmı günümüz ispanya’sınınkuzey-batısında yer alan Asturias bölgesidir
Asturias-Galiçiya Krallığı, ortaçağ boyunca Hıristiyan iberialıların hafızalarındaki yeniden fetih anlamındaki “reconquista” yani yarımadanın tekrar Hıristiyanlaştırılması ideolojisinin kurucusu olacaktır.
ispanyalı Müslümanlar bunun üzerine Fas’ta hâkimiyet kurmuş olan Murabıtlardan yardım istemişlerdir. Yarımadaya gelen Murabıtlar 1086 yılındaki Zellaka Savaşı’nda Kastilya ordularını yenmiştir. 1230 yılında Leon Krallığı’nı ilhak ederek yarımadanın en büyük
Hıristiyan devleti olurken Müslümanlar ise dağılma ve küçük emirlikler dönemine girmiştir.
Portekiz Kralı III. Alfonso (1245-1279) bugünkü Portekiz sınırları içinde kalan Müslümanlara ait olan toprakların tamamını ele geçird
ORTA DÖNEM ORTACAĞ AVRUPASINDA ÜRETiM, ZiRAAT TEKNiKLERiNDEKi DEĞifiiM VE DiNi HAREKETLER (11.-13.YÜZYIL)Üretim ve Ziraat Tekniklerindeki DeğiĢimler
insan gücüyle çalıştırılan değirmenler 9. yüzyıldan sonra yerini su gücüyle çalışan değirmenlere bırakmaya başlamıştır. 12. yüzyı lda da su gücüyle dönen çarklar, rüzgarla çevrilen yelkenlere uyarlanmıştır. 10. yüzyıla kadar insan gücü kullanılarak yapılan tüm endüstriyel üretim araçları kam mili sayesinde makineleşmiştir bulunduğundan beri el işçiliğiyle üretilen kağıt 13. yüzyılda Avrupa’yla tanıştığı zaman makineyle üretilmeye başlamıştı.
Bu yükselişe etki eden bir diğer faktör de tarımda atların yaygın olarak kullanılmaya başlanmasıdır. Atlara uygun koşum takımı ilk kez Çin ve Sibirya’da kullanılmış. Ortaçağ tarımı için diğer bir büyük yenilik üç dönüşümlü nadas sistemidir. Ortaçağda tarımda en kapsamlı değişikliklere ağır tekerlekli saban (pulluk) kullanımı yol açtı.
Dini Hareketler
910 yılında Auvergne Kontu Sofu Guilliaume tarafından kurulan Cluny tarikatı mensuplarıaşırı uzun ibadet ve ayin kurallarını değiştirdiler. Birlikte çalıştıkları bütün kardeş kurumların üstünde kendi başrahiplerinin söz sahibi olmalarını sağladılar. Böylece diğer manastırların Cluny rahibine bağlanmasını gerçekleştirdiler Cluny hareketinden etkilenen diğer bir Katolik tarikat Dominiken tarikatı oldu. aziz ilan edilen Dominik, 4. yüzyılda yaşamı ş olan Aurelius Augustinus’un Hıristiyanlık için oluşturduğu eğitim sistemini kullandı. Augustinus’un din personeli yetiştirmek için yazdığı “Hıristiyanlığın Öğretisi El Kitabı” anlamındaki “Doctrinia Christiana” adlı kitabını esas alarak din adamı yetiştiren okullar kurdu.
Fransisken tarikatı de Hz. isa gibi fakirlik içinde sade bir hayatı tercih ederek Hıristiyanlık ilkelerini sıradan insanlara aktarmak için uğraştı.13. yüzyıl Avrupası’nda en çok iz bırakan olaylardan birisi de engizisyon mahkemelerinin
kurulmasıdır. Engizisyonun görünürdeki amacı Hıristiyanlıktan uzaklaşan veya dini esaslara aykırı davranan kimseleri cezalandırmaktı.
Engizisyon mahkemeleri nadiren iskandinav ülkelerinde tatbik edildi; ancak hiçbir zaman ingiltere’de uygulanmadı.
ORTA DÖNEM ORTACAĞ AVRUPASINDA FEODALiTE VE HAÇLI
SEFERLERi (11.-13.YÜZYIL)Feodalite

Ancak tarihçiler 9. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar devam eden süreci birinci ve 11. yüzyılın ortalarından 13. yüzyılın ortalarına kadar devam eden süreci ikinci feodal çağ olarak adlandırırlar. Birinci feodal çağının belirgin özelliği itaat edilen efendiler ile köylüler arasında kast temeline dayalı bir ilişkinin olmasıdır. ikinci dönem ise efendi olanların kalıtsal soyluluk temelinde
bu haklarını korumaları olmuştur. Feodalite sisteminin temel unsurları ekonomik hayatı sürdürebilecek bir toprak parçasından oluşan dirlik, bu dirlik üzerinde ziraat faaliyetlerinde bulunacak köylüler, onların güvenliğini sağlamak için özel kaleler inşa ederek zırhlı süvari özelliği taşıyan şövalyeler, şövalyelerin vasallık sistemiyle bağlı oldukları ve itaat ettiklerisenyörlerdir
Bu tür süvariyi ordusunda kullanarak iç ve dış rakiplerine karşı başarılı olan kişi Charles Martel (686-741) olmuştur. Avrupa feodalitesinin kurucusu” denilmiştir. Bu ilişkinin maddi boyutu ise efendinin vasalına fief denilen toprak parçasının kullanım hakkını vermesiydi. Kendilerine verilen dirliğin ziraatini ve at yetiştiriciliğini ise o topraklar üzerinde yaşayan serf olarak adlandırılan köylüler temin ediyordu.
Selçuklular döneminde 1096-1291 yılları arasında 11 haçlı seferi gerçekleştirilmiştir. Osmanlı döneminde de islamiyet’in Balkanlara yayılması üzerine 1396 Niğbolu ve 1444 Varna Savaşları da Haçlı seferleri olarak adlandırılmıştır. ilk Haçlı seferi çağrısı 1074 yılında, Bizans imparatoru VII. Mihail Dukas tarafından yapıldı.1098’de de Urfa’da ilk Haçlı devleti kuruldu.
I. Haçlı Seferi (1096-1099) sonucu doğuda Urfa Kontluğu (1098-1144), Antakya Prensliği(1098-1268), Trablus Kontluğu (1109-1289) ve Kudüs Krallığı (1099-1291) olmak üzere dört Haçlı devleti kurulmuş oldu. I. Haçlı Seferi sonrasında Urfa’da kurulan Kontluğun 1144 yılında Türkler tarafından ele geçirilmesi üzerine 1145 yılında Papa II. Eugenius’un yaptığı II. Haçlı Seferi çağrısını Fransa Kralı VII. Louis ve Alman Kralı III. Konrad kabul ettiler. iki büyük Avrupa devleti kralı liderliğinde 1147 yılında yapılan bu harekât başarısızlıkla sonuçlandı. III. Haçlı Seferi, Hıttin Savaşıyla (1187) Kudüs’ün Selahaddin Eyyubi tarafından ele geçirilmesi üzerine 1189 yılında başladı.IV. Haçlı Seferi sonuçları bakımından Türklerin lehine oldu. Bizans bir tehdit olmaktan çıktı ve Selçuklu Türkleri, Antalya, Sinop, Samsun gibi liman şehirlerini ele geçirerek önemli ticaret yollarına hâkim oldu.
3. ÜNĠTE
Geç Dönem Ortaçağ Avrupa Tarihi (1300-1453)ingiltere, Fransa ve Burgonya

Geç dönem ortaçağda ingiltere’ye Plantagenet (telaffuzu: Plantajene) hanedanı yönetmiştir. ingiltere 15.yüzyıla yeni bir kraliyet hanedanı ile girer. Bu hanedanın adı Lancaster’dır. Fransa ise 14. yüzyıla Capet hanedanından IV. Philippe. Fransız baronları Edward’ı
reddederek VI. Philippe adıyla, Philippe de Valois’yı Fransa kralı ilan ettiler. Fransa, bu tarihten 1461 yılına kadar Valois (telaffuzu: Valoa) hanedanından gelen krallar tarafından yönetildi.
o dönemde ingiliz toprağı olan ve günümüz Fransa’sının güneybatısında yer alan Akitanya (Gyenne) Dukalığına 1337 yılında Fransa Kralı VI. Philippe tarafından el konulunca ingiltere Kralı III. Edward, Fransa tahtı üzerinde hak iddia ederek misilleme yaptı. Böylece
1337 yılından 1453 yılına kadar Fransızlarla ingilizler arasında sürecek olan Yüzyıl Savaşları başlamış oldu
Yüzyıl Savaşlarının ilk aşamasında görülen diğer bir felaket ise kara veba olur. 1348 ila 1350 yılları arasında salgın halinde görülen hıyarcık vebası tüm Avrupa’da nüfusun üçte bir oranında azalmasına sebep oldu.
1420 yılındaki Troyes (telaffuzu: Troa) antlaşması ile ingiltere kralı Fransız tahtının varisi oluyor ve Normandiya’nın işgali Fransa tarafından kabul ediliyordu. Nerdeyse tüm Fransa’nın ingilizler tarafından işgal edildiği ve herkesin umutsuzluk içinde olduğu bir dönemde Jeanne d’Arc adlı bir köylü kızı direnişin simgesi oldu.
Plantagenet hanedanı yönetimindeki ingiltere, başlangıçta kültürel olduğu kadar siyasal anlamda da Fransız uygarlığının bir uzantısından başka bir şey olmayan bir hanedan ülkesi idi.
Almanya
1273 yılında Avusturya ve civarına hükmeden Habsburg hanedanı Kutsal Roma- Cermen imparatorları olarak Almanya’yı yönetmeye başlar. Görünüşte tek bir imparator vardır. Ancak onun yetkileri sadece sistemin başında protokolden ibarettir. Gerçek otorite prensler, yüksek rütbeli rahipler ve şehir heyetleri tarafından icra ediliyordu.
Almanya’da imparatorlar hiyerarşiye hükmetmekten ziyade başkanlık ediyorlardı.Almanya’da sabit bir idari şehir merkezi görülmez
Fransa ve ingiltere’ye nazaran yeterince güçlenememesine neden olan olay, Almanya’nın ateşli silahları bu ülkelere göre daha geç kullanmaya başlamas. imparatoru seçme hakkına sahipti. Bundan dolayı geç ortaçağ dönemince pek çok sülaleden Alman imparatorları ortaya çıkmıştır. Bunun sonucu olarak Alman idarecileri Kutsal Roma-Cermenimparatorluğu geleneğinden koptular. III. Frederich (1440-1493) papanın elinden taç giymek için Roma’ya giden son imparator oldu.
itayla
Venedik ve Cenova ise Doğu Akdeniz ticaretini ele geçirerek hızla zenginleştiler. Bunun sonucu olarak 14. yüzyıl italyası’nda tüccar bankerler ortaya çıkmaya başladı. Sigorta, muhasebecilik, poliçe, protesto, kambiyo senedi gibi finans teknikleri geç dönem ortaçağ boyunca italya’da uygulandı Arap rakamlarının kullanıldığı ilk ülke italya oldu. Papanın Roma’dan ayrılmasından rahatsızlık duyan italyanlar, bu olayı “Babil esareti” olarak adlandırdılar. Şoransa altın parasına şorin ismini verirken, Venedik ise duka adını verdi.
GEÇ DÖNEM ORTACAĞ’DA (1300-1453) DOĞU AVRUPA Bizans ve Latin Devletleri
Osmanlı Devleti

Osman Gazi 1302 yılında merkezi Bizans ordusunu Bafeus Savaşında yenerek bir devlet olarak varlığını kanıtladı.
Sultan Orhan döneminde Osmanlılar ücretli askerler sıfatıyla Bizans’ın askeri müttefiki oldular.
Bulgaristan
Hunların bir kısmı Macaristan topraklarından ayrılarak doğuya doğru hareket ederler.
Burada Orta Asya ve Türk kökenli Ogurlarla karşılaşırlar. Bu karışımdan Bulgarlar ortaya çıkar. Bulgarlar, Hıristiyanlık öncesi tarihlerini Türklük geçmişlerini unutturmak üzereproto-Bulgar dönemi olarak adlandırdılar. Bulgar çarları Sırp çarları gibi “Bulgarların ve Romalıların Çarı” unvanını kullanmaya başladılar.
Sırbistan
Stefan Duşan, Prilep, Ohri ve 1345’te de Serez’i ele geçirdi ve “Sırpların ve Romalıların imparatoru” unvanını kullanmaya başladı.
Ortodoks olan Sırplar dini meseleler bakımından bağlı oldukları istanbul Patrikhanesinden ayrılarak kendi bağımsız kiliselerini Peç başpiskoposluğu adı altında oluşturdular. 1402 yılındaki Ankara Savaşında Yıldırım Bayezid’i terk etmeyen sadık kuvvetler arasında Sırp birlikleri de vardı.
Macaristan
Kral Istvan (997-1038) zamanında Hıristiyanlık,Macar Devleti’nin dini haline geldi. I.
Lajos Balkanlarda Ortodoksluğa ve Bogomilciliğe karşı sert bir dini mücadeleye girerek Katolikliği Balkanlarda yaymaya çalışır. Onun diğer Hıristiyanlara karşı Katolik anlayışını zorla
empoze etmesi bu bölgeye gelecek olan Osmanlı Türklerinin taraftar bulmasına ve fetihlerinin kolaylaşmasına neden olur.
Lajos döneminde 1348 yılında Prag Üniversitesi ve 1365’te de Peç Üniversitesini kurmuştur.
Sigismund 1411 yılında da Macar krallığının yanı sıra Alman kralı olarak da seçildi. 1433’te de Alman imparatorluk tacını giydi. Pek çok alanda Alman etkisi Macaristan’da görülmeye başladı.Macaristan’ın Osmanlı hakimiyetine girmesi 1526 yılında Mohaç Muharebesinden sonra Kanuni Sultan Süleyman zamanında gerçekleşti.
Polonya ve Litvanya
Osmanlı ve islam kayıtlarının Leh diye bahsettikleri halk, 10. yüzyılda Polonlar, Vislanlar, Masollar ve Horvatlar gibi Slav ağırlıklı kavimlerin bir araya gelmesinden oluşmuştur. Bu dönemde Almanya’dan kovulan Yahudi sürgünleri kabul ederek Polonya’da Avrupa’nın en büyük Yahudi cemaatlerinden birinin oluşumunu sağladı
Rusya
GEÇ DÖNEM ORTACAĞ AVRUPA’SINDA YENiLiKLER Kentler, Ticaret ve Ekonomi

Güvenlik ortamının artması, Almanya-Saksonya’da gümüş madeninin bulunması ve daha fazla paranın basılması ticaretin kolaylaşmasını ve yaygınlaşmasını sağladı. Geç dönem ortaçağ Avrupası’nda şehirlerarası ticareti geliştiren ve adına Hansa
Birliği denilen bir teşkilat söz konusudur. Amacı eş güdümlü bir siyasetle Alman ve iskandinav tüccarların Batı Avrupa ve Rusya ile ticaretini geliştirmekti. Amacı eş güdümlü
bir siyasetle Alman ve iskandinav tüccarların Batı Avrupa ve Rusya ile ticaretini geliştirmekti.
Demografik DeğiĢiklikler
1348 ila 1350 yılları arasındaki kara veba Kefe’den gelen bir Ceneviz gemisiyle tüm Avrupa’ya yayıldı.
Daimi Ordu
14. yüzyıldan sonra sınırsız bir süre için maaş karşılığı sürekli asker bulundurulmaya başlandı.
Avrupa’da ordularındaki piyadeleri en etkili uygulayan devletler ingiltere ve Osmanlı Devleti oldu.
Devlet Örgütlenmesi ve Teknik Yenilikler
ingiltere ve Fransa, kralın yönetimi altındaki halkları tek bir adalet sistemi içinde yönetmeyi başardı. Daimi ordu teşkilatı kurarak sürekli asker bulundurmayı başaran Avrupa’nın ilk ülkeleri oldular.
Üniversiteler
Ortaçağda manastırlar kendi elemanlarını kendi ilkeleri doğrultusunda yetiştirebilmek amacıyla okullar açmışlardır.
Trivium, yazma ve konuşmayı içeren retorik, Latince gramer ve Aristo’nun mantığını içeren üç temel ders anlamına geliyordu. Kalan dört ders de matematik, astronomi, geometri ve müzik olarak quadrivium adı altında okutuluyordu.
GEÇ DÖNEM ORTACAĞ AVRUPA’SINDA PAPALIK VE HUKUK
Babil Esareti

1309 yılında Papa V. Clemens, heyeti ile birlikte Papalığın merkezini Roma’dan Avignon şehrine taşıdı.
Bundan dolayı italyanlar, Yahudilerin M.Ö. 598-587 yılları arasında Babil’e sürülerek esaret hayatı yaşamasından esinlenerek papanın Roma’dan taşınarak Avignon’da altmış sekiz yıl yaşamasını “Babil esareti” olarak adlandırdılar
Büyük Parçalanma ve Konsiller Dönemi
Papalık 1377 yılında Roma’ya döndüğü zaman Alman ve ingiliz kralları kendi yarı ulusal kiliselerini kurmaya koyulmuşlardı. Bu olay Katolik kilise tarihinin 1054 yılında Ortodoks kilisesinden ayrılmasından sonra yaşanan en büyük parçalanması idi. Fransızlar, papanın
Avignon’dan Roma’ya taşınmasına tepki göstererek Avignon’da oturacak kendi papalarını seçtiler.
4.ÜNĠTE
istanbul’un Fethinden Augsburg AntlaĢması’na Kadar Avrupa Tarihi (1453- 1555)
iSTANBUL’UN FETHiNDEN SONRA AVRUPA’NIN GENEL DURUMU
Fransa

1453’de Castillon Savaşı, 1413 yılında Lancastre sülalesinden ingiltere tahtına geçen V.
Henri tarafından başlatılmıştır.
Yüzyıl Savaşları’ndan sonra herhangi bir anlaşma imzalanmamış, sadece 1475 yılında Picquiny’de (Pikini) bir ateşkes yapılmıştır. Yüzyıl Savaşları’ndan çıkan Fransa’nın nüfusu yaklaşık yarı yarıya azalmıştır. Yüzyıl Savaşları’nın önemli bir sonucu da Fransızlar arasında “milli duygunun” uyanmasıdır. Yalnız bu milli duygu kavramı bugünkü manada olmayıp krala karşı sadakat duygusuyla örtüşmekteydi. Fransa yine de Avrupa’nın en kalabalık nüfusuna sahipti.
ingiltere
Yüzyıl Savaşları’ndan mağlubiyetle ayrılan ingiltere, 1455 ila 1485 yılları arasında Lancaster ve York hanedanları arasında patlak veren Güller Savaşı’na sahne olmuştur.ispanya
izabel, Kastilya kraliçesi, 1479’da da II. Juan’ın ölümünden sonra Ferdinand, Aragon kralı olacaktır. 1469’da Ferdinand ile izabel’in evlenmesi, ispanya tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. 1516 yılında Ferdinand ve izabel’in torunu olan fiarlken’in ispanya
kralı olmasıyla tamamlanacaktır.
Portekiz italya
15. yüzyılın sonunda italya, siyasi bütünlükten yoksundu. Yarımada üzerinde yedi küçük devletçik bulunmaktaydı.
Birbirlerini takip etmek üzere de her başkentte daimi temsilcilikler kurmuşlar ve böylece modern diplomasinin de temelini oluşturmuşlardır.
Almanya
Bu imparatorluk 3’ü kilise temsilcisi 4’ü laik olmak üzere 7 seçmenin oluşturduğu bir meclisin seçtiği imparator tarafından yönetiliyordu. 1493 yılında I. Maximilian, KutsalRoma-Cermen imparatoru seçilmiştir. Maximilian oğlunu, Aragonlu Ferdinand ve Kastilyalı izabel’in kızıyla evlendirmiştir. Bu evlilikten de fiarlken ile Macaristan’ın idarecisi olan Ferdinand doğmuştur.
Danimarka, Norveç ve isveç
Doğu Avrupa
YENiCAĞIN BAfiINDA AVRUPA EKONOMiSi VE BÜYÜK COĞRAFi KEfiiġER Yeniçağın BaĢında Avrupa Ekonomisi ve Sosyal Durum

15. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa’da sanayi ve ticaret alanında gözlemlenen gelişme önemli miktarda sermaye birikiminin oluşturulmasını gerektirdi. Böyle bir ihtiyaç, Şoransa’da Medicilere ve Augsburg’da Fuggerlere ait bankanın ortaya çı- kışı ile giderilmiştir. Avrupa nüfusunu ortçağ ile 15. yüzyıl ve 16. yüzyıl boyunca etkileyen üç önemli faktör vardır. Bunlar: savaş, açlık ve vebadır. Kara veba 1348-1670 yılına kadar Avrupa’yı kasıp kavurmuştur
Büyük Coğrafî KeĢiĢer
14. yüzyıldan 16. yüzyılın ortalarına uzanan dönemi Avrupa tarihi açısından coğrafi keşişer denemi olarak adlandırabiliriz
Ayrıca okyanus dalgalarına dayanıklı karavela denilen gemilerin yapımına ve kullanımına başlanmıştır. Bu gemiler çeşitli yelkenlerle, pusula, usturlapve parakete savlosu gibi yeni aletlerle donatılmışlardı.
15. yüzyılın ilk yarısında Afrika’da elde edilen altın Akdeniz’in Cezayir kıyılarına kervanlarla nakledilmekteydi ve buradan Cenevizlilerce alınıp Avrupalılara satılmak üzere götürülüyordu.
Bu keşişerden
cesaret alan Vasco da Gama Haziran 1497 yılında Lizbon’dan ayrılarak Afrika’nın en güney noktası olan Ümit Burnu’ndan geçerek kıtanın doğu kıyısını takip etmek suretiyle Zanzibar Adasına, oradan da hareketle bir Arabın yardımını alarak Hindistan’ın batı kıyısına ulaşmıştır. 1451-1506 yılları arasında yaşamış Cenevizli Kristof Kolomb, Portekiz kralından destek alamayarak Kastilya kraliçesi izabel’e başvurmuştur. Kolomb hayatı boyunca Hindistan’ı keşfettiğine inanmıştır. Bundan dolayı da Antilya Adaları’na Batı Hindistan denilmiştir.
Anlantik’den deniz yoluyla geçişi Portekizli Ferdinand Magellan keşfetmiştir. Magellan,
Güney Amerika kıyılarını takip ederek bugün Magellan Boğazı olarak adlandırılan boğazdan geçmiş ve Pasifik adını verdiği okyanusa ulaşmıştır. Magellan’ın 1519 yı- lında başlattığı bu ilk seferi 1522 yılına kadar sürmüştür. Üç yıllık bu sefer ilk dünya
seferidir. Aynı zamanda bu sefer dünyanın yuvarlak olduğuna dair kesin bir kanıt sundu ve Avrupa, Afrika ve Asya dışında dördüncü bir kıtanın daha bulunduğunu gösterdi. Bu yeni kıtaya Amerigo Vespucci‘nin adına izafeten “Amerika” denildi.
AVRUPA’DA RÖNESANS KÜLTÜRÜ VE RÖNESANS SAVAġLARI
Rönesans

15. yüzyılın sonundan başlamak üzere 16. yüzyıl boyunca yaşanan dönem Avrupa tarihinde yoğun entelektüel hayatın yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemin en önemli özelliği öğrenme ve anlama çabası ile insanlık için yeni bir dönemin başlayacağı ümidinin uyanmasıdır. Bu dönemi özetleyen iki kavram vardır. Bunlar: Hümanizma ve Rönesans.
Latince humanus eğitimli demektir. Antik döneme karşı olan ilgi Rönesans adı ile bilinen sanatta yeniliği getirdi. 15. yüzyılda italya bu alanda şüphesiz öncülüğe sahipti. Hollanda, Almanya ve ingiltere’de de çok sayıda hümanizm taraftarı oluşmuştu. Bunlar arasında en
ünlüsü Hollandalı Erasmus (1466-1536) idi.
Hümanistler birer alim olup Antik yazarların eserlerini anlamak ve yorumlamak için klasik filolojinin kurulmasını sağladılar. Guillaume Budé (1467-1540), Henri Estienne (1528- 1598) ve Erasmus (1469-1536) gibi hümanistler birer saygın filologdur.
Sonuç olarak hümanistler, inanç bakımından incil’e ve ilk teologların öğretilerine bağlı kalınması gerektiğini savundular. Hümanistlerin inançla ilgili bu düşünceleri Reform hareketinin ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Avrupa ülkeleri arasında Fransa, italyan Rönesans’ından en fazla etkilenen ülke olmuştur. Ancak Fransa’daki Rönesans resimden ziyade kendini mimarlık ve heykeltıraşlık alanında ifade emiştir.
Rönesans SavaĢları
Avrupa’da 15. yüzyılın sonundan 16. yüzyılın ortasına kadar devam eden harplere Rönesans Savaşları denmiştir. Bu savaşların ilk dönemi olan italya Savaşları 1494 ila 1516 yılları arasında Fransa, ispanya ve Papalık arasında yaşanırken Rönesans Savaşları’nın
ikinci dönemi ise Kutsal Roma-Cermen imparatorluğu ile Fransa hanedanlarının adlarına izafeten Valoa- Habsburg Savaşları olarak isimlendirilmiştir.
italya SavaĢları (1494-1516)
Fransızlarla Papalığın başını çektiği ittifak arasında yirmi iki yıl içinde beş savaş yaşanmıştır.
italya Savaşları’nda ortaçağın savaş metodlarından yeniçağ savaş metotlarına geçilmiştir. Ok, yay, mızrak gibi eski silahların yanı sıra yeni ateşli silahların kullanımına geçilmiştir.
Valoa (Valois)-Habsburg SavaĢları (1521-1559)
1559 yılında Fransa, ispanya ve ingiltere arasındaki savaşı bitiren Cateau-CambresisAntlaşması olmuştur.
REFORM
Luthercilik

Reform, 16. yüzyılda Roma kilisesinden bir kısım Katoliğin ayrılıp Katolik kilisesine karşı yapmış oldukları derin bir dinsel harekettir. Bu dinsel hareket, Protestanlık mezhebinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Bu kişiler, ibadet ve törensel uygulamalar ve papaza bağımlı inançtan ziyade kişisel bir inançtan yanaydılar
Martin Luther, endülans uygulamasına karşı harekete geçti. Endüljans, Ortaçağ Avrupa’sında bir tür günah çıkartma ve ölümünden sonra kişinin cennete gidebilmesi için papadan satın aldığı af belgesidir. Martin Luther, endüljans vakası üzerine incil’i yeniden yorumlayarak geliştirdiği “95 Tez”ini ilan eder.
fiarlken, kardeşi Ferdinand’ı 1555 yılında Augsburg Barış Anlaşmasını yapmakla görevlendirir. Bu anlaşma Almanya’da Lutherci prenslerle Katolik prensler arasında barışı sağlayacaktır. Bu anlaşma ile Protestanlar önemli haklar elde etmişler ve Katoliklerle
eşit konuma gelmişlerdi. Ancak bu anlaşma ile aynı zamanda biri Protestan diğeri Katolik iki Almanya yaratılmıştır.
Kalvincilik
Lefevre’in öğretileri doğrultusunda Hıristiyanlar, öncelikle incil’i okuyup yorumlamalı ve gelenekten ziyade isa’nın sözlerine başvurmalılardı. Bundan dolayı Lefevre’in takipçilerine ve öğrencilerine incilci (Biblien) ve öğretilerine de evangelist deniliyordu.
Jean Calvin adında bir Fransız “Hıristiyan Din Kurumu” adlı kitabı yayımlayacaktı.Cenevre’ye gelen Calvin’in görevi, incil’in emirlerini bilmek isteyen kimselerin ihtiyaçlarına cevap vermekti. Calvin, 1559 yılında Cenevre’de hem lise hem de teoloji okulu olan Akademiya’yı kurdu. Kalvinciliğin Fransa’da yayılması, II. Henri’nin ispanya ile Cateau- Cambresis antlaşmasını yapmasının sebeplerinden birisidir.
Anglikanizm
ingiltere’de Almanya, Cenevre ve Fransa’dan farklı olarak reform hareketi özel kişiler tarafından değil de, hükümdarlar tarafından yapılmıştır. Reform, ingiltere özel bir şekil alarak yarı-Protestan ve yarı-Katolik özellikleri birleştirmek suretiyle Anglikanizm denilen akıma dönüşmüştür.
Katolik Reformu
III. Paul’ün aldığı üç tedbir ile Katolik kilisesindeki reform hareketi ve karşıt harekat başlamış oldu. Bu tedbirler, Cizvit tarikatının statüsünü tasdik etmek, engizisyonu yeniden teşkilatlandırmak ve Trento Konsilini toplamaktan ibaretti
Cizvitler bekarlığı, fakirliği ve itaati savunmaktaydılar.

ABUZER BADEM—FİNAL
5.ÜNİTE
Reform’un Zaferi (1555-1648)iNGiLTERE’NiN YÜKSELişi

Tudor hanedanından VIII. Henry’nin hükümdarlığı sırasında mezhep değiştirmesi ve Anglikan
Kilisesi’nin kurulmasıyla ingiltere’de uzun sürecek mezhep savaşları başlamıştı. VIII. Henry’den sonra yerine geçen oğlunun çocuk yaşta ölümüyle taht yolu 1553’te kralın kızlarına açıldı. I. Mary, ingiltere tarihindeki ilk kadın hükümdardı.Kraliçe, ingiltere’nin daimi düşmanı ispanya’yla ittifak yaparak Fransa’ya savaş açtı.Fransa’daki son ingiliz toprağı olan Calais’i kaybetti. Kraliçenin yönetimi yüzünden ingiltere’de isyanlar çıktı ve mezhep savaşları başladı.Kraliçe bu uygulamaları yüzünden “Kanlı Mary” diye tarihe geçti.
Kraliçe Elizabeth Dönemi
Elizabeth, Protestan olmakla beraber Habsburglar’ın en önemli düşmanı olan Osmanlı imparatorluğu’yla ilişki kurdu. Çocuğu ve
eşi olmadığı için “Bakire Kraliçe” olarak da adlandırıldı. Halk Elizabeth’e Hazreti Meryem’in yeni haleş gözüyle baktı.Mary Stuart’ı öldürttü. Mary Stuart’ın ölümüyle iskoçya’da da
Protestanlık yayıldı.
Royal Exchange ve ingiliz Doğu Hindistan Kumpanyası kuruldu. Doğu Hindistan Kumpanyası, ingiliz Sömürge imparatorluğu’nun kurulması ve ingilizler’in dünya ticaretine açılması için önemli bir adımdı.Royal Exchange: Krallık borsası demektir.
Kraliçe Elizabeth’in saltanatı döneminde Shakespeare, Bacon gibi yazarlar, ingiliz edebiyatı nın parlak bir dönem yaşamasını sağladılar.
25 yıldır iskoçya’yı yöneten VI. James, I. James adıyla ingiltere tahtına çıktı.”Tudor” hanedanı yerine “Stuart” hanedanı dönemi başlıyordu.
Barut Komplosu
Kalvin’in fikirlerini benimsemiş bir Protestan’dı. Katolikler durumlarının iyice kötüye gittiğini görünce krala suikast yaparak, İngiltere yönetimini değiştirmeye kalktılar. Bunların en meşhuru 1605’teki “Barut Komplosu” dur. Parlamento’ya karşı saldırıyı planlayan Robert Catesby ve arkadaşları cesareti ve serinkanlılığı ile ün yapan Guy Fawkes’ı da gruba aldılar. Guy Fawkes barutu ateşlemek için tek başına mahzene gitmişti. ihbar üzerine 4 Kasım’ı 5 Kasım’a bağlayan gece mahzen basılarak Guy Fawkes yakalandı
1627-1629 ingiliz-Fransız Savaşı
1625’te ingiltere tahtına çıkan Kral Charles ile evlenen Fransız kraliçe Henrietta Maria, Katolik’ti. Kraliçenin Fransa’dan getirdiği personelin 1626’da Fransa’ya gönderilmesi, Fransa’nın tepki göstermesine neden olmuştu. Amerika’daki Quebec’in sınırları da Fransa ile ingiltere arasında sıkıntı yarattı.ingiltere ile Fransa arasında 1629 Nisan’ında Suza Antlaşması yapıldı ve taraflar eski sınırlarına döndü.
ingiliz iç Savaşı (1641-1652)
Parlamento, I. James’ten önceki hükümdarlar zamanında saygı gören bir kurumdu.
Parlamento, papacılık ve Arminusculuk görüşlerini ülkeye sokanlar ile kendilerinin onaylamadığı vergiyi koymaya kalkanları hain ilan edince, kral da 1629’da elebaşlarını tutuklatıp, parlamentoyu kapattı.Hristiyanlığın en öz halini savunan bu gruplara Püritenler denilmekteydi.
Kral, iskoçlar’la savaşında başarısız oldu ve 18 Haziran 1639’da Berwick Antlaşması imzaladı. iskoçlar’a kendi parlamentolarını ve kendi kilise meclislerini toplama hakkı verildi. Aynı yıl, iskoçlar’la savaş tekrar patlak verdi. iskoç ordusu, kralın ordusunu 28 Ağustos 1640’da Newburn’da mağlup etti. Kral, 26 Ekim 1640’da Ripon Antlaşması’nı imzalayarak iskoçlar’la ateşkes yaptı.
Daha sonra, parlamentocular, iskoç parlamentosu ile ittifak anlaşması imzalayarak kralı iki ateş altında bıraktılar. Parlamento ordusu kralın ordusunu 20 Eylül 1643’te Birinci Newbury Muharebesi’nde mağlup etti.
ingiliz iç Savaşı’nın sembol ismi olan Oliver Cromwell lider bir şgür olarak öne çıktı.Yargılama sonucunda ingiltere kralı 30 Ocak 1649’da idam edildi. idamdan hemen sonra parlamento cumhuriyete geçiş sağlayacak kanunları geçirerek, monarşiyi 1649 şubat’ında ilga etti.
ingilizler Amerika’da
Kraliçe Elizabeth döneminin önemli denizci ve kâşiflerinden Walter Raleigh, Koloninin olduğu bölge Kraliçe Elizabeth’in hiç evlenmemiş olmasına istinaden bakire diyarı anlamında “Virginia” olarak adlandırılmıştır. 1606’da Kuzey Amerika’daki kolonileşme çabalarına destek vermek amacıyla Kral James’in desteği ile Virginia Company (London Company) ve Plymouth Company adında iki anonim şirket kuruldu.
Koloniyi kurtaran isim bir dönem Avusturya ordusunda, Osmanlı’ya karşı savaşan ve Kırım Tatarları’na esir düşüp kaçarak kurtulan John Smith oldu. Amerikalıların geleneksel olarak kutladıkları şükran günü ise bu koloniden yaklaşık 13 yıl sonra, 1620’de oluşturulan ve New England (Yeni ingiltere) bölgesinde iyi hasada edilen şükür ile alakalıydı.
Yeni göçlerle Püritenlik Amerika’nın değişik yerlerine yayıldı. Püritenler’in göçüyle ingiltere’de birçok şehir, kasaba yarı yarıya boşalmıştı.Püritenler, Amerika Birleşik Devletleri’nin kurulmasında en önemli gruplardan biri oldular. Birçok Amerikan kurumunun altında Püritenler’in imzası oldu. Harvard, Yale gibi önemli eğitim kurumları Püritenler tarafından kurulmuştu.
FRANSA’DA MEZHEP SAVAşLARI
Katolik-Kalvinist Çekişmesi

Kalvinizm, ilk kez I. Fransuva’nın iktidarı sırasında Fransa’da etkisini göstermişti. Sertlik yanlılarına rağmen I. Fransuva, Huguenot olarak adlandırılan Fransız Protestanlar’a karşı daha hoşgörülü bir politika benimsemişti. IX. Charles’ın vasiliğini üstlenen annesi Kraliçe Catherine de Medicis, ülkede gerilimi düşürmek için Protestanlar’a toleranslı davranılmasını ön gören Saint
Germain mFermanı’nı 1562’de yayınladı. Ancak, taviz veriliyor diye ayaklanan Katolikler,
Vassy’de birçok Protestan’ı katlettiler. Vassy Katliamı, Fransa’da mezhep savaşlarının başlangıcı oldu.
Hollanda ve ingiltere Huguenotlar’a Papalık ve ispanya ise krala destek verdiler. Katolik ordusu,
Huguenotlar’ı 1569’da Moncontour Muharebesi’nde mağlup etti. 1570’de imzalanan Saint Germain Antlaşması ile taraflar arasında geçici bir barış sağlandı.
Saint Barthélemy Katliamı
Kraliçe Catherine Medicis, 23 Ağustos’ta sarayda gizli bir toplantı yaptırarak, Huguenot liderlerine saldırı kararı aldırdı.Halkın da galeyana gelmesiyle beraber yaklaşık 3.000 Protestan katledilmişti.
IV. Henri’nin Fransası
Saint Barthélemy Katliamı’ndan sonra Protestanlar’ın Katoliklere karşı hiçbir güveni kalmadı. IX. Charles, savaşa son vermek için Boulogne Fermanı’nı ilan ederek Protestanlar’a bazı dinî özgürlükler tanıdı.Henri de Guise, On Altılar Konseyi’ni kurdu ve “Barikatlar Günü” olarak bilinen 12 Mayıs 1588’te Paris’te yönetime hakim oldu. Kral şehirden kaçtı.
Mezhep değiştirmesine rağmen, radikal Katolikler’e soğuk davranan IV. Henri, ülke gelindeki gerilimi düşürdü. Huguenotlar’ın korkusunu azalttı ve 1598’de Nantes Fermanı’nı ilan ederek ülke genelindeki Protestanlar’a dinî özgürlük temin etti.
Fransa Kralının Yeni Avrupa Projesi
IV. Henri, Avrupa Birliği’nin öncülerinden biridir. Habsburglar’ın gücünü yıkıp, kendi müttefeki olan Türkleri Asya’ya sürdükten sonra Rusya’nın dışarıda bırakıldığı yeni bir Avrupa’yı kurmayı tasarlamıştı.
Kardinal Richelieu Dönemi
Kardinal Richelieu, 1624’te kral tarafından başbakanlığa getirilmişti. XIII. Louis, devlet işlerini büyük ölçüde Kardinal Richelieu’ya bıraktığından bu dönem onun adıyla anılır
HABSBURGLAR’IN ALTIN CA⁄I
16. yüzyılın ispanya tarihinde “imparatorluk çağı” olarak bilinir. şarlken, KutsalRoma-Cermen imparatorluğu’nun, bütün kıtaya hakim olmasını istemekteydi. şarlken, imparatorluğun ispanya kanadının hükümdarlığını üstlenirken, kardeşi Ferdinand Avusturya kanadının hükümdarlığını üstlenmişti.
Avusturya
imparator Ferdinand 1593-1606 arasında 13 yıl sürecek “Uzun Türk Savaşları” meydana geldi. 1606’da imzalanan Zitvatorok Antlaşması’yla uzun süreli bir sulh dönemine girildi
ispanya
III. Felipe’nin en meşhur icraatlarından biri Moriskolar’ın ispanya’dan sürgün edilmeleridir. Kral, 300 bin Morisko’yu Müslümanlar ile işbirliği yaptıkları gerekçesiyle Fas ve Tunus’a sürmüştür. ispanya 100 yıllık dünya gücü olma özelliğini ise 1643’teki Rocroi Muharebesi’nde kaybetmişti. Fransızlar, Otuz Yıl Savaşları’nın en önemli mücadelelerinden biri olan bu savaşta ispanyollar’ı mağlup etmişti.
ispanya Hakimiyeti Altındaki Portekiz
Ailenin son temsilcisi ve kralın haleş Kardinal Henrique’nin de 1580 Ocak’ında ölmesiyle
Portekiz tahtına geçecek kimse kalmamıştı. Bu durumu fırsat bilen ve anne tarafından Portekiz hanedanı ile bağı olan II. Felipe 1580’de krallığını ilan edip, Portekiz ve ispanyol tahtlarını kendi şahsında birleştirdi.
HOLLANDA’NIN (FELEMENK) DO⁄UşU
1568’te başlayıp, 1648’te Vestfalya Antlaşması’yla Hollanda’nın tam bağımsızlığı ile sona eren mücadele dönemine “80 Yıl Savaşları” adı verilmiştir. Hollanda’nın bağımsızlık hareketinin lideri olan Sessiz William, büyük bir asker ve Orange hanedanı n kurucusudur. Kuzey Şandr’daki Protestan eyaletler 1579’da da “Utrecht Birliği” adıyla yedi vilayetten oluşan Protestan Hollanda
Cumhuriyeti’ni kurdular. Büyük ticaret potansiyeline rağmen Hollanda henüz bağımsız bir devlet olarak tanınmıyordu. Hollandalılar, Akdeniz’de Fransız ve ingiliz bayrakları altında ticaret yapıyorlardı.
Otuz Yıl Savaşları’nın sonunda ispanya ile Münster Antlaşması’nı imzalayarak bağımsızlığına resmen kavuştu.
KUZEY AVRUPA DEVLETLERi
iskandinav devletlerinin tarihte önemli rol oynayanları isveç ve Danimarka’dır. Bu iki devlet, yüzyıllar boyunca bağımsız olarak mücadele etmişler, izlanda, Norveç ve Finlandiya ise bağımsızlıklarına çok geç kavuşmuşlardır. Danimarka’nın iskandinavya’nın en güçlü devleti olduğu da ortaya çıkmıştı.Gustav Adolf’u dünya tarihinde öne çıkaran özelliği ise askeri teorisyenliği ve komutanlığıydı.
isveç’in Otuz Yıl Savaşları içinde Lehistan ile olan mücadelesi 1629’da Altmark Antlaşması yapılarak noktalandı. isveç, bu antlaşmayla önemli Baltık limanlarına tek başına sahip oldu.
OTUZ YIL SAVAşLARI
Protestanlar’ın, kilise topraklarına kendi ibadethanelerini inşa etmeleri üzerine imparatorluk temsilciler heyeti bu kiliselerin yıkımına karar verdi. Protestan Çekler, Thurn Kontu Mattias önderliğinde isyan ederek 1618’de krallı k sarayını bastılar. iki imparator temsilcisine hakaret ettikten sonra onları pencereden aşağı attılar.
isyancılar da Prag’da yeni bir hükümet teşkil ettiler. Bu çatışma bütün kıtaya yayılarak,
Avrupa’nın genelinde mezhep esaslı bir kamplaşma başladı. Katolik devletler, Kutsal Roma- Cermen imparatorunun yanında yer alarak Liga’yı oluştururken, Protestanlar ise “Union” adı verilen siyasi birliği meydana getirdiler.
imparatoru seçen elektörler kurulunda Protestanlar’a ait bir sandalyenin Bavyera elektörüne verilmesi Kuzey Alman prenslikleri ve iskandinav mütteşkleri için bardağı taşıran son damla oldu. Danimarka Kralı IV. Christian “Protestanlığı ve Kuzey Almanya’yı kurtarmak” vazifesini 1625’te kendi üzerine aldı. Danimarka’nın mütteşkleri arasında ingiltere, Aşağı Saksonya ve Hollanda vardı.
Bu muharebenin en önemli neticesi 1635’te Saksonya ve birçok kuzey Alman şehrini isveç ittifakından koparan Prag Antlaşması oldu. Taraflar 24 Kasım 1648’de Vestfalya Antlaşması’nı imzalayarak, Otuz Yıl Savaşları sona erdi.
Vestfalya Antlaşması
Vestfalya, Napolyon sonrasında Avrupa’nın yapısının belirlendiği 1815 Viyana Antlaşması’na kadar Avrupa kamu hukukunun temeli oldu. Vestfalya’da Protestanlık Katolikliğe denk sayıldı ve Protestanlığın ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalara son nokta konuldu. Vestfalya ile beraber Habsburg hanedanının karizması zarar gördü ve Almanya’da yerel hanedanlar öne çıktılar. Fransa, çevresindeki Habsburg çemberini kırmayı başarmıştı.
Hollanda’nın bağımsızlığı Vestfalya ile onaylandı. Antlaşmayla isviçre de bağımsız oldu. imparatorluk gibi Papalık da Vestfalya’da darbe yedi.
AVRUPA TARiHiNDE DE⁄işiM VE GELişMELER
Avrupa’da Askerî Devrim

Eskiçağda, Avrupa kıtasının askerî tarihine damgasını vuran ordu, Roma lejyonlarıydı. Romalılar ile Gotlar arasında 378’teki Hadrianopolis Muharebesi, Roma’yı çöküşün eşiğine getirdiği gibi, askeri anlamda, lejyonların ve piyadelerin üstünlüğüne son vermiş ve süvari birliklerini ön plana çıkarmıştı.Özellikle 15. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ateşli silahların etkin bir şekilde kullanılmaya başlanması,Bu olay, derebeylik sistemini çökertmiş, bunun neticesinde Fransa, ingiltere, ispanya gibi millî monarşiler, küçük prensliklere karşı avantaj sağlamıştı.
Bunun sonucunda, “Trace italienne” denilen yeni bir sur modeli geliştirmişlerdi. Bu yeni model tahkimatlarda, duvarların boyu daha alçak tutulmuş ancak top atışına karşı daha kalın hale getirilmişti. Tahkimatlar, çapraz ateş gücü sağlamak için yıldız şeklinde inşa edilmekte ve Ravelin denilen ön tabyalarla düşman asıl surlardan uzak tutulmaya çalışılmaktaydı.Haşf ateşli silahlar ise, savaş meydanlarındaki etkinliklerini 16. ve 17. yüzyıllarda tedricen arttırmışlardır.
Karşı Reform (Katolik Reformu)
16. yüzyılda başlayan ve Fransız ihtilali’ne kadar süren Katolik Kilisesi’nin yenilenmesi, kendisini tamir etmesi, Protestan hareketiyle aldığı darbeyi tedavi etmesi arzusuyla başlayan harekete “Karşı Reform” veya “Katolik Reformu” denilmektedir. Karşı Reform için dönüm noktası imparator şarlken’in 1527’de Roma’yı ele geçirmesi oldu. Kardinaller meclisi 1537 “Saygıdeğer Kardinaller Heyetinden Islah Edilecek Kilise’ye Dair” başlıklı raporda asıl sorunun Papalık’ın kendisini dünyevîleştirmiş olduğu ve diğer temel değişikliklerin ancak bu temel değişiklik sağlandıktan sonra mümkün olabileceği belirtildi.
Trento Konsili’nde Hristiyan dinini ve inancını tekrar yükseltmek, Hristiyan halkı ve din adamlarını düzene sokmak ve din düşmanlarını engelleyip ortadan kaldırmak için kararlar alınacaktı.Papa IV. Pius Mart 1564’te, Trento Konsili’nin kararlarını resmen onayladı
Papa XIII. Gregorius ve Takvim
Roma’da takvim alanındaki en büyük reformu yapan isim ise Jül Sezar oldu. Sezar, güneş esaslı bir takvim oluşturdu ve bu takvim M.Ö. 45 yılında yürürlüğe girdi. Osmanlılar’ın, Rumî, Batılılar’ın Jülyen takvimi dediği bu takvim, bir yılı 365 gün ve 6 saat olarak hesaplamıştı.
Avrupa’da Değişen Nüfus Oranları (1550-1650)
1500 ile 1600 yılları arasında Avrupa nüfusunda yeniden bir artış ve toparlanma oldu. Nüfus artışı
Avrupa ekonomisinde iyileşmelere de sebep oldu. 1450-1620 yılları arasında hububat fiyatları
Avrupa’da dört ila yedi kat oranında arttı. Tahıl ihtiyacını gidermek için başvurulan en yaygın yöntem orman alanlarının tarıma açılmasıydı.ormanlar tarım arazisi hâline getirildiklerinden dolayı odun temin etmek giderek zorlaştı.Aşırı vergi talebi özellikle ingiltere’de köylü isyanlarına neden oldu. Avrupa nüfusunun 17. yüzyılda azalmasında salgın hastalıklar kadar uzun süren savaşlar da etkili olmuştu.
6.ÜNĠTE
Güneş Kral Çağı (1648-1697)AVRUPA’NIN HAKEMi: FRANSA

17. yüzyılın ikinci yarısı, Orta ve Batı Avrupa’da Fransa’nın merkezde olduğu bir dönemdir.
Fronde isyanları (1648-1653)
Fransa, ispanya ile savaşa devam ettiği yıllarda ülkede Fronde isyanı denilen büyük bir isyan başladı.soyluların nüfuzunu kırarak meclisin gücünü azaltmaya yönelik politikalarına bir tepki olarak ortaya çıkmıştı.Fronde kelime anlamı olarak “sapan” demekti.
Mazarin, Ağustos 1648’de ispanya karşısında kazanılan askerî zaferleri fırsat bilerek kendisine muhalefet eden iki parlamento üyesini tutuklattı. Bunun üzerine Mazarin karşıtları ellerine geçirdikleri sapanlar ve diğer silahlarla sokaklara döküldüler.
Fronde isyanı’ndaki ikinci safha Ocak 1650’de başladı ve Eylül 1653’e kadar devam etti. XIV. Louis’nin kuzeni Condé Prensi’nin katılmasıydı. Condé Prensi’nin isyana katılması sebebiyle isyanın ikinci dalgasına “Prensler Ayaklanması” da denilir. Asilerin yayınladıkları binlerce
risale ve broşürde kralın baba olarak görevini tam yapmadığı iddia ediliyordu, ancak kralın gücünde bir azalma olması gerektiğine dair bir talepleri de yoktu.
Güneş Kralın Mutlakiyetçi iktidarı

Fransa krallarının, geleneksel unvanlarından “En Hristiyan Kral” unvanına dayanarak Katolikliğin koruyucusu olmak isteyen XIV. Louis, Fransa’nın kadim düşmanı olan fakat Katolik inancına sahip Avusturya’ya Osmanlı imparatorluğu ile 1663-1664 yılları arasında devam eden savaşında destek verdi.
Fransa’yı Avrupa’nın Hakemi Yapan Savaşları
barış görüşmeleri daha 1676’da ingiltere’nin tavassutu ile Hollanda’nın Nijmegen şehrinde başlatılmış. Nijmegen Antlaşması, XIV. Louis’nin zaferini yansıtıyordu. ispanyollar, Alsas-
Lorraine bölgesini Fransızlar’ın işgal etmelerini gerekçe göstererek, 1683’te Fransa’ya savaş ilan ettiler. Netice itibarı ile iki taraf arasında geçici barış sağlayan Regensburg (Ratisbon) Mütarekesi imzalandı ve ispanyollar, Fransız kazanımlarını tanıdılar.
Fransa’da Nantes Fermanı’nın Kaldırılması
XIV. Louis, mutlak bir iktidar kurmak istemekte, bunun için de “Bir inanç, bir yasa, bir kral” tezini savunmaktaydı.Kralın, 2 Ekim 1685’te yayımladığı Fontainebleau Fermanı ile de Nantes Fermanı geçersiz kılındı. Fontainebleau Fermanı’na göre Kalvinistler’e ait bütün tapınaklar yıkılacak, rahipleri sürgün edilecekti. Bunun sonunda Avrupa’nın büyük bir kısmının katıldığı,
Fransa’yı zora sokan ve 1688-1697 yılları arasında devam eden Dokuz Yıl Savaşları başladı.
Papalık ve XIV. Louis
Bir piskopos öldüğünde kral yerine yenisi tayin edilene kadar, piskoposluğun gelirlerini alabilirdi. Ancak kralın bu hakkı bazı piskoposluklarla sınırlıydı. Güneş Kral bu yetkisini ülkedeki bütün piskoposluklara yaymak isteyince bazı piskoposlar krala karşı çıktı ve papa da onlara hak verdi.
Gallikanlık: Papalık’ın Fransa kilisesi üzerindeki hakimiyetinin kısıtlanıp, kilisenin krala bağlı kalmasıdır.
XIV. Louis’nin iktidarının Son Yılları
XIV. Louis’nin hükümdarlık yılları Fransa tarihinde Büyük Yüzyıl (Grand Siecle) olarak anılır. Kendisinin Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi olduğuna ve krala karşı yapılan itaatsizliğin büyük günah olduğuna inanıyordu.
PARLAMENTO-KRAL MÜCADELESi: iNGiLTERE II. Charles’ın iktidara Gelişi
Rump (Artık) Parlamento olarak bilinen meclis 19 Mayıs 1649’da ingiltere’nin resmen bir Cumhuriyet (Commonwealth) olduğunu ilan etti. Kral olmayı kabul etmeyen Cromwell bunun yerine kendisine diktatörlük yetkilerini sağlayan kral naibi (lord protector) unvanını aldı.II. Charles, 29 Mayıs 1660’da taç giydi. Böylece, cumhuriyet dönemi bitti ve ingiltere’de bir restorasyon süreci başladı.
şanlı Devrim (Glorious Revolution)
Katolik nüfuzunun kırılması için Katolik olarak devlet hizmetinde bulunmayı engelleyen bir tasarı olan “Test Act” parlamento tarafından 1673’te kabul edilmişti. Kral III. William ve Kraliçe II. Mary 11 Nisan 1689’da beraber taç giydiler.
III. William, 16 Aralık 1689’da kabul edilen Bill of Rights (Haklar Beyannâmesi) olmuştur ki bu belge hâlâ ingiliz hukuk sisteminin temel yasalarından biri olan, insan hakları ve ifade özgürlüğü konusunda tarihteki en ünlü metinlerden biridir.
Ordu artık kralın ordusu değil parlamentonun dolayısıyla da halkın ordusu olmuştu. Bunun yanında Bill of Rights’da gelecekteki bütün hükümdarların ingiliz Protestan Kilisesi’nin üyesi olması ve yalnızca Protestanlar’ın silah taşıma hakkı olduğuna dair kanunların bulunması bu beyannâmenin eşitlikçi yapısına gölge düşüren maddelerdi.
17. YÜZYILIN iKiNCi YARISINDA iSKANDiNAVYA
isveç, 1648 Vesfalya Antlaşması’yla iskandinavya ve Baltık’taki en güçlü devlet konumuna yükselmişti. isveç, gittikçe güçlenen Rusya ve demografik kapasitesi kendisinden çok daha fazla olan Lehistan’a karşı bölgedeki üstünlüğünü korumak için dönemin en güçlü devleti olan Fransa ile işbirliğine gitti. isveç, sahip olduğu üstünlüğü koruyabilmek için, iç politikada “reduktion” modelini uyguladı. Bu sisteme göre fethedilen yerlerde gelirleri toplama hakkı ve bu bölgelerden asker toplama mesuliyeti asillerin uhdesine bırakılıyordu.
Büyük Kıtlık
Aynı soğuk ve kıtlık 1697’de devam etmiş ve açlıktan toplu ölümler başgöstermişti. Üç yıl süren kıtlık sürecinde, isveç’in kontrolünde bulunan Finlandiya, Estonya ve Letonya’da halkın dörtte biri, yani yaklaşık 150 bin kişi ölmüştü.
Lex Regia’nın Kabulü
1665’te kraliyet kanunu olarak nitelendirilebilecek “Lex Regia” kabul edilerek Danimarka’da kral merkezli mutlak monarşiye geçildi.
17. YÜZYILDA iTALYA
Rönesans, Katolik kilisesinin desteklediği, organize ettiği bir hareketti. Güney Avrupa’nın büyük ölçüde Katolik kalması, Rönesans’ın siyasî bakımdan büyük ölçüde başarıya ulaştığının deliliydi.
Venedik: Doğu Akdeniz ve Adriyatik’te önemli sayıda koloniye sahip olan Venedik tam birdeniz-ticaret devletiydi. 12. ve 13. yüzyılda altın çağını yaşayan. Venedik, 1606’da, Papa V. Paul ile iki ruhbanın suç işlemesi yüzünden, kavgalı hâle geldi, Papalık ruhbanların dokunulmazlığı olduğunu savundu. Venedik’in bunu kabul etmemesi üzerine, Papalık, Venedik’te “enterdi” ilan etti, Enterdi: Bir ülkenin dinen gayrimeşru bir yönetim her türlü vaftiz, evlenme, uygulamasının geçersiz hâle gelmesidir.
Ceneviz Cumhuriyeti: Hollanda ile savaşan ispanya borçlanmasının, önemli bir kısmını Cenevizli bankerlerden gerçekleştirmekteydi ki o sırada ispanya ile savaş hâlinde olan Fransa, Cenevizliler’i cezalandırmak için 1684’te Cenova’yı bombalamıştı.
HABSBURGLAR: iSPANYA VE AVUSTURYA Fransa-ispanya Mücadelesi(1648-1659)
Otuz Yıl Savaşları’nın (1618-1648) Vestfalya Antlaşması ile sona ermesine rağmen Fransa ile ispanya arasındaki mücadele 1659’a kadar devam etti. 14 Haziran 1658’de ingiliz ve Fransız birlikleri Dunes Muharebesi’nde ispanya’yı mağlup ettiler. Bu yenilgiden sonra ispanya barış talebinde bulundu. ispanya’nın bu talebi ingiltere ile Fransa tarafından kabul gördü ve Kasım
1659’da Pireneler Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Fransa, ispanya’ya ait Artois, Şanders’in bazı bölgelerini, Roussillon ve Cerdagne’yi kendi topraklarına kattı. ingiltere ise Dunkirk’e hâkim oldu. Antlaşmaya göre Fransa Kralı XIV. Louis ile ispanyol Prenses Maria Theresa evleneceklerdi ve bu 1660’ta gerçekleşti. Böylece Fransa, ispanya veraseti üzerinde hak sahibi olma hakkını kazandı.
Pireneler Antlaşması’ndan sonra ispanya, 1668’de de Portekiz’in bağımsızlığını resmen tanıdı.
Yükselen Güç: Avusturya
Otuz Yıl Savaşları’nın en büyük kaybedeni Habsburg Monarşisi’ydi. Avusturya’yı düştüğü bu sıkıntılı durumdan kurtaran olay ise 1683’teki II. Viyana Kuşatması oldu. Kuşatma, Papalık, Venedik, Lehistan ve Alman prensliklerinin önemli bir kısmını ister istemez, Avusturya imparatorunun yanında saf tutmalarına neden oldu. Osmanlılar’a karşı oluşturulan ittifak önemli başarılar elde etti ve sonunda 1699’da Karlofça Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile birlikte Avusturya, Macaristan’ı yönetme fırsatı buldu ve bu durum batıda da Fransa’nın elini zayıflattı.
AVRUPA’DA GÜÇ DENGELERiNi DEĞişTiREN MÜCADELE: DOKUZ YIL SAVAşLARI
17. yüzyılın başında Avrupa’da iki büyük güç bulunmaktaydı. Avrupa’nın doğusuna Osmanlılar hakimken, Almanya, Avusturya ve ispanya’daki Habsburglar, kıtadaki diğer büyük güç konumundaydılar. “Büyük ittifak” olarak bilinen bu Fransa karşıtı koalisyon, Kutsal Roma- Cermen imparatoru Leopold ile Hollanda Kralı III. William Orange’nin önderliğinde kurulmuştu. Koalisyonun amacı, Ren bölgesinde yer alan Palatin Elektörlüğü’nü, Fransa’nın saldırılarından korumaktı. Bu ittifak 1686’da Augsburg’ta teşekkül ettiğinden Augsburg Ligi olarak da anılmaktaydı.Büyük ittifakla gerçekleşen Dokuz Yıl Savaşları boyunca Fransızlar, özellikle Vauban’ın inşa ettirdiği istihkâmların dayanıklılığı sayesinde müttefiklere üstünlük sağladılar.
Nihayet 1697’de taraşar arasında Ryswick Antlaşması imzalandı.
Fransa’nın, uzun süren bu savaştan kendisi için fazla bir kazanımı olmadan ayrılmasının temel sebebi, ingiltere –Hollanda koalisyonu karşısında denizlerde yaşanılan zorluklar, ticaretin aksaması, malî harcamaların savaş yüzünden çok artması ve özellikle Felemenk ve Ren’de elde edilen zaferlerin stratejik kazanımlara dönüşmemesiydi. Osmanlılar, Dokuz Yıl Savaşları’nı avantaja döndürmeyi de bildiler ve 1688-1690 arası süreçte Sırbistan’ı yeniden fethettiler.
BiLiMSEL GELişMELER

Öncelikli olarak akıl ön plana çıkmaya ve aklın sınırları keşfedilmeye çalışılmış ve bu, bir asır sonra ortaya çıkacak olan “Aydınlanma” düşüncesinin temellerini oluşturmuştur. 17. yüzyıldaki gelişmelerden biri de laisizmin giderek yükselmesidir.
Bacon, tabiat karşısında aciz bir varlık olarak insanın elindeki en büyük silahın ve gücün bilgi olduğunu savundu. Bacon’un bu görüşleri Empirizm’in temellerini attı ve ana ilkelerini oluşturdu. Descartes’e göre matematik dışında hiçbir bilgide kesinlik yoktur ve matematiksel bilgiyi kesin kılan özellik neyse bu keşfedilip diğer bilim dallarına da teşmil edilmelidir.
17. yüzyılda matematik gelişmelerinin yaşandığı bir dönem olmuş ve önemli matematikçiler yetişmiştir. Rene Descartes, Pierre de Fermat, Blaise Pascal, Maclaurin, Parent, Clairault ve Euler gibi matematikçiler Analitik Geometri’nin temellerini atmışlardır. 17. yüzyıl şzik sahasında da önemli buluşların yapıldığı ve büyük şzikçilerin yetiştiği bir yüzyıldı.Galileo Galilei ve Isaac Newton’dur.
Astronomi sahasında iki isim öne çıktı. Bunlar Tyco Brache ve Johannes Kepler’dir. Doktor
William Harvey, kalpten başlayan kan dolaşımını tanımlamıştır. Aslen, Hollandalı bir kumaş tüccarı olan Leeuwenhoek ilk olarak gözlükleri iç içe tutarak, bir tür büyüteç oluşturmuştu. Leeuwenhoek 1676’da bakterileri keşfetmiş ve onları animalcule (küçük hayvanlar) olarak tanımlamıştı.
7.ÜNİTE
Kuzey’in Yükselişi (1697-1748)
iSPANYA VERASET SAVAşLARI(1702-1714) ispanya’yı Taksim Antlaşmaları

ingiltere ve Fransa, bazı tarihçiler tarafından “ilk Dünya Savaşı” olarak adlandırılan “Dokuz Yıl Savaşları”ndan sonra, Avrupa’nın geneline yayılacak bir savaş istemediklerinden ispanya meselesinde birlikte hareket etmek üzere harekete geçtiler. ingiliz ve Fransız diplomatların müzakereleri sonucunda 1698’de “Birinci Taksim Antlaşması” kabul edildi. Ferdinand’ın 1699 şubat’ında aniden ölmesi üzerine antlaşma hayata geçirilemeden şilen hükümsüz kaldı. Bu yüzden ingiltere ile Fransa arasında 1699 Haziran’ında “ikinci Taksim Antlaşması” imzalandı.
II. Carlos öldüğünde Fransa kralı, torununun V. Felibe (Philip) olarak ispanya kralı seçilmesini hemen tanıdı. Böylece ispanya Veraset Savaşları’na giden süreç de başladı.
7 Eylül 1701’de Denizci Devletler, ingiltere ve Avusturya, Lahey Büyük ittifakı’nda bir araya geldiler. Lahey ittifakı’nda kabul edilen maddelere göre V. Felibe’ye ispanya ile sömürgeler bırakılacak, ispanya ve Fransa tahtları birbirinden ayrı kabul edilecek, Avusturya Kralı I.
Leopold’e Güney Hollanda verilecek, Denizci Devletler ise ispanya’dan ticari imtiyazlar elde edeceklerdi.
Savaşın Başlaması
Barış Görüşmeleri

Paris halkı 1709’da Versay’a saldırdı ve şehirde büyük bir yağma meydana geldi. Bir zamanlar “mutlakiyetçiliğin” sembolü olan ve “Güneş Kral” olarak bilinen XIV. Louis aleyhinde tezahüratlar atılmaya başlandı. Sıkıntıları, 1709’daki şiddetli kış daha da arttırdı ve şiddetli kış yüzünden Fransa’nın nüfusu 2 milyon azaldı. Kral, halkın sıkıntılarına ortak olduğunu göstermek için saraydaki altın yemek takımlarını sattı. Bütün zorluklara rağmen, savaşa devam etti.
Kutsal Roma-Cermen imparatoru I. Joseph’in varis bırakmadan ölümü oldu. Zira I. Joseph’in yerine kardeşi VI. Karl geçti ve böylece Avusturya artık VI. Karl’ın ispanya kralı olarak da tanınmasında ısrar etmeye başladı. Bu ise ingiltere için kabul edilir bir durum değildi.
Avusturya’nın isteğinin kabulü hâlinde ispanya ve Avusturya tek bir kralın hâkimiyeti altına girecekti ancak ispanya Veraset Savaşları da tam da bu yüzden çıkmıştı. Bunun önünü almak isteyen ingiltere, Fransa ile olan barış görüşmelerine hız verdi ve diğer müttefiklerin de bu barış görüşmelerine katılması için baskıyı arttırdı.
Utrecht Antlaşması
11 Nisan 1713’te ise ingiltere, Fransa, Hollanda, Savoy, ispanya ile Prusya arasında Utrecht Barışı imzalandı. Antlaşmaya göre V. Felibe, ispanya ve denizaşırı imparatorluğa; ingiltere, Cebelitarık ve Minorka’ya; Hollanda ise Fransa hâkimiyetindeki Şanders’deki birkaç önemli şehre hâkim olacaktı.Ayrıca yine antlaşmaya göre V. Felibe, Fransa tahtı üzerindeki veraset haklarından feragat edecek; Fransa, ingiltere tahtında hak iddia eden III. James’i iade edecekti. Ayrıca savaşta halkın yardımına müracaat edilmesi ile birlikte artık mutlak güç kaynağının kral değil halkın bizzat kendisi olduğu anlayışı yayılmaya başladı ve bu anlayış Fransız ihtilali’ne giden sürecin temellerini oluşturdu. Avusturya ise ispanya Veraset Savaşları’ndan en fazla toprak kazanan devlet olarak çıktı ve Avrupa’nın en büyük devleti hâline geldi. Kazanan cephede yer almasına rağmen Hollanda, savaş süresince büyük bir mali yükün altına girdi, borcu beş kat arttı ve neredeyse ülke iflasın eşiğine geldi.
RUSYA’NIN BiR AVRUPA GÜCÜ HÂLiNE GELMESi Kuzey Savaşları (1700-1721)
Doğu Avrupa’da 1697’den itibaren ittifaklar kurulmaya başlandı. Bu ittifakların kurulmasının en önemli sebebi ise isveç’in bölgedeki nüfuzunun ve askerî gücünün meydana getirdiği baskı idi. düzenli ve daimi bir ordunun, barış zamanlarında da finanse edilmesi ülkeyi ekonomik darboğaza sokuyordu. Bu yüzden bazı tarihçilerin deyimiyle isveç, “devleti olan bir ordu” görünümündeydi. Türk tarihinde “Demirbaş şarl” olarak da bilinen XII. Şarl. 1699’daDanimarka-Lehistan ittifakına, isveç hâkimiyetindeki ingria ve Neva Nehri’ne sahip olmak isteyen Rusya da dâhil oldu. ingiliz ve Hollanda donanmalarının yardımına yetişmesi isveç Kralı XII. şarl’a hiç beklemediği avantajlar sağladı.Danimarka, isveç’ten barış talebinde bulundu. XII. şarl, bu talebi doğuda elini rahatlatmak adına kabul etti ve 18 Ağustos 1700’de “Travendal Barışı” imzalandı. isveç’in Narva hezimetinden sonra Rus birliklerini takip edip kesin bir zafer kazanmak istememesinde Lehistan etkili oldu. Zira Rusya üzerine yürümesi hâlinde Lehistan birliklerinin isveç ordusunu arkadan kuşatma ihtimali vardı.
Poltava Savaşı (1709)
8 Temmuz 1709’da Poltava’da 50 bin kişilik Rus ordusu tarafından neredeyse tamamen imha edildi. Bu savaş önemli bir dönüm noktasıydı. 17. yüzyılın en güçlü devletlerinden isveç büyük bir mağlubiyet almış ve XII. şarl da birkaç subayla birlikte Osmanlı imparatorluğu’na sığınmıştı. Rusya, kesin bir şekilde Avrupa devletleri arasına girdiğini ortaya koymuştu
Nystad Antlaşması
5 Ocak 1719’da ingiltere’nin gayretleri sonucu Avusturya, Hanover, Lehistan ve ingiltere’nin katıldığı bir Viyana ittifakı kuruldu. Viyana ittifakı’nın en önemli amacı Rusya’nın aşırı güçlenmesini engellemekti. Avusturya’nın Rusya’ya meyyal politikalar geliştirmeye başlaması isveç’in elini zayışattı ve Rusya ile 1721’de Nystad Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile isveç artık Avrupa’nın en büyük devletlerinden biri değil, bir Baltık devleti seviyesine düştü. Kuzey Savaşı da sona erdi. Nystad Barışı, isveç için bir çöküşü ifade ederken Rusya için ise bir Avrupa devleti olduğunun göstergesiydi.
Büyük Petro’nun Reformları
reformları ile Rus modernleşmesi başladı ve sonraki hükümdarlar döneminde de devam ettirildi. Petro, 1697’de 270 kişilik bir toplulukla kendisini Topçu Petr Mihaylov adıyla gizleyerek
Avrupa’ya gitti. Bu yolculuğun asıl amacı Osmanlı imparatorluğu aleyhinde bir kampanya başlatmaktı, ancak bunun mümkün olmadığı görüldü ve Rus çarı bunu merak ettiği Avrupa medeniyetini bir keşif turuna dönderdi. Bu minvalde askerliği zorunlu hâle getirdi ve Rusya’nın ilk millî ordusu onun zamanında kuruldu. ilk Rus donanması
nı kurdu. Osmanlı imparatorluğu’ndaki yeniçerilere benzeyen ve yapılacak işleri engelleyen strelitzleri yok etti. Savaşı finanse etmek için Petro bir dizi ekonomik yeniliğe de imza attı. Bu minvalde lonca sistemini geliştirdi, sanayinin gelişmesine ve millileşmesine çalıştı.Rus takvimini Avrupa’nın kullandığı takvime uygun hale getirdi. Slav alfabesini modernleştirdi. ilk Rus gazetesi
Vedemosti’yi yayınlattı. 1724’te Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi’ni kurdu. Eğitim sistemini laikleştirdi, Ortodoks Kilisesi’ni bir devlet dairesi statüsüne soktu.
Rusya’nın Doğuda Güçlenmesi
Osmanlı-Rusya savaşını çıkarlarına ters gören Fransa araya girdi ve iki ülkenin 24 Haziran 1724’te istanbul Antlaşması’nı imzalamasını sağladı. Bu antlaşma ile Osmanlı imparatorluğu ile
Rusya, iran’ın bir kısım topraklarını aralarında taksim ettiler. Antlaşma, Rusya’nın Hazar Denizi kıyılarına ulaşmasını sağladı ve Rusya, iran ipek ticaretinin kuzey pazarını kontrolü altına aldı.
AVRUPA’DA GEÇiCi SÜKÛNET VE BARIş DÖNEMi (1715-1730)
28 Kasım 1716’da ingiltere-Fransa ittifakı imzalandı. Bu Avrupa diplomasisinde önemli bir kırılma noktasıydı. 4 Ocak 1717’de Hollanda’nın da katılmasıyla “Üçlü ittifak” kuruldu. Avusturya, 21 Temmuz 1718’de Osmanlı imparatorluğu ile Pasarofça Antlaşması’nı imzalayarak elini daha güçlendirdi fakat bir ispanya savaşında ingiltere’nin donanma desteğine ihtiyaç duyuyordu. Bu da Avusturya’yı ingiltere’nin baskıları sonucu 2 Ağustos 1718’de “Üçlü ittifak”a dâhil olmaya mecbur bıraktı. Böylece “Dörtlü ittifak” biraz zorlamayla da olsa kuruldu. Buna mukabil 1722’ye gelindiğinde “Dörtlü ittifak” dağılmanın eşiğine geldi. Bunun en önemli sebebi ise ingiltere ile Fransa arasındaki giderek artan işbirliği idi.
DENGELERiN BOZULMASI VE YENi SAVAşLAR DÖNEMi ispanya – Avusturya Antlaşması (1725)
XV. Louis, ispanyol prenses ile olan nişanı attı, prenses ispanya’ya geri gönderildi ve Fransa kralı, Lehistan’ın devrik kralı Stanislas Leszcynski’nin kızı ile evlendi. ispanyol prensesin geri gönderilmesi Madrid’de hiç iyi karşılanmadı. ispanya, Fransa’ya karşı bir birlik oluşturmak adına Avusturya’ya yaklaştı ve 1725’te iki ülke arasında antlaşmalar imzalandı.ingiltere ve Fransa, Viyana ittifakı’na karşı bir ittifak oluşturmak üzere harekete geçtiler. Bunun için Prusya, Hanover ve Hollanda ile görüşmeler yapıldı ve 3 Eylül 1725’te Hanover ittifakı kuruldu. Bu ittifakın temel amacı Rusya ve ispanya- Avusturya tehlikesini bertaraf etmekti.
Ağustos 1725’te Avusturya ile Rusya arasında savunma ittifakı imzalandı. Avusturya-Rusyaittifakından sonra Prusya da Ekim 1726’da Avusturya ile Wusterhausen Antlaşmasını imzaladı.Doğu Avrupa’da elini güçlendirmek ve Avusturya-Prusya-Rusya ittifakına karşı denge oluşturmak için isveç ve Danimarka’yı da taraflarına katmayı başardı.
Avusturya, Fransa ile 31 Mayıs 1727’de Paris ön antlaşmasını kabul etmişti. Bu gelişme, savaş hazırlıklarına son verilmesine neden oldu. Artık Avrupa’daki ittifaklar bir kez daha alt üst olmuş ve dengeler bozulmuştu. ingiltere-Fransa arasındaki diplomatik işbirliğine son veren en önemli gelişme ise 16 Mart 1731’de ingiltere ile Avusturya arasında ikinci Viyana Antlaşması’nın imzalanmasıydı.
Lehistan Veraset Savaşları
ingiltere’nin başını çektiği ve Fransa’nın aleyhine büyüyen yeni bir ittifak oluşmuştu. Bu ittifakta Avusturya, ingiltere, ispanya, Rusya ve Prusya yeralıyordu. Buna mukabil Fransa da yeni bir blok oluşturmak üzere girişimlere başlamıştı. Fransa’nın kurmak isteği ittifakta Danimarka, isveç,
Lehistan ve Osmanlı imparatorluğu’nun bulunması hedefleniyordu. Lehistan’daki gelişmelerin önemli bir tarafı da Osmanlı imparatorluğu idi. Zira Bâbıâli, Lehistan seçimlerinin “liberium veto”, yani bağımsız bir şekilde yapılmasından Karlofça Antlaşması’na göre sorumluydu. Birinci
Family Compact ile ispanya Veraset Savaşları’ndan itibaren devam ede gelen ispanya-Fransa düşmanlığı da sona erdi.
ittifak Arayışları
1736 şubat’ında ispanya ve Savoy’un kabul ettiği Üçüncü Viyana Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmadan en kârlı çıkan devlet hiç kuşkusuz Fransa oldu. ispanya Veraset Savaşları’nda ingiltere’ye kaptırdığı Avrupa’nın hakemliği rolünü yeniden kazandı ve Avrupa bir kez daha Fransa’nın yükselişine şahit oldu.
Batı Avrupa’da Barış, Doğu Avrupa’da Savaş (1736-1739)ingiltere – ispanya ya da Jenkins’in Kulağı Savaşı
1739 Belgrad Antlaşması ile Doğu Avrupa barışa kavuşurken Batı Avrupa’da ingiltere ile ispanya arasında yeni bir savaş başladı.
AVUSTURYA VERASET SAVAşLARI (1740-1748)
Veraset Savaşından Çıkar Savaşına

Pragmatic Sanction’da belirlendiği üzere VI. Karl’ın vefatından sonra yerine Maria Theresa, Avusturya imparatoriçesi ilan edildi.
Prusya kralı seçilen II. Friedrich, 1740 Aralık’ında Avusturya’ya ait Silezya’yı istila etti ve böylece Avusturya Veraset Savaşları başladı.Avusturya’yı tamamen işgal edilmekten ve paylaşılmaktan kurtaran bir diğer önemli gelişme de ingiltere’nin Viyana ile bir ittifak akdetmesiydi. ingiliz ordusu 1743’te Frankfurt yakınlarında Fransa ordusunu mağlup etti.
Fransa, 1743’te ispanya ile ittifak görüşmelerini başlattı ve 1743 Ekim’inde “ikinci Family Compact” imzalandı. Bu antlaşma ile Fransa, ispanya’ya Cebelitarık ve Minorka’yı geri almak konusunda yardım edeceğini taahhüt ederken, ispanya da Fransa’ya Avusturya’nın italya’daki topraklarını ele geçirmek üzere yardım edeceği sözünü verdi.
Aix-la – Chapelle Antlaşması
Fransa da içinde bulunduğu mali kriz ve sahil şehirlerinin ingiliz donanması tarafından abluka altına alınması yüzünden barışı istemekteydi. Avusturya ve ispanya’nın da razı edilmesinden sonra 18 Ekim 1748’de “Aix-la-Chapelle Antlaşması” kabul edildi. Avusturya Veraset Savaşları,
Prusya’nın bir Avrupa gücü olmaya başladığını gösterdi. Avusturya Veraset Savaşları’nın bir diğer önemli sonucu da ingiltere-Fransa mücadelesinin artık kıta Avrupası’ndan ziyade sömürgelerde devam edeceğini ortaya koymasıydı.
8.ÜNİTE
Aydınlanma ve Antik Rejim’in (Ancient Regime) Sonu (1748-1789)
AVRUPA’DA BARIş VE DiPLOMATiK ARAYIş DÖNEMi (1748-1755)

17. yüzyılda Avrupa’nın önde gelen üç büyük devleti 1750’lere gelindiğinde artık ikinci sınıf devletler derecesine düşmüştü. Bunlar ispanya, Hollanda ve isveç idi. Buna mukabil 18. yüzyılda Avrupa, Rusya ve Prusya’nın yükselişine şahitlik etti.
Rusya
Elizabeth, Anna devrinde kurulan nazırlar heyetini kaldırdı ve onun yerine Ruslar’dan oluşan senatoyu kurdu. Çariçe Elizabeth’in
hükümdarlık yılları Rusya’da ekonomik bir canlanmaya da sahne oldu. Çariçe, ülkedeki iç gümrükleri kaldırarak ticareti canlandırdı. Kömür ihracı arttı. Bu tedbirler sayesinde ekonomisi güçlenen Rusya’nın nüfusundaki artış da ülkenin elini güçlendirdi. Nüfus artışı, 1756’da başlayacak Yedi Yıl Savaşları’nda ülkenin asker temininde zorluk yaşamamasını sağladı.
1748-1755 tarihleri arasında Avrupa’da bir sükûnet döneminin yaşanmasının en önemli sebebi Avusturya Veraset Savaşları’nın yol açtığı malî krizdi.
DiPLOMATiK DEVRiM (1755-1756)ingiltere-Rusya ittifak Antlaşması

Avusturya Veraset Savaşları’ndan sonra ingiltere ile Rusya arasında bir yakınlaşma başlamıştı ve bu yakınlaşma bir ittifak antlaşması ile taçlandırılmak isteniyordu. Nihayet uzun süredir devam eden görüşmeler meyvelerini verdi ve 30 Eylül 1755’te Rusya ile ingiltere arasında bir ittifak antlaşması imzalandı.
Westminster Antlaşması
16 Ocak 1756’da ingiltere ile Prusya arasında Westminster Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile birlikte Avrupa’da “diplomatik devrim” başladı.Rusya, kendi aleyhine olan bu antlaşmayı tanımadığını ve ingiltere ile yaptığı 1755 ittifak antlaşmasını terk taraşı olarak feshettiğini ilan etti.
Birinci Versay Antlaşması
Fransa ile Avusturya arasında 1 Mayıs 1756’da Birinci Versay Antlaşması imzalandı.Rusya, Birinci Versay Antlaşması’na dâhil olmak için Doğu Prusya’nın kendisine vadedilmesini talep ediyordu. diğer sebebi de Rus yetkililerinin Osmanlı imparatorluğu ile ilgili talepleriydi. Çünkü
Rus diplomatlar, Osmanlı imparatorluğu’nun da girmesini istemekteydiler.
iLK “DÜNYA SAVAşI”: YEDi YIL SAVAşLARI (1756-1763) Savaşın Başlaması
Saksonya’nın Prusya tarafından işgalinin ilk ve en önemli sonuçlarından biri Rusya’nın Fransa- Avusturya ittifakına yönelik tereddütlerinin giderilmesiydi. Bu ittifaka Mart 1757’de isveç de dâhil oldu ve böylece Prusya dört bir taraftan kuşatıldı.
1757-1761 Yıllarındaki Mücadeleler ve Barış Görüşmeleri “Büyük Mucize” ve Yedi Yıl Savaşları’nı Sonlandıran Gelişmeler
Seleş Çariçe Elizabeth’in aksine II. Friedrich’e büyük bir hayranlık duyan III. Petro, çar olduktan kısa bir süre sonra Rusya’nın Prusya ile olan savaşına son verdiğini ilan etti ve Rusya böylece Yedi Yıl Savaşları’ndan çekildi. Bu, Prusya tarihinde bir “mucize” olarak yorumlandı.10 şubat 1763’te imzalanan Paris Antlaşması ile bu durum hukukî bir zemin kazandı. Bu antlaşma ile birlikte ingiltere’nin siyasî nüfuzu arttı ve Fransa’nın Kuzey Amerika ile Hindistan’daki sömürgelerini neredeyse tamamen elegeçirdi. Ayrıca Fransa’nın Karayipler ve Batı Afrika’daki sömürgelerinin çoğuna da hâkim oldu. Buna mukabil yüzyılın başında Avrupa’nın en nüfuzlu devleti olan Fransa, bu antlaşma ile kıta üzerindeki gücünü ve otoritesini büyük oranda kaybetti.
Yedi Yıl Savaşları’ndan en kârlı çıkan devletlerden biri hiç kuşkusuz Rusya oldu. Fazla bir toprak kazancı olmamasına rağmen siyasî nüfuzu arttı ve artık Doğu Avrupa’nın en güçlü devleti hâline geldi. Yedi Yıl Savaşları, Kıta Avrupa’sı kadar, Kuzey Amerika’dan Hindistan’a, Batı Afrika’dan Karayipler’e kadar uzandığı için “Birinci Dünya Savaşı” olarak tarihe geçti.
LEHiSTAN’IN BiRiNCi VE iKiNCi TAKSiMi (1763-1793)1763-1764 Tarihleri Arasındaki Gelişmeler
11 Nisan 1764’te Rusya ile Prusya’nın bir ittifak antlaşması imzalamalarıydı. Bu antlaşma ile Prusya Kralı II. Friedrich, Lehistan kralı seçiminde II. Katerina’nın gözdelerinden Poniatowski’yi destekleyeceği taahhüdünde bulunmuştu.Fransa, Avusturya ve Bâbıâli, Poniatowski’nin tamamen
Rusya kuklası olmasını önlemek için seçilmesinden yaklaşık bir yıl sonra onun krallığını tanımak zorunda kaldılar.
1766-1770 Tarihleri Arasındaki Gelişmeler
Rus askerinin Temmuz 1768’de Balta’da Osmanlı topraklarına girmesi ve Türk vatandaşlarını katletmesiyle tamamen koptu. Bâbıâli, Balta’daki katliamdan sonra Ekim 1768’de Rusya’ya savaş ilan etti ve Osmanlı-Rus savaşı 1774’te imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması’na kadar devam etti.
1770-1774 Tarihleri Arasındaki Gelişmeler
Prusya Kralı II. Friedrich yeni bir çözüm önerisinde bulundu. Rusya’nın Doğu Avrupa’da güçlenmesinin kaynağı olan Lehistan’ın taksim edilmesini teklif etti. Böylece Rusya’ya da bir pay verilecek ve aşırı güçlenmesi engellenmiş olacaktı.şubat 1772’de Rusya, Prusya ile bir konvansiyon imzaladı ve iki ülke, Lehistan topraklarını kendi aralarında taksim ettiler fakat bu taksimin hayata geçirilebilmesi için Avusturya’nın da konvansiyona katılması zorunluydu. 5 Ağustos 1772’de Avusturya, Rusya ve Prusya, ülkedeki “anarşiye son vermek” adına Lehistan’ı kendi aralarında taksim ettiler.
Lehistan’ın ikinci Taksimi (1792-1793)
Rusya ve Prusya, 23 Ocak 1793’te Lehistan’ı ikinci kez aralarında taksim ettiler. Taksim için meşru gerekçe olarak da Fransa ihtilali’nin giderek Lehistan’da da yayılmaya başladığı ve ülkenin bir anarşiye sürüklendiğini gösterdiler. ikinci taksim Mart 1793’e kadar Avusturya’dan saklandı. ikinci taksim Rusya için mutlak bir zaferdi.
18. YÜZYIL AVRUPASI’NDA NÜFUS HAREKETLERi
16. ve 17. yüzyılda Avrupa’nın nüfus oranlarında büyük değişimlere sebep olan en önemli etkenlerden biri hıyarcıklı vebaydı.Kıtlık!
18. yüzyılın ortalarından itibaren ise daha fazla ve daha farklı gıdaların ekilmesi, taşımacılığın gelişmesi, daha fazla toprakla tarım yapılması, salgın hastalıkların azalması, daha gelişmiş halk sağlığı önlemleri ve savaşların şeklinin değişmesi sonucu ölüm oranları hızla azaldı.Fransa’nın nüfus artışının daha az olmasının sebebi ise ülkede uygulanan iptidaî doğum kontrol yöntemleri idi
artan nüfusu doyurmak için tarım toprakları yetersiz kaldı ve köylü isyanları patlak verdi. Avrupa’daki nüfus oranlarının 18. yüzyılda artmasına sömürgelerden getirilen ve yeni ele geçirilen bölgelerden dahil edilen nüfusun da önemli bir katkısı oldu.
18. YÜZYIL AVRUPASI’NDA TARIMDA MODERNLEşME
Tarımda iyileştirme birkaç farklı şekilde hayata geçirildi ve bunda liderliği de Hollanda ile ingiltere yaptı. Avrupa tarımındaki modernleşme ve iyileştirme daha 17. yüzyıldan itibaren başlamıştı. 17. yüzyılda tarım alanlarına yeni ürünler ekilmeye, ürün rotasyonu takvimleri yapılmaya, hayvan ve bitki yetiştiriciliğinde seçiciliğe, orman alanlarının tarıma açılmasına ve bataklıklar ile sahillerin kurutulmasına yönelik çalışmalar hayata geçirilmişti.
Mekanik tohum ekme makinesinin 18. yüzyılda Jethro Tull tarafından icat edilmesinden sonra tarımda verimlilik daha da arttı.
18. yüzyıl tarımcılığındaki en hayatî ürünlerin başında yonca ve şalgam geliyordu. 1775’te Fransa’nın birçok bölgesi tahıl fiyatlarındaki artışı protesto eden köylü isyanları sonucunda harabeye döndü. Bu isyanlar tarihe “Un Savaşı” olarak geçti
18. YÜZYIL AVRUPA SANAYii: LONCALARDAN FABRiKALARA, SU GÜCÜNDEN
BUHARLI MAKiNELERE
“Milletlerin Zenginliği”
adlı eseri ile ün salan Adam Smith 1776’da klasik üretim sisteminin yeni üretim yapılarını engellediğini, bu yüzden loncaların kapatılmasını savundu. 18. yüzyılda ilk olarak ingiltere’de iplik üretiminde makineler kullanılmaya başlandı.
Buharlı makineler ilk defa ingiliz Thomas Newcomen (1663-1729) tarafından geliştirilmişti ve bu makineler ilk zamanlar daha çok maden ocaklarında kullanılmıştı. Buhar gücünün diğer sanayi kollarına uygulanması ise iskoç mühendis James Watt’ın (1736-1819) icatlarıyla mümkün oldu. 18. yüzyıl sanayiinde en önemli gelişmelerden biri de kömürün daha ekonomik ve kolay şekilde yüzeye çıkarılmasını sağlayan makinelerin icat edilmesi idi.
AYDINLANMA YÜZYILI
Aydınlanma Yüzyılı, Batı toplumunda 18. yüzyılda gelişen ve akılcı düşünceyi eski, geleneksel önyargılardan ve ideolojilerden özgürleştirmeyi ve yeni bilgiye yönelik kabulü geliştirmeyi amaçlayan düşünsel gelişimi kapsayan dönemi tanımlar. Bu yüzyılı en iyi tanımlayan tarişerden biri hiç şüphesiz Immanuel Kant’ın şu cümlesidir: “Aklını kullanma cesareti”. Burlamaqui’nin ifadesiyle “insanın mutluluğu bulmasının tek yolu aklını kullanması”ydı.
Aydınlanmacı anlayışa göre devlet, insanların mutluluğu için vardır. Toplum ile devletin karşılıklı sorumlukları Aydınlanma dönemi düşünürlerinden Jean-Jacques Rousseau’nun“Toplumsal Sözleşme” adlı eserinde ele alınmış ve savunulmuştur. devlet insanların dinlerine müdahil olmamalı
Aydınlanmanın ilk temsilcileri olarak genellikle Rene Descartes ve Gottfried Wilhelm Leibniz kabul edilir. Almanya’da Johann Gottfried Herder, Immanuel Kant, Christian Wolff; Fransa’da Denis Diderot, Claude Adrien Helvétius, Baron de Montesquieu, Jean-Jacques Rousseau, Voltaire; Büyük Britanya’da David Hume, John Locke ve Thomas Paine Aydınlanma Yüzyılı’nın en önemli temsilcileridir. Aydınlanmanın vatanı olarak Fransa bilinir. Baron de Montesquieu,
1748’de “Kanunların Ruhu”eseridir.
Montesquieu’ye göre siyasal rejimlerde de “doğal kanunlara” tâbi olmak ve onların sesine kulak vermek gereklidir. Fransa’nın Aydınlanma sürecinin bayraktarlığını yapmasının en önemli sebeplerinden biri de kısaca “Encyclopédie” olarak bilinen yayınlanmasıdır.


ORTAÇAĞ YENİÇAĞ AVRUPA TARİHİ
ÜNİTE 7

s.1) İspanya Veraset Savaşları hangi devletin Avrupa hakimiyetini kırmıştır?
-Fransa
s.2) Utrecht Barışından sonra neden Batı Avrupa’da genel bir barış dönemi başladı?
-Utrecht Barışından sonraki yirmi yılda Batı Avrupa’ya göreceli bir barış dönemi hâkim oldu. Bu yirmi yılda İngiltere, Fransa ve Avusturya aralarında problemleri savaşla değil antlaşmalar yoluyla halletmeye çalıştılar. Bunun en önemli sebebi ise hem kazanan hem de kaybeden devletlerin büyük bir ekonomik yükün altına girmiş olmalarıydı. Bu yirmi yılda Batı Avrupa devletleri ekonomilerini iyileştirmeye ve siyasi istikrarı yeniden sağlamaya gayret ettiler.
s.3) Kuzey Savaşları (1700-1721) ile artık kesin olarak bir Avrupa gücü hâline gelen devlet hangisidir?
-Rusya
s.4) Avusturya, Hanover, Lehistan ve İngiltere’nin katıldığı bir Viyana İttifakını mümkün kılan olay nedir?
-Bu ittifakı mümkün kılan en önemli gelişme ise 1716’dan beri devam eden Avusturya- Osmanlı savaşının, 21 Temmuz 1718 Pasarofça Antlaşması ile Avusturya’nın büyük kazanımlar elde ederek sona ermesiydi.
s.5) Viyana ittifakının en önemli amacı nedir?
-Rusya’nın aşırı güçlenmesini engellemekti.
s.6) büyük petro sürgün yıllarında neler yapmıştır?
-Preabrazenskoye’deki sürgün yılları Petro için oldukça verimli geçti. Petro, burada kendini geliştirdi, Latince, Almanca ve Felemenkçe öğrendi, Avrupa tarihine dair kitaplar okudu ve bu medeniyet hakkındaki bilgisini arttırdı. Okuduğu kitaplar sayesinde Bat› medeniyeti ve modernleşmesine merak duymaya başladı.
s.7) Büyük Petro daha çok hangi alanda reform yapmıştır?
-askeri
s.8) büyük petro’nun ekonomik açıdan yaptığı reformlar nelerdir?
-Kentlerin gelişmesini sağlamak için tüccar ve zanaatkârlara kendi belediyelerini kurma imkânı sağladı ancak Batılı temelli belediye teşkilatlanması kısa sürede problemlerle karşılaştı. Zira siyasi katılım ve idari özerklik gibi kavramlara uzak Rus toplumunda bunların kabullenilmesi zaman gerektiriyordu. Savaşı finanse etmek için Petro bir dizi ekonomik yeniliğe de imza attı. Bu minvalde lonca sistemini geliştirdi, sanayinin gelişmesine ve millileşmesine çalıştı. Ondan önce Rusya’da sanayi fazla gelişmemişti ve olanlar da yabancılar tarafından işletiliyordu. En önemli sanayi sektörlerini devlet tekeline alan Petro, sübvansiyonlarla yeni sektörlerinde doğmasını sağladı. Tahta çıktığında 21 olan mal çeşidi öldüğünde 200’e çıkmıştı.
s.9) petro’nun yaptığı diğer faaliyetler nelerdir?
-Ülkesinin dış ticaret hacmini yedi kat arttırdı, toprak mülkiyetini yeniden düzenledi ve serflerin sanayi işlerinde çalışmalarını sağladı. Rus takvimini Avrupa’nın kullandığı takvime uygun hale getirdi. Slav alfabesini modernleştirdi. İlk Rus gazetesi Vedemosti’yi yayınlattı. 1724’te Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi’ni kurdu. Eğitim sistemini laikleştirdi, Avrupa’ya çok sayıda öğrenci gönderdi, soylular dışındakilere eğitim olanaklarını açtı. Batı dillerinde yayımlanan kitapları Rusçaya çevirtti. Reformları önündeki en büyük engellerden biri olarak gördüğü Ortodoks Kilisesi’ni bir devlet dairesi statüsüne soktu. Bunu da 1700’de ölen patriğin yerine yenisini atamayarak ve kilisenin elindeki mali gücü kısıtlayarak yaptı. Küçük manastırlar kapatılırken, büyük manastırlar da ağır vergi yüklerine tâbi kılındı. Buna mukabil Petro, dünyadaki bütün Ortodoksları Rus Ortodoks Kilisesi’ne bağlamaya gayret etti. Moskova’nın yerini alacak Petersburg kentini kurdu. Bütün bunları yaparak Rusya’yı kapalı bir yapıdan kurtarıp, Avrupa’nın büyük güçleri arasına soktu. Bu yüzden Petro, Rusya’nın kaderini değiştiren adam olarak tarihe geçti.
s.10) Petro’nun reformları daha çok hangi alanda olmuştur ve bunun sebepleri nelerdir?
-Büyük Petro, daha çok askeri reformlara önem verdi. Diğer alanlarda da reform yapılmasına rağmen bunlar güçlü ve merkezi bir devlet kurmak ve bunun bir sonucu olarak da ordunun güçlendirilmesine hizmet etmek adına uygulandı. Petro, Rusya’nın bir Avrupa gücü olması için öncelikle ordusunun güçlü olması gerektiğine inandığından askeri reformlara ağırlık vermiştir.
s.11) Hanover ittifakı hangi devletin aleyhine kurulmuştur?
-Rusya
s.12) 1715’ten itibaren artmaya başlayan İngiltere-Fransa işbirliği hangi antlaşmanın imzalanmasıyla kesin olarak sona erdi?
-16 Mart 1731 İkinci Viyana Antlaşması
s.13) 1731 İkinci Viyana Antlaşması ile oluşan blokta hangi devlet yoktur?
-Fransa
s.14) İspanya Veraset Savaşlarından beri süregelen İspanya-Fransa rekabeti hangi antlaşma ile işbirliğine dönmüştür?
-7 Kasım 1733 Birinci Family Compact
s.15)Lehistan Veraset Savaşları, Avrupa ittifaklar sistemini nasıl etkiledi?
-Lehistan Kralı II. August, 1 Şubat 1733’de vefat ettikten sonra gelişen olaylar 1715’ten itibaren İngiltere ile Fransa’nın oluşturmaya çalıştığı ittifaklar sistemini altüst etti. Avusturya, Rusya ve Prusya bir grup oluştururken, Fransa da buna karşılık İsveç, Danimarka ve Osmanlı İmparatorluğu’nun dâhil olacağı bir ittifak kurmak için çabaladı.
s.16) Avusturya Veraset Savaşları’nın sonuçları nelerdir?
-Avusturya Veraset Savaşları, Prusya’nın bir Avrupa gücü olmaya başladığını gösterdi. Bunu engellemek için Rusya, Avusturya ile 1746’da ittifak antlaşması imzaladı. Savaşın bir diğer önemli sonucu da İngiltere-Fransa mücadelesinin artık kıta Avrupası’ndan ziyade sömürgelerde devam edeceğini ortaya koymasıydı.
Pınar-
ORTAÇAĞ YENİÇAĞ AVRUPA TARİHİ
ÜNİTE 8

S.1) Rus eğitiminde ilk üniversite nerede ve ne zaman kuruldu?
-Rusya’nın ilk üniversitesi 1755’te Moskova’da kuruldu.
s.2) 1748-1755 arası Avrupa’da bir sükûnet döneminin yaşanmasının en önemli sebebi nedir?
-Avusturya Veraset Savaşları’nın yol açtığı malî krizdi. Bu krizi aşmak için girişimlerde bulunan Avrupa devletleri, muhtemel bir savaş için de ittifak görüşmelerini ihmal etmediler. Bu yüzden 1748-1755 arasındaki dönem, fırtına öncesi sessizliğin yaşandığı bir sükûnet ve toparlanma devresi oldu.
s.3) İngiltere, Westminster Antlaşması ile neyi hedefliyordu?
-İngiltere, bu antlaşma ile hem Prusya Kralı II. Friedrich’in kendisi ile bir ittifak imzalamasını hedefliyor, hem de Fransa’nın Doğu Avrupa’daki etkisini azaltmak istiyordu.
s.4) İngiltere’nin Prusya ile antlaşma imzalamasına en sert tepkiyi kim vermiştir?
-Rusya
s.5) Avrupa’da 1755’te “Diplomatik Devrim” denen gelişmeler zinciri hangi antlaşma ile ve neden başlamıştır?
-Avrupa’da Diplomatik Devrim denen gelişme 16 Ocak 1756’da İngiltere ile Prusya arasında Westminster Antlaşması’nın imzalanmasından sonra başlamıştır. Bu antlaşma ile daha önce oluşmuş ittifaklar sisteminde önce çatlaklar oluştu, ardından da Fransa ve Avusturya gibi iki kadim düşman ülke 1 Mayıs 1756’da Birinci Versay Antlaşması ile ittifak kurdular. Daha sonra bu ittifaka Rusya da katıldı. Böylece Avrupa ittifaklar sistemi yeni bir görünüm kazandı.
s.6) Saksonya’nın Prusya tarafından işgalinin ilk ve en önemli sonuçlarından biri neydi?
-Rusya’nın Fransa-Avusturya ittifakına yönelik tereddütlerinin giderilmesiydi.
s.7) hangi savaş tarihe “Birinci Dünya Savaşı” olarak geçmiştir?
-Avusturya Veraset Savaşları
s.8) Yedi Yıl Savaşlarında Prusya’nın kesin bir mağlubiyet almamasında hangi faktörler etkili olmuştur?
-Yedi Yıl Savaşlarında Avusturya, Rusya ve Fransa orduları ile savaşan Prusya kesin olarak mağlup edilememiştir. Ordusunun büyük bir kısmını kaybetmesine rağmen Prusya yeniden toparlanabilme imkânı bulmuştur. Zira Avusturya, Rusya ve Fransa gibi çıkarları çakışan devletlerden müteşekkil bir ittifakın Prusya’yı tamamen teslim alacak bir organizasyonu yoktu. Daha da önemlisi ittifak devletleri arasında ciddi şekilde irtibat kopukluğu, güç mücadelesi vardı. Bütün bunlar Prusya’ya ayakta kalma ve mücadeleye devam etme imkânı verdi.
s.9) “Kuzey İttifakı” sisteminin fikrî temelleri kim tarafından atılmıştır?
-II. Katerina ve Rusya Dışişleri Bakanı Panin tarafından daha 1763’ten itibaren atılmaya başlanmıştı.
s.10) Prusya, Lehistan’ın birinci ve ikinci taksimini neden istemiştir?
-Prusya Kralı II. Friedrich, Lehistan’ın taksim planını ortaya atarak Avrupa’nın genel bir savaşa sürüklenmesinin önünü almayı hedeflemekteydi. Ayrıca Prusya’nın baskıları sonucu Avusturya ve Rusya’nın taksim planını kabul etmesi hâlinde Prusya’nın nüfuzu ve uluslararası arenadaki otoritesi artacaktı. Bu sebeplerden ötürü Lehistan’ın taksim plan› II. Friedrich için hayatî öneme haizdi.
s.11) 18. yüzyılda Avrupa’da nüfus artışına etki eden neden olmamıştır?
-ittifaklar sisteminde kırılmalar yaşanması
s.12) 18. yüzyılda Avrupa’da tarımın gelişmesine doğrudan etki etmeyen sebep nedir?
-Ulaşım için yeni kanalların açılması
s.13) Avrupa tarımındaki modernleşmenin öncülüğünü yapan ülkeler hangileridir?
-İngiltere Hollanda
s.14) 18. yüzyılda Avrupa nüfus hareketlerinin sonuçları neler olmuştur?
-18. yüzyılda Avrupa’nın nüfusundaki artış sayesinde yavaş yavaş gelişmekte olan sanayi kollarına ucuz iş gücü temin edilebildi. Ayrıca savaşlarda asker teminindeki zorluklar aşılmaya başlandı. Buna rağmen nüfus artışını besleyecek yeterli miktarda gıda ürünü bulunamadığı kıtlık dönemlerinde Avrupa’nın birçok yerinde isyanlar çıktı.
s.15) Mekanik tohum ekme makinesini kim bulmuştur?
-18. yüzyılda Jethro Tull tarafından icat edildi.
s.16) Aydınlanmacı düşünürlerin genel özellikleri nelerdir?
-Aydınlanmacı düşünürlerin ortak özellikleri aklı esas almaları, her şeyin ölçüsü olarak aklı görmeleriydi. Ayrıca hepsi insanın mutlak mutluluğunun nasıl olması gerektiğinin cevabını aramış ve buna dair doğada olduğuna inandıkları kanunlar gibi kanunlar bulmaya çalışmışlardır