Final İnsan hakları ve Kamu Özgürlükleri Final Ders Özeti

admin

Administrator
Yönetici
Admin
4 Eyl 2018
401
99
28
#1
İNSAN HAKLARI VE KAMU ÖZGÜRLÜKLERİ ( FİNAL )

***Bölgesel düzeyde kurulan ilk girişim, avrupa güvenlik ve iş birliği teşkilatıdır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İHAM'de sözleşmeye taraf ülke sayısı kadar hakim görev yapar ve halen mahkemede 47 hakim vardır.

Mahkemedeki idari birimler ise şunlardır: Mahkeme genel kurulu, Bölümler, Filtraj bölümü.

Mahkemedeki yargısal formasyonlar ise şu şekilde sıralanabilir: Daireler. komiteler, tek hakim, büyük daire. Komiteler, özellikle mahkemenin yerleşik içtihadının söz konusu olduğu başvuruları karara bağlarlar. Açıkca kabul edilemez başvurular ile açıkca dayanaktan yoksun başvuruları elemekle görevli yargısal formasyon, tek hakimlidir. Bu tür başvurular aslında mahkemenin önündeki başvuruların yaklaşık olarak %90'ını oluşturmaktadır. Büyük daire, sözleşme'nin uygulanması ve yorumlanması açısından ciddi sorunlar içeren başvurulara bakmaktadır. Daireler, incelemenin her aşamasında büyük daire lehine yargılama yargılama yetkisinden el çekebilir. Öte yandan daire kararını verdikten sonra taraflardan biri 3 aylık süre içinde başvurunun büyük daire önünde yeniden görülmesini talep edebilir.

İnsan hakları avrupa sözleşmesi'nin incelenme süreci Gerek devletlerarası başvurular ve gerekse kişisel başvurular bakımından, iç hukuk yollarının tüketilmesi tarihinden itibaren 4 aylık süre içerisinde İHAM'ne başvurunun yapılması gerekir. Mahkemenin resmi dilleri fransızca ve ingilizcedir fakat başvuruların taraf devletlerin dillerinden birinde de yapılabilmesi mümkündür. Açıkca kabuledilebilirlik kriterlerini karşılamayan bir başvuru tek hakim önüne gönderilir ve tek hakim, yazı işleri müdürlüğü hukukçusunun kendi sorumluluğu altında hazırladığı bir not ( tek hakim notu ) üzerinde kararını verir. Yerleşik bir içtihat temelinde çözümlenecek bir başvuru ise basitleştirilmiş usulle işleyen 3 hakimden oluşan komite tarafından karara bağlanır. Daire kararları kesin değildir. Taraflardan birinin kararı büyük daire önüne götürmek için sahip oldukları 3 aylık sürenin sonunda bu yönden bir talep yoksa veya bu taraflar bu yöndeki taleplerinden vazgeçmişlerse ya da talep 5 kişilik panel tarafından reddedilmişse daire kararı kesin hüküm halini alır.

Avrupa toplulukları adalet divanı Avrupa kömür çelik topluluğu anlaşması'nın 7 ve 31. maddelerine göre, ilgili antlaşmanın yorumlanması ve uygulanmasını sağlamak üzere 25 eylül 1952'de avrupa kömür çelik topluluğu'nun bir organı olacak şekilde kurulmuştur. ATAD ise, İHAM'ın sözleşmeye ilişkin yorumunu nitelikli bir yorum kaynağı olarak kabul etmiştir. İHAM kararlarının ATAD'ı yönlendirdiğini söyleyebilir.

***1957 Roma antlaşması

***Avrupa toplulukları adalet divanı ( ATAD ) 1958'de göreve başlamıştır.

Avrupa sosyal şartının denetimi Avrupa konseyi bakanlar komitesi'nce, 6 yıllık bir süre için atanan en az 9 üyeden oluşan avrupa sosyal haklar komitesi ( uzmanlar komitesi ) (ASŞ M.25), sözleşmeci devletlerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini değerlendirmektedir. Taraf devletler; her 2 yılda bir AK genel sekreterliğine, şartın II. bölümünde kabul etmiş oldukları hükümleri uygulamak ve bakanlar komitesi'nin isteği doğrultusunda uygun aralıklarla genel sekretere, şartın kabul etmedikleri hükümleri hakkında bir rapor göndermek zorundadırlar.

***Maastricht antlaşması 1993'te yürülüğe girmiştir. Nice antlaşması 2003'de yürürlüğe girmiştir. AB temel haklar şartı 2000'de kabul ve ilan edilmiştir. Amsterdam antlaşması 1999'da yürürlüğe girmiştir.

***1997 Amsterdam anlaşması, AB içindeki insan haklarının öneminin kavranmasına karşı duyarlılığı artmıştır. AB'nin tüm üye devletleri aynı zamanda AK üyesidir ve bu nedenle İHAS ile bağlıdırlar.

Avrupa güvenlik ve iş birliği teşkilatı ( AGİT) AGİT, 1973 yılında helsinki'de başlayan ve 1 ocak 1995 tarihine kadar avrupa güvenlik ve iş birliği konferansı ( AGİK ) olarak anılan sürecin teşkilat haline dönüşmesidir. 53 üyesi vardır.

AGİT belgelerinde insan hakları AGİT tarafından hazırlanan belgeler, bu belgeleri imzalayan devletler açısından hukuki bağlayıcılığı olmayan belgeler niteliğindedir. 30 temmuz - 1 ağustos 1975 tarihleri arasında helsinki'de kabul edilen helsinki nihai senedi'nin birinci ve üçüncü sepetlerinde insan haklarına yer verilmektedir. 1989 viyana izleme toplantısı sonuç bildirisinde ilkeler kataloğunun esasları belirlenerek kabul edilen viyana izleme toplantısı özellikle doğu-batı ilişkileri ve insan hakları açısından bir dönüm noktası olmuştur.

***Belgede, somut özgürlüklerden ifade özgürlüğü ilk defa bir AGİK metninde yer almıştıri Örgütlenme hakkı garanti edilmiş, herkesin serbestçe sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkı yanında, insan haklarının geliştirilmesi ve AGİK taahhütleri konusunda bireylerin ve hükümet-dışı örgütlerin önemi vurgulanmıştır.

***Ulusal azınlıklar yüksek komiserliği: Yüksek komiserin görevi, azınlıkların korunması amacıyla, ulusal azınlıklar konusunda çıkması muhtemel uyuşmazlıkları daha fazla büyümeden, '' erken uyarı '' ve '' erken eylem '' tedbirleriyle taraflardan bağımsız olarak çözmeye çalışmaktadır.

***AGİT'in insan haklarının korunması ile ilgili insani boyut mekanizmaları ''İnsani boyut'' ( human dimension ) terimi, AGİT'e katılan devletlerin, insan haklarına ve temel özgürlüklerine olan saygının sağlanması, hukuk devletine uyulması, demokrasi ilkelerinin geliştirilmesi ve bunlarla ilgili olarak demokratik kurumların güçlendirilmesi ve korunması AGİT alanı boyunca hoşgörünün geliştirilmesiyle ilgili yükümlülüklerine işaret etmektedir. Katılan devletlerden biri, diğer bir katılan devletten ülkesindeki AGİT insani boyutuna ilişkin bir konu hakkında, bir uzman misyonu davet etmesini istemesine rağmen, ilgili katılan devlet bu istemden itibaren 10 gün içinde bir uzman misyon oluşturmamış veya oluşturmasına rağmen, istemde bulunan devlet, sorunun uzman misyonu yoluyla tatmin edici bir çözüme bağlanamadığı kanaatinde ise diğer katılan devletlerden en az 5'inin de onayını alarak kaynak listeden seçilen en çok 3 kişiden oluşan bir raportör misyonu oluşturulması ( 6- devlet raportör misyonu ) sürecini başlatabilir.

***Amerikalılararası insan hakları komisyonu 1959 yılında kurulmuştur.

***İnsan haklarının amerika kıtasında korunması iki temel antlaşmaya dayanmaktadır: Amerikan devletler teşkilatı kurucu antlaşması ve Amerikan devletler insan hakları sözleşmesi

***Amerikalılararası insan hakları komisyonu Sözleşmeye göre, komisyon, üstün ahlaki nitelikler taşıyan ve insan hakları alanında yetkinliği ile tanımış, 4 yıl için seçilen 7 bağımsız üyeden oluşur. Komisyonun üyeleri, teşkilata üye devletlerin sundukları listelerde gösterilen kişiler arasında ADT genel kurulu tarafından seçilirler. Komisyon, normal olarak yılda 3 kez washington'da toplanır ancak başka bir yerde de toplanabilir.

***Amerikalılararası insan hakları mahkemesi 7 hakimden oluşmaktadır. Hakimler, 6 yıllık bir süre için, genel kurul tarafından seçilirler. Süresi biten bir kere daha tekrar seçilebilir. Mahkeme oturumları san josede ( kosta rika ) yapar, fakat amerika'da başka bir yerde de toplanabilir.

***Diğer organlar ADT'nin en başta gelen organı genel kurul'dur. Tüm üye devletlerin genel kurul'da temsil edilme ve oy kullanma hakları bulunmaktadır.

***Afrika'da insan hakları korunması En gen. ve en az gelişmiş bölgesel koruma sistemidir. Afrika birliği teşkilatı ( ABT ) afrika'da hızlı ve yaygın sömürgesizleştirmenin yaşandığı yıllarda, 25 mayıs 1963'te 32 bağımsız afrika devleti'nin katılımıyla, addis ababa'da toplanan konferansta, afrika birliği şartı imzalanarak oluşturulmuştur.

***Afrika insan ve halkların hakları komisyonu 1987 yılında kurulmuştur. Devlet ve hükümet başkanları konferansı tarafından seçilen 11 uzmandan oluşan komisyon üyeleri 6 yıllık bir süre için seçilirler. Süresi biten yeniden seçilebilir. Merkezi banjul'da ( gambiya ) bulunan komisyon yılda her biri 2 hafta süren 2 toplantı yapmakta ve toplantının yeri her yıl değişmektedir.

***Afrika insan ve halkların hakları mahkemesi 11 hakimden oluşmaktadır. Hakimler 6 yıllık bir süre için seçilirler. Süresini bitiren bir defaya mahsus tekrar seçilebilir.

***AY m. 13'e göre, temel hak ve hürriyetler ancak kanunla sınırlanabilir. Şu halde, temel hak ve hürriyetleri sınırlamaya yetkili makam yasama organı, bir diğer deyimle TBMM'dir. AY m. 91'e göre ekonomik, sosyal ve kültürel hak ve hürriyetler KHK ile düzenlenebilecektir.

***1776 virginia haklar bildirgesi, 1789 fransız insan ve yurttaş hakları bildirgesi ve 1791 birleşik devletler anayasası değişikliğidir.

***Kanunların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimi Anayasa'ya göre, bir kanun ya da KHK'ye karşı, anayasaya aykırı olduğu iddiası ile iptal davası açılabilmesi, söz konusu kanun ya da KHK'nin, RG'de yayımlandığı tarihten itibaren 60 gün içinde, sadece cumhurbaşkanına, TBMM üyelerinin 1\5'ine, iktidar ve anamuhalefet partisi meclis grubuna verilmiş bir haktır.

***Dilekçe komisyonu Komisyon başkanı, komisyona gelen dilekçeleri, içtüzüğün 116. maddesindeki kriterlere göre inceler, kanun olarak düzenlenmesinde yarar olan dilekçelerin bir örneği TBMM başkanlığına ve bakanlığa gönderir. Diğer dilekçeler, komisyon genel kurulu'nda görüşülüp karar bağlanır. Bakanlıklar, 30 gün içinde dilekçe komisyonunun kararı hakkında yaptığı işlemi komisyon başkanlığına bildirir.

***İnsan haklarını inceleme komisyonu Bu komisyonda, TBMM'de grubu bulunan siyasi partiler ile bağımsız üye sayıları oranında temsil edilmektedir. Bir yasama döneminde 2 seçim yapılır. Komisyonda ilk seçilenlerin görev süresi 2 yıldır, diğerlerinin süresi ise yasama döneminin sonuna kadar devam eder. Komisyon, siyasi parti gruplarının yüzde oranlarına göre, 1 başkan, 2 başkanvekili, 1 sözcü ve 1katip seçer. Bu seçim, üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanan komisyonun, toplantıya katılanlarının salt çoğunluğunun gizli oyuyla yapılır. Komisyon ayrıca, insan haklarıyla ilgili araştırma ve incelemelerinin sonuçlarını 3'er aylık raporlar halinde açıklamaktadır.

***Cumhurbaşkanının görevleri (1)Bakanlar kurulu'nu ve milli güvenlik kurulu'nu toplantıya çağırmak, gerektiğinde bunlara başkanlık etmek, başkanlığında toplanan bakanlar kurulu kararıyla olağanüstü hal ve sıkıyönetim ilan etmek (2) KHK çıkarmak (3) Türk silahlı kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek (4) Rektörleri seçmek (5) Bazı üst düzey yargı organlarının üyelerini atamak gibi önemli yetkilerle donatılmıştır.

***Başta anayasa olmak üzere kanunlar yürütme ve idareye özellikle kolluk güçlerine insan hakları alanına müdahale konusunda son derece geniş yetkiler vermektedirler örneğin: Anayasa ve kanunlarda idareye silah kullanma ve yakalama ve gözaltına alma, radyo televizyon yayınları ile filmlere sansür koyabilme, yurt dışında basılı eserlerin yurda sokulmasına engel olabilme, grevi erteleme, yüksek hakem kurulu eliyle toplu sözleşme ve serbest pazarlık düzenine müdahale etme, vergilerle ilgili muafiyet, istisna ve indirim oranlarında değişiklik yapabilme, devlet denetleme kurulu eliyle silahlı kuvvetler ve yargı organları dışında bütün resmi, yarı resmi ve özel kurum ve kuruluşları denetleme, meslek kuruluşlarını idari ve mali yönden denetleme yetkileri verilmiştir.

***İdarenin yargısal denetimi İdarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun sağlanması için çeşitli denetim yollarına başvurulmaktadır. Bunlar içinde en etkin ve tarafsız olanı yargı organlarınca yapılan denetimdir. Anayasa, idarenin bazı işlemlerini yargı denetimi dışında tutarak, bu denetimin alanını daraltmıştır: Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler, yüksek askeri şura kararlarına dayalı bazı işlemler, silahlı kuvvetler hakkındaki disiplin cezaları, HSYK'nın meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.

*** İdari işlemler karşısında bireylerin ve bireysel hak ve özgürlüklerinin korunması, avrupa konseyi'ne bukonseyin statüsünce verilmiş temel görevlerden biridir.

***Türkiye insan hakları ve eşitlik kurumu kuruluşu ve görevleri Kurum, yetki ve görevleri, oluşturulma biçimleri, bağımsızlık ve çoğulculuk güvenceleri ile işleyiş şekillerine ilişkin uluslararası standartlar, birleşmiş milletler genel kurulu'nun 20.12.1993. günlü kararıyla kabul edilen paris prensipleri ile belirlenen ulusal insan hakları kurumu niteliğindedir.

***Türkiye insan hakları ve eşitlik kurumu 1'i başkan, 1'i 2. başkan olmak üzere 11 üyeden oluşur. Kurulun 8 üyesi bakanlar kurulu, 3 üyesi cumhurbaşkanı tarafından seçilir. Üyelerin görev süresi 4 yıldır. Kurul kararları, tekemmül etmesinden itibaren en geç 5 iş günü içinde ilgililere gönderilir. Ayrımcılık yasağı ihlalinde zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek ve tüzel kişi kuruma başvurabilir. Kuruma başvuru, illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla da yapılabilir. Dava açma süresi içinde kuruma yapılan başvurular işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Kurum, başvuruları ve resenyaptığı incelemeleri başvuru ve resen inceleme kararı tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde sonuçlandırır. Kurum, ihlal iddiasına muhatap olan taraftan yazılı görüşünü sunmasını ister. Yazılı görüş, istem tebliğinden itibaren 15 gün içinde kuruma ulaşır.Yazılı görüş, başvuran kişiye tebliğ edilerek, görüşünü tebliğinden itibaren en geç 15 gün içinde kuruma sunması istenir. Uzlaşma en geç1 ay içinde sonuçlandırılır. Uzlaşma yoluyla sonuçlandırılamayan başvurular ve incelemeler hakkında ilgili rapora ilişkin müzekkere 20 gün içinde kurula sunulur. Bunun üzerine kurul, insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlali yapılıp yapılmadığına ilişkin karar verir.

***İnsan hakları il ve ilçe kurulları İnsan hakları bilincini geliştirmek, insan haklarını korumak, ihlal iddialarını incelemek ve araştırmak, insan hak ve özgürlüklerinin kullanılmasının önündeki engeller ile hak ihlallerine yol açan sosyal,siyasi,hukuki ve idari nedenleri incelemek, araştırmak ve bunların çözümüne ilişkin önerilerde bulunmak üzere, il ve ilçelerde insan hakları kurulları kurulmuştur. Kurullar; insan haklarıyla ilgili konularda üniversiteler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve diğer kurumlarla iş birliği yaparak araştırma yapılması, yaptırılması ve rapor hazırlanmasını sağlar. Ayda 1 defa olağan toplanan kurullar, gerekli görülen durumlarda başkanın çağrısı üzerine olağanüstü toplanır. Kurul, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile karar verir. Kurulda alınan kararlar ve yapılan işlemler yazılı olarak başvuru sahibine en geç 30 gün içerisinde bildirilir.

***Kamu denetçiliği kurumu İlk defa isveç kralı XII'nci şarl tarafından 1713'te uygulanmış ve bu kurumun oluşumunda, şarl'ın osmanlı devleti'nde zorunlu ikamet etmek durumunda kaldığı dönemde şeyhülislamlık kurumundan etkilendiği sanılmaktadır. 2012 tarih ve 6328 sayılı kamu denetçiliği kurumu kanunu ile de TBMM başkanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğini haiz, özel bütçeli ve merkezi ankara'da bulunan kamu denetçiliği kurumu kurulmuştur. Yapılacak başvuruya idare tarafından verilecek cevabın tebliği tarihinden, idareye başvuruya 60 gün içinde cevap vermediği takdirde bu sürenin bitmesinden itibaren 6 ay içinde gerçek ve tüzel kişiler tarafından doğrudan veya illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla kuruma ücretsiz ve türkçe dilekçe ile başvurabilir.

***Anayasa mahkemesine bireysel başvuru hakkı Bireysel başvuru hakkı, temel hak ve özgürlükleri kamu gücü tarafından ihlal edilenlerin başvurabilecekleri ikincil ve yardımcı nitelikli bir dava türüdür. Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği ve buna ilişkin kararların kararın kesinleştiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılması gerekir. Kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliği ile karar verilen başvurular hakkında, kabul edilemezlik kararı verilir. Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkca kötüye kullandığının tespit edilmesi halinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin 2.000 türk lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.

***Temel hak ve özgürlüklerin kullanılması sırasında, resmi görevlilerce kişilere verilebilecek zararlar çeşitli hal ve şartlarda ortaya çıkabilir. Bu zararların tazmini için, üçüncü kişiler doğrudan doğruya devlete karşı görevli yargı yerinde dava açmak zorundadırlar. Bu dava, tam yargı davasıdır.

*** Mutlak Eşitlik: Mutlak eşitlikten kastedilen şey, kanunların herkese eşit olarak uygulanmasıdır. Kişilerin kişisel ve özel durumlarına bakılmaz. Kanımızca, Anayasanın 10’uncu maddesinin ilk fıkrasında yer alan “herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” hükmü, bu konularda mutlak eşitliği emretmektedir. Yani, hangi düşüncelerle olursa olsun, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri bakımlardan kişiler arasında ayrım yapılamaz. Örneğin kanımızca, kadınlara milletvekili adaylığı için kota konulması yolundaki düşünceler “mutlak eşitlik” ilkesine aykırıdır. Anayasanın 10’uncu maddesinin ilk fıkrasına göre, cinsiyet, bir “özgül ayrım yasağı ”dır. Cinsiyete dayalı bir ayrım öngören düzenleme, hangi arzu edilen (kadın milletvekili oranını yükseltmek gibi) mülahazayla olursa olsun eşitlik ilkesine aykırı olur. Çünkü, “cinsiyet” bir mutlak eşitlik sebebidir. Keza 10’uncu maddenin ikinci fıkrasında yer alan “hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz” hükmü de böyle bir “mutlak eşitlik” hükmüdür.

***Nispî Eşitlik: Nispî eşitlikten kastedilen şey ise, aynı durumda bulunan kişilerin aynı işleme tâbi tutulmasıdır. Bu şu anlama gelir ki, farklı durumlarda bulunan kişiler, farklı işlemlere tâbi tutulabilirler. Diğer bir ifadeyle, nispî eşitlik anlayışına göre, eşit olmayanlara farklı kuralların uygulanması eşitlik ilkesine aykırı değildir. Bu ilkeye göre, kişinin hakları ve ödevleri, yetkileri ve sorumlulukları, durumunu, niteliğine yaptığı işe göre değişebilecektir.

***Ötenazi ( ölme hakkı) İyileşmesi kabil olmayan ve ileri derecede ıstırap verici ölümcül bir hastalığın yarattığı acılara son vermek için uygulanan yöntemlerin tümünü kapsayan bir kavramdır.

***Birinci Kuşak Haklar (Klasik Haklar)

Klasik haklar olarak da adlandırılan birinci kuşak hakların özelliği, bireyi korumaya yönelik (negatif statü hakları) haklar olmasıdır. Devleti sınırlandıran bu haklar, kişiye devletin, toplumun ve üçüncü kişilerin dokunamayacağı özel, bağımsız bir eylem alanı sağlar. Devlet, kişinin bu özel alanına giremez. Kişi bu alanda dilediğini yapar. Özgürlüğün içeriği, onu kullanan kişinin isteğine göre belirlenir. Ama bu, devletin bu alanda düzenleme yapamaması anlamına gelmez. Devlet, düzenleme yaparak özgürlüklerin kullanılmasını kolaylaştırır, ama sınırlandıramaz. Geleneksel haklar, iktidarın/devletin yetkilerinin sınırlandırılmasını amaçlar. Birinci kuşak haklar İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 3-21. maddeleri arasında başlıca şöyle sıralanmıştır: Yaşama ve özgürlük hakkı, Kölelik yasağı, İşkence yasağı, Kişi olarak tanınma hakkı, Hukuk önünde eşitlik, Etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkı, Keyfi tutma yasağı, Adil yargılanma hakkı, Mahremiyet hakkı, Seyahat özgürlüğü, Sığınma hakkı, Vatandaşlık hakkı, Evlenme ve ailenin korunması hakkı, Mülkiyet hakkı, Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü, İfade özgürlüğü, Toplanma ve örgütlenme hakkı, Katılma hakkı.

***İkinci Kuşak Haklar (Sosyal Haklar)

Ekonomik, Sosyal ve Kültürel haklar olarak da nitelendirilen ikinci kuşak hakların doğuşunun temelinde, sanayi devrimi; bu ekonomik ve sosyal dönüşümün yarattığı ve derinleştirdiği sosyal sınıflar arasındaki sosyal eşitsizlikler ve işçi sınıfının bu eşitsizliklere gösterdiği tepki ve eylemler vardır. 19. yüzyılda, eşitlik ve özgürlük herkese tanınmıştı ama herkes özgürlüklerden yararlanamıyordu. Bireylerin eşitlik ve özgürlüğü, soyut ve kuramsaldı. Buradan hareketle ortaya çıkan sosyal hakların uluslararası düzeyde tanındığı ilk belge İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’dir. İkinci kuşak haklar, başlıca şöyle sıralanabilir:Sosyal güvenlik hakkıÇalışma, adil gelir ve sendika kurma hakkı. Dinlenme hakkı, Eğitim hakkı, Kültürel yaşama katılma hakkı, Sağlık, beslenme ve konut hakkı, Grev ve toplu sözleşme hakkı.

***Düşünce ve kanaat hürriyeti Düşünce ( ifade ) hürriyeti teorik olarak, düşüncelere ve bilgilere ulaşma , ( haber alma, bilgi edinme ) düşüncelerinden ötürü kınanmama ( kanaat hürriyeti ) ve düşüncelerini açıklama, yayma ve başkalarına aşılama ( ifade hürriyeti ) gibi 3 temel ögeden oluşur.

***Açık yargılama hakkı Açık yargılama, yargılamaya katılması zorunlu olan kişilerin dışında kalanların yargılamaya katılma imkanına sahip olmaları anlamına gelir.

***Temyiz hakkı Suç işlemekten mahkum olan herkes, kararın daha yüksek bir yargı yeri tarafından denetlenmesini isteme hakkına sahiptir.

***Özel teşebbüs hürriyeti Her gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin tercih ettiği alanda, iktisadi-ticari faaliyette bulunmak üzere kurulabilmesini, dilediği mesleki faaliyete girebilmesini ve faaliyeti ile mesleğini devletin veya üçüncü kişilerin müdahalesi olmaksızın dilediği biçimde yürütebilmesini ifade etmektedir.

***Siyasi haklar ve ödevler Türk vatandaşlığı, Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları, Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma, Siyasi partilerin uyacakları esaslar, Kamu hizmetlerine girme hakkı, Vatan hizmeti, Vergi ödevi, Dilekçe hakkı.

***Seçme, Seçilme Ve Siyasi Faaliyette Bulunma Hakları:

Seçimlerin Serbestliği:Bu ilke vatandaşların hiçbir baskı ve zorlama olmadan oy kullanabilmelerini ifade eder. Ama anayasamız ‘’mecburi’’ oy sistemini kabul etmiştir.

Genel Oy İlkesi: Maddi ve cinsiyet gibi farklılıklarına bakılmaksızın tüm vatandaşların oy hakkına sahip olmasını ifade eder.

Eşit Oy İlkesi:Her seçmenin bir tek oya sahip olmasıdır.

Tek Dereceli Seçim İlkesi:Tek dereceli seçim,seçmenlerin temsilcileri aracısız yani doğrudan seçmesidir.

Gizli Oy İlkesi: Oyun gizli olarak verilmesi, kullanılmasıdır.

Açık Sayım ve Döküm İlkesi: Oyların sayımının açık olarak yapılmasıdır.

***Türkiye'de zorunlu oy ilk kez 1982 anayasasının halkoylamasında uygulanmıştır.

***Vatandaşlık hakkı 6 kasım 1997'de strasbourg'da imzaya açılmış ve 1 mart 2000'de yürürlüğe girmiş olan, ancak henüz türkiye tarafından imzalanmamış bulunan avrupa vatandaşlık sözleşmesinde vatandaşlık, kişi ile devlet arasında bir bağ olup, kişinin etnik kökenini göstermediği ifade edilmektedir.

***Seçişme hakkı Her türk vatandaşı, 2839 sayılı milletvekili seçimi kanunu'nun 11'inci maddesinde belirtilen sakıncaları taşımaması ve 25 yaşını doldurması şartıyla yerel yönetim karar organlarına ( belediye başkanlığına, il genel ve belediye meclisi üyeliğine ) seçilebilir.