Vize Adalet Meslek Etiği 3. Ünite Özeti

6 Eki 2018
246
45
18
#1
KAMU ETİĞİ VE İNSAN HAKLARI
İnsan hakları, kamu etiğinin çerçevesini oluşturur.
İnsan haklarının samimi kabul edilmesi, etik gerekçelendirmeyle mümkündür.
Toplumun, bütün üyeleri, insan hakları düşüncesinin ahlaki taleplerinin muhattabıdır.
İnsan haklarının dayanağı, çıkış noktası, sebebi, insan onurunun gereği olmasıdır.
İnsan haklarını tanımış ve koruma altına almış olmak, bir devletin veya hukuk sisteminin ahlaken meşru sayılabilmesinin de asgari koşuludur.

İnsan haklarının temel özellikleri
Evrensellik:
insan haklarının evrensel olması, bir kişinin insan haklarından yararlanabilmesi için zaman ve mekan (coğrafya ) sınırı veya koşulu aranamayacağı anlamına gelir. Farklı kültürler insan haklarının yorumlanmasında ve detaylandırılmasında farklılık gösterebilir, ancak özü ve ana yapısı itibariyle insan hakları evrenseldir.
Doğuştanlık: insanlar, insan haklarına doğuştan sahiptir. İnsan haklarının kazanılması, toplumsal örgütlenme biçimlerinin veya devletin tanımasına bağlı değildir.
Mutlaklık: herhangi bir kayda ve şarta bağlanamamak anlamına gelir. İnsan hakları yukarda değindiğimiz gibi ırk, din, dil vb. gibi şartlara bağlanamayacağı. İyi insan olmaya, hak etmeye vs. de bağlanamaz. Bu mutlaklığın anlamı, herkesin her insan hakkını sınırsız kullanabilmesi değildir.
Vazgeçilemezlik: insan haklarının doğuştan kabul edilmiş olması bu haktan vazgeçilemeyeceği anlamına gelir. Ama rızası ile özgürlüğünü bir başkasına verip köle olmak isteyen kişi için yapacak bir şey yoktur ama böyle bir kişiyi bile köle olarak kullanmak insan hakkı ihlalidir.

Kamu etiği ve insan hakları
Yaşam hakkının, kişi özgürlüğünün, düşünce ve ifade özgürlüğünün en büyük tehdidi DEVLETtir.


Adil yargılanma hakkı
Uluslararası belgelerde adil yargılanma hakkı.
1948 tarihli BM insan hakları evrensel beyannamesinin ‘’ adil yargılanma hakkı ‘’ başlıklı 10. maddesine göre, herkes hakları ve yükümlülükleri ile hakkındaki bir suç isnadının karara bağlanmasında bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından adil ve aleni olarak tam bir eşitlikle yargılanma hakkına sahiptir.
1966 ve 1976 tarihli BM kişisel ve siyasal haklar uluslararası sözleşmesinin yine ‘’ adil yargılanma hakkı ‘’ başlıklı
14. maddesi biraz daha ayrıntılıdır. Maddenin ilk üç fıkrası şöyledir:
1) Herkes mahkemeler ve yargı önünde eşittir.


2) Hukuka göre suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masum sayılma hakkına sahiptir.
3) Hakkında bir suç isnadı bulunan bir kimsenin bu isnadın karara bağlanmasında tam bir eşitlik içinde şu haklara sahiptir.
a) Suçlandığı konuyla ilgili tüm açıklamaları o kişiye açık bir şekilde anlatma
b) Savunmasını hazırlamak için yeterli zamana ve kolaylıklara sahip olma kendi sectiği avukat ile görüşme
c) Sebebsiz yere geçikmeden yargılanma
d) Duruşmaya avukatı gelmemesi halinde sahip olduğu hakları belirtme yeni avukatlar sunma parası yoksa ücretsiz avukat temin etme.
e) Lehindeki tanıklarla, Aleyhindeki tanıkların aynı koşullarda sorguya çekilmelerini sağlama.
f) Mahkemede konuşulan dili anlamıyor ve konuşamıyorsa ücretsiz bir tercümandan yararlanma.
g) Kendisini suçlandırıcı tanıklık yapmaya veya bir suçu itirafa zorlamama.

Mahkemede yargılanma hakkı
Mahkemeye başvurma hakkı: B
u hak mahkemeye ulaşma, adalete ulaşma veya adaletten yararlanma hakkı, olarak ta kabul edilir. Mahkemeye başvuru hakkı sınırsız değildir.
Yasayla kurulmuş mahkeme: Demokratik bir sistemde yargı teşkilatı yürütmeye bağlı değildir. Yargıyla ilgili kurucun düzenlemeler yasalarla, meclis tarafından yapılır. Bu konuda ’doğal hakim ilkesi‘ geçerlidir. Bu ilkeye göre hiç kimse hukuken belirlenmiş yargı yerleri dışında yargılanamaz. Olaya ve kişiye özgü olağan üstü mahkemeler kurulamaz.