Final Din ve Toplum Final Ders Özeti

admin

Administrator
Yönetici
Admin
4 Eyl 2018
371
82
28
#1
Ünite 5 DİN VE TOPLUM

Din, sosyologların ilgisine konu olan (insan ilişkileri – insan tutum ve davranışları – toplumsal hayatı)

Otto: ‘’din kutsalın tecrübesidir’’.

Durkheim ‘’Kutsal ve Din dışı’’ : Kutsal şeyler, dini yasaklarla korunan şeylerdir. Din dışı şeyler ise bu yasakların hedef aldığı ve kutsal olandan ayrı tutulması gereken şeylerdir.

Tönnies: Cemaat kavramı: Cemaat terkedilmiş bir sosyal yapıdır. Cemaatin yerini Cemiyet almıştır. Cemaat birincil ve duygusal ilişkilerin dünyasına ait. Cemiyet parçalanmış, bireyselleşmiş ilişkilerin dünyasını yansıtmaktadır.

Cemaat: gündelik dilde ‘’insan topluluğu’’ anlamındadır. Din dilindeki kullanımı ‘’müslümanların din kardeşliği’’

Ümmet: Arapçada ‘’topluluk’’ anlamında. İslam’da ‘’inancın ve Hz. Muhammed’e bağlılığın geniş katılımlı bir grup.’’ Millet kavramıyla yer yer benzer anlamlarda kullanılır. Ümm kökünden gelir.

Millet: Arapçada ‘’topluluk’’ anlamında. Kur’an’da Hz. İbrahim ve diğer ilk peygamberlerin yaydıkları dine, bu dinin gerçek mensupları sayılan Müslümanlara verilen ad.

Millet kavramı gerçekte (din, şeriat, dinde gidilen yol, tarikat, sünnet, yol) anlamlarına gelir.

Kilise: Hristiyanların kutsal tapınağı. Hristiyanlıktaki çeşitli akımları, mezhep ve diğer dini hareketleri ifade eder.

Kilise: (birini dışarıya çağırmak – toplantıya davet etmek – toplamak)

Katedral: Hristiyanlıkta piskoposun resmi tahtı.

Papa: Katolik Kilisesi’nin en yüksel ruhbani lideri ve Roma piskoposudur.

Sinagog: Yahudi dini inanış ve anlayış. Toplantı ve eğitim amaçlı olarak kullanılan toplu ibadet yeridir.

Mezhepler; Ortodoks: ilgili dinin ana gövdesini oluşturur. Heterodoksi: bu gövdeden ayrılmış yorumlar.
· Mezhep: İslam geleneğinde farklı fıkıh sistemleri Fırka: Siyasal ve itikadi sistemler.

Tarikat: İslam kültüründe tasavvufi anlamında kullanılır. Tanrının doğrudan bilgisine götürdüğüne inanılan manevi bir

yol olarak görülmektedir. Tasavvuf edebiyatında: zühd – tasavvuf – tarikat.

Meşrep: Kişinin hangi dini inanç, mezhep ya da tarikat içinde olursa olsun değişmeyen özelliklerini vurgulamak.

Tasavvuf: İslam’ın mistik boyutunu belirtmektedir. ‘’İçsel arınma, temizliğe önem vererek hakikati kavramaya ve kurtuluşa erişmeye çalışan, Allah-insan ilişkisinde mistik yaklaşımları ön plana çıkaran bir düşünce.’’

Kelam: İslam’da inanç esasları etrafında ortaya çıkan tartışmaları disipline eden bir ilim dalıdır.

Fıkıh: İbadet ve hukuk alanına ilişkin bilgilerin üretildiği bir disiplin. (bir şeyi bilmek, iyi ve tam anlamak) Fıkıh 2 temel kaynağı = Kur’an ve Sünnettir.

Fıkıh 7 ana dalda;

1)İbadet: Temizlik, namaz, oruç, hac, zekat ve kurban gibi ibadetlere ilişkin sorunlar.

2)Muamelat: Alışveriş, ortaklıklar, borçlar, mülkiyet ve miras gibi konular.

3)Ahvali şahsiye: Evlenme, boşanma gibi kişi ve aile haklarıyla ilgili sorunlar.

4)Siyaset-i Şer’iyye: Kamu hukuku, özellikle anayasa ve idare hukuku başta olmak üzere devlet kişi ilişkileri,

5)Ukubat: Cezayı gerektiren suçlar ve toplumsal düzeni sağlayıcı yargılar.

6)Siyer: Devletlerarası ilişkiler, İslam devletinin diğer devletlerle olan ilişkilerinin düzenlenmesi.

7)Adab: Ahlak ve görgü kuralları.

Cami Müslümanların ibadet mahallerine toplu olarak verilen addır. Müslümanlar ibadetlerini temiz olmak koşuluyla her yerde yapabilir. Cami daha çok Türkiye Müslümanlarının kullandığı bir kavramdır. İslam dünyasında Mescittir.

Tekke: Cemaat etkinliklerinin gerçekleştiği mekanlar.

Zaviye: Çok küçük yerleşim alanlarında ve yol üzerinde bulunur. Gezginler için konaklama yeri ve tarikat etkinlik mekanı olarak kullanılırdı. Anadolu ve Balkanların fethinde, Bu bölgelerin Müslümanlaşmasında önemli roller üstlenmiş

Dergah: Sadece tasavvuf eğitiminin yapıldığı mekanlar değil, gerektiğinde aşevi, han, kervansaray gibi işlevler üstlenmiş

Tekke ve Dergahların özellikleri;

-İslam geleneğinde derinlikli dini tecrübe kazanılan mekanlar. –İslamın yayılmasında önemli katkılar. -Müslüman kültürüne pek çok sanatkar kazandırmış. –Tasavvufi kurumlardır.

Cemevi: Alevi inanç dünyası içinde yapılandırılmış.

İmam: ‘’cemaatle kılınan namaza önderlik eden kimse’’ ve ‘’devlet başkanı’’.

Şeyh: tarikat yolunun en yüce mertebesi, Allah’a davet konusunda peygamber vekilliğinin en üstün derecesi.

Seyyid: Hz. Muhammedin soyundan gelenler. Aile üyelerinden oluşan ehli beyt sevgi ve saygı içinde değerlendirilir.

Diyanet İşleri Başkanlığı: İslam dinin inançları, ibadet ve ahlak ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu

aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli kurum. Misyonu: İslam’ın genel geçer sınırlarının taciz edilmesini, çiğnenmesini önlemek, toplumu din konusunda doğru bilgilendirerek aydınlatmaktır.

Ünite 6 DİN VE TOPLUM

Toplumsal Yapı: Toplumun temeli kabul edilen bireyin toplumsal faaliyetlerine şekil veren, toplumsal düzenlemeler.

Toplumsal Değişim: Toplumsal yapının zaman içinde geçirdiği dönüşümler.

Toplumsal Tabakalaşma: Toplumsal yapı içindeki eşitsiz ilişkileri inceler. İlk inceleyen ‘’Karl Marx ve Marx Weber’’

Karl Marx: ‘’Çatışmacı toplumsal tabakalaşma’’ toplumsal yapıyı; üretim ve mübadele ilişkileri olarak çözümler.

Feodalizm: Üretim ilişkilerinin tarıma dayalı olduğu ve köylünün imtiyazlıların topraklarını işleyerek geçimlerini sağladığı, toplumsal yapının da bu üretim ilişkisine göre belirlendiği.

Kapitalist: Üretim araçlarının belirli zümrelerin elinde olduğu, üretim araçlarına sahip olmayanların da emeklerini kullanarak geçimlerini sağladığı sanayileşmiş bir toplumsal yapı.

Max Weber: Toplumsal yapıda ‘’eşitsizlik’’ temelinde oluşan; ‘’sınıflar’’.

Toplumsal Tabakalaşmayı ve toplum içindeki eşitsizlikleri çözümlerken;

1)Sınıf hakimiyeti: Sınıf temelli ve ekonomik temelli eşitsizlikler, iktidar ve hakimiyet ilişkilerinin maddi kaynakların eşitsiz dağıtımı.

2)Toplumsal iktidar: Kişinin toplumsal konumundan kaynaklanan eşitsizlikler. Sosyal statü ve saygınlık.

3)Siyasal hakimiyet: Yasal iktidarı elinde bulunduranların veya onları etkileme gücü olanların oluşturduğu.

Toplumsal Tabakalaşmayı belirleyen gruplar

Sınıf: Ekonomik temelli gruplaşmalar, kişinin gelir elde etmek için sahip olduğu mal ve hizmetlerden toplum içindeki yararlanma derecesini belirler.

Statü:
Kişinin toplum içindeki saygınlık derecesini sağlar.

Parti:
Ekonomik yada statü dışı nedenlerle biraraya gelerek oluşturdukları siyasal örgütlenme.

Saygınlık anlayışları;
ekonomik gelir grupları – dini grup veya cemaatler – kişinin meslek grubu

Durkheim: ‘’toplumsal iş bölümü’’ Toplumsal yapının iki türü: Mekanik dayanışma – Organik dayanışma

1)Mekanik dayanışma: siyasal örgütlenmesi gevşek gelişmiş, akrabalık ilişkilerinde olduğu gibi kendiliğinden oluştuğu.

2)Organik dayanışma: toplumsal iş bölümü, toplumsal dengenin sağlanması için elzem bir hale gelir.

Anomi: Normsuzluk durumu. Toplumun problemlerini aşamadığı.

Hintlilerin ‘’Kast Sistemini’’ ifade etmek için ‘’varna’’ ve ‘’jati’’.

Varna: Kast sistemini oluşturan dört büyük tabakanın her birisine verilen genel ad.

Brahmanlar: entelektüel tabaka. Bilginler ve rahiplerden oluşur.

Kişatriyalar:
prens, prenses ve soylu savaşçılardan oluşur. Üst düzey memurlar. Toplumun politik katmanı.

Vaişyalar:
Tüccarlar, iş adamları, toprak sahibi çiftçilerden oluşur.

Sudralar:
İşçiler ve köleler. Herhangi mesleği olmayan hünersiz kişiler.

Jati:
Her bir tabakadaki alt katmanları ifade etmek için kullanılır.

Varna’lar ve Jati’ler arasındaki ilişkiyi kategorize etmek için;

Kirlilik: kişinin kastına uygun davranmamasından doğar.

Mesafe: Varna’lar ve Jati’ler arasında fiziki bir mesafe oluşmuştur.

Ör\ Tarım ‘’varna’’lar tarafından yapılacak işler arasında sayılsa da hayvancılık ‘’kirlilik’’ çerçevesinde gerçekleşir.

Hollanda ‘’Sütunlaşma’’ çeşitli hayat tarzlarının ve inançların birlikte yaşamasına dayalı. ‘’birlikte ama temas etmeden yaşama.’’

Sütunlaşma: Protestanlar Katolikler Liberaller Sosyalistler ve sosyal demokratlar.

Orta Avrupa ve etrafında yaşayan Yahudilere: Eşkanazi - İspanya ve etrafında yaşayan Yahudilere: Sefarad Yahudileri ‘’ladino’’.

Ortodoks Yahudiler: Modern Ortodokslar – Harediler.

Katolik Kilisesi; Petrus ‘un kilisesinin bir davamı sayar. Teslis inancına sadıktırlar. Hz. İsa hem tanrı hem de insan kabul eder. Başı Papa’dır ve yanılmaz kabul edilir.

Ortodoks Kilisesi; Katolik kilisesinden Kutsal Ruh’un karakteri nedeniyle ayrılır. Kilisenin merkezi, İstanbul Fener Patrikhanesidir. Başı başpiskopos statüsündendir, yanılabilir ve ruhani bir statüdedir.

Protestan Kilisesi; Reform kilisesidir. Ruhani bir özelliği yoktur. Merkezileşmiş bir yapısı yoktur.

Anglikan Kilisesi; başı İngiltere Kraliçesi ve devlet kilisesidir.

İslam’da 3 farklı mezhep;

Şia: siyasi neden. Hilafetin Hz. Ali’ye verilmesi gerekirken kendinden önceki üç halifeye verildiğini iddia ederek ilk üç halifeyi kabul etmezler.

Sünniler: Hz. Ali’nin imamete uygunluğunu tartışma bile yapmazlarken ilk üç halifenin meşruluğunu kabul ederler.

Fıhki mezhepler: ibadete dayalı farklılaşmalardan doğar. Ehli Sünnet kategorisi altında yer alan; Hanefilik, Şafilik, Malikilik, Hanbelilik, Cefarilik.

Ünite 7 DİN VE TOPLUM

Toplumlar tarafından meydana getirilen dinler: Natürizm, Animizm, Hinduizm vb.

Modern Kültür: Batı’da 16.yy’da Rönesans düşüncesiyle başlayan, 17.yy’da Kartezyen Felsefesi ile gelişen, 18.yy Aydınlanma ve 19.yy pozitivizm anlayışıyla doruk noktasına ulaşan kültür.

Modern Din: Kamusal alandan özel alana çekilmiş, kurumsal yapılardan vazgeçilmesi istenen bir din anlayışıdır. Mümkün olduğunca başkalarıyla paylaşım alanları azaltılmış kişisel bir insan-Tanrı ilişkisi sistemidir.

Fundamentalizm:(köktencilik) ABD de 19.yy sonralarında modern kültüre karşı bir Protestan hareket olarak doğmuştu. Daha sonra Katoliklerde katıldı ve bir çığ gibi büyüdü. 1920 li yılların sonlarında Uluslararası Fundamentalizm kongreleri düzenlendi. Günümüzde de etkin bir şekilde devam etmekte.

Dinin modern kültüre göre yorumlanmasına karşı çıkmak. – Devlet gibi bir siyasal talepte bulunmamak.

Dini cemaatler halinde yaşamak. – Dinin günün koşullarına uygun hale getirilmesini kabul etmemek.

Din-gelenek ilişkisi: Din-gelenek ilişkisi karşılıklıdır. Gelenek varlığını sürdürebilmesi için dinin kutsayıcılığına dayanır. Din de sürekliliğini sağlamada gelenekten yararlanır.

Nasr ve Guenon: (Gelenekçi) Din geleneğe dayanır. – Schuon: (Dinci) Gelenek dinden doğar.

Geleneksel Din: dinin modern kültür ortamlarında yorumlanmasıyla ortaya çıkan anlayışın karşısına dikilen bir din olgusudur.

Modern İslam: Batı dünyasında kamusaldan özel alana çekilmiş, Müslümanların geri kalmışlığını da gidermek üzere Batı kültürüne göre yorumlanmış islam anlayışı.
Geleneksel İslam: İslam dünyasında modern yorumun hatalarına karşı çıkma ve tarihsel birikimi sahiplenme.

Selefi İslam: ‘’öncekilerin yolunu izlemek’’ bu öncekiler tarihsel birikimi atlayarak dini ilk uygulamalardan alıp getirmek.

Modern Toplum: yatay ve dikey hareketlilik, oturma ve çalışma yerlerinin ayrılması, kentleşme, sosyalleşme…

‘’dini cemaatler’’: eğitim kurumları, sağlık ocakları, basın-yayın organları gibi birçok kuruluşa sahiptirler.

Klasik Sekülerizm: günümüz toplumlarında din kaçınılmaz olarak dünyevileşmekte, zayıflamaktadır.

Sekülerizm(dünyevileşme): başlangıçta bir kutsallık içinde bulunan pek çok şey zamanla bu kutsallığından arınarak süküler olur.

Katolik mezhebine göre insanlar 2’ye ayrılır;

Müminler: Hristiyanlığa inanan herkes -

Paganlar: Hristiyanlığa inanmayan. Diğer tüm insanlar Pagandı yani müşrikti.

Müminler; Klerje: Din adamı ruhban.

Laikler: Rahip olmayan Hristiyan.

Klerje; Regülier: bütün işi düzenli bir biçimde din hizmetleri olan din adamı. Kendisi geçimini sağlamak için ticaret ve tarımla uğraşmaz, özelliklede evlenmezdi.

Seküler: dükkanını çalıştırır. Bağ ve bahçesiyle ilgilenirdi. Evlenir ve eş-çocuk sahibi olurdu.

Sekülerizmi sosyal bilimlerde kuramlaştıran Durkheim – Weber.

Weber; Kapitalizm, Protestanlık adlı yeni bir dini yorumun sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Sakramentalizm: (kutsallaştırmacılık) tarih boyunca dinlerle ilgili önemli sorunlardan birisidir. Uyumsuzluk hallerinde ise cezai yaptırımlarla korunan. Aşkın fakat kuralsal bir olgudur. Kutsal olmayan bir şeyin ondan bir pay aldırarak kutsanması işidir.

Durkheim: Sosyolojide ‘’kutsal’’ üzerine en çok duran düşünürlerden.

· Sekülerizm en iyi temsil eden: Weber - Sekülerizm denince ilk akla gelen: Berger


Ünite 8 DİN VE TOPLUM

Geleneksel toplumdan Modern topluma geçişteki değişimler



Tönnies: ‘’cemaat toplumları’’‘’cemiyet toplumları’’



Geleneksel toplum(Gesellschaft): yüz yüze birincil ilişkiler belirleyicidir. Cemaat toplumudur. Din cemaat yapısına dinsel bir içerik kazandırarak onu kutsallaştırır. İnsanların toplumla ilişkileri kendine özgü bir kozmolojinin içinde metafizik bir anlam kazanır.



Modern toplum(Gesellschaft): birincil ilişkiler yerini ikincil ilişkilere bırakmış, cemaat çözülmüş.



Karl Marx: Bu değişimi, feodal toplum yapısından kapitalist toplum yapısına geçiş olarak almıştır.



Feodal toplum: geleneklerin ağır olarak yaşandığı bir toplumdur.



Kapitalist toplum: sürekli ve köklü değişimlerin yaşandığı bir dünya.



‘’katı olan her şey buharlaşır’’ kapitalist dünyanın eskiye ait bütün kurum ve alışkanlıkları yok ettiği, buharlaştırdığı.



Weber: Moderniteyi kapitalizmin baskısı altında şekillenen bir kültür.



Geleneğin dünyası büyünün hakim olduğu, dünya dışı bir faktörle açıklandığı bir alemdir.



Modernlik, her şeyin görünür nedenlere bağlanmaya çalıştığı bir rasyonelleşme. ‘’Dünyanın büyübozumu’’ Rasyonel modern dünyaya, zihniyet dönüşümüne işaret eder.





Turner: (eleştirel yaklaşmış) geleneksel dünyanın kırsal dünya ile alakalı olduğunu eleştirmiş, onaylamamış.



Modern dünya: kent ortamında dindarlık çok daha büyük bir yaygınlık ve kurumsallık kazanmıştır.



Dinsel inanca asıl tehdit: Gündelik yaşamın metalaşması.



‘’Gündelik yaşamdaki dönüşümler tarafından kemirildiği zaman insanlar tanrıya inanmaktan vazgeçerler.’’



Yaşadığımız dünyada bir sorun haline gelen dinsel fundamentalizm küreselleşmeye, çok kültürcülüğe ve postmodern çoğulculuğa karşı bir tepki.



Luckman: Avrupa’nın gerçek anlamda Hristiyanlaşması, Sekülerleşmenin hakim olduğu çağdaş zamanlarda olmuştur.



Türkiye’de: Kırdan kente göç olgusu, dindarlığın gelişimine çok özel bir katkıda bulunuyor. Kent hayatına ayak uydururken dinin sağladığı anlam dünyası, cemaat dayanışması çok büyük önem taşır.



Nietzsche: ‘’Tanrının ölümünü ilan edişi’’ hiçbir şeyin anlamının olmadığı ve dine inanmanın hiçbir makul gerekçesinin kalmadığı bir nihilist durum.



Kepel: ‘’Tanrının ölümü’’ ile nitelenmiş olan modernleşme çağına karşılık dinin ölmeyişi, yükselişi ‘’Tanrı’nın intikamı’’





Küreselleşme: Ulus-devlet ideolojisinin baskısından bir nebze kurtulmuş olmanın rahatlığıyla dini söylem ve kimlik hızlı bir gelişme kaydedebiliyor.



Dinsel çoğulculuk durumunu ortaya çıkardı. Dinsel rekabeti tetikleyerek dinlerin daha fazla gündemde kalmasını sağladı.



Durkheim: Şehirleşme sürecindeki gözlemlerine ‘’Anomie’’



Bordieu: Düzenli gündelik hayat pratikleri, alışkanlıkları ‘’Habitus’’



Ekümenizm: Dinlerin kendi aralarındaki ulusal dağınıklıklarını aşarak bir birlik oluşturması.



Lyotard: Postmodernizmi tasvir etmek için ‘’meta-anlatıların sonuna’’ gelmiş olduğumuz. Aydınlanma; metafizik, büyüsel anlatıları yok etmiştir.



Daniel Bell: ‘’ideolojilerin sonu’’



Postmodernist düşünürlerin çoğu Fransız düşünce çerçevesinde yetişmiş. Fransız sömürgesi altında gençliklerini ve çocukluklarını Cezayir’de geçirmiştir. Postmodern dünyada din daha etkili.



Amerika ve İngiltere gibi ülkerlerde dine özgürlük alanı tanınmış ve dinin toplumsal birleştirici, sakinleştirici, suçtan uzaklaştırıcı yönü dolayısıyla mutlu bir topluma ulaşma açısından desteklenmiştir. ABD’de sivil din üretme çabalarının tipik örneklerini oluşturmuştur.



Sivil Din: siyasetin hizmetinde, siyasetin toplumsal huzuru ve güveni sağlamak üzere araçsallaştırdığı bir din biçimi. İlk bahseden ‘’Rousseau’’
 
Beğeniler: Ebru kan dertli